Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1429 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

Ulemâ ne zaman buyurma(ma)lı

11 Eylül saldırısından birkaç gün sonra çok satan bir gazetemizin bir muhabiri arıyor ve suâl eyliyor: “Kerem Bey, Usâme Bin Lâdin’in penisi küçük olduÄŸu ve Amerikalı bir kadınla çapkınlık ederken, kadın kendisinin bu özelliÄŸiyle alay ettiÄŸi için Amerikalılar’a düşmanlık beslediÄŸi açıklandı. Bu konuda ne diyorsunuz?” Yirmi dakikaya yakın bir süre boyunca böyle bir konuda yorum yapmamın neden doÄŸru olmayacağını anlatmaya çalışıyorum: “Bakın, eÄŸer bu zâtın mikropenis sorunu varsa ve ABD’li bir kadın, kendisinin playboyluk döneminde böylesine bir ÅŸey söylediyse -ki, mikropenisli bir adam neden playboyluk yapar onu da bilemem, kim bunu nereden bilebilir? Yok eÄŸer biliyorsak dahi, İkiz Kuleler’in bombalanmasına bunun yol açıp açmadığını ben nereden bileyim? EÄŸer ben Usâme Bin Lâdin’i muayene etmiÅŸ olsaydım, mikropenis problemini bizzat müşahede etseydim ve kendisi de bana ‘Aaaaaaaaah ah! Allah bu Amerikalılar’ın belâsını versin, benim ÅŸeyimle dalga geçtikleri için onları bir gün öyle çarpacağım’ demiÅŸ olsaydı bile, ben size bu konuda beyanat verebilir miydim? Veremezdim çünkü hastanın sırrını beyan olurdu ki, bu suçtur.”

Israr sürüyor: “Ama Kerem Bey, sizin gibi bir uzman (burada hafif ego enflasyonu var) mutlaka bilir. Bu kiÅŸi bu sebeple bunu yapmış olabilir mi, en azından teorik olarak?” Tuzak müthiÅŸ! “EÄŸer ben, ÅŸimdi, bu suâle karşılık, ‘evet, teorik olarak mümkündür’ dersem, siz bunu yarınki gazetede ‘Prof. Dr. M. Kerem Doksat, Usâme Bin Lâdin’in penisinin küçük olmasının saldırıların altında yatması olası dedi’ diye yayınlayacaksınız. Bu da bilimsel olmaz. Çünkü teorik olarak her ÅŸey her ÅŸeye yol açabilir ama böylesine hassas bir konuda, bu kadar ucuz bir yorum yapılamaz”

Cansiperâne bir gayretle, muhâbirenin keyfini biraz kaçırsam da, beyanat vermekten kurtuluyorum. Ertesi gün, en yüksek tirajlısından en fakirine kadar hemen bütün gazetelere baktığımda tahmin ettiÄŸim ama ümit etmediÄŸim manzarayı temâşâ ediyorum. Ulemânın bu çok derin ve dahi pek mühim mevzu hakkındaki derin ve ilim dolu beyanları çarÅŸaf çarÅŸaf yer almakta! Psikanalitik, sosyo-politik, psikolojik derin yorumlarla, mikropenisi hasebiyle, Usâme’nin neden İkiz Kuleler’i bombalattığını anlıyoruz!!!

Mezarlıkta Üzeyir Garih’in cesedi bulunuyor, gene aranıyorum. Bu sefer hiç politik davranmayıp kısa kesiyorum: “Üzeyir Bey kardeÅŸ gibi sevdiÄŸim bir insandı, zâten elem içerisindeyim. Lûtfen bana bu konuda suâl sormayın” diyorum ama ısrar bâki: “En azından kaatilin kiÅŸilik yapısı hakkında ne söylersiniz?”. “Ben ne olayı gördüm, ne de kaatili tanıyorum. Nereden bileyim? Bilsem zâten, ilk iÅŸim emniyet teÅŸkilâtına bilgi vermek olurdu” diye kestirip atıyorum ve kurtuluyorum. Ertesi gün gene sürmanÅŸetten ulemâ tefsirleri “Bunu yapan psikopatik yapılı, saldırganca duygularına ket vuramayan, olasılıkla da kaatil ruhlu bir kiÅŸidir”; “afla hapisten çıkanlar bakın nelere sebep olabiliyor, böyle sosyopatları topluma salıvermemek lâzım” vs… Ulemâ katili zâten tesbit etmiÅŸ, hapisten çıktığını da istihbar etmiÅŸ, vatana millete hayırlı fetva dağıtmakta!!!

Lara kendisini BoÄŸaz Köprüsü’nden atıp canına kıyıyor. Olay hakkında yorum yapmam için üç ayrı medya kuruluÅŸundan aranıyorum. “EÄŸer ergenlik ve gençlik çağı sorunları ve sorunsalları hakkında, bu dönemde görülen intihar vak’alarının fazlalığının sebepleri hakkında konuÅŸacaksak memnuniyetle varım ama bu kızcağız ve âilesi hakkında hiçbir yorum yapamam” diyorum. NTV mesajı doÄŸru alıyor ve sabah kuÅŸağında düzeyli, malûmat verici bir sohbete katılıyorum, vak’adan deÄŸil vâkıadan (olgudan) bahsediyoruz; Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı’ndan ve BRT’den de aynı seviye ve seciyyede sohbet için geliyorlar ve söyleÅŸiyoruz, yayınlanıyor ve olumlu aksülâmelleri vesilesiyle İstanbul’daki pek çok ilköğretim kurumundan konferans-söyleÅŸi talepleri geliyor. İnsanlara doÄŸru ve güzeli anlatmak ibâdettir diye yetiÅŸebildiÄŸimce katılıyorum hepsine…

Ama, bakıyorum büyük gazetelerimizde… Ulemâ gene nöbette: “Bunu yapan kız ertesi gün okula gönderilir mi”, “suçlu olan âiledir, ailenin vurdumduymazlığı olaya neden olmuÅŸtur”, “okullarımız ÅŸeytanın kıskacı altında, yetkililer uyuyor mu” demekte. Kızcağızın âilesi periÅŸan ama ayakta durmayı baÅŸarıyorlar, bir tek Hürriyet’ten Åžermin SarıbaÅŸ bu rezalete “yeter” diyor ve onları köşeye sıkıştıranlara karşı bayrak açıyor.

Tabii, bütün bunlar psikiyatri ve muhtelif tababet web mekânlarında tartışılıyor, infiâl müthiÅŸ. İfrat zâten belli de, tefrit de kaçınılmaz bir diyalektikle ortaya fırlıyor: “Psikiyatrlar, hiçbir konuda, hiçbir ÅŸekilde beyanatta bulunmamalı” diyen birkaç kiÅŸiyle, “kiÅŸiler veya tek tek olaylarla uÄŸraÅŸmaksızın, hasta ve insan haklarıyla ilgili etik düsturlara ters düşmeksizin, olguları inceleyip halkı bilgilendirmek, bilinçlendirmek bilim adamlarının görevleri arasındadır” diyen kiÅŸiler arasındaki diyalog yumuÅŸak bir zeminde -ÅŸimdilik- sükût buluyor.

Akıl insanı insan yapan en büyük mazhâriyet. Frontal lobumuzun müthiÅŸ inkiÅŸafı, evrimsel ıskaladaki en zeki canlı yapmış bizi. Ama bunu ilmin kudretiyle beslemezseniz boÅŸuna çalışır, havanda su döversiniz. Bir sonraki etapta, aklınızı bilimin kudretiyle teçhiz ettiniz, yâni psikiyatri veya psikoloji uzmanı, doçenti veya profesörü oldunuz…. O zaman da, bu nâçizâne köşenin düsturundaki son kelime geliyor muhayyilemizin sinema perdesine: GÜZELLİK! Mes’eleleri ve olguları kiÅŸiselleÅŸtirmeden, seviyeli bir ÅŸekilde ele alıp yorumlamak, a priori veya a posteriori birtakım varsayımlarla bol keseden lâf dağıtmamak, ihtiyatla ve dikkatle konuÅŸmak, mikrofonların veya kameraların câzibesine maÄŸlûp olmamak, bil’akis, onları kendi seviyenize cezbetmek… İşte bu GÜZELLİĞİ getiriyor. Eski derviÅŸ deyiÅŸiyle: EDEP YÂHÛ. Akıl ve ilmin kudreti ne olursa olsun, eylemlerimizle ona güzellik katmadıkça, yaptığımız ÅŸey veya söylediÄŸimiz kelimeler nâkıs kalır.

Akıl, hikmet, kudret ve güzellik dolu günler dileÄŸiyle sevgiler, selâmlar…

Prof. Dr. Mehmet Kerem DOKSAT

Yorum Yapın

Mesajınız