Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1899 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

GÖKKUŞAĞINI YAKALAMAK

Hakikâti ararken bunalmak, tam “işte, şimdi buldum” dediğinde içindeki pası görüp cilâya aldanmamayı başarmak ama gene, tekrar, arayış rüzgârının sizi savurmasına müsaade etmek zorunda kalmak…

Asla bitmeyecek bir arayış, koşuşturma, eleştirme, keşif hezeyanının yanından geçip, gene bulamamış olduğunu fark etmiş olmanın hüzünlü tâlihini yaşama…

Hakikât tıpkı gökkuşağı gibi! Tam bir karadelik o, dayanılmaz câzibesi ile sizi çeker.

Bembeyaz o, çünkü bütün renkleri ihtiva eder ve onları karıştırırsanız elinizde aklık ve paklık kalır.

Ve ulaşılmaz o, ne kadar yaklaşsanız o kadar uzaklaşır, hiç bir zaman yakalayamazsınız, bir anda kayboluverir.

Gökkuşağı

Çünkü aslında bir yanılsamadır gökkuşağı, güneşin nûrunun suyun damlacıklarından süzülmesiyle oluşmuş ilâhî bir güzelliktir, mevcuttur ama varlığı yoktur.

Kolaycı ve indirgeyici kafalar için ise, gökkuşağı diye bir mes’ele yoktur. Başkalarının fikirlerini, ideolojilerini, hazırlop sunuluvermiş “brainnet”lerini kolayca benimserler; başka her türlü düşünceye düşman birer fanatik, sekter, hâttâ yobaz olurlar. Bunların renk ve istikametleri çok farklı tezâhür edebilir: Solcu, sağcı, ırkçı, Freudcu, Darvinci, Müslüman, Hristiyan, Ateist…

Her kılığa bürünebilirler ama ana yapı aynıdır: İndirgeyicilik, hizipçilik ve kendinden olmayandan nefret etmeyi bir kaba koyup iyice çalkalayın, üzerine de biraz sevgisizlik ekleyin, işte mâmûlünüz hazır! Bilimle uğraşanları kendi ekollerinin hâricindekilere düşmanlık ederler, politikada yer alanları farklı düşünenleri ellerinden gelince öldürürler, asla demokrat olamazlar.

İşin vahim yönü, pek çok alanda en faâl ve örgütlü olanlar da brainnetçilerdir. Kendilerini aşmak çabaları olmadığı için, enerjilerini kendi dünya görüşlerini diğerlerini yok ederek yaymak amacıyla harcarlar.

Gökkuşağını yakalamak için çabalayanlara gelince…

İnsanoğluna yeni ve güzel şeyleri hediye edenler hep onlardır.

Genellikle de kalabalığın içinde yalnızdırlar.

Bir sosyolojik teoriye göre, onlara “kognitif azınlık” denir, “moral çoğunluğun” dâima birkaç adım ve 40–50 sene önünde yürürler.

   40–50 sene sonraki moral çoğunluk da, onların yarattıklarını bir güzel kullanırken…

      Yeni kognitif azınlık mensuplarına sırt çevirmeye devam eder.

            Ve bu devran böyle döner…

                  Gökkuşağı, nerelerdesin?

Mehmet Kerem Doksat

1 Yorum

Cengiz SÜERKasım 7th, 2010 00:44

Sevgili Üstâdım,

40-50 sene sonraki moral çoğunluk içinden, mutlaka (azınlık da olsa) kognitif’ler çıkacaktır. Evet, sana katılıyorum; kalabalık içinde yalnızdırlar, birçok insan onların sabırlarına, davranışlarına garipseyerek ve hâttâ zaman zaman acıyarak bakıyor olabilir. Ve bu devran böyle dönerken belki de (dilerim) kognitif’lerin sayısı, moral çoğunluğun üzerine çıkabilir. Ha tabii “kalabalığın içinde yalnız” kalanların ruh hâli senin konun, ben anlamam. Ancak bunun altından kalkabilmek için ya çok sağlam bir kişilik, ya da (veya aynı anda) aynı düşüncedeki dost sayısının makûl seviyede olması gerekmez mi? (Aksi taktirde senin hasta sayısında büyük artış olacaktır :) ).

Sevgiyle kal.

MKD: Aynen Sevgili CS.

Yorum Yapın

Mesajınız