ALIŞVERİŞ MERAKI

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 408 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Erkeklerden ziyâde kadınların alışverişe daha düşkün oldukları kültürler-üstü bir olgu. Erkekler daha çok ticarî ve meslekî harcamalar yaparken, kadınlar giyim kuşama, süse, makyaj mâlzemelerine, mücevherata para yatırıyorlar. Tabii ki iş kadınları da iş için harcama yaparlar, buna bir de bahsettiklerimiz eklenir.

Bir erkekle bir kadının alışveriş stillerinde de bâriz farklar vardır. Kadın çok ince eleyip sık dokur, mütereddittir, raflardaki bütün ayakkabıları indirttikten sonra kararsızlıktan dolayı “ben bir daha düşünüp tekrar geleyim” diyerek tezgâhtarın geçirmekte olduğu sessiz cinneti hiç fark etmeksizin dükkândan çıkabilir. Karar verdiyse, bu sefer de pazarlık faslı başlar, kasiyerin rengindeki beyazlığı hiç fark etmeksizin ilk söylenen fiyatın yarısını ödemeyi (o da kredi kartına beş taksitle) başarıp şen şakrak çıkar gider.

Erkek ise kolay sıkılır, çabuk karar verir, işi uzatmayı sevmez, kararsız kaldığında hepsini birden alır. Fiyatı fazla bulursa kısaca söyler, aldığı cevaba göre ya vazgeçer ya da kabûllenip öder. Pimpirikli erkeler ise, meselâ bir sürü ayakkabıyı değil, bir ayakkabının filânca rengini tutturur yâhut üzerindeki süslemenin deliklerinin sayısının fazlalığına filân takar. Tezgâhtarla münakaşa eder, hâttâ iş patronun gelmesine yol açacak sertliğe ulaşabilir.

Hastalıklı Alışveriş

Alışveriş bir hastalık hâlinde tezahür edebilir mi? Evet!

Bir hanımefendi düşünün. Mutsuz, hiç huzur bulamadığı bir evliliği sona erdireli seneler geçmiş ve yeni erkek arkadaşıyla beraber yaşamakta. Araları pek iyi değil, en önemlisi de saygı yok. Ne ayrılabiliyorlar, ne de geçinebiliyorlar. Kadıncağız önce mevcut kredi kartlarının limitini dolduruncaya kadar giyim kuşam alıyor. Bunu yaparken geçici de olsa, olağanüstü bir tatmin, bir rahatlama hissediyor. Hoşuna gidiyor bu iş, tekrar gidecek ama kredi kartları yetersiz. Malûm, bu aralar sokaklarda kredi kartı dağıtıyorlar. O da bir başka bankadan bir yenisini alıyor. Birkaç haftada onu da tüketiyor. Ev, çoğunu giymediği veya kullanmadığı bir sürü elbise, ayakkabı, çanta dolu. Erkek arkadaşı dalga geçmeye başlıyor…

Tabii ki ilk kartın ödeme zamanı gelip çatıyor! Ne yapsın, asgarisini ödeyip diğeriyle harcamaya devam ediyor. O da bitince bir başka kart alıyor ve… Artık o hâlde ki, ne zaman hacze veya tutuklamaya gelecekler diye sıkındı, endişe içerisinde ama hâlâ aynı şeyi yapmakta: Limiti dolan, asgarîsi ödenmiş ve ödenmekte olan ama deli gibi fâiz yiyen kartlar ve yenilerinin alınması!

Bu hanım depresif, tatminsiz ve âdeta kompulsif bir şekilde alışveriş yapıyor. Yaparken duyduğu hazzın yerini kısa zamanda çökkünlük ve pişmanlık alıyor, ta ki bir sonraki sefere kadar!

Başka bir örnek: O zamana kadar içine kapanık ve nispeten asosyal bir hayatı olan kırklı yaşlarının sonundaki bir âile babasında huy değişiklikleri orta çıkıyor. Daha çok kendine bakmaya, saçını boyatmaya, rengârenk giyinmeye meylediyor. En lüks dükkânlardan en pahalı elbiseleri, gömlekleri, çamaşırları satın almaya başlıyor. İkide bir arkadaşlarıyla buluşmaya gidiyor ve eve içkili vaziyette, geç saatte geliyor. Karısıyla ilişkisinde de canlanma, epeydir köhnemiş cinsel hayatında parlama olunca hâtun kişi de memnun kalıyor. Olanları andropoza bağlayıp kendini avutuyor. Ta ki bir gün bir Rus fâhişeyi koluna takıp eve getirinceye kadar! Şarkılar söylemekte, içmekte, karısından grup seksi istemekte ve çok parası olduğunu, mevcut enerjisiyle bütün kadınlarla yatabileceğini haykırmaya başlıyor. Çoluk çocuk aptala dönüyorlar; karısı reddedince de hayatının ilk dayağını yiyor. Bir sürü çıngardan sonra adamı akrabaların da yardımıyla psikiyatri servisine yatırılıyor. Teşhis manik atak. Birkaç haftalık tedaviden sonra düzeliyor ortalık ama o arada taktığı borçlar sebebiyle epey de başı ağrıyor adamcağızın.

Nereye Kadar Normâl?

Bu konuda, en baştan da belirttiğim gibi, erkeklerle kadınların normları ve tarzları farklı. Ama hülâsa, amacını aşmayan, ayağın yorgandan dışarı çıkmasına yol açmayacak, kişinin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısıyla zıt düşmeyen dozdaki alışveriş normâldir denebilir. Azı da, aşırısı da anormâl bu işin. Azı deyince de akla tedavisi âdeta imkânsız olan pintilik, nekeslik geliyor tabii. Böyleleriyle yaşayanlara ise Allah kolaylık versin demekten başka bir yol yok maalesef.

Nice sağlıklı alışverişlere…

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat
31 Temmuz 2006 Pazartesi

1 Yorum »

  1. sibel arslan

    24 Nisan 2007

    beni anlatıyorsunuz ama ne kendime ne eşime ne arkadaşıma itraf edebildim çok mutsuzum ben hiç mutlu olmadımki yada ben hatılamıyorum çok eskiden belki yada 1 saatlik anlık mutluluklar ….
    ben hastayım bunu biliyorum tutamıyorum kendimi bagün yine yaptım alışveriş. evde oğlum benden yemek beklerken ben alışveriş yaptım kendimden nefret ediyorum……………….çok pişmanım

  2. Yorumunuz mu var?