Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2284 defa okundu.
Bu yazi bugun 6 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

AVNİ ANIL ÜSTÂDI TEMÂŞÂ EDERKEN

TRT-2’de Avni Anıl’ın eserlerinin çalındığı hârikulâde bir konseri temâşâ ediyorum. Tarih 28 Ocak 2007, saat 12:30 ve sonrası… Erkoç âilesinin muhteşem bir yorumcusu koma seslerin hakkını o kadar güzel veriyor ki… Arşivden adam gibi musikî icra ettiği dönemden kalma vapurda çekilmiş bir Zeki Müren dokümanterinde de aynı zarâfet, aynı hoşluk. Diğer bütün solistlerde de aynı ustalık, şevk ve hissiyat var; gözlerinde o büyük üstâda olan saygıyı, perestişi, sevgiyi ve hasreti görebiliyorum. Hepsi de mütevâzı, vakur ve efendice icra ediyor eserlerini o büyük adamın, büyük bestekârın, yâni Avni Anıl’ın!

Ve Üstâd’ın BoÄŸaz’a nâzır kalın gözlük camlarından bakışı gösteriliyor. Müeddep, BoÄŸaz’a deÄŸil Hakk’a bakıyor. O musıkî gönülde aÅŸk ateÅŸi olmadan yaratılamaz ki. Âdeta bir vâsıta Avni Üstâd, Hakk’tan alıp halka vermek için bir medyum. İlâhî plândaki sedâyı gökkubbeden bize indiriyor, bir anamnesis…

Avni Anıl

Gözlerim doluyor, gırtlağıma o mel’un yumruk oturuyor…

“Rûya gibi uçan yıllar, biraz durun durun biraz” diye haykırırken meydan okuyor zamana…

Nağmeler dökülüyor

Kerem misâli yanan

O benim işte…

Üstâd’ın bestesi bu güzelim güfte ile sanki bana hitap ediyor, benim nâçiz rûhum ve ismim vâsıtasıyla kâinata doÄŸru uçuyor, kaplıyor her bir yönü.

Mihrâbım diyerek sana yüz vurdum

Gönlümün dalında bir yuva kurdum

Yıllardan beridir yalvarıp durdum

Sevgilim demeyi öğretemedim…

Tıpkı yeri doldurulamayacak icrâ üstâdı Bekir Sıdkı Sezgin gibi, bu beste üstâdı da sessiz sedâsız yaşar, öyle de göçüp gider bu dünyadan. 1928’de dünyaya gelmiş Avni Bey, Allah çok daha uzun ömür versin diye dua ediyorum.

Onlar asla ÅŸatafata, şâşaaya, ÅŸan ve şöhrete tenezzül etmezler. Boyalı medyada onları göremezsiniz. Mesâilerine “edep yâhû” diye baÅŸlayıp, herkese hakkını verdikten sonra Allah’a şükrederek uykuya dalarlar. Âşıktılar Hakk’a, halka, Türk Musıkîsi’ne… Yorgunluk kahvesini içmek için gittiÄŸi kahvehânede ellerini öper 50 senelik aÄŸabeyinin, hiç böbürlenmez.

Gitara “aÄŸla, çal” diye haykıracak kadar Garb’a da âşina olduÄŸunu bize fark ettiren, hâttâ rest çeken bestesi tebessümüme tebessüm katıyor. Kendisinden 28 sene önce doÄŸan ve 1981’de bizleri mahzun ve mahsun bırakan Rahmetli Münir Nurettin Selçuk’ta da aynı rest vardı: Ole!

Batı, kiliseye benzer; ufkî bir zenginlikle uzanır. Zenginliğini polifoniye borçludur ve bunu yaparken çeyrek sesleri harcamak zorunda kalmıştır. Bizim musıkîmiz ise monofoniktir ve bir tam sesi dokuza bölerek çıkışta başkasını, inişte başkasını kullanır melodi hazinesinin. Bu hususiyetiyle de câminin minâresine benzer; ilâhî bir güzellikle göklere uzanır.

Büyük Üstâd Avni Anıl’ın elinden düşürmediÄŸi cigarası canımı sıkıyor biraz; ne diyeyim…

   Allah geçinden versin.

      Avni Anıllar pek kalmadı artık!

Mehmet Kerem Doksat – 28 Ocak 2007 – NiÅŸantaşı - Pazar  

2 Yorum

Hüsamettin KüçükHaziran 7th, 2007 13:45

Ben uzman sayılmam ama hem Türk MüziÄŸi’ni hem de Batı MüziÄŸi’ni kuramsal olarak iyi bilen, ayrıca ikisinin de duygu atmosferini derinlemesine yaÅŸamış biriyim. “Rûya gibi uçan yıllar” ÅŸarkısı benim de gözlerimi yaÅŸartır. Avni Anıl’ın büyük bir besteci olduÄŸuna katılıyorum.

Fakat Allah’ınızı severseniz, Batı MüziÄŸi’ni kiliseye, Türk MüziÄŸi’ni de câmiye benzetip durmayın (zâten kendiniz de Klâsik Batı MüziÄŸi dinliyorsunuz). Türk MüziÄŸi bestecilerini de evliyâ gibi sunmayın. Câmi imamı koskoca Sadettin Kaynakbile, “ne kadar özenmiÅŸ seni Yaradan” diyen ÅŸarkı sözünü besteleyerek İslâm akâidine ters düşebiliyor! Özenmek, Allah’a, zorlanma, çaba sarf etme isnad etmektir. İslâm’a göre Allah “Ol” der ve olur. “Rabbim seni yaratırken bir hayli özenmiÅŸ” diye de bir ÅŸarkı vardı. Yanlış hatırlamıyorsam o da Kaynak’a âitti. Türk MüziÄŸi’nin en iyi bestecilerinden ÅževkiBey alkolikti. Hacı Ârif Bey çapkın mizaçlıydı. İncelense daha neler çıkar. Türk MüziÄŸi’ni İslâmiyet’le, dindarlıkla yoÄŸurmak yanlış. Bu tutumunuzla yeni nesillerin de Türk MüziÄŸi’yle arasındaki mesafeyi açarsınız. Bana göre, epey bir kısım Türk MüziÄŸi erbâbının bu tür düşünceleri olmasaydı, matematiksel ve bilimsel düşünme biçimiyle Türk MüziÄŸi’nin nasıl geliÅŸtirilebileceÄŸi incelenseydi, bugün çok daha geliÅŸkin bir müziÄŸimiz olurdu. Türk MüziÄŸi konservatuarının çoÄŸu mezununu, meselâ Berkeley School of Music’e öğrenci olarak bile kabûl etmezler. Onların arasında konservatuarda öğretim görevlisi olup, temel bâzı kuramsal kavramları yanlış bilen veya akıcı solfej yapamayan kiÅŸiler bile var. Batı MüziÄŸi’nin kiliseyle, Türk MüziÄŸi’nin de câmiyle bağı kopmaz bir baÄŸ deÄŸildir. İkisi de dinden uzaklaşıp akılla ve dünyevî duygularla kaynaÅŸtığı ölçüde geliÅŸmiÅŸtir.

MKD: Vallahi nutkum tutuldu, meğer ben ne kâfirmişim yâhu! Allah bu memleketi sizin gibi yaklaşanlardan korusun diyebiliyorum!

pcmemoTemmuz 19th, 2007 17:58

TeÅŸekkürler…