Tekrar Kıbrıs
Bu yazi toplam 178 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.
Dünyanın %90’ının onaylamadığı emperyalist bir harbin arifesindeyiz. Mustafa Balbay nefis bir makale yazmış. Başbakan olmayan muktedirin Rauf Denktaş aleyhinde ettiği inanılmaz lâfların üzerine o haysiyetli dâvâ adamının çektiği rest, bu makaleyi kendi fikirlerimle harmanlayarak sizlerle paylaşmayı farz kıldırdı.
Önce Tümgeneral Andonis Andoniadis’in demeci “Babam Türkiye’nin baskısını yaşadı. Kızım artık Türkiye tehdidini hissetmiyor. Torunum bunları hiç bilmeyecek. Ege’ye ilişkin kişisel görüşüm şu: Ege’nin iki yakası bir araya gelmeden, Türkiye ile Yunanistan’ın iki yakası bir araya gelmez. Dünya silâhlanma sıralamasında Yunanistan 4., Türkiye 5. sırada… Silâha giden paraların ekonomiye, toplumsal refaha gitmesini, asker dâhil herkes ister. Ege’deki sorunlar hukukâ ve teorik iddialardır, Kıbrıs çözülürse tümü çözülür.”
Öcalan’ı önce ülkesinde sonra Kenya’daki büyükelçiliğinde besleyen Yunanistan, “terör destekçisi” kimliğinden Türkiye’nin aymazlığı sâyesinde sıyrılıp, sırtını da AB’ye dayayıp istediği her şeyi yaptırabileceğini düşündüğü bir iklim yakaladı. Türkiye’dekiler de bu iklime oksijen taşıyor.
Simitis’in Kopenhag’dan sonra, “Helenizm’de önemli bir ivme kazandık” demeci çoğu kimsenin dikkatinden kaçtı. Bakın, Yunanistan, kurulduğu 1830 yılından bu yana tam 7 defâ nasıl büyümüş:
* 24 Nisan 1830 Londra Protokolü’yle, Mora ve çevresinde 47.516 Km2’lik yüzölçümüyle Yunanistan kurulur.
* 8 Nisan 1865’te Osmanlı ile İngiltere arasındaki İstanbul Antlaşması’yla, 7 ada Yunanistan’a verilir. Yüzölçümü %5.6 artıp 50.211 Km2 olur.
* 2 Temmuz 1881 İstanbul Antlaşması’yla, Tesalya ve Epiri’nin Narda bölümü Yunanistan’a verilir. %33.9 artıp 67.272 Km2 oldu.
* 30 Mayıs 1913 Londra Barış Antlaşması’yla, Selânik, Güney Makedonya’nın bir bölümü ve Girit verilir. %44.6 artarak, 97.223 Km2 olur.
* 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması’yla Drama, Kavala ve çevresi verilir. %5.6 artar, 102.730 Km2 olur.
* 13 Şubat 1914’te Londra Büyükelçiler Konferansı’yla, Gökçeada, Bozcaada, Menteşe Adaları, Rodos ve Meis dışındaki işgâl ettiği bütün adalar verilir. %5.4 artarak 108.311 Km2 olur.
* 27 Kasım 1919’da Neuilly Antlaşması’yla, Batı Trakya Bulgaristan’dan alınıp Yunanistan’a verilir. %19.9 artarak, 129.880 Km2 olur.
* 10 Şubat 1947 Paris Barış Antlaşması’yla Menteşe Adaları, Rodos ve Meis de verilir. %2 artışla, 132.562 Km2 olur.
Yunanistan’ı büyüten imzaların hemen tamamının ana başlığı “Barış Antlaşması” idi! Kıbrıs ve Ege’de nasıl bir “barış antlaşması” isteniyor dersiniz?
“40 yıllık politikalarla bir yere varılmaz” diyenlere bir hatırlatma: Batı’nın Girit’i Osmanlı’dan koparıp Yunanistan’a bağlama süreci tam 92 yıl sürdü; 1821 ilâ 1913 arası. İki kere 40’tan fazla!
Tarih dikkatle incelendiğinde geleceği öngörmek için dehâya hâcet yok. Kıbrıs’ın hemen arkasından 12 mil dayatması gelecek, ilk fırsatta da oradaki bir kısmı özüne yabancılaşmış Türkler’i sürgüne, akabinde de soykırıma uğratmaya girişecekler. Buna mâni olmak için Türkiye Kuzey’i ilhak ettiğinde de hem ABD hem AB ile karşı karşıya kalacak. O arada, bir yandan da Kürdistan sorunu ile uğraşmak zorunda kalacağı için köşeye sıkışacak, hazır tutulan Ermenistan’dan devlet özrü, tazminat ve akabinde toprak talepleri kartları oynanacak.
Bunlara hâlâ “milliyetçi paranoyası” veya “ulusalcı sabuklaması” diyenlere selâm ola. Ya körsünüz, ya da tarafsınız; ama Türkiye’den yana değil belli ki.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en kritik dönemini yaşıyor!
Prof. Dr. Mehmet Kerem DOKSAT
nazmi koç
26 Temmuz 2008
yazinizi okudum ve çok anayi oldugumuzu anladim bu arada halen dünyada ya$ayan türkler olarak hiç bir $ey yapmiyoruz yapamiyoruz nedendir bilinmez i$ adamindan i$çisinde politikacisina varincaya kadar hiç birisi bir varlik gösteremiyor göstermiyorlar korkuyorlar oysa bir avuç ermeni ve yunanlilar bize yani türklere her yerde her alanda 100 çekiyorlar yani hiçmi hiçiz beyler korkuyoruz aman ne olur bana dokunmayinla ya$aniyor unutulanlara agliyorum dedelerimiz vatani kurtarmak için at bokundan arpa temizleyip yediklerini anlatiyorladi bulduklari ölü hayvanlarin bile etlerini yediklerini anlatirdi benim rahmetli dedelerim yanaklarindaki ve bacaklarindaki kur$un izleri halen gözümün önünden gitmiyor misirda esir kaldiklari seneleri aylari anlattiklarinda aglamamak olmuyordu bu gün bu peri$an halimize bakinca aaahhh bee dedecigim kimlere kaldi vatan demekten kendimi alamiyorum .daha neler var ama kim anlayacakki selamlar saygilar nazmi koç
Birol Ertan
26 Temmuz 2008
Muhteşem bir yazı. makalelerimde alıntı vererek kullandım. Teşekkürler.
Yorumunuz mu var?