<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>ÇANAKKALE yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/canakkale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/canakkale/</link>
	<description>HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNINA HOŞ GELDİNİZ...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 22:30:11 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Ruhcan tarafından</title>
		<link>http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/canakkale/comment-page-1/#comment-31806</link>
		<dc:creator>Ruhcan</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2011 20:44:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.keremdoksat.com/?p=40#comment-31806</guid>
		<description>Kaleminize, aklınıza sağlık, ne kadar doğru bir tesbit: &quot;Özüne sövüp kendini aşağılamak, “gâvura” p&lt;strong&gt;e&lt;/strong&gt;restij etmek moda olmuş&quot;... Hep aşağılık kompleksi içinde olma hâli yaratmak nasıl bir başarı!

&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Büyük İskender&#039;in&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; bile Truva&#039;da tümülüsleri ziyâret edip, &quot;neden benim ülkemin böyle kahramanları yok? Gıpta ediyorum&quot; vb. diyerek saygı gösterdiği, günlerce ayrılamadığı &quot;Troya&#039;lıların Öcünü Aldık&quot; diyen. Evet, bu sözü söyleyen de &quot;Büyük entelektüeldi&quot;. Arapça ve Farsça’nın yanı sıra, o tarafı pek bilinmez, İtalyanca ve Rumca bilirdi. Felsefeye meraklıydı. Milât&#039;tan önceye âit Yunanca elyazmaları okurdu. Filozofları etrafına toplar, Peripatosçuların, Stoacıların ilkelerini, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Platon’u&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Aristoteles’i&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; tartışırdı. Coğrafyaya düşkündü. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Batlamyus&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; olarak tanınan &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Claudios Ptolemaios’un&lt;/em&gt; Geographia’sını&lt;/strong&gt; incelerdi. Geographia’da bölük pörçük yer alan haritaları bütün hâline getirtip yayınlattı. Akdeniz, Ege ve Adriyatik’in girintilerini çıkıntılarını, derinliklerini, adalarını, âdeta avucunun içi gibi bilirdi. Astronomiyle ilgiliydi. Özellikle, Almagest’in Lâtince tercümesine… Efsâne&lt;strong&gt;vî&lt;/strong&gt; astronom &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ali Kuşçu’nun&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; tâ 1438’de hazırladığı yıldız kataloglarını, matematik teorilerini yutardı. Bizans’a âit kitapların kolleksiyonunu yapardı. Ayasofya’ya dâir neredeyse yazılmış tüm orijinal eserleri biriktirmişti. İstanbul’un Konstantinopolis dönemine âit en eski şehir haritası, ondaydı. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Büyük İskender’in&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; biyografisi Anabasis’in kopyası kütüphânesindeydi. Ve, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Homeros’un&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; İlyada’sı… Hâttâ, İlyada’dan o kadar etkilendi ki, kalkıp Truva’ya gitti. Kalıntıları gezdi. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Akhileus’un&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hektor’un&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; mezarları hakkında bilgi aldı. Kahramanlıklarını saygıyla andı. Truva’nın konumunu, denizle-karayla ilişkisinin stratejik yararını inceledi. İstanbul’un fethini Truva’nın rövanşı olarak görürdü. Tıpkı, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Mustafa Kemâl&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; gibi… &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Atatürk&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; de, 9 Eylül’de “Hektor’un öcünü aldık” demişti. Neyse… Hobileri vardı. Denizi çok severdi. Balıkçılık üzerine yazılmış belki de en eski kitap, Halieutika’yı okurdu. Hipokrat’ı, lir san&#039;atını, hayvanların özelliklerini, değerli taşlar üzerine derlemeleri elinden düşürmezdi. Kültür adamıydı. San&#039;atçı hâmisiydi. Edebiyatçılara kol kanat gererdi, ödüllendirirdi. Şâirdi. Takma isimle şiirler yazardı. Mimariyi önemserdi. Evlerini Alla Turchesca, İran, Karaman, AllaGreca tarzında inşâ ettirmişti. Din, millet ayırmazdı. Galata’daki San Pietro kilisesine gidip, âyin bile seyrederdi. Yahudi, Rum fark etmez, ustalıklarıyla dostluk kurardı. İtalyan ekolünü beğenirdi. Portresini de İtalyan ressama yaptırdı zâten… Hâttâ biz sâhip çıkmadığımıziçin, en ünlü portresi şu anda, &lt;strong&gt;Londra’da&lt;/strong&gt; Victoria Albert Müzesi’nde sergileniyor. Aslında, National Gallery’de olduğunu yazarlar ama değil… Üzerinde resmi bulunan madalyonlarla beraber sergilensin diye, Victoria Albert’e getirildi.

Evet, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Fatih&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; o…

&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Fatih Sultan Mehmet&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;.

&quot;Fatih Câmii’nde yatıyor&quot; diyen, Hürriyet Gazetesi yazarı &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yılmaz Özdil&#039;e&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; de saygı ve şükran duygularımla...

Düşünün, boğaza giren ilk zırhlının adı, Agamemnon! Tarihsel komplekse ve hesaba bakın ki adı Agamemnon... 

&quot;Mondros Antlaşması gereği &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Atatürk&#039;ün&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; komutanı olduğu Yıldırım Orduları Grubu ile 7. Ordu dağıtılınca Osmanlı hükûmeti tarafından &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Atatürk&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; İstanbul&#039;a çağrıldı.

13 Ekim 1918 günü, Adana treninden inip de Haydarpaşa Rıhtımı&#039;na ayak basınca karşılaştığı manzara şudur: 55 düşman gemisi, zafer bayraklarını açarak İstanbul Limanı&#039;na girmektedirler. Bütün karşı sâhiller Rumlar&#039;ın, Yahudiler&#039;in, Levantenler&#039;in sarhoş çığlıkları ve palikarya nâraları ile çınlar. Ama bu manzara karşısında, bu hava içinde, kılı bile kıpırdamadan, &quot;&lt;strong&gt;geldikleri gibi giderler&lt;/strong&gt;&quot; dedi! Nitekim bir gün geldi, bütün gemiler geldikleri gibi gittiler. Hem de onun gönderdiği askerleri selâmlayarak... Sarhoş çığlıkları ise ebediyen sustu...&quot; (Tarih Dersleri-Atatürk: Geldikleri Gibi Giderler-Blogcu.com)

Ama &quot;geldikleri gibi giderler&quot; diyen Ulu öndere saygı duymamak elde mi?

Hasbelkader aynı duygularla 20 yıl ve üstü, &quot;Troya Önünde Atlar&quot; tema adını kullanarak (Melih Cevdet Anday&#039;ın şiirinin başlığı, 1. koşu, II. Ağu, III. Düş, IV. Dönü, V. Fal , VI. Sevi başlıklı bölümleri olan o güzelim şiirin başlığı; Troya Önünde Atlar kendi kültürümüze, kültürel coğrafyamıza âit bir destanı işleyerek resimler yapıyorum... Ve yapmaya devam edeceğim...

Ressam 
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ruhcan Akil&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;&lt;em&gt;MKD:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Teşekkürler &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sayın RA&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kaleminize, aklınıza sağlık, ne kadar doğru bir tesbit: &#8220;Özüne sövüp kendini aşağılamak, “gâvura” p<strong>e</strong>restij etmek moda olmuş&#8221;&#8230; Hep aşağılık kompleksi içinde olma hâli yaratmak nasıl bir başarı!</p>
<p><strong><em>Büyük İskender&#8217;in</em></strong> bile Truva&#8217;da tümülüsleri ziyâret edip, &#8220;neden benim ülkemin böyle kahramanları yok? Gıpta ediyorum&#8221; vb. diyerek saygı gösterdiği, günlerce ayrılamadığı &#8220;Troya&#8217;lıların Öcünü Aldık&#8221; diyen. Evet, bu sözü söyleyen de &#8220;Büyük entelektüeldi&#8221;. Arapça ve Farsça’nın yanı sıra, o tarafı pek bilinmez, İtalyanca ve Rumca bilirdi. Felsefeye meraklıydı. Milât&#8217;tan önceye âit Yunanca elyazmaları okurdu. Filozofları etrafına toplar, Peripatosçuların, Stoacıların ilkelerini, <strong><em>Platon’u</em></strong>, <strong><em>Aristoteles’i</em></strong> tartışırdı. Coğrafyaya düşkündü. <strong><em>Batlamyus</em></strong> olarak tanınan <strong><em>Claudios Ptolemaios’un</em> Geographia’sını</strong> incelerdi. Geographia’da bölük pörçük yer alan haritaları bütün hâline getirtip yayınlattı. Akdeniz, Ege ve Adriyatik’in girintilerini çıkıntılarını, derinliklerini, adalarını, âdeta avucunun içi gibi bilirdi. Astronomiyle ilgiliydi. Özellikle, Almagest’in Lâtince tercümesine… Efsâne<strong>vî</strong> astronom <strong><em>Ali Kuşçu’nun</em></strong> tâ 1438’de hazırladığı yıldız kataloglarını, matematik teorilerini yutardı. Bizans’a âit kitapların kolleksiyonunu yapardı. Ayasofya’ya dâir neredeyse yazılmış tüm orijinal eserleri biriktirmişti. İstanbul’un Konstantinopolis dönemine âit en eski şehir haritası, ondaydı. <strong><em>Büyük İskender’in</em></strong> biyografisi Anabasis’in kopyası kütüphânesindeydi. Ve, <strong><em>Homeros’un</em></strong> İlyada’sı… Hâttâ, İlyada’dan o kadar etkilendi ki, kalkıp Truva’ya gitti. Kalıntıları gezdi. <strong><em>Akhileus’un</em></strong> ve <strong><em>Hektor’un</em></strong> mezarları hakkında bilgi aldı. Kahramanlıklarını saygıyla andı. Truva’nın konumunu, denizle-karayla ilişkisinin stratejik yararını inceledi. İstanbul’un fethini Truva’nın rövanşı olarak görürdü. Tıpkı, <strong><em>Mustafa Kemâl</em></strong> gibi… <strong><em>Atatürk</em></strong> de, 9 Eylül’de “Hektor’un öcünü aldık” demişti. Neyse… Hobileri vardı. Denizi çok severdi. Balıkçılık üzerine yazılmış belki de en eski kitap, Halieutika’yı okurdu. Hipokrat’ı, lir san&#8217;atını, hayvanların özelliklerini, değerli taşlar üzerine derlemeleri elinden düşürmezdi. Kültür adamıydı. San&#8217;atçı hâmisiydi. Edebiyatçılara kol kanat gererdi, ödüllendirirdi. Şâirdi. Takma isimle şiirler yazardı. Mimariyi önemserdi. Evlerini Alla Turchesca, İran, Karaman, AllaGreca tarzında inşâ ettirmişti. Din, millet ayırmazdı. Galata’daki San Pietro kilisesine gidip, âyin bile seyrederdi. Yahudi, Rum fark etmez, ustalıklarıyla dostluk kurardı. İtalyan ekolünü beğenirdi. Portresini de İtalyan ressama yaptırdı zâten… Hâttâ biz sâhip çıkmadığımıziçin, en ünlü portresi şu anda, <strong>Londra’da</strong> Victoria Albert Müzesi’nde sergileniyor. Aslında, National Gallery’de olduğunu yazarlar ama değil… Üzerinde resmi bulunan madalyonlarla beraber sergilensin diye, Victoria Albert’e getirildi.</p>
<p>Evet, <strong><em>Fatih</em></strong> o…</p>
<p><strong><em>Fatih Sultan Mehmet</em></strong>.</p>
<p>&#8220;Fatih Câmii’nde yatıyor&#8221; diyen, Hürriyet Gazetesi yazarı <strong><em>Yılmaz Özdil&#8217;e</em></strong> de saygı ve şükran duygularımla&#8230;</p>
<p>Düşünün, boğaza giren ilk zırhlının adı, Agamemnon! Tarihsel komplekse ve hesaba bakın ki adı Agamemnon&#8230; </p>
<p>&#8220;Mondros Antlaşması gereği <strong><em>Atatürk&#8217;ün</em></strong> komutanı olduğu Yıldırım Orduları Grubu ile 7. Ordu dağıtılınca Osmanlı hükûmeti tarafından <strong><em>Atatürk</em></strong> İstanbul&#8217;a çağrıldı.</p>
<p>13 Ekim 1918 günü, Adana treninden inip de Haydarpaşa Rıhtımı&#8217;na ayak basınca karşılaştığı manzara şudur: 55 düşman gemisi, zafer bayraklarını açarak İstanbul Limanı&#8217;na girmektedirler. Bütün karşı sâhiller Rumlar&#8217;ın, Yahudiler&#8217;in, Levantenler&#8217;in sarhoş çığlıkları ve palikarya nâraları ile çınlar. Ama bu manzara karşısında, bu hava içinde, kılı bile kıpırdamadan, &#8220;<strong>geldikleri gibi giderler</strong>&#8221; dedi! Nitekim bir gün geldi, bütün gemiler geldikleri gibi gittiler. Hem de onun gönderdiği askerleri selâmlayarak&#8230; Sarhoş çığlıkları ise ebediyen sustu&#8230;&#8221; (Tarih Dersleri-Atatürk: Geldikleri Gibi Giderler-Blogcu.com)</p>
<p>Ama &#8220;geldikleri gibi giderler&#8221; diyen Ulu öndere saygı duymamak elde mi?</p>
<p>Hasbelkader aynı duygularla 20 yıl ve üstü, &#8220;Troya Önünde Atlar&#8221; tema adını kullanarak (Melih Cevdet Anday&#8217;ın şiirinin başlığı, 1. koşu, II. Ağu, III. Düş, IV. Dönü, V. Fal , VI. Sevi başlıklı bölümleri olan o güzelim şiirin başlığı; Troya Önünde Atlar kendi kültürümüze, kültürel coğrafyamıza âit bir destanı işleyerek resimler yapıyorum&#8230; Ve yapmaya devam edeceğim&#8230;</p>
<p>Ressam<br />
<strong><em>Ruhcan Akil</em></strong></p>
<p><strong><em>MKD:</em></strong> Teşekkürler <strong><em>Sayın RA</em></strong>.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>murat yüce tarafından</title>
		<link>http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/canakkale/comment-page-1/#comment-31669</link>
		<dc:creator>murat yüce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2011 08:14:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.keremdoksat.com/?p=40#comment-31669</guid>
		<description>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hocam&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;,

Çok güzel bir noktaya değindiniz. Maâlesef zamâne insanının derdi sâdece para, mal, makam ve mevki oldu. Yazık...

300 bin kişi neden gözünü kırpmadan kurşunun önüne kendini attı?
Bunu hiç unutmamalıyız.
Elinize sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Hocam</em></strong>,</p>
<p>Çok güzel bir noktaya değindiniz. Maâlesef zamâne insanının derdi sâdece para, mal, makam ve mevki oldu. Yazık&#8230;</p>
<p>300 bin kişi neden gözünü kırpmadan kurşunun önüne kendini attı?<br />
Bunu hiç unutmamalıyız.<br />
Elinize sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
</body>
</html>
