Filadelfiya’da bir Azerî, Malatya’da bir Kongre
Evrimle ilgili yazılara bir fâsıla ve birkaç paylaşım.
Amerikan Psikiyatri BirliÄŸi kongresi için Filadelfiya’dayız. AkÅŸam yemeÄŸinden dönerken ÅŸoför sohbetimize katılıyor, Türkçesi de düzgün. İran Azerîsi olduÄŸunu, ilk çocuÄŸundan sonra karısının ikinciye hâmile olduÄŸunu anlatıyor. Åžiî olduÄŸunu söylüyor. ‘Burada epey Türk var ama maâlesef çalışmaktan mı ne, pek dayanışma yok‘ diyor.
Gece yarısından sonra ekmek parası için direksiyon sallayan bu fakir insan bütün ısrarımıza rağmen bizden para almıyor.
Ne bir daha karşılaşacağız, ne en ufak bir menfaâti var!
Malatya’da Sosyal Psikiyatri Kongresi’ndeyiz.
Brezilya ile ilk maçın oynandığı saatlerde iki grubun panelleri var. Erken saate ve maç muhalefetine rağmen dinleyici sayısı fena değil.
İlk panelde globalizasyonun götürdükleri tartışılıyor, millî mânevî deÄŸerlerin kaybedilmemesi gerektiÄŸi vurgulanıyor. İkinci panelde bendeniz saldırganlığın evrimsel kökenlerini, bir arkadaşımız da silâhlanmanın götürdüklerini anlatıyoruz. Ertesi gün rüzgâr farklı esiyor ve Ermeni, Kürt ve diÄŸer etnik grupların hakları konuÅŸuluyor. Psikiyatriyi Marksizm’le psikanalizin el ele veriÅŸinin kurtaracağı şâheserini, bir baÅŸka dostumuzun ‘tabii ki Materyalizm bazında olan, tasavvufla psikanalizi kucaklayacak yeni bir paradigmanın psikiyatrinin geleceÄŸini oluÅŸturacağı‘ müjdesi takip ediyor.
Jung’dan, arketiplerden bahsediliyor.
‘Yâhu, dün ben evrimsel psikiyatri anlatırken bütün bu zevat nerelerdeydi?‘ sualime aldığım cevap beni hâlâ gülümsetiyor: “Ulus devletin takımının maçını izliyorduk“.
Kupadaki her maçla insanlar sokaklarda, kırmızı beyaz bayrağımız bütün âlemde sallanıyor, salınıyor. Millî gururumuzun ne kadar acıkmış olduğunu görüyorum.
Maslowien anlamda, temel güvenlik ihtiyacımız bile ekonomo-politik belirsizlikten dolayı sarsılmış olmasına rağmen, âidiyet ve mensubiyet duygumuzun ne kadar güçlü olduğunu müşahede ediyorum.
Filadelfiya’daki Türk’ü hatırlıyorum, gözlerim doluyor.
Etnik kökenlerimdeki karmaÅŸaya hiç aldırış etmeksizin Türklüğüm’le gurur duyuyorum.
  Biz, biziz…
     Kültürel evrimimizi hızlandırmak da hepimizin vazifesi.
       Sevgiyle, saygıyla, selâmla.
Mehmet Kerem DOKSAT

