AVNİ ANIL ÜSTÂDI TEMÂŞÂ EDERKEN
Bu yazi toplam 174 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.
TRT-2’de Avni Anıl’ın eserlerinin çalındığı hârikulâde bir konseri temâşâ ediyorum. Tarih 28 Ocak 2007, saat 12:30 ve sonrası… Erkoç âilesinin muhteşem bir yorumcusu koma seslerin hakkını o kadar güzel veriyor ki… Arşivden adam gibi musikî icra ettiği dönemden kalma vapurda çekilmiş bir Zeki Müren dokümanterinde de aynı zarâfet, aynı hoşluk.Diğer bütün solistlerde de aynı ustalık, şevk ve hissiyat var; gözlerinde o büyük üstâda olan saygıyı, perestişi, sevgiyi ve hasreti görebiliyorum. Hepsi de mütevâzı, vakur ve efendice icra ediyor eserlerini o büyük adamın, büyük bestekârın, yâni Avni Anıl’ın!
Ve üstâdın Boğaz’a nâzır kalın gözlük camlarından bakışı gösteriliyor. Müeddep, Boğaz’a değil Hakk’a bakıyor. O musıkî gönülde aşk ateşi olmadan yaratılamaz ki. Âdeta bir vâsıta Avni Üstâd, Hakk’tan alıp halka vermek için bir medyum. İlâhî plândaki sedâyı gökkubbeden bize indiriyor, bir anamnesis…
Gözlerim doluyor, gırtlağıma o mel’un yumruk oturuyor…
“Rûya gibi uçan yıllar, biraz durun durun biraz” diye haykırırken meydan okuyor zamana…
Nağmeler dökülüyor
Kerem misâli yanan
O benim işte…
Üstâdın bestesi bu güzelim güfte ile sanki bana hitap ediyor, benim nâçiz rûhum ve ismim vâsıtasıyla kâinata doğru uçuyor, kaplıyor her bir yönü.
Mihrâbım diyerek sana yüz vurdum
Gönlümün dalında bir yuva kurdum
Yıllardan beridir yalvarıp durdum
Sevgilim demeyi öğretemedim…
Tıpkı yeri doldurulamayacak icrâ üstâdı Bekir Sıdkı Sezgin gibi, bu beste üstâdı da sessiz sedâsız yaşar, öyle de göçüp gider bu dünyadan. 1928’de dünyaya gelmiş Avni Bey, Allah çok daha uzun ömür versin diye dua ediyorum.
Onlar asla şatafata, şaşaaya, şan ve şöhrete tenezzül etmezler. Boyalı medyada onları göremezsiniz. Mesâilerine “edep yâhû” diye başlayıp, herkese hakkını verdikten sonra Allah’a şükrederek uykuya dalarlar. Âşıktılar Hakk’a, halka, Türk Musıkîsi’ne… Yorgunluk kahvesini içmek için gittiği kahvehânede ellerini öper 50 senelik ağabeyinin, hiç böbürlenmez.
Gitara “ağla, çal” diye haykıracak kadar Garb’a da âşina olduğunu bize fark ettiren, hâttâ rest çeken bestesi tebessümüme tebessüm katıyor. Kendisinden 28 sene önce doğan ve 1981’de bizleri mahzun ve mahsun bırakan Rahmetli Münir Nurettin Selçuk’ta da aynı rest vardı: Ole!
Batı, kiliseye benzer; ufkî bir zenginlikle uzanır. Zenginliğini polifoniye borçludur ve bunu yaparken çeyrek sesleri harcamak zorunda kalmıştır. Bizim musıkîmiz ise monofoniktir ve bir tam sesi dokuza bölerek çıkışta başkasını, inişte başkasını kullanır melodi hazinesinin. Bu hususiyetiyle de câminin minâresine benzer; ilâhî bir güzellikle göklere uzanır.
Büyük Üstâd Avni Anıl’ın elinden düşürmediği cigarası canımı sıkıyor biraz; ne diyeyim… Allah geçinden versin. Avni Anıllar pek kalmadı artık!
Mehmet Kerem Doksat - 28 Ocak 2007 - Nişantaşı - Pazar
Bu yazıya yorum yazmak için aşağıdaki linki takip edin.http://www.keremdoksat.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=25
Hüsamettin Küçük
7 Haziran 2007
Ben uzman sayılmam ama,hem Türk Müziğini,hem de Batı Müziğini kuramsal olarak iyi bilen,ayrıca ikisinin de duygu atmosferini derinlemesine yaşamış biriyim.”Rüya gibi uçan yıllar” şarkısı benim de gözlerimi yaşartır.Avni Anıl’ın büyük bir besteci olduğuna katılıyorum.Fakat Allah’ınızı severseniz,Batı Müziğini kiliseye,Türk Müziğini de camiye benzetip durmayın(Zaten kendiniz de Klasik Batı Müziği dinliyorsunuz).Türk Müziği bestecilerini de evliya gibi sunmayın.Cami imamı koskoca Sadettin Kaynak bile,”Ne kadar özenmiş seni Yaradan!” diyen şarkı sözünü besteleyerek İslam akaidine ters düşebiliyor;Özenmek,Allah’a,zorlanma,çaba sarfetme isnad etmektir.İslam’a göre Allah “Ol” der ve olur.”Rabbim seni yaratırken bir hayli özenmiş” diye de bir şarkı vardı.Yanlış hatırlamıyorsam o da Kaynak’a aitti.Türk Müziğinin en iyi bestecilerinden Şevki bey alkolikti.Hacı Arif Bey çapkın mizaçlıydı.İncelense daha neler çıkar.Türk Müziğini İslamiyet’le,dindarlıkla yoğurmak yanlış.Bu tutumunuzla yeni nesillerin de Türk Müziğiyle arasındaki mesafeyi açarsınız.Bana göre,epey bir kısım Türk Müziği erbabının bu tür düşünceleri olmasaydı,matematiksel ve bilimsel düşünme biçimiyle Türk Müziğinin nasıl geliştirilebileceği incelenseydi,bugün
çok daha gelişkin bir müziğimiz olurdu.Türk Müziği konservatuarının çoğu mezununu,mesela Berkeley School of Music’e öğrenci olarak bile kabul etmezler.Onların arasında,konservatuarda öğretim görevlisi olup,temel bazı kuramsal kavramları yanlış bilen veya akıcı solfej yapamayan kişiler bile var.Batı Müziğinin kiliseyle,Türk Müziğinin de camiyle bağı kopmaz bir bağ değildir.İkisi de dinden uzaklaşıp akılla ve dünyevi duygularla kaynaştığı ölçüde gelişmiştir.
pcmemo
19 Temmuz 2007
Bu yazıya yorum yazmak için aşağıdaki linki takip edin.
http://www.keremdoksat.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=25