Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 20079 defa okundu.
Bu yazi bugun 14 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

PSİKOLOGLA PSİKİYATR FARKI

Gerek gençlerimizin gerekse âilelerinin arada derede kaldıkları ve bir sorunları olduğunda nereye müracaat edecekleri hususunda kafalarının karıştığı bir karmaşaya anlaşılır cevap getirelim istedik bu sayımızda. Televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde, velhâsıl bütün medyada insanların ruh sağlığıyla ilgili beyanlar veriliyor, tavsiyelerde bulunuluyor, programlar yapılıyor. Bu işlerle meşgûl olanları şöyle bir sıralayabiliriz:

1. Psikiyatrlar
2. Psikologlar
3. Pedagoglar
4. Özel danışmanlar
5. Sosyal Hizmet Uzmanları
6. “Yaşam Koçları”
7. Medyumlar
8. Astrologlar
9. Mânevi şifâcılar, biyo-enerjiciler
10. Falcılar, büyücüler, cin çıkarıcılar, üfürükçü hocalar…

Bunlardan ilk beş tânesi bilimsel ve ahlâklı çalışmak şartıyla, doğru olan adresler ve meslek erbâbıdır. Yaşam Koçluğu kendine ve topluma yabancılaşmış, dostlukları kalmamış Batı insanı için yaratılmış bir meslek: Ücreti mukabilinde dostluk ve hâmilik satın alınıyor! Bize yabancı… Yedinci ilâ onuncu gruptakiler ise şarlatanlar, üçkâğıtçılar ve inanç-cehâlet sömürgenleri (sürüngen lâfından ilhamla bu terimi de biz uydurduk). Ne hazindir ki, en çok da onlara müracaat edilir!

Psikiyatrlar 6 sene tıp fakültesi okuyup bitiren, akabinde 5 sene ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının teşhis ve tedavisi yönünde eğitim alan bilim insanlarıdır. Her türlü teşhisi koymak, tedaviyi plânlamak, ilâç ve diğer tedavi yöntemlerinin yanı sıra, uygun görülen psikoterapiyi uygulamak da tamamen psikiyatri uzmanlarının sorumluluğu ve yetkisi içindedir. Başka hiçbir meslek erbâbı bunu yapamaz.

Psikologlar dört senelik eğitim veya edebiyat fakültelerinden mezun olurlar ve bu hâlle hiçbir sağlık sorununa el atamazlar. Ama eğer özel eğitimlerle, kurslardan ve çalışma gruplarından geçerek eğitilirlerse, belli testleri uygulayabilir ve/veya sâdece psikoterapi yapabilirler. Bu da en az üç dört senelik bir eğitim gerektirir. Klinik psikologlar ise yaklaşık on senelik bir eğitimden sonra sâdece teşhis koyabilir ve psikoterapi uygulayabilirler.

Pedagoglar ruhsal açıdan sağlıklı çocuk gelişimi için eğitici ve öğretici formasyonu sâhip olup, teşhis ve tedaviyle uğraşamazlar.

Özel danışmanlar da yeni bir Batı kaynaklı moda rüzgârı: Eğitim danışmanı, âile danışmanı, cinsel sorunlar danışmanı vs. Bunların çoğunun kerametleri kendilerinden menkûl olduğu için, böyle birisine müracaat etmeden önce mutlaka tıp veya psikoloji eğitiminin olup olmadığını sorgulayın deriz.Sosyal hizmet uzmanları ise psikiyatrlarca teşhisi ve tedavisi düzenlenmiş hastaların genel olarak hâl ve gidişlerini takip eden, ihtiyaçlarını tesbit edip bir merkeze bildiren elemanlardır.

Demek ki, eğer bir ruh sağlığı sorununuz mevcutsa, GİTMENİZ GEREKEN İLK VE DOĞRU ADRES PSİKİYATRİDİR. Zâten iyi bir psikiyatr, gerek gördüğü takdirde, sizi diğer dallardan arkadaşlarıyla da görüştürecektir. Meselâ bizim muayenehânemizde beş tâne birbirinden değerli ve tecrübeli psikologla beraber çalışıyoruz.

Aman, yanlış adres kurbanı olmayın diyerek sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Prof. Dr. M. Kerem Doksat, Psikiyatr
Neslim Güvendeğer Doksat, Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı

 

286 Yorum

Sevdal AygerEylül 14th, 2006 18:42

Yukarida okudugum yazi nin acimasizca, duygusal degerlere saygili davranilmaksizin materyalist bir mantikla yazilmasini esefle karsiliyorum. Psikiatr olan kisiler bireyin ruhsal yapisina gore tani koyup ilacla tedavisini goren kisilerdir. Okuduklari egitime saygili oldugumdan her egitimi olaninda psikoterapi yapamayacagini bilecek kadar bilinc ve vicdanli olduklarini dusunuyorum. Psikoterapi uzun icsel egitimi, bireysel olgunlugu olabilen kendilerinin farkinda olan kisilerce yapilacagini vede baska birinin ruhsal dunyasina yalnizca egitimi (diplomali) var diye girmiyecegini bilen kisiler uzun psikoterapi egitiminden gecmis uzmanlardir. Psikoterapi egitimi sadece avrupada uzun ve mesakatli bir egitimden (accredit ) sonra,bu isi yapilabilecegine inanan uzmanlar tarafindan yapilabilir. Psikitarist’ lerde ancak bu egitimi yaparsa psikoterapist olurlar… Yani Avrupada psikiatrist Terapsit degildir Sapla samani okumus kisiler bile ayiramazsa varin halk neler yapar….

Hikmet AksoyOcak 30th, 2007 18:59

Sayın Kerem bey…
Yukarda yazmış olduğunuz açıklayıcı ve doyurucu yazınıza yorum yapan Sevdal Ayger hanımın yazısı ile ilgili bir kaç şey yazmak istiyorum…
Türkiyede hasta görme yetkisi etik kuralların dışında yasal olarak da net olarak çizilmiştir. Psikiyatrik hastalara kanunen bakma hakları olmadığı halde bunu yapanlar suç işlemektedirler. Türkiyede hiçbir psikiyatri ve klinik psikoloji eğitimi almadan etik ve yasal hiçbir geçerliliği ve denkliği olmayan ne idügü belirsiz bazı kurslara katılıp hasta gören, tedavilerine müdahale eden bir çok kişi bulunmaktadır. Sevdal hanım da bunlardan biridir. Önce işletme ardından ingilizce ve güzel sanatlar okuyup ne idügü belirsiz bazı kurslara katılmış ve şu anda İzmirde Bipolar ve şizofreni dahil bir çok hastalığı tedavi etmekte, açıkça suç işlemektedir. Bu konuda yasal işlemin başlatılması gerektiği kanaatindeyim… Saygılarımla….

Hikmet AksoyOcak 30th, 2007 19:00

Sayın Kerem bey…
Yukarda yazmış olduğunuz açıklayıcı ve doyurucu yazınıza yorum yapan Sevdal Ayger hanımın yazısı ile ilgili bir kaç şey yazmak istiyorum…
Türkiyede hasta görme yetkisi etik kuralların dışında yasal olarak da net olarak çizilmiştir. Psikiyatrik hastalara kanunen bakma hakları olmadığı halde bunu yapanlar suç işlemektedirler. Türkiyede hiçbir psikiyatri ve klinik psikoloji eğitimi almadan etik ve yasal hiçbir geçerliliği ve denkliği olmayan ne idügü belirsiz bazı kurslara katılıp hasta gören, tedavilerine müdahale eden bir çok kişi bulunmaktadır. Sevdal hanım da bunlardan biridir. Önce işletme ardından ingilizce ve güzel sanatlar okuyup ne idügü belirsiz bazı kurslara katılmış ve şu anda İzmirde Bipolar ve şizofreni dahil bir çok hastalığı tedavi etmekte, açıkça suç işlemektedir. Ayrıca psikiyatrist ve psikologlara da süpervizyon verdiğini iddia etmektedir. Bu konuda yasal işlemin başlatılması gerektiği kanaatindeyim… Saygılarımla….

gülşah karacaNisan 18th, 2007 20:08

neden tartışıosunuz yaaaaa insanın içini karartıyosunuz

gülcan balçınHaziran 21st, 2007 17:11

ya hep psikolog olmak istedim ama sayısal seçtiğm için olamıyorum psikiyatri olabilirm die düşündüm ama bunu okuduktan sora vazgeçtim .. dünyaya okumak için gelmişim gibi psikiyatri olarrak mezun olsam direk bi psikiyatri ye giderim o kadar okuduktan sora

elif uygunTemmuz 6th, 2007 18:55

ya ben de psikolog olmak istiyodum ama bölümüm sayısal olduğu için psikiyatrist olmayı düşündüm ama psikiyatristler seminer veremiyomus bnm hayatımın hayali semıner verebilmek ama psikiyatristler semıner veremiyomus semıner verebilmek için basarısız olcağım bialan olan tm ye mı gecmem gerekio bunun baska yolu yok muuu

ahmetTemmuz 17th, 2007 13:10

psikiyatristler seminer veremiyor ne demek anlamıyorum 11 sene dirsek çürütüp her türlü uç hastalıkla uğraşan bu tıp dalı mensupları elbette seminer verebilir diye düşünüyorum

rüya aydınAğustos 17th, 2007 22:50

merhabalar…
Kısa ve öz birşeyler yazmak istedim.Öncelikle uzun yıllarını verip bu alanda çalışan psikiyatrlara saygım var, fakat halk arasında kendilerini psikologlarla karıştıran insanlara karşı tepkilerini çok anlamsız ve sivri bulmaktayım. Bu mesleki kapışma olarak görünmektedir. İnsanın iyi, sağlıklı yaşamının özünü oluşturan ruhsal sağlığının korunmasında emek veren insanların daha az kompleksli ve gönülden olmasını bekliyor insan ister istemez…Ben psikologlarda bulunan birçok ayırıcı yetkin özellileri kimi zaman psikiyatrlarda göremiyorum, ya da bir psikologdakini psikiyatrda.Bunda temel olarak insanın bir takım değerleri ne kadar içselleştirdiği de önemli, belki kimi noktalarda kendi kişisel değerleriyle nasıl buluşturduğu. Dolayısıyla artık kişisel ya da mesleki birtakım tanımlamaların ( yanlış veya doğru oraya hiç değinmeyi tercih etmiyorum ) yapılmasıyla rahat etme sevdasından kurtulup insanı keşfe çıkmalıyız en gönüllü yanımızla…
selamlar

ece aydınEylül 12th, 2007 22:19

oncelıkle yazı cok dogrudur tartısacak bısı bulamadım.tedavıyı hekım yapar ve bu da tıp egıtımı gerektırır.semıner konusunda sunu soyleyeyım psıkıyatrıst ebette verebılır semınerı her ısteyen verır.bu sacma olmus acıkcası.hocamız halkı aydınlatmıs ama bunu farklı yorumlamak ısteyenler olmus sanırım.saygılar…

elif tanınmışEylül 29th, 2007 22:35

çok teşekkür ederim.ben 12 yaşındayım ve psikoloji dalında eğitim görmek istiyorum.daha çok psikolog.yukarıdaki yazıları okuduktan sonra kafamdaki soru işaretleri dağıldı,psikiytr ve psikolog arsaındaki farkı anladım.ışık yaktınız teşekkürler…

meltemEkim 13th, 2007 21:14

merhabalar!
Ben öss’e hazırlanıyorum önümde 2senem var(4 yıllık lisedeim).tm bölümündeyim ve piskoloji bölümünü kazanıp psikolog olmak istiyorum.bilgilerinizi paylaştığınız ve bizim gibi istediği bölümün gerektirdiklerinin eğitimini alamayan öğrencilere ışık tuttuğunuz için tesekkür ederim.
Ama ben psikologlukta baya iddalı bir okadarda başarılı olmak,gerek ailemin gerekse öğretmenlerimin beklentilerini karşılamak ve emeklerinin karşılığını vermek istiyorum.işte bunu rehber öğretmenlği ile yapmak istemiyorum.diğer seceneklere bakıncada baya uzun bir eğitim sürecini gecirmem gerektiğini gördüm.ama buna yetecek bütcem yok.daha kısa bir yolu yok mu?veya ,4 yıldan sonra kendimi kanıtlayabilir tercih edilen başarılı bir piskolog olmam için yapmam gerekenler konusunda yanılıyor muyum?!=S

eylülllEkim 25th, 2007 22:55

selam…
verdiğiniz bilgiler için cok tesekkür ediyorum.seneye sınava gireceğim hukuk ve piskoloji arasında kararsızım.piskoloji bölümünü bitirdikten hemen sonra piskolog olarak klinik acabilir miyim?yoksa PDR mi okumalıyım..ya da hangisi daha avanntajlı…tesekkürler

mustafa tümtürkKasım 3rd, 2007 01:01

Kesinlikle katılıyorum.. yukardakiler çok dogru yani…

mine bilgiliKasım 19th, 2007 16:26

bence bu tartışmalarla bizim kafamızı daha çok bulandırıyorsunuz, bende panik atak mevcut ben şimdi nereye gideceğim, psikologlara sorarsanız onlara psikiyatrlara sorarsanız onlara, bence psikologları yerden yere vuruyorsunuz çok ayıplıyorum ama neresi doğru hadi bakalım çık işin içinden kafamızı karıştırmayın kardeşim neyse onu yazın bizde doğrusu buymuş diyelim, herşey para değil benim sağlığımdan dahamı önemli sizce, kendimi bu düşünceyle nasıl size emanet edebilirim.

mine bilgiliKasım 19th, 2007 16:27

kendimi haliyle yanlız hissediyorum ve korkuyorum

pelin çetinoğluAralık 7th, 2007 00:24

ben henüz bir lisede öğrenciyim ve psikiytri okumak istiyorum ama bunun birçok dalları var ve bu meslekleri tanıyıp öğrenip yapmam gerekenleri bilip buna göre okumak istiyorum mesela sayısal mı sözel mi seçmek gerekir? buralardan mezun olanlar ne yapar nerelerde çalışır?nasıl bir öğrenim süreci vardır, neler öğrenilir?pedagog nasıl olunur?pedagog olmak için neler yapılır nerelerde çalışır?sorularımı yanıtlar ve bilgilendirirseniz beni çok mutlu edersiniz.şimdiden teşekkür ederim

Ulaş ARACIOcak 1st, 2008 21:15

kerem beyler psikologlar ile psikiyatrlar arasında farkı lütfetmiş yazmışlar; yani yazacak çok şeyler var fakat konu ile çokça bilgisi olmayan kişiler yanlış kanılara kapılmasınlar diye eklemelerim daha doğrusu düzeltmelerim olacak.
birincisi psikoloji ile psikiyatr iki farklı paradigma üzerine kurulmuş (psikiyatri tıp’a bağlı psikoloji ise bağımsız bir bilim olarak) birbirlerinden farklı iki meslektir. Psikiyatriye göre insn davranışının yegane kaynağı fiziksel ve biyolojik yapımızdır. Herhangi bir psikolojik (onlara göre psikiyatrik) sorunun nedeni vucudumuzdaki çeşitli kimyasallardır hal böyle olunca tedavi de doğal olarak ilaç kullanılarak yapılır..Hastalar arasında sıkça şöylenen “Psikologa gittim hiç dinlemedi bir ilaç yazdı gönderdi” cümlesi aslında gittikleri kişinin psikiyatr olmasından ve zaten başkaca birşey beklemelerinin anlamsızlığını bilmemelerinden kaynaklanır. Gelelim psikolojiye psikoloji hiç şüphesiz psikyatriden daha yaşlı bir bilimdir ve psikiyatrinin kerem beyin psikoterapi dediği şeyin aslında kaynağını temsil eder. Psikiyartiden ayrımı hastalığın kaynağını vücut kimyasallarında (nörotransmitter) değilde daha çok kişinin düşünme biçiminin yanlışlığında sosyal çevrenin etkilerinde üretilen işlevsiz tepkiler olduğu sayıltısıdır. şüphesiz ki, kişilerin kalıtımsal yatkınlıklarının da önemi olduğu bir hastalık evrenini psikologlar etkileşimli ilişkiler ağı olarak ele alırlar ve kişinin sorunu ile aktif bir şekilde mücadele etmesi için hastaya/danışana yeni davranış örüntüleri kazandırmayı çalışırlar. Psikologlar hastaları için bunları yaparken kerem doksat hocamiz gibi kimi önemli şahsiyetleri saymazsak psikiyatrlar genelde o dönem hangi ilaç firması ile anlaşmalılarsa onun ilacını (örneğin depresyon için:lustral, cipralex, efozor prozac vb.) reçete ederek meşhur tedavilerine başlarlar…tedavi başladığı gibi biter aslında sadece hasta daha bunun farkında değildir çünkü sonraki süreçte aynı ilacın değişik dozlarının uygulanmasından başka birşey yapılmaz ve finalde çoğunlukla hastalar ilacı kendileri bırakarak tedavi sonlandırırlar. Değerli benden önce yazanlar, Psikoloji, psikiyatr gibi psikofarmokolojinin üzerine kurulsaydı bu gün bütün psikologlar ilaç yazarlardı ondan kimsenin şüphesi olmasın, bu gün psikologların ilaç yazmamasının nedeni psikolojinin temel ekseninin ilaçlar üzerine kurulmamasından kaynaklanır o nedenle psikologlar ilaç yazamaz diyerek yapılan tanımlamalar çocukçadır. doğrusu “Psikologlar ilaç yazmazlar” olmalıdır. Ek olarak bu alanda ciddi ilaç firmaları vardır ve tedavilerin ilaçlar yardımı ile yapılması en çok bu ilaç firmalarının işine gelir o nedenle psikiyatrinin varlığı ve bu kavga aslında ilaç firmaları tarafından tetiklenen rant kavgasıdır..Başta da demiştim farklılık paradigmada yani bilim yapma şeklindedir. Son olarak; psikiyatri, psikolojinin tüm kazanımlarını kendine mal edip ondan sonra da “bunlar eğitim alırlarsa anca test yapabilirler” mealinden şöylenenlere de “pes” diyorum.

OmerOcak 20th, 2008 21:18

Benim takildigim konu ise Sayin Doksat in neden gidilecek tek adresin Psikiyatri oldugudur…. onlarami soracagiz? Yani Sayin Doksatmi bilecek bizim nereye gidecegimizi? Bizim ozgur irademize ne olacak? Psikoterapist yonendirici degil bilgisini, calismalarini, bu konudaki arastirmalarini bilimsel ortaya koymali ve bireyde ozgur iradesi ile nereye gidecegine karar vermelidir. Ayrica bazen begenmediginiz egitimi olmayan ama dinlemesini ve saygi duymasini bilen herhangi bir insan bile pek cok psikiatristten daha yararlida olabilir…

asuman tetikerOcak 20th, 2008 21:39

Sayin Hikmet Aksoy beyefendinin nekadar bilincsiz ve araştırmalardan uzak biri olduğunu ve psikoterapi konusunda pek acemi olduğunu düşünmeden edemedim. Cünki Sayın Sevdal Ayger bu konuda oldukca eğitimli, araştırmacı, deneyimli ve Türkiye adına son derece yararlı calışmaları olan değerli biridir.(www.egepsıkoterapi.com )web sitesine bakınız.Ancak Hikmet Aksoy birilerine camur atarak kendi kalitesini ve hazımsızığını ortaya koymaktadır. Türkiye bu tür şarlatanlardan Eğitim de reform ile kurtulacaktır. Özellikle Psikoterapi eğitimi ve denetimi yerleşmedikce bu kavram kargaşası bazı şarlatanların ısrarcı tekeline yenik düşecektir.

Ulaş ARACIŞubat 7th, 2008 11:55

3 yukarıda yazdıklarıma ek olarak, Asuman Tetiker hanımefendiye şunları diyebilirm ki. Sevdal Ayger’in sitesi oldukça amatör olarak hazırlanmış ve yabancı sözcükleri kullanarak sözüm ona göz doygunluğu yaratıp, etki uyandırmayı amaç edinmiş bir site..Makele diye oraya konan şeyler; psikoloji lisansında ödev diye verilip de düşük not almaktan kendilerini kurtaramaz ne yazıkki, Eğitimde işletme lisansına sahip. İşletme ile Psikoterapi bilmiyorum ne kadar uygun bir karışım. Danışanlar ise profesyonel hizmetle hoş sohbetin arasındaki ayırımı pek yapamazlar, hal bu olunca iş uzayıp gidiyor. Asuman hanım ben ne yazıkki dediklerinize katılamayacağım

Prof. Dr. Mehmet Kerem DoksatŞubat 15th, 2008 00:31

Sevgili Ziyaretçilerim,

Yakında bu konuyu daha da irdeleyip açıklığa kavuşturacağını umduğum bir yazı takdim edeceğim. Bu arada bir haber aldım: Fakültelerden birinde “Yaşam Koçluğu Anabilim Dalı” kurulması çalışmaları başlamış.

Eh, gene birkaç kelâm ederiz.

Hepinize Sevgi ve Saygılarımı sunuyorum.

esra uğurŞubat 15th, 2008 15:19

merhabalar ben psigolok ve psikiyatri arasında kaldım aslında psikiyatri olmak istiyorum ama okuma süresi çok uzun vede seminer veremiyorlarmış psikiyatri ve psigoloklar sayısalmı sözelmi onu da bilmiyorum bana yardım edin sizce hangisini seçmeliyim

Demet karabulutŞubat 16th, 2008 19:42

ben eşimden boşandım.Çocuğum benim yanımda 3yaşında erkek çocuğu her hafta sonu babaya gidiyo zaten hırçin iyice hırçınlaşıyo onu nereye götürmeli ne yapmalıyım bana yardımcı olursanız sevinirim

Ulaş ARACIŞubat 20th, 2008 09:05

esra uğur hanımefendi psikiyatrlar seminer veremez demek de ne demek. Kim uyduruyor böyle bir hadiseyi. Seminerleri uzmanliği olan herkes verir -hoş memleketimizde uzman olmaya da gerek yoktur- o yüzden psikiyatr okuman istiyorsanız bu size engel değil. Ancak psikoloji eğitiminin kolay olduğunu da nereden çıkarıyorsunuz. Hele psikolojiden uzmanlık alma meselesini de eklerseniz her iki eğitim süresi arasında hiç bir fark yoktur. Tek fark psikiyatri okumak için önce 6 yıl tıp okumak gerekliliğidir. Bu 6 yıl eğitim ister istemez damar yolu açma anatomi vb. psikiyatri ile ilişkisiz konular üzerine kuruludur. yalnızca lisans eğitiminiz de 2kredilik davranış bilimleri dersi göreceksiniz o kadar. Psikoloji okursanız ise uzmanlık dahil 7 yıl boyunca psikoloji ile yatıp psikoloji ile kalkacaksınız.

Zehra TÜTENMart 5th, 2008 17:35

Psikiyatristler ne işe yarar ki zaten. ilaç yaz gönder iş mi bu … para tuzağı valla.. çok çektim ellerinden allahtan şimdi iyiyim kurtuldum ilaçları da çöpe attım. İnsan iyileşmek istemeye görsün yıllarca tonlarca ilaç içirin yine de iyileşmez..

AYŞEGÜLNisan 9th, 2008 13:26

SLM ARKADAŞLAR BN PİSKOLOG OLCAM.DAHA 13 YAŞINDAYIM
HEM BAŞKALARININ SIKINTILARINA ÇAĞRE BULMAK BNİ MUTLU EDER.SİZCE DOĞRUMU DÜŞÜNÜYORUM.YARDIMCI OLURMUSUNUZ?

nrgssNisan 18th, 2008 01:11

hocam ya insan bu yorumları okuyunca psikolojisi bozulmaz mı?
hayır çok saçma ve gereksiz yorumlar var da.
psikiyatristlerin para tuzağı vs. gereksizliği üzerine yapılan yorumlar özellikle.
doksat hoca burada bu başlıkların misyonundan bahsetmiş.
şuan yaşadığımız düzende geldiği noktayı savunmamış. veya bunu sahiplenir birşey yazmamış.
hele bitanesi varki materyalizmi karalamaya çalışıyor.
şunu kabul etmek gerekir ki artık tek gerçek materyalizm.
marks darwin freud bir kez haklı çıktılar.
hocam bence önce toplumu değiştirelim. birey değişmesin.
bu toplumun bireyini düzeltirsek bikere toplum bozulur.:)

Ulaş ARACIMayıs 8th, 2008 23:17

1)marks darwin freud hangi açılardan haklı çıktılar
2)freud haklı çıktı da Mevlana haksız mı çıktı?
3)Materyalizm mi kazandı yoksa kapitalizm mi?
4) Tüm bunların psikoloji ya da psikiyatri ile ne ilgisi var?
5) Toplum ile birey arasındaki fark zannettiğiniz kadar derin değildir.

melda önerMayıs 10th, 2008 18:29

ben pedagog olmak istiyorum. çocukları çok seviyorum. piskolojilerine,aile içi durumlarına çok önem veririm. sonuçta toplum yararı için de sağlıklı bireyler yetiştirmek gerekir. bu mesleği çok istiyorum fakat küçük bir sorun var. ben bu mesleğin bölümünü ve neler yapmam gerektiğini bilmiyorum. mesleğin bölümünü ve şartlarını yazarsanız beni çok mutlu edeceksiniz. eşit ağırlık mı sayısal mı sözel mi? şimdiden teşekkürler.

Kerem OrhanMayıs 21st, 2008 19:45

Ulaş Bey, bilgi ve anlayış yönünden zayıf insanlara bir şeyler anlatma çabanızı saygıyla karşılıyorum fakat aynı zamanda gereksiz buluyorum. Psikoloji ile ilgili bilgi ve ilgi düzeyinizin yüksek oluşunu yazdıklarınızdan çıkartmak hiç zor değil. Verdiğiniz bilgiler için ayrıca teşekkür ederim.

İnsanların psikiyatri ve psikolojiyi iki yarış atıymış gibi yarıştırmalarına ise hiçbir şekilde anlam veremiyorum. İki bambaşka (hastalığı anlama ve tedavi yolları bakımından) dalın birbirleri ile karşılaştırılmaları bile başlıbaşına bir saçmalıktır diye düşünüyorum.

Psikiyatri, insanın ruh sağlığını bozan etken biyolojik ise insanı ilaçlarla tedavi etmeye yönelik bir dal iken, psikoloji tamamen insanın beyninde olup bitenlerle uğraşan ilaç kullanmayan bir daldır.

merve yılmazMayıs 24th, 2008 12:22

merhaba benöss ye hazırlanıyorum ve pedagogluk okumak istiyorum çocuk gelişimi ve egitimi okuyup ek olaak 2sene yani toplam 6 sene okumak gerekmiş nederece dogrudur öğrenmek istiyorum.teşekkürler….

melda önerMayıs 29th, 2008 18:55

ya ben de onu merak ediyorum 6 sene okumak istemiyorum 4 sene ise kabulümdür. lütfen bilgilendirin. bir de dediğim gibi sözel mi eşit ağırlık mı?

eylemTemmuz 17th, 2008 13:32

yaa millet ben 11. sınıftaım sayısal öğrencisiyim psikiyatr olabiliyorum bu durumda ama psikolog olmak daha cazip görünüo tm e gecebilitim bu yüzden ama tm de basarısız olacağımı biliyorum bana psikiyart olmak için 11 yıl okumak ve psikolog un daha az okuup asaı yukarı aynı olanaklara sahap olmasını açıklabilir misiniz

eylemTemmuz 17th, 2008 13:36

meral önder adlı arkadasa :psikolg tm den

melda önerTemmuz 19th, 2008 20:07

çok teşekkürler eylem. bir de kaç sene olduğunu yazarsanız sevinirim.

ipekAğustos 6th, 2008 13:01

siteyi açar açmaz gördüğüm resim beni oldukça dinlendirdi ancak profesör olmuş hocamızın yazdıklarını okurken beynime kan sıçradı.bakın ben ege psikoloji mezunuyum.çok saygı değer PROF. GÖNÜL PEKER hocamız -kendileri fizyoloji dalında bir efsanedir- yaklaşık 4 yıl bize psikofizyoloji eğitimi vermiştir. bize bu süre zarfında insanın PSİKO-ENDOKRİNO-ÜMMİN SİSTEM üçlüsünde varlığını sürdürdüğünü söylerdi.ben hastalarım/danışanlarıma majör depresyonda veya diğer psikopatolojik durumlarda psikiyatri uzmanından hizmet almaları gerektiği ve kişinin durumuna göre bunu psikolojik hizmetler birlikte yürtüp yürütemeyeceğimizi anlatıyorum. DOKTORLAR ÇOK ÖNEMLİ UZMANLARDIR. UZMANLIKLARINI OKULLARINDA BIRAKMADIKLARI MÜDDETÇE.OKUMAK OKUMAK OKUMAK…DOĞRU KAYNAKLAR…Bunu en iyi hocalarımız bilir. Gerek Psikiyatri gerekse Psikoloji bilmini saptırmaya hiç lüzum yok. (psikoloji hakkında çok yanlış bilgiler edinilmiş olduğunu gördüm ve çok üzüldüm)BİLİM DÜNYASI PSİKOLOJİYİ BİR BİLİM OLARAK KABUL ETMİŞ.MİLYONLARCA ARAŞTIRMA YAPILMIŞ.BİLİMSEL YAZILAR VAR.Açın bakın APA yayınlarını okuyun. BİLİM OLMAYAN BİR DALIN ÜNİVERSİTELERDE NE İŞİ VAR?
HAAAA PSİKOLOJİ SADECE KLİNİK DEĞİLDİR? İSTEYEN KLİNİK DALDA UZMANLAŞIR.GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, SOSYAL PSİKOLOJİ, ÇEVRE PSİKOLOJİSİ, KÜLTÜRLERARASI PSİKOLOJİ…BU BİLME EMEĞİ GEÇENLERE AYIP DEĞİL Mİ? çok değerli hocalarımız var…bir kavram daha öğrenelim diye derslerini gözle beklediğimiz hocalarımız….profesörlerimiz, doçentlerimiz…hastanelerde çalışan psikologlarımız…adliyede çalışan psikologlarımız…emniyette çalışanlar…sosyal hizmelerde çalışanlar…
OKULU BİTİR EĞİTİMİ UNUT NASILSA BU BİR PASTA, NERESİNDEN YERSEM O KADAR KARDIR DİYEN HİÇBİR PSİKOLOG VE PSİKİYATRİST KABULÜMÜZ OLAMAZ…
AMA BU ALANDA EMEKLERİ OLAN İNSANLARA SAYGISIZLIK EDİLMESİN..
MESLEK ETİĞİNE SAYGISI OLAN, KENDİ MESLEK SINIRLARINI BİLEN TÜM PSİKİYATRİST VE PSİKOLOGLARA SELAM OLSUN…

melda önerAğustos 6th, 2008 21:33

bazıları piskoloklara deli doktoru derler ya sinir olurum. onlar cahil insanlar. piskoloji çok önemli sağlıklı bireyler yetişmesi için.

rüya atalayAğustos 21st, 2008 18:59

ben okul öncesi öğretmenliğinde okuyorum.pedagog olmak istiyorum.özellikle bir sağlık kurumunda pedagog olarak çalışmak hayatta en çok istediğim şey.bu bölümü bitirdikten sonra pedagog olma şansım war mı?bu konuda bilgisi olan lütfen bana yardımcı olsun…

Hatice ZengelAğustos 27th, 2008 12:42

Ben de psikoloğum. Bunca yıl eğitim aldık, gitmedik kurs bırakmadık, hala kendimizi nasıl geliştirebiliriz derken, okulda sadece 8 kredilik ders olan “Testler”den sorumlu olarak görülmemiz, beş para etmezmiş gibi değerlendirilmemiz zoruma gidiyor. Biz sınırlarımızı da yapabileceklerimizi de biliyoruz, ama doktorlar dünyanın merkezi olduğundan onlara göre, yardımcı eleman gibi bir şeyiz. “Ben sana hasta gönderirsem bak, tabii ki test için göndereceğim. Geri kalanları bana yönlendir” diyen çok değerli hocalarıma sonsuz teşekkürler…Çocuklar aklınız varsa psikoloji seçmeyin, eğer ki yüksek lisans ve doktora yapmayı, neresinden baksanız 6-10 yıl arası ek bir eğitimi göze alamıyorsanız,şu an devletimizin bize verdiği aşağı yukarı 1500 liraya çalışacak daha rahat bir meslek seçin. “Ben neciyim, ne iş yaparım, buna kim karar verecek” gibi bir derdiniz olmaz hiç değilse. Gene de seçmek isteyenler TM’den girildiğini ve dört yıllık bir lisans eğitiminden sonra “psikolog” ünvanıyla ve birçok alanda (Sosyal Hizmetler,Üniversite,Askeri ya da Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler, Adalet Bakanlığı gibi değişik alanlar) çalışılabileceğini ve toplumda asla rahat rahat mesleğini söyleyemeyeceğini bilsin. Dolmuşta bile terapi yapmanız istenebilir, ona göre :)

Murat KeskingözAğustos 31st, 2008 17:54

MKD: Aşağıdaki ”cehâletin bu derecesi ancak tedrisle mümkündür kabilinden mesajın yazarı olduğu belirtilen Murat Keskingöz’e e-mesaj yolladım ve gerçekten de “kendisi mi olduğunu” sordum, herhangi bir cevap gelmedi. Bunun üzerine, sansürsüz bir şekilde mekâna koymaya karar verdim. Psikiyatri adresini “kınayan” 4. sınıf “öğrencisinin” yazdıklarına dikkat ediniz (e-adresi de byuzman@hotmail.com)…

Merhaba arkadaşlar,
Bilkent Üniversitesi, Psikoloji Bölümü’nde 4. sınıfa geçtim ve son senem. Yorumlardan da anlaşılacağı gibi, her iki meslek kıyaslanmaya çalışılıyor. Sayın, Prof. Dr. Kerem Bey’in ”İlk adresiniz psikiyatri olsun.” tarzındaki hitabını kınıyorum. Öncelikle şunu bilmeniz gerekir; nevrotik bozukluğu olan insanların ilk tercihi psikologlar olmalıdır, ama psikotik bozukluğu olduğu düşünülen kişiler ise psikityatristlere görütülmedilir. Çünkü psikotik bozukluğu olan kişilerin tedavileri genelde ilaçlarla yapılmaktadır. Psikotik bozukluklar ciddi bir hastalıktır. Psikotik bozukluğu olan bir kişinin gerçekle bağlantısı kaybolmuştur, fakat nevrotik hastalıklarda bu durum farklıdır. Hatta nevrotik hastalığı olan kişiler hasta olduklarının farkında bile olabilirler, hastalıklarını kontrol etmeye de çalışabilirler.

27.08.08 tarihinde, Hatice Zengel Hanımın yazmış olduğu yorum, bir psikologun yorumuna benzemiyor. Eğer gerçekten bir psikologsanız, bir psikolog gibi davranın. Bu sözler psikologa ait değildir, diye düşüyorum.

İnsanlara psikolog olmamaları gerektiğini önermişsiniz. Böyle bir saçmalık olamaz. Kendi koşullarınız üzerine değerlendirme yapıp, onlara psikologluğu olumsuz yansıtmışsınız. Herkesin koşulları farklıdır. Tek bir kişilik noktasından hareket edip, değerlendirme yapmak yanlıştır.

Psikologların çalışma alanları bellidir, ”Neciyim, ne iş yaparım? vs.” sorular bir psikologun kendine soracağı sorulardan değildir. Bu sorular bu meslekleri tanımayanlar içindir ve bir psikolog mesleği hakkında yeterince bilgilidir.

Teşekkürler…

çiğdem şimşekEylül 3rd, 2008 00:19

ben de yeni mezun bir psikoloğum ve 2 hafta sonra klinik psikoloji yüksek lisansıma başlayacağım. 4 senelik öğrencilik hayatımda ’siz ilaç yazamıyorsunuz değil mi? psikiyatristten farkınız ne?imza yetkiniz var mı?’ vs. sorularına çok alıştım. Tek söyleyebileceğim hocalarımda gördüğüm kadarıyla psikologların psikiyatristler kadar kendilerini farklı bir dünyada yaşıyormuş gibi görmemeleri. bize her zaman psikolog, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanlarının birlikte çalışması gerektiği öğretildi. Psikiyatristlerin dediği gibi psikopatoloji sadece biyolojik etmenlerin değil biyopsikososyal etmenlerin bir sonucudur. bu etmenler de psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve psikiyatristin birlikte çalışmasını gerektirir. kişinin düşünce yapısını ve başa çıkma becerilerini değiştiremedikten sonra reçeteyi yazıp göndermenin o kişiyi ilaca bağımlı ve ilaç kullanmadan birşey yapamayan kişilere çevirmekten başka sonucu olmaz. psikoterapi kişinin yaşama bakış açısını değiştirir ve hayatla başa çıkma stillerini güçlendirir. İlaç ise sadece belli bir dönem vücut kimyasını değiştirir. bizim psikiyatristlerden farkımız sadece test yapabilmemiz değil kişiye etik kurallar dahilinde davranmamız ve onu sadece ilaç içince düzelen bir mekanizma olarak görmememizdir. psikolog ve psikiyatrist ayrımını bilmeyenlere bir düzeltme..saygılarımla

istem göçerEylül 3rd, 2008 00:25

bn bir psikoloğum. ne demek psikologlar hiç bir şey yapamaz. psikiyatlar asıl oarak sadece ilaç yazıp yollamaktan başka bir şey yapmıyorlar danışanlarını bir hasta gözüyle ele alıyorlar.ç bbizm eğitimiz ise onların sadece ,insan olduklarını, duygusal farkındalıklarını farkına vardırmaya çalışmak. biz ki üniversitemizde en iyi eğitimi alamya çalışıyoruz. mezun olduğumuz zaman görüşme yapacak becerilere sahip oluyoruz,psikolojik testler eğitimi alıyoruz. psikiytrlar ne yapıyor 6 sene okuyor sonra uzmanlık için okuyor. okuyana kadar bir şey kalmıyor ki. çok ayıp ve saygısızca bence bu şekilde konuşmak

Murat KeskingözEylül 5th, 2008 15:46

Sayın Profesör Doksat,
Öncelikle karşınızdakine saygılı olmayı öğrenin, her kim olursa olsun. Psikoloji ile uğraşıp, böyle şeyler yazmanız size karşı şüphe uyandırıyor.

Yazdıklarımın yanlış ve hatalı bölümleri olduğunu söylemişsiniz. Öncelikle o kısımların hangi kısımlar olduklarını, sebepleriyle birlikte duymak istiyorum.

Teşekkürler…

Murat KeskingözEylül 5th, 2008 15:50

Bu arada; cehalet sıfatını kullanma gereksinimini ”psikiyatr” yerine, ”psikiyatrist” terimini kullandığım için söylüyorsanız, kalitenizi kendinize saklayın derim.

Hatice ZengelEylül 6th, 2008 21:01

Ben ne iş yapabildiğimizi gayet iyi biliyorum, ama ne yapacağımıza başkaları karar veriyor. İki yıldır çalıştığım hastanede birçok sorunla ilgilendim ve insanara oldukça faydalı olduğuma inanıyorum. Ama “Sen sadece test yap. Geri kalan hastaları bana gönder” diyen doktorlar olduğu için “biz neciyiz” dedim,ne olduğumu bilmediğimden değil. Yaklaşık dokuz yıllık psikoloğum, özel ve devlet değişik bir sürü yerde çalıştım ve psikologlara hakettikleri değerin verildiğine rastlamadım. Sadece kendi şartlarıma göre değerlendirme yapmadım, birçok arkadaşımın ortak sorunu bunlar. Daha mezun olmadan ne demek istediğimi anlayabileceğinizi sanmıyorum çok değerli öğrenci arkadaşımız, biz de mezun olmadan hiçbir şeyin farkında değildik. “Saldım alana, Mevlam kayıra” zihniyetiyle ders anlatan hocalarımız olduğu sürece, yeni mezunlar daha çok sudan çıkmış balığa döner. Umarım siz dönmezsiniz. Yoksa ben mesleğimi çok seviyorum. Ama insanlar iki arada bir derede, doğru-düzgün değer verilmeden, ne yapacaklarına başkaları tarafından karar verilip, üstüne hiç de iyi sayılmayacak bir maaşa çalışacaklarsa, bence dikkatli seçim yapmalılar.

Hatice ZengelEylül 7th, 2008 12:32

Bir de hastalığı sürerken bir takım hastalara (şizofreni, manik-depresifin manik dönemi gibi) yardımcı olamayacağımız doğrudur. Ama ilaçla birlikte özellikle depresyon, panik atak, obsesif- kompulsif bozukluk gibi hastalığı olanlara pekala yardımcı oluyoruz, çok da olumlu sonuçlar alıyoruz. Burada sorulması gereken “Psikiyatrist mi psikolog mu?” değildir, çünkü birlikte çalışmaları gerekir. Asıl önemli olan hangi meslekten olursa olsun, insanın kendini iyi yetiştirmesi, ömür boyu bir öğrenci mantığığıyla hareket edebilmesidir. Yoksa daha mezun bile olmadan “ben oldum” derseniz, siz bilir, sonuçlarına da siz katlanırsınız.

melda önerEylül 9th, 2008 17:30

4 yıllık okuyupta iyi bir yerde çalışabilir miyiz? cevaplarsanız sevinirim.

Hatice ZengelEylül 10th, 2008 11:35

İyi bir yer neresi size göre? Devlet birçok kuruma psikolog alıyor.Özel sektörde de birçok alanda çalışabilirsiniz. Ama iyiden kasıt ücret konusuysa, özel sektörün verdiği para da aşağı yukarı devlettekiyle aynı. Sadece kalabalık şehirlerde psikiyatsitle ortak çalışırsanız ya da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı “Psikolojik Danışmanlık Merkezi” adı altında yer açarsanız, iyi kazanabilirsiniz. Ama kontenjanların 30 civarında olması nedeniyle çok mezun verilmiyor ve açık çok fazla olduğundan en azından büyük ihtimalle işsiz kalmazsınız.

melda önerEylül 20th, 2008 17:52

mesela ne kadar alabiliriz? 4 senelikte olsa olur mu bunu merak ediyorum?

feyzaEylül 24th, 2008 17:11

merhaba bn daha lise öğrencisiyim.pedagog olmak istiyorum.hangi bölümü seçicem bilmiyorum.bu konu hakkında yardım edrseniz çok sevinirim.üniversite kaç yıllık okucam onuda yazarsanız sevinirim.şimdiden teş.edrim.

tulinEylül 27th, 2008 14:24

slm, HATİCE ZENGEL abla. ben psikoloji okumak istiyorum ama bir yandan da türk dili ve edebiyatı bölümünü düşünüyorum. EAcıyım ve bu sene lise bitiyor. TDE ortk alan.

psikoloji bölümünü okurken hangi dersler veriliyor,dersler zormu yani çokmu sıkar insanı?
bide sizce psikoloji mi edebiyatmı?hem iş hem kariyer imkanı olarak değerlendirirseniz sevinirim.
cevabınızı bekliyorum.tşk :)

tulinEylül 27th, 2008 14:26

slm, HATİCE ZENGEL abla. ben psikoloji okumak istiyorum ama bir yandan da türk dili ve edebiyatı bölümünü düşünüyorum. EAcıyım ve bu sene lise bitiyor. TDE ortk alan.

psikoloji bölümünü okurken hangi dersler veriliyor,dersler zormu yani çokmu sıkar insanı?
bide sizce psikoloji mi edebiyatmı?hem iş hem kariyer imkanı olarak değerlendirirseniz sevinirim.
cevabınızı bekliyorum.tşk

sessiz kızEkim 1st, 2008 16:13

ya bn kız meslek lisesi çocuk gelişimi bölümünü okuyorum lise2 sınıftayım erken çocukluk dalını seçeceğim fakat bn pedagog olmak istiyorum bunun için ne yapmalıyım nasıl olabilirim ve pedagogluk olabilmem için kaç puana ihtiyacım var ve hngi dersler ağırlıklı

Hatice ZengelEkim 2nd, 2008 09:49

Ben hepinize cevap vereyim, biraz geç olacak ama, bizim köyde internet yok, tatildeydim :) Dört yıllık psikoloji okuyup kurslara katılıp kendini geliştirirsen, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ya da bir psikiyatristle ortak çalışıp yani kendi işini yapıp iyi para kazanabilirsin, daha önce de yazmıştım. Şu an şehrine ve semtine göre değişmekle birlikte bildiğim kadarıyla 45 dakikalık bir seans 150 liradan başlıyor. Dersler zor değil. Ben sadece derslere mutlaka girip final tatillerinde sıkı çalışıp geçiyordum. Pedagog çocuk gelişimi uzmanı demek zaten, dört yıllık ve iş imkanı da oldukça fazla olan bir alan. Yalnız ana okulu öğretmenliği ve okul öncesi öğretmenliğiyle yakın olmakla birlikte aynı şey değil. Çocuk gelişimi öğretmenliği de farklı bir alan, meslek lisesi öğretmeni olunuyor. Yani pedagog olacağım diyenler “Çocuk Gelişimi ve Eğitimi”ni seçecek. Türk Dili ve Edebiyatına gelince, eğer bu şekilde yani bölümü yazacaksan, birbuçuk yıllık artı tezsiz lisans yani formasyon dersi almak zorundasın öğretmen olmak için. Yoksa da iş bulma şansın pek yok. İstiyorsan doğrudan öğretmenlik yaz, dört yılda biter hiç değilse. Başka sorusu olan :)

Hatice ZengelEkim 2nd, 2008 09:56

Çocuk gelişiminde okuyan kardeşim de varsa rehber öğretmenine, yoksa bir dersanenin rehberlik ve danışmanlık birimine başvurup meslek lisesi bitirmesi halinde ek puan mı alacak, puanı kırılacak mı öğrensin. Bildiğim kadarıyla ek puan geliyor ama, sistem değiştiyse haberim yok. Çocuk gelişimi ve eğitimi bölümünde biyoloji falan da görüyorsunuz ama, arkadaşlar vardı, bildiğim kadarıyla çok zor bir bölüm değil. Ama az yerde var, haliyle de puanı yüksektir.

sessiz kızEkim 2nd, 2008 17:17

saol hatice abla çok teşekkürler

gizemEkim 2nd, 2008 17:30

kız meslek lisesinde okuyorum sessiz kız kardesim gibi bnde çocuk gelişimi bölümü 2. sınıftayım fakat pedagog olduğumuzda nerelerde çalışabiliriz bu konuda gerçekten çok bilgisizim lütfen yardımcı olun pedagog olmayı gerçekten çok ama çok istiyorum yani daha doğrusu pedagogluk doktorluk gibi bişeymi bnde ileride tıpkı doktorlar gibi beyaz önlük giymeyi çok isterim lütfen yardım edin psikoloji bölümüne geçemem galiba çünkü kız meslek lisesinde olduğum için puanım kırılabilir lütfen bana pedagog hakkında arkadaşlar tüm bilgileri verin

Hatice ZengelEkim 3rd, 2008 07:26

Pedagog yani çocuk gelişimi uzmanı olunca, hastanelerde, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yurt ve yuvalarında, devlete bağlı ya da özel anaokullarında, özel eğitim kurumlarında (zihin engelli çocuklara eğitim veren kurumlar) çalışabilirsiniz. Başka bakanlıklar da alıyor bildiğim kadarıyla. Hayır canım, doktor gibi bir şey olmuyorsun, onun gibisi olmaz çünkü, çocuk gelişim uzmanı oluyorsun. Ama hastanede çalışsan bile istersen önlük giyersin de, ben yıllarca çocuklar korkuyor diye çocuklarla çalışırken onca baskıya rağmen önlük giymedim. İşini yapmaya başlarsan inşallah ne demek istediğimi anlarsın. Özellikle küçük çocuklar, önlükle doktor-hemşire-iğne bağlantısını kurup anında çığlığı basıyor, susturman ve iletişim kurman mümkün olmuyor. Alacağınız ücret de tüm dört yıllık fakülte mezunlarınınki kadardır, hemşireler, biz, siz hemen hemen aynı alıyoruz.

gizemEkim 3rd, 2008 14:33

hatice abla 1 sorum daha olacak pedagogluk zor bir bölümmü nasıl

gizemEkim 3rd, 2008 14:36

bu arada yardımın için çok sağol hatice abla çok iyisin

sessiz kızEkim 3rd, 2008 14:44

peki pedagog olduğumda mesleğimde yükselebilirmiyim

sessiz kızEkim 3rd, 2008 14:50

bu arada gizemcim doktor gibi değilde hemen hemen çocuk psikoloğu gibi olyormuşsun bildiğim kadarıyla, tabi bir bilene danışmakta fayda var.

gözdeEkim 4th, 2008 11:16

pedagogların maaşı diyelim anadoluda okuyan biri pedagog olduğunda kız meslekte okuyan biri pedagog olduğundaeğitim olarak maaşlarıda değişirmi

gözdeEkim 4th, 2008 11:16

psikolog gibi olyoruz değilmi

Hatice ZengelEkim 4th, 2008 16:01

Çocuk gelişimi uzmanı diyelim ki, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı bir yurtta çalışıyor, oradaki çocuklarla ilgilenecek, hastanede yatan çocuklarla ya da varsa hastanenin kreşindeki çocuklarla. Sonuçta bu işin eğitimle ilgili kısmını da öğreneceğinizden eğitim vermek de sizin işiniz olacak. Hangi liseden mezun olduğun hiçbir meslekte farketmez ki maaş açısından. Yapılanlar açısından psikolojiye yakın, evet, ama tabii ki eğitim de yapılabilecekler de farklı. Yükselmek derken, eğer akademik kariyer yani üniversite hocalığı düşünüyorsan, o da her alanda olduğu gibi burada da var. Ama baştan itibaren dersleri çok sıkı tutman, dil bilmen, bilmiyorsan okurken ayrıca dil öğrenmen gerekir, çeşitli sınavlara girip yüksek lisansa başlayabilirsin. Dersleri bildiğim kadarıyla çok zor değil, daha çok sözel gibi de birinci sınıfta fen dersleri vardı, çalışır yaparsınız, önemli olan insanın bir mesleği gerçekten sevmesi, gerisi gelir zaten.

gizemEkim 4th, 2008 18:46

yani bizlerde psikologlar gibi çocukların sorunlarını çocuklarla konuşabilecekmiyiz onlara psikologların yaptığı zeka testleri gibi testler yapabilecekmyz

gizemEkim 4th, 2008 18:46

çok detaylı anlatırmısın hatice abla

Hatice ZengelEkim 5th, 2008 07:07

Çocukların her şeyiyle, sorunlarıyla da eğitimiyle de ilgileneceksiniz. Tabii bizde de aynı şey sözkonusu, çocukla ilgilenirken aileyle de sürekli iletişim içinde olunacak. Zeka testlerini sadece psikologlar yapıyor, meslek olarak başka kimsenin yetkisi yok. Ama mesela Denver (0-6 yaş arası çocukların gelişiminin normal olup olmadığını belirleyen bir test) gibi gelişim testlerini ve size özgü testleri yapabilirsiniz. Emin ol, zeka testi yapmak ve hele de çocuğun zekası düşük çıkınca bunu aileye açıklamak, sonra da o annelerin ağlamasını görmek hiç hoş bir şey değil. Mecbur olmasam yapmam. Ayrıca işinizi nasıl yapacağınız, hangi kurumda çalıştığınızla da ilgili. Mesela Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda hep aynı ve anne-babası olmayan çocuklarla ilgilenmenin zor ve kolay yönleri vardır. Hastanede görevin uzun süre yatan çocuklarla ve eğitimleriyle ilgilenmek olabilir. Kendi anaokulunu ya da kreşini açıp kendi patronun da olabilirsin. Seçenek çok yani…

betülEkim 6th, 2008 16:04

psikolog ve pedagog arasındaki farklar neler

betülEkim 6th, 2008 16:49

psikolog ve pedagog arasındaki farkları anlatırmısınız

betülEkim 6th, 2008 16:52

bu arada çocuk pedagogları ergenlik dönemindekilerlede konuşabilirmi

betülEkim 6th, 2008 16:57

ve bu pedagog olanlar aynı zamanda çocuk gelişimi öğretmeni olurmu

betülEkim 6th, 2008 17:00

yani hastanede pedagoglarda psikologlar gibi çocuklarla konuşamazmı bir klinik açıp yada bir odası olamazmı psikologlar gibi

betülEkim 6th, 2008 17:04

odası oluncada ergen yada bir çocukla psikologlar gibi konuşamazmı ve o hastalarda yani çocuklar falan, sorunlarını pedagoglara anlatamazmı

Hatice ZengelEkim 6th, 2008 18:13

Psikologlar eğer lisans üstü eğitim alırlarsa ya da bir konuda kendilerini geliştirirlerse, o alanda çalışıyor. Bazan da benim şu anda yaptığım gibi, küçük bir şehirde olunca ayırdetmeden çocuk-yetişkin herkese bakmak durumunda kalıyor. Biz neredeyse sadece psikolojiyle ilgili ders görüyoruz, eğitim dersi neredeyse yok. Bu nedenle eğitim bizim işimiz değil. Çocuk gelişimi uzmanı çocuklarla ilgileniyor da, hastanede 18 yaşa kadar insanlar çocuk sayılıyor, yani bunun içine ergenler de giriyor. Ama sizin alanda durum nedir, bilmiyorum. Kendi odanın olup olmaması biraz da idareyle ilgili bir şey, ama olması gerekir, hastanede tabii. Sosyal Hizmetler’de oluyor mesela. Benim arkadaşlarım aynı zamanda pedogojik formasyon almıştı ve öğretmen olarak atandılar, ama o olmadan olmaz sanırım. Şu anda pedogojik formasyon birbuçuk yıllık tezsiz yüksek lisans şeklinde veriliyor. O kadar çalışma alanı var ki, çok da gerek yok pedagojik formasyona. Ama “Ben illa öğretmen olmak istiyorum” dersen, “Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmenliği” yaz, en son bildiğim kadarıyla puanı da daha düşüktü. Sizin özel yer açma alanınız anaokulu-kreşler, yani muayenehane tarzı değil. İyi yaparsan, bayağı da para kazanılan bir alan. Gerçi anaokulu açmak için çocuk gelişimi ve eğitimi (öğretmenliği dahil), anaokulu öğretmenliği ya da okul öncesi öğretmenliği okumak farketmiyor, hepsi oluyor.

gamzeEkim 8th, 2008 20:17

kız meslek lisesi mezunları alan dışı tercihlerinde kaç puanları gider bilen varmı edebiyat öğretmeni olmak istiyorum lütfen yardım edin yalvarırım

gamzeEkim 8th, 2008 20:18

çocuk gelişimi bölümündeyim psikoloji puanınıda söylerseniz sevinirim ondada aklım çok var

Hatice ZengelEkim 9th, 2008 19:48

Maalesef meslek lisesi mezunları ya iki yıllık sınavsız geçiş yapıyor ya da alanlarıyla ilgili bir bölüm yazıyor, yoksa da OÖBP çok düşüyor, yani diploma notunuzun belli kriterlere göre hesaplanmış hali. Yanlış hatırlamıyorsam, birinde 0.8′le, alan dışı tercihte 0.3′le çarpılan diploma notu kullanılıyor. 0.5′lik fark da şu demek, mesela 100 üzerinden 80 notun var, ilkinde yaklaşık (başka kriterler de var işin içinde sanırım, bu oran biraz değişebilir) 64 puan alırken, öbüründe 24 puan gelecek ve aradaki 40 puanlık farkı da çok daha fazla soru çözerek, neredeyse fule yakın net çıkararak yapabilirsin, zor yani. O yüzden, meslek lisesi tercih ederken çok dikkatli olmak gerekiyor, o mesleği gerçekten yapmak isteyenin tercih etmesi gerekir. Şu an puanları bilmiyorum da, bir dersaneden sorsanız, geçen yılın taban puanları ellerinde vardır. O puan için yaklaşık kaç net gerektiğini de hesaplatın, olacak gibiyse düşünürsünüz.

Hatice ZengelEkim 9th, 2008 20:18

Bir de imkan varsa, geçiş yapıp düz liseden mezun olursanız diploma notu sorunu olmaz da o da kaçıncı sınıfa kadar oluyor, bilmiyorum.

gamzeEkim 10th, 2008 17:27

peki çocuk gelişimi uzmanlığı ile ilgili neler söyleyeceksiniz

Hatice ZengelEkim 10th, 2008 18:13

Ben o kadar şeyi yukarıda boşuna mı yazdım yani :)

merveEkim 15th, 2008 13:37

peki dışardan açık öğretim okuyan insanlar şuan lise ve üniversiteye geçtiğinde bu alanı seçip okuyabiliyormu. bunun hakkında bilginiz varsa öğrenebilirmiyim

Hatice ZengelEkim 16th, 2008 11:03

Dışarıdan açık öğretimle ilköğretimi bitirdiyseniz, sanırım bulunduğunuz yerde açık kontenjan kaldıysa lisede çocuk gelişimi tercih edebilirsiniz, normalde sınavla alıyorlar. Liseyi açık öğretimden bitirirseniz de, sonuçta düz lise diploması alacağınızdan istediğiniz yeri tercih edersiniz, yeter ki açık lisedeki alanınız (sözel,eşit ağırlık,sayısal gibi) ve puanınız tutsun.

EDAEkim 18th, 2008 09:47

hacettepe üniversitenin ev ekonomisi yüksek okulundan çocuk gelişimi ve eğitimciler okuyup sağlık bilimleri lisansiyeri sayılıyormuş DOĞRUMU.

Hatice ZengelEkim 18th, 2008 18:03

Dört yıllık fakülte mezunu birçok bölümden sağlık lisansiyeri olunuyor da, hastanede. Şu an fizyoterapistler, psikologlar, diyetisyenler, sosyal hizmet uzmanları da aynı grupta. Pedagog olarak hastanede çalışırsan olur da sağlık lisansiyeri, sağlık alanında çalışan, doktor ve yardımcı sağlık elemanı sayılan hemşire, laborant, radyoloji teknisyeni gibi alanlar dışında kalan dört yıllık fakülte mezunu insan demek. Yani sen ne anladın, bilmiyorum ama, durum bu.

betüllEkim 21st, 2008 18:26

ya arkadaşlar ben doktor gibi olmak istiyorum yha küçüklükten beri herkes gibi benimde en büyük hayalim DOKTOR olmak ama maalesefffff kız meslek lisesinden olamam kafayı yicem illa çocuk gelişiminden öğretmenmi olunur yha bizimde doktor olmaya hakkımız yokmu çocuk gelişimindeyiz yaniiiiiiii hiç olmassa psikolog olsakkkkkkk of öğretmen olmak istemiyorum yaaaaaaaaaaaaa DOKTOR olmak istiyorum doktor yaaaaaaaaaa

YoncaEkim 21st, 2008 23:57

Bir psikolog olarak Kerem Doksat`ın sınıflamasına, -”ilk adresin psikiyatrist olması” dayatmasını çok da gerekli ve önemli bulmayarak- katılıyorum. İyi bir psikiyatrist gerekli yönlendirmeyi yapacaktır demişsiniz ancak maalesef piyasada psikoterapi eğitimi olmayan ve salt ilaç odaklı uzmanlar mevcut. Psikologlara gelince, 4 yıllık bir psikoloji mezunu, yüksek lisans, süpervizyon vs olmaksızın bu işlere atılırsa elbette ki testör olarak görülecektir. Bu konuda meslektaşlarımın alınganlığını anlamakta güçlük çekiyorum. Bu meselede en can alıcı nokta, eğitimi psikoloji ya da psikiyatri olmayan ve kendilerini “uzman”, “danışman”, “terapist” ilan eden sorumsuz ve etik duruş taşımayan insancıkları ayırt etmektir. Bunun yasal yaptırımı ise ancak ve ancak halen mecliste bekleyen ruh sağlığı meslek yasası çıkınca olabilecektir. Teorik bir eğitim altyapısına ve o mesleğin diplomasına sahip olmayan kişilerin terapi yapması çok sakıncalıdır. İşletme mezunu birisinin akreditasyon alarak terapi yapması, mühendisin genel cerrahi uzmanlığı yapıp ameliyat yapmasına benzer. Bu örneği, işin dehşet verici yönünün daha somut bir şekilde canlandırılması için verdim. Çünkü davranış dediğimizde taksi şoföründen tutun da ( bkz. insan sarrafı!) medyaya kadar herkes kendisini bilirkişi sanmakta maalesef. Haddini ve sınırlarını bilmek çok önemli, özellikle sağlık sektöründe çalışılıyorsa..

Bu ayrımı gerek yasal, gerekse toplumsal düzlemde daha net bir çizgiye taşıyacak olan RUH SAĞLIĞI MESLEK YASASI için psikolog- psikiyatrist işbirliğinin şu zamanlarda üzerinde durulması gereken en önemli konu olduğunu düşünüyorum.

YoncaEkim 22nd, 2008 00:00

Herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek için bir düzeltme yapma gereği duydum; cümlem “piyasada psikoterapi eğitimi olmayan ve salt ilaç odaklı uzmanlar DA mevcut” olmalıydı. Diyalog kültürünün pek de geliştiğini söyleyemeyeceğim ülkemizde bir yanlış anlama daha olmasın. :)

aydanur usmanEkim 23rd, 2008 21:47

bende psikiyatr olmak istiodum am bu yazıdan sonra bei öldürselr okumam taam ögretmn olucam ya bu ne

sefa çağlarEkim 26th, 2008 23:55

herkese merhabalar.ben şuan lise 2 deyim eşit ağırlık bölümdeyim..ben psikolog olmak istiyorum.hastanelerde doktor gibi çalışmak istiyorum.psikolog bölümünden yüksek lisansımıda alıp klinik psikolg olacagım.hastanerlede çalışmak istediğim için klinik psikolgu okuyacagım.ne kadar sürerse sürsün.en büyük hayalim budur.ayrıca bana bu konuda yardım edecek biri varsa ltf anlatsın.bazı kişiler insanın kafasın karıştırıyor.adeta meslekten soğuyacakmışım gibi oluyorum.ama ben vazgeçmem.hatice abla bana biraz yarımcı olurmusn lfn.

duyguEkim 27th, 2008 19:08

çok yardımcı oldunuz tşkler ediyorum…

Hatice ZengelEkim 29th, 2008 08:21

Sefa, nasıl bir yardım istiyorsun? Varsa soracağın bir şey, yaz, biliyorsam cevaplarım.

defne şebEkim 29th, 2008 12:09

ben hacettepe psikoloji bölümünde okuyan bi öğrencinin annesiyim.Sizden önemli bir ricam var.Çocugum üniv.yi bitirdiği anda kpss den kaç puan alarak tam olarak nerelere atanabilir.Ayrıca özellerde zorlanmadan nerelerde iş bulabilir.Bu işi en iyi bilen birisi cevap verirse sevinirim. TEŞEKKÜRLER..

Hatice ZengelEkim 29th, 2008 12:57

KPSS’den 70 civarı bir puanla atanabilir diye biliyorum. Ama atanacağı yer, öncelikle kılavuzda açıklanan yerler arasından olacak, o yüzden her istediğiniz şehre atama olmayabilir. Özellikle eğitim, eş durumu gibi bir mazereti olmazsa, maalesef gittiği yerden uzun bir süre bir yere ayrılma şansı da olmayabilir, o yüzden de “Memur olayım, gerisi kolay” diye, yaşamayı düşünmeyeceği bir yeri tercih etmesin. Özel sektörde şu an en çok ihtiyaç özel eğitim merkezlerinde var, yani zihin engelli çocuklara eğitim veren kurumlarda. Ama ben özel eğitimlerde de çalışmış ve oraların zorluklarını bilen biri olarak, KPSS’ye iyi çalışıp devleti tercih etmesini tavsiye ederim.

Dr. Erhan AkıncıEkim 30th, 2008 09:29

İşte beyler ;
BUNLARI HASTANELERE SOKARKEN 2 KERE DÜŞÜNMELİ… Hastanelere sokuyoruz başımıza tedavi edici doktorculuk oynayan tipleri çıkartıyoruz. Özel hastanelerde doktorculuk oynarlar ses etmeyiz, devlet hastanelerinde poliklinik yaptırırlar ses etmeyiz; işte kendi ellerimizle yarattığımız Frankestaynlarımız!!! ARTIK PSİKİYATRİ KAMUOYU OLUŞTURMANIN VAKTİ GELDİ DE GEÇİYOR.
Sayın doktor arkadaşlar sağlık bakanlığı bizim bakanlığımız; içimizde bu konuda güç sahibi meslektaşlarımız varken hala çözümün içinde debeleniyoruz. Yasalar ve yaptırım gücü bizim lehimizde iken bir an önce psikiyatinin aleyhine gelişen oluşumları bastırmalı, hastalarımızı bu tip oluşumlara karşı korumalıyız; ÇÜNKÜ TIBBIN 1. BASAMAK TEDAVİSİ KORUYUCU HEKİMLİKTİR.

Dr. Erhan AkıncıEkim 30th, 2008 09:36

SAYGILAR…

defne şebEkim 30th, 2008 10:49

hatice hocam verdiğiniz her cevap için çok teşekkür ederim.anlayamadığım şu:belki biliyorsunuz pskoloji boğaziçi,odtü ve hacetepede çok yüksek puanla yani ea 2 den 340 puanla girilen ve bütün hocaların tavsiye ettiği bir bölüm olmasına rağmen neden pek tanınmıyor?ve neden herkes yani halk bize ne iş yapacak niye öğretmenlik gelmezmiydi gibi konuşmalarla muhatap oluyoruz.çocuğum yüksek bir puanla hacetepe psikolojide ama buna rağmen dileğimce sevinemiyorum…içimdeki sıkıntıyı sizinle paylaşmak istedim.

Hatice ZengelEkim 30th, 2008 18:01

Defne Hanım, psikoloji bilim olarak da yeni sayılır, birçok ülkede tanınmıştır, ama bizim ülkemizde hala insanlar psikiyatriste, psikoloğa gitmeyi saklanacak, utanılacak bir şey olarak görüyorlar. O nedenle de yeterince bilinmiyor. Eğer çocuğunuz yapabilirse yüksek lisans yapsın, çünkü biz eksikliğini çok çekiyoruz.

Hatice ZengelEkim 30th, 2008 18:15

Erhan Bey, Frankeştayn kim kardeşim, ne oluyor orada? Evet, hiçbir eğitim almadan, kendini yetiştirmeden boş boş işe gelip giden, mesai doldurmakla iştigal eden bir sürü psikolog var. Ama biz de bugüne kadar kaç eğitime kaç maaşımızı harcadık, hala da harcıyoruz. Bugün ben bir eğitim için seminer verdim mesela. Bilmediğimiz şeyi yapmıyoruz, sınırlarımızı da çok iyi biliyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın doktorların olduğunu da biliyoruz. Biz çalışırız, doktorlara performans puanı yazılır, maaşlar ve dönerler arasındaki uçurumu hak etmek için çok uykusuz kaldınız, biliyoruz. El insaf, Frankeştayn katagorisine soktuğunuz bu insanlardan biriyim, randevu defterimde zırnık kadar boş yer yok, haftalar sonraya randevu vermek zorundayım ve şundan emin olun, en azından insanlara zarar vermiyoruz, kötü olsak da kimse gelmez. Tabii ki psikiyatristler bizden çok daha iyi eğitim alıyor, ama hastane ortamında, bir hastaya maksimum 10 dakika ayırarak, en fazla ilaç yazıp gönderebiliyor. Buyrun kardeşim, terapileri de siz yapın, çok memnun oluruz. Biz sadece testör olarak kalsak da, o bile bütün zamanımızı alıyor nasıl olsa! Ayrıca koruyucu hekimlik sorunu ne olursa olsun anlamadan, dinlemeden insanlara ilaç vermek midir? Öyleyse devam edin tabii. Bulunduğum ilde, bazı psikiyatristlerin hastane ortamında hastayı hiç dinlemeden yanlış teşhis koyduğuna ve yanlış ilaç verdiğine defalarca şahit oldum. Yastaki bir anneye sadece manik dönemde kullanılan bir ilacı verip kadını iyice depresyonun dibine itmek eğer koruyucu hekimlikse, eksik olsun!

MKD: Günde 60 ilâ 80 hasta görmek zorunda kalmak için mecburî kılılnan meslekdaşlarımıza yapıcı ve olumlu bir tavsiyeniz var mı? Yoksa, bu tenkit bir tasbit olarak kalacak

sefa çağlarEkim 30th, 2008 23:39

hatice abla hayellerimden birisi psikolg olup hastanelerde çalışmak.bunun için hangi psikolog bölümünü okumam gerekiyor.bunun içinde kpss ye girmem gerekiyormu.cvpladığnız yanıtar çok güzel.hastanelerde çalışmak için eğiitim yılı ne kadar sürüyor?

defne şebEkim 31st, 2008 16:08

öncelikle yukarıda doktor olduğunu söyleyen erhan akıncı beyi yazdıklarından dolayı çok çok kınıyorum.çünkü pskologları yerden yere vurmaya hiç hakkı yoktur.oda çok önemli bir bilim dalı olup, iyi bir üniversitede pskolojiyi kazanabilmek o kadar kolay değildir,lütfen bir öss klavuzunu alıp karıştırmanızı öneririm.tamam tıp a saygımız var ama lütfen sizde diğer mesleklere saygılı olun.ayrıca bende eskiden çocuğumu bir pskiyatr’a götürüp hiç bir fayda almayan biriyim.lustral risperdal ilaçlarını devamlı kullanın gelin denildi ve hep muayene parası koy.sonunda bıktık ve bıraktık bin şükür şimdi iyiyiz.madem doktorsunuz sizden ricam pskologlara kızıp abuk konuşacağınıza iyilik yapıp her 10 günde müracata çağırdığınız insanlardan 80ytl talep etmeyin biraz iyilik yapın.her ne okurlarsa okusunlar gençlere yardımcı olun, yol gösterin, çünkü hiç bir bölüm çok kolay bitirilmiyor,insanlar çok yoruluyor bitirebilmek için lütfen herkese saygılı olalım…..

Lale ArasKasım 1st, 2008 11:19

Erhan Akıncı ,Psikiatristmisiniz bilmiyorum ama tıp doktoru olduğunuz belli.” Bunlar ” ve korkulu rüya” frankeştayn ”gibi tabirleri çekinmeden kullanabiliyorsunuz. İnsanlara yardım ve saygıyı en üst düzeyde göstermek zorunda olan bir meslek adamısınız, değil mi? sitedeki diğer yazı içinde Ulaş çamsarı’ nın sözlerinin bir kopyasını büyük bir öfke seli içinde dile getirmissiniz
tebrik ederim Hatice,hakaret etmeden kendini savunduğun için,fakat bana göre bazı ifadelere ve genellemelere gitmeden önce daha çok yönlü düşünmelisin, buna ek olarak bir meslektaş değil bir abla bir dost tavsiyesi sana, bence kendini buradaki şeylere cevap vererek üzme..Mesleğinle ilgili koşulların içinde en iyisini yapmaya çalış,zaten de bunu yapmaya çalışıyorsun.. Hani ben seni tanıyorum gördüğüm en tatlı zeki insanlardan birisindir üstelikte çok esprilisindir ama (özledim de seni valla) meslektaşlarımızla ilgili yorum yaparken sadece ortamda yüzeysel gördüklerinden yola çıkma, herkesin içinde yaşadığı sosyal koşullar farklı, psikolojik koşullar farklı ,fiziksel koşullar farklı..Hastane de çalışmayı gönüllü isteyen hiçbir psikolog boş boş durmak ve eğitim almamak için gelmez.Hani bizden ayrıldın başka yerlere uzaklara gittin, muhakkak senin için iyi oldu ve kazandığın pek çok şey oldu ama sorunlar heryerde yine de aynı sorunlar bunu sen de biliyorsun..Çok hasta almak eğitimler almak seminerler vermek çok güzel de, bak buradaki doktorlarımız da yeri geliyor ben şurda ders verdim şu çalışmalarım var diyor ama objektif davranmayınca taraf tutunca birbirinin kusurunu arayınca bana göre çok şey değerini yitiriyor..bir kere güven zedeleniyor derin bir şekilde.. Kusur aramak ve bulmak okadar kolay ki, kusur ve yanlış aramaya kalkarsak bir sürü şey buluruz .Kusurlar kişinin yanında özel bir ortamda birşeyleri düzeltmek amacıyla dostça söylenebilir ama burada alenen birşeyler açıklanacaksa bu karalama ve hakaret oluyor..ben çok şeyde susuyorsam bu bişeylerin ayırdında olmadğımdan değil, biliyorsun çalıştığın kurumu kötülememekte bir etik kural,ama kendini meslektaşlarını değerlendirirken de bunu yapmalısın. Bunları sana söylüyorum ama kuzenlerimiz anlasın…Bu arada senle üç yıl gibi bir tanışıklığımız arkadaşlığımız oldu ..Taa uzaklardan geçenlerde, masamın üzerine ünvanımı, ismimi altın yaldızla yazdırıp gönderdğin isimlik için tekrar çok teşekkür ederim.beni sevdğin için gönderdin muhakkak..Ama sonunda, on beş yılımın sonunda bir masam oldu da ,onun üzerine isimliğimi koyabildim. Şu an iki değerli hemşire arkadaşımla aynı odayı paylaşıyorum..Sen bizim hastanemizdeyken çok orjinal bir yerdeydim biliyorsun. çalışanlarımızın, bölümde sibirya olarak nitelendirdği arşiv dosyalarının konduğu iki tarafı apaçık uzun koridoru sessiz bir yer olarak görmüştüm de , oraya desklerin altına atılmış küçücük tozlu tahta masayı arşiv dosyalarının altından çekmiştim.Atmışlardı onu oraya..farkedebilmek imkansızdı.. minderi yırtık pırtık bir sandalye buldum da oraya oturdum, orda kaç ay oturdum acaba bir sene mi iki mi hatırlamıyorum. Arada birileri geçerdi yanımdan, giderdi..hani öğle saatlerinde gelirdin orada sana çay ikram ederdim. İçim üzülüyor seni böyle görünce derdin.. o tahta masamı sonradan birileri aldı da vermek istemedim.çok seviyordum onu ben. sana daha güzelini vereceğiz dediler de aldılar ama altın kaplama olsa o tahta masamı sevdiğim kadar sevemem.benle değer kazandı o masa, o koridorda oturmadan önce, bir yıl kadar bir odam olmuştu.. artık yurdışında yaşayan erkek kardeşime dedim ki sonunda bana bir oda verdiler.üstelik pencereli hemde çiçekli miçekli ..bir yıl geçmedi odamdan yol geçti.. Nereyi işgal etsem değerleniyor..Güldü kardeşim,sonunda ablamın bir odası oldu demiştim yol mu geçti, dedi ve güldü..Kime söylesem güldü..Odan nerde diyorlar, bi odam vardı ama üstünden yol geçti diyorum.

Çok geçmişe inmeyeceğim,inersem kitap yazmak gerekecek çünkü..
eğitim ortamlarımız kısıtlanmalı çalışma ortamlarımız da kısıtlanmalı yoksa daha çok konuşuruz büyüklerimize karşı geliriz.Bir sorun oldumu aranırım bu başka, ayrıldığım bölümlerden geri çağırılırım o da başka..ne oldu ?büyük kayıplar yaşadığım üstelikte hiçbir maddi desteğimin olmadığı genç zamanlarımda, o sırada işşiz erkek kardeşimi evde bırakıp istanbullara gittim kaç ay boyunca, nöropsikolojik testleri öğreneceğim diye… Ben de seminerler verdim gelince istedilerde…. sonuç ne oldu? Pişman mıyım değilim. o sırada iyiki tiyatro denilen yere daldım da yer silmek toza bulanmak değişik rollere girmek,kendi dışıma çıkmak, eleştirildiğinde cevap vermeden durmak ne demekmiş öğrendim o sırada oynadığım oyuna tüm bölüm hocaları ve asistanlar gelmişti bir iki hocamız kocaman çiçekler getirmişti çok mutlu olmuştum sağolsunlar….şimdi beni görseler tiyatro çalışmaları ne oldu diyorlar..tiyatro çalışmalarına ne oldu bilmem ama yazık oldu zor şartlarda emek vererek öğrendiğim testlere birikime..yine de önemli değil..Her deneyim bir zenginliktir..Aslında ne birilerini ne de kendimi suçluyorum…şikayetçiliği sevmem, şikayet eden insanı da çok sevmem..birtakım eksiklikler oturmamışlıklar dan doğan bir sürü şey var.Hastanelere biz alıyoruz diyorlar ya, hakkatten de 93 yılının sonlarında üniversite hastanesine ilk başlayan psikoloğum ben. Hastane de çalışmayı hiç hayal etmemiştim. ben hep psikoloji bölümünde akademik alanda çalışmak istemiştim..Psikiatristlerle hiç çalışmadım.Bir psikiatristle tanıştırmştı çocuk gelişimi uzmanı arkadaşım, yol üstünde…,Psikatride, psikolog yokken çocuk enfeksiyonda ne işi var demişti.. oraya ne şartlarla geldiğim ayrı hikaye..haksızlıklar silsilesinin başlangıç zinciri…şimdi yıllar sonra psikiatride de bir psikolog var. benim geldğim zamanlarda kimse psikolog aramıyordu rektörümüz tıp doktoruydu ve psikoloji bölümünde kazandığım öğretim görevliliğini, başkalarına uygulamadığı halde haksız gerekçelerle onaylamadı ve araştırma görevlisi olsaydın onaylardım dedı ama onu da onaylamadı sonradan. o sırada annem miyasteniden yoğun bakımdaydı şimdi çalıştığım hastanede.sınava bile gitmek istemedim o yoğun bakımdayken..iyileşirse yine parasızlıktan üzülür de hastalanır dıye zorla gittim sınava. üzülme dedim çıkınca geçinebileceğimiz bir işim olacak ..annem sınavı kazandığımı duyamadı ve tekrar onaylanmadığını da duyamadı.. demiştim ki son zamanlarında ona, dekan yardımcısı bana yardım etmek istiyor psikiatri servisinde uzman kadrosuna alabileceklermiş..annem ( ilkokul mezunu ve ev hanımıydı .) kızım seni hastaneye alacaklarını sanmam alsalar bile sen orada şaşıracaksın yalnız kalacaksın sen edebiyat fakültesine öğretim görevlisi olda hanım hanımcık git gel…ya anneciğim senin kadar ileri görüşlü değilmişim ben, nedemek istedğini daha yeni yeni anlıyorum.Sen ne akıllı insandın öyle

eğitim ortamlarımız kısıtlanacak çalışma ortamlarımız kısıtlanacak..Bunca senedir frekesntayn seviyesine geldiysek bayağı ilerleme olmuş,ama hiç frekenstayn olmayı hayal etmemiştim ben:)))

Kısıtlansın,benim kişiliğim yeter,duyarlı bir insanmıyım bu yeter, tanık olduklarıma arkadaşlarıma dostlarıma yakınlarıma yardım edebiliyormuyum, belli bir anlayışım olgunluğum var mı bu da yeter, dürüstmüyüm objektifmiyim yeterince sabrım var mı.Bu şartlarda bu yeter, üstelik büyük bir zenginlik bu özellikler..Yeterki hepimizin ve çok insanın yaptığı kendini beğenmişlik tuzağına düşmeyelim..

Yanlış aramalar kusur bulmalar sadece meslekler arası değil meslek içi de var..benim kariyerim şu,ben şu eğtimleri aldım ben şu sertifikalara sahibim sen böylesin ben böyleyim ben böyle yapıyorum sen böyle yapıyorsun şeklindeki büyüklenmeler bakalım bu çatışmalar bu hırs nereye kadar?
Çok kısa yazdım daha çook uzar, son olarak Betüll ve onun gibi mesajlar yazan arkadaşlara bir cevabım var..Betüll ün mesajını aktarayım önce

” ya arkadaşlar ben doktor gibi olmak istiyorum yha küçüklükten beri herkes gibi benimde en büyük hayalim DOKTOR olmak ama maalesefffff kız meslek lisesinden olamam kafayı yicem illa çocuk gelişiminden öğretmenmi olunur yha bizimde doktor olmaya hakkımız yokmu çocuk gelişimindeyiz yaniiiiiiii hiç olmassa psikolog olsakkkkkkk of öğretmen olmak istemiyorum yaaaaaaaaaaaaa DOKTOR olmak istiyorum doktor yaaaaaaaaaa ”

Ya betül komik şeylerde gülme özürlüyüm ben, Çok güler yüzlüyüm konuşurken de devamlı gülerim en basit şeyi çok önemli birşey gibi renkli ve komik anlatırım bu yüzden de arkadaşlarım sıkılmazlar ararlar beni..ama gülünecek şeylerde gülme özürlüyüm işte..yani gülmek istiyorum ama gülemiyorum, çok doğal birazda çocuksu yazmışşın ama valla ben küçücük bir çocukken bile çok ciddiydim öyle ”yaaaa” şeklinde kelimeleri uzatamazdım beceremezdim yani..bak sonra abiler çıkıyor doktorculuk oynamayın diyor.:).. Hani burası bir tartışma ortamı birazda bir kavga var sanki..senin gibi soruları olanlar psikolojik danışma ve rehberlik sitelerinden yardım almalı .Çünkü özel olarak bu tür sorunlar üzerine yoğunlaşmıştır, burası bence pek yeri değil yada okullarda dershanelerdeki psikolojik danışma ve rehberlik merkezlerine başvurmalısın. en iyisi yüzyüze konuşmadır.Burada sakız gibi uzayıp duruyor bir türlü ardı kesilmiyor soruların.. Biz diyoruz mangal tahtası sen diyorsun bayram haftası…Hatice ablanız gayet iyi niyetle son derece güzel bilgiler vermiş ama çözmeniz gereken hala birşeyler var.
doktor gibi olmak nedemek, ya doktor olursun yada olmazsın ya psikolog olursun yada olmazsın ya çocuk gelişimci olursun yada olmazsın ya öğretmen olursun yada olmazsın ya çöpcü olursun yada olmazsın..lütfen doktor gibi olma, psikolog gibi de olma, çocuk gelişimci gibi de olma çöpçü gibi de olma, git mesleğin kendisini ol,taklitlerden sakın yani..gibi olmak ..Hani sercan çöpçüdür demek başka ,şu sercan çöpcü gibi adam kılık kıyafeti onu gösteriyor demek başka..valla, ”gibi” olmaktan sa çöpcü olup ekmeğini kazanmak daha iyidir.

aklımda bir şiir: istersen dağ başında küçük bir çalı ol,ama en iyi küçük çalı sen olmalısın

Karşıdan kazın ayağı hoş gözüküyor, pardon o davulun sesiydi

defne şebKasım 1st, 2008 14:55

ben yine sizden bir bilgi rica edeceğim.pskoloji bölümünü bitirdikten sonra kpss den belli bir puan alıp hastahaneye atanınca alınan maaş ile yüksek lisans yapmış bir pskoloğun alacağı maaş arasında ne kadar fark vardır.birde atandıktan sonra yüksek lisans yapılabilirmi.bu tezsiz yüksek lisans delnilen lisans sadece öğretmen olmak içinmi dir?yoksa hastahanede çalışan bir pskoloğun kariyerini yükseltirmi?benim bu sorularıma cevap verecek bilir kişiye şimdiden çok teşekkür ederim..

CERENKasım 2nd, 2008 09:26

ben lise1 öğrencisiyim ve psikiyatrist olmak istiyorum bence psikologlar sınırlarını aşıyor hastanelere psikologların girmesine karşıyım ancak zaten bir psikiyatrist gerekli görürse gerekli yönlendirmeyi yapacaktır.
LÜTFEN BİRAZ MANTIKLI OLALIM PSİKİYATRİSLİĞİ PARA TUZAĞI DİYE NİTELENDİRENLER ADAM 11 SENE TIP OKUYO SONRADA SAÇMA SAPAN BİRİLERİNİN YAKIŞTIRMASINA MARUZ KALIYOR.
Ayrıca sayın psikologlara şunu soruyorum bir ŞİZOFREN HASTASIYLA İLAÇSIZ TEDAVİ ÇÖZÜM VERİR Mİ AYRICA PSİKİYATRİSLER SADECE GEREKLİYSE İLAÇ TEDAVİSİNE BAŞLIYOR DEĞİLSE GEREKLİ YÖNLENDİRMEYİ YAPIYOR.Bunun yanısıra psikiyatrislerde terapi verebiliyor hangi meslek diğerinden üstün kararı siz verin ayrıca puanı yetmeyip anca sözelden psikaytrisliğe benzer bir mesleğe gireniliyorsun bide sizden üst düzeydeki kişileri boşa eleştirmeyin

CERENKasım 2nd, 2008 09:30

sonu hatalı olmuş özür dilerim doğrusu;
MADEM PUANIN YETMİYOR ANCAK SÖZELDEN PSİKİYETRİSLİĞE BENZER BİR MESLEĞE GİREBİLİYORSUNUZ BİR DE SİZDEN ÜSTÜN KİŞİLERE ÇAMUR ATMAYIN…
SAYGILARIMLA

özgeKasım 2nd, 2008 17:00

ya ben kız meslek lisesinde okuyorum hacettepe üniversitesi ev ekonomisi çocuk gelişimi ve eğitimi bölümünü istiyorum hacettepe üniversitesi sağlık bilimleri olmuş galiba bu konuda bana bilgi veren arkadaşlarım olursa çok sevinirim lütfen arkadaşlar yardım edin karar verme aşamasındayım yani sağlık bilimlerinde hastanedemi çalışıcam nasıl olacak lütfen yardım edin

Lale ArasKasım 3rd, 2008 01:56

Ben de şimdi hatice gibi cevaplamaya başlayıp,soruların ardı arkası gelmeyecek diye korkuyorum ..hani bu site sorularınızı yada sorunlarınızı cevaplayalım köşesi değil ki? Konu başlığı psikolog ve psikiyatristler arasındaki farklar ve site sahibi de biz değiliz ,bizim konu dışı sorulara cevap vermemiz ne kadar doğru?. Bizim sorumluluğumuzda değil burası..sitedeki diğer alanlarda da böyle şeyler oluyor..ciddi ciddi birşey tartışılıyor ve sanki ciddi ve gergin bir sınıf ortamına birden biri elinde bir sepetle dalıyor ve simiiiiiiiiiiitçiiiiii diye bağırıyor.İnsan gülse mi ,kalsa mı bilemiyor.. Konu bir röpörtaj olayı biri dalıyor ve ben kızlara bakmaktan kendimi alamıyorum gibi ilgisiz birşey söylüyor sonra da yardım edin ne olur falan diyor..

Defne Hanım kızınız hacettepe gibi güzel bir üniversite de psikoloji bölümünde okuyor..Hocalarından arkadaşlarından bu sorularınızın cevaplarını rahatlıkla araştırabilecektir. Hastane de çalışan 657 sayılı memur kadrosunda ki psikoloğa lisansüstü eğitim için izin verilmesi kurumdaki yönetimin insiyatifine bağlıdır..ben yüksek lisansımı göreve başlamadan önce bitirmiştim.Doktora yapabilmek nasip olmadı ..İlgi alanlarım dağıldı ….Eğer çalıştığı şehirde eğitim alabileceği bir fakülte varsa ne ala, izin verilip verilmeyeceği yine ayrı bir sorundur..ama yoksa başka bir şehre gitmek zorunda kalacaktır ki buna izin çok daha zordur..ama uzman kadroları var onlarda uygulama nasıl, çok bilemiyorum.. yani akademik kadroda olanlar maaş olarakta bizden daha fazla alıyorlar ama bu çok önemli bir mevzuu değil…. tıp dışından değişik meslek alanlarından gelen ve hastanede çalışan arkadaşlar tıp fakültesinde yardımcı doçent kadrosu olmayacağını düşünerek doktoradan vazgeçebiliyorlar. İşin para kısmı dikkate değer değil yüksek lisans yapanlarla yapmayanlar arasında..ben bir fark var mı ilgilenmedim bile..büyük bir fark olsaydı anlardım belki.. lisansüstü eğitim yapmak daha çok ulvi amaçlara hizmet eder..Benim kendi düşüncem lisansüstü eğtim özellikle de hastanede çalışacaklar için klinik psikolojide yapılmalıdır..Benim yüksek lisans alanım psikolojik danışma ve rehberlik… yüksek lisans yapmış olanlar da kendini sürekli eğitmek zorunda oldukları gibi, yapmayanlarda eğitmek zorundadır..Bu da hastane içinde hangi alanda çalışıyorsan o alanla ilgili senden beklenen şeyler hakkında bilgi ve becerini geliştirmek zorunda olmak demektir..Bunun için eğitim kurslarını takip etmek sürekli okumak ve daima sorgulayıcı irdeleyici düşünce yapısına sahip olmak gerekir..Mezun olmakla iş bitmiyor hatta eğitim yeni başlıyor .Psikoloji bitirmek yeterli olmuyor,elbet sıradan bir insandan farklı olmalıdır psikoloji eğitimi alan ..en azından yaklaşımında ,anlayışında farklar olmalıdır..Bu konuyu çok daha fazla örneklerle anlatırdım ama hem ben, hem siz yorulacaksınız şimdi.
Ayrıca hastane tek seçenek değil hastane ortamı da, hastalarda ,çalışanlarda genellikle gergindirler.Herkes bir tarafa koşturur, bu koşturmaca içinde siz diye birşey yoktur sadece hasta vardır.Psikoloji bölümlerinde ki paylaşımı anlayışı görmemeniz olasıdır..sizin herkesi anlayıp hoşgörü göstermeniz saygı göstermeniz gerekmektedir. Doktor günaydın demez ama siz demedğinizde azarlanabilirsiniz.. Bu söylediklerim herkese genellenemez ben yaşadıklarımı anlatıyorum..psikolog için bir eğitim ortamı orada çok güçtür sizin herşeyi bildiğiniz varsayılır ve bağlı olduğunuz bölümün istediklerini yapmakla görevlisinizdir..ortamda devamlı sedye içinde taşınan ağır hastaları bir günde ölen çocukları ağıt yakanları,elinde silahla gelip ortalığı dağıtmak isteyenleri görürsünüz hastalar tarafınan azarlanmanız hatta çalışanlar tarafından da azarlanmanız çok olağandır..şikayet etmeye başlarsanız bu şikayetlerinizin ardı kesilmez ve sizin de psikolojiniz bozulabilir..nitekim bazı arkadaşlar hastanede çalışmayı arzular ama bir sene dolmadan ordan gitmenin yollarını arar.tekrar dünyaya gelsem hastane de çalışmayı seçermiydim sanmıyorum, ama herşeye rağmen çalıştığım yeri galiba seviyorum..çünkü orası benim ailem gibi, tanıdık bildiğim bir yer oldu. saçma şeylerle karşılaştığım olsa bile seviyorum,alıştım..Şimdi oradan farklı bir kuruma geçecek olsaydım özlerdim bir parçasıyım ben oranın..Hani başka yere gidersem memleketin nere derler hastane demem gerekir.. Hastane bana çok normal bir yer gibi gelmez .Orada çalışanlar olağanüstü zor şeylerle uğraşırlar bir sürü acı ve zorlukla uğraşan çalışanların, davranışlarının dışardaki insana tuhaf gelmesi tepkisini çekmesi anlaşılmaz değildir.. sonra hatırlamadığınız tanımadığınız ölen birinin yakını seni koridorda yakalar gidip ağzını burnunu dağıtayım diyor şeytan şunun, siz nediyorsunuz diye sorar, anlamadığınız bilmedğiniz bir konuya istemeden dahil olursunuz….Aman sakın öyle yapma demekle olmaz ..Onu ikna etmek rahatlatmak zorundasınızdır.. bu kimsenin işini kötü yaptığı anlamına gelmez. Tam tersine titizlikle davranırlar uykusuz zor şartlarda çalışırlar .. Öyle durmadan saygısızlık falan yapılıyor değil canım, tam tersi çok kişi iyidir..bir rahatsızlığım olsa bir yardıma ihtiyacım olsa en zor şeylerde hiçbir karşılık beklemeden yardım edenler olur en ağır meselelerinizi hallederler ertesi günü sizi tanımazlar bile Teşekkür etseniz şaşırırlar hediye verseniz kızarlar..minnettarlık duygusu altında kalakalırsınız…bazıları derki neden günaydın demezler neden bizi kale almazlar.. Hiç öyle bir derdim yok, bu tür şeyler benim şikayet konum olamaz Heryerin iklimi farklı olabilir herşeyin ardında bir art niyet aranmamalıdır..herkesi kendi koşulları içinde anlamak gerek.İnsanlar istedikleri gibi olabilirler,eleştirmeyi sevmem ben.Çok kuzu bir insan olduğumdan değil, ben sessiz atın çiftesi sert olur kategorisine sokuyorum kendimi
şimdi özgenin sorusuna gelelim
Özge ,bunu sende okuduğun bölümdeki hocalarından öğrenebilirsin,Hem üniversite sınavlarına hazırlanıyorsan bununla ilgili yayınlanan kılavuzları takip etmeli araştırmalısın.İnternetten bile bulabilirsin. bunu bulmak çok zor birşey değil ki..yada gidip bir dershanenin rehberlik servisi kapısını çal..sana herhalde bilgi vermemezlik etmezler..Ben çok farklı bir alanda çalışıyorum hastane de ve bu konulardan uzağım açıkçası..hacettepeden bir çocuk gelişimi uzmanımız vardı eskilerde.çok eskilerde kaldı bunlar benim için

Ceren ‘ e gelelim şimdi de, Ceren sana cevap vermekten utanırım ben şimdi…,benden çok çok gençsin sen çünkü, vermeden de duramayacağım.. inan kahkahayla gülmeme sebeb oldun ki zor gülerim..Hiç yalanım yok, hep dürüstlüğümle tanınırım..Sen çok yaşa e mi..daha önce de söyledim komik şeylere gülemiyorum,gülünmeyecek şeyleri gülünecek şekilde anlatıyorum bana da arkadaşlarım güler hep.hatta senin yazını okudukça gülüyorum ama bu da etkisini kaybedecektir… durmadan onu okuyup gülemem herhalde..burda yazmaktan yazar olup çıktım bir sürü saatim gitti benim son ales sınavıma hazırlanmam gerekiyor daha, hani puanım yetmedi bir puanla psikiyatriyi kaçırdım böyle oldu he valla:))))) 42 yaşını dolduracağım aralığa doğru..yaşlandım okuma aşkıyla..Bu ne bitmez çileymiş bu ne bitmez cezaymış böyle..İyi ki insanların puanları yetmiyor da herkes tıp okumuyor yoksa ekmeği suyu kimden alacaktık televizyonumuzu kim tamir edecekti kim ayakkabımızı boyayacak kim çöplerimizi alacaktı..kim bize alfabeyi öğretecekti bize kim ışık tutacaktı, evlerimizin planını kim çizecekti.Kim bize hikayeler yazacaktı
bir daha dünyaya gelirsem önce psikoloji okuyacam yine, sonrada tekrar girip edebiyat ve sanatı seçicem ben Ceren, ama sen tıp okuyacaksan ösym de mantık soruları daha çetrefillidir düz mantık değildir hele psikiyatrist olduğunda daha da çetrefilli sorunlarla karşılaşacaksın, bu arada sözelini de geliştir düzgün yaz ki, ilerde psikiyatrist olduğunda lazım olacak. sonra demesinler sana, bu ne biçim psikiyatrist. sonra bir sözel sorusu yüzünden bir mantık yanlışı yüzünden, istedğin yeri kaçırma….Ben de sözellerin hemen hepsini yapmıştım matematikte iyiydi fenden soruları kaçırdım..ille bir yerlerı tercih ederken bir yerlerde kaçabiliyor:))) Tercih meselesi yani. Her tercih bir vazgeçiştir ya.. ama çok güzel bir konuya değinmişşin hani psikiyatriye benzer bir meslek seçmişşin kolayca diyorsun ya..bu konunun başlığı farklar yerine benzerlikler olsaydı çok farklı bir biçim alacaktı. pardon sana ek bilgi,psikolojiyi kolay diye seçmedim. Lise de matematik bölümünde okuyordum derslerim iyiydi.zayıf aldıklarımı da kurtarabiliyordum en zor gelenleri de çalışıp yapıyordum ama psikolojiyi bir türlü yapamıyordum durmadan zayıf alıyordum az daha deli olacaktım bu nasıl iş diye..çalışıyodum çalışıyordum olmuyordu kabus gibi… matematikten çalışmadan yüksek not aldığım çok olmuştu..sonra bir sebeblerle ipin ucunu kaçırdım ve dikkatim dağıldı ondan da zayıf almaya başladım ama psikoloji kadar zayıf değil.. ..psikoloji dersimize matematik hocamız geliyordu kendi alanında da çok iyiydi.. Çok enteresandı..psikoloji dersini dört gözle dört kulakla dinlıyordum ne demek istiyor bir türlü anlamıyordum..Birkeresinde bana matematikte bir soru sordu, çok zor geldi, bilmiyorum dedim. diğer derste de sordu onu da bilmiyordum, bilmiyorum dedim..ertesi sefer de sordu hep te bilmedğim soruları soruyordu, bu bilmiyordumlar okadar çok olmaya başlamıştı ki.. birde öyle utangaç öyle sessiz bir tiptim ki kıpkırmızı kan ter içinde kaldım nasıl bilmiyorum diyeceğim tekrar diye… son bilmiyorum cevabını verdiğimde, bana ne dedi biliyormusun? bilmiyorsan ansiklopedi yaz dedi..aman bir ağladım, bir ağladım ansiklopedi yaz dedi diye..Birde on gün onu düşündüm ansiklopedi yaz demek, ne demek diye..eve geldim ağlaya ağlaya..baktım annemler güzel bir masa hazırlamışlar ama sanki bir ziyafet sofrası sanki özel bir gün..mutlu olmam gereken yerde ben hala ansiklopedi yaz demek, ne demek onu düşünüyorum suratım asık sofrada..annemlere keşke sorsaydım nedemek diye ama onlarda okadar mutlular ki o sıra,şimdi ben havayı bozamayacağım.. Belki babamdan da azar işitirdim kimbilir, gerçi babam beni çok severdi….Çok zekiydi benim babam Allah rahmet eylesin ..ona üç sınıf birden atlatmışlar ilkokulda..içimde kaldı söylemedim. bilmediğim için, hocamın ansiklopedi yaz dediğini….sonra ege psikolojiyi kazandıktan iki üç yıl kadar sonra Balıkesir de ki matematik ve psikoloji hocamı İzmir’ de kampüste gördüm.Çekinerek selam verdim karşıdan..taaa ayaklarına kadar bükülüp yeri öpecek gibi başını eğerek selam verdi..sonra da bu selam çeşidi de neydi diye, on günde, onu düşündüm..Halbuki şimdi ki olgunluğumda olsam yanına gider lise de zayıf not aldığım ince bir psikoloji kitabının,daha genişletilmiş ve çoğalmış hallerini görmek için neden psikoloji bölümünde olduğumu sorardım kendisine? psikoloji bölümünü tutturamasaydım altta matematik öğretmenliği vardı ve puanım ona rahat rahat tutuyordu psikoloji üstte olmasaydı az daha matematik öğretmeni olacaktım..benden iyi bir matematik öğretmeni olmazdı bence..Babam psikolog olmamdansa matematik öğretmeni olmamı tercih ediyordu.. Bize ise bölümde her yıl soruldu neden burdasınız diye ve hep kağıtlara yazıp verdik Hepimiz benzer şeyleri yazdık. kendimizi tanımak istiyoruz başkalarını anlamak istiyoruz iyi ilişkiler kurmak ve geliştirmek istiyoruz İnsanları mutlu barış içinde görmek istiyoruz hayatı seviyoruz..keşke ekleseydik başımıza neler gelecek bilmiyoruz! keşke ekleseydik çok zor bir yol seçtik bilmiyoruz,hayat papatyalar yeşil kırlar tatlı bir güneş değilmiş bilmiyoruz.çok şeye ağlayacağız üzüleceğiz öksüz kalacağız ve üvey evlat muamelesi göreceğiz bilmiyoruz keşke ekleseydik!..
Olsun seviyorum ben olgunluk yolunu..

defne şebKasım 5th, 2008 23:29

lale hocam bilgileriniz için çook teşekkür ederim.gerçi fazla zamanınızı almak istemiyorum ama sizinle bir konuyu paylaşmak istiyorum.özellikle pdr üzerinde yüksek lisans yaptığınızı öğrenince bu konuyu sizinle paylaşmak istedim.daha öncede dediğim gibi benim ilk ve tek çocuğum pskolojide okuyor.daha ilk yılı. inşallah gün gelir sizin gibi mesleğini çok sever ve iyiki pskolog olmuşum der.çünkü ben pskoloji bölümünü hiç tanımıyorum,kızım da öyle.çok şükür iyi bir çalışma sürecinden sonra iyi bir ea2 puanı aldı.ben pdr ci olmasını istedim çünkü tanıdığım bir meslek en azından rehber öğrtmen olacağını biliyordum.ama dershane öğretmenleri rehber öğr.menler ve bir çok kişi yüz yılın mesleği,çok iyi bir meslek diye bizi pskolojiye yönlendirdiler.o kadar gittik geldik ki pdr ve psikoloji arasında, anlatsam hikaye olur.ama ben dedim ya hep pdr istedim.en son tek tercih, hani olcaksa iyi bir yerde pskoloji olsun dedik ve ilk tercihe psikoloji yazdık.ama ondan sonra inanın ankara başta olmak üzere ege,adana ve birkaç yer daha (puan sıralamasına göre)hep pdr yazdık,ilk tercih geldi.sizin yazılarınızı dikkatlice okuyup bigi sahibi olmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.siz yukarıdaki yazınızda pdr üzerine yüksek lisans yaptım demiştiniz o dikkatimi çekti.bu ne anlama geliyor?tezsiz yüksek lisans dedikleri şey mi? peki isteseydiniz okullara rehber öğretmen olarak atanırdınız değilmi.içimden geldi sizinle paylaşmak istedim.eğer benimle bu konuda biraz konuşursanız size minnetar kalırım.şimdiden teşekkür ederim….

Lale ArasKasım 7th, 2008 01:09

Defne Hanım, hocam demenize gerek yok kısaca Lale hanım diyebilirsiniz hatta sadece, Lale diyebilirsiniz bundan rahatsız olmam hatta daha çok memnun olurum.sizin birkaç basit sorunuza cevap vermek benim neden vaktimi alsın.Ama burası yeri değil gibi…cevapsız bırakmakta beni rahatsız ediyor. daha önce tam olarak size yönelik cevap vermedim.. burada psikologlara takınılan tutumla ilgili sitemle cevap vermiştim…o yüzden buradaki konu çevresinde döndüğüm için kafanız karışmış olabilir beni çok ta dikkate almayın….zaten buradaki yazılarda geçen psikolog psikiyatristler tartışmalarının halkın kafasını, her iki meslek grubuna da zarar verecek şekilde karıştırdığını düşünüyorum..İlle bişey söylemek gereğini duymuyorum ama meslek insanın kişiliği ile özdeşleşiyor ve kişinin uğraşısına söylenen şey cevap verme isteği uyandırıyor..Yine de cevap vermemiş olmayı tercih ederim.Enerjimizi daha olumlu ve yapıcı şeylere harcamalıyız diğer türlü olan herşey enerji ve vakit kaybı gibi

Allahtan bu tür tutumlarla günlük ve çalışma yaşamımda karşılaşmıyorum..

geçenlerde sosyolojide tezli yüksek lisans yapan bir öğrenci arkadaşıma neden öğretmenliğe başvurmadığını sorduğumda öğretmenlik için tezsiz yüksek lisans koşulu olduğunu söylemişti..Ben öğrenciliğim esnasında pedogoji sertifikasını almıştım. öğretmen olmayı da tercih edebilecek psikoloji öğrencilerine akşamları verilen ayrı bir eğitimdi bu….İstemeyenler bu eğitimi almadı..Ben öğretmen olmak istemiyordum yine de aldım ailem sertifika konusunda ısrar etmişti…..şimdi bu uygulama kalktı mı bilmiyorum . tezsiz yüksek lisansın daha çok öğretmen olmak isteyenler ile uygulama alanında çalışmak isteyenlere verildiği gibi bir bilgim var..araştırma yapmak isteyenler yada doktora eğitimine başvurmak isteyenler yada akademik alanda çalışmak isteyenler sanırım tezli yüksek lisans yapmak zorundalar..tezsiz yapanlarda sonradan böyle birşeyi isterlerse bunu tamamlayacak bir programa giriyorlar ama emin değilim daha doğrusu çok bilgim yok.. benim zamanımda tezsiz diye bir yüksek lisans programı yoktu..ben tez hazırlamıştım..Yüksek lisans yapmam ne anlama geliyor diye sordunuz.. hep daha fazla öğrenmek isteyen bir yapım vardı..Hala daha var, öğrenciliği seviyorum. Okullara öğretmen olarak atanabilir miydim diye sormuşşunuz evet atanabilirdim. hatta atandım, gitmedim.. bunun için benim yüksek lisans yapmam gerekmiyordu.. öğretmenlik sertifikam vardı çünkü.Ama şimdi tezsiz yüksek lisans programı koşulu konmuş olabilir.

Psikologlar çeşitli kurumlarda çalışabilirler. Psikolojinin çeşitli uzmanlık alanları vardır.lisansüstü eğitim görmek isteyenler ilgi alanlarına göre isterlerse lisansüstü eğitim programlarına girebilirler tabi başvuru koşulları olan birtakım sınavları geçtikten sonra.

Lisansüstü eğitim ne anlama geliyor derseniz bu gördüğün psikoloji eğitimiyle ilgili daha özel bir alanda yetkin olmak anlamına geliyor

psikolojik danışma ve rehberlik te, çok güzel bir bölümdür eğitim fakültelerine bağlı ve daha çok öğrenci ve okulla alakalı konularla yani öğrenci başarısızlıkları,ailevi sorunlar arkadaş ilişkileri, ders seçimi, meslek seçimi, ilgi ve yeteneklerin belirlenmesi ,doğru seçim ve kararlar alma gibi konularla ilgilidir..buna ek psikolojik danışma ilkeleri teknik ve yöntemleri ile ilgili konularda da geniş bir uygulama yaptırılır ve mezunlar genellikle rehber öğretmenlik yaparlar psikolojik danışman ve rehberlik bölümünden mezun olanların hastane de çalışma izinleri yok diye biliyorum, sanki bu sitede psikolojik danışman ve rehberlik mezunlarının ve psikologların hastane de neden çalıştırıldıklarını eleştiren bir cümle geçti. Ama ben hiç psikolojik danışman ve rehberlik mezunlarının hastane de görev aldıklarını görmedim.

aşağıda internette bulduğum bazı bilgilerin sadece kısa bir bölümünü size yardımı olur amacıyla kopyaladım

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Psikolog olmak isteyenlerin; – Üst düzeyde genel ve sözel yeteneğe, – Aritmetik akıl yürütebilme, – Mantıksal bağlantıları kurabilme, – Soyut düşünebilme ve düşünceleri söz ve yazı ile ifade edebilme yeteneğine sahip, – Başkalarının duygularını anlayabilen, başkaları ile iyi iletişim kurabilen, – Tutarlı, sabırlı, hoşgörülü, – İşbirliğine açık kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

Psikologlar büro, hastane, okul gibi kapalı ortamlarda çalışırlar. Çalışırken öncelikle danışanla (hasta, sorunlu kimseler, öğrenci, işçi, işveren vb.) ve bu kimselerin yakınlarıyla iletişimde bulunurlar. İletişimde bulundukları diğer meslek elemanları çalıştıkları kuruma göre değişir.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

Ayrıca, “Psikoloji Bölümü” bölümü mezunları Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programını veya Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) işbirliği ile açılan /açılacak pedagojik Formasyon programını başarı ile tamamlayanlar, lise ve dengi okullarda Psikoloji Öğretmeni olabilirler.

Psikologlar; hastane, poliklinik ve ruh sağlığı merkezlerinde, çocuk yuvalarında, kreş ve huzurevlerinde, okullarda ve ıslahevlerinde, kitle iletişimi ile ilgili kurum ve kuruluşlarda, propaganda ve kamuoyu araştırma merkezlerinde çalışabilirler. Psikoloji Bölümünü bitirenlerden “Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı”nı veya “Pedagojik Formasyon Programı”nı başarı ile tamamlayanlar öğretmenlik yapabilirler. öğretmenliği yapabilirler

MESLEKTE İLERLEME

- Psikologlar, eğitimlerine devam ederek akademik kariyer edinmeye yönelebilirler, – Psikologlar, lisansüstü eğitim yaparak klinik veya deneysel danışmanlık, eğitimsel, endüstriyel psikoloji vb.alanlardan birinde uzmanlaşabilirler, – Çalıştıkları kurum ve kuruluşlarda, uzmanlık alanları, tecrübeleri, kurum ve kuruluşların hizmet içerikleri doğrultusunda yönetim kademelerinde yer alabilirler.

Yüksek lisans

MADDE 14. a) Tezsiz yüksek lisans programının amacı, öğrenciye mesleki konuda derin bilgi kazandırmak ve mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını göstermektir. Tezsiz yüksek lisans programı İkinci Lisansüstü Öğretim’de de yürütülebilir. Bu program toplam otuz krediden az olmamak koşuluyla en az on adet ders ile dönem projesi dersinden oluşur. Dönem projesi dersi kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Öğrenci, dönem projesinin alındığı yarıyılda dönem projesine kayıt yaptırmak ve yarıyıl sonunda yazılı bir rapor vermek zorundadır. İlgili senato tarafından belirlenen esaslara bağlı olarak tezsiz yüksek lisans programının sonunda yeterlik sınavı uygulanabilir.

MADDE 9. a) Tezli yüksek lisans programının amacı, öğrencinin bilimsel araştırma yaparak bilgilere erişme, bilgiyi değerlendirme ve yorumlama yeteneğini kazanmasını sağlamaktır. Bu program toplam yirmibir krediden az olmamak koşuluyla en az yedi adet ders, bir seminer dersi ve tez çalışmasından oluşur. Seminer dersi ve tez çalışması kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Öğrenci, en geç üçüncü yarıyılın başından itibaren her yarıyıl tez çalışmasına kayıt yaptırmak zorundadır.

Ortaöğretim Alan Öğretmenleri

Ortaöğretim Alan Öğretmenlerinin Yetiştirilmesine Yönelik Programlar

EK MADDE 1. Ortaöğretim alan öğretmenlerinin yetiştirilmesi amacına yönelik olarak iki tür program düzenlenebilir:

a) Birleştirilmiş Lisans artı Tezsiz Yüksek Lisans Programı:

İlgili alanın bulunduğu fakülte (alan fakültesi) ile eğitim fakülteleri ve ilgili enstitü anabilim dallarınca ortak yürütülen birleştirilmiş lisans artı tezsiz yüksek lisans programları düzenlenir. Bu programların lisans kademesindeki öğrenciler ilk yedi yarıyıldaki derslerini alan fakültesinden alırlar. Bu derslerin tümünü başarı ile tamamlayan öğrenciler lisans kademesinin son yarıyılında o alanın nasıl öğretileceğini kapsayan ders ve uygulamalarını eğitim fakültesinden alırlar ve bunları da başarı ile tamamlayan öğrencilere o alanın adını anadal, eğitimi de yandal olarak belirten lisans diploması verilir.

Lisans kademesini tamamlayan öğrenciler ilgili enstitüye bağlı bir enstitü anabilim dalı olarak yürütülen tezsiz yüksek lisans kademesine doğrudan geçirilirler En çok iki yarı yıla eşdeğer bir süre içinde mezuniyet için öngörülen tüm şartları tamamlayan öğrencilere ilgili alan öğretmenliğinin adını taşıyan yüksek lisans diploması verilir.

b) Tezsiz Yüksek Lisans Programı:

Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen programlardan lisans diploması almış öğrencileri; lisans diploması almış oldukları programla ilgili ortaöğretim alanında öğretmen olarak yetiştirmek amacıyla en çok üç yarı yıla eşdeğer bir süreyi kapsayan tezsiz yüksek lisans programları düzenlenir. Bu tür yüksek lisans programlarına, usul ve esasları Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen sınavla öğrenci seçilir ve yerleştirilir.

Ortaöğretim alan öğretmenlerinin yetiştirilmesi amacı ile düzenlenen birleştirilmiş lisans artı tezsiz yüksek lisans ve tezsiz yüksek lisans programlarına ilişkin giriş ve mezuniyet şartları ile bu programların yütürülmesine ilişkin usul ve esaslar. Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir.

MKD: Sayın Lâle Aras’ın e-adresi lalearas@hotmail.com ve bundan sonra kendisine yönelik soruları lûtfen bu adrese yollayın.

defne şebKasım 7th, 2008 16:44

lale hanım ilginiz ve bilginiz için sonsuz teşekkür ederim. sağolun varolun. meslek hayatınızda başarılar dilerim…..

Hatice ZengelKasım 7th, 2008 19:53

Ben birkaç gün bakmadım, burası bayağı karışmış. Öncelikle Laleciğim teşekkürler ve sen üstüne alınma. Ben o tür insanlarla çok karşılaştım da maalesef. Her meslekte hakkını vermeden çalışan insanlar var, bizde de. Kerem Hocam, ben zaten maksimum on dakika süreniz olduğunu ve sadece insanları o sürede dinleyip ilaç yazabildiğinizi yazdım. Tabii ki bir hastaya 45 dakika ayıramazsınız. Doktor arkadaşınız, bizim hastanelere alınamamız gerektiğini yazmış ya, ben ona cevap yazdım. Kısıtlı süreyle, dinlemeden özensizce alakasız bir tanı koymak ve tedavi uygulamak farklı şeylerdir, ben onları eleştirdim. Sonuçta bu bir ekip işidir bence, bunun içine gerekirse başka mesleklerden insanlar da girer. Bana çocuk doktorları, nöroloji ve psikiyatrinin yanısıra dahiliyeden, kadın doğumdan, hatta alakasız gibi duran genel cerrahiden ve pek çok doktordan hasta gönderiliyor. Sosyal hizmet uzmanları da yeri geliyor ilgilendiğimiz hastanın başka bir işine koşturuyor, kilo sorunu yüzünden bunalıma giren birini diyetisyene gönderiyoruz. Hiç kimse gereksiz değil, kimse kimseden önemsiz de değil. Önemli olan herkesin işine gereken özeni göstermesi ve sevdiği işi yapması.

MKD: Muayenehânede biz (ben ve Neslim) ilk birkaç seans 40 ilâ 60 dakika, takip vak’alarında 15 ilâ 30 dakika veriyoruz. Terapiler ise 30 ilâ 45 dakika sürüyor (bâzen 1.5 saat). Devlet ve Sigorta hastânelerinde ise yeni sistem arkadaşlarımızı günde 40 ilâ 60 hastaya bakmaya zorlamakta. Bakmazsanız veya “memnun kalmazlarsa” şikâyet edilmeye teşvik ediliyor vatandaş. Takdir ederesiniz ki, değil 10 dakika, bâzen 3 dakika ayrılabiliyor. Böyle bir sistemde en son kabahatli hekim iken, hedefe de o oturtuluyor. Selâmlar…

Hikmet AksoyKasım 7th, 2008 23:59

Hiç unutmadığım bir anım vardır. Bir gün üniversitedeki psikiyatri hocamı ziyaret eden bir psokoloji mezunu arkadaş hocamın eline kartını tutuşturdu. Üzeirnde Bilişsel Davranışçı Terapi, Grup Terapisi, Aile Terapisi vb bir çok terapi yaptığı yazıyordu. Hocam bu eğitimleri aldınmı diye sorduğunda hocam siz anlattınız ya demişti. Siz anlattınız ya dediği şey bir iki saatlik genel terapileri tanıtan derslerdi. Psikoterapi eğitimi uzun meşakkatli bir iştir. Sadece bir psikoterapi yöntemini öğrenebilmek için 4-5 yıllık bir eğitime ihtiyaç vardır. Maalesef piyasada psikoterapi yaptığını iddia eden bir çok psikolog arkadaşın bu alanda yeterli eğitim ve deneyimi yoktur. Ya üniversitede bir kaç ders almışlardır yada 10-15 saatlik hafta sonu kurslarına katılmışlardır. Tabi ki kendini yetiştirmiş ve akredite kurumlardan psikoterapi eğitimini tamamlayıp sertifikası ile çalışan az sayıda psikolog arkadaş vardır ve çok güzel de hizmet vermektedirler. Ancak bunların sayısı malesef çok azdır. Psikiyatrik hastalıklar soyut olduğu ve insanların psikoterapi alanında bilinci kısıtlı olduğu ve yasal boşluklarda bulunduğundan bu kişiler piyasada hakları olmadığı, yetkin olmadıkları halde hastalıklara müdahale etmektedirler. Maalesef nevrotik bozukluğu olan bir çok hastayla bir terapi ekolüne bağlı kalınmadan sadece muhabbet edilmesi dahi düzenli olarak gelip 45 dk. için 150 ytl vermeleri için yetiyor. Hatta bazı patolojilerini beslediğiniz takdirde uzun süre aslında bir faydanız dokunmadan sömürmeniz gayet mümkündür.
Psikiyatristlere gelince… Tabiki her psikiyatrist psikoterapist değildir. Ancak sadece rutin bir psikiyatri eğitiminde dahi 5 yıl boyunca yoğun bir teorik ve pratik eğitim alınıyor. Bu süre içinde hertürlü nevrotik ve psikotik hastalığa sahip binlerce hasta görülüyor ve süpervizyon alınıyor. Kaldıki artık psikiyatristlerin büyük çoğunluğu eğitimleri sürecinde dışardan ek bir psikoterapi eğitimi almaktadır. Örneğin ben uzun süre Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimi aldım. Çalıştığım kurumdaki psikiyatri asistanların büyük çoğunluğu BDT, dinamik yönelimli psikoterapi, psikodrama, aile terapisi, sanat terapisi gibi alanların birinde kendisini ek eğitimlerle yetiştirmektedir. Bu nedenle bazı psikolog arkadaşın psikiyatristler hastalığı biyolojik olarak açıklar, sadece ilaç tedavisi verir yaklaşımı kesinlikle doğru değidir.
4 yıllık psikoloji eğitiminde ise patolojilere yönelik hiçbir pratik eğitim verilmediğini biliyoruz. Bunun da ötesinde malesef klinik psikoloji üst lisansı yapılırken dahi psikometrik testler dışında doğru dürüst hasta takip etmeyen psikologlar var. Bu yüzden Türkiyede ki psikoloji eğitiminin ciddi olarak ele alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Bu nedenleişlevselliği bozan psikiyatrik bir hastalığı olan kişilerin psikiyatriste başvurması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü herhangi bir psikoterapi eğitimi almamış psikiyatristler dahi hiç değilse psikopatolojideki deneyimleri ve iyi bir ilaç tedavisi ile kişiye faydalı olacaktır. Ancak akredite kurumlardan uzun, meşakkatli bir eğitimi tamamlamış ve psikoterapi sertifikası almış az sayıdaki psikologlar dışında diğer kişilerin çok da faydalı olamayacağını düşünüyorum…

zeynepKasım 9th, 2008 02:25

Uygun eğitim almış, koşulları karşılayan çok az sayıda psikiyatr varken ve bir tarafta sadece 4 yıllık eğitimlerini yeterli görüp ben psikoterapistim,iyileştiriciyim edasıyla ortaya çıkan pekçok psikolog varken doğru tercih en azından biyolojik olarak(psikoterapi bilgisi yeterli olmasa bile)insanı tanıyan,tedavi etme yeterliliğine sahip bir hekime;psikiyatra gitmektir.

Genel eğilim tıp hizmetinin devlet tarafından karşılanmasına yönelik. Pek çok bakımdan bu doğru bir beklenti. Çünkü devletin vatandaşlarının sağlığını koruma ve iyileştirme yükümlülüğü var. Öte yandan psikoterapi yapısı ve yöntemi gereği uzun zaman alan ve görece özel koşullarda uygulanması gereken bir uygulama. Pek çok tedavi yönteminde zaman önemli olmakla birlikte psikoterapi zaman konusunda asla ödün veremeyecek bir alan.

Geçim şartları ve yasal zorunluluklar nedeniyle pek çok psikiyatr mesleğini devlet hizmeti olarak uygularken ve görüşmelerini zamanla yarışarak yaparken psikoterapiyi bir yöntem olarak düşünmesi ve bu yöntemi öğrenmek için eğitimine zaman, para ve emek ayırması hiç de kolay değil.

Sistemde bir çarpıklığın olduğu çok kesin.2-3 dakikada neyin var’ın ötesine geçilemeyeceği,sadece gözlemlere dayanarak tedavi planlanacağı çok açık.Kesinlikle burda en son suçlu hekimler.

Bir taraftan da psikoterapi kansız beyin ameliyatı.Çeşitli düşüncelerin yeniden yapılanmasına olanak sağlayacak eşsiz bir ortam.Hem eğitimini görenin hemde talep edenin para ve emek ayırması gereken bir süreç.

Bunun yanında hastanın ya da danışanın çok bilinçli olması gerekiyor.45-50 dakikalık muhabbetle gerçek psikoterapiyi ayırt ediyor olabilmesi gerekiyor.Danıştığı kişinin eğitimini bilmesi,hiçbir psikoterapi bilgisi hatta klinik bilgisi olmayan bir psikologa zaman,para ve emek harcamaması,çok dikkatli olması gerekiyor.

Ruhsal bir sorunda bir hekimin;psikiyatrın tabiki doğru yönlendirmeyi yapabileceğine,hiçbir psikoterapi bilgisi olmasa bile sadece o güne kadar olan deneyimi ile faydalı olabileceğine inanıyorum.

MKD: Değerli katkılarınız için teşekkürler.

ulaş aracıKasım 12th, 2008 10:06

zeynep hanım şimdi siz diyorsunuz ki “kazım karabekir paşa 1921 yılında izmirden ankaraya mencidabık tireni le ayak bastı”
kazım karabekir değil M:Kemal
1921 değil 1919
izmirden ankaraya değil istanbuldan samsuna
mencidabık treni ile değil bandırma vapuru hangi birisini düzelteyim yazdıklarınızın.

zeynepKasım 12th, 2008 18:13

Bazı insanlar okuduklarını doğru yorumlayamazlar sayın aracı.

gizem ozyasarKasım 13th, 2008 22:16

Mine Hanım, panik atagınız varsa psikiyatriste gitmeniz gerekmektedir. Oncelikle bir psikiyatriste gidin, o size yardımcı olsun, hatta gerekirse sizi bir psikologa gondersin. Once psikologa giderseniz, klinik egitim almadıgı icin bazı seyleri kacirma riski olabilir. Bu bir meslek grubunu asagilamak degil, basit bir gercegi ortaya koymaktır. Alınan egitimler bellidir. Ikı taraf da yardımcı olmaya calismaktadir, ama belli bir sorununuz oldugunda bir onceliginizi belirlemeniz gerekir. Erkek arkadasından ayrıldıgı icin uzulmus ve konusmaya ihtiyacı olan liseli bir genc kız bir psikologa gidebilir belki, ama bu genc kızın artık hayat kapasitesi dusmeye baslamissa gormesi gereken kisi psikiyatristtir. Panik atak hastaligi da hayat kalitesini dusurmektedir. Kafanızın karısacagi bir durum yoktur. Lutfen bir psikiyatriste gidiniz. Bu arada gecmis olsun, umarim en kısa zamanda iyilesirsiniz.

gizem ozyasarKasım 13th, 2008 22:36

“Psikiyatriye göre insn davranışının yegane kaynağı fiziksel ve biyolojik yapımızdır. Herhangi bir psikolojik (onlara göre psikiyatrik) sorunun nedeni vucudumuzdaki çeşitli kimyasallardır hal böyle olunca tedavi de doğal olarak ilaç kullanılarak yapılır..Herhangi bir psikolojik (onlara göre psikiyatrik) sorunun nedeni vucudumuzdaki çeşitli kimyasallardır hal böyle olunca tedavi de doğal olarak ilaç kullanılarak yapılır..”
Kusura bakmayın, ama bu biraz cahilce bir cumle olmus. Psikiyatriye gore insan davranısı sadece fiziksel yapıda degildir. Ama evet, fiziksel yapıyla da ilgilidir. Fizik ve psikoloji arasında karsilikli bir bag vardır. Psikiyatri ne yazık ki buradaki bazı psikoloji uzerine yazı yazanlarin yaptigi gibi bu bagın iki yonunu de inkar etmez. Bu yuzden psikoterapi de tedavinin kapsamındadir. Ancak, isin kimyasal yonunu de inkar ederseniz, buyuk bir hataya dusersiniz. Simdi farzedelim ki bir hastanin tiroid hormonu az calisiyor.(Bunu Ustun ongel konusunda biri ornek vermisti, cok guzel bir ornek) Bu durum da hastayı depresyona meyilli yapıyor. Simdi siz bu hastayı aylarca psikoterapiye almak yerine, tiroid hormonunu yerine koyarsanız, bu durum kendiliginden cozulebilir. O yuzden once problemin neden kaynaklandigi anlamak lazım bu bir. Bunu da sadece tıp egitimi almıs biri yapabilir. İcsel huzursuzluktan mi kaynaklanıyor sorunlar, yoksa fiziksel bir kaynagı var mı arastırılmalı, oncelikle fiziksel kaynaklar ekarte edilmelidir. İkincisi ben bir tip ogrencisiyim ve psikiyatri stajını yaptım. Oyle soylediginiz gibi bu is sadece kimyasalla olmuyor. Hastanın yasadıkları da her zaman goz onunde bulunduruluyor. Yani onu etkileyen, hastaligini tetiklemis olan seyler. Bu da gordugunuz gibi fiziksellikten ote bir bakis acisi. Ucuncusu, eger bir psikologsanız ve size intiharin esiginde acil bir hasta geldiginde, hic bir ilac vermeyip, uzun bir psikoterapi surecine sokarsaniz, siz daha tedavinin 1.haftasına gelemeden hasta intihara kalkısabilir.. Belli durumlarda ilac tedavisi zorunludur.
Son olarak örnek veriyorum. Sizofrenisi olan bir hasta sadece evden disari cıkmak istememek, hayattan ve insanlardan uzaklasmak olabilir, siz de onu “morali bozuk, icine kapandı” deyip bir psikologa yollayabilirsiniz. Ancak bu hastanın alması gereken tedaviyi, ona esas olarak bir psikiyatrist saglayabilir. Bu yuzden oncelikle bir psikiyatriste gidin, bırakın onlar karar versin, ilac gerekli mi, psikoterapi gerekli mi diye.

ulaş aracıKasım 14th, 2008 14:35

sayın gizem hanım sizin cahilliğiniz benimkini bastırmış sizde benim kusuruma bakmayın. Dilinin döndüğünce açıklamaya çalışayım.
öncelikle geleneksel psikiyatri biyomedikal modele göre işler ancak psikiyatri içinde son yıllardaki eğilim biyopsikososyal bakış açısının öne çıktığını göstermektedir. Benim o yukarıda sizin cahilce bulduğunuz sav geleneksel psikiyatriye aittir ki bu sav en çok kendisini aklı başında psikiyatrlar arasında destek bulur ve anti-psikiyatr adını taşır.
diğer taraftan mesleki egonuzun şişkinliğinden ileri gelen “önce psikiyatr gitmeli o gerekirse sizi psikoloğa gönderir” düşüncesi profesyonel değildir. Çünkü aynı şey tersi içinde mümkündür yani hastalık kronel rahatsızlığı şüphesi ekarte edilmeden panik bozukluk tedavisine hiç bir psikolog başlamaz sizlerin kavrayamadığı vakka psikologların psikiyatri mesleğine sizin psikolojiye gösterdiğiniz saygıdan çok daha fazla saygı gösteriyor olmaları.
sayın gizem hanım,
karmaşık bir hastalık evrenidir sizlerinde bildiğiniz gibi psikopatoloji ve emin olunki troid hormonundaki değişiklikler kadar kriz nitelikli yaşam olayları (iş kaybı, boşanma, yas süreci vb.) da ciddi intihar riski içerir.
Psikoterapi konusunda yazdıklarınızı da bilgi eksikliğinize veriyorum çünkü psikoterapi size kulaktan duyma anlatılan uzun ve sancılı bir süreç değildir. bilakis hızlı etkili bir süreçtir. Ancak yazdıklarımdan şöyle bir anlam çıkmasın ben ilaçların gereksiz olduğunu düşünmüyorum asıl dediğim şey ilaçlar olması gerekenden çok daha fazla bir şekilde kullanılmakta ve bu aslında ilaç firmalarının ceplerine giren paralardan başka kimsenin bir işine yaramamakta. tabi bir de free kongreler katılımları, hediyeler filan siz ne kastettiğimi biliyorsunuz.

MKD: Bu yorumun üslûbu da, muhtevası da nâhoş ve terbiye sınırı dışında ama gene de yer vereceğim. Antipsikiyatri akımı çoktan bitti, bâzı şovmenlere bakmayın siz. Çağdaş psikiyatride ise biyo-psiko-sosyal model kullanılmaktadır. Hâttâ ben buna biyo-psiko-sosyo-ontolojik modeli de katmaktayım. Kongrelerden etkilenip gereksiz yere ilâç yazan bâzı ahlâksızların mevcudiyeti, koskoca bir meslek câmiasını asla bağlamaz. İlk adres tabii ki psikiyatridir çünkü 6 sene boşuna tıbbiyede tahsil etmez psikiyatrlar. Meselâ bize gelen hastaların dikkatle anamnezi alınır, her türlü bedensel hastalık sorgulanır, fizik ve nörolojik muayene yapılır, geniş bir biyokimya tahlili listesi istenir, şüphelenirsek görüntüleme tekniklerine, somnografiye, EEG’ye müracaat ederiz. EKG zâten rutin yaptırılıyor. En ufak bir şüphede dahilî, nörolojik ve sâir konsültasyonu da isteriz. Saygılarımla…

ulaş aracıKasım 14th, 2008 15:57

Ayrıca Depresyon tedavisinde psikoterapinin de ilaç tedavisinin de eşit derecede etkili olduğunu ve dahası istatistiklere göre hastalığın tekrarlama olasılığı psikoterapide daha düşük olduğunu da eklemeden yapamayacağım

MKD: Bu mesajı da, cehaletin teşhiri amacıyla koyuyorum. Söylenenlerin hepsi gerçek dışı ama bu kafadaki söylemler ve söyleyenler her tarafta!

gizem ozyasarKasım 15th, 2008 16:30

Aksi yonde bir dusunce belirtildiginde, bunun “ego siskinligi” gibi bir karakter ozelligine baglanması, bence savunulan argumanın zayıf olmasından kaynaklanan alternatif tartisma yollari arama, konuyu baska seylere cekme cabasından kaynaklanıyor. Siz beni tanımadıgınıza gore, bu yazdıklarımı ego siskinliginden yazıp yazmadıgınızı bilemezsiniz. Ben bir psikiyatrist degilim, acıkcası olmak da istemiyorum(noroloji daha cok ilgimi cektigi icin ona yonelmeyi planlıyorum); ben daha egitimin coook basında olan bir tıp ogrencisiyim ve daha kendimi ogrenecegi cok sey olan bir “comez” olarak goruyorum. Yani burada bir “ego” durumu yok. Benim icin dedigimi kanıtlamak, bir hastanın saglıgı yanında onemini yitirir, zaten gercek bir doktor icin de boyle olmalı bence. Ben gordugumu, bildigimi yazarim, hatta bunu gerekirse haykırırım ki cevremdeki insanlar saglıklarını tehlikeye atacak durumlara girmesinler.
Dikkat ederseniz, ben psikologların yeterliligi konusunda hicbir yorum yapmadım. Ama psikiyatride yapılanlara bizzat tanık oldum, vaka sunumlarına girdim, hastalarla gorusme firsatim oldu ve defalarca, Kerem Hoca’nın da soyledigi gibi(Ki neden alanında basarısını kanıtlamıs bir psikiyatri profesorunun psikiyatri konusundaki yorumlari hic kaale alınmıyor, bunu anlayamıyorum) hastalardan ayrıntılı bir sekilde anamnez(hastanın kimligi, hayatı, sikayetleri, ailesi, hikayesi ve daha bir suru seyi hakkındaki bilgi)nin alındıgına defalarca tanık oldum. Kanser hastalarına yapılan grup terapilerine katılma fırsatım oldu. Geceleri korkudan uyuyamayan hastaların hem terapiyle rahatlatıldıgını hem de ilaclarla uykuya dalmalarının kolaylastırıldıgını gordum. Sizin psikiyatri konusundaki bu engin bilgileriniz hangi deneyiminizden kaynaklanıyor peki?
Son olarak tamamen, duygudan, egodan uzak durarak, sadece mantıgımla son derece basit iki gercegi ortaya koyuyorum. Bir psikiyatrist hem psikoterapinin, hem de klinigin egitimini alıyor. Bu yuzden, travmatik olayların acabileceklerini de biliyor, biyolojik olayların yol acabilecegini de. Peki bir psikolog icin ikinci kısmın gecerli oldugnu soyleyebilir miyiz?Hayır. Burada kim yazmıstı hatırlamıyorum, ama 6 yıllık tıp egitimi sanki haybeye alınıyormus gibi gosterilmis. İnsan vucudunda hersey birbiriyle baglantılıdır. “Ben sadece sinir sistemini ogreneyim, dolasim sistemini bilmesem de olur” diyemezsiniz. Ve insanın ruh saglıgı da yasanan olaylar kadar fizyolojiyle de sıkı bir bag icindedir. 6 yıllık tıp egitimi ustune psikiyatri egitimi almıs bir doktor resmi bir butun olarak gorme ozelligine sahip olacaktır, dogal olarak en iyi yonlendirmeyi yapan da o olacaktir.
İkinci olarak, diyelim karsimizda 4 gundur uyuyamamıs, susuz kalmıs, aynı zamanda da belli travmalar yasadigi icin sorunları olan bir hasta var. Hangisi daha iyi? Hastayı sadece telkin etmek mi, fiziksel ihtiyaclarını karsılayıp telkin etmek mi? Bu hasta ,uyuduktan, susuzlugunu giderdikten sonra telkininizden cok daha fazla yararlanabilir. Serotonin dibe vurduysa, dopamin tavana fırladıysa, bunların dengeye getirilmesi sarttır. Kr agrisi olan bir hasta depresyona meyillli hale geliyorsa, once agrisinin kesilmesi sarttır. Bunları yapıp hastaya psikolojik destek vermek en makbuludur ki soylememe gerek yok heralde, bunu yapabilecek donanıma sahip kisi de bir psikiyatristtir.

zeynepKasım 15th, 2008 19:00

Sayın Ulaş Aracı,nedenini anlayamadığım bir alınganlığınız var.En üstte,Kerem Hocanın yazısını dikkatlice okudunuz mu?Yazısında vurguladığı şey şu:ruhsal bir sorunu olan bir kişinin bir psikiyatra gitmesi ve gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra tedavinin planlanması.Yani burda psikoterapi gereksizdir,psikologlar psikoterapi yapamaz gibi bir yorum yok.Türkiyede yasal olarak tedavi edebilme hakkına sadece hekimler sahip ve bir psikiyatr da hastasının durumuna bağlı olarak gerek ilaç,gerek psikoterapi konusunda gerekli düzenlemeyi yapacaktır.Her psikiyatr psikoterapi bilmez.Bunun eğitimini almaz ama her psikiyatr psikopatolojiyi tanır ve 6 senelik tıp eğitimine de sahip olduğu için aynı zamanda bir pratisyen nasıl tüm hastalıkları tanıma yeterliliğine sahipse psikiyatr da öyledir.Hekimdir sonuçta.

Ben okuduklarınızı doğru yorumlayabildiğinizi düşünmüyorum.Türkiye de ve dünyada çok değerli,çok iyi eğitim almış psikologlar da var.Ve bana göre ciddiye alınması gereken bir meslekte aynı zamanda.Ama 4 senelik üniversite eğitimi bir kişiye psikoterapi yapma yeterliliğini vermiyor.Bence klinik bilgisi olmayan,klinik psikoloji yüksek lisansı yapmamış bir kişinin görüşme yeterliliğinin de olmaması gerekir.

gizem ozyasarKasım 16th, 2008 02:53

Dogru soze ne denir :)

DEFNEKasım 16th, 2008 17:03

PSİKOLOGLAR YAKLAŞIK NE KADAR KAZANIYOR(AYDA) CEVAPLAYAN OLURSA ÇOK SEVİNİRİM CEREN GİBİLERİ KINIYORUM PSİKOLOGDA PSİKİYATRİST DE KENDİ ALANINDA UZMANDIR LALE HOCAM ZAMAN AYIRIP SORUMU CEVAPLARSANIZ ÇOK MEMNUN OLUCAM AYRICA SİZ NERDE ÇALIŞIYORSUNUZ BENDE PSİKOLOGLUK YOLUNDA İLERLEMEK İSTEYEN LİSE 3 ÖĞRENCİSİYİM ŞİMDİDEN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM

esra kayaKasım 17th, 2008 22:17

önce defne’ye yanıt defneciğim psikologlar ayda en az 2000 en çok ise mesleki yeterliliklerine göre ucu açık para kazanıyorlar bu devirde para da önemli bir kavram olduğu için sende çok haklısın
Gelelim tartışmaya biyo-medikal model kabaca bedenle ruhun (zihnin) ayrı ayrı çalıştığını ve hastalığın, bedende işlev kaybına yol açtığını savunan bir sağlık modelidir.
biyopsikososyal model ise sosyal ve psikolojik değişkenlerin sağlık ve hastalık için belirleyici faktörler olduğunu söylemektedir. Ama ben literatüre ilgili olmama rağmen biyosikososyalontolojik model diye bir şey hiç duymadım. MKD nin söylediği isim dolu dolu duruyor ancak teorik alt yapısının sağlıklılığı ve işlevselliği konusunda ciddi şüphelerim var kendileri lütfedip bizleri aydınlatırlarsa çok iyi olur. Ontoloji sizlerinde bildiği üzere varlığın kendisini sorgulayan disiplin şimdi burada MKD neyin varlığını sorgulamakta ve işin ilginçi bunu felsefi olarak nasıl yapmakta…

taner alpdoğanKasım 17th, 2008 22:25

anti psikiyatri çoktan bitti mi? kimin için sizin için mi? meslektaşlarını özellikle amerikadakiler bu işe çok bozulacaklar birinin onlara da söylemesi lazım çünkü sürekli artan bir katılımla kongre düzenliyorlar

MKD: Cadılar, medyumlar, UFOcular, alternatif(!) tıpçılar, vampirler, seksistler, uzaylılar ve daha niceleri de öyle…

Lale ArasKasım 19th, 2008 23:38

Defne şu tartışmaların içinde en güzel ve en özet cümleyi sen söylemişşin.Psikologta psikiyatristte kendi alanında uzmandır değil mi ? bravo sana, cereni kınamıyorum büyüklerimiz birşeylerde anlaşamıyor tarzlarına dikkat etmiyorken yeni yetişen gençlerimiz napsın..bizim bir görevimiz de örnek insanlar olmak.Ben üniversite hastanesinde radyasyon onkolojiisinde çalışıyorum daha önce nöroloji ondan önce de çocuk enfeksiyonda çalıştım.

Çok fazla yazmak istemiyorum birşeyleri eleştirirken kendim eleştirdğim durumun içine düşmüş oluyorum .Kerem bey ( hocamız) mail adresimi vermiş soruları olan varsa diye..Genellikle kızdığı insanların mail adresini veriyor ..Daha da kızarsa nerde çalıştığını araştıracağım diyor .. ben de yazarken genelde kendimi tutamayıp roman yazıyorum.Bu gidişle iş adresim de görüntülenecek, daha da ileri aşamada ev adresi de bu, der mi _? doğduğu yer, anasının memleketi ,yaşadığı yer, babasının memleketi, doğum tarihi de bu, derse ya? (MKD: Bu gerçekdışı ifâdelere epey şaşırdım; yalan söylemek bir psikoloğa yakışmıyor).

Hatice de gitti o çok güzel cevaplıyordu soruları .sayın hatıce demiyorum arkadaşım olduğu için kusura bakmayın. ikimizde birbirimize böyle hitap edersek gülmekten bir hal oluruz sonra.. herşey eleştirilebilir diye bir yandan da acaba imlamda inceltmelerimde virgülümde noktamda hata var mı diye aklımdan geçiriyorum , hem de türkçe ve uslüp kontrolündeyiz burada .Hatalarım olduğunu düşünsem de sadece anlatmak istedğim şeyin üzerine yoğunlaşmaktayım ben

Burada ki psikolog psikiyatrist tartışmalarına şaşa kalıyorum .şaşkınlıktan kal geldi yani desem, tam olmayacak .çünkü şaşırdığımız o kadar çok şey oluyor ki birde buna şaşsak ne olur yani_?

Psikiyatriye karşı bir akım, olur mu canım hiç öyle şey? Psikiyatrinin de diğer tıp doktorlarından bir farkı yok bu anlamda. diğer tıp doktorlarına karşı bir akım olamayacağı gibi , psikiyatriye karşı gelen bir akım olamaz..Doğal olarak psikiyatristlerin de psikolojiyle ilgili olmaları, tıbbi tedavi yapmaları ihtiyacını ortadan kaldırmaz.Psikologlar da tersini ifade etmiyorlar zaten..eğer böyle bir iddia varsa farklı eğitim almalarından dolayı daha farklı yöntemlerde yoğunlaşmalarındandır ama bu farklılıkları kişilik yada terapi kuramlarını incelerken de görüyoruz .herkes kendi kuramını ve yöntemini savunuyor sonra her kuramcının haretle savundukları şey, günümüzde eklektik yaklaşım altında birleşiyor.

Psikoterapi konusuna gelince onu en dar anlamından en geniş anlamına göre açıklamak gerek.O zaman kimler terapi yapıyor yapmıyor sorusuda biraz açıklık kazanabilir.

Psikiyatrist bir bilgisayar değil ki veriyi girince yazıcıdan çıktı versin.yani reçete yazması onun insana bir robotmuş gibi yaklaştığını göstermiyor..insanın sorunları psikolojisi psikiyatrik durumları hakkında okadar yoğun eğitim ve çalışma hayatı olan psikiyatrist nasıl böyle yaklaşşın..Bazı hastaların bazı psikiyatristler hakkındaki olumsuz söylemleri onlarla iyi bir iletişimi gerçekleştirememiş olmalarını gösterebilir ama bu psikiyatriye mal edilemez..tıpki psikoloğun birtakım eksikliklerinin yada sorunlarının psikolojiye yada tüm psikologlara mal edilemeyeceği gibi..psikolog her danışan yada hastaya faydalı olamayabilir veya çeşitli sebeblerden onla iletişim kuramayabilir o zaman zaten görüşmeyi uygun bir şeklde kesmek ve bir başkasını önermek zorundadır..böyle değilmiydi ben yanlış mı hatırlıyorum? ama her iki tarafta da işler bu şekilde yürümüyorsa bu bir ahlak sorunu..kalkıp birbirmizle kavga etmek değil ahlaklı bir anlayışı geliştirmek zorundayız.

şimdi psikiyatristler biz ilaç yazarız siz yazamazsınız dedi diye ,sizde psikoterapi yapamazsınız gibi bır durum mu var ? çocukça birşey bu..olgunlaşmamış bir tavır.. benim babam senin babanı döver gibi bir hal var ortada..

Hem aynı olayı psikologlar arasında da görüyoruz ..siz görüşme yapamazsınız terapi eğitimi aldınız mı sorusu var.Burada yine terapi kavramını en dardan en genişe açıklamak gerek ayrıca psikoloğun çalıştığı alana göre de değerlendirme yapmak gerek..her psikolog yada her klinik psikolog illede hastanede psikiyatride çalışmıyor…Gönül isterdi ki herkes yeterli eğitimi alsın..herhalde ilerleyen yıllar içinde bu eğitim sorunu da ,kimlerin alınacağı da çözülecek diye düşünüyorum.

Burada bir konu daha var..psikolojik danışman ve rehberlik bölümü ile klinik psikoloji..sonra klinik psikoloji ve nöro psikoloji..daha da bunlar çoğaltılabilir ben kendi bildiklerim çerçevesinde konuşuyorum.bu alanların hepsi birbirinden pek farklı gibi görünmesine rağmen ortak bir tarafları var ve bu ortak taraf psikoloji okumuş olmaları değil sadece. bu ortak taraf görüşme yapıyor olmaları isterse sadece test amaçlı olsun .Bu görüşmede en azından destekleyici eleştirisiz anlayışlı bir ortamı yaratmaları gerekiyor..Bu da birtakım tekniklerle bilikte insancıl bir anlayış ve beceri yeteneğini gerektiriyor.. ..Konularda uğraşı alanlarında farklılıklar olması görüşme yapamaz anlamına gelmiyor.Konularda farklılıklar yada yoğunlaştıkları alanda farklılıklar var.tıpki psikiyatristin daha çok psikiyatrik hastalarda yoğunlaşması gibi..Klinik psikolog deyince genelde psikiyatride çalışan psikologlar anlaşılıyor sanki ama klinik terimi psikiyatri demek değil.Sonra psikolojik danışma ve rehberlik te bir uygulama alanı ve bu alan daha çok okullara yönelik dursa da ders içeriklerini incelediğimizde görüşme alanını ve örnek olarak veriyorum aile terapisini ele alıyor.

Yani, farklılık, uğraşılan yada yoğunlaşılan konularda alanlarda kurumlarda yada kurumlar içinde farklı bölümlerde de var Psikiyatristlerin eğitim alanında ki farklılıklar nedeniyle onlar daha çok psikiyatrik hastalarda yoğunlaşırken klinik psikologlar psikoterapi ve daha farklı çalışmalarla ilgililer..psikoterapinin uzun bir süreç olması onun önemini ortadan kaldırmadığı gibi , psikoterapi konuları ,psikiyatrik hastalıklardan daha farklı konuları da ele alabileceği için psikiyatriyle karşılaştırmayı gerektirmiyor..örnek verecek olursam aile içindeki iletişimsizlikler bozukluklar yada çatışmalar kavgalar ille de bir depresyon nedeniyle değildir.Depresyon nedeniyle ise elbet psikiyatri işin içine giriyor..ama kişilik özelliklerinin farklılığından yada bir takım öğrenılmiş yanlış davranışlardan ve birbirine ilgi gösterme beceriksizliğinden oluşan çatışmalar ,birbiriyle doğru iletişim kuramamaktan doğan huzursuzluklarla psikolog uğraşabilir…Burada ilaca gerek yoktur.Tamam önce altta yatan bir psikiyatrik hastalık var mı dıye araştırılsın ama herşeyde de böyle bir hastalık var değildir..Psikoloji uğraşı alanı anlamında bir eğitim ve ahlak okulu bana göre. yani doğru davranışları ve doğru düşünmeyi öğreten bir ahlak okulu.. tabi bir de şu var iletişim bozuklukları birşeylerde doğru kararlar verememe çatışmaların uzaması da depresyona neden olabilir bu da ayrı bir konu.Bir öğrenciye hem doğru davranışları öğretmek hem de farklı bakış açısı geliştirerek derslerle ve öğretmeniyle yada arkadaşlarıyla ilişkilerini geliştirmek ille de ilaca ihtıyaç duyar mı..fakat bazen sorunlar yada çatışmalar birikip çözülmediğinde kişi sonunda ilaca ihtiyaç duyar hale gelebilir.aile okul öğrenci üçgeninde birbirini anlamamalar yanlış tavır ve uygulamalar sonunda kişiyi intıhara sürükleyen davranışa götürebilir.

Yani farklılıklar konusu yoğunlaşılan sorunlu insan yada hasta grubuna göre değişiyor.eğitim alanlarına göre de değişiyor.psikologlar psikoterapi ve insan ilişkileri konusunda daha fazla yoğunlaşıyorlar Bu psikiyatristin de psikoterapi yapmadığı anlamına gelmiyor.yine tartışma konusu içinde savunulan bir düşünce içinde ille de psikoterapi yapmaları gerekmez denildi bu da doğru.bunu hastane de çalışan ve çok şeyi bir mantık silsilesi içinde düşünüp yorumlayan birisi olarak ben de rahatça görebiliyorum.Bunu anlamak için klinik psikolog olmama gerek yok hatta psikoloji okumama bile gerek yok.

Hastaların bazen sadece bir ilaç tedavisi ile mutlu yaşantılarına döndükleri bir gerçektir.Fakat bazı hastalar bundan daha fazla şey beklerler,bazen bir psikiyatristin odasından çıktıklarında daha fazla birşeyleri konuşarak anlatmış olmayı ve anlaşılmış olmayı beklerler.desteklenmiş kabul görmüş onaylamış bir hisle çıkmak isterler bazen bunu bulamazlar ..ama anlattıkları sorun yada şikayetin tedavisini gerçekleştirecek bir reçeteleri vardır ellerinde.Bu gerçekten de gittikleri şikayet konusu ile ilgili soruna çözüm olacak birşeydır ama daha fazla bir beklentiyle gidip bunu bulamadan çıktıklarında da olumsuz şeyler konuşurlar.Bu evet yoğun bir insan kalabalığı muayene kuyruğunda yeterince vakit ayıramamış hekimden dolayı olur.yada onlara bu ilacın çok iyi geleceğini ifade edip sıcak bir tutum ile uğurlayamamış hekimden dolayı olur.bazen birkaç cümleyle bile, birşeyleri yumuşaklık ve şefkatle ifade etmek hastaya ilaç gibi gelir oysa..Herkes böyle yapar yada yapmamalıdır da demiyorum. Bunlar kendi gördüklerimden çıkardıklarım..ne yaparsan yap şikayet eden kişilikleri bunun dışında tutuyorum.

ilaç tedavisinden başka önemli yada önemsiz başka tür çatışmalarına cevap bulmak isteyen hasta yada danışan bu beklentilerine daha fazla ilgi gösterecek bir kişiye yönelir..yada eğer hekim bu şekilde ilgilenmeyecekse yöneltmelidir.Bize göre önemsiz olan bir sorun kişinin bütün düşüncelerini hayatını etkiliyor olabilir Burada kişisel gelişim durumu yada önlemler söz konusu.

psikoterapinin uzun yada kısa bir süreç olması hastanın yada danışanın bu beklentisinin önemsiz olduğu anlamına gelmez.İlaç tedavisi gerekse de gerekmese de psikiyatrik hastalıkların dışında bir sürü sorunu çözmek isteyen insanlar var ortada..maalesef pek çok şey bu ihtıyacı arttırdı.eski geleneklerimiz göreneklerimiz kayboldukça biribirine sevgi saygıyla bağlı ailelerden, çok farklı birbirine yabancılaşan insan ilişkilerine doğru karmaşıklaşan hayatın, yiten değerlerinin yerine farklı değerler koyan farklı anlayışlar davranışlar bakış açıları geliştirerek uyum sağlamak zorunda olan bir toplum var ortada..

Herşeyi ben bilirim edasıyla ortada dolanan psikologlar kavramı geçti bir ara tartışma içinde…hayır, ben bilirim edası değil,.bir insana ne kadar faydalı olduğunuz ne yaptığınız değerlendirilir.eğitim ve deneyim arttıkça mütevazilik artar.. psikolog ve psikiyatristlerde değişik bir hava vardır doğru:)) İnsana ait pek çok şeyi incelemiş en azından yabancılığı gitmiş bir insanın ruh halidir bu.. Kendinden emin ve rahat bir görünüşleri vardır çoğunluk.ben bilirim edası var mı gerçekten? ben şimdi ne yapacağım nasıl yardım edeceğim edası olmasın?

şakaydı.

farklar konusunda en önemli sorun psikoloğun eğitimindeki yetersizlikler ve çok çaba göstererek kendini geliştirmek zorunda kalması görev alanlarında belirlenememiş kabul edilememiş anlayışlar yada anlayışşızlıklar…

yine eğitimle ilgili olarak bir sorun klinik psikoloğun bile eğitim süreci içinde hastane deneyimi olmamış olması. herkes için böyle dir demiyorum ama Klinik psikoloji hocalarının bile hastane deneyimlerinin olmaması,orada karşılaşılan sorunlara yabancı kalmaları.Bir yandan da hastane içinde diğer çalışanlarında bu mesleği tam olarak bir yere oturtamamış olmaları, işbirliğinde ki sorunlar…

MKD: Kime kızıp da e-adresini yazmışım anlamadım. Sâdece, özel sohbet tarzındaki yazışmaları kendi aranızda yapmanızı rica ediyorum. Lale Aras’ın e-adresi lalearas@hotmail.com, isteyen kendisine doğrudan yazsın, o da cevaplasın!

DEFNEKasım 20th, 2008 16:32

SLM GENE BEN BİŞEY DAHA SORUCAM
psikologlar tam olarak nerde çalışıyor mesela bu sayfayı okuyan psikologlar tam olarak nerde çalışıyorsunuz demek istediğim:
psikologların tek çalışma alanları özel muayhane mi (sanırım yanlış yazdım :) ) sonuçta özel bir büroda hizmet veriyosanız ii para kazanmanız için isim yapmanız lazım siz ilk işe başladığınızda bu sorunla karşılaştınız mı bu konu benim için çok önemli cevaplarsanız çok sevinirim……

Lale ArasKasım 20th, 2008 22:53

Bir yaşıma daha girecektim ama yarını bekleyeyim yine de ben ,çünkü doğum günüm yarın:)..yalan söylemek ile ilgili ifadeniz beni üzdü,çok çabukta üzülürüm zaten..galiba ben de sizi alındırmışım.
mail adresi ve çalışma adresi ile ilgili konu, okuyucu ve cevap yazanlardan birine verdğiniz mesaj ile ilgilydi.ev adresi yada nüfus bilgilerini ben espri ile abarttım..yanlış anlama olduysa özür dilerim.Kimseye hele de internet ortamında herkesin okuduğu bir yerde hakaret etmek taraftarı değilim. yüzyüze ortam da da değilim:)) allah razı olsun istem gökçerlerden türkçesi de evlere şenlik şeklinde başlayan mesajınızı bulurmusunuz lütfen? o mesajdan burada bir tane vardı aynı mesaj ıkı yere gönderilmişti site içinde ve birine cevap vermemiştiniz.

ben asker kızıyım ahlak konusunda da kuralcıyımdır.herkese tahammül ederim ama yalan söyleyene tahammül edemem. bir arkadaşımın yada tanıdığımın yalan söyledğini anlarsam onla ilişkimi hemen keserim. allem etse gullem etse fayda etmez..başka yönlerden sevsem de keserim.Psikolog yada psikolojik danışmanlık bir tarafa Lale Aras ismi öncelikle dürüstlüğü anlatır.tamam ünlü biri filan değilim ama yeni tanıdıklarımda eski tanıdıklarım da neredeyse hemen her gün bunu ifade eder.daha bugün rastladığım onbeş yıldır görmedğim psikolojik danışma yüksek lisans tez hocam beni yeni tanıştrdığı birine lale eski öğrencilerimizdendi içi dışı birdir dedi..daha dün komşumuz sen temiz kalplı ve dürüstsün senin işlerin herzaman rast gider dedi..daha geçen gün iş arkadaşım lale doğrucu davuttur ona bakmayın siz dedi. iki gün önce yeni tanıştığım bir sağlık çalışanı dürüst ve temiz bir insan olduğun bakışlarından anlaşılıyor dedi…onbeş yıl önce şimdi hatırlıyorum yine tanınmış bir psikolojik danışma ve rehberlik hocamız kendisine anlattığım birşeyi derslerde arkadaşlarıma da anlatmamı istemişti ve sonunda da içi dışı bir olmaya beni örnek olarak göstermek için anlattırdığını söylemişti.
şimdi ben size vallahi billahi yalan söylemem deyip komik duruma düşmek istemiyorum
böyle bir konuya değinmek zorunda olduğum için de mutsuzum…ben size, siz bana yalancı derseniz yalancı mı oluruz gerçekten..yalan söylemek gibi bir özelliğim olsaydı başka konularda söylerdim ki bir işe yarardı bana ne faydası var bunun?..buradaki psikolog psikiyatrist ile ilgili sert tartışmalara girmekten de kaçınmayı tercih ederdim ama siz nasıl birşeylere tepki gösteriyorsanuz ben de bazı yorumlar getirmek istedim meslek ile ilgili. birşeyler dürtüyor rahatsız ediyor demek ki ille..neden böyleyiz ki biz? halbuki çok şeyin cevabını ben kendi içimde verdim çoktan.
burada özel konularla ilgili soru sorulmasını başta ben eleştirdim.maalesef adıma sorulunca da cevap verme yanlışlığını yaptım.Bu konuda hizmet vermeye zamanım yok çünkü iş ortamımda zaten internetim yok evde de gönlümce zaman geçirmeye ve dinlenmeye ayırıyorum vaktimi. böyle bir hizmet verecek olsaydım mail adresimi kendim verirdim zaten..ama dileyenler bu tür hizmetleri veren siteleri burayı buldukları gibi rahatlıkla bulabilir ve bu konuda yardım etmek isteyen arkadaşlara yazabilir.Ben tesadüfen bana rastlamış olan ve birşey soranlara cevap vermeden duramam ama farklı bir alanda çalışıyorum zaten. internette sanal iletişimle yardımı sevmiyorum hem de internet ortamına güvenemiyorum ayrıca yüzyüze daha ayrıntılı ve çabuk anlatılacağına inanıyorum ve ozaman aynı konuda bir sürü soruya bir kere de cevap verilmiş olurdu.ayrıca internet dilindeki kısaltmalar beni deliye çeviriyor ..slm ve ya ii gibi..işyerimde bana rastlansaydı elbet yardımcı olurdum ama oraya da davet etmiyorum çünkü farklı bir bir görevle sorumluyum
internet ortamında bana birşey sormak isteyenlere böyle cevap verince ille paramı vereceğiz falan diyorlar da böyle düşünecek olanlar varsa onlarada cevap vermiş olayım.hiçbir zaman para almak gibi bir düşüncem olmadı.benim sabit bir maaşım var oda bana yetiyor .hiçbir zaman olaya para olarak bakmadım,fazlasını da istemiyorum.Şükrediyorum halime oluyor bitiyor..hatta gidip tekrar şükredeyim ben:)))

Yani kusura bakmayın ben eleştirilerimi genellikle yakın arkadaşlarıma genelde de bana sordukları zaman yaparım..o zaman bile çok dikkatli olmaya çalışıyorum..burada bütün eleştirdiğim şeyleri söylemedim.her canımı sıkan rahatsız eden şeye cevap vermedim.imlama olmasa bile :) kelimelerime dikkat etmeye çalıştım.objektif olmaya özen gösterdim.
artık benim adıma soranlarada cevap vermeyeceğim

MKD: “ev adresi yada nüfus bilgilerini ben espri ile abarttım..yanlış anlama olduysa özür dilerim.” beyanınız benim için yeterlidir. Buraya birbirini hiç tanımayan insanlar yazıyor ve herkes de Hafiyesi Mahmut gibi, MKD bunu demiş mi dememiş mi diye düşünmez, doğru olduğunu zanneder. Diğer hususlar ise tartışıılmaya değer değil çünkü zâten tartışması mevcut. Saygılarımla…

Dr.Erhan AkıncıKasım 25th, 2008 10:56

Dünya dönüyor, insanoğlu zaman ile yarışıyor ve tıp hızla ilerliyor; terapi modellerinin bir kısmı tarihin derinliklerine gömülmeye başladı bile… Bilim; ruhun bedenle bütünlüğünü, biyokimyasal ve histopatolojik olarak çözebilmek, insanoğlunun ne düşündüğünü öğrenebilmek için tarihinin en büyük çabalarını günümüz yüzyılında harcarken, halen 19.yy mantalitesi ile salt düşünsel manada ruh hastalıklarının problemlerini çözmeye çalışmak ilkellik gibi geliyor bana! Günümüz tıp ekollerinde, biyolojik ve genetik psikiyatrinin hızlı yükselişiyle 1970′lerde ayrılmış olan nöropsikiyatrinin tekrar bir araya gelmesi tartışılırken, felsefi edebiyat yapmak zihinlerimizi abesle iştigal etmek gibi geliyor bana; edebiyat hastaları iyileştirmiyor çünkü…

gizemKasım 26th, 2008 15:47

ya bişey merak ediyorm ben şuanda çocuk gelişimi ve eğimi bölümünü okuyorum okuldan mezun olduğumda çocuk psikoloğu olabilirmiyim

DEFNEKasım 26th, 2008 19:20

SLM GENE BEN BİŞEY DAHA SORUCAM
psikologlar tam olarak nerde çalışıyor mesela bu sayfayı okuyan psikologlar tam olarak nerde çalışıyorsunuz demek istediğim:
psikologların tek çalışma alanları özel muayhane mi (sanırım yanlış yazdım ) sonuçta özel bir büroda hizmet veriyosanız ii para kazanmanız için isim yapmanız lazım siz ilk işe başladığınızda bu sorunla karşılaştınız mı bu konu benim için çok önemli cevaplarsanız çok sevinirim……

DEFNEKasım 26th, 2008 19:22

konu hakkında bilgi sahibi olan biri yanıtlarsa çok sevinicem çok özür diliyorum burdaki konu bambaşka bişey soruları yanıtlama yeri değil ama benim için çok önemli tekrar kusura bakmayın

DEFNEKasım 26th, 2008 19:48

klinik psikologlar hastanelerde çalışabiliyor peki bunun yanında kendi özel bürolarını açıp psikologluk hizmeti verebiliyorlar mı???
mesleğimi ona göre seçmeyeyi düşünüyorum lütfen yanıtlayın

Lale ArasKasım 26th, 2008 22:51

off defne off ya..yaz lalearas@hotmail.com‘ a yaz,deli ettin beni..yalnız soruları msn ye eklemeden mail adresiyle sorun.herkese cevap veremem yazıyla karşılıklı konuşamam,çünkü yakınlarımla zor konuşuyorum gerçekten yorgunum

meslek alanlarıyla ilgili sorularına cevap almak isteyenlerin yapacakları en iyi şeylerden biri o meslek alanıyla ilgili kurumlarda çalışanları bulup , o kurumlarda onları ziyaret ederek bilgi almaktır.

gizemKasım 27th, 2008 13:54

ya bişey merak ediyorm ben şuanda çocuk gelişimi ve eğimi bölümünü okuyorum okuldan mezun olduğumda çocuk psikoloğu olabilirmiyim ltfen yardım edermisiniz

zeynepKasım 27th, 2008 16:47

Sayın Erhan Akıncı biyo-psiko-sosyal modele ne oldu?American Journal of Psychiatry’deki makalelere bakarsak ve özellikle sayıca çokluğuna bakarsak psikoterapi ile ilgili makalelere ve bunların pekçoğunu Phd. psikologların yazdığını düşünürsek psikiyatri psikoterapiyi reddetmiyor.Hatta pekçok MD. nin yazdığı bir makale gördüm bilişsel terapi ve farmakoterapi kıyaslamalı ve bence oldukça da ciddi bir araştırma,okuyun derim.
http://ajp.psychiatryonline.org/cgi/content/full/164/5/739

Hastalıkların oluşumunu sadece biyolojik olarak açıklamakta çok anlamsız bence.O zaman niçin cinsel tacize uğramış birinde bir süre sonra travma sonrası bozukluk görülür ya da büyük bir yaşam olayı sonrası yine travma sonrası bozukluklar,ya da sevilen birşeyin kaybı sonrası depresyon.Ya da küçüklüğünde ihmal edilmiş çocuklarda birçok kişilik bozukluğu örneğin borderline kişilik bozukluğu.Ve siz bir borderline bozukluğu sadece ilaçla mı tedavi edersiniz?Ya da yeme bozukluğu olan bir bireyin sadece ilaçla örneğin kilo almasını mı sağlarsınız?Ne yazıkki burda sizin küçümsediğiniz “edebiyatın”yani terapinin rolü çok büyük.

Bir mühendislik öğrencisi olarak çok dışarıdan değerlendirdim psikolojiyi ve psikiyatriyi.Benim diyebileceklerim bu kadar.
Bu arada benim de tıpla ve psikiyatri ile ilgim psikiyatride 20 sene çalışmış bir psikolog anne ve doktor(kardiyolog)bir baba.

zeynepKasım 27th, 2008 16:52

Yazdımdan ilaca karşıyım bir yorum çıkmasın lütfen.Sadece ilacın da tedevi edebileceği mutlaka pekçok durum vardır.Bazı durumlarda ilaç ve psikoterapi olmalı diyorum sadece.Ve tabiki bunlarda iyi yetişmiş bir psikiyatrın doğru yönlendirmesi ile.

ayşe derin UlaşanKasım 27th, 2008 17:40

meraba.öncelikle bir 10.sınıf öğrencisi olarak tüm tartışmalara rağmen kararlarımı almamda tüm bu yazılan bilgilerin çok yardımcı olduğu için yazan herkese teşekkür etmek istiyorum.ben de psikiyatrist ve psikolog arasında sıkışmış bir fen alanı öğrencisiyim.düne kadar psikiyatrist olmak istediğimden eminken okumaya mantık yürütmeye birazda edebiyata kısaca etrafımdaki herkesin “sözel öğrenci” olarak nitelendirdiği buna rağmen fende okuyan bir öğrenci olarak psikoloji okumak için TM ye geçmeye kara verdim.psikolojiye olan ilgim daha böyle bir bilimin olduğunu bilmeden oluşmaya başlamıştı.aslında psikiyatrist olmak istememin tek sebebi de onların psikologlardan daha çok şey öğrendiğini düşünmemdi(eskiden).fakat şimdi tüm meselenin daha çok şey öğrenmek değil sadece bir kaç farklılıktan kaynaklımdığını öğrendim.burda yazan bilgili insanlar kadar çok şey öğrenmek için çırpınan biri olarak lütfen farklıkların tartışmak için değil iki farklı mesleğin beraber insanlara ne kadar yardımcı olunabileceğinin düşünülmesi gerektiğini savunuyorum.uzun cümlelerim için özür dilerim kendimi tutamadım saygılarla..:)

Tolga MutluhanKasım 28th, 2008 11:46

Dr.Erhan Akıncı, “felsefi edebiyat yapmak zihinlerimizi abesle iştigal etmek gibi geliyor bana; edebiyat hastaları iyileştirmiyor çünkü” demiş.

Evet, “edebiyat” hastaları iyileştirmez; ama “insan”lara iyi gelir. Yaşadığı bir takım sorunlara çözüm bulamadığında kendisini “kötü” hisseden bir çok insana (hastaya değil) anlayış, samimiyet ve edebiyat iyi gelir!

SEDAKasım 30th, 2008 14:40

Merhaba ben anadolu meslek lisesi çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü 2. sınıfta okuyorum ve pedagog olmak istiyorum 4 yıllık iyi bir üniversiteye gitmek için kaç puan gerekli cevabınızı bekiyorum
teşekkürler

Dr.Erhan AkıncıAralık 5th, 2008 23:20

Yanıtlar:
1) Aradaki fark veya ayrıntı bir kaç küçük ayrıntı değil elbette!!! Psikiyatri bir tıp branşı; doktor olarak hastane ve kliniklerde çalışmayı gerektiren bir disiplin. Psikoloji ise çok farklı ve güzel bir temel bilim dalı; günümüzde hırslı insanlar tarafından suistimal ediliyor olması ise acı verici ve saygınlığına gölge düşürücü ne yazık ki!
Psikiyatri uzmanı olmak kolay değil; önce tıp fak. kazanmanız gerekiyor; sonra da TUS sınavını… Siz tıpdan vazgeçerek işin kolayına kaçıyor olabilirsiniz. Türkiye’de ciddi işsizlik varken işsizler ordusuna aday adayı olmuşsunuz benim kanaatimce…
2) Ayda yaklaşık 900-1000 arası hasta görüyorum. Terapi dediğimiz motivasyonu gerektiğinde hastaya uygulamaya çalışıyorum, fakat zamanım yettiğince… Fakat ne kadar vakit ayrılırsa ayrılsın, hiç bir hastanın ,nevrozlarda dahil, ’sadece’ konuşularak tedavi olduğunu görmedim, göremedim !!! Psikiyatristlerin doktor sorumluluğu içinde hastaların ruh ve genel sağlık problemleri ile ilgilenmesi taraftarıyım. Hastalarımızın sömürülmesine, maddi olarak suistimal edilmelerine ise hepten karşıyım; bizim desturumuz budur.
3) PTSB, depresyon , psikoz vb. gibi bir çok oluşumun kökeninde genetik süreçlerin ve nöronosinaptik plastisitenin var olduğunu biliyoruz. Yani anlaşılabilir bir dille ifade edersek; beyin, kişinin genotipik heterojenite sınırları içinde sürekli gelişimsellik ve/ya değişimsellik gösterir.

Dr.Erhan AkıncıAralık 5th, 2008 23:40

Bu arada karşımdaki insanların olgun ve akıllı insanlar olduğunu düşünerek yazdım cevapları…Unutmamalı ki insanlar mutlu olacakları kararları kendileri verebilir ve uygulayabilir, öyle de olmalıdır; Ayşe kararına saygı duyuyorum. İşini severek ve doğru şekilde yaparsan işinde en iyi zaten olabilirsin; maddiyat ile mutlu veya işinde iyi olmak arasında hiç bir korrelasyon olmadığına da emin olabilirsin.
İşsizler ordusu derken kastım, memleketimizde kamu dışında çalışan insanlarımızın ne yazık ki nasıl bir anda işsiz kalabildiklerine bir çok kereler şahit olmamdandır.

kübra çelikAralık 6th, 2008 17:30

ya anlamıyorum bu doktorların niye bukadar zoruna gidiyo hiç kimse kimsenin alanına girmiyo herkes kendi işini yapıo bukadar abartmaya ne gerek var işini iyi yapıyo diye olmasın sakın ha zaten amaçta bu değilmi zaten senin paranı mı almana engel oluyo hayır yani bukadar niye zorunuza gidiyo sonuçta tamam tıp okumak kolay değil ama psikoloji çocuk gelişimi okuyanlarda 4 yıl okuyolar ama boş değil yapmaları gerekenleri öğreniyolar bizden saygı bekliyosunuz da sizde biraz bizlere saygılı işe başlarken 1ay 2 ay kendimizi doktorlara kabullendirmekle geçiyo biz sizin değil siz bizim işimize engel oluyosunuz tamam tıp kazanmak zor ama meslek liseliler için de hacettepe çocuk gelişimini kazanmak kolay değil 1.bölüm görüyorlar 2.bölümden sorumlu oluyolar ha zaten 3 yıl lise 4 yıl ünv 7 yıll okumuş oluyolar yapmayın artık şunu yeter meslek liselilerde ellerinden geleni yapsınlar bu konuyu yöke taşıyın birşeyler yapılsın ea1den alınmalı görmediğiniz şeylerden sizi sorumlu tutmasınlar.

Lale ArasAralık 8th, 2008 23:43

İşşiz kalan psikoloji mezunları için üzülüyormusunuz Erhan bey? Hastanelerde de çalışmasını istemiyorsunuz sanki?..Onlara yardım etmek istermiydiniz mesela? Bizi seviyor musunuz
aslına bakarsanız benim hiçbir doktorla sorunum olmadı.Psikiyatrlarla hele hiç olmadı..çalıştığm yerlerde canımı sıkmış olan davranışları ise genelleyemem.Bunlara önem vermiyorum herşey psikolog olmayı seçmemden oluyor:)))
Ayşe fen bölümündeyse sanırım psikoloji gibi eşit ağırlıklı yada sözel bölümleri kazanması zor..Yanılıyor da olabilirim.Çok emin değilim,çünkü artık lısede okuduğun bölümlere göre sınavda soruları seçiyorsun ve tercih listesinde de okuduğun bölümlerle ilgili izin verilen yerlerı yazıyorsun..diğer durumda oldukça puan kırılıyor,artık bunu öğrenciler benden daha iyi bilirler
Elbette psikiyatrı psikolojiden birkaç önemsiz farkla ayrılıyor diye anlamı daraltılamaz.herşeyden önce lisans eğitimi oldukça farklı..Tıbbı bitirmek ayrı bir de tus sınavında ayrıca bir sürü alan arasında tekrar seçim yapmak zorunda kalınacak..Şimdi ki istekler ancak hayal ,gerisi çok çalışma ve şans..tabii amaçlar doğrultusunda hareket edilmesi çaba gösterilmesi gerekiyor sonrası da biraz kader
psikoloji lisans eğitimi de ancak bir başlangıç ısınma hazır olma belli bir anlayış kazanma..psikolojinin lisansüstü eğitimlerinde de birbirinden hem çok farklı hem de bazen birbiriyle alakalı alanlar var.araştırmayı seven dünyayı kendini insanları anlama ihtiyacı duyan kişiler seçmeli psikolojiyi.lisansüstü eğitim içinde ders notlarının oldukça iyi olması yabancı dilin iyi olması gerekiyor ki adaylar içinden ancak birkaç kişi alınıyor bunun yanında ales denilen bir sınav bazı yerlerde de ayrıca ek olarak sözlü sınavlar var.Sınavlar hiçbir zaman bitmiyor
psikoloji eğitimi bana göre lisans eğitiminden çok iş hayatında ve lisansüstü sırasında başlıyor..durmadan düşünmek çözüm bulmak daima kendini geliştirmek zorunda kalıyosun ki bir tıp doktoru kadar bu olanağa sahip olamayabilirsin..işin farklı yerde lisansüstü eğitimi farklı yerde olabilir,çalıştığın alanla lisansüstü eğitimin uyuşmayabilir ve herşey karmakarışık zor bir hal alıyor böylece.tıp fakültesinden mezun olan biri ise tusta kazandığı alanda çalışıp eğitim görüyor.psikoloji yüksek lisans eğitimini aynı zamanda çalıştığın yerde alıyorsan yani fen edebiyat fakülteleri gibi orada akademik kadrodaysan araştırma görevlisi vesaire o zaman en azından seni anlayan benzer işlere sahip insanlarla birlikte olduğundan daha rahat olabilirsin..senden farklı mesleklere sahip kişilerin olduğu yerde yabancı ve yalnız kalabilirsin..herşey benim anlattığım kadar karamsar bir tablo olmayabilir..çünkü senin beklentilerini karşıladğını düşünüyorsan çok sorun yok..senin beklentilerinle iş çevrenin beklentileri arasında çok uyumsuzluk varsa rahatsızlık yaşayabilirsin.
psikoloji edebiyat diye geçiştirilemez..edebiyat çok farklı birşey psikoloji çok farklı birşey.edebiyat deyince aklıma şiir roman hikaye süslü anlatımlar kelimeleri olduğundan farklı bir biçimde ve estetik yaratıcı bir şekilde kullanmak geliyor..psikolojide dili nasıl kullandığın elbette önemli ise de o bir amaç için görüştüğün insana bağlı olan ve süslü kelimelerden estetikten ziyade doğru anlamayı anlatmayı hedef alan bir anlayış.. ayrı yöntem ve teknikleri olan kuramlara dayalı bir bilim dalı psikoloji ..Erhan bey elbet edebiyatı lafla peynir gemisi yürümez anlamında kullanmıştı,bir anlamda doğru
psikolojiyi hasta tedavi etmek diye düşünmüyorum yani bipolar depresyon şizofreni ve daha bir sürü hastalıklarla ilgili konularda tedavi yapmak olarak görmüyorum.ben psikolojiyi yada psikolojik danışmanlığı daha çok normal insanların sorunları ve gelişimi ile alakalı görüyorum.psikiyatrik bir rahatsızlığa sahipsen bu elbette iş sorunudan aşk sorunundan eğitim sorunundan insanlarla ilişki sorunlarından daha ön planda gelir bu nedenle psikiyatri bilimi ve psikiyatrlar çok önem ve değere sahipler..fakat bu tür sorunları olmayan kişiler için diğer normal gelişim sorunları ve ya uyumsuzluk sorunları çok önemlidir..Önemlidir çünkü bu sorunlar hayatının akışını kalitesini mutluluğunu etkiler hatta öyle bir etkiler ki bazen psikiyatrik bir sorunu da başlatabilir.Bilinçsiz bir meslek seçiminin o kişinin hayatını ne kadar etkileyebileceğini tahmin etmek zor değil.başağrısı önemsiz bir sorun gibi görülür diğer bazı çok önemli rahatsızlıkların yanında, ama başka bir sorunu olmayan kişi için o önemsiz sayılan başağrısı o esnada hayatı zindan eden diğer işlerini yapmasını engelleyen bir haldir.o nedenle psikoloji ve psikolojik danışmanlık ve diğer psikoloji alanları da çok çok önemlidir.Biri diğerinden daha az önemlidir diyemeyiz, Bana göre bu bilimsel anlayışa ters birşey olurdu
Bir insanı eleştirisiz ona kim olursa olsun çok değer vererek dinlemek bile o kişide iyiye giden değişimleri başlatabilir.eleştirisiz dinleme elbet onun onaylanmayacak davranışlarını onaylamak değildir yapmacıksız bir değer verme ve kişiyi anlama bu anlayışı ona iletme ,onunda kendisini anlamasına yardım etme, ancak bilinçli bir insanın, eğtimli bir insanın yaptığı bu sağlıklı iletişim biçimi, değişimi başlatan birşeydir…Bu yaklaşımla bazen anne babalarını dinlemeyenler sizi dinler hatta bazı psikiyatrik hastalar bile sizinle görüştüklerinde doktora gitmeyi kabul ederler yada almadığı ilaçlarını alabilirler.bazen bir çocuğa en yakını çocuk gibi davranır bazen bir psikiyatrık hastaya en yakını hasta gibi davranır ve habire onu dinlemeden kendi doğrularını kabul ettırmeye çalışır.oysa bir insana insan gibi davrandığında ona zaman ayırdığında bazen bazılarının mucize sandığı aslında mucize olmayan davranışlar iyileşmeler başlar.bir gencin seçmek istediği mesleğe eğitime veya çok daha başka birşeye izin vermek öyle güzel birşeydir ki oysa anne babalar izin vermezler dinlemezler bile, daima kendi doğruları vardır.. ona önce izin vererek dinleseler ve kendi olumsuz olan görüşlerini dostça söylemeyi başarabilseler herşey çok farklı gelişmeye başlayacaktı.Onların iyiliğini istiyorlardır ama bir türlü istedikleri yola getiremezler bazen onları serbest bırakmaları gerekmektedir ama bir kısır döngü sürüp gider ve sonunda herkes mutsuz herkes sinirlidir.
psikolog napıyor bazen bunu bende bilmiyorum.Bu sistemdeki tuhaflıklardan belki..,hiçbirzaman çevremi suçlayan biri değilim ama uygun ortamlar ve anlayış olsaydı herşey daha farklı olabilirdi.Bununla birlikte bu bizim mesleğin sorunu yada cilvesi.o nedenle kimseyi suçlama taraftarı değilim benim kaderci bir tarafım vardır bu boynum eğik anlamına gelmiyorsa da.
psikolog napıyor bunu bazen bende bilmiyorum ya.. yıllarca psikolog yerine psikoloji mezunuyum demeyi tercih ettim..şimdi rahatlıkla söyleyebiliyorum.türlü meslek sorunlarına rağmen ben mesleğimle artık bütünleştim..ismim neyse kendim neyse mesleğim de artık o .geçmişten bugüne bir hayat felsefesi bir bakış açısı geliştirdim.Benim bir farklılığım var artık.ister önemli olsun ister önemsiz .Bu farklılığı hem kendi yaşadıklarımdan hemde diğerlerinin geri bildirimlerinden anlıyorum. Birinin beni ne şekılde anladığından anlayışından bağımsız kendimi değerli görüyorum ama çok yerde yalnız olduğumu istedğim ortamın olmadığını da biliyorum.kendi olanaklarım içinde mutlu olmaya çalışıyorum.kendi mutsuzluk sorunlarımdan daha çok başkalarının sorunlarını dinliyorum .o nedenle şikayet etmeyi kendime hak görmüyorum

İşşiz kalmak..evet ben de kaldım..bir beş yıl..bu beş yıl içinde işşiz kaldım ama boş durmadım.arkadaşlarımın hepsi benim gibi işşiz kalmadılar,benim beklentilerim farklıydı ve bunların üstüne üstüste inanılmaz şanssızlıklar bindi.o nedenle geçenlerde rastladığım yüksek lisans hocama doktora sınavını o yıl geçemedim ama Allahın sınavından geçtim ben, dedim..belki bir tıp doktoru benım kadar zorluk yaşamazdı..en azından hiç olmazsa mesleğe girdikten sonra yaşamazdı.pek çok şeyi halletmek işe girmek te yetmiyor bazen.çok aptalca ama bazen ekmek parası ve dolmuş parası olmayan günlerim daha mutluymuş gibi gelir annem vardı çünkü…oysa hiç o zamana dönmek istemem..korkarım, artık sabit bir maaşım yeterli bir maaşım olduğu halde sanki işsiz miş gibi korkarım borca girmekten, parasız kalmaktan..geçmiş yılların etkisi bende böyle gösteriyor oysa en zor durumlarda çok soğukkanlıydım ve Allah’ ın izniyle elbet, bişeyleri başardım ben..varlıktan yokluğa yokluktan varlığa geçişler oldu.hiçbir zaman çok zengin olmadık ama geçinebiliyor olmak benim için yeterli..daha fazla şeylerin özlemini çekmedim…kitaplar sevgi inanç yakınlarınla çevrenle kendinle iyi ilişkiler ve gerektiğinde yardım edebilme,başkalarından destek yardım görme beni mutlu etmeye yetiyor

Bir beş yıl sonunda tıp fakültesinin çocuk enfeksiyonunda görevlendirildiğim de egede ki klinik psikoloji hocamın ankara da çalıştığını öğrenip telefonla aramıştım.ben beş yıl önce sizin öğrencinizdim dedim ona.şimdi göreve başlıyorum ama orada napacağım ben?.bana Lale ben hiç hastanede çalışmadım. orada ne yapacağın hakkında sana birşey söyleyemem.ama sen orda senden ne beklediklerine bak,ne istiyorlar bunu öğren.ikinci önemli şey sen psikologsun ve davranışlarınla tutumunla bunu göstermelisin psikoloğa yakışır davranışların olmalı..kimse bir beş yıl sonra senin gibi beni taa başka bir şehirden ankarayı aramaz.Bu senin ne kadar sorumluluk sahibi olduğunu gösteriyor.maddi mesele ve ailevi durumlarından dolayı klinik psikoloji de master yapamadığını pdr de yaptığını söylüyorsun bağlantıyı koparmayalım belki ek dersler alarak klinik psikolojide doktora yapabilirsin demişti.. sözleri beni mutlu etti soru işareti hala duruyordu ama bu soru işaretinin cevabı bu zamanlara kadar hep değişik şekillerde cevap almaya devam ediyor.ben tekrar hocamı arayamadım,çünkü işyerindeki işlere uyum sağlamak ve benden küçükçe olan erkek kardeşimin burada ki kurs ,eğitim ve iş bağlantılarını kurmasına yardım etmek onun geleceğini düşünmek istiyordum.çünkü artık sadece ikimiz vardık..iyi de yaptım..Kardeşimle gurur duyuyorum.Kardeşimin mutluluğu benim mutluluğum.
birkaç değişik bölümde çalıştıktan sonra radyasyon onkolojide görevlendirildiğimde de ne yapacağımı bilerek gitmedim.sadece bölüm başkanının yanına gittim.Burada görevlendirilmeseydim bile düşündğüm bir yerdi çünkü ben de annemi bu hastanede kaybettim zor şeylerden kaçılmıyor içinde yaşıyoruz herzaman ölümün. fakat biz okulda bu tür yerlerde ne yapılacağının eğitimini almıyoruz, hizmet içi eğitime gitmem gerektğini düşünüyorum….Burda çalışmak istedğini duyduğuma sevindim dedi bölüm başkanımız buradaki hastalar hep psikoterapi yapılabilecek entellektüel hastalar değildir kendini okuyarak geliştirebilirsin zaten psikoloji eğitimin var.
ikinci gündü sanırım ilk gelen hasta..başasistan sana bir hasta göndereceğiz dedi.ışın tedavisini almayı reddediyor.tekerlekli sandalyesini eşinin sürdüğü, bayan hasta koridorda çığırarak geliyordu..eşi devamlı böyle çığırıyor dedi..ağlama sesi değildi ağıt değildi uzun tiz birsesle çığırıyordu. durduğu zaman tüm çalışan hemşire doktor ne varsa herkese en ağır küfürleri savuruyordu…çığırarak benim odama getirildi.Ne dediği anlaşılmıyordu pek hastanın, tek anlaşılan küfürleriydi.değişik bir ismi vardı hastanın yettik hanım diyeyim ben.çok zor bir durum yaşıyorsunuz değil mi..çığırmaya devam etti..arkasından eşi bu deli der gibi elini çevirdi ve bunla konuşamazsınız hocam dedi.kimsenin sizi anlamadığını düşünüyorsunuz diye devam ettim.siz çok zor durumdayken bir sürü kişi sizin çektiğiniz acıyı anlamıyor ve istemediğiniz şeyler yapıyor değil mi.sustu yettik hanım. öyle ki eşiniz bile bazen sizi anlamıyor gibi geliyor..başını salladı.Buradaki doktorlar ve hemşireler size yardım etmek istiyorlar tek çıkarları sizin daha iyi olduğunuzu görebilmek ve onlar da bu durumdan çok üzgün ve zor durumdalar,ama en çok acıyı siz çekiyorsunuz, siz isterseniz tedaviye devam edecekler, hasta susmaya devam etti…eşinizin sizi ışın tedavisine götürmesini istermisiniz .isterseniz ben götüreyim tedavi odasına kadar..yettik hanım başını salladı..eşine bir daha arkasından da olsa o hareketi yapmamasını istedim,biliyorum, O, hastayı seven onun iyi olmasını isteyen biriydi ama benden utanmıştı…aslında hastayla konuşmam bitinceye kadar ben de kimle karşılaştığımı bilmiyordum
sonradan başasistan doktor gelip teşekkür etti. oldukça sakinleşmişti değil mi dedi.bunu söyleyen bayan doktor çok nazik çok hassas ve hastalara özel sıcak insancıl ilşikiler kuran ilgi gösteren biriydi.herzaman onun hastalarla ilişkisini hayranlıkla izlemişimdir.daha sonra merak ettim ve yettik hanımı ilerleyen günlerde yattığı servisi öğrenip ziyaretine gittim..oruç tutuyormuş o gün..beni görünce gel gel diye işaret etti yatağında yer açtı oturmamı istedi..bir avuç fındık uzattı elime..bunlar bizim dağ köyden dedi..çok güzelmiş köyü,gelirsem tertemiz bir havayla karşılaşırmışım
hastane de her yerde her seferinde değişik anılar dolu ve ben hep olumlu ilşkiler kurdum ne yaptığımı hala bilmiyorum bir sistem oturmamış herzaman bir oda sorunu süregeldi bazen benden çocuk gelişimcisi gibi davranmamı bazen halkla ilşkiler uzmanı gbi davranmamı istediler ne yaptığım zaten bir reçete gibi belirgin olmayan, hasta ile benden başkasının şahit olmadığı havada kalan birşey.
ve aslında karşıdan hoş bir meslek gibi gözükmesine rağmen uğraşılan şeyler herzaman iç açıcı şeyler değil.hastaneye ilk başladığım yıl hiç unutmuyorum kolu ampute edilecek ve bundan haberi olmayan ondört yaşındaki bir çocukla konuşmam istenmişti.bazen ben de kendime şaşıyorum. görüşme odalarındaki soğukkanlılığıma rağmen dışarda normal bir insandan daha fazlaca hassasım ve bu tür şeylerin konuşulduğu yerden ya çıkıp giderim yada susmalarını söylerim duymak istemem.
elbet ben bir psikolog olarak sadece kendi yaşantılarımı biliyorum.Bir başkası bir başka meslektaşım benden daha başka daha farklı işlerle uğraşıyor olabilir yada onun mesleki gelişimi yada ortamı çok daha farklı olabilir.
zor şeylerle uğraşan kişilere yeterince değer verilmeli uygun ortamlar koşullar sağlanmalı ,eğitim açısından da bu sağlanmalı..Hırpalanmamalı.yeterince yıpratıcı ortamlardayız zaten
Bunun dışında pek çok kişi için özenilen bir mesleğe özenilen bir yalnızlığa görünüşe tutuma davranışa sahibim.Karşıdan çok hoş gördüğünüz özendiğiniz kişi bunun bedelini çok değişik çok zor şekillerle ödemiş sizin algıladığınız görünüşe hiç te kolay gelmemiş olabilir.Ama kime sorsam oda psikolog olmak istermiş,kime psikoloğum desem tam aradığı kişiymişim..bazen bundan sıkılıyorum..içi beni dışı seni yakar durumundan sıkılıyorum
psikoloji eğitimi almak için yola çıkmış olanların bazıları çok daha şanslı olabilir çok daha zevkli güzel yollardan geçerek ilerleyebilirler.
yaşam koşullarınız ortamlarınız benden daha farklı olabilir ve farklı bir bakış açısına sahip olabilirsiniz bana gelince bazen kendi yaşantılarımın bana diğer yollardan çok daha fazla şey kazandırdığını sanıyorum ve hayat her zaman yaşanması gereken süprizleri olan bir mucize..kendi çektiğim sıkıntıları ve sevinçleri de seviyorum onlar bana birşeyleri daha iyi yorumlamayı öğretti belki de psikolojiyle birlikte hayatı daha iyi yorumlamamı sağladı
o yüzden meslek seçimi için bir meslek elemanıyla konuşmak yerine birden fazlasıyla konuşmak daha sağlıklı sonuçlar verebilir.
meslek seçimin yapıldığı zamanlar henüz çok şeyin değerlendirilemediği zamanlar,ve ciddi bir mesleki rehberliğe ihtiyaç var gibi gözüküyor.

Bütün bunların üzerine psikolog olmam yaşantılarımla da hayata bakış açımlada inançlarımla da herşeyimle uyumlu.Herkesin istedği mutlu olmaktır ben de herkesin yakınlarımın arkadaşlarımın çevremin insanların mutlu olmasını istiyorum. kendilerine en ufak bir mutlu his verebilmişşem en ufacık bir iyilik yapabilmişşem ister önemli ister önemsiz birşeyde bu beni de mutlu ediyor..başkaları mutsuzken ben mutlu olamam çünkü..Bu elimizde sihirli değnek olduğu anlamına gelmiyor ve herşeyi çözebileceğim ,ortadan kaldıracağım anlamına gelmiyor..çünkü hayatın sorunları bitmez.
psikiyatriye gelince o olmasaydı hayat çok karışık korkunç olurdu .psikiyatride çalışşaydım eğer daha fazla üzülürdüm gibi geliyor. ben gelişimi seviyorum .psikiyatrik hastaya ,hastalığı esnasında ulaşmak bir yere varmakta çok zordur.Bu da beni üzerdi.Elbette iyileştikten sonra onlar için de herşey normal akışına devam edecektir.
Bu zorluklardan ötürü halk doktorlar için der ki ne onlara düşürsün O bizi, ne onlar olmadan olsun

cihan canAralık 15th, 2008 21:45

merhaba benim bir sorum var merhaba ben 3 buçuk yıldır ilaçla panik ataka tedavisi görüyorum 20 mg başladım tedaviye ve şu an ilaç bırakma aşamasındayım ve 10 mg kadar düştü ilacım ben silahlı özel güvenlki olmak istiyorum heyet raporu alabilirmiyim

MKD: Mâdem buradan sordunuz, burada cevaplayayım. Lûtfen kendi psikiyatrınızla görüşün…

ebruAralık 15th, 2008 22:12

selam benim sorum olacaktı kusura bakmayın biraz konu dışı ama özür dilerim ben kız meslek lisesi çocuk gelişimi ve eğitimi bölümündeyim ve küçüklükten beri en büyük hayalim psikolog olmak alan dışı tercih yapmak istiyorum puanım düşüyor bunuda biliyorum ama özel üniversitede okumak istiyorum yani nasıl psikolog olabilirim

DEFNEAralık 16th, 2008 19:48

slm bişey sorucam bn lise 2 öğrencisiyim psikoloji bölümü okuayı düşünüyorum ama ailem ii para kazanamayacağımı o dalda başarılı olmak için isim yapman gerektiğini söylüyor.
SORUM KLİNİK PSİKOLOGLAR HASTANEDE ÇALIŞIRKEN AYNI ZAMANDA KENDİ BÜROLARINDA PSİKOLOGLUK HİZMETİ VEREBİLİYOR MU?cevaplarsanız çok sevinirim saygılar…

Agop TahtacıyanAralık 17th, 2008 14:12

Mesleğin dışından bir kişi olarak gözden kaçan bir noktaya temas etmek istiyorum. MKD konu başlığındaki yazısında demiş ki “psikologlar dört senelik eğitim veya edebiyat fakültelerinden mezun olurlar ve bu hâlle hiçbir sağlık sorununa el atamazlar.” Bu ne kestirmeceliktir anlamış değilim yani 4 senelik tıp fakültelerinden mezun olma ihtimali varlarda sanki onlar bunu tercih etmemiş gibi bir eğilim içine girilmiş. Tıp fakültelerimiz ne kadar değerli ise diğer fakültelerimiz de o kadar değerlidir sayın MKD. Bu sözünüzü uluslararası bir kongrede söylerseniz başta meslektaşlarınız size gülerler. Psikoloji tıp bilimine paralel ancak farklı bir ekol üzerinde varolmuştur bunu bir prof olarak bilmeniz daha doğrusu kabul etmeniz gerekmektedir.
Ayrıca; 4 yıllık psikoloji eğitimi uluslararası standartlara uygundur ve 4 yıllık eğitim yetmez demeye getirmek 4 yıllık eğitim programlarının hepsini şahibe altına alır. Bu gün kimse 4 yıllık İnşaat Mühendisliği programını tamamlamış bir mezunun inşaattan anlamayacağını söyleyemez söyleyen ise ciddiye alınmaz.
Benim için yukarıda yazdıklarınızın bu nedenlerle hiç bir ciddiye alınacak tarafı yoktur :)

MKD: Sayın Agop Tahtacıyan, eğer gelişimsel okuduğunu anlamama bozukluğundan (bir disleksi türü) muzdarip değilseniz, yazımı birkaç kere daha okuyun, eminim anlayıp kendinize güleceksiniz. Hâlâ gülemiyorsanız, benim hâricimde bir psikiyatrla görüşmenizde fayda olabilir. Sevgiler…

Julide AlparAralık 18th, 2008 15:06

Sayın Kerem bey
Psikiyatrik tanıların böyle ulu orta yerlerde ima yollu olarak bile olsa kişilere hakaret babında sarfedilmesi terbiye sınırlarını aşmakta ve bilimsel bir ünvan taşıyan kişiler tarafından bunun yapılması ise memleketimizin aydınlarının gelmiş oldukları noktayı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Lütfen uslubunuza dikkat ediniz

MKD: Sayın Julide Alpar, terbiyesizce ve agresifçe yazılan mesaja bilimsel cevap vermek seviyesiz aydın olmak mıdır? Bence değil. Saygılar…

isimsizAralık 18th, 2008 20:19

ben lise son sınıf öğrencisiyim bu güne dek ders calısma alışkanlığım olmadı .Suandada ne zaman ders calışmak için elime bir kitab alsam uykum geliyor ve uykumu dağıtamıyorum napcağımı bilmiyorum lütfen bana yardım edin!

selinAralık 20th, 2008 02:34

kusura bakma isimsiz ama saçmalıyorsun biraz çünkü bu site psikolog ve psikiyatr farkı seni kırmak istemem ama sorulacak sorumu yani ders çalışırken uykunun gelmesiyle psikolog ve psikiyatr arasındaki fark sitesinde binlerce kilometre var diye düşünüyorum

DEFNEAralık 21st, 2008 14:30

slm bişey sorucam bn lise 2 öğrencisiyim psikoloji bölümü okumayı düşünüyorum ama ailem ii para kazanamayacağımı o dalda başarılı olmak için isim yapman gerektiğini söylüyor.
SORUM KLİNİK PSİKOLOGLAR HASTANEDE ÇALIŞIRKEN AYNI ZAMANDA KENDİ BÜROLARINDA PSİKOLOGLUK HİZMETİ VEREBİLİYOR MU?cevaplarsanız çok sevinirim saygılar…

Hatice ZengelAralık 22nd, 2008 19:17

Özelde çalışıp iyi para kazanmak için iyi olunması gerekmeyen bir alan biliyor musun sevgili Defne? Şu an hem devlet hastanesi hem özelde çalışma il sağlık müdürünün inisiyatifinde, izin verirse oluyor. İlerde değişir mi bilmem. Ama unutma ki, doktorların bile devlette çalışmak için muayenehanelerini tamamen kapatması söz konusu. Ertelenip duruyor ama, büyük bir ihtimalle olur. Klinik alanında yüksek lisans yapıp, o arada da gidebildiğin kadar kursa gidersen, büyük bir şehirde pekala iyi para kazanabilirsin. Küçük şehirlerde maddi olarak mümkün değil. Her şey para değil. Bütün şartları bir araya getiremedin ve devlette çalışmak zorunda kaldın diyelim, o şartla da sevmeyeceksen, boşver, başka bölüm yaz. Ama eğer eşit ağırlıktaysan, zaten şu anda iyi kazanabileceğin pek bölüm yok. İşletme, iktisat falan neredeyse bitti, çok çok iyi olursan iyi bir iş bulursun. Avukatlar artık öyle hemen yer açamıyor, çünkü çok fazla mezun ve tecrübeli avukat var. Kamu yönetimi, uluslar arası ilişkiler gibi alanlarda kendi alanında iş bulman neredeyse hayal. Yani devlette de çalışsan, en azından çalışabileceğin bir işin olur. Ama sırf para için, sevmiyorsan eğer, insanlarla aylarca, belki defalarca aynı şeyleri konuşup, tam yol kat ettim zannederken her şeye sil baştan başladığın bir meslekle başa çıkamayacaksan, uğraşma bence. Tabii ki, tamamen iyileşince, artık son görüşmeni yaptığın, bir dostu uğurlar gibi vedalaştığın bir insandan sonra şöyle bir oturup kendinle duyduğun gurur, hiçbir parayla ölçülemez.

yeşimAralık 23rd, 2008 17:27

hatice abla kız meslek lisesi mezunlarının alan dışı tercih yaparak özelde psikoloji okuyup klinik psikolog olmak istiyorum olabilirmi

Hatice ZengelAralık 23rd, 2008 20:31

Özel üniversitede mi? Puanları nasıl, bilmiyorum, ama tutacaksa neden olmasın! Psikolojiyi kazandıktan sonra yüksek lisans yapmak için hangi liseden ya da üniversiteden mezun olduğun farketmez.

reyhan aslan karakayaAralık 24th, 2008 23:26

merhaba benim sorum 7 yaşında ilkokul bire giden kızım için olacaktı.
kızım çok fazla yemek ayırıyor. sebze yemekleri hemen hemen yemiyor diyebilirim. onu herşeyi yemesi konusunda nasıl ikna edebilirim. yada bu konuda farklı bir mesajınız kuralınız varsa pedogoji uzmanı olarak sizden bekliyor ve rica ediyorum. tesekkür ediyorum e
esenlikler diliyorum

MKD: Mâdem buradan sordunuz, buradan cevap vereyim. Bir çocuk psikiyatrıyla görüşün lûtfen. Saygılar…

duygu ozbekAralık 25th, 2008 14:33

lale arasısın yazısını okudum ve cok begendım….

DEFNEAralık 28th, 2008 09:06

sevgili Hatice Zengel,
soruma zaman ayırıp cevapladığın için çok teşekkür ederim ben psikologluğu herşeyden çok istiyorum paranında fazla bi önemi yok asıl sormak iztediğim şey;mezun olduktan sonra nasıl işe başlıyorlar ben aslında kliniklikten vazgeçtim.kendi büromda normal bir psikolog olarak hizmet vermek istiyorum lisans eğitimi alıp uzman psikolog olduktan sonra işsiz kalma ihtimalim var mı?yani hemen hastalar gelio mu yoksa belli bi dönem işsiz mi kalıyosunuz.Mesela siz mesleğe nasıl başladınız ve işsizlik döneminiz oldu mu?

DEFNEAralık 28th, 2008 09:07

ayrıca sorumu cevapladığınız için çok teşekkür ederim.

Hatice ZengelAralık 28th, 2008 17:41

Ben şu an devlette çalışıyorum. Biz mezun olduktan sonra 2000 krizi çıktı ve ikibuçuk yıl devlet psikolog almadı, ilk atamalarda yerleştim. O arada özel eğitimlerde çalıştım. Şu an devlet alıyor ama. Yüksek lisans yapmasan da daha önce yazdığım gibi, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak “Rehberlik ve Danışmanlık Merkezi” gibi bir adla yer açabilirsin. Özel yer açmanın riski her zaman vardır. Ben şu ana kadar bir sürü kursa gitmeme rağmen hala kurslara gitmeye devam ediyorum. Bu kurslar senin istediğin zaman açılmayabiliyor, yıllarca bir kursu beklediğimizi biliyorum. Kerem Bey’in de yazdığı gibi aslında yeni mezun bir psikolog, tecrübe edinmeden ve belli eğitimlerden, kurslardan geçmeden pek bir şey yapamıyor. Yazık ki dört yıl yetmiyor, okullarımız aslında çok iyi, ama yurt dışında yüksek lisans yapma oranı çok fazla, bizde çok zor, o yüzden bocalıyoruz. Bu şartları da yerine getirdikten sonra yer açtın diyelim, ilk birkaç ay tanınıncaya kadar, cebinde tuttuğun yerin kirasını, çalıştıracağın personelin parasını karşılayacak paran olmalı. Ne kadar iyi de olsan, bu gerekebilir. Zaten senden memnun olan insanlar bile tek başına reklamını yapmana yeter. Yani gerekli kurslara gidip bu bilgilerini pekiştirene kadar benim tavsiyem devlette çalışıp, o arada da sana lazım olacak parayı ve bilgiyi biriktirmen. Her şey gönlünce olsun.

DEFNEAralık 29th, 2008 19:52

verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz.
Büyük olasılıkla dediğiniz gibi bir yöntem izliycem inşallah insanlara yararlı olabilirim bu mesleği gerçekten çok seviyorum çünkü…

Cengiz ErdenAralık 31st, 2008 00:46

1. Psikoloji Genel bir bilim dalıdır. Üniversitelerin Fen Edebiyat Fakülteleri Psikoloji Bölümü mezunları psikolog ünvanını alırlar. Tek alt dalı klinik psikoloji değildir. Psikoloji eğitimi tamamlandıktan sonra bu alt dallarda yüksek lisans, bazan da doktora yapılması gerekir. Diğer dalları; Eğitim psikolojisi, endüstri psikolojisi, Adli Psikoloji, Deneysel Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Klinik Psikoloji, Nöropsikoloji, Psikometri, Sosyal Psikoloji, Spor Psikolojisi, Trafik Psikolojisi olarak özetlenebilir. Dolayısı ile çok farklı alanlarda çalışma olanakları vardır.
2. Psikoloji psikiyatri gibi hekimliğin (tıbbın) bir dalı değildir.
3. Psikiyatri uzmanlık eğitiminde psikoloji biliminden yararlanılır.
4. Psikiyatri Uzmanı Tıp fakültesi mezunu ve sonrasında psikiyatri ihtisası yapmış hekimdir. Psikiyatri uzmanları kendisine başvuran hastaları biyo-psiko-sosyal bir bütün olarak değerlendirme becerisinde olmalıdır. Bu değerlendirme ve tedavi sırasında bir ekip çalışması (psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, sosyal uğraşı uzmanı vb.) gerekebilir, bu ekibi psikiyatrist yönetir.
5. Ortada bir hastalık varsa bu hastanın muayene ve tedavi yetkisi yalnızca hekimlere aittir. (5728/23.1.2008 , 3575/14.6.1989, 1219/4.4.1928) “MADDE 25-  (Değişik: 5728 s. K. – 8.2.2008-26781) Diploması olmadığı hâlde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
6. Yurdumuzda klinik psikolojide uzmanlaşmış, akademik kariyer yapmış çok değerli psikologlar bulunmaktadır. Bir kısmı üniversite kliniklerinde Etik ve saygın bir şekilde kendi alanlarında çalışmaktadırlar.
7. Son zamanlarda yetkisi ve ehliyeti olmayan pek çok meslek erbabı yasa dışı olarak hasta muayene ve tedavisi işine girişmiştir. İntiharı saymazsak cerrahi, dahili hastalıklar gibi yaşamı tehdit edici komplikasyonlar olmaması nedeniyle rehberlik, danışmanlık, yaşam koçluğu adı altında pek çok hekim olmayan kişi hasta muayene ve tedavisi yapmaya çalışmaktadır.
8. Halk arasında psikolog konuşarak, psikiyatrist ilaçla tedavi eder yanlış inancı yaygın olduğu için hekimlik dışı mesleklerin de bağımsız hasta muayene ve tedavi edebileceği kanaati gelişmiştir.
9. Pek çok beyin hastalığı ruhsal belirtilerle başlayabilmektedir, pek çok psikosomatik hastalık ta stresle ortaya çıkmaktadır. Bunların tanı ve tedavisinde karar verme yetkisi bu nedenle psikiyatriste aittir. Hekim olmayan bir kişi beyin tümörünü ya da multipl sklerozun ayırıcı tanısını nasıl yapacaktır. Bunun sorumluluğunu nasıl üstlenecektir.
10. Günlük uygulamada pek çok psikiyatrist özellikle devlet ve üniversite hastanelerinde hastalara çok kısa zaman ayırabilmekte ve hastanın eline hemen bir reçete tutuşturup göndermektedir. İşte bu nedenle hastalar tam olarak değerlendirilememekte ve tedavileri de yeterli olmamaktadır. Bu konu sağlık sistemimizin yıllardır süren çarpıklığından ve hekimlerimizin bu sistem içinde yetişmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu noksanlıklar giderilmelidir. İnsanın esas alındığı ve koruyucu sağlığın öneminin kavrandığı bir anlayış yerleştirilmelidir.
11. İdeal bir ruhsal hasta değerlendirmesinde; Öncelikle psikiyatrist genel bir muayene yapıp organik bir hastalık var mı yok mu ayırd eder, gereken tetkik ve konsültasyonları ister. Ekibinde bulunan psikoloğun psikolojik görüşme ve psikometrik değerlendirmesinden yararlanır ve hastaya kesin tanıyı koyar. Tedavi aşamasında Gereken biyolojik ve psikoterapotik tedavileri kendisi yapar ya da bu konuda uzman kişilere (psikoterapi, sosyal rehabilitasyon, aile tedavisi, cinsel tedavi vs. )yönlendirir.
12. İşin içinde hastalık varsa bu konuda yetki hekime verilmiştir.
13. Psikoterapi yalnızca klasik psikanaliz değildir. Çok çeşitlidir ve psikiyatrist hastaya en uygun olanını seçmelidir.
14. Ülkemizde ruhsağlığı yasası olmaması nedeniyle yukarıda sözünü ettiğimiz karmaşa yaşanmaktadır. Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologlar Derneği diğer meslek kuruluşları ile işbirliği halinde bu yasanın çıkarılması için çalışmaktadır. Saygılarımla

Halil Kürşat ERÖZOcak 4th, 2009 15:09

Merhaba

Psikiyatrist, psikolog, pedagog vs olanlar ve adayları

ya ben bu ülkeye inanmıyorum ya???

ben makine mühendisliğinde okuyorum ve insan davranışları ve analizi konularına ilgi duyuyorum(sen nerden çıktın diyebilirsiniz ama objektif bakış açısına ihtiyacınız var!!!)

ve görüyorum ki toplumun iç ya da dış yapısını inceleyen insanlar dahil birbirleriyle tartışamıyorlar!!! evet biz önce profesöründen cahiline tartışmayı öğrenmemiz lazım!!!

kesin yargılar mı dersiniz, yine bişeyleri, birilerini yarıştırmalar mı??
hepsi var yukarıdaki yazılarda!!!

Eğitimin en azından sadece seviyeli tartışmalar yapılabilecek bir ortam sunduğunu yukarıdaki yazılardan görebiliyorum

iyi ya da kötünün doğru ya da yanlışın tamamen bakış açısına bağlı olduğu dünyada siz bilirkişi diye geçinenlerden tek isteğim şu:

sadece bilgilendirin! kendi psikolojik altyapınızı ve yaşadıklarınızı bir kenara bırakın, sayın Kerem Hocam, öyle bilimsel bir yazı koyun ki ortaya ben okuduğumda sizin ideolijinizin farkına varmıyım

kendi iç dünyama göre bilgileri değerlendirebileyim!!!

teşekkür ederim

MKD: Sayın Halil Bey, bu mekânda bile birkaç adet var; okuyabilirsiniz. Bilimsel yayınlarımı ise verdiğim listeden takiple elde edebilirsiniz.

Azize EkinciOcak 26th, 2009 21:14

Merhabalar;

Sizden bir konuda fikir almak istedim.
Babannem (70) 08.10.08 de sag dizkapagindan protez ameliyati oldu(Haseki Ozel Huzur Hastanesi). 3 gun hastanede kaldiktan sonra evde yurumeye basladi, ama dizindeki yara ameliyattan 20 gun gecmesine ragmen hala kapanmamisti.. Hem seker hastasi hemde 145 kg. Doktoru dizindeki yara kapanmayinca yarayi temizleyip daha guzel (!) dikis atmak icin ikinci kere ameliyata aldi, bu operasyondan sonrada yurudu. Ama sinirleri cok yipranmisti, 8 gun sonra babannem seker komasina girdi ,112 ile fatih sultan mehmet hastanesine kaldirdik. Sekeri 10 a inmisti, sekerini duzene sokmak icin hastane gozetiminde kalmamizi istediler. seker komasindan 3 gun gecmisti tuvalete kalkarken yere hafif dustu 01.11.08 gununden beri ayaga kalkamiyor. Yurumeye korkuyor titriyor, yatagin icinde bacaklarini kullaniyor ama yatagin kenarina geldiginde” kalkamiyorum, dusucem, yuruyemiyorum” vs diyor.

Sorum su; bu durum tamamen psikolojik mi? daha once boyle bi vaka ile karsilastiniz mi? psikiyatrik olarak cozumu mumkun mudur? Ayaga kalkip yurumesine bi engel olmamasina ragmen kendisi yuruyemedigi icin disari cikaramiyoruz, evde tedavi uygulayacak birilerini taniyormusunuz?
Biz bostanci yeditepe universite hastanesinin yanindaki Evren sitesinde oturuyoruz, eger size uygunsa siz gelebilir misiniz?

Acil cevap bekliyorum, simdiden tesekurler.

Azize Ekinci

MKD: Sayın Azize Ekinci, buraya yazdığınız için buradan cevap veriyorum. Bunları muayenehâneden çarşamba günü beni arayarak konuşabilirsiniz. Tabii ki böyle vak’alar çok…

ayhan ünverenOcak 27th, 2009 00:08

merhabalar…Kerem Bey,sizi ntv de okan bayülgenin programında izledim.ben bir din görevlisiyim.şu an yurtdışındayım görevli olarak..sizin yazılarınıza bir göz atıp diğer kişilerin yorumlarınıda okuyunca şu kanıya vardım…her asırda yada her dönemlerde belli başlı bilim insanları fikir adamları ilim ve irfan üstadları cıkagelmiş,kimileri tarihe adlarını altın harflerle yazdırmıs,kimileri tarih kitaplarından yola cıkarak eserleri ve firkirleri bu gunumuzde tartışılmış ve ya kabul görmüş. kimileriyse eserleri hakkında fazla fikir edinilemediğinden dolayı sadece şu dalın babası yada mucidi diye adlandırılmışlar.sizi ve karşınızdaki karşı fikirdeki insanlarla olan tartışmalarınızı dinleyince sizin fikirleriniz daha mantıklı ve akılcı geliyor.elbette sizin ve karşınızdakilerin bilgi yada birikimlerini tartacak kadar o konulara hakim değilim ama elbette allahın bizlere en büyük bahşı hediyesi nimeti olan akıl nimetiyle bu bana yabancı olan bilgi yada terimleri anlayabiliyor aklımın tarif edemediğim bir bölümünde doğru ve mantıklı olanı kabul eden bir yerde akıl sahibi kişinin dediklerinin kabul görüp onaylandıgını anlayabiliyorum..allah kuranda aklınızı işletin diye buyurur..ama ilk ayetide oku ile başlar.oku ile işletin ifadesini birleştirince okumak ve okudugunu eğitimle belli bir merhaleye taşımak gelir.her birininde bunu akılla yaptıgı ortadadır.siz konusurken dikkat ettiğim şu ki asla kendi aklınızca yorumlar yapmıyor tamamiyle belli bir eğitimden gecmiş akılla yorumlar yapıyorsunuz.insanlar bu gun nasılki kuranın mealine bakarak ve kendilerince bi takım cıkarımlarla din yaşayamacaklarsa,az bucuk bir takım kitaplar okuyarak birşeyler öğrendiğini sanan insanlarda piyasaya cıkıp tuhaf tuhaf fikirlerle insanları aldatmaya yöneleceklerdir.insanları uyutma yönetmedede en cok dini ve ruhi duygulara hitap eden söylemlerle hareket etmektedirler.işlerine gelirse hz muhammet(a.s) işlerine gelirse hz ebu bekir gibi islam dininin en yakın şahsiyetlerini ağızlarında geveleyip duracaklar.oysaki bahsettiğim müstesna isimlerin amaçlarını gözden kacırdıklarıda apacık bir gerçektir..kuran ilmi bir kelamdı insanlar anlamadılarsada allah bir resulle onlara izah etti.bir nevi allah tarafından yetiştirilmiş bir doktor gibi idiler ama onlar bir peygamberdi.allahın inayeti ve hikmetiyle donatılmışlardı.peygamberler haricinde diğer ulema olsun halifeler olsun mezhep imamları olsun mutasavvuflar olsun alimler olsun kadılar olsun hepside zamanın en buyuk medrese yada ilim adamlarının etrafında ilim öğrenerek bir yerlere gelmişlerdir..ben size yürekten başarılar diliyerek insanlık adına halkımız adına yaptıgınız hizmette basarılarınızın devamını dilerim

sergülOcak 27th, 2009 00:15

psikologlardan nefret ediyorum.. nedenmi çünkü bir kasabın eline düştüm ruh haliyetimi mahvetti etik dışıydı ..bence bu ülkede psikologların serbest çalişma hakları olmammalı çünkü 4 yıl okuyup iki sertifayla ahkam kesebiliyorlar ama alt yapılarında kendilerine yardımları yok hatta bu kişilerin bazıları topluma zararlı çünkü kişisel olarak işlerini kullanabiliyorlar.psikiyatriste gidin…

Dinçer MulahimOcak 27th, 2009 16:18

Ben mesela bir problemin olsa Psikiyatrlara giderim.Arkadaşlar biraz akıllı olun sizin koçlarınızda,Astrologlarda,Medyumlarda v.s çuvalla sertifika,sözde diploma var.Dikat ederseniz hepsi yurt dışıdan ve inglizce. İlginç olanı da hiç birinin tercümesi yok:)memleket olarak hepimiz ana dili gibi iglizce bildimiz icin gerek görmemişler:).
Vaktinizi ve nakitini boş adamlara kaptırmayın.
Yazım için koçlar ve saireler kızmasın.Memleketin denizi ve kerizi boldur işsiz ve parasız kalmasınız:)

Hakan SahinOcak 31st, 2009 15:08

NTV de Okan Bayulgen`in sade vatandas adli programinda yapmis oldugunuz saptamalar ve vermis oldugunuz guzel cevaplar icin tesekkur ederim.Hislerime ve dusuncelerime tercuman oldunuz.
Ozellikle kapitalist ABD`nin dogudan aldiklari fikirleri susleyip pusleyip tekrardan dogulu ulkelere satmalari konusundaki fikirlerinize katilmakla birlikte bu sekilde kendi kapitalist dusunce sistemlerini ayni yolla dunyaya yaymaya calistiklarini dusunuyorum.Bunu batili ulkelerin dogulu ulkelerdeki profesorlerin arastirmalarini yada makalelerini ucuza satin alip yayinlamaya calismalariylada iliskilendirebilriz.Yada dogudan batiya beyin gocu olarak.YASAM KOCLUGU BIR SAFSATADIR.Tabiki bir takim desteklere ihtiyac duyacagiz insan olarak,bunun karsiligini uzman kisilerden alinmasi gerektigini dusunuyorum.
Bu vesilie ile Alfred Adlerin egitim uzerine yazmis oldugu dusuncelerinin okunmasini herkese oneririm.(ikinci dunya savasindan sonra yarismaya yoenelik egitim sisteminin benimsenmesi ve bir ogretmenin donanimi konusundaki dusunceler beni cok etkilemistir.)

Sitenizde ziyaretciler icin boyle bir yer acmis oldugunuz icin size tesekkur eder ve sizi televizyonlarda halkimizin dogru bilgilenmesi icin daha cok gormek istedigimizi belirtmek isterim.
iyi calismalar dilerim.

MKD: Çok teşekkürler, inşallah. Saygılar…

Uzman Dr.Ali AYYILDIZŞubat 13th, 2009 18:06

Psikiyatrist Hekim ile Psikoloğun farkını kısaca dilimin döndüğü kadar affınıza sığınarak anlatmaya çalışacağım..Sürçü lisan edersem de affola . Latince Psiko : ruh anlamına gelen bir kelimedir İatros ise grekçe : Hekim , tabip anlamına gelir . Psikiyatrist : tam olarak Ruh Hekimi ,Ruh Hastalıkları Uzmanı Hekim demektir. Psikiyatristler önce Tıp Fakültelerini bitirmek zorundadırlar. Tıp Eğitimi oldukça zor ve & yıl süren ağır bir eğitimdir. Tıp Eğitimi esnasında Tıbbın temek derslerini ; Anatomi ve Klinik Anatomi ;Topografik Anatomi , Klinik Anatomi , Fizyoloji, Biyokimya , Histoloji ve Embriyoloji , Patoloji , Mikrobiyoloji , Farmakoloji ( ilaç bilimi ki Hekimlikte çok çok önemlidir ve olmazsa olmazıdır. ) , Toksikoloji , Adli Tıp , İç Hastalıkları ; Çocuk hastalıkları ; Genel Cerrahi , Ortopedi ve Travmatoloji ; Psikiyatri, Nöroloji , Nöroşirurji , Oftalmoloji , Oto-Rhino -Laryngoloji , Kadın hastalıkları ve Doğum , Çocuk cerrahisi , Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi , Acil Tıp , Radyoloji, Radyoterapi , Onkoloji , Nükleer Tıp ;Endokrinoloji fgibi oldukça ağır dersleri alırlar ve Tıp Doktoru ( Doctor of medicine ) M.D. ünvanını alırlar daha sonra kazanabilenler ki bu Türkiye de sadece TUS denen Tıpta Uzmanlık Sınavı ile olmaktadır ve sadece yanılmadıysam 100 Tıp Doktorundan 5 i bu sınavı kazanabilmektedir .5 yıl boyunca Psikiyatri yani Ruh Hastalıklarının bilimsel tedavisinin eğitimi alarak ( Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzman Dr. ( Psikiyatrist Doktor Ünvanını alırlar. Hastalarını tamamen bilimsel yoldan İlaç ve Psikoterapi ile iyileştirmeye Tam yetkilidrler. Oysa Psikoloji eğitimi ve Öğretimi Üniversitelerin Fen – Edebiyat veya Eğitim fakültelerinde Psikoloji :Ruh biliminin temel esaslarını öğrenerek elde edilen ve Tıbbi bir nosyonu olmayan Eğitime yönelik bir Lisans Eğitimidir. Bu Psikoloji Eğitimi alan Öğrenciler Anatomi ,Fizyoloji, Biyokimya, Patoloji , Acil Tıp , Endokrinoloji , Farmakoloji ,Toksikoloji , Adli Tıp , İç Hastalıkları ve yukarıda saydığım Tıbbın derslerini hiç birisini almazlar . ve kesinlikle Hasta Tedavi etme ve Reçete yazabilme gibi bir yetkileride yoktur ( Türkiyede ve Dünyada Türkiyede halıhazırda uygulanan Tababet Ve Şuabatı Mesleklerinin tarzı İcrasına dair Kanuna göre Hasta tedavi etme , reçete yazma yetkileri yoktur. Daha çok Psikolojik rehberlik danışmanı olarak Milli Eğitim Bakanlığında ve ya Özel dershanelerde Öğrencilere rehberlik danışmanı olarak hizmet verirler yada Orta Öğretim Kurumlarında Psikoloji dersi Öğretmenliği yapabilirler. Yani hekim değildirler. Dünyada sadece reçete yazabilme hakkına sahip 3 tane hekim vardır. Bunlar İnsan Hekimi ki Tıp Doktoru diyoruz. Diş Hekimi ve Hayvanları tedavi edebilen Veteriner hekimi ( Hayvan Hekimidir. ) Bu 3 Hekim in dışında Dünyada Reçete yazma yetkisine ve Hekim ( İatros ) ünvanına sahip bir başka Hekim yoktur ve aslada olamayacaktır.. ki Olması mümkün değildir. En içten sayılarımla Uzman Dr.Ali AYYILDIZ

MKD: Teşekkürler Sayın Dr. Ali Ayyıldız. ABG’deki bâzı eyaletlerde psikofarmakoloji eğitimi almak şartıyla klinik psikologlara psikotrop ilâç yazma yetkisi tanınıyor ama çok da tartışılıyor çünkü vahim hatalar yapıyorlar.

ruhsel horsunluŞubat 17th, 2009 20:19

bn çok merak ediyorum bu pedagoloji bölümü şidi sözele falan alınacaktı alındımı?bir bilginiz warmı lütfen cewaplarsanız çok merak ediyorum..herkesin yorumlarına çok teşekkür bu meslekle ilgili bir çok şey ögrene biliyorum sayenizde tşk ederim……….

zeynep karaŞubat 22nd, 2009 13:51

ben e.a bölümü öğrencisiyim lise 2. sınıf psikiyatrist yada tıp okuduğum bölümden olma olasılığı var mı? şimdiden teşekkürler.

MKD: Sevgili Zeynep, cümleni pak anlayamadım ama sanırım cevabı şu olan suâli sormaktasın: Liseyi bitirdikten sonra 6 sebelik tıp tahsili yapıp, akabinde de 5 sene sürecek psikiyatri ihtisasını tamamlaman gerekiyor. Bu arada 2 senelik de mecburî hizmet var. Kadınlara şimdilik askerlik yaptırmıyorlar; erkek olsaydın bir de o olacaktı. Selâmlar.

fatma okyayŞubat 22nd, 2009 17:37

merhabalar hocam ben de diğer arkadaş gibi,lise2. sınıf öğrencisiyim ve t.m bölümünde okuyorum.hocam okuduğum bölümden doktorluk yani tıp okuma şansım var mı? yok mu?zannederim zeynebin sormak istediği soru da böle bir soruydu.cevabınızı bekliyorum .şimdiden çok teşekkürler.

zeynepŞubat 22nd, 2009 22:13

Şu anki sınav sistemi ile tıp okuyabilmek için fen-matematik dalından mezun olmak gerekiyor.Aksi takdirde aobp düşük katsayı ile çarpılıyor ve bu da kapatılamayacak kadar büyük bir puan kaybı.Önümüzdeki sene sınav sisteminin değişeceği söyleniyor fakat henüz bu konuda net bir bilgi de yok.Ama tıp ve mühendislik gibi bölümler için okunması gereken bölüm fen-matematik.
T.M. bölümü öğrencisi ise psikoloji seçimi yapabilir.

fatma okyayŞubat 23rd, 2009 15:30

inş. sınav sistemi deişir çok üzüldüm ya .çok saol

fatma okyayŞubat 23rd, 2009 16:27

hocam yani t.m bölümden tıp hiç olmuyor öylemi?inanılmaz derecede üzüldüm ya.saolun

ruhsel horsunluŞubat 24th, 2009 20:32

merhaba hocam pedagoloji ve hukuk soyal bölüme alınacak tı bunu biri bana açılarmı lütfen çok merak ediyorum.:))

Merve TuncelŞubat 25th, 2009 13:14

Bu yorumlarin hepsini okuduktan sonra ozet olarak bunu soylemek isterim:
Butun bu dusuncelerin, psikolog ve psikyatr arasindaki farki henuz bir toplum olarak net bir anlamda kavrayamadigimiz ve meslektaslarin arasinda hala tartismamiz, Turkiyenin yasal, kulturel ve egitim sisteminden kaynaklanmaktadir. Bati toplumlarina asla kiyaslayamadigimiz bir cok unsur bulunmaktadir: henuz psikologlarin “accredit” olup psikoterapist olarak calisabilmek icin ruhsat alamadigi bir sistem varken, hala bazi psikyatristlerin psikologlara bir “shrink” olarak ve gercekten bir faydasi veya bilgisi olmadigini dusunen bir toplumda yasarken ve en onemlisi, sadece halkin %10 universite mezunu olan bir toplumda yasamaktayken ve daha fazla sebeplerden hepimiz bireyleri yardim edebilmek icin elimizden geleni yapiyoruz. Fakat Dikkatli olmamiz gerekli, cunku her birey farklidir ve bizim alanimizda hem insanin fiziksel sagligi hem ruhsal sagligini etkilemekteyiz.
Bunu yapabilmemiz icin ilk basta Dr. Mehmet beyin basinda bahsettigi alanlarda calisan kisilerin (son 5 disinda) bir ekip olarak beraber calismasi gerekiyor. Yoksa gercekten kimseye yardimci olamayiz, insanlarin pseudo tedavi vermekten baska birsey saglayamayiz ve sonunda listede olan son 5 kisiler gibi oluruz. En onemlisi, sistemi degistirebilene kadar, psikyatr, psikolog, pedagog, sosyal hizmetler uzmani ve ozel danisman meslektaslarima dilerim ki yeni mezunlara yol gostersinler, tavsiye versinle, yetistirsinler; unutmayalamki eger Freud Jungu yanina bir apprentice olarak almasaydi simdi kullandigimiz kavramlar ne olurdu?
Ikinci adim ise, Turkiyeyi bir bati ulkesi olarak degil ve burada yasayanlari bir batili veya kitaplarda yazili bir vaka olarak degilde butun sorunlarin iyi anlayip, detayli bir anlamda herkesin bir tedavi sunmasi gerektigini dusunuyorum.
Son olarak not etmek isterim ki – 4 yil psikoloji okuduktan sonra, bir kisinin Psikolog olarak unvan kazanabilmesi icin ve yani sira bir Psikolog olarak calisabilmesi icin, en az 2 yil daha Uzman/Master programi tamamlamasi hem kanunen hem de etik olarak sarttir!
Yorumlariniz var ise bana email gonderebilirseniz: merveny@gmail.com.
Tesekkurler,
Psikoloji mezunu, Merve

kemal çantalıŞubat 26th, 2009 12:50

Uzman Dr.Ali AYYILDIZ’a
demişki sayın uzman Uzman Dr.Ali AYYILDIZ
“Oysa Psikoloji eğitimi ve Öğretimi Üniversitelerin Fen – Edebiyat veya Eğitim fakültelerinde Psikoloji :Ruh biliminin temel esaslarını öğrenerek elde edilen ve Tıbbi bir nosyonu olmayan Eğitime yönelik bir Lisans Eğitimidir.ve kesinlikle Hasta Tedavi etme ve Reçete yazabilme gibi bir yetkileride yoktur ”
Sayın uzmanımızın cümlesini yine fen edebiyat fakültelerinin bir bölümü olan Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ile değiştiriyorum cümle şöyle bir hal alıyor
“Oysa Moleküler Biyoloji ve Genetik eğitimi ve Öğretimi Üniversitelerin Fen – Edebiyat veya Eğitim fakültelerinde Biyoloji ve genetik biliminin temel esaslarını öğrenerek elde edilen Eğitime yönelik bir Lisans Eğitimidir ve kesinlikle labarotuarda biyo çeşitlilik üzerine uğraşma ve genetik çeşitlilikler üzerine çalışma gibi bir yetkileride yoktur ”

Sanki bir Tıp fakülteleri fakülte bir onların ki eğitim… kendisi de lütfetmiş yazmış 6 yıllık eğitim içeriğini …sadece biri psikiyatri ile ilişkili insaf genel cerrahi eğitimi Toksikoloji , Adli Tıp , İç Hastalıkları ; Çocuk hastalıkları ; Genel Cerrahi , Ortopedi ve Travmatoloji ile terapi arasında nasıl ortak nokta bulabiliyorsunuz ve sizce 6 yılını bunlarla haşırneşir olan bir tıp fakültesi mezunu ile 4 yıldır psikoloji eğitimi gören bir psikolog nasıl eşit olabiliyor. Ben anlamadım siz anlatın lütfen.

kemal çantalıŞubat 26th, 2009 13:01

Yeri gelmişken aklımda kalanlar kadarıyla psikoloji müfredatını kısaca yazayım arkasındanda tıp eğitiminin müfredatını aktaralım ve karşılaştıralım bakalım 6 yıllık tıp eğitimi ile 4 yıllık psikoloji eğitimi arasında nasıl bir ilişki var.
çocuk patolojisi
yetişkin patolojisi
gelişim psikolojisi
sosyal psikoloji
araştırma yöntemleri
psikoloji kuramları
istatistik ve ileri istatistik
sağlık psikolojisi
endüstri ve örgüt psikolojisi
deneysel psikoloji
kriz ve krize müdahale
klinik psikoloji
gözlem ve görüşme teknikleri
fizyolojik psikoloji
psikopatoloji

sayın uzman doktor Ali AYYILDIZ’ın kendi cümleleri ile tıp eğitimi de aşağıda
Anatomi ve Klinik Anatomi ;
Topografik Anatomi ,
Klinik Anatomi ,
Fizyoloji,
Biyokimya ,
Histoloji ve Embriyoloji
, Patoloji ,
Mikrobiyoloji ,
Farmakoloji
Adli Tıp ,
İç Hastalıkları ;
Çocuk hastalıkları ;
Genel Cerrahi ,
Ortopedi ve Travmatoloji ;
Psikiyatri,
Nöroloji ,
Nöroşirurji ,
Oftalmoloji ,
Oto-Rhino -Laryngoloji ,
Kadın hastalıkları ve Doğum ,
Çocuk cerrahisi ,
Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi ,
Acil Tıp ,
Radyoloji,
Radyoterapi ,
Onkoloji ,
Nükleer Tıp ;
Endokrinoloji
bir de ben ekleyeyim 6 yıl boyunca 2 kredilik (yani 2 saatlik)davranış bilimleri eğitiimi alır tıp öğrencileri

ruhsel horsunluŞubat 27th, 2009 19:28

yha biri bana CEVAP werirmi şu psikoloji ve hukuk bölümleri eşit ağırlıktan alnıdımı???

Uzman Dr.Ali AYYILDIZMart 1st, 2009 13:07

Sayın Kemal Çantalı ya cevap , Sayın Çantalı yazmışsınız Teşekkür ederim ellerinize sağlık ama hekim ile Lisansiyerleri lütfen karıştırmayınız. , hekim ( iatros ) ile Logia ( Bilim , özlü söz ) arasındaki farkı kavrayamışsınız , Dünya da kabul etseniz de etmesenizde sadece 3 tane Hekim ünvanına ve Eczanelerde satılan ilaçları yazabilme yetkisine sahip var . Bunlarda epey uzun bir maratondan geçiyorlar efendim . Anatomiyle başlayıp , Patoloji , Cerrahi , Acil Tıp Farmakoloji , Toksikoloji , Adli Tıp ( yaukarıda yazıyor ) vs vs devam eden 6 yıılık yoğun bir Tıp (hekimlik ) eğitimi ve bunun adına da Tıp Doktoru deniyor yada dünyada ki deyamiyle M.D. (Medical Doctor ) Ben hiç bir meslek ve Psikologları da asla küçümsemiyorum fakat Psikologlar adı üzerinde zaten psikologia ( Ruh bilmi ) öğrenimi ve eğitimi alan 4 yıllık Lisans mezunu kişiler bunlar Hekim değiller ve asla Hasta bakma ve reçete yazma yetkileri de yoktur. Psikiyatri Uzmanı hekimler ayrıca 5 yıl Psikiyatri ( psiko : ruh , iatros : hekim ) süren Ruh sağlığı ve Hastalıkları konusunda Tıpta Uzmanlık Eğitimi aldıktan sonra Ruh Sağlığı bozuk insanların tedavisinde Çağdaş Tıbbın gereğini ilaç + psikoterapi uygulamaya tam yetkildirler. Psikologlar da Klinik Psikoloji eğitimi alarak Psikiyatrist hekim gözetiminde hastaya Ruhsal testler(Örnek :Rorschah testi ) ,kişilik testleri , Anksiyete ölçme testleri , yada Moral – destek verebilirler , Lütfen Psikoloji eğitimi alanların aldıkları dersler ile Tıp Eğitiminin derslerini adlarını ve içeriklerini bir kontrol ediniz. Diyelim Hasta geldi taşikardi başladı yada Senkop , yada agressivite başladı , bir Psikolog aldığını söylediğiniz dersler ile ne yapabilir . DOKTOR BEY YETİŞİN ! Hasta gidiyor. demekten başka yapabileceği bir şey var mı ? Fenil Dimetil pyrazalon metil amino meton sülfonat sodyum un , midazolamın , alprozolamın , amitiriptilin in , Flovoksamin in ne olduğunu yada Atropin sülphat denilen ilacın dozunu bilebilir mi ? ALLAH AŞKINA söyleyin. Bipolar bozuklukta müdahale edip hastayı Ölüme götürürse ne yaparsınız peki . Deneysel Psikoloji demişsiniz çok güzel , İvan PAVLOV Köpeklerde deneysel (experimental psikoljiyi uygulamış şartlı refleks vb ortaya çıkartmış çok Güzel haklısınız ama Bir Psikolg Amygdala yı ( rhomboncephalon daki hardiskin hayvanlarda olmadığını yalnız İnsanda olduğunu bilirmi ? Hayvanların Öğrenemediklerini yalnızca Eğitilebildiklerini ve Eğitimin tekarı bittiğinde herşeyi unuttuklarını ….. Psikologlar Yada Rhinencephalonun ne demek olduğunu yada Olphactoricus , Opticus ,oculomotorius , trochlerrais , trigeminus diye uzayıp giden kafa çiftlerini , Systema Nervosumu , ) Tıp derin bir Okyanus psikolji ise sakin bir göl . Lütfen kırdıysam Özür dilerim . Sağlıcakla Kalın . Uzman Dr.Ali AYYILDIZ

Lâle ArasMart 1st, 2009 21:17

Psikiyatrlar, psikolog ve psikiyatr arasındaki farkları açıklamaya çalışırken, psikologların tıp eğiitimlerinin olmadığı ilaç yazma yetkilerinin olmadığı tıp eğitimin çok zor olduğu ve çok yılları aldığını vurguluyorlar.
Zor bir eğitim süreci geçiren çok yüksek puanlarla eğitim gördükleri alanları kazanan, insan sağlığı gibi tartışılmasız önemli bir mesleğin elemanları psikiyatrlar.
Halk ta,zaten bunu böyle kabul eder tıp doktorlarına çok değer verir ve iltifat eder..Ben de bu bilim insanlarına çok saygı duyuyorum hem de çok.

Psikoloji ise tıp eğitiminin yerine okunmaz,amaç hekim olmak değildir böyle bir benzerlik kurarak bunu seçmiş olanlar hüsrana uğrayabilirler..,psikoloji okumak bir tutkudur sanatı sevmektir insanı sevmektir insanı dünyayı anlamaktır.psikolog bir makinede düğmeye basan bir teknisyene benzer şekilde uygulamalar yapan bir testör değildir.o, insana bir teknisyenden farklı yaklaşma, anlama becerisi ve eğitimine sahip,farklı bir anlayışı ve kavrayışı olan bir meslek elemanıdır …Zor durumda ki insana nezaketli davranmak onu layıkıyle dinlemek anlamak düşünmek irdelemek yorum yapmak zorundadır..Bunu yapabilmek için en azından genel bir anlayış kazanmış bir takım tekniklerde ustalaşmış,teknik bilgilerini anlayışı kavrayışı becerisi ve kendi özellikleri dahilinde uygulayan kişidir..Bu sanat sıradan bir insandan farklı olmayı gerektirir. Üzülme diyerek dert dinleyen insandan farklıdır. O,bir insanı (gerçekten doğru olsa bile) kendisinin, doğru bulduğu alana seçeneğe yönelten insandan da farklıdır.İnsana saygıyı en üst derecede gösterme bilgi ve becerisine sahip bu anlayışı kazanmış bir insandır.Objektiftir, objektif olurken karşısındaki insanın duygularını dikkate almayı,onun karşısına geçmemeyi ve nezaketi unutmaz.

Bir hekim için ilaç yazmak ne kadar önemli bir eylemse psikolog içinde bir karşılaştığı insana en azından yeterli ilgiyi göstermesi sorununu paylaşması için gerekli güven ortamını sağlaması kişinin kendini gerektiği gibi açabilmesini sağlayacak ortamı sağlaması güveni anlayışı içtenliği gösterebilmesi okadar önemlidir.

İyi ve insancıl ilşkilerin kurulmasına rapor kurma denir ve bu da terapötik ilişki olarak adlandırılır.Bu bir misafire hoşgeldin diyerek güleryüz göstermekten,karşılıklı dertleşmekten daha farkldır .Karşısındaki uzman, kişinin ihtiyacına cevap vermek üzere tüm dikkatini ona ve onun sorunlarına odaklamış kişidir. Bir insanın kendini gerçekleştirmesinde doğru seçeneklere yönelmesinde, yöneldği seçeneklerde daha etkin daha başarılı olmasında psikoloğun önemli rolleri vardır.Bu hem kişinin mutluluğu hem de sağlığıyla alakalı bir durumdur.psikolog çalıştığı alanlara yada kurumlara göre uygun davranış ve bilgileri kazanmaya eğitim süresince aldığı bilgilerle birlikte gerek lisansüstü çalışmalarında gerekse çalıştığı kurumda uğraştığı alanla ilgili bilgilerini geliştirmeye uğraşan bir araştırıcı ve uygulayıcıdır.Psikoloğun ilk başta raport kurabilme yeteneğinde olması daha sonra ,başvuran kişinin sorununa yönelik ne tür konularda faydalı olup olamayacağını bilmesi gerekir,sahip olduğu özellikler dahilinde kişiye yardım edebilmesi,yardım edemeyeceği durumlarda yine de en uygun yöneltmeyi ve bilgilendirmeyi yapabilme becerisine olgunluğuna sahip olması gerekir.

Terapi kişilik gelişimi bir insanın kendini geliştirmesine yardımcı olmak ne kadar uzun bir süreç olursa olsun son derece büyük önem ve değerdedir. Zahmetli bir süreç olması terapistin yada psikoloğun sabırlı olmasını gerektirir. ve bu sabır,psikoloğun kendi tepkilerinin kontrolüne sahip olmasını gerektirdği gibi başvuran kişinin de yanında olmayı gerektirir,görüşme yaptığı kişinin onaylanmayacak davranışlarında bile onu karşısına almadan tam anlamıyla güvenilir bir dost olarak , kişilik özellikleri ve insancıl yaklaşımı ile bilgisinin anlayışının teknik becerilerinin harmanlamasını bütünlüğünü gerektirmektedir..Bazen psikiyatrik bir rahatsızlığın ağır döneminde olan bir hasta bile annesini dinlemez arkadaşını dinlemez doktorunu dinlemez ama sizi dinler,siz bazen aileyle doktorla hasta arasında aracısınızdır…İlaçlar elbette çok önemlidr ve bazen ilk gerekli şeydir,olmazsa olmazdır, ama bu,hastalıklar haricinde yeni davranışlar kazanma, onaylanma doğru davranışlara adım atmada cesaretlenme gibi ihtiyaçlarıı olan kişiye ve kendini tanımak uygun davranışları kazanmak mutlu olmak isteyen insanla kurulan terapötik ilişkinin önem ve değerini azaltmaz,zaten bu anlamda bir karşılaştırma yapmak mantık kurallarına uymaz.Farklar anlatılırken birinin daha az değerli olduğu gibi bir karşılaştırma yapmak ne ahlaki ne akılcı bir düşünce tarzıdır.

Psikolog olmak, psikoloğum demek kolay birşey değildir.Çok büyük bir sorumluluk yükler.O artık düşünüşüyle yaklaşımıyla tavırları ıle farklı bir insandır.Psikologların biribirinden farklı kurum ve alanlarda görev almaları, aldıkları görev alanına göre de farklı becerilerle donanmış olmaları da psikologlar arasında ve psikiyatrların çalıştıkları alanlara göre de fark yaratıyor Farkların bir kısmı ve karışıklığın bir kısmıda buradan kaynaklanıyor.

Psikoloji okumak, patoloji , algı psikolojisi istatistik fizyolojik psikoloji ve bunun gibi dersleri okumak değildir. Onların üzerine de sertifika almak hiç değildir. Bir tarih bir roman okumuyorsunuz lisans eğitiminde ve onu takip eden lisansüstü eğitimlerde..bir anlayış bir kavrayış uygulamaya yönelik bir bakış açısı kazanıyorsunuz.Psikiyatri ve psikolog arasında burada yorumcular tarafından vurgulanan önemli farklar olabilir ama ortak olan önemli şeyler var.Bunların en geneli insanın hayatını gidişatını mutluluğunu ilgilendiren meselelerdir.Arada farklar olabilir ama tamamlayıcı unsurlar amaç açısından en önemlidir..O da insan mutluluğu ve sağlığıdır.
Halkın aradaki farkı anlamamaları çok fazla sorun değil..Sorun iki meslek grubunun neyi bildiğini neyi bilmedğini neleri yapıp neleri yapamayacağını bilmesi. Psikologlar gerek eğitim sırasında gerek çalışma hayatında çok daha farklı zorluklarla karşılaşıyor Yeterli anlayışın oluşmaması çalışma ortamlarının oluşturulmaması bir nöropsikoloji testinin bile kapının dışında koridorda yapılabileceği düşünülen bir zihniyet içinde oldukça yıpranıyoruz. ama bu yinede bizim psikolog olmamızı engelleyemiyor.Doğru ve yanlışı ayırt etmemizi engellemiyor kendi ilkelerimizi kurallarımızı unutturmuyor psikolojiye sevgimizi verdiğimiz önem ve değeri azaltmıyor.Sadece işleyişi bozuyor kuruma ve topluma hizmeti engelliyor Siz biz hepimiz bu toplumun bireyleriyiz.

Psikologların deneyimsizlikleri yada beceriksizlikleri psikoloji mesleğine atfedilemez..Bana da bazen psikiyatr önerisinde bulunmamı istiyorlar…Polikliniğe çıkın sekreter size yardımcı olur diyorum ama bu sefer de hangisi iyi diye soruyorlar.Saygı çok önemli bir kavram.Özellikle de psikoloğun sahip olması hem de psikiyatrın sahip olması gereken bir kavram.Tüm insanlar için genellenebilir ama psikoloğun en önemli görevi önce saygı ilgi göstermektir. Psikoloğun görevini layıkıyla yapabilmesi de saygılı ve kendini geliştirebileceği bir ortamda olması ile mümkündür.Psikoloğa ihtiyaç duyan bölümler yada kurumlar bu ortamı sağlamalıdırlar.
Halk hadi psikoloğu, psikiyatristi karıştırıyor pek çok tıp doktoru da bunu karıştırıyor Hatta psikolog öyle karıştırılıyor ki bir bakıyorsunuz hekimmiş gibi davranması bir bakıyorsunuz çocuk gelişimi uzmanı gibi davranması bir bakıyorsunuz halkla ilişkiler daha da uzatırsam sosyal çalışmacı gibi davranması isteniyor.Bu meslek grupları farklı davranış özellikleri ,farklı beceriler ve farklı çalışma ortamı gerektiriyor

Yıllarca okumak bazı konularda yada belli bir alanda uzmanlık kazanmak yetmiyor kişilik özelliklerinde düşünüşünde olgunluğunda tavrında nezaketinde anlayışında bir bütünlük gerekiyor.Maalesef çok okuyan çok bilir deyişi herzaman doğru çıkmıyor. çok bilen daima olgun bir ruha sahip olamıyor.Bir insanın sadece eğitim ve edindiği bilgilerde farklılaşmış olması yeterli olmuyor anlayış ve yaklaşımıyla olgunlaşmış bir bütünlük göstermesi gerekiyor.Bütünleşmiş insan kendi mesleğine gönül vermişken ve mesleğini icra etmekten mutluyken diğer meslek elemanları ve tüm insanlara da saygı duyan bir insandır
Bir rahatsızlık yaşamış veya şansızlıklarla karşılaşmış ve bir takım sorunlarını çözememiş yada kişilik sorunları olan insanların psikologlardan nefret etmesi yada psikiyatrlara küfür dolu e-mailler göndermesi örnek olarak gösterilmesi gereken şeyler değil,… Fakat bir psikiyatr ın yada bir psikoloğun sözlerini örnek almaya eğilim vardır ve dikkat çekicidir..Frekenstayn gibi sözcükler ılaç yazamaz yazamayacaktır gibi vurgular biz bunları okuduk siz nelerı okudunuz biz zor bölümdeyiz siz kolay bir bölüm gibi mesajlar bir psikiyatr yada psikoloğun sözleri olmamalıdır.Kimseyi küçümseyerek bir yere gelemeyiz.Küçümsemeler anlayışta farklılıklar işbirlikçi olmayan yaklaşımlar büyüyememiş olmayı gösteriyor yoksa aldığımız eğitimlerin ne kadar uzun ve zor olduğunu değil!

Son olarak psikiyatristlerle hiç çalışmadım,( tek gezmediğim yer orası kaldı,yakında oda olacak galiba) tanımadığım kişilere uzaktan ön yargılarım hep olumludur, genel olarak tıp doktorlarına da öyle..Fakat uzun ve zor eğitim sürecinden geçenlerin çok sayıda insanlarla karşılaşmış olanların pek çok ortama girip çıkmış olanların bilgi görgü anlayışlarının en üst derecede olacağına yürekten inanmışken maalesef deneyimlerim öyle olamadığını göstermek için arasıra imkanlar(!) tanıdı..Bu da benim şansızlığım olsun.Genellemek hayata bakışımı,dengemi bozar çünkü!

Neyi tartıştığımızı da anlayamıyorum

Merve TuncelMart 3rd, 2009 21:19

Bir psikolog olarak: Yazdiklariniz icin cok Tesekkur ederim Lale hanım :)

U.AracıMart 4th, 2009 14:55

Kerem bey psikiyatların tek tedavi edici meslek elemanı olduğunu belirtmişler benim nacizane kendisine ya da diğer psikiyatr arkadaşlarımıza bir iki sorum olacak
Psikiyatristler nasıl tedavi ederler?
Psikiyatri eğitiminin içinde psikoterapinin ağırlığı nedir?
Ağırlığı var ise ülkemizde daha çok hangi ekol hakimdir psikiyatri bölümlerinde?
Bu eğitimler-psikoterapi eğitimleri- kaç kredi üzerinden verilmektedir?
Eğer psikiyatri bölümlerinin psikoterapi eğitimlerinin yeterli olmadığını düşüüyorsanız ülkemizde psikoterapi eğitimleri daha başka nerelerde verilmektedir ve bu eğitimleri verenlerin meslekleri ağırlıkla nedir?

MKD: 1) Psikiyatrlar neler gerekiyorsa onlarla tedavi eder, yâni her türlü terapiyle. 2) Psikoterapinin yeri ve ağırlığı her vak’aya göre değişir. 3) Akreditasyon konusunu her anabilim dalı kendi düzenlemektedir. 4) Hayır, yeterli olmadığını düşünmüyorum. Sâdece, bilimsel olmayan psikanaliz için başka yerlere gidenler var. Saygılar…

U.AracıMart 4th, 2009 15:02

bir de aslında Kerem Doksat Beyefendi biraz mahçup bir şekilde kendisi de yazmışlar
“Klinik psikologlar ise yaklaşık on senelik bir eğitimden sonra sâdece teşhis koyabilir ve psikoterapi uygulayabilirler” Burada “sadece” ibaresi biraz sınırlandırıcı gibi gözüksede aslında kendilerinin de çok iyi bildikleri üzere psikoterapi bir tedavi biçimidir. yani aslında ifadenin doğrusu şöyle
Klinik psikologlar ise yaklaşık on senelik bir eğitimden sonra (aslında lisans dahil 6 sene ) teşhis koyabilir ve psikoterapi yani tedavi uygulayabilirler.
Ben ek yapıyorum Uzman Dr.Ali AYYILDIZ için “ancak psikoloğun en az bir pratisyen hekim ile birlikte çalışması gereklidir çünkü tedavi esnasında hastanın taşikardisi yada Senkop , yada agressivitesine tıbbi olarak müdahale edilebilsin”

MKD: Herhangi bir mahcubiyetim yok, nereden çıkardınız Allah aşkına? Management (sevk ve idare), treatment (tedavi), therapy (spesifik tedavi modalitesi) farklarını mekâna koyacağım tekrar.

U.AracıMart 5th, 2009 13:37

lütfedersiniz terapinin neden tedavi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini bilmek istiyorum

MKD: Bâzen “acaba ben ifâde özürlü müyüm” diyorum! Spesifik tedavi uygulamalarına terapi denir: Psikoterapi, fototerapi, radyoterapi vs. Gene anlatamadıysam lûtfen gene yazın…

Lâle ArasMart 7th, 2009 20:13

Hocam,bahsettiğiniz management ,treatment ve therapy farklarını merakla beklıyorum.terapi ve tedavi arasındaki farktan ziyade sevk ve idare kısmı hakkında bilgilenmek istiyorum doğrusu.ama bunu yazarken psikiyatri dışında hastanede başka alanlarda çalışan örneğin radyasyon onkolojisinde çalışan psikologla ilgili de yazarsanız memnun olurum.

white angelMart 22nd, 2009 18:57

ya ben 7.sınıf bir öğrenciyiym pikolog yada pedagog olmak istiyorum ama hangi lise hangi ünüversite ye gideceğim puanları kaç tır bunların buralara gitmek için sbs puanlarım kaç olmalı öğrenmek istiyorum yardım eden olursa sevinirim

Hatice ZengelMart 26th, 2009 19:19

Yahu beyaz melekçiğim, yukarıda o kadar yazdık, oku ablacım ya da abicim, her neysen :) Lise farketmez, düz lise de olur. Ayırca da mezun olduğun liseye göre katsayı farkı kalkacak sanırım, o zaman her lise aynı olur. Ama, şu anki şartlarda Fen, Anadolu, düz lise olabilir. Kız Meslek Lisesi eğer pedagoji seçeceksen daha avantajlı şu an, ama katsayı farkı kalkar ve ek puan alamazsan pek bir anlamı yok. Yani SBS puanını bilmem ama, ileride fikrini değiştirme ihtimalini de göz önüne alıp girebileceğin en iyi okul neresiyse oraya girmeye çalış bence.

Dr.Erhan AkıncıMart 27th, 2009 18:39

Hasta yoğunluğunun had safhada olduğu hastanede çalışan bir doktor olarak;
1)her depresif bulguyla gelen hastanın depresyon olmadığını, bunların %30′unda bipolar bozukluk olduğunu,
2)”ben ölmek istiyorum yaaaa” diye şaka gibi söylene cümlenin altında hastanın gerçekten ölmek istediğini ve bunu aslında defalarca denediğini
3)konversif nöbet olarak gelip rutin biyokimya ve hemogram takiplerinde lösemi-lenfoma gibi hematolojik hastalıkların problemin kaynağı olduğunu,
3)depresif bulgularla gelen bazı hastalarda demans başlangıcının olduğunu veya tiroidal problemlerinin olduğunu,
4)kişilik problemi ile gelen hastalarda intrakraniyal tümör veya plak ile giden hastalıkların çıktığını,
5)basit ruhsal problem gibi görünüp fakat biraz kurcalandığında hayatında geri dönüşü olmayacak planları uygulamayı kafasına koymuş hastaların manik atak geçirmekte olduğunu,
6)ruhsal sıkıntısı olan ve başvuran özellikle genç hastalarda madde kullanımının yaygınlığı ve buna bağlı psikiyatrik problemlerinin olduğunu,
7)Türkiye’de yaklaşık 1 milyona yakın şizofreni hastası olduğunu; bunun yanında başka psikotik bozukluklar ile giden hastalıkların bir o kadar daha olduğunu ve bunlardan özellikle paranoidlerin kendilerini ancak tecrübeli bir hekimin anlayabileceği kadar iyi saklayabileceklerini,
8)Rorschach Testi dahil diğer psikometrik testlerin sonuçlarının yarısından fazlasının tanıya doğrudan yardımcı olamadığını,
9)komşusunun, psikoloğun, akrabasının tavsiyesi ile antidepresan alıp maniye hatta psikoza girip yatan hastalar olduğunu,
10)ruhsal sıkıntıları için başka branşta dr.’a veya psikolog&psikolojik danışmana gidenlerin ruhsal sıkıntıları için bir tıp branşının varlığından haberdar olduklarında eninde sonunda psikiyatriye geleceğini,
11)önceden aylarca veya yıllarca (ki var!) bir psikolog tarafından maddi ve manevi suistimal edilip (yolunup) aslında o psikoloğun doktor olmadığını öğrendiklerinde okkalı bir küfürün kaçınılmaz olduğunu ve şikayet edecekleri bir mercinin olmadığını üzüntü ile karşıladıklarını,
12)psikiyatrinin ve psikiyaristin ne olduğunu yeni öğrenenlerin,
13)her antidepresan ilacın kişiye özel seçildiğini; intihar öyküsü bulunan hastalara insanlara dışarıdan basit gelen bir ilacı dahi elimin titreyerek yazdığımı,
ve bunun gibi daha aklıma gelmeyen bir çok acı olay ile karşılaşmışımdır. Hekimlik ciddi bir iştir; çünkü karşınızda, dışarıdan basit gibi görülebilen ama her ihtimalin ve buna bağlı sorumluluğun alınması gereken hasta daha da önemlisi İNSAN faktörü vardır.
Cahil adam basit düşünür hata yapma meyilimindedir; bilgisizliği cesareti getirir. Geçenlerde gelen bir psikoloji öğrencisi bir arkadaşına “ya biz ilaç yazabiliyor muyuz? yeşil olanları yazabiliyormuşuz, bitkisel ilaç yazabiliriz herhalde…” gibi cahil-cühela cümleler kullanırken kulak misafiri oldum, başımdan kaynar sular döküldü. Kafamdaki tek düşünce “Uzak uzak çok uzak dursunlar hastalarımızdan, başka ihsan istemem!!!” oldu ister istemez.

LaleMart 27th, 2009 19:39

Yazıklar olsun! Bu psikologlar ne adi ne düzenbaz ne ahmak insanlarmış böyle!

Hiç iyi bir psikolog örneği ile de karşılaşmamışşınız Erhan Akıncı, bu ne büyük kadersizlik ne talihsiz alınyazısıymış bu!

Her gün dua ederim,sizin için de edeceğim,karşınıza asla bir psikolog falan çıkmasın,Allah bize de size de sabır versin!

Hatice ZengelMart 28th, 2009 18:52

Erhan Bey, kendiniz söylüyorsunuz, öğrenci diye, kaçıncı sınıf acaba? Biz birinci sınıfta birkaç bölüm dersi gördük, gerisi genel kültürüdü, asıl bölüm dersleri son sınıflara yoğunlaşıyor. Yok, eğer tıp birinci sınıf öğrencisi ameliyat yapıyor da biz bilmiyorsak afedersiniz. Ben bunca yıldır çalışıyorum, bana gelen hiçbir insana zarar vermediğime eminim ve içim rahat. İlaç ya da daha ileri tetkik gereken insanları zaten mutlaka doktora yönlendiriyoruz. Merak etmeyin tanı koyarken “Ha, sen bu gece uyuyamamışsın, depresyondasın” demiyoruz ya da asla ve asla ilaç tavsiyesinde bulunmuyoruz. İntiharın sözü bile geçtiğinde bunun gayet ciddiye alınması gereken bir şey olduğunu ben tezimden biliyorum mesela. Her meslekte işini baştan savma yapan insanlar var. Muayenehaneye gidecek parası olmadığı için, devlet hastanesinde her önüne gelene, gereksin gerekmesin belli bir firmanın oldukça ağır ilaçlarını yazan, çoğu zaman dinlemeyip tanıyı bile yanlış koyan psikiyatristler de biliyoruz. Her insanın hatası kendisini bağlar, bütün bir meslek grubunu değil. Ayrıca da Türkiye gibi insanların verdiği her kuruşu hesapladığı bir ülkede, yıllarca hiç fayda görmeden bir psikologla özel görüşecek kaç kişi var, merak ediyorum. Devlet hastanesinde bedava olduğu halde, onca aşama katedip sonlara geldiğimiz hastalar bile durduk yerde görüşmeleri kesebildiğine göre, hiç fayda görmeyen biri niye gitsin, üste bir de para versin ki? Son olarak bir anımı anlatayım, zeka testi için gelen bir veli, kapıyı açtı ve “Doktor hanım yok mu?” dedi, “Ben doktor değilim, psikoloğum” dedim, kapıyı kapatırken “Doktor hanım yokmuş” dedi, ben de çıkıp adamı geri çağırdım. Kendini doktor olarak tanıtan densizler var mı bizim meslekte, bilmem, olabilir. Ama unutmayın ki, okumuş kesim bile psikolog-psikiyatrist ayrımını bilmeyebiliyor, sorana da açıklıyoruz. Ya o insanların her şeyi bilip de geldiği varsayıldıysa… Sonuçta, daha önce de demiştim, size kalsa, bizim okulların kapısına kilit vursunlar, siz de rahat edin. Hiçbir şeyden çekmedik, şu önyargılardan çektiğimiz kadar.

MKD: Dayanamayıp, kendi otonomisini kazanmış giden bu tartışmalarla ilgili bir çift lâf edeceğim. Hâlen tıbbiyede 1. sınıfta davranış bilimleri okutuluyor; 5. ve 6. sınıflarda da psikiyatride 1′er ay staj yapıyorlar. Devlet hastânelerinde günde 40 ilâ 60 hasta bakmak zorunda bırakılan hekimin ne kabahati var? “Gereksin gerekmesin belli bir firmanın oldukça ağır ilâçlarını yazan ve çoğu zaman dinlemeyip tanıyı bile yanlış koyan psikiyatrlar” cümlenizi de bu açıdan ihtiyatla gözden geçirmenizi temenni ediyorum. Tabii ki bizim aramızdan da sütü bozuklar, yetersizler çıkmaktadır ama bunun azınlık olduğu kat’îdir; sistemin meslekdaşlarımızı nasıl sıkıştırdığını da gözardı etmeyin. Bir yandan da vatandaş hekimi şikâyet etmek için özendiriliyor; meselâ hasta çocuk ve dahi Kürt; 3 dakika içerisinde tercüman bulup anamnez alıp ilâç veya neyse onu yapacaksın. Bu gayrı mümkündür! Ben özel hastalarıma bâzen 1.5 saat ayırıyor ve buna rağmen zorlanıyorken, oradaki arkadaşım ne yapsın? İlâcın ağırlığı veya hafifliği değil, tercihidir önemli olan… Meselâ 7-8 jeneriği olan fluoksetin’den ya Prozac’ı (Lilly) ya da Depreks’i (Abdi İbrahim) yazarım ben eğer kullanacaksam; bu, o firmalarla bir ilişkim olduğu anamına hiç gelmez. Selâmlar…

Dr.Erhan AkıncıMart 28th, 2009 20:05

Sn. Lale Hanım,

Kızmaya, öfkelenmeye gerek yok, biz burada yapılan hataları ve etik dışı durumları konuşuyoruz. Bunlar birer gerçek; kontrol eden mekanizmaların olmayışı veya eksiklikleri tartışıyoruz. Kanayan bir yara varsa bunu düzeltmemiz gerekiyor; biz de bunlar hakkında beyin fırtınası yapıyoruz. Bunları biz hocalarımızla ve üst makamlarla sürekli tartışıp konuşuyoruz zaten; bunlar tek bir doktorun başına gelen vakalar değil üstelik. Yanlış anlamayın, siz etik çalışıyor olabilirsiniz; eleştirilerimiz yapılan yanlışlar ve sonuçları üzerine…

Örneğin bugün bir toplantıda unutkanlığı olan bir hastaya aricept 5mg. veren eczacının durumu da vaka içinde konuşuldu. Reçetesiz ilaç satılması veya tavsiye üzerine ilaç kullanımı konusu da yazdığım durumlar içinde var mesela; her şeyi üstünüze almayınız.

LaleMart 29th, 2009 21:46

Bireysel olarak üstüme almadım elbette,
Çok tedbirli olmaya çalışırım ama son yazdığım mesajda ölçüp biçmeden gönderdim,gerek görmedim
Sonra da düşündüm sizin adınızı nerden hatırlıyorum,gördüm sonra da
Ne zaman bir yazı yazsanız hayal kırıklığı yaşıyorum ve cevap vermeyi gereksiz görüyorum.İsmin size ait önceden hatırlasaydım belki de o mesajı göndermezdim.
Mesajı gönderdim sonra da yazmayı atlamış olduğum bir eksiği gördüm, maddeler halinde belirttiğiniz son yazınız da çok açıklayıcı çok güzel maddeler vardı.Buraya psikolog psikiyatr mühendis öğrenci her kimse çok güzel yazılar yazanlar oldu çoğuna hayranlık duydum ama sizin şu maddeli son yazınız benim için çok güzeldi..Bunu bilmenin bana artı bir faydası oldu mu şimdilik hayır,çünkü psikiyatrik hastalıklarla diğer fiziksel rahatsızlıkların arasında bir ilşki olduğunu zaten tahmin edebiliyorum.Belki hastanede çalıştığımdandır ama doyurucu bir iş yaşamım va rmı hayır.
Sizin yazdıklarınızı bilmemenin bana ya da ilgilendiğim hasta grubuna zararı oluyor muydu bence hayır.Çünkü ben teşhisle uğraşmıyorum ama depresyonla yada diğer hastalıklarla ilgili elbet diğer çalışanlardan fazla bir bilgiye sahibim. ben radyasyon onkolojisindeki hastalarla görüşüyorum,ama doktorlarla psikiyatrlarla aramızda bir bağlantı var mı yok,niye yok? benim bir yetkim olmadığına göre kontrol onlarda olmalı değil mi, ben benden ne isteniyorsa onu yapıyorum zorla bir bağlantı sağlayamam ya..
ben ne yapıyorum,bana bir hasta gönderirlerse ki bu radyasyon onkolojisi hastasıdır ..Bir kanser hastasıyla konuşmak çoklarına zor gelir ama ben bunu yapıyorum çünkü beni orada görevlendirenler tıp doktorları, zaten gönüllüydüm de.. ne diyeceğim ben klinik psikolojide yüksek lisans yapmadım mı diyeceğim, hem dedim de,,,desen ayrı şikayet demesen ayrı şikayet….
Ben ne yapıyorum peki,kanser hastasının duygularını paylaşıyorum, ne tür zorluklar yaşıyor kendi duyguları neler ailesinin tepkileri ne oldu,sağlık personeli nasıl davranıyor,kendisine nasıl davranılmasını isterdi, ailesinden ve personelden yeterli destek görüyor mu ..Kendi tedavisini desteksiz devam ettirebilir m….hayatta en çok yapmak istediği şeyler neler ,gelecekle ilgili ne tür beklentileri amaçları var….Gününü nasıl geçiriyor hobileri var mı,daha iyi nasıl geçirebilir..tedavinin yan etkileri neler bunlarla nasıl başa çıkıyor doktoru ıle iletişim kurabiliyor mu yan etkilerle ilgili şikayetlerini dile getirebiliyor mu,gerekirse ben aracı olabilir miyim, genellikle görüşme odası ağlama seansları gibidir genellikle benim de gözlerim dolar ama ağlamak bile benim kontrolüm içindedir.Belki bunlar sizin için önemsiz olabilir Erhan bey,ama hasta için ve benim için önemlidir,sizin için edebiyat olabilir ama bana göre bir iletişim biçimidir ve kanser hastası ile çok kişi çok açık bir şekilde konuşmaya cesaret edemez,bazen doktor hastanın kanser olduğunu bilmediğini ve ona olumlu şeyler söylememi istiyor, ve o hastaya gelince diyorum ki sizi benimle görüşmeye getiren sebeb nedir.Neden hastanedesiniz rahatsızlığınız nedir,ben kanserim diyor doğrudan hasta..Neyse bu konu çok uzayacak…. daha fazla uzatmak konudan sapmak oluyor demek istediğim sizce etik davranış nedir burada benim nerede etik dışı bir davranışım olabilir?? Doktor olumlu şeyler söylememi istiyor bazı hastalar ise bu olumlu kandıran sözlerden rahatsız, ona diyebileceğim ilk şey ve en basidi zor bir durum yaşıyorsunuz..her hastayla herşey su gıbı kolay da gitmiyor bazısı çok uzun cümleler etmeyen,sosyo-kültürel durumu farklı sınırlı kelime kapasitesine sahip,ama her hastaya bir şekılde yardım etme çabası var..

Dedim ki ilk geldiğimde bölüm başkanına..şimdi o ayrıldı başka bir kentte…ben klinik psikolog değilim psikolojik danışma ve rehberlik alanında yükseklisansım var lisansım psikoloji ise de..ve burası çok özel bir alan,beni eğitim için kısa bir süre de olsa diğer yerlerde ne yapıyorlar gönderin.Sizin kapasitenizin yeterli olduğunu düşünüyorum dedim b.başkanımız,okuyarak kendinizi geliştirebilirsiniz.

la havle vela kuvvete…çalışma odası sağlamıyorlar diye ayrıldım diğer bölümlerden..kimse de hakkımda şikayette bulunmadı aman ne güzel..Bu tepkimi bildiklerinden mi acaba bana bir oda vermişlerdi de orada sonradan yol geçecek yıkılacaktı..neyse…

çok ayrntılar var hst de yaşadıklarımla ilgili ama isyan uyandırmayanları en hafiflerini anlatıyorum…
şu son aylarda hakkımda soruşturma açmaya kalktılar ..neden?
çalışma odam yok bu bir hadi bunu geçtik bir sığınacak yer bulalım hasta ile dolaşarak..hasta göndermıyorlar sonra da ne diyorlar hastalara bakmıyor..Neden göndermıyor sunuz peki..şey yapacakmışım..orada sekreterin yanında ayakta doktor bekleyen hastaların yanına gidip merhaba ben psikoloğum diyecekmişim..

Uzatmayacağım daha ilginç şeyleri anlatmak isterdim ama uzar..
ve olup bitenlerın gelişmesini de hikaye etmek isterdim ama aslında ayıp bunlar yani..

Kerem hocam,fazla konuştuysam lütfen kırpar mısnız yazdıklarımı mümkün olduğunca…
Toplantılarınızda Erhan bey,etikten bahsederken üst makamlara iletirken psikologtan kaynaklanmayan sorunları da iletin.Toplantılarınızda tartışırken birkaç da psikolog olsun yanınızda..Bu böyle olmaz..ya da gerçekten dedğiniz gibi psikologları hastanelere almayın,rahat edelim hepimiz bu ne ya,kabus mu?

MKD: Neden kırpayım, gâyet güzel gidiyor tartışmalar. Sevgiler…

nuranNisan 6th, 2009 06:22

tesadüfen konu araştırıken bu siteyi gördüm ve yorumların çoğunu okudum sabaha kadar.ben gerçekten anlayamıyorum burdaki psikologlara yönelik hakaret boyutundaki sözleri.nedir bunlar?neden psikiyatrlar neden TÜM psikologlara böyle bir tavır alıyorlar ki?biz tanı koyma,tedavi etme ya da terapi yapma vs.derdinde de diiliz.biz eğerki insanlara yardımcı olmak istiyorsak bazı şeyleri bilmek zorundayız.herkesin uzmanlığı farklı.herkesin mesleğinin bir zorluğu var elbette en kolay görünenin bile.şu var evet mesleğini kötüye kullanan tüm çalışanlar olduğu gibi(polis,doktor vs.) bizdede var.ancak simdiden böyle birbirine sert tutumlar varken bunun çözümü ne olabilir.kimse kimseye yardımcı olma derdinde diil.özellikle uzman olsun pretisyen olsun bazı hekimler bizi taşa tutuyorlar.(elmayla armut aynı mı ya.)zaten bize
gelen psikiyatrik hastaları psikyatri servisine yönlendirmemiz kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçekbizim işimizi sadece testler olarak görmeniz ve küçümsemeniz çok rencide edici…ayrıca psikoloji sadece kliniten ibaret diil.tüm psikoloji isteyen arkadaşlara…ve klinikten yüksek lisans kolay olan bişi diil.hadi seni aldık gel denmiyor.
PSİKİYATRLAR BURDA PSİKOLOGLARI KARALAMAK, HADLERİNİ BİLDİRMEYE ÇALIŞMAK YERİNE GELEN PDR YIĞININA KARŞI TEMKİNLİ OLSALAR BENCE DAHA İYİ OLUR.alandaki boşluktan yararlanıp hızla girmeye çalışan ve daha 1.sınıftan biz terapi yapmaya başlıyoruz diyenlere karşı temkinli olsunlar.insanlar yanlış duyduklarını düzeltmek yerine duydukları şeyi söyleyenin icra ettiği yada edecği tüm meslekleri karalamasınlar.dönüp “dur burda sen sınırını bil”diye uyarmalılar ki bu yanlışı yapan insanlar bilmeyen insanlar,saçma sapan etrafta yorum yapmalarına müsade etmek yerine öğretsinler bişiler.Ama LÜTFEN TÜM PSİKOLOGLARI GENELLEMEDEN YORUM YAPIN.empati kurabilelim ve duyarlı olalım biraz daha…SAYGILAR…

Uzman Dr.Ali AYYILDIZNisan 6th, 2009 23:09

ŞARLATANLAR : CİARLATANOAE Efendim konu iyice ayrıntılara girmişken bir kaç ufak Tespit yapamadan geçemeyeceğim artık zamanı geldi diye düşünüyorum. Psikiyatr : Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Hekim – Psikiyatrik Hastalıklarda gitmeniz gereken Hekim . Bunu saptadık . Psikolog lar da lisans düzeyinde Ruhbilimi öğretisi almış ,ayrıca Klinik Psikoloji eğitimi almışsa daha da iyi : hastaya moral -destek veren ,Psikoljik testleri uygulayan ve Psikiyatr a yardımcı olan terapiye yardım eden kişi , Pedagoglar : Çocuk gelişimi konusunda yardım alınabilecek lisansiyerler.Sosyal Hizmet Uzmanları da Sağlık Hizmetlerinin Sosyalizasyonunda görev alan lisansiyerler , Bunlar belli bir eğitim ve öğrenimden geçtikten sonra kendilerine Türkiye Cumhuriyetinin Kanunlarının verdiği Hak ve Yetkilere göre sınırlarını aşmamak kaydı ile görev yapan insanlar. Hepsine Saygı duyuyorum . Gelelim Şarlatanlara : İtalyancası CİARLATANO , Latince CİARLARE : abartmalı şekilde söylemek , boşboğazlık , çoçoronluk etmek , karşısındakini bastıracak şekilde yüksek sesle konuşmak demekir. Şarlatan kelimesi latince CİARLARE kelimesinden türemedir. 18. yüzyılda yaşamış Fransız Bilim Adamı Chevalier de JOUCOURT ; Şarlatanlar için ” Eğitim görmemiş , prensip sahibi olmayan , hiç bir Üniversiteden Diploma almamış , güya edindikleri sırları her yere ve her şeye uygulayarak Tıp – Tababet ile uğraşan insanlardır ” diye tanımlamıştır. LAROUSSE Sözlüğü ise Şarlatan için ” Şarlatan halkın güvenini işleten bir yalancıdır , şarlatan meydanlarda hile ve aldatma ile iddialar ve abartmalı sözlerle , amprik ilaçlar ,droglar satan , büyü yapıp , muska yazan insanlardır” der.Şarlatanlığın tarihçesine bakacak olursak bunu en iyi yazan kanımca Voltaire dir. Voltaire şöyle der : ” İlk düzenbaz ilk budalaya rastladığı andan itibaren Şarlatanlık doğmuştur. ” Şarlatanlık kısaca YALANCILIK ve DOLANDIRICILIKTIR: Şaralatanlar halkı çeşitli şekillerde uzun yıllardır kandırmışlar ve büyük paralar , ün ,şan ,şöhret kazanmışlardır .Bunlardan ilk aklıma gelen Romanyalı Anna ASLAN ın tüm dünyayı gençleştirdiğini iddia ederek sattığı GEROVİTAL adlı sahte ilaçtır. Fakat her nedense dünyada bu ilacı satın alıp kullanan hiç bir insan malesef GENÇ KALAMAMIŞ ayrıca kendisi de kullandığı halde Geriatric bir hasta olara ölmüştür. . Yine 1855 yılında Amerika Birleşik devletlerinde BRİNKLEY adlı bir Şarlatanın 3 haftalık tekelerin üreme bezlerinden elde ettiği ve erkeklik kabiliyetini arttırdığını iddia ederek ki Ünü Atlantiği aşmış tüm dünyaya satmıştı. ve malesef sonuç yine hüsrandı. Yaşam Koçu , Nedir ? Bence bir Şarlatandır. Çünkü hiç bir eğitimi , hakkı ve yetkisi olmadığı halde insanları kandırıp onların üzerinden gerçek olmayan yöntemlerle onları iyileştirdiğini sanan Koçlardır ( Koyun Cinsinin : latincesi ovis aries , erkeğine Koç denilmektedir ve Güzel Külbastısı olur ne hikmetse Yaşam Koçu demişler kendilerine Bunlardan bayan olan da çok bari Yaşam Koyunu desinler …))) Çünkü Koyunun dişisine Koyun denilmekteymiş ) Medyumlar : Bunlarda Şarlatanın bir çeşididir. geleceği ALLAH tan başka kimsenin bilemeyeceği 3 Kutsal Kitapta ki Bunları Ben yazmadım ( TEVRAT ; İNCİL ve KURAN ) apaçık yazmaktadır. peki bu Medyumlar geleceği Nasıl biliyorlar ? ve bunlara inanıp milyonlarca para döken zavallı insanlarımıza ve dünyada ki diğer insanlara da gerçekten acıyorum . Astrolog lar . Astronomi : Uzay bilim var ve tespit edilmiş gerçek bir bilim ki Olmasa Uzaya çıkamaz . ay’a ayak basamazdık , fakat Astroloji , yani Yıldız Bilimi ( Fal Bilimi ) diye bir şey yok . İnanmayın . kandırıyorlar. Yok Akrep burcuymuş , yok Aslan burcuymuş yok Yükseleni Yay mış Allah Aşkına söyleyin Doğacağınızın günü belirlemek Sizin elinizde mi ? bunlar hepsi yalan ve malesef adı da Şaralatanlık . Manevi Şifacılar , İnançlı insanları kandırıp onların inandıkları şey üzerinden o hastalara şifa verdiklerini söyleyen yalancılardır. İnanmayın . Dolandırılıyorsunuz Ey Millet , Akciğer ca.(carsinoma : kötü huylu kanser ) da manevi şifaverici ALLAH AŞKINA ne yapabilir Maksimum yaşam süresi 10 ay …. Lütfen aldatılmayın . Biyoenerji verenler , böyle bir şey yok İnanmayın , Enerji içeceleri bile veremiyor , verseydi 100 metre yi sanırım 6 saniye de koşar Dünya Rekorunu kırarlardı. . Biyoenerji Uzmanı olduğunu söyleyen bir insan , parapleji yi ( Felç i ) Nasıl tedavi edebilir. ki Gözlerimle gördüm Omurilik Felçlisini Biyoenerji Uzmanına götürenleri : ALLAH AŞKINA Söyleyin ya Ben yanlış biliyorum medulla spinalis : omurilik te schwann kılıfı yok ve rejenerasyonu mümkün değil . Olsaydı At’dan düşüp cervicalden aşağısı felç olan sonrada ölen Amerikalı Aktör Christopher REEVE kendisini iyileştirtmezmiydi.bu Biyoenerji Uzmanı olduğunu söyleyen İnsanlara . Parası da vardı. Falcılar , Cinciler , Üfürükçü Hocalar , Papazlar da başlamışlar dahil bunlar hepsi sahtekar aman dikkat edin özellikle bayanlara göbeğine de üfleyip cennete gönderdiği iddia edenleri de varmış. İnanmayın . Şarlatanlık diz boyu. Siz Yinede Hekimlere inanın güvenin , Psikologlar , Pedagoglar, Sosyal Hizmet Uzmanları Hekimlerin özellikle Psikiyatr ların en büyük yardımcıları. Diplomasız ve Yetkisiz Kişilerden uzak durun . İnsan Hayatı bu bir kere bozuldumu düzen tutmaz . Yaşam Koçu – koyunu – Medyum – Astrolog – Manevi Şifavericiler – Biyoenerji Uzmanları ( var mı ki ? ) -Büyücüler – Cin Çıkartanlar – Üfürükçüler . Bunların tamamı Şarlatan benden söylemesi …. sağlıcakla kalın … Siz yinede hekimden şaşmayın. Sürcü lisan ettimse affola . Saygılarımla …..

Lâle ArasNisan 6th, 2009 23:25

Ben hastane de taşlanma karalanma filan hissetmiyorum,aslında çoğu zaman sempatiyle nezaketle karşılanıyorum.Çalıştığım bölüm de ya da bazı bölümlerde hayretimi uyandıracak şeyleri de genelleyemiyorum.

Hem etrafa iyi bakarsanız ki ,ben genelde yere bakarım etrafı görmem kendi halimdeyimdir ama, ben bile bunu görebiliyorsam genelleme yeteneği(!) olanların daha iyi görebilecekleri şey şu dur , bu sadece psikologlara yapılan bir tutum değil, hatta ben pek çok şeyin dışındayım bile…Yani genelde hastane içinde bir rekabet, bir alıp verememeler ,birilerini şikayetler vesaire durumlar zaten var, yani meslektaşlar arasında var..Bence psikologlar bu tür durumların çok dışında bile kalıyorlar

Geçenler de soruşturma açtılar diye iş yerindeki arkadaşlarım çok üzüleceğimi düşünüp beni korumaya aldılar,bana sormadan beni savunmaya kalktılar,Üzülmekten ziyade bir anlık bir hayret yaşamaktı benimkisi eh biraz da öfke okadar da olsun..Ama bunun dışında sevindim bu olaya ,tutanağa da teşekkür ettim.Ölümden öte köy mü var ki?…Ben ne acılar yaşadım , genç yaşta annemi babamı kaybettim,beş yıl babamın parası bağlanmadı, parasız günler geçirdik annem babamdan dörtbuçuk yıl sonra gitti.. babamın hiç bir maaşını alamadan gitti.Benim hastaneye başladığımı da göremedi..Fen Edebiyat fakültesinde hem öğretim görevliliği hem araştırma görevliliği sınavlarını kazandım .Kazandığım haklar elimden alındı..Beni hastaneye bu vesile ile aldılar değiş tokuş gibi bir şey oldu, O da olmayacaktı ya….O zamana kadar da hastaneye psikolog alınmamıştı.

Şikayetin benim için iyi sonuçları olduğunu düşünüyorum, hani krizler bazen dönüm noktası ya…Başhekim çağırdı sizin iyi bir psikolog olduğunuzu öğrendim,araştırdım dedi,ne tür değişiklikler istersiniz diye sordu, herhangi bir eğitime gitmek istiyorsam araştırıp öğrenmemi istedi, Oda sorunumun halledileceğini söyledi.Başka bir bölümde çalışıp çalışmak istemediğimi sordu.Ben ise o kadar bezmişim ki, artık cevap bile veremedim.Bu hakaret yada tutumlardan dolayı bezmek değil.Bu bizim sorunumuz ( psikolog arkadaşlar).Yani sistemin oturmaması,psikolog ne yapar neleri bilir neleri bilmez,bunların bile yerleşmemiş olması..Yoksa o seni karalıyormuş, bu beni çok iyi biliyormuş, bunlar ne kadar önemli ki? Önemli olan sen ne yapıyorsun, olduğun yeri benimsemiş misin? Sen mutlu musun? Meslek olarak benimsenmemek değil ama bir anlaşılmamak bir oturmamışlık var

Geçen ki krizde bölümdeki asistan ve hemşirelerden büyük destek gördüm ,şikayet için imza toplamak istemişler ve asistanlar bu imzayı vermemişler ki gerçekten beni şaşırttılar, bana bir şey dememişlerdi çok tesadüfi duydum. yani hocalarından çok çekinen, şu pencereden atla deseler, atlayacak olan asistanlar,biz ona hasta gönderdiğimiz de hiçbir zaman ,ben bunu almayacağım demedi ki,biz Allah’ tan korkarız demişler.Ve inanın hiçbir asistanla bir samimiyetim yakın arkadaşlığım yok, yani bazen selam bile vermeyiz,ama ne güzel bir şey ki, kimse bir biri hakkında kötü düşünmüyor,selam verdi vermedi konuştu konuşmadı alınmıyor,ama çok iyi biliyoruz ve artık çok daha kesin eminim ki birbirimizi sayıyoruz seviyoruz.

Ben hastane de bir tetkik yada bir muayene için bir yere başvurduğumda hastane dışındaki vatandaş ne sırayı takip ediyorsa onu uygularım,gidip ben psikoloğum ben burda çalışıyorum filan demem.Bazen ne iş yaptığını ismini bilmediğim biri beni sıradan alır,siz niye bekliyrosunuz der.Geçen gün bir ultrasyona girdim,orada ekranda doktor bakarken dayanamadım sordum şu ne ,şu varmı filan..Siz tıbbi terimleri bilmiyorsunuz o yüzden şimdi sormayın dedi..Sustum…Tetkik sonrası nerde çalışıyorsunuz deyince R.Onk. da psikoloğum dedim, neden söylemiyorsunuz çok memnun oldum dedi, çıkarken de tekrar tekrar memnun olduğunu söyledi, sıradan biri normal vatandaş ta ilgiyi hakeder. Hakaret görmüyorum yani,tam tersine ilgi görüyorum… Çoğu zaman sormadan tanıştıklarıma mesleğimi söylemem,o halde iyi ilişkiler kurmak normal gidişi yaşamak isterim.Çünkü psikoloğum dediğim anda karşımdaki kişinin yüzü gülümser ve sorular başlar,birden çok önemli olurum.Birbirimize sıradan insanlar olarak ta iyi davranmak gerek..meslek bir tarafa, ben bir tarafa… ya psikolog olmasaydım n’ olcaktı sonra…olmuşsun artık işte..iyi bişey..kötü değil…

Daha önce psikiyatriye ve hastaneye psikolog almayan kurumda şimdi çok çeşitli tıp alanlarında psikolog aranıyor,psikiyatri de de biri çalışıyor artık.Psikiyatr ların psikologları karaladığını düşünmüyorum,böyle bir şeyler var sa da bunu genellemeyeceğim.Karalamayı bırak, aslında diğer meslek gruplarına göre en iyi bizi onların anlamaları gerektğini düşünüyorum.Aramızda sadece farklar değil ortak birşeyler de var)))

Eğer psikoloji okuyanlar bana soracak olsalardı, onlara şunu söylemek isterdim,İlle de hastane de çalışmak istiyorum diye takıntı yapmayın.İlle de klinik psikolog olmak istemeyin,ama büyük olasılıkla psikoloji okumayı tutkunluk haline getirdğiniz gibi klinik psikolojiye karşıda böyle bir tutum içinde olacaksınız.Fakat psikolojinin ilgilenmediğiniz diğer alanlarının da çok güzel olduğunu unutmayın.Endüstri psikolojisi mesela benim için çok güzel bir alandır,gelişim psikolojisi de,bazıları da deneysel psikolojiye ilgi duyabilirler neden olmasın? psikolojik danışma ve rehberliğin çok güzel bir bölüm olduğunu da düşünüyorum.Çünkü normal insanların sorunlarıyla ilgilenmek benim için çok daha çekici.ben psikoloji okumama ve oradaki hocalarımın çok değerli olmalarına, onların tutum ve davranışlarını özlememe rağmen,pdr yüksek lisansımda çok şeyler kazandığımı düşünüyorum.ve hastane de hastalarla iletişimim de pdr yüksek lisans eğitimim benim için gerçek bir anahtar olmuştur.Fakat hastane de çalışacak olanların elbet klinik psikolojide lisansüstü eğitim yapmaları onları daha rahat kılabilir.Lütfen insanların öyle yapsalar bile size karşı bir düşmanca tutum içinde olduklarını düşünmeyin,böyle bir şey yok.Siz de otobüste herkesin duyacağı yerlerde sarı çizmeli mehmet ağa gibi laa biz ilaç yazabiliyor muyuz filan gibi şeyler söylemeyin,bari kapalı bir odada konuşun çok merak ettiyseniz..geçenler de bir arkadaşım sen de çok şüphecisin dedi, ama onun şüphe dedği şeyler hep gerçekleşiyor..lütfen sağınıza solunuza dikkat edin,ben bazen kapalı bir odada bile acaba bizi bir dinleyen var mı, bir alıcı yerleştirilmiş mi, bir kamera olabilir mi diye şüpheleniyorum, kendi kendime bile konuşmuyorum öyle:))..Tamam tamam,deli değilim,abartarak anlattım.

pinarNisan 9th, 2009 20:50

kucuk bir not;
yaziya yapilmis yorumlari okumadim
direk yaziya kucuk bi ekleme yapiyorum
turkiye’deki durumdan emin olmamakla beraber ; Fransa da ki ve avrupadaki durumu aciklamak istedim
psikologluk uzerine :
psikolog unvani yasal bir haktir ; ve yasal olarak koruma altindadir ; onune gelen bir oda kiraliyip kapisina psikolog …… yazamaz !!!
bu unvan lisans (4yil) ve yuksek lisans (2 yil) egitimini tamamlayip bu sure dahilinde gerekli olan tum stajlari yapmis kisiye verilir.
stajlar ; lisansta ; 1hafta , yuksek lisans birinci sene 1ay , ikinci sene 4aydir
bundan sonra psikolog unvani verilir ama psikolog olarak ; bireyin hasta kabul ettigi zaman belirli bir sure kendisinden daha deneyimli bir psikologa nasil gectigini anlatmasi gerekir ; ve sonunda uzman psikologun gozunde yeterli oldugu zaman yeterliligini alir
hastanelerde gorev dagilimlari farklidir ; bir hastayla ilgilenen ekip bir cok yetkili kisiden olusur ; hasta bakicilar , hemsireler , psikologlar ve psikiyatrist
psikiyatrist daha cok ilaclarinin dozajiyla ilgilenirken (terapiye ozel bir ilgisi olmadikca) terapisiyle psikolog , ilaclarinin alinmasiyla hemsire , gunluk bakimiyla hasta bakicilar ilgilenir ; herkesin calismasinin bu ekipte bir birini tamamladiginin ve hastanin tum yasantisinin , gecmisinin, gununun , bireyselliginin ve ihtiyaclarinin bir butun olarak ele alinmasiyla ancak iyilesme sureci gerceklesir.
herkes kendi meslegini secmis ve icra ediyordur : hafta da bir yada iki olan toplantilarda ; hastanin durumu gunluk hayatindaki tavri ; gelisimi konusuluyordur .
bunda kendini asagilanmis ya da ezilmis hissetmenin bir anlami yoktur ; boyle hisseden psikologlara ve hissettiren psikiyatrlara kendilik ofkeleriyle ilgili terapi gormelerini de tavsiye edebilirim.
bu yazida bahsedilen ; psikologun ; klinik psikolog oldugunun altini cizmek istedim.
gelisim psikolojisi ya da bilissel psikolojinin (sosyal endustriyel spor …ppsikolojilerininde) alanlarinin daha farkli oldugunun da

Lâle ArasNisan 10th, 2009 20:17

Pınar Hanım,
Siz de bazen benim de yaptığım gibi Türkçe karakterler kullanmamışınız,ben de ikisini karışık kullanıyorum bazen, öyle yapmak hoşuma gitmiyor ama elim bir ara öyle alıştı oluyor bazen.. sanırım ya yurt dışındasınız ya da orada mı orada mı eğitim gördünüz bilmem. Türkiye ‘deki durumu nasıl görüyorsunuz ?
Bir sebeple İsveç ‘ te bulunduğum süre içinde orada psikologların klinik ve ya danışman psikologların sadece hastane değil değişik şirketlerde de çalıştığını duydum.Süper markette bile psikolog çalışıyor,tabi çalışanların sağlık durumları sosyal ve işle ilgili sorunları için. Bu işçilerin ve şirketin verimini arttırmak amacıyla da çok önemli…Orada kadın doğum hastalıklarıyla ilgili bir sorunda dahi psikologla da bir görüşme oluyor,benim yüzeysel duyduklarım bunlar ama bunlar yaşayanlardan birinci ağızdan duyduğum şeyler.Psikologlar orada çok fazla değerliler ve bir doktordan daha da az kazanmıyorlar.Ama öte yandan bir temizlikçi de bir ayakkabı boyacısı da ,ayakkabı boyacısı göremeyiz belki orada ama söz gelimi söyledim. Onlar da değerliler..Kimse kimseyi hor yada küçük görmüyor.

Fakat biz Türkiye’ de yaşıyoruz ve burada yaşadıklarımız bizi etkiliyor.Bana göre öfke için terapi almamıza gerek yok. Hele de psikolog ve psikiyatrların böyle bir terapi almasına bence en az gerek olmalıydı, neden derseniz onlar zaten kendilerini en uygun ve en iyi bir biçimde ifade edebilecek kişiler olmalı…Bence birbirimizi anlayışta ve bir birlik oluşumuzda bir şeyler eksik.Konuşurken hassas olmuyoruz.Konuşarak halledilebilecek şeyler var bence..Hassaslıkte ve nezakette eksik bir şeyler var bu da benim görüşüm.Bura da her bahsedilen psikolog klinik psikolog değil.Psikolog psikiyatr ayrımında klinik psikologlardan bahsedilmiyor,bazen otobüste konuşan psikologlardan,bazen de 4 yıl eğitim almış lisansiyer psikologlardan bahsediliyor.Bazen de psikoloji göl oluyor,( Bu arada özür dilerim aradan bir süre geçtikten sonra aynı konuyu ısıtmak aslında hiç tarzım değil )

Hastane de çalışan psikologlara bakalım,bazen bir gelişim psikoloğu çocuk psikiyatrisinde görev yapıyor.Orada bulunması yanlış mı? Hayır.Çok önemli ve değerli bir hizmeti var.Bazen, hatta çoğu zaman, hastanelerde ruh sağlığı merkezlerinde psikologlar çalışıyor.Klinik psikolog mu? Ya da lisans eğitimi dışında lisansüstü eğitimi var mı ? Hayır.Orda bir işlev görüyorlar mı ,bir hizmetleri var mı ? Evet önemli bir hizmetleri var..Ne yapıyorlar,testler,daha başka? bunu bilemiyorum orada bulunmadım.Hangi testleri yapıyorlar,peki bu testler için ayrıca bir eğitim almışlar mıydı,Son yıllarda kiler ve yeniler evet,derneğin lisans dışındaki kurslarına katılabiliyorlar….ve bazen bir psikolog diğerine sen sertifika aldın mı deyip test malzemesini vermiyor,Ama herkes sertifika mı almış çalışıyor galiba hayır.

Ruh sağlığı merkezlerinde çalışanlar lisans düzeyinde psikologlar da olsalar yıllardır orada bulunmaktan dolayı pek çok gözlem ve incelemeleri var..Onlar kendilerine ne diyorlar Klinik psikolog..Peki hastanenin diğer alanlarında çalışan özellikle de üniversite gibi büyük hastanelerde çalışan psikologlar kimler.Benim gözlediğim genellikle psikiyatride çalışmayı tercih ederler ve ilk akla uygun yer orasıdır,İkinci yer pediatridir.Pediatridekiler ne yapıyor çoğunlukla zeka testi ya da çocuk gelişim uzmanı gibi çalışıp duruyor.Her yer için genellemiyorum kendi gördüklerim ve hislerim hepsi.Çocukta çalışan ve aslında ne gelişim ne de klinikte lisansüstü, hiçbir eğitimi olmayan psikoloğa ne diyorlar,çocuk psikoloğu.Doğru mu? Hiç doğru değil,çok yanlış mı? Tam anlamıyla yanlış ta değil.bana göre doğru değil ama yıllardır orada çalışıyor ve işini benimsemişse yanlış değil…İlk geldiğim yıl ilk aylarda beni tanıştırırken çocuk psikoloğumuz diye takdim ettiler bazen dayanamadım dedim ki ben çocuk psikoloğu değilim,bu sefer de böyle dedim diye nöropsikoloji de çalışırken….neyse uzayacak..Daha yeni gelmişim hiçbir deneyimim yok çocuk psikoloğu denmesi sıktı beni.Çocuklarla iletişimim de çok iyiydi tüm koridorda adım yankılanırdı,üç sene sonra aileleriyle beni görmeye gelen çocuklar olurdu,çocuk psikoloğu değilim dedim diye çocukları sevmiyorum gibi bir şey ortaya çıktı. 14 yaşında gibi duran felçli upuzun boylu cüsseli çocukları bile kucağımda taşırdım,kimse benden bunu istemese bile..
Yani klinik psikolog derken klinikte çalışanlar ister istemez tartışma konusuna giriyor ama klinik psikologlarda ayrı bir konu.İş buralarda bayağı bir karışık.Nasıl karışıyor,Dr psikologtan gücünün yetmeyeceği şeyleri isteyebiliyor,ya da üç yaşındaki çocuk hiç şimdiye kadar konuşmamış,neden onu konuşturmuyorsun diye biliyor.Bunun nedeni ne olabilir diye bile sormuyor bazen..Çok uzaklardan koridorun bir ucundan bağırıyor neden konuşturmuyorsun. O son günüm olmuştu buraya bir daha gelmiyorum dedim bohçamı topladım gittim Hiç konuşmamış bir çocuğu konuşturmam isteniyor.. ama o asistana kızgın değilim,aslında gerçekten iyi bir insan iyi bir doktordu..Peki bir pediatri doktoru neden sebebini bilmez ya da bilirse kendi gözlem ve incelemelerini aktarıp sonra da bir de sen ilgilenir misin demez de yukarıdan ve uzaklardan bağırır?Bu aşağılama ve küçümseme mi? Bence hayır..Ama var işte bir tuhafliklar,onların yorumuna girmeyeceğim.

Psikyatrların sorun olarak adlandırdığı şey,psikolog ve psikiyatr farkının halkça anlaşılmaması.Ama bence halktan daha önce bir şeyleri n asıl psikolog ve psikiyatrlarca anlaşılması ve çözümlenmesi gerekiyor..Hepimizi toplu bir eğitime mi tutcaz n’apcaz? Tıpçıların birinci sınıfta davranış bilimleri okuması yada okumaması filan değil sorun.Ya da daha açık bir ifadeyle davranış bilimleri okumak olarak adlandıramıyorum sadece psikoloji yi.genel ve kısa tanımlaması bu bile olsaydı işin çok daha karışık ve dallanmış tarafları var.Daha da uzatmayayım derya olmasın arkası yarın olsun.Tıp evet okyanus gerçekten böyle, kendi içinde böyle ama psikoloji de göl filan değil,benim için böyle değil en azından,göl olsaydı ben de daha çok rahat ederdim )) Bence gözlüklerimizi değiştirmemiz gerekiyor bazılarının çok küçük bazılarının ise biraz daha büyük bir değişikliğe ihtiyacı var.

yağmurNisan 12th, 2009 16:53

bir psikologun yükselerek pisikiyatrist olma sansı varmı?yanıtlarsanız cok sevinirim simdiden tesekkürler

MKD: Ne bir psikolog “yükselerek” psikiyatr olur, ne de bir psikiyatr “alçalarak” psikolog olur. Her ikisi ayrı tahsiller ve mesleklerdir. Bir psikoloğun psikiyatr olabilmesi için tıbbiyeye girip bitirdikten sonra (6 sene), 5 sene de psikiyatri ihtisası yapması gerekir.

Hatice ZengelNisan 16th, 2009 09:12

Uzunca bir süredir bu siteye bakmadım. Kerem Hocam, yazdıklarıma yorum yazmışsınız da ben zâten bütün psikiyatristler diye genelleme yapmadım. Arada her meslekte hatalı insanların olabileceğini ve bunun tüm o meslek çalışanlarına mâl edilemeyeceğini de söyledim. Ben hiçbir psikoloğun yeşil reçeteli ilâcı bitkisel ilâç olarak algıladığını sanmam, öğrenci bilmiyordur, sanabilir, şaka yapmış olabilir. Sâdece Erhan Bey “Hastalarımızdan uzak durun” demiş ya, ticarete mi atılalım bu yaştan ve bunca emekten sonra? Biz de bu işin eğitimini ve üste bir yığın kurs aldık, hâlâ bir yerlerde şunun kursu açılsa da gitsek diye araştırıyoruz. Yâni nedir, tıp okumadık diye zır câhil mi olduk? Ben kendim tıp okumak istemedim, sayısal öğrencisiydim, oturup sözel çalıştım, psikolojiye girmek için. Herkes tıp okuyamaz da, icra da edemez. Yanımda bir hasta ölse, ben mesleği bırakırım diye tıbbı hiç düşünmedim bile. Ama en basit tâbiriyle ayıp ediliyor. Gerçekten ne yapalım? İşi gücü bırakıp ev hanımı falan olup, ortalığı yaşam koçu vs. adlar altındaki gerçek şarlatanlara mı bırakalım? Hiç öyle bir niyetim yok. Erhan Bey’le de aynı şehirde yaşamadığıma göre, onun hastalarına sanırım yeterince uzağımdır. Selâm ve saygılar…

MKD: Bilmukabele selâm ve sevgiler Sayın Hatice Zengel.

CanMayıs 3rd, 2009 02:21

Unutmayalım ki sağlıkla ilgili herşeyin ama herşeyin tek erbabı hekimlerimizdir.
Psikiyatrist uzman doktordur.İnsanların ruhsal bozukluklarını tanır,izler ve tedavi eder.Bunun eğitimi için 11 senelerini vermişlerdir.(Dile kolay bir insan ömrünün 6 da1 i)
Ama Psikologların yapacakları sınırlıdır.Örneğin ilaçla tedavi yapma yetkileri yoktur.Ama insanlara manevi destek verebilirler.Yaşam koçluğu yapabilirler.

Buna benzer bir durum daha var.Örneğin Biyokimya ve Mikrobiyoloji uzmanlığı.Maalesef Tıbbın temel taşları olan bu bölümlerde doktor olmayan arkadaşlar da uzman olabilmekte.Ben Tıp kazanmak için Öss ye ciddi bir şekilde çalıştım. yaklaşık 1,5 senemi verdim(millet lise çağlarında kız peşinde dolaşırken,eğlenip gezerken)Tıbbı kazandım çok ağır dersleri çok zor şartlarda geçtim.6 yılımı böyle harcadım.Bitirdim, ama daha bitmedi bir de tus sınavı çıktı karşıma.Ona da çalıştım ama nasıl anlatılmaz.Gündüzüm gece gecem gündüz oldu.Hayatım zehir oldu.Şimdi biyokimya istiyorum ama sırf bu biyokimya uzmanı olabilen tıp dışılar yüzünden soruyorum.Benim bölümlerime benimle aynı emeği vermeyen arkadaşlar ortak oluyor.Olacak iş mi?O zaman soruyorum ben niye okudum bu kadar?

Hatice ZengelMayıs 3rd, 2009 20:57

Sevgili Can kardeşimiz, her alanda böyle çarpıklıklar var. Hiç ilgisiz bölümlerde okuyan insanlar sadece örneğin gelişim psikolojisi yüksek lisansı yapıp, kartvizitine uzman psikolog yazdırabiliyor. Psikoloji eğitimi almadığı halde. Ben böyle bir tıp doktoru tanıdım mesela. Doğru, psikologlar milletin komşu teyzesidir, gelir döker içini, iki dedikodu yapar gider. Kardeşceğizim, eğer bilmiyorsan ahkam kesme, biz insanlara yardımcı olmak için her konu için ayrı kurslar alıyoruz, dört yıllık eğitimin üstüne. Tamam, hekim değiliz, ilaç yazmıyoruz, bunları da iddia etmiyoruz. Ayrıca bence üzülme, millet kız peşinde koşmuş, şimdi de kızlar peşinden koşar doktor diye, fena mı :)

Lâle ArasMayıs 3rd, 2009 22:26

Can,

Galiba sıkıntılı ve çelişikli bir dönem yaşıyorsun,çoğumuzun bazen bazı şeylerde yaşadığı gibi.

tus sınavına girmek üzeresin yada bu sınava hazırlanıyorsun,biyokimya alanını seçmek istiyorsun,ve birşeylerde kafanı kurcalıyor.Biyologlar ya da bilemiyorum başka meslek gurupları da bu alanı seçiyor diyorsun

Önce istediğin şeyi gerçekten isteyip istemediğine emin misin? Neden bu alanı istiyorsun? Eğer çok istiyorsan diğer grupların da bu alanı seçmesi seni rahatsız etmemeliydi.Çünkü insan sevdiği istedği alanı seçtiğinde kendini bulur.Sevdiği istedği işte olduğu zaman başkaları onu ilgilendirmez, zorluklar onu çok hırpalamaz,hırpalasa da neden bu alanı seçtiğini biliyordur.Bu zorluklara katlanır… Tıp okuduysan muhakakkak bundan bekledğin birşeyler vardı,muhakkak bunun ödülünü gördün,bir takım yetkilere imtiyazlara sahipsin,okudukların boşa gitmedi yani.Biyologlar da biyoloji okudysa onların da okudukları boşa gitmedi, eğer kalkıp biyokimya alanını kazanıyorlarsa oturdukları yerden kazanmıyorlardır,muhakkak çok çalışıp emek veriyorlardır.Kim neyi okumak hani alanda uzmanlaşmak istiyorsa o alanı istedği için, eksileri artıları tarttığı için, o alandan beklentileri olduğu için seçiyordur ve muhakkak emek verip kazanıyordur.

Gerçekten biyokimyayı kazanmak istediğine emin misin? Tek rahatsızlığın biyokimyayı başka meslek gruplarının da mı okuması? Yoksa başka sebebler de mi var?

Tıp okurken bir takım etkinlikleri, (senin örneğinle kız peşinde koşmak gibi )yapamadığına,hayatı doya doya yaşamadığına mı rahatsızsın yoksa? Kız peşinde koşmak nasıl oluyor? Ben de o tür şeylerin (!) peşinde koşmadım,çünkü annem,okumak için oraya gidiyorsun işin bitince eve geri döneceksin demişti, o yüzden başka bir şehirde kaldığımda diğerleri gibi niye annemlerden ayrıldım diye ağlamadım,dönerken de niye geri dönüyorum ben burayı çok sevdim diye de ağlamadım,ayrılmanın hüznünü yalnızlığın hüznünü yaşadım duygularımın hep farkında oldum ama bunları hayatın doğal akışı olarak kabul ettim.Biraz sosyal fobik taraflarım olduğundan ve sessizliğimden bir takım fiziksel semptomlar yaşadım ama kısa sürede uyum sağladım,bunu da burada konuyla ilgi kurarak bir ara anlatırım belki.Çünkü bence çok hoş:)) (Hastalıklar hoş değil elbette)

Gittikçe sana empati yapmaktan ayrılıp kendi takımıma doğru kayıyorum şimdi derece derece,takımlar arası futbol müsabakası var ya..Bu arada sen diye konuşuyorum böyle bir adetim var,kendimi böyle samimi hissediyorum..istersen hemen düzeltirim

Psikologların yapacakları sınırlıdır deyişinle ilgili,psikoloji alanında uzman olmadığını söylemek gereği duyuyorum.Aslında bakarsan bazen herkesin yapacakları kendi meslek alanıyla sınırlıdır.Yaşam koçu olabilirler sözünden de galiba bu konuyu başından itibaren okumamış olduğunu yada seçici okumuş olduğunu düşünüyorum.

11 sene okumanız dikkatimi çekti şimdi,hep on seneye takılmıştım..Şimdi uzman olmayan psikoloji ve tıp mezununu karşılaştıralım biri dört sene diğeri altı sene okuyor,bu okuma süresi ile mi değeri karşılaştırıyorsunuz? Madem ki ayrı dallar diyorsunuz öyleyse elma ile armudu karşılaştıramazsınız…Uzmanlık yapıyorsunuz dört beş sene daha ekleniyor,Lisansüstü yapan psikologta aynı şekilde iki yıl master dört yıl doktora eğitimi alıyor,bununla kalmıyor habire bir takım kurs ve etkinlikleri takip etmek durumunda kalıyor, okuma süresine göre karşılaştıracaksanız herhalde tüm meslek guruplarına farklı bir yerden bakmaya devam edeceksiniz. Siz kendi mesleğinizin zorluklarını ödüllerini bilerek ( tahmin ettiğinizi var sayıyorum) bu alanı seçtiniz. Diğer meslek gruplarını rahat bırakın canım,Psikoloji bir bilim dalıdır,itirazınız var mı? Biyoloji bir bilim dalıdır itirazınız mı var?

Bazen tıp mezunlarının da psikoloji ile ilgili bir alanda master yaptığını duyuyorum.Neden yapıyor diye itirazınız var mı? Yada küçümsüyor musunuz.İnsanları seçimlerinden dünya görüşlerinden zevk ve ilgilerinden kendi uğraş alanlarından dolayı küçümsüyor musunuz?Hoşlanmamak sevmemek küçümsemek gibi duygulara sahip olabilirsiniz benim buna da itirazım yok ama dile getirdiğinizde eleştirilmeyi de göze aldınız demektir,tıpki benim şu an aldığım gibi.

Ben bazen psikoloji alanından hocaların seminerlerine panellerine katıldığımda onlara hayranlık duyuyorum.Onları örnek alıyorum hafızamın bir köşesine yerleştiriyorum,bazen tebrik etmek için sabırsızlanıyorum,kendimi tutmayıp sarılıp öpmek istiyorum,yani yürekten alkışlıyorum. Bu sadece psikoloji alanından hocalarla ilgili olmuyor bazen bir yazar bazen bir psikiyatr ,bazen de bir tiyatro oyuncusu olabilir yada çok farkı bir meslek grubu olabilir.Maalesef çok fazla bu tür etkinliklere katılma imkanım olmuyor bu şehirde,yine de güzel olan her şeyi görmek duymak isterim böylece bir şeyler kazanıyorum az çok.

Psikolog çok daha zorluk çekiyor özellikle de hastanede çalışıyorsa…Yapabildiklerim sınırlı olabilir hatta imkân tanımıyor fırsat vermiyor da olabilirler,ya da bunu bilinçli yapmıyor da olabilirler.Psikoloğun daha çok akademik alanda çalışması taraftarıyım.Çünkü hastanede çalışmak seni çok farklı tanımlayan grupların içinde olmak demek,bu da sana verilen işleri çalışma ortamlarını etkiliyor.Bana göre bu bir şekilde geri kalmışlık.Hastanede çalışan psikologların akademik alanda uzmanlık almış bir değil bir sürü psikologlarla bağlantılı diğer alanlarla ilşkili olarak ayrı bir birim olarak çalışması gerektiğini düşünüyorum.Bunun dışında çalışanların psikologla ilgili yanlış bilgilerinin (psikolog öğüt veren kişi değildir yani yaşam koçu değildir yada tv de ki bayan yaşam koçunun dedği gibi kişiye siz ne istiyorsunuz diyerek soran kişi değildir laf kalabalığı yaparak sadece koyun gibi dinleyerek kişileri rahatlatan bir kişi de değildir.)

yeterli verim almayı engellediğini ve doyumu sağlamadığını işleyişi bozduğunu düşünüyorum.Psikolojiden mezun olan herkes zengin bir donanıma sahip olamıyor,çalıştığı alan çok farklı özellikleri farklı sorunları getiriyor bunun için psikolojinin bölüm değil ayrı bir fakülte olması gerektiğini düşünüyorum.çalışma hayatına atıldıktan sonra ,çalıştığı kurumdan yeterli imkan da tanınmayabilir,yada psikolog çok fazla efor sarfetmek zorunda kalabilir.

Kompleksi olanların tiyatro çalışmalarına katılmalarını tavsiye ediyorum,orada simitçi gazozcu aynı,kasım kasım kasılmaktan orada kurtulmak çok kolay.herkesin bir rolü olduğunu, ve herkesin verebilecek bir mesajı olduğunu güzel çirkin iyi kötü herkesin eşit olduğunu takım ruhuna sahip olmanın nedemek olduğunu,bu hayatta herkesin farklı rollere girebileceğini orada öğreniyorsunuz.

Bazen tıp dışından farklı bir fakülteye gidiyorum ( kırk yılda bir,bir sebeble) ya bu ne şekilde yaklaşım, ( herkes değil elbette )küçük dağları ben yarattım şeklinde selamsız sabahsız yürümeler oklava yutmuş gibi dik durmalar, neden?yardımcı doçent olmanın verdiği bir şey mi? böyle mi olmalı? İnsan biraz eğilip bükülmeli biraz sempatik olmalı,özellikle de bizim alanlardakiler böyle olmalı.Bazen bir bakıyorsun farklı davranıyor kişi, bazen de aynı kişi çok daha farklı bir havaya bürünmüş.Profösör olmak öğretim görevlisi olmak demek ki yetmiyor,karşındaki belki akademik bir fonksiyona sahip olmayabilir ama,belki yaşantılarıyla bakışıyla çok daha zengin bir deneyime sahip.. Belki siz onun atladığı hendekleri aynı şekilde atlayamayacaktınız ?Birbirimize değer vermeyi ne zaman öğreneceğiz?..Birbirine çok yumuşak davranmaktan etrafa el sallayıp öpücük dağıtmaktan ,sosyal olmak adına kurtla kuşla herkesle konuşmaktan bahsetmiyorum.Bazıları bu tür davranışlarla, konuşmayı ve hâl hatır sorulmasını seven halk tarafından sempati ile karşılanabilirler,ama yakından incelediğinde içinin boş olduğunu görürsün.

Psikoloğun odası yok ama aynı eğitim süresine sahip kişilerin odası var,şu kişinin odası neden var diyorum,o doktor bilmem kimin hanımı diyorlar, şu kişinin neden odası var diyorum o falan unvanlı kişinin akrabası diyorlar. Yaa?

Ben iyi özelliklere sahip olduğumu bilgi fışkırdığımı söylemiyorum,anlamadığım çok şey olduğunu hâtta şimdi hayatta olmayan belki benim kadar eğitim görmemiş annem ve babam kadar bile ileriyi göremediğimin farkındayım,ama yine de düşüncelerimi yazmak istedim

Bu arada bilgi fışkırmak deyimi dilime aynı odayı paylaştığm hemşire hanımdan yerleşti. Çünkü geçen aylarda çalıştığım kurumdan gitmek için dilekçe verdim,başvurum kabul edilmedi ama böylece farklı kurumlardaki psikiyatr psikolog vesaire ile görüşmüş oldum.özellikle görüştüm çünkü daha sonra kimsenin başı ağrımasın istedim.İlk defa leb demeden leblebinin anlaşıldığını hissettim.güzel bir deneyimdi .hemşire arkadaşlarımdan baş asistan dahil bazı personellerden gitme isteğimle ilgli tepkiler gördüm buna sevinmeli miyim bilmiyorum?. Onlara baştan dedim ki bu konuyu size danışmak için söylemedim hazırlıklı olun bilginiz olsun diye söyledim ama dinleyen kim? Bunca yıl bir sürü şeyden depreyona girmedim az daha bu tepkilerden depresyona girmek üzereydim.üç ay boyunca hemşire arkadaşım bilgi fışkırıyorsun,kendini eleştirip duruyorsun, kendine rahatsızlık yaratmak için gidiyorsun diye yüzlerce kez söyledi.hatta bana söylediği bu güzel sözler için küçük bir tartışma geçti aramızda en sonunda, ama şimdi işim olmayınca hepimiz rahatladık,ben de rahatladım :) )..hastane dışında başka bir kurumda çalışşaydım artık mutlu olacağımı sanmıyorum fakat tekrar dünyaya gelirsem hastanede çalışmayı düşünmüyorum.Psikolog Hatice Zengel arkadaşıma da bunu söylemiştim acaba kaç kere söyledim.Sonunda gülerek tekrar dünyaya gelmeyeceğine göre bu sözü tekrarlayıp durma demişti.

Çalıştığım üniversite hastanesini seviyorum,bastığım yeri tanıyorum en azından,saygısızlık yapılıp duruyor değil, tam tersine herkesten sevgi ve saygı gördüğümü düşünüyorum. Her bölümde en az bir kez enteresan şeyler oluyor sadece,aynı şey üç kez olursa dördüncüye izin vermiyorum,çünkü alıp çantamı gidiyorum.Bu sefer gidemedim otur oturduğun yerde dedikleri için ve bazı arkadaşlarımdan baskı gördüğüm için..Yine de gitsem kimse tutamazdı.

Değerlerimi ilkelerimi kaybetmedim ama artık rahatsız olduğum şeylerden de rahatsız olmuyorum,dünyayı ben değiştiremeyeceğime göre..Ben çok sosyal olan ,ve durmadan yanıma arkadaş,yandaş arayan biri değilim,buna rağmen sessiz hallerime rağmen, benim de orada bir yerim olduğunu biliyorum geçimimi kendi başıma sağlayabiliyorum bu da bana yetiyor,M.Kerem Doksat’ ın diğer alanlarındaki yazılarında ki ifadesiyle Şükrolsun hamdolsun ve gerçekten inanarak söylüyorum ben bunu.

CanMayıs 5th, 2009 03:02

Öncelikle benim hepinize saygım sonsuz.Psikologları küçümsemek veya ona benzer bir niyetim yok.Anlatmak istediğim sapla samanı karıştırmamız.Niye bu kadar sinirleniyorsunuz ki.Psikiyatrist doktordur.Psikiyatrik bozukluklar hastalıktır.Bunlar ne kadar başka doktorlar veya insanlar tarafından soyut şeylermiş gibi gözüksede,bunların altında yatan daima bir santral sinir sistemi patolojisi vardır.En basitinden santral sinir sisteminde seratonin miktarı azalır adam depresyona girer.Ee bu hastalık değil mi şimdi?Hastalığı kim tedavi eder?Doktor.Psikologun işi sınırlıdır derken bunu kastettim.(Gerçekten ilaçla tedavi yapamaz öyle bir yetkisi yoktur,ilaçla tedaviyi yalnızca doktorlar yapar.Örneğin Lityum tedavisi başlar mı?)
Santral sinir sistemi farmakolojisi çok komplekstir.Psikiyatrik hastalıklar öyle soyut şeyler değildir herneyse….Ama tabiki psikologların iş alanları önemlidir ve gerekli insanlardır.(Psikoterapi,danışmanlık ne bileyim……) boşu boşuna okumadı heralde o kadar.
Böyle bir durum daha var ona bakarsak fizyoterapistler.Onlarda okuyor dört sene,ama onların da yetkisi yok ilaç yazmaya hasta tedavi etmeye.

Bu arada bişey farkettim siz psikolglar da psikiyatristlere çok benziyorsunuz(uzun uzun yazı yazmak yönünden).Lale hanım çok uzun yazmışssınız.Kusura bakmayın hepsini okuyamadım.Saygılar.

CanMayıs 5th, 2009 03:12

Bu arada bişey daha yanlış anlaşılmasın.Psikiyatristler sadece ilaçla tedavi eder demek istemedim.Ama psikiyatri ve psikoloji kelime anlamları ile çok iyi ifade ediyor zaten herşeyi.Psikiyatristler psikiyatrist,psikologlar psikologdur.

Lâle ArasMayıs 6th, 2009 02:01

)))))))

Sondan başlayacağım.Uzun yazıyorum evet, ben de özellikle son yazdığıma gönderdikten sonra şööle bir bakınca korktum.Bu yazıyı n’apmalı,kırpıp kırpıp yıldız yapmalı dedim içimden,hatta bu konu üzerinde uzunca düşündüm.Google’ ı tıkladım kısa yazmak diye birşeyler aradım Kerem hocamız imlaları düzeltiyor bazen,daha uzun yazamadın mı diye beni de eleştirse de görsem günümü dedim. Bununla ilgili kısaca ( Umarım kısa olur) bir anı anlatmak istiyorum.Sanırım geçen yıldı,bir eğitim programına deli gibi merak sarmıştım.İmkansız gibi görünen bir şeyi çok fazla arzulamıştım.Programla ilgili başvurduğum ve bu nedenle kim olduğunu bilmeden yazıştığım öğretim üyesi çok değerli bir çocuk oyunları yazarımızdı.Bana verdiği cevapta şöyle bir açıklaması olmuştu ” çok içten ve samimi olduğunuz için yazdıklarınızı dikkate aldım ,size nasıl yardım edebilirim bilemedim. Vaktim az, böyle uzun yazarsanız hepsini okuyamayabilirim.Bu defa benim yazım da biraz uzun oldu, bir yazar, vaktim kısaydı o yüzden uzun yazdım demiş benim ki de o hesap” diye cevap vermişti.Sağolsunlar programla alakalı iki öğretim üyesi de her yazıma sabırla cevap vermeyi sürdürecek kadar çok fazla naziktiler..üstelik hem çok yoğun hem de bol seyahatli çok yorucu işleri vardı ..Sonra kendi kendime sorunu çözmek gerektiğini ve kimseyi rahatsız etmemek gerektiğini düşündüm. Teşekkür için yazdığım bu son yazıma cevap beklemiyorum,cevap vermezseniz kırılmam diyerek sonlandırmayı becerebilmiştim…Çünkü ben de bana yazılmış hiçbir yazıya cevap veremeden duramam.

Ayrıca sana yazıyorum Can,ama başkaları da okuduğu için özellikle sana yazmıyorum o yüzden yazdıklarımı okumamanın benim için sakıncası yok

Yazmak istedğim çok şey olabilir ama sadece bir noktaya değinmek istiyorum uzatmamak adına.Demek istedğini iyi anlıyorum,söylediğin anlamda psikoloğun işi sınırlıdır çok haklısın ama Psikiyatr’ nda vakit darlığı ve bazı konulara çok fazla eğilmemesi yüzünden ya da asıl yoğunlaştığı ve üstünde çalıştığı, eğitim gördüğü konular farklı olduğundan sınırlılıkları oluyor. o yüzden tamamlamak diye düşünmek gerekiyor..Ayrıca bu ilaç yazamaz cümlesini ne kadar çok,kaç kere vurguluyorsunuz,yani bu bizim bilmediğimiz bir şey mi? Ya da hastalar veya halkı bilgilendirmek adına bunu ikide bir yazıp duruyorsanız,onlar bize geldikleri zaman zaten yazmadığımızı görmüyorlar mı? Böyle bir şeyi bizden istediklerinde zaten biz bunu onlara ifade edemiyor muyuz?.Bana da bazıları sekreter hanım ,hemşire hanım ,doktor hanım diyor.Bu gün de hemşire hanımın, bilmem kim hemşire diye hitap eden birine kızdığını hissettim, sorunca sana da biri lale psikolog dese kızmazmısın diye sordu,valla bu tür şeylerden irkilmeyi çoktan bıraktım.Zaten çoğunun dili psikolog kelimesine dönmüyor böyle hitap etme alışkanlığı yok, ne kırayım insanları, ne derlerse desinler işimi yapıyorum ben.Ben psikoloğum psikolog şudur hemşire budur psikiyatr budur sekreter budur eğitim süreleri bu kadardır diye açıklama mı yapmam gerekiyor..Biri bana başka bir şeyle hitap etti diye ben o mu oluyorum?

İlaç yazmak deyince çok önemli de değil belki ama bugün kü bir yaşantımı anlatayım.Doktor hanım meme kanseri olan birini gönderdi.bir köy kadını idi görünüşü ve giyinişi ile ama çok zeki ve aktif bir hanımdı.Bunlar genel konular olduğu için yani sadece bir hastaya ait özel bir durum olmadığı için yazmakta sakınca görmeyeceğim. Bir operasyın geçirmiş hastalığından dolayı ve evde ona hiçbir iş yaptırmıyorlarmış,ama zaten yerinde duramıyor gördüğüm kadaryla,huzursuz ,içinde enerji var,yok bahçe ile uğraşma topraktan bir şey çıkar,yok yemek yapma koluna bir şey olur yok yürüme yorulursun abartayım birazda, pencerenin dibinden geçme kafana saksı düşer diyorlar mış..ee napsın bu kadın zaten zor birşey yaşamış kafası hastalığıyla meşgul,yemek yapmayı arzuluyor çiçelerle uğraşmayı yürümeyi seviyor vesaire..oturup hiçbir iş yapmayan ne düşünür o durumda..elbet hastalığını. Bu ilgiden sıkılıyorum diyor hasta.Ailesi neden böyle obsesif bir şekilde üzerine düşüyor hastanın diye düşündüm önce…Elbet onun iyiliğini düşündükleri kaybetmekten korktukları için.Fakat ne yapıyorlar? en basit işleri bile yaptırmayarak zaten var olan moralsizliğini arttırıyorlar,Peki bu hastalarda moral önemli mi? Önemli deniyor. Kanser ve stres arasında ilşkiyi gösteren çalışmalar var mı? var..Ailesinin hastanın kolunu kullanmaması için mi bunu yaptıklarını da düşündüm ve sordum ama hasta kolunu her tarafa egzersiz yapar gibi aşağı yukarı sağa sola büktü eğdi hiçbir rahatsızlığım yok kolumda dedi..Zaten bunun dışında çiçekle uğraşma topraktan bir şey çıkar diye hastayı engellemelerinin ,hastanın kolu ile hiçbir ilgisini göremedim ben.Manken gibi ne yürüyorsun diyormuş arkadan komşuları..Hastanın ihtiyacı olan şey hayata katılmak değil mi? oturup beklemek mi?..o zaman bu etkinliklerin en azından kendisini yormadan yapmasını bazı ufak tefekte olsa bazı işlere katılmasını desteklemek teşvik etmek bazı insnaların tepkilerine de boşver demek gerek mez mi? Gerçekten de biraz da esprili bir dille, bunları istediği şeylerin bazılarını yapmasını isteyince ağlayan hasta kendini topladı gülümsemeye başladı.İçimde enerji var ve bu enerjıyı savurmak istiyorum hiçbirşey yaptırmayınca gidip bir yerlerı yumruklamak istiyorum diyor

ikinci duruma gelelim içinde enerji var huzursuz oda da arada bir oraya bir buraya gidip geliyor,çok sık ağlıyor gün içinde,bütün gece uyuyamıyor ( ben uyuyamadığım zamanlar,öyleyse uyumayacağım deyip hemen yataktan kalkardım ve inatlaşmayı bırakınca uyurdum,artık uyuyamama gibi bir sorunum hiç olmuyor,seneler sonra buna benzer bir terapiye rastladım bir kitapta) neyse şu anda başka bir ilaç kullanması yasakmış ama yinede psikiyatriyle bu durumu konuşursa iyi olabileceğini de söylemeyi unutmadım.Hatta bana gönderen doktora zaten bilgi verecektim sevk etmesi gerektiği konusunda..Diğer ayrıntılara girmeyeceğim

Doktor hanım bana korıdorda o koşturmacası içinde alelacele ne yaptığımı sorunca kısaca bilgi verirken depresyonla ilgili olabileceğini düşündüğüm şeyleri söylediğimde hemen ilaç başla diye bir cümle çıktı ağzından sonra kendisine kendi de şaşırıp hemen düzeltti,ben de zaten hemen, psikiyatriye yönlendireceğimi söyledim.Biraz da buradaki tartışmalara atfen söylüyorum ki,bir ilaç yazmadığımız eksik kalmıştı bu gerçekten eksik bir durum:).Doktor hanım ellerine sağlık çok teşekkür ederim diyerek koşmaya devam etti.Oda sağolsun,teşekküre de gerek yok ya,fazladan bir şey yapmıyorum görevim,bana sanki ben bir lütufta bulunuyormuşum gibi davranmalarını da istemem,rahatsız etmedi ama kısacık düşündürdü

Ama elbet bilincindeyim ki her işin uzmanı ayrı.Elbet bir psikiyatr yada tıp doktorunun görüp benim göremediğim şeyler olacaktır bu bilime uzmanlık alanlarına saygıdır.

Bazen bakarız öyle insanlar vardır ki psikolog gibi deriz,çok ileri görüşlü anlayışlı ve nezaket kurallarına hakimdirler,onlara güvenirsin birşeyler anlatırsın danışırsın ve gerçekten sorununa çözüm bulursun,ben örnek vereyim benim annemin yerine hiçbir psikolog veya psikiyatri koyamam,onun sözleri benim için herkesten çok daha yol göstericidir o gerçekten bir ilaç gibidir, fakat ben bu şekilde yardım alabilecek kadar sağlıklıyım..Fakat klinik ortamda çalışan karşısına çıkan sorunlarla ilgili okumuş gözlemleri olan olaylar arasında bağlantıları kuran yorumlar yapabilen ince bir sezgiye sahip psikoloğunda çok daha fazla geniş görme açısı vardır.Bir psikoloğa danışmakta yarar vardır en azından zararlı değillerdir:)

Bizim sağlık ortamındaki zor ortamın bazen pek çok çalışanın psikolojisini de bozduğunu görüyorum,bazıları psikiyatriye gitmeden kendi kendilerine ilaç yazıyor bazıları gidip eczaneden yazdırmadan alıyor.Bir gün kendi kendine ilaç alıp duran ama hastane içinde herzaman rastlamadığım birine dedim ki,sorunların var çokta ağır biliyorum ama kendi kendine ilaç kullanmandan rahatsız oluyorum.Ayrıca senin ilaç kullanmanın gerekmediğini düşünüyorum.İlaçla halledilecek şey değil bunlar,davranış ve düşünce biçimini değiştirmen gerekiyor ki bu da çok zor(… huy çıkmaz ) bakış açısının değişmesi gerekiyor ,sorunlar senden kaynaklanmasa bile..Lütfen bir psikiyatre gidip danışırmısın.Bir süre sonra gidip gitmediğini sordum hala ilaç almaya devam ediyordu.Gittim diye cevap verdi,ne söylediysen eksiksiz aynısını söyledi dedi ,ilaca gerek olmadığını bir psikolog arkadaşımda aynısını söyledi deyince Lâle hanım mı diye de sorduğunu söyledi.Bütün bunlar doğru yolda olduğumu gösteriyor ama yine de çalıştığım ortamda yavan olan bir şeyler var,birtakım bağlantılar eksik,birşeyler tam olarak anlaşılmış değil bazen psikologta şaşkın,eh ona ortam sağlanmazsa destek sağlanmazsa eğitim fırsatlarına izin verilmezse ya da psikoloğa gerek duyulmuyorsa benim yapabileceğim bir şey yok,ama sonra da kalkıp geziyorsun yada oturuyorsun iş yapmıyorsun filan demesin kimse ,yazılar yazmaya kalkmasın.çünkü ne çok konuşmayı gezmeyi seven bir insanım nede aylak aylak oturmayı

Bundan sonra kısa yazma çalışmaları yapmak istiyorum,bakalım diğer şeylerden buna ne zaman vakit ayıracağım

Uzun yazdığım için özür dilerim

CanMayıs 7th, 2009 00:43

özür dilerim ama lale hanım şu lafınıza istinaden (bir ilaç yazmadığımız eksik kalmıştı bu gerçekten eksik bir durum) o zaman diyorum ki tamam psikiyatri diye bişey olmasın herşeyi psikologlar yapsın.İlaçta yazsın hastayı da her türlü tedavi etsin.Doktorlar bu işten tamamen çekilsin veya doktorlara psikiyatri eğitimi sadece hobi olsun diye verilsin.
Fizik tedavi uzmanları da öyle olsun fizyoterapistler herşeyi halleder ilaç yazar,tedavi eder herşey boşuna bu kadar okumaya gerek yok,bu bölümleri halletmek için ne gereği var o kadar dirsek çürütmeye?Doktorluk zaten boş bi meslektir gerek yok cinciler kırıkçılar çıkıkçılar diğer bölümlerin(dahiliye,cerrahi,ortopedi) işlerini de halleder.
Bunu yazarsanız bu olur kabullenin bunu veya çok istiyorsanız tıp fakültesine girin ilaçta yazarsınız hasta da tedavi edersiniz.Öff ya ne bu toplumdaki doktor düşmanlığı?Psikolog oldunuz veya başka paramedikal şeyler oldunuz diye doktorluğun ilgi alanlarına göz dikmeyin lütfen.

Lâle ArasMayıs 7th, 2009 23:35

Benim kaygım ilaç yazmamak yada yazamamak değil.Benim kaygım psikoloğu ilaç yazamayan biri olarak tanımlayarak onun diğer fonksiyonlarının sınırlandırılması,gözardı edilmesi.

Benim birilerini düşmanlık yapabilmem için,öncelikle onu düşman olarak görmem gerekir. Tuhaf bir huydur ki kimseyi düşman olarak algılamıyorum. Ve bazen acaba ben anormal miyim diye de düşünmüyor değilim..Kaldı ki düşmanlık yapanlara bile gereken tepkiyi göstermem,göstersem bile o kişiye gösteriririm.Şikayet edilecek durumlarda bile gidip onu üst makamlara şikayet etmem.tıp doktorlarına karşı düşmanca bir tepkim yok,eğer böyle bir tepkim olsaydı onlardan önce başkalarına olurdu.Tıp doktorlarına neden tepki göstermek istemiyorum biliyor musunuz? Çünkü bizi yeterince anlamadıklarını düşünüyorum.Hanı siz tıp okudunuz pek çok şeye vakıfsınız da,güya biz yada bazıları sizi anlamıyor ve sanki tıp okumuş gibi herşeyi biliyormuş gibi davranıyor yada davranıyormuşuz gibi hissediyorsunuz ya,işte aynen öyle bizi de sizin yeterince iyi değerlendiremediğinizi düşündüğüm için ,asıl çalışma yerim hastane olduğu ve çoğunluk doktorlarla içi içe çalıştığımız halde bazı tutum davranış ve anlayışlara sessiz kalmışımdır. Ama bu tutumları kendi hocalarım gösterseydi, yanlı davrandıklarını düşünür ve düşmanca algılardım. Düşmanca da algılamazdım ama başka birilerini kayırdıklarını düşünebilirdim..Çünkü bizi en iyi bilen onlar.Neyi yapıp yapamayacağımızı bilen onlar,yanlış bir davranış gösterdiğimiz de onlar kızım bunu böyle yapmalısın deyip yol gösterirler,şikayet etmezler.

Bana hasta göndermeye çalışan bir önceki mesajımda bahsettğim doktor hanım,bölüm başkanı olan hanfendinin, hakkımdaki haksızca açmak istediği soruşturma yüzünden ,sanırım üzüldüğü için,keşke sana meme hastalarını gönderseydim,onlara birşeyleri anlatmak için kendimi yıprattım demişti.Bundan sonra sana hastaları göndereceğim demişti. Eğitimin yeterli değil diye de sakın düşünme, kursa filan gitmeen gerek yok ,senin iyi bir iletişim kurduğuna ben inanıyorum demişti…Ben çok titiz bir insanım,bu titizliğimi de bölüm başkanına söylemiştim çok önceki yıllarda,bunu o kadar farklı çevirerek soruşturma maddesine eklemişti ki şaşıp kalmam gereken bir şeydi ama şaşırmadım.Çünkü iki ay önce o kadar saçma bir şey yapmıştı ki bunu yapsa ne olurdu?..Bunu neden yazmıyorum buraya açıkça biliyor musunuz.İyi niyetimden.benim utanacağım bir şey yok,bu bana bu davranışları yapanların utanması gereken bir şey.O kişilere bir düşmanlığım yine yok,üzülüyorum hatta onlar adına da üzülüyorum. Kendi adıma da üzülüyorum, ne arıyorum ben burda diye soruyorum,yabancı bir ülkede yabancı bir dil konuşuluyor gibi…Ama bir gerçek var kim olursa olsun artık bana yapılan bir şeye sessiz kalmayacağım bir çare bulsunlar bulmasınlar bunu üst makamlara ben de ileteceğim.Sessizliğim korkaklığımdan değil.Sessizliğim terbiyemden.Çok gözü kara bir insanım ben,ben herkesin kolayca yılacağı durumlarda,asla yılmadım asla ümidimi iyi niyetimi kaybetmedim

Dün de ona bilgi verirken sanırım koşturma içinde olduğu için alelacele anlattığım hastayla ilgili bilgiye hemen ilaç başla diye bir cümle sarfetti.Önemli bir konu değil,ben de,bunu buraya siz habire bu ilaç meselesini söyleyip duruyorsunuz bir eksiğimiz o muydu da bunu söyleyip duruyorsunuz diye yazdım O bir an için benim doktor olmadığımı unuttu,halbu ki kaç yıldır beraberiz. Benim düşmanım filan da değil,tam tersine dostça tutumuna teşekkür etmem gerekir.Ben orada çeşitli bölümlerde nezaman haksızlığa uğrasam,şahit olan asistanından doçentine profösörüne kadar onlar daha çok üzülmüştür,ya gelip bana teselli vermişlerdir yada kendileri benim yerime tepki vermişlerdir.Bana esprili şeyler söyleyerek durumu hafifletmeye çalışmışlardır..Kimse de benim samimi bir arkadaşım değil,kimsenin de benden bir çıkarı yok.

Allah aşkına nasıl ilaç yazmaya göz dikebilirim? Allah aşkına bana hasta göndersen göndermesen ortam sağlasan sağlamasan azarlasan azarlamasan ne değişecek, beni pasifleştirsen ne olacak.. hastane zaten zor yıpratıcı bir iş..ben hiçbirşey yapmasam da paramı alıyorum, nereye kadar sınırlarımı zorlayabilirsiniz? Beni nereye kadar cezalandırabilirsiniz?Allah aşkına benim nereye kadar sessiz kalabileceğimi sanıyor sunuz?

Tıp doktorlarını kastetmiyorum ama her kim bana ne kadar haksızlık yaparlarsa yapsın şimdi,bunun cevabını öbür tarafta nasıl verecekler bakalım.

Ama yazacağım,ömrüm kalırsa yazacağım..Buraya yazmam belki uygun olmaz, burda fazla düşünmeden çalakalem yazıyorum,yanlış anlaşılabilirim..ama bir kitap yazacağım, yaşadıklarımla ilgili.Yaşadıklarım çok önemli şeyler değil,ama kim bana ne sorduysa cevabını orada alacak,ondan sonra da kim nasıl yorumlarsa öyle yorumlasın.

Kimseye bir düşmanlık hissetmiyorum,hatta bana zarar verenlere empati yapmaktan kendime zararım daha çoktur

Psikoloji okumak isteyen yada mezun olmuşlar yazdıklarımdan etkilenmesinler, çünkü insan hayatı bir birine benzemez,çeşitli sebeblerden dolayı.Sitemli yazılarıma aldanmasınlar,sevenlerim çoktur, beni sevmeyen varsa onunda ben farkında değilim.çocukluğumdan beri hem ailem hem de çevrem tarafından hep sevgi onay alarak büyüdüm,az birazda kendimi beğenmişimdir. Her ne kadar çok hassas ve kaygılı bir yapım varsa da tek başıma sorumluluk alabilecek,yalnız kalmaya dayanabilecek kadar da güçlüyüm.Ne kimseye kin beslerim ne de dalkavukluk yaparım,dalkavukluktan midem bulanır.Kendi çıkarlarımı başkalarınınkinden üstün tutmam.o yüzden de suçluluk duygularıyla kıvranmam.Kavga ve düşmanlıktan yana değilim.Bu hiç sinirlenmediğim gidip birilerine çatmadığım anlamına gelmiyor.Bunu kontrol etmeye çalışıyorum. Ne kadar çok verirsen sana o kadar çok gelir deyişindeki anlamı herzaman yaşadım.kendi hatalarımı söyleyebilecek açıklayabilecek kadar çok dürüstüm.Öyle olduğum için arkadaşlarım ben onlara surat astığımda hatta bazen onları kırdığımda bile tolere etmişlerdir,biz sana kırılsak bile küsmeyiz kalbini biliyoruz demişlerdir..Birine çok öfkelendiğimde ve gerçekten küsüp,hatta bir daha onla konuşmayacağım dediğimde bile eğer izne çıkıyorsam,yanına kıvranarak zorla da gidip demişimdir ki,şimdi ben uzun bir tatile çıkıyorum,barışma imkanımız olmayacak,tatilden sonra iyice öfkemiz geçmiş olacak,ama barışma yükünü hala üzerimizden atamamış olacağız şimdi peşin peşin barışalım daha fazla uzatamayacağım derim.O da bende uzatamayacağım der,sarılıp öperiz.Birbirimize öfkelendiğimiz bir insan,ben dayanamadım geldim derse de hiç uzatmam,onu yine aynı şekilde sever, sayar iyi niyet beslerim.Kin tutmadığım buna rağmen konuşmadığım insanlar vardır,ama onlar fırsattan istifade edip ,cahillik edip bana zarar verenlerdir.Buna rağmen bile konuşmaya cesareti olana kapım her zaman açıktır.Düşmanlıktan ve kinden nefret ederim.

CanMayıs 7th, 2009 23:57

Siz psikoterapilerinizi yapın.Hastanın psikoloğa gidip gitmeyeceğini ne yapıp yapmayacağına psikiyatrist karar versin.

Lâle ArasMayıs 8th, 2009 01:59

Bir de,lütfen ne demek istediğimi iyi anla da öyle yorum yap Can,benim anlatma özürüm mü var,yoksa senin anlama …

Üzülme,Çok değerli bir mesleğin elemanlarısınız,bunu senin zaten yeterince bilmen gerekir,endişeye kapılma..Boşu boşuna vesvese yapma..senin dedğin gibi diğerlerinin yani psikologların ne olursa olsun yapacakları sınırlı ,bizlerin de başka alanlarda genişleyen sınırlarımız var..Gönüllü seçtik,istediğimiz için bu meslekteyiz.Tartışmanın çok değersiz ve anlamsız olduğu bir noktadayız.42 yaşında şimdi ben, sınır tartışması mı yapacağım.Hasta gönderiliyor mu bana,bakıyorum, göndermiyorlar mı bakmıyorum,sınırlı olsa ne olacak ,sınırsız olsa ne olacak

benim idealim kendi bölümümün olduğu fakültelerde akademik alanda çalışmaktı,o bile anlamını yitrmiş durumda.Tıp filan da okuyamam.Canımda istemiyor. Başarabilirsem doktora programına gireceğim.O da doktor olmak amaçlı değil,okumayı sevdiğimden,biraz motivasyona ve unuttuklarımı tazelemeye pekiştirmeye ihtiyacım var o nedenle.Bu bile eskisi kadar anlamlı değil..Tıpta çalışıyor olmakta bana çok bir şey vermiyor,acıyı hatırlatıyor.Yine de en rahat en mutlu kendimden en emin yıllarımı yaşıyorum..Kaçmak istedikçe daha çok seviyorum,daha çok benimsiyorum..Çevrem bir sürü psikolog dolu,hemşirelerden sekreterlerden doktorlardan oluşan psikologlar,devamlı bir aile olduğumuzu hatırlatıp duruyorlar..Kendi sınırlarımız içinde yaşayıp gidiyoruz,takma kafana ,hayat güzel:D

Lâle ArasMayıs 9th, 2009 10:55

Başüstüne Can,önce psikiyatriye gitsin,sonra psikoloğa gönderilsin,Ama bunu bana söyleme,gel bizim doktorlarımıza söyle.Ve hastalara söyle..Ama senin bu cümleni dinlemeyen çok kişi olacaktır.Hasta psikiyatriye değil psikoloğa bile istemeden gelebiliyor.Bile kelimemden alınmayın.Psikiyatri ve psikoloğa gitmeyi gurur meselesi yapanlar var.Böyle psikiyatriye gitsin önce ve ya psikoloğa gitsin şeklinde düz cümlelerle gitmemekte sebat eden hastaları ikna etmek çok zordur,Onun önce anlaşılmaya ihtiyacı vardırYada yazılı veya görsel basında psikiyatrıye gitsiiiiiiin diye ne kadar basbas bağırılsın,bu uygulamada böyle olmuyor

Ben hiçbir zaman bir psikiyatrinin bana hasta gönderdiğini görmedim,ama psikiyatriye gitmekte inat eden hastaları ( hatta en inatçı hastaları) ZORLAMADAN kendi istekleri ile psikiyatriye yönlendirmeyi becermişimdir.Ama ben de kimseyi zorlamam,buna rağmen gerçekten gerekli görüyorsam,önce hastanın anlaşılma gereksinmini karşıladıktan sonra,yönlendirmekte daha başarılı oluyorum.Yine de kimseyi hiçbir şey için zorlayamazsınız:Kanser hastası tedaviyi bırakıyorum dediğinde bile zorla onu tedavi edemezsiniz.

Benim çalıştığım alan psikiyatri değil,ama oradaki hastaların hem depresyonları olabileceği gibi,depresyon dışında aile yada çevre ile sorunlu ilşkileri olabiliyor Bu da hep hastadan değil çevre ve aile tutumlarından kaynaklanıyor.Bazen bu kişinin hastalığı ile ilşkili giden birşey de değil.Zaten hastalıktan önce de hasta ,bu tür sorunlara sahip olmuş olabilir.Eğer bu kanser onlarda ortaya çıkmayacak olsaydı,benimle de görüşmeyeceklerdi.Tesadüfen ordayım ve tesadüfen onlarla ilgilenmiş oluyorum.Kanser hastasının aklına psikiyatri de gelmeyebiliyor.Çalıştığım alanda ki doktorlar ise hastayı ancak birinci etapta kanseriyle uğraşıyorlar.Hastanın psikolojisinin bozulduğunu nezaman anlayabilirler.Kendilerine sorun çıkardıklarında,tedaviyi reddettiklerinde,sorunlarıyla yada sorularıyla doktorun dikkatini çektiklerinde, bunalttıklarında..ya kuzu kuzu olanlar,çok sabırlı görünüp herşeyi doğal kabul edenler,onların anlaşılmaya dinlenmeye gerekirse psikiyatrik tedavi almaya yada psikologla görüşmeye ihtiyaçları olmaz mı? Böyle birine ya da her gelen hastaya doktor doğru psikiyatriye gideceksin diyor mu?Doktor gönüllülüğü ile gelen hastaya,hangi sorunu tarif ediyorsa ona odaklanıyor.Onkoloji doktoru hastanın kanseri ile ilgileniyor.Onun diğer sıkıntılarını gözden kaçırması çok doğal.

Orada tesadüfen bulunan benim.Bir de psikiyatr bulunsaydı orada işler belki çok daha farklı olacaktı.Psikiyatr psikiyatri kliniğinde,oda yoğun bir şeklide randevu almış hastaları ardarda nefes almadan bakmakla uğraşıyor.Önce psikiyatriye gitsin tamam ama onkolojiye gelmiş beni görmüş işte.Ben hastayla hiç görüşmeden haydi psikiyatriye mi diyeceğim?Bu karışıklığı çözersen sana minnettar olurum.Onkolojiye gelen her hastayı psikiyatriye yönlendirmekte ne kadar doğru.Bazen öyle hastalar var ki,benden daha sağlıklı duruyorlar.Gözleri pırıldıyor ciltleri pırıldıyor,herşeyi ince ince düşünerek kendilerini üzen bir halde değil.Yaşamaya bakıyorlar.Ha ben farkedemedim mi? Maskeli depresyon mu?.İlle canım maskenin düştüğü bir yer vardır.Psikiyatrı nasıl ki hastaya gel gel,sende kesinlikle maske vardır ben seni bir inceleyeyim demiyorsa ben de herkese detektif gibi yaklaşamam.Hastayı bana zaten doktorun göndermesini istiyorum.Beni orada keşfedip(*) gelen hastaya da yoo sen hemen psikiyatriye git diyemiyorum.İlle en azından bir ön görüşme yada son görüşme oluyor.Ama ben lüksüm orada,misafir sanatçıyım

Hasta bana sevkle gelmiyor.Testte yapmıyorum,ben yorumlarımı yazıp hastanın eline vererek doktora da göndermiyorum.kimsenin benden böyle bir şey de istedği yok,herşey sözde ve havada kalıyor.Ee videoya çekip bölüm başkanımıza sunacak ta değilim.Sonra sen ne yapıyorsun diyorlar..Bilsem?..Keyfin iyi mi diyorlar..Elhamdülillah.Çok iyi, ya sizin?

Gidip büyük şehirlere oralarda ne yapılıyor inceleyeyim,beni biraz eğitime gönderin dedim.Senin bilgilerin yeterli,sana güveniyoruz diyorlar.Çok teşekkür ederim,gerçekten güzel bir şey bu.Ama ağlamak istiyorum.Lütfen izin verir misiniz ağlayabilir miyim?.Hemşire hanım,benim birkaç ay önce öselendiğimi düşündüğü için,bilgi fışkırıyorsun,mutlu olmaya bak, yalandan kendine rahatsızlık çıkarmak istiyorsun diye neredeyse üç aydır her gün söyleyip duruyor.Hiç cevap vermeden önümdeki kitabı okumaya devam ediyorum.Geçen gün yine böyle bir şeyi söylerken bu sefer dikkate aldım.Güldüm.Nasıl bilgi fışkırıyorum.Hani şimdi nisan geldi,otlar uzadı her taraf yemyeşil oldu ,aralarında upuzun papatyalar sarı çiçekler fışkırdı, öyle mi fışkıırıyorum..Nasıl fışkırıyorum açıklar mısın dedim.Dalga geçtiğimi sandı,geçmiyordum.Bilgi fışkırıyorsun,kendini satamıyorsun dedi..Nasıl satacam kendimi? psikolooog vaaaar psikoloog vaaar diye etrafta dolancakmıyım?..Daha iki yıl öncesine kadar koridorda oturuyordum.Bir odam yok,bir psikolog levhası yok,adım yok sanım yok..(Hem bana çay hizmeti yasaklandı biliyor musunuz? ** )

Medya da açıklamalarla çok fazla bir şey katedileceğini sanmam.Hem psikologların hem psikiyatrlarin iyiliği açısından,bizim doğru dürüst anlaşmamız gerekiyor.Ortada bir düşmanlık mı var.Yoo? Ben samimiyetle söylüyorum,öyle bir şey yok, yada psikolog grubunda öyle bir şey yok..ama öyle bir şey yaratılılıyor

yoktan yere.

(*) Oda yok psikolog levhası yok,doktorda göndermezse,hastanin keşfetmesi gerekiyor

(**) Onaltı yllık hastane hayatımda hiçbir personelden bana çay getirir misin demedim. Demem de..Benim dışımda herkes personelden istemiştir.Ayrıntıları anlatmaktan vazgeçtim, yine de roman oluyor .Bu son mesajlarmda açıklamaktan çekindiğim o şeydi ( Mobbing denen kavramı duydunuz mu,düşmanlık mı dediniz)Ben de düşmanlık denen kavram yoktur,genelleme yeteneğim yok çünkü.Çünkü yapıma ters böyle şeyler.Dün ankaradan bir tiyatro geldi buraya,uyuyun uyuyun diyordu,tepki vermeyin sessiz kalın, daha sessiz daha da sessiz …alan memnun veren memnun,siz bunu hakkediyorsunuz

Yazı değil de halk diliyle konuşuyorum Can,kafaya takmaya gelmez,ister onbir yıl oku ister 6 yıl oku, istersen 4 yıl oku haralan gürelen geçiyor bu ömür,hay huyla..Gülmeyi bilmek gerek…

Kimm bilir belki çok üzülmüş biri olarak söylüyorum bunu,belki de herşeyi kafaya takmış biri olarak,Hayat güzel!,gerçekten güzel,tiyatro gibi.

Lâle ArasMayıs 12th, 2009 23:33

Bu gün 12 mayıs Hemşireler günü

Üniversitemizde kısa bir törenle kutlandı,iki hemşire ve üç tıp doktorunun kısa kısa konuşmalarıyla oldukça sade geçen açılış ,güzeldi.Konuşmacı doktorlardan biri sağlık hizmetlerinde yer alan tüm çalışanların bir çarkı oluşturduğunu ve bu çarkın dönmesinin tüm elemanların yeterli olması ve kendine düşen görevleri yapması ile mümkün olduğunu söyledi.Hekim olmadan hemşirenin bir iş yapamayacağını ama hekimin de hemşire olmadan görevini layığıyla yerine getiremeyeceğini ifade etti . Başhekimimiz de bazı hemşirelerin üniversite hastanesindeki ağır çalışma şartlarını ve diğer hastanelerden daha düşük ödeme koşullarından dolayı diğer hastanelere kaçtığını ve bazılarının da emekli olmayı istediklerini ekledi. Hemşireleri ve diğer çalışanları yardımcı sağlık personeli olarak adlandırmanın doğru olmadığını söyledi.Bununla birlikte hekim dışında diğer sağlık hizmetinde çalışanları da yardımcı sağlık personeli olarak adlandırmak yerine sağlık hizmetlerinde çalışanlar olarak adlandırması gözümden kaçmadı.Hekim dışında ve hemşireler dışında diğer sağlık hizmetlerinde çalışanların görev yetki ve sorumluluklarının da tanımlanması gerektiğini ve belirsizliklerin yarattığı karmaşıklığın çözülmesi gerektiğini farkında olduklarını dile getirmesi de dikkatimi çekti Rektörümüz sağlık çalışanlarının zor bir görevi üstlendiklerini sağlık hizmetlerinin çok önemli ve değerli olduğunu bu manevi değerin hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyeceğini bu nedenle çalışanların daha iyi koşulları hakkettiklerini söylemesi yle konuşmalar sona erdi.
Bu tür kutlamalarda olumlu ve güzel konuşmalar zaten beklenen şeylerdir, sorun denen şeyler her neyse kısa sürede bitmeyecektir ama ben çok kısa kısa olan bu konuşmaları çok sade abartısız ve güzel buldum
Bu gün açılışa gelemeyen hemşire arkadaşıma söylenenleri kısaca özetledikten sonra ,O da sorunlar istenilen şeyler olmasada mesleğini çok sevdiğini ve hayatından memnun, kendisinin de mutlu olduğunu söyledikten sonra,bana dönüp, sen de ellerini açıp ,kendini duyarak,yüksek sesle şükret dedikten sonra yine fırsattan istifade ederek,her zaman bana söyledği şeyleri sanki hiç söylememiş gibi tekrarladı. Hemşire arkadaşımın şükret sözü beni gerçekten etkiledi.İltifatlardan kolayca etkilenen biri hiçbir zaman olmadım birileri güzel bir şey söylediği zaman elbette bu eksi değil artı bir şeydi ama bunu hep doğal gördüm zaten böyle olmam gerekiyor gibi düşündüm,ama biri kırk defa bir şeyi söylerse gerçek olurmuş ya,sonunda hemşire arkadaşımda beni etkilemeyi başarıyor.Polyannacı asla değildim Ama asla kötümser depresif de değildim,hatta öyle ki bazılarının inanamadığı kadar olumlu düşüncelere iyimser bir bakış açısına sahiptim her zaman.. çok karamsar konuşan bu nedenle hiçbir işe teşebbüs etmek taraftarı olmayan çok farklı kültür ve yaşantılardaki arkadaşlara sonunda sabrım tükenerek teessüfle bakardım, Şimdi çevreye bakınca artık hep aynını görüyorum,kime baksan bir şeylerden şikayet ediyor,kime baksan şikayet etmeyi huy haline getirdi kime baksan gerçekten de olumsuz şartlara sahip ve herkes bir şeylerden şikayet edince depresif ve karamsar özellikler sadece tek tek bireylere değil insanların çoğuna ait olup toplumun yapısı olup çıkıyor.En kötüsü de bu.. O nedenle mesleğiyle bütünleşmiş dengesini kaybetmemiş zeki ve anlayışlı insanları görmek artık çölde su bulmak gibi

Bu gün istiklal marşı ile açılan, ikramlar ve küçük bir defileyle sona eren bu küçük kutlamada başhekimimizin konuşması ve hemşire arkadaşlarımın sözleri çölde bulduğum bir bardak suydu,bir bardaktı ama berrak ve temizdi.

Hatice ZengelMayıs 14th, 2009 21:21

Aslında şu an yapmamız gereken hastaya kim bakacak, kim önce bakacak, kim kaç yıl okumuş falan tartışmalarından önce, toplumdaki psikiyatriste, psikoloğa gitme korkusunu yenmek. Yardım almaya gelebilenlerin kat kat fazlası, acil yardıma ihtiyacı olduğu halde “Başkaları duyarsa ne der” korkusuyla, sorunlarıyla hayatı kararmış bir şekilde yaşamaya çalışıyor. Yazık ki, bu korku bizim meslekler söz konusu olunca ayrım da yapmıyor. Geçen yıl iki çocukla sınav kaygısı çalıştım, bu yıl 15 taneydi ve görüşmeler bitti. Yazık ki yeni gelenler oluyor. Ama benim sınavdan önce hiç boş zamanım kalmadı, randevu veremeden geri gönderiyorum. Sorunca da “Psikoloğa gittiğimi bilse, arkadaşlarım ne der diye gelemedim” cevabını alıyorum. Lütfen birbirimize gireceğimize, insanlara daha fazla nasıl ulaşabiliriz gibi konulara kafa yoralım.

Ugur AlkanMayıs 15th, 2009 09:52

Merhaba Hocam,

Oncelikle kusura bakmayin uzun bir yazi olucak. Inshallah okuyanlarin ilgisini ceker.Iletisim lisans ve isletme yuksek lisans bolumu mezunuyum. Fakat psikiyatri ve psikolojiye buyuk ilgim var. Sayin Kerem Doksat hocamiz psikiyatri profesoru olmasinin yaninda kiyaslamali dinler, felsefe, tarih, edebiyat gibi alanlardada kendini cok iyi gelistirmis. Bence iyi bir psikiyatrist veya psikologun bu sekilde kendini cok iyi yetistirmesi gerekiyor. Sadece universiteden aldigi bilgiler ve kendi alanlarindaki literaturu biraz okumalari gelen insanlarin sikintilarini anlayabilmelerine yeterli olmayabilir. Her psikiyatrist ve psikologun farkli konularda cok derin bilgiye sahip olmasi biraz asiri bir beklenti gibi gozukebilir. Eger mizaclari insanlari dinlemeye, anlamaya ve yardimci olmaya yatkin ise kariyerlerinde basarili olabilirler. Her meslekde yetersiz, basarisiz ve isin kolayina kacanlar vardir. Davranis sagligi uzmanlarindanda yetersiz olan, basmakalip ve ezber cumlelerle psikoterapi yapmaya kalkan kisilerde mevcut. Ornegin istedigi yardimi kesinlikle bulamayan ve buyuk hayal kirikligina ugrayan tanidiklarim var. Eminim zaman ilerledikce eksiklikler kapatilir ve tedavi kalitesi ideal seviyeye yukselir.

Konuyla baglantisi olduguna inandigim icin astroloji uzerine arastirmalarimi sizlerle paylasmak istedim. Benim yaptigim arastirmalarimda iki cesit astroloji olduguna kanaat getirdim. Birincisi geleneksel astrolojidir. Kisinin dogum anindaki gezegenlerin konumu kaderini belirler diye iddia ediliyor. Bu cok deterministik bir bakis ve gerceklerle uyusmadigida akli basinda insanlar tarafindan yuzyillardir biliniyor. Buna ragmen falcilarin kullandigi bu deterministik astrolojide danismaya gelen kisilere sene icindeki talihli ve talihsiz gunleri, uygun evlilik zamani, is kurma icin optimum tarih gibi konular uzerine guclu tavsiyelerde bulunuluyor. Bu tur falcilara bel baglayan kisilerde artik akil mantik devre disi kaliyor. Hayatlarini falcilar yonlendiriyor. Nasil alkol, uyusturucu madde bagimliligi bir rahatsizliksa bence falcinin astrolojisine surekli danisma bagimliligida bir cesit rahatsizlik olabilir.

Ikinci cesidi astrolojik psikolojidir. Burada biraz daha makul gorusler ileri suren dusunceli kisiler mevcut. Ornegin klinik psikolog Dr. Glenn Perry’nin konuyla ilgili birkac kitabini okudum. Bu cok tartismali bir konu ama falcilik unsuru sayilacak bir tek cumleye rastlamadigima inaniyorum. Dr. Glenn Perry’ye gore astroloji kensinlikle deterministik degildir. Danismaya gelen kisilere astrolojinin psikolojik perspektifinden yararlanilarak psikoterapi uygulanir. Burada esas olan kisinin psikolojisindeki derinliklere inebilmektir. Dr. Perry enteresan bir yorum yapiyor. “Astroloji’den yaralanilmadan psikoterapi uygulamak, bir doktorun rontgen filmlerine bakmadan hastasinin problemini anlamaya calismasi gibidir”.

Mitcell E. Gibson Arizona eyaletinin Phoenix sehrinde bir kac yil “en iyi doktorlar” listesine girmis bir psikiyatrist. “Signs of Mental illness” kitabinda kendi gelistirmis oldugu yeni astrolojik teknikleri kullanarak 400’den fazla kisi uzerinde istatistiksel bir calismada bulunmus. Elde edilen sonuclara gore astrolojik dogum haritalarina bakilarak “major depression”, “anxiety”, addictive disorder”, “schizophrenia” ve “attention deficit hyperactivity disorder gibi bazi hastaliklarin onceden tahmin edilebiliyor. Tabi burda ilk akla gelen sey gene determinizm oluyor. Kisinin astrolojik dogum haritasina bakarak yukarida siraladigim akil hastaliklarindan birinin olusabileceginin soylenmeside bir cesit kader yuklemek oluyor. Fakat Dr. Glenn Perry’nin soyle bir cevabi var. Nasilki Maslow’un temel ihtiyaclar modeli varsa, zodiak’taki isaretlerde baska ihtiyaclari temsil ediyor. Eger bu ihtiyaclar tatmin edilmezse bazi psikolojik sorunlar zuhur edebilir. Ayni yer ve dakikada dogan iki kisinin Moslow’un temel ihtiyaclar modeline ilave birde astrolojik haritasinda gorulebilecek psikolojik ihtiyaclari vardir. Belki birisinin bu ihtiyaclari hayatta karsilanabilirken diger kisi psikolojik ihtiyaclarinin karsilanmamasindan dolayi bazi psikolojik sorunlar yasayabilir. Iste astrolojik psikolojideki ana felsefe insanin kaderini belirlemek degil,ozunde barindirdigi psikolojik ihtiyaclari anlayip hayatina yon vermede yardimci olmak. Birde Glenn Perry kitabinda Nasreddin Hoca’nin bir fikrasina yer vermisti. Bende kendisine e-mail atip Nasreddin Hocanin Anadolu’nun Eskisehir kentinde dogan bir Turk oldugunu yazdim. Oda verdigim bilgiden dolayi tesekkur etti. Gene kitabinda Hazreti Muhammedin bir hadisine yer vermisti. Bati dunyasinda peygamberimize saygisizlik yapan bazi kisiler varken Hazreti Muhammed hakkinda “Prophet Mohammed” diye bahsetmesi beni cok memnun etmisti.

Professor Richard Tarnas dunya tarihindeki buyuk gelismelerle astrolojik acilar arasindaki iliskiyi yaklasik 500 sayfalik “Cosmos and Psyche” adli kitabinda sistematik bicimde acikliyor. “Coast to Coast” adindaki katildigi bir radio programinda akreditasyonu olan bazi universitelerde astrolojiyle ilgili dersler verildigini belirtti. California Institute of Integral Studies, Naropa Institute, Atlantic University ve Institute of Transpersonal Psychology bu universiteler arasinda. Bu universitelerin hepsine ABD egitim bakanligi tarafindan taninmis kurumlar tarafindan akreditasyon verilmis. Buna ilaveten Kepler College astroloji uzerine lisans ve yuksek lisans diplomalari verme yetkisine sahip. Washington Eyaletinin yuksek egitim kurumu Kepler College’i resmen tanidi. Bundan dolayida akademik cevre tarafindan kinandilar. Kepler College’in akreditasyon almasi cok zor gozukuyor. Radyo programi sirasinda sunucu bilimsel toplumun konuya cok soguk baktigina dikkat cekti. Profesor Tarnas’ta “kitaptaki kanitlara baksinlar” deyince sunucuda karsilik olarak “ben onlarin ne diyecegini biliyorum. Ne kaniti derler” diye cevap verdi. Profesor Tarnas bilimsel cevrenin gosterdigi tepkiyi saglikli bir direnc olarak nitelendirdi. Elestirilerle ve yeni arastirmalarla astrolojinin gelisecegine inaniyor.

Unlu Matematik profesoru David Berlinski “The Secrets of the Vaulted Sky” kitabinda astrolojiyi basarisiz bir ilim olarak tanimliyor. Fakat kitabinda astrolojiyi destekleyen bircok noktayada temas ediyor. Ornegin Fransiz psikolog ve istatistik uzmani Michel Gauqelin’in yayinladigi “L’influence des asters” (yildizlarin etkisi) ozellikle Mars’in gokteki belli pozisyonlarinin buyuk profesyoneller atletlerin dogumunda siradan insanlara gore cok daha fazla yer aldigini gosterdi. Gauqelin’in bu yayini bilimsel cevrede buyuk ihtilafa yol acti. Bunun uzerine yeni bir istatiksel calisma yapildi. Bu sefer istatistik sonuclari Harvard Universitesi bioistatistik departmani baskani Marvin Zelen tarafindan onaylandi. Sonuclar astrolojinin lehine cok carpiciydi. Hans Eysenck taninmis, akademik kariyeri olan bir psikologtur. Kendisi astrolojiye sempati duymayan biriydi ve psikoanalizi elestirileriylede taninirdi. Gauqelin’in arastirmasini etraflica inceleyen Hans Eysenck su sonuclari cikardi. “Burada aciklanilmasi gereken bir seyin oldugunu kabul etmek zorundayiz. Sonuclar bilimsel olarak aciklanamiyor ama bunlar gercekler ve artik bu gercekler gormemezlikten gelinemez. Belkide yeni bir bilimin dogum surecini iceren zaman geldi.”

Yahudilik, Hristiyanlik ve Islam dininin genel gorusu astroloji gercek disi ve haramdir. Cok kucuk bir kesim astrolojiye sicak bakiyor. Hatta astrolojiyle ilgili ilk bilgilerin Idris Aleyhiselam tarafindan insanlara verildigini iddia eden cok kucuk bir kesim var. Tabiki buyuk cogunluk bunun dogru olmadigini soyluyor. Bir internet sitesinde Pakistanli bir Ilahiyatcinin ses kayidi dinlemistim. Kendisine Hocam astroloji Islam’da kabul edilirmi diye soruyorlar. Once bir sure sessiz kaliyor. Sonra “eger binlerce kisiyi iceren bilimsel arastirma yapip bazi sonuclar cikariliyorsa bunda bir sakinca yok. Zaten Yuce Kuran’da insanlarin her an kozmik etkiler altinda oldugunu destekleyen ayetler var. Ama bu kozmik etkiler o kadar yogun ve hassaski bilimsel olarak incelenmeleride imkansiz gibi birsey. Fakat yinede bu konuda ciddi bir arastirma yapabilecegine inanan bilim adami varsa, calismalarinda dine aykiri birsey olmaz.”

Ben arastirmayi cok sevdigim icin carpici buldugum noktalari sizlerle paylastim. En dogru degerlendirmesini psikiyatristler ve psikologlar yaparlar. Ilginc bir konu ama eksiklikleri ve celiskileride var. Gelecekle ilgili kehanetlerin cikip cikmamasi gercektende benim icin hic onemli degil. Beni daha cok cocukluk donemi, anne baba cocuk iliskisiyle ilgili psikolojik yorumlar etkiliyor. Beni cok etkileyen bir tanesini yazmak istiyorum. Babam etrafinda sayilan cok karizmatik bir insandir. Benim astrolojik dogum haritamda Sun-Pluto acisi var. Sue Topkins’in Sun-Pluto acisi ile ilgili yorumu beni oldukca duygulandirdi. “The father often exerts a strong hold on the Sun-Pluto person. His Death, for example, usually strikes to the very core of the person. He is not easily forgotten and will continue to inhabit a very sacred place in the psyche of Sun-Pluto.” Soyle cevirmeye calisayim. “Babanin Sun-Pluto acisi olan kisinin ustunde cok guclu nufuzu vardir. Ornek olarak onun (babasinin) olumu bu kisiye cok derin darbe indirir. Baba kolaylikla unutulmaz ve Sun-Pluto acisi olan kisinin ruhunda cok kutsal bir yer tutmaya devam eder.

Sevgiler,
Ugur Alkan

MKD: Sayın Uğur Alkan, astrolojinin günümüzde safsatadan başka bir şey olmadığı kanaâtimi beyan ederek, katkılarınıza teşekkür ediyorum.

Ugur AlkanMayıs 16th, 2009 11:46

Sayin Hocam,

Yukaridaki yazimda astrolojik psikoloji denilen konu uzerine ilgimi ceken ve goze carpan bazi bilgileri paylasmis olmamla beraber sunu belirtmeliyimki ben kesinlikle astrolojiye iman etmis birisi degilim. Zaten yuce dinimizde batil inanclari kiniyor. Bazi tecrubeler cok yaniltici olabilir. Ornegin geceyarisi uyanip odasinda bazi sekiller goren insanlar korkuya kapiliyorlar. Bagirmak isteseler bagiramazlar, yataklarindan kimildayamazlar. Bu durumu bazi insanlar bati dunyasinda uzayli ziyaretciler, bizim kulturumuzdede cinler olarak algiliyabiliyor. Gercekte “sleep paralysis” (uyku felci) problemin adidir. Astroloji de, insanin bazi zaaflarindan istifade ederek gercekle dogruyu ayirt etmesini engelleyebilir.

Kepler College’in Washingon Eyaleti Yuksek Egitim Kurumu tarafindan resmen onaylanmasina en buyuk tepkiyi Boston University rektoru John Silber Boston Herald gazetesinde yayinladigi yaziyla gostermisti. Yazinin adi “Silliness Under Seattle Stars”.(Seattle yildizlarinin altinda budalalik) John Silber yazisinda, ornek olarak, astrologlar bir seri katilin horoskobuna bakarak bu kisinin niye seri katil oldugunu adim adim aciklarlar diyor. Fakat aciklayamadiklari nokta niye ayni saat ve yerde dogmus kisilerin birbiriyle tamamen farkli kariyerlere sahip olduklaridir. Her nekadar Profesor Richard Tarnas ve klinik psikolog Glenn Perry gibi kisiler arketipal astrolojide bunun dogal karsilandigini izah etmeye calisiyorlarsada urettikleri arguman bilimsel cevreyi ikna edici degil. Bir diger akademisyen Dr.Mark Shapiro Washington Yuksek Egitim Kurumunun Kepler College’i resmen onaylamarindan dolayi kendilerinden utanmalari gerektigini yazdi. Gene akademik cevreden alaysi bir elestiri “eger Tekvando Universitesi diye okul kurucak olsam onada onay verirlermi” seklinde oldu. Acikcasi benimde “Sun Yi’s Academy of Taekwondo” okulundan sertifikam var ama CV’min egitim kisminda sadece iletisim ve isletme diplomalarimi yazmamin daha mantikli oldugunu dusundum.

Galaksimizde koloniler kurma projesini gerceklestirmek yakin gelecekte mumkun olabilir. Uzay gemilerinde robot dadilar tarafindan yetistirilecek olan suni rahime yerlestirilen dollenmis yumurtalar konmasi planlaniyor. Eminim uzay gemilerinde veya koloni kurulmasi hedeflenen gezegenlerde dogan torunlarimiz fiziksel ve zihinsel evrim gecirecekler. Artik dunyadaki bircok luzumsuz mevzu gibi astrolojide hayatlarinin bir parcasi olmayacak.

Sevgiler,
Ugur Alkan

Lâle ArasMayıs 17th, 2009 00:18

Çok kişinin bildiği bir şey de olsa, yineleyeceğim bir şey psikiyatrin psikiyatrik hastalıkları tedavi etmekle uğraştığı psikolojinin ise burada alanının daraldığı ( önceki mesajlarda tıp mezunu ve uzmanlık eğitimine aday öğrencinin söylediği gibi psikoloğun işlevinin daraldığını görmemek) olamaz.Fakat psikolojinin çok geniş bir alan olması ve insan sorunlarıyla ilgilenen yönü ile bir psikiyatrden çok daha fazla ” bozukluk”ve yanlış davranış kalıplarını düzeltmekle uğraştığı daha açık bir İfadeyle hastalık tanısını almamış normal insanla uğraştığını görmek gerekiyor.Mantık silsilesi bozulmuş duygu-düşünce durumunda bozukluk olan bir hastayla psikoloğun konuşarak tedavi etmesi mümkün değildir.Normal insan derken hayatından memnun olan ve hayatında karşısına çıkması mümkün olan krızlere kısa bir süre sonra uyum sağlayan insandan yine bahsetmiyorum.Bir şikayeti olan insandan bahsetmek gerekiyor.Bu şikayetler en hafif sorunlardan daha ağırı depresyona giden sorunlar olabilir Yada sorunlar daha sonra kişiyi çok başka psikiyatrik bir hastalığa hazır hale getirebilir. O nedenle hafif sorunlar derken hastalık tanımını almamış sorunlardan bahsediyorum.Yoksa hafif derken bazıları tarafından hafif olarak adlandırılıan sorunun kişiyi ve hayatını allak bullak etmediğini söyleyemiyorum.Aklımda tam kalmayan bir kitaptan okuduğum bir cümle var.Sizin gecenizi mahveden diş ağrınız sizin için o sırada afrikalının çektiği sefaletten daha önemlidir.Çünkü siz o sırada diş ağrınıza odaklanmışşınızdır ve bir iş yapamıyorsunuzdur.Psikiyatr bazı psikiyatrlar diyelim psikoloğun yada danışmanın hafif sorunlarla uğraştığını söylüyorlar.Evet ergenlik çağındaki oğluyla yada kızıyla bir sürü tartışma ve mutsuzluk yaşayan bir annenin sorunu belki şizofren bir çocuğa sahip olandan daha hafiftir.Ama o sırada anne iyiki daha kötü bir sağlık sorunu yok diyerek hayatına mutlu bir şekilde devam etmiyor.Hergün işyerine gelip ellerini başına koyup çatık kaşlarla üzgün ve mutsuz bir şekilde çocuğuyla nasıl sağlıklı bir iletişime gideceğini düşünüyor.O sırada onun en önemli sorunu budur. Psikoloğun ilgi alanları arasında olabilecek bu tür sorunları çözmek bir reçeteye yazılmış ilaçları almak kadar basit değildir.Psikolog veya danışmandan başka sorunu olan kişinin de sorumluluğunu gerektirir. O nedenle psikolojik yardım süreci zor bir iştir.Ama psikolojik yardım işi uyuma mutluluğa yönelik ve dolaylı yada dolaysız kşinin psikolojik sağlığını korumaya yönelik bir yardım olduğu için çok önemlidir.Psikologlara gösterilen ilgi de bundandır.Çünkü psikolog yada psikolojik danışmanın öğrendiği şey her insan değerlidir ve her sorun dikkate almaya değerdir.ortaya getirilen şikayet yada sorunu psikolojik yardım etme görevini üstlenen kişi çok önem vererek ele alır ve kendine müracaat eden kişinin gözüne bakar ona değer verir onun sorununu hafif olarak tanımlayıp küçültmez .Psikiyatrik hastalıklardan ayrıldıkça psikoloğun sınırları da genişlemektedir.Bir psikiyatr te elbet psikiyatrik hastalıklar dışındaki sorunlarla ilgilenebilir yada ilgilenir ama genel çoğunluğu daha çok hastalık tedavi etmeye odaklanmış ve eğitimide daha çok bu yöndedir.Kaldı ki 6 yıllık tıp eğtimi üzerine okunan 4 yada beş yıllık uzmanlık eğitimlerinden sonra ayrıca yine kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili daha sınırlandırılmış bir üst uzmanlık eğitimi daha alınabilmektedir.Yani psikiyatr de daha sınırlı bir alana dikkatini yoğrunlaştırabilmektedir.Diğer tıp alanlarında da olabileceği gibi..örneğin çocuk ve ergen psikiyatrisi üzerine yoğunlaşmıştır. O nedenle psikoloğa ya da psikiyatriste yada başka bir uzmanlık alanındaki hekime giderken onun ilgilendiği alanın ne olduğunu bilmek gerekir. gittiğiniz psikolog sizin şikayetlerinizle ilgili alanda çalışmıyor olabilir genel bir bilgisi olsa bile.Bu da sorunu çözmede sınırlılık elbette getirecektir.Psikiyatri bile içinde bu kadar ayrı alanlara yoğunlaşırken bir nörologta psikiyatrik ilaç yazıyor mu? Yazıyor..Neden? Kendi alanı olmasa bile genel bir bilgisi var.Burda hastaya da bir görev düşüyor,birşeylerin bilincinde ve ayırdında olan bir kişi olması gerekiyor:Böyle olmayabilir.Asıl iş o zaman çeşitli uzmanlık alanlarında çalışanlara düşüyor.Onların kendi alanları dışına taşanları diğerine yönlendirmeleri gerekiyor:Bu bence etik bir kuraldır ve bilime ,uzmanlık alanlarına saygıdır.Yoksa uzmanlar kendi içlerinde kurallara uymuyorlarsa kırıkçı çıkıkçıdan falcıdan bahsetmenin bir anlamı yok..Bazen de kendi kendine doktora gitmeden psikiyatrik ilaç kullananlar var,mutluyum mutluyum diye dolanıyor sende bir tane alsana diyorlar birde.. teşekkür ederim almayayım bu akıl bu mutluluk şimdlik yeterli. Eğer bir rahatsızlığım olsaydı kendi kendime ilaç almazdım..Eğer bir psikiyatre gidecek olsaydım onun ilaç yazma işlevinden çok kişiliği ve yaklaşımı benim için önemli olurdu

Ayşen ÇakmakMayıs 23rd, 2009 22:02

Günümüzde gazetelerin okuyucuya bırakın doğru ve öğretici bilgi verme kaygısını, türlü kepazelikleri sorgusuz sualsiz yayınlıyor olmalarına malesef alıştık. Yazıyı büyük bir şaşkınlık ve içinde okurken, yorumları daha bir şaşkınlık içinde okuduğumu farkettim. Hekim olduğumdan ve birazcık bu konulardan anladığımdan olsa gerek kendimi yazmaktan alıkoyamadım. Psikiyatrist ya da psikolog da olmadığımı söyleyerek gâyet tarafsız bir şekilde tekrar belirtmek isterim ki yukarıdaki yazıdan aldığım mesaj psikiyari ya da psikolojiyi birbirinden ayrı yerlere koymak değildi (yanılıyorsam düzeltin sayın MKD). Sonuç da burada bu konuyu tartışanların çoğu, bu işin içerisinde olduğuna göre psikiyatrik hastalıkların hemen hepsinde organik bir süreç olduğu gerçeğini tartışmamıza gerek yok ve sonuçta olaya matemetiksel bakış açısıyla bile baksak, olay şudur: Eksileni yerine koy, bozulanı yeniden yapmaya çalış, fazlayı azalt… Beyinde bunu yapmak içinse dışardan bir şeyler vermeye gerek olduğu âşikâr gözüküyor, en azından şimdilik. Bunun yanında insan denen gelişmiş memeli canlı sâdece bir makina olmadığından (hammaddeyi ver-ürünü al), davranış terapisine, psikoterapiye tabii ki ihtiyaç duyacaktır. Aksini söylemek fena hâlde yanlıştır. Bunu anlatmak farklı bir branştan olan bana düşmez, hâddim değil. Bence bugün burda asıl tartışılması gereken evine deterjan alırken 4 farklı markette fiyat araştıran kişilerin gazetede okudukları sağlık gibi önemli bir konudaki haberi tartışmasız doğru kabûl edip peşinden gitmeleri.

Selen DHaziran 9th, 2009 09:57

Merhaba ben 2. sinif psikoloji orencisiyim. Bu bölümden mezun olduktan sonra TIP okursam psikiyatr olabilir miyim?

Teşekürler

MKD: Tabii ki evlât. 4 sene psikoloji okuduktan sonra 6 sene de tıbbiye, sonra 5 sene ihtisas, 2 sene mecburî hizmet, erkeksen 2 sene de askerliği göze alıyorsan, bu arada geçmen gereken bütün imihanları başarıyla atlatacağını düşünüyorsan, tabii…

Selen DHaziran 10th, 2009 02:46

Evet basaririm gerekirse okurum…Daha kararimi vermedim dedigim gibi 2. sinif orencisim fakat benim sorumun yonu farkli 4 yillik psikoloji egitimimi tamamladiktan sonra 6 yil tip okursam 4 yilik psikoloji egitimin ihtisas olarak sayilmaz mi? Bildigim kadariyla sayilabiliyor, yoksa yanlis mi yonlendiriliyorum?

Saygilar

MKD: Hayır, sayılmaz. Tek yol ilk yazdığım. Sevgiler…

Ugur AlkanHaziran 10th, 2009 06:43

Merhaba Hocam,

Bazen buyuk Hollywood filmerindede meslekler yanlis tanitiliyor. Ornegin, Woddy Allen’in “Everything You Need To Know About Sex But Were Afraid To Ask” filminde konumuzla alakali bir sahne var. Bir koyuna asik olan coban, abisinin tavsiye ettigi Aile Hekimine gidiyor. Hekime problemini anlatinca soyle karsilik aliyor. “Ben bir tip doktoruyum, sizin bir psikiyatrist gormeniz gerekiyor.” Burda enteresan bir tablo var. Psikiyatrist’e yonlendirmesi dogru ama onlari tip doktoru olarak gormemesi yanlis bilgi.

Psikiyatri ve psikolojiye olan ilgimden dolayi universite yillarimda “Developmental Psychology” ve “Abnormal Psychology” gibi dersler aldim. Abnormal Psychology dersini bir psikiyatrist veriyordu. Kendisinin medyayla ilgili bazi sikayetleri vardi. Mesela, medyada “psikiyatristini baltasiyla olduren hasta” gibi haberler gercekte oldugundan cok daha fazlaymis gibi gosteriliyor. Iyilesen, topluma kazandirilan hastalardan cok baltayla psikiyatriste saldiran hastalar insanlarin hafizasinda kaliyor. Medyayla ilgili ikinci sikayetide, psikiyatristleri gorkemli evleri olan, Mersedes araba kullanan cok zengin bir kesim olarak gostermesi. Gercekte, psikiyatrik yardimin cok dusuk bir fiyata verildigi kurumlarin oldugundan bahsetmisti.

Psikiyatriste giden kisilerin zihin saglik durumlari cok daha detayli incelenir. Bazi testler beyindeki PFC, ACG, DLS, BG, TL ve CB gibi bolumlerdeki problemlerin tanimlanmasina yardimci olur. Belki bir kaza sonucu beyinde olusmus hasar kiside davranis bozukluguna sebep verebilir. Ornegin Psikiyatrist Daniel G. Amen “Making A Good Brain Great” adli kitabinda bisikletten kafasinin ustune dusmus bir cocukdan bahsediyor. O gune kadar derslerinde en yuksek notlari alan cocuk, kazadan sonra cok dusuk notlar aliyor ve tuhaf davranislar gosteriyor. Bir kac sene sonrada intihar ediyor. Psikiyatrist Amen’e gore, egerki o cocuk bir psikiyatriste goturulseydi beynindeki hasar tespit edilir, davranis bozuklugunun sebebi anlasilir ve ona gore tedavi uygulanirdi. Birde kitabinda beyin saglimiz icin cok koruyucu davranmamiz gerektigini vurguluyor. Mesela cocuklar kask giymeden bisiklete binmemeli veya futbol topuna kafa atmamali. Bence cocuklarin denize baliklama atlamasida sakincali. En guvenlisi denize/havuza civileme atlamak.

Psikologlar ise, sizi rahatsiz eden problemin haricinde, beslenmeniz ve uyku duzeniniz gibi daha yuzeysel sorular sorarlar. Belli konularda psikologlarda cok yardimci olabilir. Hem psikiyatrist hemde psikologlarin cok kitap okuyarak ve cok iyi gozlem yaparak kendilerini surekli gelistirmeleri gerekiyor ki farkli ozgecmis ve meslege sahip hastalara yeterince faydali olabilsinler.

Konuya olan buyuk ilgimden dolayi psikioloji uzerine doktora yapmayi planlamistim. Isten arta kalan zamanin kisitligindan dolayi ancak internet uzerinden doktora egitimi veren ve akreditasyonu olan universite ariyordum. Northcentral University’ye basvurup Genel Psikoloji doktora programina kabul edildim. Tabi farkli lisans ve mastir bolumunden geldigim icin daha fazla ders almam gerekiyordu. Aslinda ben ogretim uyesi olmayi dusunmuyorum ama hem akademik egitimi hemde psikolojiyi cok sevmemden dolayi boyle bir karar almistim. Acikcasi, ozel universite egitiminin maliyeti cok yuksek oldugundan simdilik askiya aldim. Insallah ilerde is programim daha esnek olurda butcemi asan ozel universite yerine bir eyalet universitesinde doktorami yaparim.

Psikiyatrist ve psikologlardan neler beklenildiginden bahsediyoruz. Birde hastalar nasil katkida bulunabilirler mevzusunuda acmak lazim. Bence problemi olan kisi derdini cok iyi organize olmus bicimde anlatmalidir. Hatta psikiyatrist veya psikologunu gormeden once problemin ana hatlarini iceren bir sayfa yazi yazmalidirlar. Derdini ne kadar acik ve etkili bicimde ifade edebilirse o kadar cok dogru anlasilir ve fayda gorurler.

En son olarak, yukarida bazen terbiyesizlik yapan bazende tuhaf sorular iceren yorumlara verdiginiz espirili cevaplar cok hosuma gitti. Bazi profesorlerin cok ince espiri anlayisi oluyor. Gercektende profesorlerin espirilerini komedyenlerin tarzindan cok daha keyifli buluyorum.

Sevgiler,
Ugur Alkan

MKD: Sayın Uğur Alkan, katkılarınız için müteşekkirim. Belki psikiyatrist dememeyi tercih edebilirsiniz, çünkü Frenchglish bir kelime :)  İngilizce’de (okunuşu) saykiyatrist deniyor, Fransızca’da psikiyatr. Ya Ruh Hekimi diyeceğiz (ki, ruh kelimesi esasen hatalı, anlatmıştım) ya da psikiyatr; eski tâbir akliye mütehassısı… Sevgiler.

Selen DHaziran 10th, 2009 14:40

Tesekurler ederim bilgilendirdiginiz icin… Pisikoloji hep ilgimi cekmistir Psikoloji bolumunde okumak en buyuk hayalimdi su an hayalimi gereklestiriyorum ve tek temmenim vatanima hayirli ve insanliga yararli islere parmak basmak istiyorum. Su an yurt didinda egitim goruyorum ve daha once bahsettigim psikiyatrist olma yolu burada mevcut fakat Turkiye’de gecerli olup olmadigini orenmek istemistim sadece bunun sebebide bu bilim dalina daha iyi katkiyi nasil sagliyabilecegim ve kariyerimi nasil daha iyi degerlendirebilecegim konularini dusunmeye baslamam olmustu…Turkceye tam hakimdeyilim ne olur maruz gorun

Saygilar

server kocaHaziran 16th, 2009 15:33

psikologlarla psikiyatrlar arasındaki fark demişsiniz üfürükçülerden girip yaşam koçalarından çıkmışınız. doğrusu tarzınız bilimsel ve edebi yazın kültürüne uymuyor. Psikologları tanıtmışınız ama klinik psikoloji eğitiminiin 10 yıl olduğu gibi nereden duyduğunuzu anlayamadığım yanlış bir bilgiye sahipsiniz. sonuna da gitmeniz gereken ilk ve doğru adres gibi reklam sloganı gibi bir şey eklemişiniz ki bu da bence ayrıca değerlendirilmeli.

O.KayaHaziran 19th, 2009 09:10

“Mantık silsilesi bozulmuş duygu-düşünce durumunda bozukluk olan bir hastayla psikoloğun konuşarak tedavi etmesi mümkün değildir.” Lale Aras
Lale Hanım, uzun ve yanlış yazıyorsunuz. Lisans eğitiminize baştan almanızı ve eski okul kitaplarınızı tekrar okumanızı ve psikolojiyi bilimsel olarak daha fazla takip etmenizi önermekten başka elimden bir şey gelmez.

LâleHaziran 20th, 2009 11:24

İlaç tedavisi +psikolojik destek yada ilaç tedavisi+ psikoterapi diye düzeltseydiniz sizi anlayabilirdim.

Diğer cümleleriniz hem fazla olmuş hem de hakaret içermiş. Bu uslûbünüzle hangi isim sıfat yada unvanla karşıma geçtiniz.
Madem düzeltme yapmayacak ve bu biçim konuşacaktınız bari adınızı unvanınınızı da yazsaydınız benim adımı (güzel adımı :) ) hakaret içeren cümlelerle tekerrür ettirirken sizin adınız gizli saklı kalmasaydı.

Yoksa bunlar onca okuduğunuz kitaplarda bilimsel makalelerde yazmıyor mu? Bunları okumak size yapıcı eleştiri, uslûp ve biçimini kazandırmadı mı? Görebiliyorum.

Madem ki bana öneriler de bulunuyorsunuz. Bunu bu tarz ve biçimde yazmayı kendinizde hak gördünüz.Yazarken yada konuşurken daha anlaşılır açıklama yapmanızı da ben size tavsiye edeyim.

Uzun yazmamı hangi sıfatla eleştiriyor sunuz. Arkadaşım mısınız, Türkçe ve edebiyat hocam mısınız? Tez danışmanım mısınız.uzun yazmamdam size ne?
Uzun ve yanlış yazıyorsunuz ne demek oluyor?
‘’Siz uzun yazdıkça bana baygınlık mı geçirtiyorsunuz’’ mu demek istediniz?
Uzun yazdıkça mesleki anlamda yanlış bilgi verme olasılığımın arttığını mı söylemek istiyorsunuz?
Başka nerelerde yanlışım var.Bahsedilen psikiatrik rahatsızlığın konuşmayla tedavi edilemeyeceğini söylemiş olmam mı lisans eğitimimi tekrar almamı gerektirecek?
Ne demek istiyor sunuz?
Elimden bir şey gelmez le cümlenizi bitirmenizden benim yüzümden umutsuzluk ve hayal kırıklılığı yaşadığınızı hissettim sanki.Böyle de yıkılmayın hemen canım ,ne oluyorsunuz?Beni yüzeysel tanıyan bazı insanların yaptığı gibi sıradanlaşmayın.Nasıl bir değerlendirme bu.Kiminle konuştuğunuzu sanıyor sunuz? Biraz mütevâzi olup kendimizi bilelim olur mu?

Uzun yazıyorsam da çok çabuk okunabiliyor.Çok çabuk okunabilen yazılarımın buna rağmen boş ve anlamsız olmadığını düşünüyorum.Yoksa yine mi yanıldım.
Şu anda size yazdıklarımın verdiği anlamdan daha fazla şiddet ve yıkıcılık içermemesi içinde kendimi tuttum.Bu kadar yumuşak bir eleştiriyi hakketmediniz aslında.
Kendimi tutmasaydım siz bana lisansımı tekrar okuttururken ben de sizin lisansınızı tekrar okuttururdum.Bilimsel makaleleri takip ederken ,çok okuma yanlısı olurken dikkat edin de uslûp ve biçiminiz, anlayışınız ve yaklaşımınız bâki kalmasın!

MKD: Bu konuda Sayın Lâle Aras’ın katiyetle haklı olduğu kanaâtindeyim.

LâleHaziran 21st, 2009 20:54

O.Kaya bey’ in ( Nedense bir erkek ismi sanıyorum bey diyorum). Yazısını okuduğumda, Yurdışından ziyarete gelen ve bir aydır benle kalan erkek kardeşimi henüz uğurlamıştım.Havaşta oturup bekliyordu.Ayrıldık ama hala ne yapıyorsun nasılsın şeklinde telefonlaşmaya devam ediyorduk.Zaten hüzünlü kafam allak bullak gibiydi.
Yazıyı okudum ama böyle kafam allak bullakken öfke mi duymalıyım,cevap yazmalı mıyım yazmamalı mıyım tepkisiz bir halde ne hissettiğimi düşünüp kaldım bir an.Normal sıradan bir anda değildim o vakit. Yazmasam da olurdu,beni o sözler çok etkilememiş gibiydi.Sadece anlamsız ve gereksiz bir çıkış vardı.Öyle dese ne olcaktı ki sanki.O sıra kardeşim aradı. Ben havaalanına ulaştım bavullarım geçti sen ne yapıyorsun dedi.Biri dedim bana lisansını tekrar oku filan yazmış.başladı kıkır kıkır gülmeye kardeşim,eski kitaplarımı okuyacakmışım ,bilimsel yayınları doğru dürüst takip edecekmişim..Ben okudukça gülmeye devam etti.Gülmesine sevindim.Herşeye sinirlenip sorun yapmak öfkelenmek hoş bir şey değildi.Eskiden olsa belki de gerçekten çok kırılırdım.Yaş ilerledikçe insan,kendini de çevreyi de daha iyi değerlendirebiliyor,hem gittikçe daha çok bir şeyleri anlıyor,kendinden daha emin bir hale geliyor anlayışı yorumlayışı olgunluğu artıyor. Aslında cevap yazasım da yoktu nedense….Herşey tamam dı da o mu eksikti.Cevap yazmaya çalışıyorum,oyalanıyorum dedim kardeşime..Boşver dedi kardeşim,o sana, sen ona, o sana karşılıklı yazıp durursanız bir de..Ne gerek var?
Ya ben biraz tepkiselimdir,belki ben yanlış algılamışımdır, her eleştiriye de cevap yazmak zorunda değilsin dedim kendi kendime..Belki de kötü bir şey demiyordur canım dedim.Bak sana yardım etmek istiyor,bilimsel yayınları filan takip et diyor.Güzel şeyler söylüyor.Hiç iş ortamında sana böyle şeyler diyenler senle böyle ilgilenenler var mı. Bir yerde bir hata yapmışsın işte..Çocukta ikaz ediyor seni, ne güzel.Hata yapmış olabilirim.En yakın arkadaşlarımda sen eleştiri kaldıramıyorsun lale derler.Kaldıramıyorum çünkü haksız buluyorum.Oysa bazılarının eleştirilerini kabul edebiliyorum,dostça söylenmişse,uygun bir şekılde söylenmişse..
Sonra o akşam sosyoloji yüksek lisans tezini bitirme aşamasında olan çok eski yıllarda ki tiyatro çalışmalarından tanıdığım benden çok çok genç sınıf arkadaşım geldi.O nun bu yazılardan çok fazla haberi yoktu ama, bana böyle yazmışlar dedim. Hep onunla iş durumları sınavlar etrafta olup bitenler ve bunun gibi pek çok şeyi paylaşır irdeler dururuz..Şaşkın şaşkın baktı yüzüme..Sonra da ,başını öne eğdi kendi kendine mırıldanır gibi biz de senin ne yapacağını bilemiyorduk bak yeni bir etkinlik çıkmış ne güzel,lisansını tekrar okumak dedi.
Birşeyleri açıklamak yazmak konuşmak cevap vermek bir hatalı durumu arkadaşlarıma anlatmak kendi eksiklerimi ya da onların eksiklerini açıklayarak ifade etmek özellikle de eskilerde yaptığım bir tutumdu. Şu an pek çok şey bana anlamlı da gelmiyor. Çok gerekli de gelmiyor..Yaparsam da kendimi bir oyunda gibi hissediyorum.Herkesi her şeyi olduğu gibi bırakmak istiyorum,müdahale etmek istemiyorum
Birisini haklı olsun yada olmasın kırdığım zaman daima üzülürüm bir de.Şimdi buradaki yazımı okuyunca yine üzüldüm,aman yapsın söylesin etsin n’olcak ki.Önemli de değil.
Her zaman ki halimdir,birisini kırmış olmaktan zevk almam,başkalarının birbirlerini kırmalarından da..Huzursuzluk duyarım..Bir şeyler yazılacaksa güzel şeyler yazılmalı,bir şeyler söylenecekse güzel şeyler söylenmeli ,o zaman kendimi mutlulukla uçan bir kelebek gibi hissederim.Hafif,özgür,iyilik dolu
Bana yapılan eleştiri biçimi de çok önemli değildi.Aslında buna çok içerlemedim.Ama kendi görüşümü duyuşumu hissimi bildirmek,bazı farklı noktalara dikkat çekmek,birbirimizi daha iyi anlayabilmeyi istedim…Burada şimdiye kadar devamlı yazdıklarımda da tek amaç buydu.Yoksa amacım kendi yaşadıklarımı anlatmak değildi.
Amacımız kavga olmamalı.Amacı fark etmeden de olsa kavgaya dönüştürürsek çok farklı durumlara geliriz.Amaç birbirimizi anlamak,geliştirmek,öğrenmek olmalı.Bir psikologta Bir psikiyatr da bu ortak noktada hem fikirdir,çünkü onlar uzlaştıran uyumu ,iyiliği,güzelliği,mutluluğu sağlama bulma yolunu görev edinmiş kişiler.Suçlayıcı eleştiriler bizim zaten mesleki kişilik yapımızla uygun düşmez.

Osman KayaHaziran 23rd, 2009 13:40

sayın lale hanım,
maksadım sizi kırmak değildi yalnızca aramızdaki derin görüş farkını kısa cümlelerle ortaya koymayı amaçlamıştım. Yazdıklarıma ve devamında yazdıklarınıza tekrar bakınca bunu başardığımı ama daha kötüsü sizi kırdığımı görüyorum o yüzden özür diliyorum. şimdi görüşlerimi biraz daha açmaya çalışayım.
1. “psikologların hastalık tanısını almamış normal insanla uğraştığını görmek gerekiyor” demişsiniz bu bilginizden emin misiniz?
2. “Mantık silsilesi bozulmuş duygu-düşünce durumunda bozukluk olan bir hastayla psikoloğun konuşarak tedavi etmesi mümkün değildir.” BilişselDavranışçı ekol bu konuda farklı şeyler söylüyor olabilir mi?
3. Depresyonda duygu-düşünce durumunda bir bozulma olmakta mıdır? Duygu-durum farklı bir şey olduğunu yazmaktan imtina ederim.
4. “Normal insan derken hayatından memnun olan ve hayatında karşısına çıkması mümkün olan krızlere kısa bir süre sonra uyum sağlayan insandan yine bahsetmiyorum. Bir şikayeti olan insandan bahsetmek gerekiyor.Bu şikayetler en hafif sorunlardan daha ağırı depresyona giden sorunlar olabilir Yada sorunlar daha sonra kişiyi çok başka psikiyatrik bir hastalığa hazır hale getirebilir. O nedenle hafif sorunlar derken hastalık tanımını almamış sorunlardan bahsediyorum” demişsiniz. Bu cümleden benim anladığım bir “sorun” olarak major depresyon psikitayrik bir rahatsızlığa neden olabilecek bir sorundur. doğru anlamış mıyım?

Osman KayaHaziran 23rd, 2009 14:22

Sayın Lale hanım bir yukarıda yazdıklarıma ek olarak,
eleştirim aslında yazdığınız cümlelerin temel anlamlarını sorgulamaya yönelikti. Aksi taktirde psikoloji ya da psikologluk yalnızca “hafif sorunların” büyümeden engellendiği bir meslek ve bilim olma sığlığından kurtulamayacaktı. evet şüphesizki psikologlar koruyucu ruh sağlığı konusunda da çalışmakta ve danışanlar ile hastalarının daha ciddi patolojiler yaşamadan iyi hale kavuşmalarına yardımcı olmaktadırlar. Ancak iş burada başlayıp burada bitmez daha doğrusu koca bir bilim olan psikolojinin uygulama alanlarından sadece biri olan klinik psikologların işi burada bitmez. Klinik psikologlar bu gün pek çok psikopatolojinin tedavisini modern bilimsel yöntemler kullanarak tedavi etmektedirler inanmayan ebsco daki tonlarca bilimsel makeleyi incelesin.
farketmemiz gereken şey psikiyatri ile psikoljinin temel paradigma farklılıklarıdır ama şunu da söylemeliyim ki psikiyatri geçen 20 yıla nazaran bu gün psikolojiye daha yaklaşmış durumdadır ve bence bu önümüzdeki on yıllarda da devam edecektir. Ama tabiki asla psikiyatri günümüz kapitalizmi içinde tamamen psikoloji içinde erimez/eriyemez soran olursa nedenini açıklamaya çalışırım.

Lâle ArasHaziran 24th, 2009 01:09

Neyi başardığınızı tam anlayamadım.Benden farklı bir görüşe sahip olduğunuzu söylemeyi mi başardınız.Son yazdıklarınızda belki bir şeyleri daha fazla açıklamakta başarılı oldunuz,daha anlaşılır ifade ettiniz.Ne için özür? Kırdığınız için mi? Yani benim üzüldüğümü düşündüğünüz için mi? Yoksa mesleki kimliğinize, ( bence) yakışmayan, karşınızdakini değersizleştiren ,tamamen hiçe sayan kurduğunuz saygısız cümleler için mi?
Her neyse bu sorularıma cevap istemiyorum kendi kendinize düşünün… ya da düşünmeyin.Benim için önemli değil.Ben kendimi de başkalarını anlamak için sanırım çok çaba sarfediyorum.Yaşadığım şey kırgınlık değildi.Sizi tanımıyorum zaten.Cevap vermek, benim için doğru olanı açıklamak istedim. İnandığım şey saygılı iletişimin çok kitap okumaktan önde olması gerektiğidir.Pratiğe dökemediğimiz şey ,çok faydalı olamıyor.( Bence..Yani..)
Karşınızdakini suçlayan eleştiriler yaptığınızda,aslında kendi görüşünüzü söylemekte hatta kabul ettirmekte başarılı olamıyorsunuz.Çünkü sizin asıl anlatmak istediğinize kafa yormak yerine,dikkatimiz yöneltilen uygunsuz suçlayıcı hakarete varan sözcüklere dağılıyor.
Hem özüre gerek yok.Doğrudan konuya girip biraz olsun açıklama yaptığınızda özrünüzden zaten kurtuldunuz.
Maddeler halinde yönelttiğiniz sorularınızı okuyunca ifadelerimde eksikler olduğunu ve yanlış anlamalara yol açtığını gördüm.Herkesin benim anladığım şekilde anladığını sanıyordum.Çok dikkatli yazmadığımı daha fazla dikkat etmem gerektiğini açıklamalarınızdan sonra anlayabildim.
Şizofreni ,bipolar bozukluk gibi adını saymamın gereksiz olduğunu düşündğüm bir çok psikiyatrik hastalığın tedavisi psikiyatr ın asıl uğraşı alanıdır.Ben psikiyatri de çalışan biri olmadığım gibi ,psikoloji çıkışlı olmakla birlikte psikolojik danışma ve rehberlik alanında yüksek lisans tamamlamış biriyim ve bu benim bakışımı daha farklı yapmış olabilir bu da çok normaldir.Psikologların,psikiyatrik hastalarla çalışmadıklarını söylemem zaten imkansız.Lisans ders notlarımda şizofrenlerle ödül ceza yöntemiyle bazı davranışların önlenmeye çalışıldığı bilgisi aklımda.Bipolar bozukluğu olan hastalarla terapi çalışmaları yapılacağını tahmin ediyorum.Psikologlar ilgi ve çalışma alanlarına göre neredeyse her yerdeler.her yer onların çalışma ve ilgi odağı olabilir.Bir sürü ekol ve kuramlarla birlikte, en basit terapi, sağlıklı ve bireye değer veren iletişimle başlar.Buna yürekten inanıyorum ve en başta bunu savunuyorum.benim için en önemli ve en değerli şey budur.İnsana değer vermek ve onunla sağlıklı iletişim içinde olmak.Buna vurgu yapmak için neredeyse mevcudiyetimin yegane temeli budur diyeceğim.
Fakat şuna ben asla inanamam.Şizofrenide bipolar bozukluklarda ve başka psikiyatrik rahatsızlıklarda ilaç olmadan sadece konuşmayla iyileşme olur.İşte buna inanamam.Bunu söyleyememek için lisansüstü eğitimimin Klinik psikoloji mi olması gerekiyor?
Depresyonda bilişsel davranışçı yaklaşımların çok kişi için etkili olduğuna inanıyorum.Klinik psikolog değilim fakat sınırlı gözlemlerimden dolayı depresyonda olan kişilerin yaşadıklarını duyduklarını daha olumsuz yorumladıklarını farkındayım.Fakat bilişsel davranışçı yaklaşımın her depresyon vakasında faydalı olamayacağını düşünüyorum.Bu son cümlemi dikkate almayın çünkü çok fazla gözlem ve çalışmalara dayalı bir şey değil.
Hafif sorunlar diye adlandırdğım şeyler psikiyatrlarin kendi asıl uğraşı alanlarından dolayı hafif olarak gördükleri şeylerdir.Bazılarının yukarılarda yorumlarını okuduk rehberlik ve danışma servislerinde çalışabilirler gibi..Hafif diye adlandırdığım şeyler onların görüş alanına göre isimlendirmekten olsa da bana göre hafif değildir.Çünkü bir kimsenin sorununu hafif olarak görmek demek benim için psikolog yada psikolojik danışmanlık giysimi çıkarıp bir tarafa atmak demektir.Böyle düşünseydim,psikolojik danışmanlık ilke ve kurallarına ters düşerdim.
Koruyucu ruh sağlığı özellikle psikolojik danışma ve psikologların en etkili olduğu alanlardan biridir.Yani psikiyatri nasıl psikiyatrik hastalıkların tedavisi ile uğraşıyorsa psikolojik danışmanlarda bu alanda psikiyatrlarden daha fazla etkilidirler.Klinik psikologların da bir psikiyatre göre terapi kuramlarının uygulamada pratikliğiyle yada konuşmayla daha fazla ilgilendiklerini söylemekten çekinmiyorum.Çünkü o alanda çalışan psikologların tek uğraşları da bu.tek uğraşları buysa elbette daha yoğun olarak ilgilenecekleri kesin..Buradan psikiyatrler hastalarıyla konuşmuyorlar anlamı asla çıkmıyor.Neredeyse yarım saat yada bir saat psikiyatrin kliniğinden çıkmıyor hasta.fakat onlar gerçekten daha çok hastalık olarak tanımladıkları belirtilere yoğunlaşıyor(diye düşünüyorum)..Nasıl diyeyim hasta depresyonumu tarif ediyor yoksa şizofreni belirtilerimi gösteriyor.
Psikologların sadece koruyucu ruh sağlığı alanında çalıştıklarını söylemiyorum .Fakat bazılarınca hafif olarak adlandırılan sorunların bir psikolog için önemli çok önemli olduğunu söylüyorum.Bu yüzeysel kalmak yada sığ olmak demek değil,siz bunu sığlık yüzeysellik olarak adlandırıyorsanız ben böyle adlandırmıyorum.ben bunu genişlik ve derinlik olarak adlandırıyorum
Konuya yorum yazanlardan sn Uğur Alkan mesela, psikologlar beslenme ve uyku gibi daha yüzeysel sorular sorarlar diye bir ifade kullanmıştı.Bunu kesinlikle reddediyorum.Bir psikoloğa gitmişte böyle sorularla mı karşılaşmış hiç anlayamadım.Neye göre bunu dedi.
Bir psikoloji mezununa gidin derin sorularla karşılaşırsınız da diyemiyorum ama psikoloji yüzeysel sorular soran bir bilim dalı değildir. Şikayet konunuzla ilgli alanlarda eğitim görmüş bir psikoloğa giderseniz yüzeysel sorularla karşılaşmayacağınızı tahmin ediyorum.
Kişilerin eğitim gördükleri alana göre gerçekten farklı bakışları olduklarını hissedebiliyorum.Ama hissetmek istediğim bir şey daha var.Saygı,derin bir saygı,kişiye olmasa da bilim alanına saygı.
Bazen acaba psikiyatrler psikologlar ve psikolojik danışmanların birbirlerini daha iyi anlamaları için birbirlerinin eğitim alanlarından mı geçmeleri gerekiyor diye düşünüyorum.Böyle olsaydı sanırım pek çok soru ortadan kalkacaktı.Çünkü ‘’bir anlayış var ki birbirimize karşı, anlayıştan öte’’
Dördüncü maddede belirttiğiniz cümlelerimde cümle düşüklüğü veya ifade yetersizliği olmuş
Uzun yazdığım konusunda haklısınız,böyle uzun yazmamak ve her şeyi de çok ciddiye almamak için dua etmem gerekecek… :) Sanırım..
Yanlışta yazıyor olabilirim kimmbilir??
bilimsel makaleleri okuyorum çok kitap okuyorum dersem yalan olur.çalışma ortamım buna müsait değil.yada ben beceriksizim bunu yapamıyorum.Kütüphaneye gitsem nereye gidiyorsun nerdesin derler.Çoğu arkadaşım beni bir şeyler okurken görmekten pek hoşlanmaz.beni sevdiklerinden sabır gösterirler.Komşularımdan iş arkadaşlarımdan iş dışındaki arkadaşlarımdan ne okuyorsam ne çalışıyorsam artık bırakmam gerektiği konusunda hep öğütler vardır.onlara göre olduğum yer yeterlidir.Bulunduğum çevreye göre bu yöndeki davranışlarımla normal biri değilimdir.Bırakıp gitmek istesem onu da kabul etmezler.Komşum kafayı üşüteceğini söyler,iş arkadaşım gitte gününü gör bizi ararsın der.
uzar..uzar..uzar da yanlış olur..
Son: En son açıklamalarınız beni mutlu etti.Ne de olsa ben de psikoloğum.İnançla meslek alanınıza sarılmanız, ancak takdir edilecek bir şey…

Ugur AlkanHaziran 25th, 2009 19:25

Merhaba Hocam,

Herseyden once psikiyatr ve psikolog farkindan bahsederken vurgulanmasi gereken nokta psikiyatrlarin tip fakultesi mezunu olmalaridir. Ornegin Kanada’ya gocmenlik icin basvuran lisans, yuksek lisans ve doktorasi olan kisiler arasindan tercih edilen meslek grubu tip doktorlaridir. Amerika Birlesik Devletlerindede tip fakultesi mezunu olan yabanci gocmenlere kolaylik saglaniyor. Bu noktada biraz matrak bir hatirami yazmak istiyorum. Yuksek lisans programimi yaparken “Managerial Economics” dersine giren cok zeki Bangladesli bir profesorum vardi. Mezuniyetten sonra kendisiyle iletisime devam ettim. Bir kac yil once evlenmegi dusundugunu ve kendisine tanistirabilecegim Amerika’da yasamak isteyen bir Turk bayan varmi diye sormustu. Yanliz bir sarti vardi. Bayan tip doktoru olmak zorundaydi. Bende tanidigim muhendislik fakultesi mezunu bayan oldugunu yazdim. O da cevap olarak “Hayir, tip doktoru olmali” dedi. Bayan tip fakultesi mezunu olduktan sonra neredeyse resmini bile gormesine gerek yok. Yasinda onemi yok. Yanlis anlasilmasin kendisi cok iyi bir insan ve universitede ekonomi bolumunun muduru. Anladigim kadariyla evlilik icin duygusal yerine rasyonel dusunceye onem veriyor. Mutlu olduktan sonra kendi kararina saygi gosteririz.

Universitede her fakultenin zorluk derecesi birbirine esit degildir. Ben Isletme uzerine yuksek lisans yaparken Suudi Arabistan’dan bir arkadasim Beden Egitimi uzerine yuksek lisans yapiyordu. Isletme yuksek lisans programina baslamak icin GMAT adinda zor denebilecek matematik sorulari olan bir testi gecmem gerekiyordu. Suudi Arabistan’li arkadasimin beden egitimi bolumu icin bu testi almasina gerek yoktu. Kendiside bana GMAT’in zor bir test oldugunu ve iyiki beden egitimi bolumu icin sart olmadigini yoksa belkide gecemeyecegini soylemisti.

Herkezin kabul ettigi gibi,Tip fakultesine girmekde mezun olmakda cok zordur. Bundan dolayi doktorlar ornegin Kuzey Amerika Ulkerinde tercih edilen meslekler grubundadirlar. Amerika Birlesik Devletlerinde bircok kucuk kasabada bile Iranli, Hintli, Arab veya Cinli doktarlar goruyoruz. Psikiyatrlar tip fakultesi mezunu olduklari icin psikologlara kiyasen daha farkli bir konuma sahipler. Bu gercekler psikologlari kucultmez, kotulemez veya yanlis olduklari anlamina gelmez. Bir takimda ileride oynayan oyuncunun olmasi orta sahadaki oyuncunun pozisyonunun manasiz veya yanlis oldugunu gostermez. Daha evvel yaptigim yoruma Lale hanim’in itirazi olmustu. Ben psikologlar sadece ve sadece beslenme ve uyku duzeni gibi yuzeysel sorular sorar seklinde yorum yapmadim. Danismaya gelen kisiye psikiyatrlar gibi cok detayli bir zihin sagligi incelemesi yapmazlar. Gercektende klinik psikolog arkadaslarimla muhabbet ederkende bunlari konusuyoruz. Buradaki uygulamadan ornek veriyim. Bir kisi psikiyatrla gorusmek icin randevu aldigi zaman kendisine ilk once bazi testler verilir ve on gorusmeler yapilir. Daha sonra ihtiyaci olan tedavi sekline karar verilir ve psikiyatr’i gorebilir. Bununla beraber, klinik psikologlari gorebilmek icin kisi randevu alir ve direk psikologla gorusebilir. Yanis anlama olmasin diye tekrar ediyim ben psikologlara karsi degilim. Tam tersine daha onceki yorumumda yazdigim gibi konuya olan buyuk ilgimden dolayi psikoloji uzerine doktora yapmaya karar verdim.

Esimle New York’ta yasiyoruz. Bildigim kadariyla sayilari cok olmasada Turk psikiyatrlarimiz var. Bu aslinda cok buyuk bir firsat burada yasayan Turkler icin. Her etnik grup kendi lisanini konusan bir doktor gormek ister bu kisi dis hekimi dahi olsa. Davranis sagiligi uzmanlarindan ayni lisani konusan birinin yabanci ulkede olmasi zaten kismetin ayaga gelmesidir. Kendi kulturunden pskiyatr ve psikologla gorusebilmek cok buyuk bir avantaj ama bunu insanlarimiz ne kadar degerlendirebiliyor sorusunuda sormak lazim.

Isten arta kalan bos zamanimin cogunu arastirma yapmakla geciriyorum. Ayni zamanda burada kullanilan tabiriyle freelance writer olarak bazi konularda yazilar yaziyorum. Yakin bir zamanda Insallah yayinlanmasi icin degisik magazinlere yollamayi hedefliyorum. Psikiyatri ve psikoloji arastirma yaptigim konular arasinda. Bilhassa Integral psikoloji, psikedelik psikoterapi, Jungian Psikoloji, Tibet Budist psikolojisi ve altered states of consciousness (bilincin degisik durumlari) uzerinde calistigim konular. Bu yazilari magazinlere yollmadan once isterseniz sizlerlede paylasabilirim. Bu sayede yazimi yeniden duzenlemem icin elestri alma imkani dogar.

Birde bu ilgilendigim konulari iceren bir belgesel film yapma arzum var. Cok genis kapsamli bir proje olmasini planliyorum. Ropartaj yapmak istedigim profesorler farkli universitelerde gorev yapmakta. Bu kurumlarin arasinda C.G. Jung Institute of New York, California Institute of Integral Studies, San Diego University for Integral Studies ve digerleri yer aliyor. Tabi bu projenin gerceklesmesi kisitli imkanlarimindan etkisiyle bir kac sene alabilir. Ama guzel bir calisma olacagina inaniyorum.

Segiler,
Ugur Alkan

Ugur AlkanHaziran 26th, 2009 07:38

Merhaba Hocam,

Sevgili eşim klavyemizi Türkçe yazar hâle dönüştürdü. Uzun zamandır size ve yazılarımı okuyan diğer arkadaşlara karşı mahcuptum. Özellikle psikolog arkadaşların ilgisini çekeceğini umduğum bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nin New Mexico ve Louisiana Eyâletleri’nde klinik psikologların ilâç yazmasına müsaade eden kanun kabûl edildi. Bu uygulamayı ilk kez başlatan New Mexico Eyaleti’nde 7 ocak 2005′ten itibâren ilâç yazabilen psikologlar var. Tabii bâzı dersler ve imtihanlardan geçmeleri gerekiyor. İlâç yazabilme sertifikasını almaları için en az 450 saatlik kurs, 80 saatlik klinik değerlendirme çalışması ve patofizyoloji, psikiyatr denetiminde 400 saat/100 hasta tatbikatı ve ulusal sertifika imtihanını geçmeleri gerekiyor.

Akademik unsurlar şunları içeriyor: Psikofarmokoloji, nöroanatomi, nörofizyoloji, klinik farmokoloji, patofizyoloji, farmakoterapi, farmakoepidemiyoloji, fiziksel ve laboratuar uygulamaları. Bütün bunları tamamlayan psikologlara 2 senelik psikiyatr denetimi şartıyla ilâç yazma imtiyazı verilir. 2 seneden sonra eğer psikiyatr onaylarsa psikolog bağımsız olarak çalışıp ilâç yazabilir; yine de hastanın doktoruyla yakın işbirliğinde bulunarak. Şu an New Mexico Eyâleti’nde bu hakkı kazanmış 40′tan fazla psikolog var. Louisiana Eyâleti de benzer yasayı onayladı.

New Mexico Eyaleti’nde Albequerque ve Santa Fe dışında yaşayan %72 için hizmet eden sâdece 18 psikiyatr var. Bu bölgelerde yaşayanların psikiyatr görebilmesi için bekleme süresi 6 hafta ilâ 5 ay arasında. New Mexico Eyâleti’nde 15-24 yaş arası intihar oranı ülke ortalamısından %75 daha fazla. Akıl sağlığı bozukluğu olanların %75′i tedavi göremiyor. 1998 yılında Psikiyatrik Hizmetler’de yayınlanan araştırmaya göre psikoterapi ve medikasyonu aynı uzmanın yapması iki ayrı uzmanın yapmasından daha düşük mâliyetli.

Saygılar,
Uğur Alkan

MKD: Sevgili Uğur Alkan, önce karınız hanımefendiye teessüflerimi bildiriyorum fakiri size bir Türkçe klavye hediye etmekten mahrum kıldığı için :-) Talepler arzları da doğuruyor bittabi. Bahsettiğiniz yasalardan kısmen haberdardım, şimdi tamamını öğrenmiş oldum. Eh, bizim psikiyatr arkadaşların da çoğunun bu eğitimleri almalarının fena olmayacağını düşünürsek, makûl ve mantıklıdır. Bizde de aynen bu şartlara uymak kaydıyla neden olmasın? Bütün mes’ele tefrîk-i teşhis. Yâni genel tıbbiye formasyonundan mahrum bir kişinin meselâ bir frontal meningioma bağlı depresif sempmatolojiyle psikiyatrik olanı nasıl ayırt edebileceği. Belli ki eğitimde bunlara da nasıl yaklaşılacağı öğretiliyordur. Soframız açık, mutlaka bekliyoruz; hanımefendiye de hürmetler :)

Osman KayaHaziran 29th, 2009 16:56

Sayın Lale Hanımefendi,

“Karşınızdakini suçlayan eleştiriler yaptığınızda,aslında kendi görüşünüzü söylemekte hatta kabul ettirmekte başarılı olamıyorsunuz.Çünkü sizin asıl anlatmak istediğinize kafa yormak yerine,dikkatimiz yöneltilen uygunsuz suçlayıcı hakarete varan sözcüklere dağılıyor” demişsiniz ki bu son cümle bence manidar ve haklısınız ama yazınızı bir kez daha okuyacak olursanız “uygunsuz suçlayıcı ve hakarete varan diye nitelediğiniz cümlemi oluşturan 3 öneriden ikisinin gerçekten haklı olduğunu siz de kabul etmişsiniz. . önerim “eski okul kitaplarınızı tekrar okumanızı ve bilimsel yazını daha iyi takip etmenizi önermiştim” ki sizde “bilimsel makaleleri okuyorum çok kitap okuyorum dersem yalan olur.çalışma ortamım buna müsait değil.” demişsiniz yani çokta hakaret etmemişim. lisans eğitimine tekrar başlama konusundaki önerim ise üforik olmakla birlikte bence anlamlı çünkü hala “Fakat şuna ben asla inanamam.Şizofrenide bipolar bozukluklarda ve başka psikiyatrik rahatsızlıklarda ilaç olmadan sadece konuşmayla iyileşme olur.İşte buna inanamam” mealinden düşünceleriniz var. Sayın hanımefendi bilim inanç işi değil bilgi işidir. Bilim adamları inanmak ya da inanmamak konusuna takılırlarsa bilim yapamazlar böyle bir şeyi bilmiyorum demeniz daha doğru olur bilen birisi varsa da gösterir ve hayut ispat eder olur biter…

MKD: Karışmayacaktım ama burada bal gibi demagoji var. Şizofreni ve BB’da ilâçsız, sâdece konuşarak tedavi olmaz; buna inanmamak iman değil, bilimsel imkânsızlık anlamındadır!

Lâle ArasHaziran 29th, 2009 19:14

Cevap yazdığınız için teşekkür ederim. Şimdi bir saatlik sâhil yürüyüşüne çıkıyorum. Bir ara cevap vereceğim. Şimdi bir başlarım gece yarısı olur. Bir ara çok kısa yazmaya çalışacağım. Kendim yoruldum,kendi yazılarımdan. Absürt bir açıklama oldu ama biraz kafamız dinlensin

Lâle ArasHaziran 30th, 2009 23:12

1) Psikiyatriye kıyasla normal insanın duygu düşünce ve davranışlarının psikolojinin uğraşı konusudur anlamında söyledim..Psikoloji insan ve davranışlarının inceleyen bilim dalı olduğunda elbet psikiyatri de işin içine girmekte.Klinik psikolog olmadığımdan ama asıl psikiyatri de çalışmadığımdan bunu söylüyorum..Fakat şimdiye kadar hastanede çok farklı bölümlerde çalışan biri olarak, tıbbi hastalıkların stres,depresyon ve şizofreni ve daha başka hastalık belirtilerine neden olduğunu biliyorum.Sıralama yaparken normalden ağıra derken bunları da kasteddim.Kişi kanserdir üzülür bu bir sorundur,bu üzüntü uyku beslenme insnalarla ilşkilerinin bozulması hayatan zevk almamaya doğru gittiyse depresyonu düşünebiliriz.Biri gelir karşına,şizofreni belirtilerini tanımlar.Fakat bu beyindeki bir tümörden kaynaklanıyor olabilir.Kişi trafik kazası geçirir başına saksı düşer felç olur konuşması bozulur huyu da değişebilir.Hasta sahibi hastanın,eskisi gibi olmadığını her şeye kolayca sinirlendiğini farklı biri olduğunu söyler,nedeni alzehimerdır.Ruhsal nedenlerle değil,fiziksel tıbbi nedenlerle huyu değişen bir hastaya konuşmayla nasıl yardım edeceksiniz?Bazen kişinin beynindeki tümör alınır ,şizofreninin de ortadan kalktığı görülür.Eşi alzehimer olduğu için ağlayan ve hastanin davranış değişiklikleri hastalığı nedeniyle çok zorlukları olan bir kişiye nasıl yardım edeceksiniz.Karşılaşacağı güçlükleri anlatarak nasıl davranması gerektiğini söyleyerek belki,öncelikle onu üsülune uygun dinleyrek elbette bu psikolojik yardımdır ve bunu küçümsenmesi benim için yanlıştır.Bir doktor kendi uğraşı alanına göre teşhis ve tadavi ile uğraştığından bunu istemeden de olsa küçümseyebilir.Gerekli görmez.Gerekli görmediği bu önemli şey yüzünden bazen psikoloğa yeterli imkanlar tanınmıyor..normal bir üzüntüden yani hafiften depresyona doğru derken bu düşüncelerden bahsetmek istedim.Normal derken bunu demek istedim.Normal kişi derken..bir sınavı kazanmak istiyorsunuz yıllarca kazanamıyorsunuz.üzüldünüz ama elbet hastalanmadınız,üzerine eklendi iş sorunları aile sorunları veya kişisel sorunlar,hastalanmadınız,ümidiniz var,zaman geçti halledemediniz yıllar geçti,ümidiniz ve enerjiniz artık tükenmeye başladı,yaşlandınız üstelik,ümit yok,yapmanız gereken ve şimdiye kadar ümidininzi her şarta karşı yitirmediğiniz halde,artık geriye dönmenin imkansız olduğu akşamın ufkundasınız.Normalden gittikçe daha ağırlaşarak biriken sorunlar üzüntüler,artık üzüntü olmaktan ziyade hormonlarınızı etkileyen bir hale geldi.Depresyona girdiniz girmek üzeresiniz.Kimileri de depresyonla değil farklı psikiyatrik hastalıklarla buna cevap verebilir.

Meslek seçiminde ki kararsızlık bazıları tarafından hafif bir sorun olarak gözükür.oysa yanlış ve uygunsuz seçimler kişinin hayatını çok değişik şekıllerde etkiler.ya mutsuz ve verimsiz biri olur ya da kişi depresyon bipolar bozuklukla veya başka bir şeyle cevap verir. anlayamadığınzı benim de anlatamamış odluğum şeyleri açıklamak için verdiğim sadece bir iki örnek bunlar.Hafifi ağırı yoktur sorunların hepsi ciddiye alınması gereken şeylerdir bu yaklaşım şikayet sahbine verdiğiniz değer ve saygıdır aynı zamanda.
Psikiyatri bir meslek sorunu ile uğraşmayabilir.O sadece yaşadığı kararsızlıkların kişinin sağlığını ne şekilde etkiledğini araştırır teşhis ve tedaviye karar verebilir.Psikolojik danışman ve psikolog ise kişinin en uygun mesleği seçmesinde yardım edebilir.Öneride bulunarak değil,kişiyi tanıyıp anlayıp kendisini de anlamasına yardımcı olarak.Burada hiçbir yüzeysellik yoktur bilimin ışığında eklektik bir anlayışla sanat uygulamak vardır.kişi arkadaşıyla amiriyle nasıl konuşacağını bilmez,kendini ifade etmekte yetersizlikleri vardır.Bir ufak sorun yüzünden hastanede başka bir kuruluşta bölüm birbirine girer nerdeyse,bölümden çıkar iş kurum karışır.Bu hafif diye adlandırılan sorunlar yüzünden bina yıkılır.
Klinik psikoloji üzerinde akademik eğitimim olmayabilir ama zengin bir bilgi ve görgüm var.Birtakım sorunlar bana bu deneyimi sağladı.Çocuk enfeksiyonda üç yıl kadar.nöroloji de beş yılçalıştım.İstanbul çapa tıp fakültesinde nöroğskoloji laboratuarında prof. Psikolog Öget Öktem Tanör ve diğer uzman nöropsikolog hanımla 6 ay çalıştım.tv si kapkacağı hiçbir şeyi olmayan bir lojman odasında bir arada üç ayı hastanede olmak üzere 6 ayım geçti,akşamları bir sürü ayrıntıyı içeren testlerim ve okuyacağım kaynaklardan başka bir uğraşım yoktu.
Kalp damar hastalarıyla bir anestezi uzmanının tezine yardım amaçlı bir yıl çalıştım.Alzehimer hastalarını,demansı , trafik kazası gibi nedenlerle felç geçirmiş konuşması bozulan afazı hastalarını da gördüm.hatta afazı hastasıyla çalışma bile yaptım
Kalp damar hastalarının hepsinin değil ama genelde çoğunun çok daha çabuk tepki veren kolay öfkelenen insanlar olduklarını da fark ettim
Şimdi radyason onkolojisindeyim.
Çok okumadığımı söyleyerek lisans eğitiminden bahsediyorsunuz da..
Ege psikoloji 88 mezunuyum. doğubeyazıtta annemler küçük olduğumdan okula almadıkları için beni beş yaşında müdüre yalvar yakar yazdırdıklarını söylerlerdi.İlk dönem okumayı pürüzsüz çözmüştüm.Birinci sınıfta elimden tutup beşlerin sınıfına okumamı örnek göstermek için götürdüklerini hatırlıyorum.Bana kocaman gelen öğrencilerden çok ürkmüştüm.Babam o yıl kütüphanede çalışmaya başlayınca benim de elimden kitap düşmeyip matematiği ihmal ettğimden kitap okuma yasağı gelmişti.sayılar bana bir anlam ifade etmiyordu.japon harfleri gibi süslü şeyler olarak görüyordum.İniş çıkışlı bir okul hayatım oldu,hiç sınıfta kalmadım.Edebiyatı sevdiğim halde babamın isteğiyle matematik bölümünü bitirdim.Psikoloji kendime uygun gördüğüm tek meslekti.tercih listemi babamın sonradan tepkisini çekmemesi için ona doldurttum.
Asıl hedefim akademik alanda devam etmek ve izmire geri dönmekti babamla pazarlık yaptık o Ankara nın daha yakın olduğunu söyledi.fakat mezun olduğum sene ölünce hayatımda çok fazla şey değişti. Samsun da pdr alanında girdim yüksek lisansa.Babamın ve annemin nasıl hangi şartlarda kaybettğimi ve yaşadığım zor durumları anlatıp uzatmayacağım
Fen edebiyat fakültesinde psikoloji bölümnde öğretim görevliliği sınavlarını kazandım.
Hastaneye nasıl düştüğümüde anlatmayacağım,her ayrıntıyı vermeden anlatırsam içimde kalır anlatırsam da uzar
Büyük şehirlerdeki kariyer hayalimi elimde olmayan sebeblerle gerçekleştirememe rağmen ,hastane de İlk tercih ettiğim iş alanı olmadığı halde ve yalnız kalmama aradığımı bulamama rağmen bütün yaşadığım her türlü zorluk diye tanımladığım şeyler bana akademik hayatın veremeyeceğinden çok daha zengin bir görüş katmıştır.ısrarla o zamana kadar psikoloğun asla kabul edilmediği şu an çalıştığım üniversite hastanesine giren ilk psikoloğum ben.üç dört yıl sonra zihinsel engelliler birimine bir psikolog geldi.sonradan oda hastane kadrosuna geçtiyse de ikinci olarak hastaneye gelebilen psikolog iki genç arkadaşım benden on yıl sonra gelmiştir.Biri başka birşehre tayinle gitmiştir.Onlar gelinceye kadar çok şeyler değişmişti .Yine de pek çok şey değişmemiştir.İlk ve tek psikolog olarak orada bulunduğumdan bölümler dışından da gelen farklı danışanlarla görüşme imkanım olduysa da …
Pdr de doktora eğitimiyle belediye konservatuarındaki tiyatro bölümü arasında nasıl tercih yaptığımı da es geçeceğim.4 yıl konservatuara devam edip diplomamı aldım.O sırada pratiğe ağırlık verildği halde kütüphanemin bir kısmı tiyatro kuramları ve kitaplarıyla doludur.Kimse onları oku demedi incik cincik okudum
Bütün bu farklı eğitimler bana farklı açılardan insanı anlamakta gözlemekte zenginlik kattı.
2) Depresyon ve bilşşsel terapi ile ilgili sorunuza yani ikinci maddeye gelirsem,bununla ilgili açıklamaları içeren bir kitabım var evde.ondan önce başka bir depresyonla ilgili kitabı okudum. bana daha çok hitap ediyordu.Kitap okumadığımı ima etmişsinizde o depresyonla ilgili kitabın ben bir defterin tamamına özetini geçirmişim.Kitabı okumak değil deftere yazmışım..Bir gün tekrar okumak kolay olsun diye..
3) Sorunuz anlamsız ,beni bu kadar cahil görmeniz de komik,düşündürücü üstelik.
4) Maddeyi birinci de açıkladım zaten.Umarım anlatabildim,umarım beni anladınız

Hem yüksek lisans hocalarımdan biri hem de şimdi öğretim üyesi olan master arkadaşlarımdan biri ben bilim sınavına girmekten korkuyorum derken,onlar da bana bazı zamanlarda biz senden korkuyoruz lale demişlerdir.Çünkü yüksek lisans sınavında referansım olmadığından beni almama olasılıkları çok büyük olduğu halde sorulara sadece tek kitaptan değil sayfası kaynağı tarihi ile çok çeşitli kitaplardan örneklerle karşılaştırmalı vermişimdir en yüksek puanı aldığım için girebildim.En yüksek puanı almış olmak diğerlerinden daha iyi olduğum anlamına da gelmiyor.Yüksek lisans tezim ‘’ üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ile akademik başarıları arasındaki ilişki’’ dir.
Öğretim görevliliği sınavında verdiğim kağıt için sosyolojiden bir öğretim üyesi yanıma gelip yüzkere o kağıt önüme gelsin yüzkere mührü ona basarım ben çok şeyler öğrendim o kağıttan demiştir.
Son yazdığınız yazıdaki sorunuza da izin verilirse daha sonra cevap vermek istiyorum. Saat 12 yi geçti Onların cevabı daha kısa olabilir.

Lâle ArasTemmuz 1st, 2009 21:32

Kısa yazmak şöyle dursun,dünkünden geri kalan kısmını devam ediyorum.
Dün yazdığım yazıyı, gözden geçirip gönderdiğim halde bazı kelimeleri eksik yazmış,bazı harflere de yanlış basmışım.Sanırım hızlı bir şekilde okuduğum ve ne yazmak istedğimi bildğim için okurken zihnimde eksiklerimi tamamlamış olmalıyım.Yine bazı cümleleri düşük kurmuşum,ama söylemek istediklerim anlamını yaklaşık olarak koruyor
Sayın O.kaya,
Benim biraz ‘’ mükemmeliyetçi ‘’ kişilik yapım vardır.O yüzden kendimi yeterli görmem. Bu açıklamalarımı dosta açıklar gibi amirime rakibime de açıklayıp günümü görebilir ama akıllanmayabilirim..Yine de çalıştığım kurumda ‘’ iyi ‘’ olarak tanınıyorum,pek çok kişiden de sevgi sözleri duyuyorum,buna şükrediyorum.
Aşırı iyi niyet ve dürüstlüğümü bana karşı koz olarak kullanıyorsunuz! Ama bilin ki dünyada ki kitapların yarıdan çoğunu okumuş bile olsaydım,okuduklarım yeterli değil diyebilirdim.Çünkü ben her şeyi okudum yeterliyim biliyorum demek,tamam bitti artık elimi ayağımı çekebilirim demektir.Bilim bitmeyen bir yolculuktur.Üstüne yeni bilgiler eklenir,bazı şeyler geçerliliğini kaybedebilir de…
Ben ‘’ inanıyorum’’ derken günümüz koşullarında gözlenebilen ,denenmiş,geçerliliği kabul edilmiş bilgilere inanıyorum demek istedim.”İnanıyorum” kelimesinin anlamında kendi deneyim , gözlemlerim ve mantığım da vardı.Ben sokaktaki insan değilim.Belli vasıflara siz tahmin edemiyorsanız bile, sahibim.Yattığım yerden yıldızlara bakarak,bu şu yöntemle tedavi olur,şu da bu yöntemle tedavi olur demedim.Bir papatya alıp elime beyaz yapraklarını tek tek kopararak,’’ böyle oluyordur’’ hayır ‘’ şöyle oluyordur’’ diye falda bakmadım.
Hastanemize ilk başladığım yıllardı,öğlen saati..kampüsün insanlardan uzak bir bölgesinde otların üstünde elimde bir kitap deniz manzaralı bir yerde oturmuştum. Baktım uzaktan beyaz gömlekli birisi ile bir vatandaş hastane binasından çıkmış bana doğru geliyor.Bana dikkatle de bakıyorlardı.o ıssız bölgede kalabalık insanların arasından çıkıp beni hedef almaları kafamda soru ve rahatsızlık hissi uyandırdı.Acaba burada oturmak yasak mı diyecekler ki dedim. Gerçekten de yanıma geldiler.Kadın olan ,bana ’’ ne yapıyorsun burada’’ dedi. ’’ Çalışıyorum ‘’ dedim.Duraksadı ‘’ sen beni kocamla mı aldatıyorsun ‘’ diye sordu.’’ Hayır,seni ilk defa görüyorum,kocanı da tanımıyorum, nasıl aldatayım’’ Kadının yüz mimikleri yumuşadı bir an için, rahatladı, başını beni onaylar gibi salladı..Arkasından ‘’ beni kocamla aldatıyorsun,değil mi sen’’ diye tekrarladı. Biraz önce de söyledim ya, aldatmadığımı? diye cevap verdim.beyaz gömlekli, kadını kolundan tuttu,hadi bu kadar gezinti yeter,servise dönelim dedi.
Yani,gel konuş istersen bu hanımla,nasıl konuşacaksın.Ben biriyle sohbet ederken ona faydam olsun isterim.Bir gelişme bir farklılık yaratsın isterim.Bunu görüp mutlu olmak isterim

Son yıllarda çok fazla B.bozukluk yaşayan,yaşamakta olan kişilerle de karşılaştım.Psikolog olduğum için değil.Ya eski yıllarda iş dışı etkinliklerimde ya da iş çevremde…Eğer benimle tesadüfen tanışmışlarsa dürüstlük ve güvene dayalı dostluk ilişkileri gelişti aramızda. Nedendir bilmem tanışmış olduklarımı çok severim.Onlarda beni..İş arkadaşlarımdan biri, kızının hastalık dönemlerini de birlikte yaşadığımız için,senin destek ve yardımlarını asla unutmayacağım der durur..O dönemlerde yanında olmama teşekkür eder aklına geldikçe..ben bir şey yapmadım aslında…o ilaçlarını aldığı için iyileşti.Kendileri de bunun bilincindedir.Annesinin yanında olmaktan çok, iletişimlerimizde ben, ortada ama daha çok hastaya yakın dururum.Hasta ise beni daha çok kendi yanında hisseder.Beni lale abla anlıyor sen anlamıyorsun der.Aslında haklı olan annedir ama kafakafaya vermiş olan bizizdir,biz haklı değil birbirimizi anlayanızdır.Fakat gel istersen onla mantık düellosuna gir,bir şey kazanamazsın avukat gbidir,çokta zekidir.Kazanmak istiyorsan güvenini kazanacaksın önce,bunun içinde doğal olacaksın,ne kendi doğrularından taviz vereceksin,ne de karşına alacaksın.Gereksiz yapmacıklı bir iltifata da sakın başvurma.Herhangi bir insanla kurman gereken sağlıklı iletişimden çok farklı bir şeye gerek yok.Belki biraz daha özenli olabilirsin o kadar.özentili ise asla değil.hepsini çok güzel ayırır.senden benden güzel ayırır.

o arkadaşım yani anne birinin bir çocuğunun herhangi bir problemi olsa beni önerir durur.fakat ben terapi yapmıyorum,danışma bile değil benimkisi.Sadece dostluktur.Bu dostluk elbette mesleki bilgi ve yeteneğimden çok fazla ışık alıyor.bazı samimi arkadaşlarım beni eleştirirler aşırıya kaçarlarsa veya kızdırırlarsa görüşmeme kararı alırım.Yine de onlar huzurlu bir liman aradıklarında benim yanıma gelirler.kendileri böyle ifade ediyor.psikolojik yardım görüşmesi dostlar arasında olmaz.fakat bazen bir arkadaşımın sorunlu bir, ergenlik yaşayan çocuğunu benim yanımda yaşamak için beş-12 ay kadar verseler çok fazla ilerleme katedileceğini düşünürüm.Böyle bir şey imkansızdır.Ama iletişimini düzeltmeyen anne baba,sorunları kemikleştiriyor.Pek çok sorunun iletişim bozukluğundan kaynaklandığını düşünüyorum ve birbirleriyle mantık yarışına girmekten,zıtlaşmaktan.

Hastanede 16 yıllık çalışma hayatımda hep var olan,fakat artık 65 yaştan geçen yıl emekli olan hastane müdürü bir büyüğüm vardı.Yıllar boyu benim sorunlarımı dinlemiştir.en küçük bir şeyde onun yanına kaçmışımdır.Annem ve babama asla benzemediği için onların yerini alamasada ,hastanede çalışan biri olarak görüşleriyle bana yardımcı olmuştur.beni daima dinleyerek olağanüstü sabır göstermiştir.tüm ailesi sağlıkçıdır ya hemşire ya da doktor.O da bana hep eski dostu psikiyatr Ali’ yle olan anılarını anlatır,dururdu..Anlattıklarını bir daha anlatırdı.. Çok severmiş onu..her yere birlikte giderlermiş..Oğlunun psikiyatr olmasını çok dilemişti.Fakat o asla istemedi.Tesadüf bir psikiyatr gelini oldu.
Ona bir gün dedim ki,beni hep dinlediniz ve ben sizi bazen saçma bazen de meslek sorunlarımla rahatsız ettğim için kendimi kınıyorum.Siz olmasaydınız bu hastaneden giderdim.Beni verdiği cevapla şaşırttı. tam akademik vasıflara sahip bir insansın burada istediğin ortamı bulamıyorsun ama burada çalıştığın iyi oluyor.Şimdi hertaraf karışık ve her yerde sıkıntı var.Sen rekabete giremezsin,kendi çıkarlarını ön plana almazsın politika bilmezsin..daha çok canın sıkılır.Seni muhakkak ki Allah koruyor..Seninle sohbetlerimiz diğer insanlarla sohbetlerimizden daha farklıydı ,o yüzden üstümde bir yük olmadın..Senin getirdiğin bütün kitapları okudum,bir sürü kitap okumuş oldum,onlardan da çok şey öğrendim.Son yıllarda gözleri yorulmuştu, bence beni dinlemekten de yorulmuştu ama en son aylarda bile ona bir şeyler getirdğimi biliyorum.Gözlüğünüzü de evden çıkarıp getirin artık, çok yavaş okuyun acele etmeden demiştim.Hatta sabırsızlanırsam bazı şeyleri ben okurdum.Ben de birilerine bir şey okumayı paylaşmayı seviyorum herhalde..bir kere de tanımadığım yeni gelen bir assistan da olduğu halde bazı çalışanlara çay odasında şiir okumuştum.Uzundu da ..Kimse de çıtını çıkarmamıştı.İsmini hatırlamadım Azrail kelimesinin çok geçtiği bir şiirdi.Odamdaki hemşire arkadaşlara da bazen bir şeyler okurum.Dinlemezler sansam da dinlerler.bazen de diğerleri gelir masamdaki kitapların ismini görüp gülenler olur.en son güldükleri kitap evlilik terapisiydi..kımseye evlilik terapisi filan yapacak değilim,anlamam da..ama kendilerine katkılarımın çok olduğunu söyleyenler de olmuştur..En son temizlik personelimize bir yazı okumuştum.Sıkılır sandım.Çok içten ve güzeldi demişti. onla küsüz,artık bizde çalışmıyor,barışasım geldi şimdi.

İlk tanıştığımızda onbeş yaşında olan ve aramızda onbeş yaş fark olan tiyatro çalışmalarında tanıştıktan sonra da beni hiç yalnız bırakmayan arkadaşım da bir gün , annesi sorduğu zaman, ona ’’ lale ile bizim sohbetlerimiz diğer arkadaşlarınki gibi değil hep onunla birlikte bir şeyler öğreniyoruz ‘’ dediğini söylemişti ve ardından da ekledi. lale tamam seninle bir şeyleri düşünüp irdeliyorduk ama son yıllarda iyice azıttın kendi konuşmalarımız yetmiyormuş gibi artık kitapları sesli okumaya internetten yazarların kitaplarını tahlil etmeye kadar vardırdın işi.Yuksek lisans derslerim ayrı bir de burada ders görüyoruz.Bu kadar yoğunluk ta artık çok ağır oldu.beş saattir okuyorsun, sıkmadın hatta özendirdin ama çok ağırlaştı artık bu dersler diye cevap verdi.Bana soracak olursanız birbirimizi dinleyip değer verdiğimiz arkadaşlarım olduğu için mutluyum.Bir de Nesli var ama uzatmayayım bu kadar savunma yetsin.:) size okuduğumu kanıtlamam gerekiyordu da sanki..
Sadete gelelim.
Osman Kaya
Siz öncelikle bir ‘’ insan ‘’ olduğunuz için değerlisiniz ama ondan da öte ‘’ meslektaşım’’ sınız. Siz benim kardeşim herhangi bir yakınım da olabilirdiniz.Sizi tüm bu nedenlerle incitmek,sizin’’ bana yaklaştığınızın aynısı ‘’ tarzda yaklaşmak,sizden de çok beni incitir.Uzun yazılarıma bakmayın,sessizimdir öne atılmayı sevmem,utanırım. gerçekte ise baskın bir karakterim.Kışkırtılmaya gelemem.Dururum dururum,son sözü söylerim ve artık son sözü ben söylemek haklı olmak istemiyorum,bunu da arkadaşlarım arasında başarıyor gibiyim..Ama yine de ‘’kışkırtılmak ‘’sabretmek istediğim bir şey değil.

Sizin mesleğimizi savunmanız,olumlu güçlü yanlarını vurgulamanız bana gurur verir. Şevkimi arttırır..Bir meslektaşımdan ses duymak eskiden hocalarımla arkadaşlarımla beraber olduğumuz eğitim ortamlarının kokusunu getirdi burnuma.Özlemimi arttırdı.İyiki de eleştirdiniz,böylece kendimi ve yazdıklarımı zor gelse de tekrar gözden geçirdim. Geri bildirim almak ,hiçbir yorum almamaktan daha güzel.Lütfen siz de kendinizi gözden geçiriniz,eksiklerinizi tamamlayınız.Bilgilerinizi ve okuduklarınızı deneyimlerinizle de kesinleştiriniz.Bakınız ‘’ bilen biri varsa gösterir ,ispat eder ‘’ diyorsunuz .Sizin bu ifadeniz benim ifademdeki ‘’ inanç’’ kavramından daha fazla, bu kavramın gerçek anlamına uyuyor.İnanmayınız,bunu bana siz gösteriniz,ben gurur duyarım.Veya inanıyorsanız bana neden böyle bir kanı içinde olduğunuzu anlatmaya çalışmanız bile yeterli olacaktır.

Sanırım ki buraya benim yanlışlarımı eksiklerimi bulmaya gelmediniz.Mesleğimizle ilgili yanlış bilgiler verildiyse düzeltiniz,doğru bilginizi söyleyiniz veya doğru bildiğinizi söyleyiniz.Ama:
Bunu yaparken kişiler hakkındaki öznel yorumlardan mümkün olduğunca kendinizi arındırınız.
Haklı olduğunuzu benim çok fazla okuyan biri olmadığım gibi bir yorumu ( bu yorumdur doğru bilgi değildir) eklemeden veriniz.Özellikle de olumsuz olan yorumlarınızı dost sohbetlerine ve danışma terapi ortamlarında kullanınız,psikolojik yardım görüşmeleriniz de yorum yaparken yerini zamanını iyi ayarlamanız gerektiğini ve kişinin reddetmesinin büyük olasılık olduğu durumlarda kullanmamanız gerektiğini söylememe sanırım gerek yoktur.
Her ne kadar psikolojik yardım ortamında olmasak ta bence günlük yaşamda da haklılık-haksızlık kelimesini sözlüğünüzden kaldırmaya çalışınız.Bizim kelimemiz ya anlıyor