ABD’den E-mektup
Bu yazımda, ABD’den e-mektup yollayan genç bir dostumuzun mektubunu yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Sevgili Kerem Bey,
Türk dili üzerine yazdıklarınızı zevkle okuyorum. Kendi diline ve tarihine bu derece yabancılaşmış başka bir toplum var mı dünya yüzünde bilemiyorum. Ben şu anda Amerika’da doktora yapıyorum ve buraya gelmeden önce içinde bulunduğumuz durumun vahametini bu derece fark etmemiştim.
Bence şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu durum kendi tarihine ve diline yabancı olmakla ilintili, siz bunun zaten farkındasınız. ‘Bizi Avrupa’ya neden almazlar’ yazınızda buna değindiniz.
Şu anda aklıma gelen bir örnek, kendi dilimizi tüm potansiyeli ile bilmemekten dolayı yabancı dil öğrenmemizin de zor olduğu. Benim burada birçok Türk öğrencide özellikle İngilizce’yi 20 yaşlarından sonra öğrenenlerde gördüğüm İngilizce konuşma düzeyi, genelde bir Arap veya İranlı’dan daha kötü (bu ülkeleri ortak bir tarihi paylaştığımız için örnek olarak veriyorum). Ben bunu Türkiye’de edebiyata çok yabancı olmamıza bağlıyorum. Kendi dilimizde kendimizi ifade etme sınırlılıkları yaşadığımız için bu bizi başka bir dilin içinde de aynı soruna itiyor. İranlı veya değişik Arap ülkelerinden gelen öğrencilerle konuştuğumda birçoğunun dil düzeyi bizlere göre daha iyi. Tanıdığım birçok İranlı, Mesnevi’den hikâyeleri ezbere biliyor.
Bunun yanında Anadolu liseleri ve özel kolejlerle Türkçe’nin neredeyse tamamen öğretim dili olmaktan çıkarılması var. Görünüşte belki biz Kurtuluş savaşını kazandık ama kendi elimizle Batı’nın üzerimize empoze ettiği değerleri ülkemize getirdik. Hatta işi o kadar ileri götürdük ki, aynı Batı’nın önünde dileniyoruz ‘bizi içinize alın’ diye. Birazcık tarih bilsek ‘Batı da kim oluyor’ diyebilirdik. Bunun yerine, dilenmeye katılmayanları vatan haini ilan ediyoruz.
Sevgi ve saygılarımla.”
Başka söze ne hacet?
Prof. Dr. Mehmet Kerem DOKSAT


Atillâ İlhan’ı anmamız gereken bir nokta..
”Avrupa ve ABD batılılaşmak dendiği zaman batı diplomasisi altında ezilmeyi anlar
Oysa Atatürk’ün batılılaşmaktan anladığı şey endüstrileşmek, eğitim seferberliği ve bilimde ilerigitmektir.
Batı’nın Atatürk’ün ifade ettiği bu batılılaşmaya destek olması mümkün değildir
Ama bizim hatamız Atatürk’ün vefatından itibaren, batılılaşma anlayışımızı ABD ve AB’ninki haline getirmemizdir…”
Saygılarla
Japon TEPCO Sinop’tan vazgeçti
Enerji Bakanı Yıldız, Japonya ile yapılan nükleer santral görüşmelerinde, Japon firması TEPCO’nun süreçten çekildiğini söyledi. Japonya 2050’ye kadar tüm nükleer santrallerini kapatmaya karar vermişti.
JAPONYA NÜKLEERİ BIRAKIYOR
Japonya 2050’ye kadar tüm nükleer santrallerini kapatmaya karar vermişti. Japonya’da yaklaşık beş ay önce meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve tsunaminin ardından, Fukuşima santralinde nükleer felaket yaşanmıştı.
Japonya’da, 9 büyüklüğündeki 11 Mart depreminden sonra 54 nükleer elektrik santralından 35’i çalışmayı durdurmuştu. Depremin vurduğu orta kesimdeki ana ada Honşu’nun doğusunda Büyük Okyanus’a yakın Fukuşima nükleer santralı büyük ârıza ve sorun çıkarmıştı. Bölge halkı nükleer sızıntı tehlikesi nedeniyle tahliye edilmişti.
- Mersin Akkuyu’daki nükleer santral için Rus’larla anlaşan Türkiye, Sinop’ta sürpriz yaşadı.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sinop’ta kurulması planlanan nükleer enerji santraline ilişkin, teklif verenlerden TEPCO’nun bu süreçten çekildiğini söyledi.
Bakan Yıldız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerini makamında kabûl etti ve kabûl sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Japon hey’etin Türkiye’ye geldiğini hatırlatarak, görüşmelerin ne aşamada olduğunu sorması üzerine Yıldız, geçen haftanın sonunda Japon hey’etinin Türkiye’ye geldiğini ve depremde zarar gören Fukişima Nükleer Santralı’ndaki son gelişmeleri kendilerine aktardığını söyledi.
Müzâkerelerde Türkiye’ye teklif veren ve Fukişima’nın işleticisi olan TEPCO’nun bu süreçten çekildiğini belirttiğini ifade eden Yıldız, şöyle devam etti:
”Japonya’nın teklifi Türkiye’de özellikle yapımı, inşaat teknolojisiyle beraber, finansmanı ve işleticisi olarak 3 temel ayaktan oluşuyordu. TEPCO’nun çekilmesi, bu süreç için önemli bir gelişmedir. Ancak Japonya Hükümeti, özellikle yetkili kişisiyle beraber müzakerelere devam etmek istediklerini belirttiler. Bunun için de yeni bir model teklif edeceklerini bize söylediler. İşletmenin, şu an birçok nükleer santralin işletmecisi olan TEPCO’nun olmaması önemli bir gelişmedir. Bundan sonraki süreçte neler olacak derseniz, biz esnek işbirliği alternatiflerini değerlendireceğimizi kendilerine belirttik.”
‘DAHA FAZLA ZAMAN KAYBETMEK İSTEMİYORUZ’
Zaman kaybetmek istemediklerini vurgulayan Yıldız, bu hususta Japon’ların teklifini hızla değerlendirerek, bunu kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi.
Görüşmelerin, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı geciktiğini, Mart ayının sonuna çok az bir süre kala Fukuşima kazasının gerçekleştiğini ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:
”Daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz. Japonya’nın başındaki bu sıkıntıyı son derece makûl karşılamaya şu ana kadar gayret ettik. Uluslararası ilişkilerdeki nezaketimizi sürekli koruduk ama bir yandan zaman akıyor, bir yandan normâl hayat devam ediyor. Türkiye büyüyor, gelişiyor ve değişiyor. Bizler de tabii ki ihtiyacımızı zamanında karşılamak üzere tedbirlerimizi alacağız. Kısa süre içinde değerlendireceğimizi söyleyebilirim.”