FAŞOMANİ

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 811 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.

“Monomani” terimi Fransız Psikiyatrisi’nin dünyaya hediyesi. Her şeye âdeta perseveratif bir şekilde, peşin ve değiştirilemez bir hükümle yaklaşmak, bakmak ve bunu hep yapmak demek. Yâni taşkınlık hastalığı olan Mani ile ilgisi yok. Her ne kadar Amerikan Psikiyatrisi bu lâfı pek tutmamışsa da Piromani, Trikotillomani gibi terimler nozolojiye sızmayı başarmış… Monomaninin hezeyandan (sanrı: delusion) farkı, normâl addedilen kişiler arasında da çok yaygın olarak varlığını sürdüren bir “aşırı değer verilmiş fikir (over-valued idea) olmasıdır. Ben de ilim ve irfan dünyamıza birkaç yeni kavramı teklif etmek istiyorum: Fashomania (Faşomani), Communistomania (Komünistomani), Ziyonistomania (Siyonistomani). Şimdi bunları teker teker, lâfı da fazla uzatmadan arz edeyim…Bu yakınlarda internetten şöyle bir haber düştü bilgisayarıma: http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&hid=24821&sec=18 web adresinde “darbeci profosör” (vallahi aynen böyle: profosör) başlığıyla bir de fotomontaj eklemişler. Tarih ve saat 2006–10–12 10:16:54. Sanırsınız ki bendeniz İstanbul Üniversitesi kapısında darbe yapmışım, “acaba dissosiye olup da yapmış mıyımdır” diye geçirmedim değil aklımdan!

Önce Türkçesi’ni düzelterek haberi yazayım:

Darbeyi öven profesör kürsüyü terk etmek zorunda kaldı.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Kerem Doksat, katıldığı konferansta darbecileri öven bir konuşma yapınca sert tepki gördü. Panelistlerin ve dinleyicilerin protestolarıyla karşılaşan Doksat, “Burada daha fazla durmam hoş olmayacak” diyerek toplantıyı terk etti. Panelistlerden Prof. Dr. Cemil Oktay, Doksat’ın söyleminin “üçüncü dünyacı” olduğunu belirtirken, Radikal Gazetesi yazarı Murat Belge, “Bu üçüncü dünyacılık da değil. Düpedüz Neo-Nazizm” yorumunu yaptı. Söz konusu olay, Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi’nin Bilgi Üniversitesi’nde düzenlediği “linç” konulu konferansta yaşandı.

Toplantıda, linçin psikolojik yönünü anlatması beklenen Doksat, konunun dışına çıkarak siyasi değerlendirmelerde bulundu.

İsmet İnönü’den sonra ülke idaresine seçimle gelmiş bütün siyasîleri “Amerika’nın adamı” olarak niteleyen psikiyatrist, ABD’nin onayı olmadan Türkiye’nin başına kimsenin geçemediğini iddia etti. 1960 ve 1971 askerî darbelerini savunan Doksat, ihtilâller sonrası yapılan idamların Başbakan Adnan Menderes ile sol hareketin ünlü ismi Deniz Gezmiş’i kahraman yaptığını söyledi. Prof. Dr. Doksat, şöyle konuştu: “Asker iki defa hata yaptı. Menderes’i indirdi, doğru yaptı ama astı. Asılmasaydı 30 sene sonra iâde-i îtibar olarak havaalanına onun ismi verilmezdi. Keşke asılmasaydı da sürünseydi. İkinci hatası “Marksistim” diyen adamları astı. Onlar şimdi kahraman oldular. Belki yaşasalardı, şimdi büyük bir holdingin başında, “Ben eskiden Marksisttim” diyenlerden olacaklardı.”

Türk-İslâm sentezi söylemiyle politika yapanların ülkeyi ABD’ye sattığını ileri süren Doksat, “Şimdi de Türklüğü de bırakmış bir partinin memleketi artık alenen peşkeş çektiğini görüyorsunuz” şeklinde konuştu. Sol kesime de oklarını yönelten Doksat, DSP lideri Bülent Ecevit döneminde solculuk olmadığını ileri sürdü. Bütün dünyaya karşı Türkiye’nin millî bir dayanışma içinde olmasını tavsiye eden Doksat, demokratik yöntemler ile bir sonuç alınamayacağını sözlerine ekledi. Toplantının moderatörlüğünü yapan Maltepe Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği (AB) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemil Oktay, Doksat’ın tahlillerinin kendisini rahatsız ettiğini, bu söylemin üçüncü dünyacı olduğunu dile getirdi. Radikal Gazetesi yazarı Murat Belge ise, “Bu üçüncü dünyacılık da değil, düpedüz Neo-Nazizm” yorumunda bulundu.

Konferansı dinlemeye gelenlerin de eleştirilerine maruz kalan psikiyatrist Doksat, bir dinleyicinin “Siz şaka mı yapıyorsunuz? Bunlar kahvelerde konuşulan hezeyanlar” şeklindeki sözleri üzerine daha fazla kalmasının anlamı olmadığını söyleyerek toplantıdan ayrıldı. Prof. Dr. Doksat’ın alanının dışına çıktığını belirten Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şûbesi Yönetim Kurulu Başkanı Müfit Erkarakaş ise konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Profesör, linçin insan psikolojisindeki öncüllerini anlatacaktı. Kişiler kendi alanlarının dışına çıkıp ahkâm kestiğinde dinleyicilerin tahammülü olmuyor. Keşke bu gerginlik olmasaydı. O da saçmalama hakkını kullanıp dilediği kadar konuşsaydı”.

Deprem profesörü de darbeyi övmüştü

İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Şengör de Milliyet Gazetesi’ne verdiği demeçte darbeyi övmüştü. Şengör’ün “Ordu gayet tabii ki darbe yapabilir. Ordunun görevi memleketi korumaktır” şeklindeki açıklaması kamuoyunun tepkisini çekmişti.

———

Akabinde meslekdaşım Dr. Nezih Varol bu muhteşem haber üzerinde şu yorumu yaptı: “Ben konuşmada darbenin övülmesini görmedim ama konuşmanın da bir neo-liberalizm olduğuna katılmıyorum. Birçok eski solcu arkadaşlarımın günah çıkartmasındaki benzerlikleri gördüm. Siyasal gelişmeleri M. Kerem DOKSAT yorumlamış; burada bence önemli olan dinleyicilerin -ki Bilgi Üniversitesi olduğuna göre genç bir öğrenci popülasyonu olduğunu anlıyorum- Türkiye ALMANAK’ını bilmediklerinden, okumadıklarından ve ilgilenmediklerinden ne söylendiğini anlayamamışlar. Diğer konuşmacılarda bana göre popülist yaklaşmışlar. Her şeyden öte keşke asıl konu olan LİNÇ işlenmiş olsa idi”.

Gene belagatine ve münevverliğine çok güvendiğim Dr. Atila Demirkasımoğlu da şunları yazdı: “Ben Murat Belge ve Bilgi Üniversitesi gurubunun liberal olduğunu ve faşizan eğilimler gösterdiğini düşünüyorum. Faşizan olmaları tek tip görüş dayatmaya olağanüstü eğilim göstermelerinden kaynaklanıyor. Her konuşmayı üçüncü dünyacı niteleme Batıcılığa teslimiyetin işareti. Ben de kerem Doksat’ın görüşlerinde darbe övücülüğü görmedim.

Kerem Doksat’a sen uzmanlık bilgini ver uzmanlık görüşünü sakın genişletme, biz onun gerisini de sonrasını da yorumlarız, sonra da her görüşten insanı karşıtlarımızı bile çağırdık deriz demek istiyorlar. Bu oyunu o kadar sık oynuyorlar ki, herkesi aptal kendilerini akıllı sanıyorlar. Öyle sanmaya devam etsinler.

Liberal Faşizm sert yüzünü giderek daha çok gösteriyor. Üzücü.

Tekel olmaktan çıktıkları her an hırçınlaşıyorlar”.

———

İŞİN ESASI

Bir kere haber eksik ve tarafgir; ayrıca da yalan kısmı var. Yâni hem misenformatif, hem de dezenformatif! Önce yalanı söyleyeyim: Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Müfit Erkarakaş yakinen tanıdığım ve aklı başında, fazilet sâhibi, görgülü bir insandır. Arkamdan “keşke saçmalama hakkını kullanmaya devam etseydi” demiş olabileceğine inanamayıp hemen kendisi cep telefonundan aradım, o da şaştı kaldı! İstersem tekzip edebileceğini de söyledi ama gerek dahi olmadığı kanaatine vardık beraberce. İnanmayan sorabilir, elektronik posta adresi mufit@nursanlar.com.

Konuşmaya biraz gecikmeli olarak başlandı. Maltepe Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği (AB) Bölüm Başkanı Sayın Profesör Cemil Oktay Beyefendi’nin moderatörlüğünde bendeniz ve Bilgi Üniversitesi’nden Sayın Profesör Murat Belge Beyefendi konuşacaktık.

Cemil Oktay Yeni Ahit’teki meşhur Hz. İsa meselini anlatarak konuşmayı açtı: Recmedilmek üzere getirilen fâhişeye ilk taşı günahı en az olanın veya hiç olmayanın atması üzerine kalabalığın dağılması, bunu yaparken de hep yere bakması hikâyesi… Sonra sözü bana verdi.

Yaklaşık yarım saatlik Power Point sunumumda saldırganlığın evrimsel kökenlerini, tiplerini, hayvanlarda insandaki linç davranışı benzeri davranış tarzlarını ve beyinsel mekanizmalarını anlattım. Arada mülkiyet hissinin Marx’ın zannettiğinin aksine, ta çiçeklerden böceklere dayanan evrimsel kökenleri olduğunu söylemem sanırım ilk rahatsızlığı yarattı. Akabinde “linç” kavramının çoğu belâ gibi ABD mahreçli olduğunu, bir dönem güçlünün garibanı tuttuğu yerde öldürmesi için yasal bir kurum olarak kullanıldığını zencilerin linçlerinden örnekler vererek anlattım. Sonunda da Türk ve Türkiye tarihindeki linç olaylarını gene görüntülerle özetleyip, bunun kolektif bir agresif regresyon olduğunu, Maslowiyen anlamda temel güven duygusunun sarsıldığı toplumlarda, ezcümle memleketimizde daha fazla görüldüğünü ifâde ettim. Akabinde de ekledim: Dünyada Doğu’dan Batı’ya uzanan ve Homo sapiens sapiens’in en önemli göç yollarından biri olan Anadolu insanlarının binlerce yıldır biriken ve karışan genleri (genes) ve memleri (memes) sâyesinde barış içerisinde yaşamayı dünyanın öteki pek çok kısmından daha fazla başardıklarını ekleyerek konuşmamı bitirdim. Oldukça da iyi bir alkış geldi…

Akabinde Murat Belge mikrofonu aldı. Tamamen serbest çağrışımla, konudan konuya atlayarak, gerçekten de ne dediğini anlayamadığım bir konuşma yaptı. Sonra da dinleyicilerin fikri soruldu. Tek tük yorumlar ve katkılar epey cılız kaldı. Ben de bunun üzerine söz alarak yukarıdaki haberde yazılanları söyledim ama birkaç farkla: Ne darbeyi övdüm, ne de darbecileri. Bilâkis, askerin hatalarını anlattım. Konu da linç olduğu için, memleketteki Kürt-Türk, Alevî-Sünnî kutuplaşmalarının gittikçe tırmandığını, yeni olaylar hâttâ bir iç savaş çıkmaması için bir an evvel bir millî mutabakat hükûmeti kurularak, demokratik hakların da bir süreliğine kontrol altına alınmasının tek çâre olacağını söyledim.

Ön sırada solda oturan atmışlı yaşlarında gözüken bir profesör bağırarak kahvehâne lâflarını etti, ona diğerleri katıldı. Başlarda cevap vermeye çalıştım ama dinleyen yoktu. Murat Belge benim düpedüz faşist olduğumu söyledi ama Allah’ı var(!), bağırıp çağırmadı, hakaret de etmedi. Bir süre sükût edip beş altı kişiyi geçmeyen muârızların bağırıp çağırmalarına tahammül ettim; sonra da haberde bahsedildiği gibi ama gâyet nâzikçe toplantıyı terk ettim. Çünkü bağırıp çağırmaların dozu o derecede artmıştı ki, yeni bir linç hâdisesi orada yaşanabilirdi; bâri entellektüel linçte kalsınlar dedim…

FAŞOMANİ

Murat Belge’nin bâzı eserlerine ve yazılarının ekserîsine vâkıfım. Kendisi Türkler’in faşist bir millet, Türk Kültürü’nün faşizan bir kültür olduğunu, milliyetçiliğin de faşizm olduğunu sürekli yazıp söyler. Yâni bana faşist demesine hiç şaşmadım. Kendisinden farklı düşünen herkes, Atatürk, Türk Milleti filân hep faşist ona göre. Eh, bu monomaniye Faşomani adını teklif etmekte sanırım haksız sayılmam. Epey de taraftarı var!

KOMÜNİSTOMANİ

Bu monomani türü özellikle Ülkücü kesimde yaygındır. Hâlâ komünizm tehdidinden bahsederler. İşin ironik tarafı, hâlâ komünistlik yapan pek çok kişinin de aynı dertten müptelâ olup eylemler filân düzenlemesidir. Marx’ın hayatı boyunca beş kuruş kazanmamış, hep burjuva Engels’e yük olmuş, çoluk çocuğu veremden ve sefaletten sürünürken Kapital’i yazmakla uğraştığını anlattığımda “lûtfen onu hakkında böyle konuşmayın” diyen bir öğrenciyi hatırlıyorum. Peygamberine küfredilmiş gibiydi! Bunun dinî yobazlıktan ne farkı var ki!

SİYONİSTOMANİ

Bu monomani ise hem solda, hem sağda, hem de dinci çevrelerde çok yaygındır. LIONS, Rotary ve hele Mason Derneği üyesiyseniz, mutlaka Siyonistsinizdir. Turancılık’la uğraşan Ziya Gökalp, yedi düvelle harp edip memleketi kurtaran Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk, eğitim ve öğretim seferberliği için âilesini ihmâl edecek kadar kendisini memleketine adamış ve üstelik de Mevlevî ve Mason olan Hasan Âli Yücel… hep Siyonisttirler. Aklına fikrine çok da değer verdiğim “eski Ülkücü” (bu da “eski Marksistlik” gibi övünülesi bir vasıftır) bir meslekdaşım bana bir öğretim üyesinin hakkında suâl ederken “hani şu Siyonist profesör” diye bahsettiğinde basmıştım kahkahayı. Bahsettiği kişinin tek “kabahati” birkaç sene süren bir Rotaryenlik geçmişi olmasıydı.

SEKTERLİK ve SONUÇ

Dil Sohbetleri yazımda ta kaç sene önce belirttiğim sekterlik, fikir yobazlığı ve peşin hükümlülük ortadan kalkmadıkça, bizim uluslaşma ve demokratlaşma yolumuz daha çok uzar. Allah aşkına medyada duyduklarınızın veya okuduklarınızın %50’sini doğrudan çöpe atın, kalanının da %50’sinde ciddiyetle şüphe edin.

Bana yapılan tam bir “entellektüel linç” idi! Maltepe Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği (AB) Bölüm Başkanı Prof. Cemil Oktay’ın, Radikal Gazetesi yazarı Prof. Murat Belge’nin bu memleketin mes’eleleri üzerinde fikir yürütüp keskin hükümlere varma hakları sonsuzdur ama bir psikiyatri profesörünün böyle bir hakkı olduğu dahi düşünülemez.

Hele hele bir de kendi özgün sentezini anlatıyor, hiçbir grubun fanatikliğini yapmıyorsa, “Vurun Kahpeye”, recmedin, asın!

Asın ki aklı başına gelsin…

Ne için? Memleket kaosa gidiyor, daha fazla linçler olmasın, kan akmasın dediği için.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat - Nişantaşı - 16 Ekim 2006 Pazartesi

32 Yorum »

  1. Güven Hatay

    28 Ekim 2006

    Saygıdeğer Doksat hoca,
    Demokratik hakların bir süreliğine kontrol altına alınmasını önererek kendinizi o kontrol düzeninde güvenceye almış oldunuz. Ya demokratik hakları gaspedilecek olan bizler…?!
    Sayın Kerem hocam,
    ben bir hekimim ve askerliğimin ‘’acemilik dönemini’’ yaptığım Samsun sahra sıhhiye subay okulunda hekim olmayan bir üstteğmen insanların nerelerinden nasıl vurularak etkisiz hale getirilebileceğini anlattığı bir esnada; bir değil bir çok subay adayı hekim, hekim olmayan üstteğmeni bile dumura uğratacak şu soruyu sorabildiler : ‘’ Rakibi tam kalbinden vurmak için neresine ateş edelim ? ‘’…Burası Türkiye ve ben bu ülkeyi bu haliyle sevmiyorum, yarım-aksak demokratik haklarımın da gasp edilmesini istemiyorum…
    Sizi başta evrimsel psikiyatri yahoo grubunda olmak üzere bir çok yerde ilgi ile takip etmekteyim ve doğrusunu söylemek gerekirse yazılarınızı beğenerek ve size gıpta ederek okuyorum ama bahsettiğiniz konferans konuşmanız hiç hoşuma gitmedi. Etik açıdan doğru bulmadığım gibi, yangına körükle gitmek olarak yorumluyorum önerinizi.
    Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum
    Saygılar Sevgiler
    PS:Kendimi güvende hissetmediğim ve insan haklarımın çeşitli boyutlarda gasp edildiğini hissettiğim bir TC vatandaşı olduğum için de mazur görün gerçek adımı yazamıyorum

  2. Murat Yamaç Tardu

    29 Kasım 2006

    Atatürk’ün Mason olduğunuzu iddia ettiğiniz anda bitmiştir inandırıcılığınız.
    Buna da masonomani diyebilirsiniz.

  3. Murat yamac

    15 Aralık 2006

    Mustafa Kemal Atatürk ün Mason Localarini yasakladigini biliyoruz.
    EEE ozaman nasil Mason diyebiliriz kendisine?? Atatürke herhangi bir konuda dill uzatan kisiler ya kendileri Mason. yada Mason nedir bilmeyen kendini bilmezler. ben avrupada yasiyorum. Bu Bana türkiyeye, disaridan
    bir bakis sagliyor. Almanyadayim, yani bizim bugünki bildigimiz Masonlugun Adam Weishaupt tarafindan kuruldugu ülkedeyim. Amerikayida biliyorum yani Masonlugun arikovani. Bana kimse anlatmasin masonlugun ne oldugunu. Cok Tehlikeli bir Amac görüyorum bu gibi zararli dedikodularda. Atatürk Türkiyeni bir tutan Tutkal, rahmetli ölümünden sonra bile ülkemizi koruyor. O yanliz ülkemiz icin geldi dünyaya. Churchilin “Her Bin yilda bir dahi gelir dünyaya. Bizim talihsizligimizde, Atatürk gibi böyle bir dahinin, bize denkgelmesi.” Chürchil bir Masondu. Masonlar birbirleri ile savasmaz.
    Sabaha kadar yazabilirim böyle. Gercekten!! bu gibi Iddalarin, yazdigim gibi türkiyenin birligine Tehlike oldugunu bilmesem, gülerdim bu gibi sacmaliklara.Atatürk vatan sevgisi ile dolu Hepimizin ders almasi gerektigi yüce bir ruh. Sözde dini taraflardan gelen hakaretlerede diyecegim su- SIZ ILK BASTA GÜNAH ISLIYORSUNUZ.

  4. Murat Yamaç Tardu

    31 Aralık 2006

    Atatürk’ün mason olduğunu iddia eden Kerem doksattır makaleyi okuyunuz.Ben karşı çıkan bir Türkçüyüm.

  5. Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

    31 Aralık 2006

    Aman Dostlar,
    Bu mesaji Lozan`dan acilen klavyeye aliyorum.
    Hasan Àli Yucel ve Ziya Gokalp masondular. Ataturk`un mason oldugu cok iddia edilmis ama asla ispatlanamamistir.
    Allah askina biraz daha dikkatli okuyun, boyle bir ifade yok.
    Doner donmez, bu konulari ele alan yeni bir makale ile hizmetinizde olacagim. Bazi yaygin hatali bilgilere de isik tutmaya calisacagim.
    Bu arada, beni liyakatim ve bilimsel yeterliligim sebebiyle YOK profesor yapti:))
    Herkese gurbet ellerden sevgi ve saygilarimla…
    MKD

  6. Murat Yamaç Tardu

    2 Şubat 2007

    Ey Türk Evlâdışsen bu sözlerden ne anlıyorsun?
    “Bu monomani ise hem solda, hem sağda, hem de dinci çevrelerde çok yaygındır. LIONS, Rotary ve hele Mason Derneği üyesiyseniz, mutlaka Siyonistsinizdir. Turancılık’la uğraşan Ziya Gökalp, yedi düvelle harp edip memleketi kurtaran Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk, eğitim ve öğretim seferberliği için âilesini ihmâl edecek kadar kendisini memleketine adamış ve üstelik de Mevlevî ve Mason olan Hasan Âli Yücel… hep Siyonisttirler. Aklına fikrine çok da değer verdiğim “eski Ülkücü” (bu da “eski Marksistlik” gibi övünülesi bir vasıftır) bir meslekdaşım bana bir öğretim üyesinin hakkında suâl ederken “hani şu Siyonist profesör” diye bahsettiğinde basmıştım kahkahayı. Bahsettiği kişinin tek “kabahati” birkaç sene süren bir Rotaryenlik geçmişi olmasıydı. ”

    Şimdi bu sözler Atatürk’ün mason olduğunu iddia etmiyor mu?
    Hasan Ali Yücel’i bilmem ama,masonluk gibi gayrimilli ve bana göre sosyalizm-komunizm arasındaki ilişkiyi,masonluk-siyonizm olarak yaşatan bir kurumda Ziya Gök Alp’in işi olmaz…
    Bu sözlerinizden,sizin mason özentisi,mason kuklası veya buna benzer bir kişi olduğunuzu tahmin etmekteyim.Evet ben masonomanikim…

  7. Murat Yamaç Tardu

    2 Şubat 2007

    mason olduğunuz iddia ettiğiniz iki şahsın isminin arasına çok bariz bir şekilde Atatürk’ü de yazdığınıza göre yaptığınız Ziya Gök ALP,Mustafa Kemal ATATÜRK ,Hasan Ali YÜCEL sıralamasındaki kişilerin mason olduğunuz iddia ediyorsunuz demektir…
    Eğer öyle düşünmüyorsanız bile cümlenin akışı öyle düşüdüğünüzü düşündürtüyor…
    İyi bakın baştan okuyun…
    turkkodes@hotmail.com

  8. M. Kerem Doksat

    12 Şubat 2007

    Sayın Murat Yamaç Tardu,

    Üslûbunuza bakarak önce cevap yazmamayı düşündüm ama bilgi bilgidir diye kısaca yazıyorum.

    Atatürk’ün mason olduğuna dâir hiç bir kanıt veya kayıt yoktur. Buna mukâbil, Ziya Gökalp ve Hasan Âli (Ali değil) Yücel masondular.

    Saygılarımla
    Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

  9. Murat Yamaç Tardu

    18 Şubat 2007

    Öncelikle:
    “Hasan Âli (Ali değil) Yücel ” demişsiniz..İmlaya bu derece dikkat edecek kadar değerli görmüyorum sizi,ve sitenizi.Sanırım küçük düşürücü olmaya çalışan ama bunu becerecek kadar büyük olmayan bu cümleniz,bu sözlerle değerini yitiriyor.

    Sizden cevap beklediğim tek konu şudur ki;Son zamanlarda türkçülüğe dadanan -sizin gibi- “masonların/yapmacık masonların/mason özentilerinin” ne yapmak istediği…
    Kimi kandırıyorsunuz siz?
    Elinizde olsa masonluğu milli bir değer olarak sunacaksınız topluma.
    Bir gün gelir,tüm hesaplar sorulur,kuklalar,kuklaları oynatanlarla birlikte yıkılır,bir bir.
    Ama şu an buna değecek kadar çizgiyi aşamadınız,ha gayret…
    Uslarda mimlendiğiniz bir gerçek…Türk birliğini görenlerin dimağında,
    ve bu birliğe atılacak adımların önünde çıkan bütün gayrimilli unsurların ezilmesi gerektiğini görenlerin dimağında…
    “Ne saçmalıyor bu bilmez adam?!” değil mi?
    Tüm gâfillere:
    Ey birbirine diş bileyen yığınlar
    Ey yığın yığın insan gafletleri!
    Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde
    Dünya o zaman görecek hakikat nerde,hakikat nerede?

  10. ayşe çelebir

    23 Şubat 2007

    Murat bey insanları kukla olmakla suçlarken ne kadar da saçma sapan konuşuyor değil mi…
    Kukla olan okuduğunu anlamayan ve anlayamayan, boş laftan ibaret biridir murat bey
    vah vahhh

  11. Semiha Kenter

    24 Şubat 2007

    Ayşe Çelebir Hanım,
    Belli ki asıl okuduğunu anlamayan sizsiniz…
    Kerem Doksat Bey’in masonluğa ilgi duyduğunu,veya mason olduğunu yazdıklarından anlayabilirsiniz.

  12. ayşe çelebir

    28 Şubat 2007

    Semiha Hanım,
    siz okuduğumu anlıyorum hiç merak etmeyin siz kendi işinizle uğraşın

  13. ayşe çelebir

    28 Şubat 2007

    Benim yazıda ne demek istediğimi bile anlamayan da Semiha hanım sizsiniz. Hay Allahım yani gülüyorum

  14. Semiha Kenter

    28 Şubat 2007

    Bu adam açık bir şekilde masondur…Murat Bey’i neden iftiracılıkla suçladığınızı sordum size?

  15. Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

    2 Mart 2007

    Sayın Web Ziyâretçilerim,
    İşin özünü bırakıp benim ne olduğumu tartışmaktan sizleri kurtarmak istiyorum. Ben Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın, yâni Türkiye’deki mason cemiyetinin faâl üyesiyim.
    Bütün derecelerine vâkıf olduğum Türk masonluğunun hiç bir şekilde Türk ve Türkiye düşmanlığı yoktur, olamaz da. Zâten çocukluğundan beri milliyetperver, vatanperver, dinine bağlı ve saygılı olarak yetiştirilmiş bendenizin orada yeri olamazdı.
    Ayrıntılı bir yazıyı da yakında mekânıma koyacağım.
    Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

  16. Murat Yamaç Tardu

    6 Mart 2007

    Nurculara sorarsanız,Fethullah Gülen de Türkiye’nin en milliyetperver insanıdır zâten.
    Kimisine göre Süleyman Hilmi Tunahan,kimisine göre ise Necip Fâzıl Kısakürek…
    Kimi gördünüz ki;içinde bulunduğu teşkilâtı kötülesin?
    Kökü dışarıda olan hiç bir düşünce sistemi millî olamaz.

    KÜRSAD MARŞI

    Yufka yüreklilerle çetin yol aşılmaz,
    Çünkü bu yol kuludur gider TANRI dağına
    Halbuki yoldaşını bırakıp kaçanların
    Değişilir topuda bir sokak kaltağına.

    Kürşad’ın narasıyla indik TANRI dağından
    Ruhumuzu kandırdık Orhun’un kaynağından,
    Bu kaynaktan içenin yürekleri tunç olur.
    TÜRK’e kefen biçenin ölümü korkunç olur.

    Delinse yer,çökse gök,yansa kül olsa dört yan
    Yüce dileğe doğru yürürüz yine yayan.
    Moskoflardan,yankeden,MASONLARDAN yılmıyan
    Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz.

  17. Murat Yamaç Tardu

    6 Mart 2007

    Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası,belki de asıl masonluğa karşı refleks olarak Türk asıllılar tarafından kurulmuştur.
    Ama takkiye,Türk’e yakışmaz…Takkiye de Yahudi icâdı değil mi?

  18. Murat Yamaç Tardu

    6 Mart 2007

    İmlâ hatâlarından dolayı özür dilerim.Acele ile yazmaktayım.

  19. Murat Tardu

    8 Mart 2007

    Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın türkçü sitelerle ve derneklerle bağlantıları olduğunu düşünüyorum.
    Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

  20. Baris

    10 Mart 2007

    Kerem Bey, vakit ayırdım baştan sona kadar ayırdım..Şimdi yazacaktım bir sürü ey ama..Yahu profesör olmuşsun, ben akıllandıracağım seni. Yazıların baştan sona kadar tutarsız. Tutarsız bir mantığınız var.

  21. Murat Yamaç Tardu

    11 Mart 2007

    Barış Beğ,ben de tutarsızlık olduğunu seziyorum.Yazdıklarımı okuduysanız küçük bir tartışma da yaşadık.
    Sizin şikâyetiniz hangi kısma?

  22. Hakan keskin

    12 Mart 2007

    Arakadaslar
    cok site gezdim ama hoca gibi durustune rastlamadim terbiye sinirlerini zorlamadikca hangi site karsit fikirleri boyle yaziyor yapmayin kaliplarinizi kirin bence sabetaylar olsun masonlar olsun komunist olsun ulkucu islamcı o olsun bu olsun hakikaten samimi ve vatan sevgisi varsa gercekleri anlamaya baslayan insanlar artıyor görünen koy kılavuz istemez dunyadaki en zenginle bizim ülkede ve bebek olum hızında birinci dogum kontrolde en basarısız eğitimde fecaat bu birilerinin isine yarıyor hep saygılarımla.

  23. Murat Yamaç Tardu

    12 Mart 2007

    Sabataycıdan vatansever olmaz.Olsa olsa takkiyye yaparlar.
    Kanlarından hainlik vardır vesselam.Yüzyıllarca soykırılmalarının sebebi de budur.Onlara bir tek biz kucak açmışız…Sonu da bu olmuş işte…
    Gene hainlik içerisindeler…
    Terbiyesiz bir topluluk…
    Al sana, Cemil İpekçi denen gey.Bunlar Türk Irk’ının kültürünü yansıtmıyor..
    Masonlar da bu vatanı ancak,kendi menfaatleri çerçevesinde sever.
    Zaten kökü dışarıda olan hiç bir şeyden medet ummayız.

  24. Hakan keskin

    12 Mart 2007

    hocam
    ikinci evlilik nasıl gidiyor zor karardır yeniden evlilik kararı dimi.neyse eşinizde sizin kadar memleket meselelerine duyarlıdır umarım saygılarımla

  25. YUSUF KAGAN TAMTÜRK

    23 Haziran 2007

    İsmet inönü mü Atatürk’ün ikinci adamı yoksa Mahmut Esat Bozkurtmu? Atatürk mason localarını mahmut esat ın araştırmaları sonucu kapatmışmı kapatmamışmı? Kaldıki gizli olmaları uluslararası güç odakları ile ilişkili olmaları ve dinsel rituelleri nedeniyle bu masonluk ve localar laikliğe en az nakşibendi tarikati ya da seyyar vaiz fettulahın moonumsu nurcu tarikatı kadar aykırımı değilmi siz bunun cevabını veriniz beyler

  26. Selim Taşdelen

    20 Eylül 2007

    Murat Bey,
    Sanki Cemil İpekçi’den başka gay yok memlekette??? Türk ırkından gay çıkmaz diye kural mı var, güldürme insanı böyle … yorumlarla.

  27. mutlu bakış

    20 Eylül 2007

    Murat Yamaç Tardu bey bende okudum o yazıyı ama sizin gibi anında analiz edemedim .sağolun bilgi birikimi cesaret ve yetenekleriniz için sizi kutluyorum. yusuf kagan tamturke de teşekkurler

  28. Kemal Guzuncualp

    29 Ekim 2007

    MKD hocanin tartismayi doguran cumlesini anlayamayan, lafi da hala uzatan ne acaip insanlarsiniz be kardesim. Hangi dunya gorusunden olursaniz olun, konusabilmenin ilk sarti “salak” olmamaktir bence. Belki sonra tahammul, demokrasi falan filan.
    Sadece bazilari alinabilir bu dediklerimden, digerlerinden ozur dilerim.

  29. hüseyin sungur

    26 Ocak 2008

    Faşomani üzerine…Türkçülük,milliyetçilik üzerine…Sevgi ve saygı üzerine…
    82-83 Aralık ayları döneminde,TSK’nin tepe noktasında,mütercim-nato plan asteğmen olarak,askerlğimi yaptım.Isınma turlarından sonra,bir husus dikkatimi çekti;kimi subayların,değişik rütbelerden,soyadlarında bir tuhaflık sezdim.Örneğin,pek de doğal olmadığını hissettiren soyadlarla karşılaştım.Örnekleyeyim: TÜRKEKÖLE–ATAMTÜRK GİBİ.Çok saydığım bir subayıma,bence tuhaf gibi gözüken,bu durumu sordum.”Evet asteğmenim haklısın,bazı arkadaşlarımız,özellikle kurmaylığı kazananlarımız,bir rütbeden sonra(çoğunlukla yüzbaşılık)soyadlarını bu şekilde değiştirme yoluna gidiyorlar” dedi.Bu durumun “ruhsal” altyapısını sorduğumda,cevap alamadığımı hatırlıyorum.Diger bir husus ise(belki kısa bir özgeçmiş yazarak başlamalıydım) Tuzla Piyade okulunda yaşadığım bir konu…
    Bir sabah uyandığımızda,bölük asteğmenimiz,hepimize fotokopi bir yazı dağıttı.Bu yazı,ATATÜRK diye başlıyor,on adet hususiyeti sıralanıyor ve bizlerden ezberlememiz isteniyordu.herhangi bir anda,bir komutanımızın,rasgele bir yerde bizi çevirip,on maddeden herhangi birini,ezberden okumamızı isteyeceği söyleniyordu.Bölükte ilk itiraz benden geldi.ATATÜRK ezberlenmez,içselleştirilir,içkinleştirilir dedim asteğmene.O da,ne halin varsa gör dedi.Allah’tan herhangi bir soruta muhatap olmadık.
    Şimdi,elbette işin ruhsal altyapısını Kerem Doksat Hoca gibi,ruh bilimciler daha analitik hakkıyla anlatırlar,AMMA…
    Bugün,26Ocak 2008 itibariyle,Türklük de Türklük deyip,onun dışında bir başka gerçekliğin olmayacağını,olamayacağını önermek ve ısrar etmek,fikr-i aczimce,içe kapanıklık.
    Şöyle dense,biz 21.yüzyılın,ulusumuz açısından edilgin değil de,etkin bir zaman dilimi olmasını istiyoruz,TÜRK derken,yalnızca bir etnik kesiti değil,tam tersine bu sınırlar içinde yaşayan herkesi,bu anlamın içinde eritiyoruz,yeniden bir ulus bilinciyle kişilik üretilmesini savlıyoruz…
    Şahsen,etnolojik arama-tarama yapmasını çok seviyorum ve ailemle ilgili,baba tarafım,ciddi ölçüde mesafe kaydettim.İzin verirseniz,özetle sizlerle paylaşayım :
    BABAATALARIM,”"ipekyolu” belgeselinin yardımıyla da,BATI MOĞOLİSTAN göçmeni.Zaman konusunda,ciddi ve tutarlı bir belge yok,sözlü gelenek var ailemde.Kızlarımız,oğlanlarımız olsun,şaşılacak derecede MOGOL çizgili,hala yumuşamamış yüzhatlarımız.Ben,annemden dolayı,hayli esnemiş yüzçizgilerine sahibim.PRF DR EKREM MEMİŞ’in,”"antikçağda TÜRK TARİHİ” KİTABINI OKUYUNUZ.Batıcı olmasına rağmen,AKURGAL Hocayı inceleyiniz.
    Biyoloji bilim disiplinine itirazı olan var mıdır aramızda? Şimdi,onyıl kadar önce,bacım ,yurtdışında ikamet eder,rahasızlandı.Öteye beriye derken,hatırlı bir gen–dna vs araştırmacısı olan bir profun huzuruna varılıp,tetkikler yapıldı.(Tabii bizim damada da hayli kabarık bir fatura geldi ama bacım da şifa buldu)…Bizim prof,neredeyse bizi yani bacımı,kahraman ilan edecekti.NEYDİ MESELE PEKİ!
    Adam,yıllardır literatürde tespit ettiği,dediğine göre,yalnızca KUZEYBATI ÇİN’de yaşayan bir “”"OBANIN KADINLARINDA OLAN,erkeği köprü olarak kullanıp,kadında yoluna devam eden,uzun yıllar uyuyan,zamanı geldiğinde uyanıp,günaydın “”" diyen bir virüsü,bacımın kanında buldu.
    Hocanın bize teşekkürü ise hoştu:bunu biliyordum ama elimde somut kan örneği yoktu,ALLAH RAZI olsun,ayağınızla geldiniz,iki gündür uyumuyorum heyecanımdan.Yaniii…Yanisi şu….Kaç göbek geride bilmiyorum ama,bizim dedelerden biri oraya,yani kuzeybatı çine,çapula mı gitti,ticarete mi bilmiyoruz ama,memlekete dönerken terkisinde bir ÇİNLİ HATUNLA geri geldiği MUTLAK, biyolojiye göre!!!

    peki dostlar,sabetayist iki yüzlü,yahudi takiyyeci sahtekar,bilmem kim ibiş…TAMAM,güzeeel.

    Peki 1.DÜNYA HARBİNDE,madem çok TÜRK,ENVER PAŞA,koca OSMANLI genel kurmayını nasıl ALAMAN genel kurmayının emrine verdi ve neden verdi!ALALAM senin ali(üstüne şapka koymam gerek ama beceremedim klavyede) menfaatlerini mi düşünerek harp planları yaptı,YOKSA GERİDE KALDIĞI U.ARASI SÖMÜRGECİLİKTE,osmanlıyı kullanarak DOĞU YOLUNA bir güzergah açmak için mi seni kullandı,SARIKAMIŞ oldu,kanalda onca atamız şehid oldu CEMAL PAŞANIN “”hayrına”"…
    BEN,anne tarafından,YEMEN bozgununda,haspel kader şehid olmamış bir OSMANLI neferinin torunuyum,binlercesinden biriyim…
    ANADOLU,adeta kavimlerin uzun bir döl yatağıdır…
    ÖRNEK :Tarsus’ta doğup büyüdüğüm mahallede,hadi yazayım,SÜNNİ-TÜRK bir aile var…Ablamız bir ZAZA ile evli,ABİMİZ bir KIRMANÇİ ile.
    Yaşasın TÜRKİYE hakikati.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

    sevgiyle kalınız…

  30. Emre Karar

    16 Şubat 2008

    ‘Zâten çocukluğundan beri milliyetperver, vatanperver, dinine bağlı ve saygılı olarak yetiştirilmiş’ Prof.Dr.M.Kerem Doksat’ın birde bütün bu güzellikler yetmezmiş gibi mason olduğunu öğrenmek hepimizi çok mutlu etti.Söylediklerini bendenizin algılayamayacağı kadar derin olarak (’Akabinde Murat Belge mikrofonu aldı. Tamamen serbest çağrışımla, konudan konuya atlayarak, gerçekten de ne dediğini anlayamadığım(!) bir konuşma yaptı. Sonra da dinleyicilerin fikri soruldu. Tek tük yorumlar ve katkılar epey cılız kaldı…’)analiz ettiği kişiyi burdan kınıyoruz.Ne biçim bir adammışsın sen?Prof.Dr.M.Kerem Doksat’ı bir kez daha bilimselliğe bu analizle yaptığı katkıdan dolayı,onun milliyetini,vatanını ve dininide böyle bir PROF.u okumamıza önayak olduğu için kutlarız.(Çoğul ekiyle yazılmış olması yanlış anlaşılmasın zira bende milliyetperver, vatanperver, dinine bağlı ve saygılı olarak yetiştirilmiş biriyim)

  31. KeremDoksat.Com » AYTUNÇ ALTINDAĞ’IN İLGİNÇ YORUMLARI

    9 Mart 2008

    […] Monomanilerden bahsettiğim http://www.keremdoksat.com/2006/10/17/fasomani/ adresimdeki yazıma bir de MASONOMANİ eklemem gerekiyor anlaşılan… […]

  32. KeremDoksat.Com » AYTUNÇ ALTINDAL’IN İLGİNÇ YORUMLARI

    10 Mart 2008

    […] Monomanilerden bahsettiğim http://www.keremdoksat.com/2006/10/17/fasomani/ adresimdeki yazıma bir de MASONOMANİ eklemem gerekiyor anlaşılan… […]

  33. Yorumunuz mu var?