Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1800 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

İDEÂL MESLEK SEÇİMİ

Küçücük bir çocukken başlar yetişkinliğe yönelik hayâllerimiz… Meslekî kariyer yapmak, iyi bir ev ve araba sâhibi olmak… Evlenmek, çoluk çocuğa kavuşmak…

Etrafımızda takdir ettiğimiz ablaları, ağabeyleri model alırız kendimize. Onların meslekleri, hayatları coşturur gönlümüzü. Onlar gibi olmayı hayâl eder dururuz. Büyüdükçe beğenip de takdir ettiğimiz bu özdeşim figürleri çeşitlenir. Eski hayâllerimize şaşıp kalırız biz nasıl öyle olmak istemişiz diye. Yeni özdeşleşme-benimseme modelleri girmeye başlar hayatımıza.

Bir de öğrenmişizdir artık ailemizden, okulumuzdan, arkadaşlarımızdan paranın gücünü. “En iyi meslek; en çok para kazandırandır, kazanç açısından en makbûl olandır” fikri çelmeye başlar aklımızı yavaş yavaş.

Peki ya babamızın annemizin meslek seçimimize katkıları nelerdir. Ebeveynlerin en temel arzusu “Çocuğumuz bizi her anlamda aşsın”, “bizim çektiğimiz sıkıntıları çocuğumuz çekmesin” şeklindedir. Bu mânâda, evlâtlarına günün yükselen değerleri ile ilgili bir meslek seçmeleri konusunda yönlendirmeleri sıkça yaptıklarını günlük pratiğimizde görmekteyiz.

Ne yazık ki pek çok genç insan âile müdahalesiyle, sâdece gelir düzeyi iyi olur umuduyla, sevmedikleri meslek kapılarını çalarak başarı oranlarını kendiliğinden örselemekteler.

Kafalarındaki mesleğin ne olduğunu tam bilmeden, sosyal destek sistemlerinden ayrı kalmaya hazır olmadıkları hâlde, SÂDECE elde edebilmek için, puanlarının ancak yettiği uzak ve küçük şehirlerdeki üniversitelere başlayabiliyorlar. Böyle bir yolun sonunda bu genç insanları bekleyen TEK ŞEY: Başarısızlık ve mutsuzluk…

Bu şartlar altında, daha yolun başında depresyona girmeye aday gençler yetiştiriyoruz maâlesef!

O hâlde, ideâl meslek seçimi nasıl yapılmalıdır ve ebeveynlerin bu konudaki yönlendirmeleri nereye kadar olmalıdır:

—Öncelikle her çocuğun özellikle yatkın olduğu ilgi alanları ve belirli yetenekleri vardır. İlköğretim ve lise çağlarında bu yeteneklerin araştırılması çok önemlidir. Bu konuda öğretmen görüşlerinin alınması da faydalı olur.

—Çocuğunuza pek çok uğraşının kapısını açın. Örneğin onu spor, müzik, resim, edebiyat, fen, matematik sahalarında değişik etkinliklerle tanıştırın. Her alandaki yeteneğini ve başarısını tartın. Ancak, beceremediği ve istemediği alanda ilerlemesi için asla zorlamayın. Bazı çocuklar yetenekli ve başarılı oldukları bazı ilgi alanlarını her şeye rağmen sevmeyebilirler ve bu konuda uğraşmak istemeyebilirler. SİZİN ROLÜNÜZ SÂDECE TANIŞTIRMA VE HER ŞEY YOLUNDA İSE DESTEKLEMEKTİR.

—Lisenin son senelerinde, ilgilendikleri değişik meslek gruplarından kişilerle gençlerin görüştürülmesi ve ayrıntılı bilgi almalarının desteklenmesi doğru meslek seçiminde çok önemli rol oynar.

—Gencin ideâlindeki mesleği uğruna âilesinden ayrı yaşamaya ve alıştığı sosyal destek sisteminden uzaklaşmaya ruhsal olgunluk yönünden hazır olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü bu yaşlar, “ayrılma-bireyselleşme��? süreçlerinin tam olgunlaştığı dönemlerdir. Ancak, genç hâlen o ruhsal aşamaya gelememişse, uzak bir şehirde üniversiteye başlamak, onu her anlamda zorlayacak ve başarısını etkileyecektir.

—Üniversiteye başlamış olan çocuğunuz artık bir genç-yetişkindir. Genç tercihleri, kimliği büyük oranda oturuşmuş bir bireydir. Ebeveyn olarak bu dönemde bu konudaki desteğiniz ONUN İHTİYAÇ DUYDUĞU ORANDA devam etmelidir.

Özetle, genç için İDEÂL OLAN MESLEK sâdece günümüzün yükselen değerlerine uygun olmanın ötesinde, onun severek uygulayabileceği, yeteneklerinin gelişmesine ve zenginleşmesine zemin hazırlayacak meslektir. MUTLU ve ÜRETKEN GENÇ BİR TOPLUMA SÂHİP OLMANIN SIRRI BURADADIR.

Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat – Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

4 Yorum

i.özgeKasım 21st, 2006 20:44

yaa
aslında daha edebiyat türü gibi olmasaydı daha güzel olurdu ama idare eder yanii

izzet tatlıKasım 29th, 2006 17:46

sporda yetenekliyim spor lisesine gitmek istiyorum.spor liselerin bulunduğu ilçeler nelerdir

laviniaAralık 7th, 2006 22:49

ne kadar güzel anlatmışsınız hocam.

balık tutmayı deil, balık yemeyi öğreten ebeveynlerin hepsine söylenmeli bu.
zira tıp fakültesine gitmesi için çocuguna baskı yapan ne çok aile var anadoluda?
ya da 21 yasında üniversite 4.sınıfa devam eden couguna söz hakkı tanımayan aileler?
velakin bu anlayıs malesef değişmeyecek hiç..biz hep mutsuz doktor mühendisler yetiştireceğiz..

ps:tıpı çok istemiştim ben..çevresel örneklerdir hepsi:)

ayşe çelebirMart 13th, 2007 05:22

i.özge siz de biraz daha düzgün bir Türkçe’yle yazmanız sizin için de iyi olacaktır bence o nedenle hocayı örnek almalısınız bence…

Yorum Yapın

Mesajınız