Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1240 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

ÜÇ YÜZ OTUZ ÜÇ SENDROMU

Sevgili gençler, uzun zamandır yazmak istediÄŸimiz bir konuyu iÅŸlemek istiyoruz bu yazımızda. Aslında önceden de deÄŸinmiÅŸtik bir miktar. Nedir bu “üç yüz otuz üç sendromu” dediÄŸinizi iÅŸitir gibi oluyoruz. Efendim, son zamanlarda zarafet ve asâlet modası aldı başını gidiyor. Bu konuda okullar, seminerler, eÄŸitimler devrede. Özellikle hanımefendilere bu baÅŸlıkların ana hatları ve ayrıntıları öğretiliyor. Pek çok “ince ruhlu” beyefendi de nasipleniyorlar.

Otururken hangi bacağınızı üste atacaksanız o taraf kalçasının hafifçe yukarı çevrilmesi, mini etekle nasıl oturulup kalkılacağı, yırtmaçlı eteÄŸin bayağılığa kaçmadan nasıl baÅŸtan çıkarıcı “frikiklerle” kullanılacağı gibi konular iÅŸleniyor. Göğüsleri dik tutacak ÅŸekilde dik oturmak, boynu çevirirken kuÄŸu zarafetiyle yapmak çok önemli. Hanım kızlarımıza biraz buÄŸulu ama fazla zekice bakmamayı da öğretiyorlar; çünkü erkek kısmı fazla zeki kadını sevmez(miÅŸ). Yâni, koketliÄŸin ve sofistike baÅŸtan çıkarıcılığın incelikleri anlatılıyor.

Bu “gustonun” en önemli sacayaklarından biri de dudakları mümkün olduÄŸunca öpüşmeye hazırmışçasına ve parlak hâlde tutmak. İşte, bunun en kolay yollarından biri de sürekli olarak “üç yüz otuz üç” diye sessizce söyleyerek dudakları böyle durma konusunda eÄŸitmek, ÅŸartlamak; parlatıcı hâttâ dudağı yakarak dolgunlaÅŸtıran rujlar ve arada bir yalanmalar da pek mühim tabiatıyla…

Buraya kadar her ÅŸey tamam ve güzel; zâten bütün Lady School’larda da benzeri eÄŸitimler bütün ayrıntılarına kadar verilir. “Lady” yâni “hâzâ hanımefendi” olan kiÅŸi meselâ bir kumaşın kalitesini “yerinden” (dokunup elleyerek) tanımayı, hangi yemekle hangi içkinin içileceÄŸini, sofra âdâbını vs. çoook çok iyi bilecektir. Yoksa olmaz!

İyi de, son senelerde artan bir ivmeyle gencecik kızlarımızın dudaklarına silikon taktırdıklarını görmekteyiz. Yâni otomatikman “üç yüz otuz üç” hâlinde dolaşıyorlar sokaklarda, “in mekânlarda“. Kıyâfetlerinin de hepsi aynı tornadan çıkma. O sırada moda olan neyse herkes onu giymekte. O derece ki, hâlen ikamet ettiÄŸimiz NiÅŸantaşı Abdi İpekçi Caddesi’ne 3. kattaki evimizin penceresinden baktığımızda sanki androidler ordusu görmekteyiz. Hani boy, kilo ve renk farkı da olmasa, robot sanacaksınız. Gerçi bâzıları iÅŸi iyice abartıp adalelerini ameliyatla aldırıp inceliyor, her bir yerlerine botoks yaptırarak “palyaço duygulanımı” ile dolaşınca acayip benzeÅŸiyorlar.

Yapmayın, etmeyin gençler. Tabii ki şekil bozukluğu varsa düzeltilir, belli bir yaştan sonra kırışıklıklar ve sarkmalar için bâzı müdahaleler yaptırılabilir. Bilhassa şov ve eğlence dünyasındaki insanlar âdeta buna mecbur ve mahkûmdurlar. Ama daha 18’inde, 15’inde hâttâ 35’indeki gencecik insanlara ne oluyor? Farkında değiller mi ki yaş ilerledikçe o dudak silikonları fena hâlde sırıtıyor, hâttâ çirkin ve itici duruyorlar? Maâlesef değiller, olsalar yaptırmazlardı.

Haydi, bu yazı bir ikaz olsun, etrafınıza da okutun.

Güzel ve çekici olmak için biraz “üç yüz otuz üç” ÅŸeklinde durmak ve konuÅŸmak, kalçayı ustalıkla kullanmak yeter. Moda, neticede, modacıların para kazanmak için gazladıkları yeni tarzlardır. İllâ ki her ÅŸeye sazanlamanın, atlamanın âlemi yok.

Ne olur “kendiniz” olun, yakışanı seçin. Sürünün içinde dursanız bile birey olarak farklılığınızı fark ettirin. İşte, o zaman kendinizi daha da çok seversiniz.

   Sâhicilik, sevgi ve saygı dolu günlere…

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat
Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word