Bir Cümlede 4 Hata: Nobelli Yazarımız!
Bu yazi toplam 460 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.
Adana Seyhan’da düzenlenen bir konferansta konuşma yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı, NOBEL ödüllü Orhan Pamukiçin ilginç bir tesbitte bulundu. Ortaylı, bir dinleyicinin Pamuk’la ilgili sorusu üzerine şunları söyledi.
—Kaleme aldığı bir eserde şöyle bir ifâde geçiyor: “İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.” Bu toplumun gerçeklerini, inançlarını bilen her insan bilir ki, bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. Câmilerde balkon yoktur, minârenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sâbittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar.”
İlber Ortaylı’nın söyledikleri sâdece bir cümle için! Bir de bu hayırlı vatan evlâdı numûnesinin “Türkler bir milyon Ermeni’yi, otuz bin Kürt’ü öldürmüşlerdir” vecizesini ağzını burnunu yamultarak söyleyişini hatırlayın…
Helâl olsun benim Pamukçuğuma, yakışır ona her güzellik. Yakında Eskimolar’ın buzdolaplarını nasıl kullandıklarından bahseden yeni bir romanı da çıkıyormuş. Bu sefer de, Con Ahmet’in devr-i dâim makinesini “Erke Dönengeç” diye yeniden icat eden mütekâit paşalarımızla beraber OSCAR vereceklermiş.
Yâhu, ben bir Türk milliyetçisiyim ama hakikaten son 300 senedir neden doğru dürüst bir adam yetiştiremedik (kendim de dâhil) diye sürekli hayıflanıyorum. Sevgili dostum Prof. Dr. Celâl Şengör de bundan hep müştekîdir bu durumdan… Celâl bir fenomen adam, bir dâhi! Bir niyet etse, psikiyatriyi de benden iyi öğrenecek… Dünya, Rus ve Amerikan Bilimler Akademisi şeref üyesi, en çok site edilmiş jeolog, bir bilim filozofu, hâttâ bir bilimperest! Bu adam gibi adam “99 Soruda İstanbul Depremi” diye demir leblebi kıvamında, çok iyi anlaşılır, çok net, sebil niyetine bir kitap yazıyor. Satışı neredeyse İstanbul’da bile nâkıs! “Da Vinçi Şifresi”, “Marduk Ne Zaman Çarpacak” gibilerinde ucubelere pek düşkün İstanbullularımız bu kitabı alıp okumuyorlar. Ama özene bezene yetiştirilip milletine sövdürüldükten sonra Nobel’le fitillenen Pamuk ağabeyimizin kitaplarını, zerre kadar anlamayarak, okuma yarışına girdiler! Bütün kitaplarını aldım, ilk 30–40 sayfadan sonrasında kalbim, dimağım ve ruhum daraldığı için pes edip bıraktım. Rahmetli Kışlalı sebat eyleyip okumuş, ta o zamandan “Oyun Maskesiz Olsun” diye yazmıştı. Durduk yerde Atatürk’e, Türklük’e sövülüyordu Pamukçuğun kitabında. Hürriyet gazetesinde yarın yayınlanacak röportajında “birkaç altınlı güreşçi gibiyim ama kıskanıyorlar, çekemiyorlar” filân diyecekmiş Pamukçuk. Ata sporumuz güreşe bulaşmasa bâri yâhu! Bir şey değil, bir sonraki yapıtında “pehlivan rakibinin burnunu yere bastırıp tuş etti” filân der diye endişeleniyorum…
Esasen, biz millet olarak okumuyoruz; istisnâlar kâideyi bozmaz tabii ki. O k u m u y o r u z! Ne kadar saçma sapan televizyon ahmaklığı, danışıklı dövüşü, beyin uyuşturma dizisi varsa seyrediyoruz ama okunası şeyleri okumuyoruz.
Buna mukabil, milletine söven, olmamış soykırımı yeren, harsına ihanet eden herkes acayip makbûl. Atatürk’e sövmek, Türkiyeli olmak, Kürtler’e yağ çekmek, Ermeniler’e acımak sizi derhâl şöhret yapıyor. Hele Süryani, Pontus ve bilmem ne soykırımı da yaptığımızı anlatır, bize söverseniz, sizden büyüğü yok. Üstelik bu tür kitapları da biz Türkler en çok okur, kendimizi ayıplarız. Kendimizi aşağılamak, kendimizi ikinci sınıf görmek mazokizmi damarlarımıza işlemiştir. Koyu milliyetçi ve Ülkücü kesimi ise zâten ta baştan kızarlar farklılıklara ve okumazlar. Komünistlerimiz sağcıları okumaz, solcularımız liberalleri okumaz, sağcılarımız hiçbir şey okumaz!
Okumaya okumaya canımıza okunacak ama farkında olan yok!
Tıbbiyedeyken pamukçuğun tedavisi öğretilmişti de, unuttum. Şimdi ne yapmalı acaba?
Mehmet Kerem Doksat - 22 Kasım 2006 Çarşamba
Alper Kaya
23 Kasım 2006
Sevgili Dostum
Pamukcuk, metilen mavisi ile kolayca temizlenir gider. Lakin bu tür pamukcuklarda 3 renk -mavi-kırmızı-beyaz- zaten mevcut olduğundan temizlenmesi çok zordur. Ancak metilen mavisi yerine bayrak kırmızısı kullanılabilir…
Sevgilerimle
Ali Gönül
23 Kasım 2006
Orhan Pamuk’un dil yanlışları ile alakadar olacağınıza, kendi veb sitenizdeki dil yanlışlarıyla ilgilenmeniz daha faydalı olur kanaatindeyim. Eşiniz hanımefendinin 1987-1993 yılları arasında tıbbiyeden mezun olduğu yazıyor. Bu nasıl olur? Olmaz, zira bu seneler arasında okumuş ve 1993 senesinde ise mezun olmuştur. Bu kadar bariz bir yanlışı yapmamak gerekir kanaatindeyim.
Namütenahi saygılarımla.
Tahir Sümer
23 Kasım 2006
Sevgili dostum,
Ağzına, diline sağlık. Gerçi ben de zaman zaman milletine sövenler kervanına katılmıyor değilim, ama farklı nedenlerle. İşte “okumama” hastalığımız güzel bir sövme nedeni olabilir. Başkalarının hakkına saygı göstermeme, ki biz buna terbiyesizlik diyoruz, din bezirgânlarının peşine takılma gibi hasletlerimiz(!) de sövgüye değer.
Ancak, şu da bir gerçek ki, bugüne kadar Nobel, Oscar vb. bir uluslararası ödüle aday olmak, hatta bu konuda isminin zikredilmesi için dahi en azından “azınlık kökenli” olduğunu beyan etme mecburiyeti var. Bu da “batı riyakârlığı” herhalde.
Sevgiyle,
TS
Murat Kara
24 Kasım 2006
Ben de Kerem Hoca’ya katılıyorum. Hakketen okumuyoruz. Okumama nedeni ne olabilirki diye düşünüyorum. Belki de yanlışlıkla Orhan Pamuk gibi yazarların kitaplarını okuyup narsisizmleri zedelenebilir diye mi acaba? Eee herkes yetenekli de değilki otursun bir kaç hakaret içeren yazı yazsın da rahatlasın. Sonra alimallah kendilerine zarar verebilirler.
İçiniz rahat olsun Kerem Hoca okuyan okuyor ama sizin gibi anlamıyor. Sizin gibi düşünenler Şanlı Türk milletinin kahramanlıklarını okumaya da devam etsin.
Saygılarımla…
koray gorucu
24 Kasım 2006
saygıdeger kerem hocam!
Size katılmamak mümkün degil.Sanırım ülkemizde;kültürüyle insanıyla ve bizzat kendiyle, barısık olmayan bundan dolayıda ülkemize ait olan cogu seyden nefret eden bir grup var.gecmistede vardı simdide var..ayrıca okumayı sevmiyoruz…sevseydik pamukcuk okumazdık(satıslara göre) zira okunmuyor!!
Cudi Tuncer Gürsoy
24 Kasım 2006
Sevgili Kerem Hoca,
Orhan Pamuğun tarihçi olmadığı halde ermeni ve kürt konularında ahkâm kesmesi hepimizi rahatsız etmiştir. Ama Nobel’i bu nedenle aldığını söylemek ne kadar doğrudur bilemem. OP hakkında görüş beyan eden vatandaşlarımızın çoğu da edebiyatçı değil. Olaya milliyetçilik ve siyaset açısından bakıyorlar. İlber Ortaylı’nın bir cümlede saptadığı dört hata ise ilgisiz(irrelevant) şeyler.Adamın, ezanın ne zaman, nerede ve kim tarafından okunduğunu bilmemesi(muhtemelen hiç camiye gitmemiş ki!) ödül komitesini ırgalar mı?
Ben bu olaya başından beri ulusal değil, bireysel açıdan baktım. Bugüne kadar 106 edebiyatçı Nobel almış. Bunlardan biri de OP. 105 i nasıl kutlanmış ise OP de öyle kutlanmalıdır diye düşünüyorum.
Nejat Aksel
24 Kasım 2006
Değerli Kerem Hoca,
Orhan Pamuk, edebiyatçı geçiniyor.Yazdığı kitap bariz şekilde politik bir değerlendirme sonucu ülkesine karşı fikirleri sebebi ile Nobel ödülüne layık görülüyor.
Adamın, ezanın okunduğu saatin “vakit”, minare şerefesinin, “balkon”, ezan okuyanın “müezzin” olmadığını bilmesi için camiye gitmesi, hatta müslüman olması gerekmiyor. Bu ülkenin müslüman olmayan vatandaşları bile minare şerefesine “balkon” denilmediğini bilir. Şayet bu ülkede yaşıyor ise bunların hepsini bilmesi gerekir. Adam büyük(!) edebiyatçı geçiniyor. Kültürlü olması gerekir. Fakat yaşadığı ülkenin genel kültüründen habersiz.
Orhan Pamuk bunları ya bunları bilmiyor. Ya da işine öyle geldiği için bilmemezlikten geliyor.
Her ikisi de kendisi için züldür.
saygılarımla,
Kâmil Samir
24 Kasım 2006
Kerem kardeşim
Yazında Orhan Pamuğun bütün kitaplarını aldığını 30-40 sayfadan sonra
pes edip bıraktığını yazıyorsun.
Sende benim gibi seneler evvel Beyaz Kale adlı kitabını alıp okumuş olsaydın bütün bunlar başına gelmezdi, bir daha eline Pamuğun kitaplarını almaz bu kadar da masraf yapmazdın.İlkokul çocuklarına hitap eden ve o basitlikte bir kitap daha gerisini okumaya gerek varmı?
ekrem kuşkonmaz
24 Kasım 2006
bir meslektaşınız tarafından (içeriden) maruz kaldığınız, teknolojik kaza diye kapatılmaya çalışılan saldırı karşısında sessiz kalabilen siz değerli hocam, toplulumuzda (içimizden) yetişmiş bir yazar için aynı şeyi yapamıyor olmanız çok üzücü…
inkilap akın
24 Kasım 2006
Sevgili Dostum ve Öğretmenim
Yine bugünü değilde geleceği görerek yaptığınız değerlendirmeden bir kere daha ders alarak bilgilendim.
Sizin gibi yurtsever , hepimizin adına birşeyler yapmaya çalışan kişiler artık gün geçtikçe azalmakta ve bizlerde bir uyuşukluk içinde bunları seyretmekteyiz.
Cumhuriyeti kuran atalarımızın heyacanını hissedebilmek ve yaşatabilmek için okuma özürümüzün hızla giderilmesi gerekmektedir. Bu konudaki fikirlerinize aynen katılıyor ve canı gönülden destekliyorum.
Saygılarımla.
İ.A.
ihsan delilbasi
24 Kasım 2006
sn.kerem doksat, prof.dr.yildiz ecevit in –o.p.u okumak 1996–adli kitabina bir goz attim.izlenimim o ki o.p. itilip kakilacak bir yazar degil.ancak bu yani bana gore onem arz etmiyor.dunyada emperyalizm diye bir gercek var.-sosyal olaylarin matematiksel modellerle cozumu -ve bilgisayarlarin genis kullanimi ,emperyalistlerin dunyayi izlemelerine ve yonetmelerine buyuk kolaylik sagliyor,yani hemen hemen hicbir sey tesadufi degil..bir yazarin tamamiyle emper.lerin piyonu durumuna gelmesi bilip bilmeden rakkam vererek su kadar adam oldurdunuz demesi ulkeyi zora sokmak isteyenlere goz kirpmaktir…afrikada yuzu sinek kapli iskelet cocuklarin,hindistanda sokakta dogup sokakta olenlerin vb. buyuk olcude nedeni olan emp.in piyonu olmak af edilr gibi degildir…efendim bu kisi turkmus de gurur duymamiz gerekirmis…bu da cok ilkel bir yaklasim bana gore..ben sarter la da madam curi ile de ibni sina ile de gurur duyarim.yeter ki bunlar adam gibi adam olsun..FB ile de cok mutluyum ama yabanci oyuncular haric mi diyecegim…ilber ortayli nin tesbiti yaninda ben A.T. KİSLALİ nin bu konudaki ifadelerini bizzat dinledim.-benim yasdasimdir ve bir vakfin kurulusunda birlikte idik-son derece duzgun bilgili guvenilir bir kisi olan kislali nin da tesbitleri de cok olumsuz idi…sonuc olarak O.P.un empr.e karsi ulusal kurtulus savasi vermis bir ulkenin insani olarak emp.ile isbirlikci duruma dusmesini unutmam mumkun degildir..bana gore gerisi fasa fiso dur…saygilarimla i.d.
Erdem Selek
28 Kasım 2006
Orhan Pamuk acaba kendi kitaplarini okumus mu? Sanki bana cumleler ingilizceden Turkce’ye tercume edilmis gibi geliyor.
Ahmet Cihan
28 Kasım 2006
Orhan Pamuk bu ülkede Ermeniler ve Kürtler öldürüldü demişti, yanlış mı? Değil! Eskiden Kürt yoktur demiyormuydu devlet, şimdi ise Kürt varlığını kabul etmek zorunda kaldı. Bu gerçeği de yakında kabul edecektir. Güneş balçıkla sıvanmaz, nereye kadar inkar edilecek ki?
Orhan pamuk bu sözü söyledi diye ona ödül verdiler. Yalnızca bir gerçeği dillendirmişti. Nobel, oscar vs gibi ödüller elbette politik açıdan taraflıdırlar, bu da bir gerçek kanımca.
Ekrem DİNÇER
28 Kasım 2006
Sayın Doksat, bu ülkede Kürtler çöplükten gıda artığı toplar, çocukları yaz kış yalınayak dolaşır, askerlik zamanları gelene kadar kimlikleri olmaz. Düğünlerde havaya dolarları saçan, son model lüks arabalarla gezen, Nişantaşı’nda lüks dairelerde pahalı metresleriyle oturanlar devletin de desteklediği aşiret liderleri ve devletin baş edemediği Kürt mafyasıdır. Bu çeteler milliyetçi çevrelerle, kamu görevlileriyle iç içedir.Bunu ilkokul öğrencileri bile bilir. Kürtlerin liderliğine soyunanlar da Ahmet Türk, Abdülmelik Fırat vs gibi karanlık ve gerici derebeyleridir. Yani çaresizlik ve cehalet dizboyu. En azından sizin bir psikiyatri profesörü olarak olaya daha bilimsel, daha insani, daha bilgili yaklaşmanızı beklerdim ama siz de maalesef milliyetçilik illetine kapılmışsınız. Milliyetçiliğin doğrusu yoktur. Atatürk bize milliyetçiliği değil ‘’çağdaş uygarlık düzeyi'’ni hedef gösterdi, hayatta en gerçek yol gösterici olarak bilimi gösterdi, yurtta ve dünyada barışı gösterdi. Saygılarımla.
Türkşad Midilli
30 Kasım 2006
Doksat Hocam’ın söyledikleri çok net ve açık.Bu ülkede Ermeni ve Kürtlere yağ çeken,vatanına milletine söven,ihanet için eline hançer almış bekleyen herkes adam yerine konuluyor.Buradaki olay çok basit ama biz nedense hümanist akım,kardeşlik,barış söylemleri içinde kandırıldık,uyutulduk.Kötüsü kendimizde buna inandık.Türk Milleti tarihinde hiç bir zaman bu durumda olduğu gibi egemen milletken azınlık statüsüne koyulmaya çalışılmamıştı.Kürt ve Ermeni aşkıyla yanıp tutuşan Profesörlerimiz “Türkiye Aydını”,milletini koruyan,çok basit bir gerçeği-ve bir o kadarda söylenmesi zor olmayan ama zorlaştırılan-sadece dile getiren Doksat Hocam ve bu mantalitedeki Profesörlerimiz “Faşo” olarak adlandırılıyor.Merak ediyorum bu lafları Doksat Hoca’ya diyenlerin düşünce sistemi Üniversitede aldığı bilgilerden sonra hiçbirşeyi kabul edemeyecek kadar yobaz ve tutucumu?Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi “Muhtaç Olduğun Kudret Damarlarındaki Asil Kanda Mevcuttur.”Orhan Pamuk Bey eğer kendisi Türk ise şunu bilmeli;Damarlarındaki kan herhangi satılık bir kan değil,o kan satılıp kendi kanına zehir olup karışacağına,kurusun gitsin daha iyi.
Saygılarımla.
ipek sözer
1 Aralık 2006
bana göre orhan pamuk evet ermeni ve kürt soykırımını kabul edip bunu kitabında yazdığı için ve bazı kesimlerce çıkarları doğrultusunda olduğu için orhan pamuk nobeli almaya hak kazanmıştır.sayın hocamında yazısına yansıttığı gibi yani değerli prof.dr. ilber ortaylı hocanın tespitinde görüldüğü gibi pamuk ne türk milletini tanımaktadır ne kültürünü…ama birde şu açıdan yaklaşılmalı mı acaba:evet pamuk mükemmel yazdığı için almadı belki ödülü ama türküyenin ismini bir şekilde nobel adı altında duyurdu mu? duyurdu.bence bu bir yerde türkiye için bir avantaj olarak görülebilir.düşünsenize türk yazar nobel ödülünü almaya hak kazandı.birde bu taraftan düşünün.
Mehmet Özçelik
9 Aralık 2006
Reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı ile yola çıkılırmı İpek hanım. Bir millet tarihinde türlü türlü milletlerin işgalinden destan yazdırarak topraklarını kurtarmış ve bu tarihle adını duyuramamışsa, Vatan’ını kariyeri için satan bir yazarın yazdığı taraflı yazılar yüzünden aldığı ödülle tanınacaksa hiç tanınmasın. Nobel ödülüne ben, insanlığın yönünü değiştirecek buluşlar yapan Madam Curi, Edison gibi mucidlere verildiğinde ÖDÜL derim. Çamur atmak kolay ama temzilenmesi zordur, bence böyl basit paparazzi mantığı ile düşünmeyin.
Saygılar.
Tayfun Serdar KALYONCU
10 Aralık 2006
Sayın Bener AYDIN’a,
Yorumunuzda linkini verdiğiniz haberi 2 kez okudum. Referans verdiğiniz haberde bahsi geçen Bahçeşehir Üniversitesindeki seminerde Sayın DOKSAT ın konuşmasının tamamını dinlemediğiniz ve sadece linkini verdiğiniz gazete haberine değer verdiğiniz anlaşılıyor. Ancak size şunu belirtmeliyim ki Bu haberi yazan kişide ya bu kanuşmayı dinlememiş yada yanlı olarak 90 dakikayı aşkın süren bilimsel bir konuşmanın içerisinden küçük bir cümleyi ön plana çıkararak Sayın DOKSAT ı hedef yapmaya çalışmış. Sayın DOKSAT ın her hangi bir kimseye ya da topluluğa hakaret ettiğini düşünmeme neden olacak bir konuşma yapmadığını onu dinleyen biri olarak ben biliyorum.
“BAKMAKLA, GÖRMEK ARASINDAKİ BÜYÜK FARK; DUYMAKLA, DİNLEYİP ANLAMAK ARASINDA DA VARDIR”
zeynep a.
12 Ocak 2007
saygi deger doksat
yazmis oldugunuz yazi o.p. hakkinda dogrudur kanatimce ama eklemek istedigim sey sadece biz halk olarak haberi bir dizi gibi seyretimizden dir
tabiki medyanin rolü coktur bu ve böyle konularda insanlarin okuma zevkini birakmiyorlar okumak istemesemde insanlari okumaya tesvik ediyorlar zanedersemde konu bu okumamiz gereken seyleri bizlere tavsiye etmiyorlar ama nobel ödülü almis birini bizlere cok farkli yönleriyle anlatiyorlar bizlerde haber izleyici (yurt disinda )yasiyanlar icin haber cok önemli umarim anlamisinizdir
saygilarimla zeynep a.
Hüsamettin Küçük
7 Haziran 2007
Orhan Pamuğu oturtup ona Türkçe’yi sil baştan öğretmek gerekiyor.Her yazısı dünya kadar dil yanlışı veya ifade bozukluğuyla dolu.Ne Türkçe’si Türkçe,ne roman tekniği teknik.Böyle bir şarlatana Nobel verilmesi,Nobel ödülünün de sanat ve bilim açısından beş para etmez,siyasi amaçlı bir olay olduğunu kanıtladı.
Hüsamettin Küçük
2 Temmuz 2007
Yukarıdaki yorumumda “şarlatan” biçiminde bir hakaret kelimesi kullandığım için,rahatsız olabilecek kişilerden özür diliyor,kelimemi geri alıyorum.Kerem beyden yorumumu silmesini rica etmiştim ama,böylesini uygun görmüş.Bir de,Pamuk’u eleştireyim derken “Pamuğu” yazarak kendim de hatâ yapmışım:)
harun kara
17 Temmuz 2007
evet hüsamettin küçük kerem beyin kendisi buna artık kâniyim! hasan hocam sen çok yaşa!
pcmemo
22 Temmuz 2007
Bu yazıyı yorumlamak için aşağıdaki linki takip edin.
Daha önce yapılmış yorumlar aşağıdaki line aynen aktarılmıştır.
Yorum yazmak için üye olmanız gerekmektedir.
http://www.keremdoksat.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=26