AH HASAN CİHAT ÖRTER AH!
Bu yazi toplam 1614 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.
Her san’atçı tenkit edilir, hakkında da eleştiri yazıları kaleme alınır. Bundan daha tabii hiçbir şey olamaz. “Ben san’atçıyım” diye çıkıyorsan, bunu göze alacaksın. Hele “ben dünya çapında üstâdım” diyorsan, haydi haydi alacaksın!
İlk makalede de belirttiğim gibi, Hasan Cihat Örter (HCÖ) bana ısrarla söylediği için yazdım. Kendisi nikâh yemeğime gelecek kadar samimiyet gösterdiği için ben de buna inanarak münekkitliğimi yaptım. Tamamen hüsnüniyetle eleştirdim, dostâne bir şekilde de tavsiyelerimi yazıya aktardım. Teknik eleştirilerimde bilhassa klâsik gitarla ilgili teferruata girdim. Flâmenko ve sâir dallarda ise sâdece musıkî kulağıma ve genel bilgime göre ahkâm kestim. Çünkü o dalların tekniğine (sedâsına değil, onu bilirim) vâkıf değildim.
Eğer benzer şeyler benim içn yazılsa idi zerre kadar kızmazdım. Gerçi benim için böyle bir yazı yayınlansa tamamen hayâl ürünü olacağı için muharriri de gülünç duruma düşerdi; çünkü mübalâğalı iddialarım da yok, sahnede gitar da kırmadım, kendimden “fakir profesör” filân diye de bahsetmedim hiç (memleketin bu hâli sürerse belli de olmaz hani)! Gene de “teşekkürler ama şuna buna katılmıyorum, falancaya filâncaya da dikkat ederim” diye bir şeyler yazıştırırdım; olur biterdi.
Fakat sevgili HCÖ kalktı “Kurtul bu komplekslerden doktoooorr..!!..” diye başlayan mesajı yazdı. Yazdı ve dahi dananın kuyruğu koptu. Millet birbirine girdi, Sultan Türkoğlu adını kullanan bir Amazon ne yapacağını şaşırdı, binlerce kez küfredeceğini bile ifâde etti; hâttâ bu Amazon “Kâbe Senfonisi” için “dünyanın en hümanist eseri” diye haykırdı. Belli ki hümanizmin ne olduğundan bîhaber çünkü eğer kendisi ve HCÖ hümanistseler Allah’a veya başka bir kutsiyete inanmıyorlar demektir. Vikipedia’dan olsun şu hümanizm nedir bir okuyun yâhu! Ne hâinliğim, ibişliğim, ne câhilliğim kaldı. Mesajlar iyice trajikomik bir hâl aldı…
Web mekânımdaki diğer makaleleri tetkik edenler görecektir ki, aleyhimde yazılan en garip şeyleri dahi (galiz küfür veya benzerleri hâriç) ellemiyorum; öyle duruyorlar. Birer ibret varakası olmaktalar. Yâni ben de dünya çapında olmasa da memleket çapında tanınmış bir ilim ve fikir adamıyım ama hakkımda yazılan en yıkıcı ve sıkıcı şeyleri dahi tahammülle karşılıyorum. Gerektiğinde de efendilikle cevap veriyorum. Hasan’ın ve “ekibinin” tahammülü ise nâkısta (bu arada, IP numaraları çok ilginç kaynaklar gösteriyor)!
Meselâ Fatih Erkoç’un son albümü beni sukut-u hayâle uğrattı çünkü o güzelim sâhiciliğinin yerini inceden inceye popülizm almış. Ama ben böyle dedim diye, eminim ki benim “oidipus” kompleksim olduğunu filân söylemez!
Öte yandan, “World Classical Guitar Pieces” albümünü almamız söylendi; alacaktık ve üstâdın ustalığını esas oradan dinleyip aklımızı başımıza devşirecektik.
Biz de derhâl aldık, iki kere baştan sona kadar pür dikkat dinledik, üçüncüde şiştik!
Şimdi gene ne düşünüyorsam onu, kırmak için de, -artık tenkide açık olmadığını maâlesef anladığımdan dolayı- onarmak için de değil, bîtaraf olarak yazacağım. Yazacaklarım ne onun kişiliği, ne sahnede ne yaptığı, ne de konuşmalarıyla ilgili; sâdece albümdeki icra konumuz olan. Bakalım bu sefer neler olacak ve daha ne acayiplikler idrak edeceğiz…
ALBÜM
Bir kere isim ve kapaktan şaşırıyorsunuz çünkü tamamen İngilizce! Yâni, bilmeyen yabancı bir ülkede yapılmış sanır. Şöyle yazıyor:
WORLD CLASSICAL GUITAR PIECES
Şehrazat (evet, Ş ile)
BY HASAN CİHAT ÖRTER (İ ve Ö aynı, yâni büyük harf noktalı, hâlbuki albüm İngilizce; by küçük yazılmalıydı. Milliyetçiliktense, o takdirde bâri iki lisanlı olsa idi, Türkiye’de de satıldığına göre).
Sağ altta “Guitar Virtuoso” denmiş.
Sol altta ise GENÇ diye bir ibâre dikkatimi çekiyor.
Arkada da içindekiler İngilizce ama solda GENÇ var, sağda bir Unkapanı adresi…
İçindeki broşürü açıp künyeyi de okuyunca ise CD’nin tamamen yerli malı olduğu anlaşılıyor.
Acaba bundaki amaç ne diye düşündüm.
Eğer bu CD Türk dinleyicisine hitap edecekse hiç gereği yok, hâttâ snopluk, niye Türkçe değil; eğer Batı’ya ihraç ediliyor ise, korkarım hiç şansı yok.
Neden mi?
Aşağıda gerekçelerini, her bir parça hakkındaki yorum ve tenkitlerimle birlikte, sırayla yazıyorum.
Bir kere, genel olarak hemen dikkati çeken şeyler:
- Gitarın akordu bozuk! Hele Romance’da insanın kulağını zımparalıyor; dissonan seslerden içiniz geriliyor. İnsan bir dinlemez mi, fark edip tekrar kaydetmez mi?
- İkincisi de çok fazla miktardaki cazırtı! Tamam, en büyük konsertistlerin, virtüözlerin bile albümlerinde parmak sürtünme sesi, solla iyi basamamaya bağlı falsolu tınılar, tırnak sürtünme parazitleri işitilir. Hâttâ Segovia’nın “temiz” albümü yoktur. Gitar “kirli” bir enstrümandır. Ama bunlar devede kulak kaldığı takdirde kabûl edilebilir. Hemen her parçada sürekli falsolu ses insanın zihnini çeliyor… Bilhassa tremolo yaparken akış çok düzensiz (sağ el sıkıntısı gene).
- Hiçbir eserin orijinal partisyonuna sâdık kalmamış HCÖ. Belki de uzun zamandır notalarına dahi bakmamış; yoksa insan istese dahi, bilerek bu kadar deforme edemez eserleri. Eğer Dünya Klâsik Şâheserleri (tercümesi bu; isteyen Başyapıtları da diyebilir) diye albüm çıkarıyorsan, en fazla yorum yaparsın; hiç kimsenin bestekârın eserinin neredeyse tamamını kafasına göre değiştirip oynamaya hakkı yoktur.
Sırf bu üç genel sebepten hareketle yazıyorum ki, dünyanın hiçbir yerinde ciddi klâsik gitar mahbubu olan bir kişi bu albümü “test listening” akabinde almaz; alsa da “bu da ne acaba” diye paketletir, sonra da bir kere ya dinler, ya da üç parçadan fazla dinlemez (fakir –yâni ben– Yaradan’a sığınıp 2.5 kere yaptı bu işi)!
PARÇALAR
1. R. Korsakov / Şehrazat: Dinleyin ve görün…
2. F. Tarrega /Adelita: Gitar’ın Chopin’i olarak tavsif edilen ve tırnakla değil, etle çalan Tarrega’nın bu çok elemanter ve bir o kadar da nefis eserini böyle çalmaya ancak HCÖ’nün hakkı olur!
3. F. Tarrega / Lagrima: Kelimenin anlamı “gözyaşı” ve Tarrega bu eserde hüzünlü ağlayışı anlatır. Özellikle alttaki si’ler gözyaşı damlalarını remzeder ve pıtır pıtır, tâne tâne düşmeleri icap eder. Bu yorumda ise kaos var. Eserin içerisine sinmiş olması gereken hüzün yok, arada göbek havası formatına dahi büründürüyor gözyaşlarını HCÖ!
4. İ. Albeniz / Asturias: İ gene noktalı, ne oldu İngilizce’ye? Albeniz’in rûhu dünyaya inebilir. Eserin başı sonu, önü yanı birbirine karışmış. Hatalı akorlar ve pasajlar insanı hop oturtup hop kaldırtıyor. Yorumda iç tutarlılık da yok, tamamen kafasına göre takılmış HCÖ. Bütün dünyada aslında piyano için yazılıp da gitara bu kadar mâl olmuş ikinci bir eser yokken, bu kadar deforme ve dejenere etmeye de, affedin ama kimsenin hakkı olamaz! HCÖ’nün dahi!
5. Anonnimus / Em Romance: Bu dünya güzeli melodi de HCÖ’nün hışmına uğramış. Gereksiz bir yavaşlığı anlamsız bir crescendo takip ediyor, sonra garip hırçınlaşmalar ve diminuendolar… Bir de çok kötü tremolo denemesi var, baslarda armoni intihar ediyor. Majör bölüm gâliba zor gelmiş, onu hafiften gargaraya getirmiş HCÖ. Sonra da gereksiz süslemeler, oynamalar… Başta da belirttiğim gibi, gitarın akordu fena hâlde bozuk!
6. J. Pernambuco / Choro: Eh, “no comment”.
7. F. Tarrega / Alhambra: Hiçbir yerde görmediğim, işitmediğim bir intro var. Tremoloda hemen her tırnağın sürtünme sesi duyuluyor ve gene eserin başı, arası, sonu karmakarışık. Sueno’yu, La Catedral’i filân Allahtan çalmıyor HCÖ!
8. R. Arslanyan / Serenade Espagnole: Aziz dostum Rafi’nin bu transkripsiyonu (bestesi değil ama bilmeyen öyle sanacak) esasen talebe düzeyindedir. Onda bile yorum içinde gidiş gelişler pek fazla.
9. A. Lauro / Preludio: Ah HCÖ ah, Lauro böyle çalınmaz. O legadolar, arpegiolar, pasajlar… Hepsinin pırıl pırıl ve su damlaları kadar net işitilmesi gerekir.
10. A. Lauro / Vals Venezolano No: 2: Yukarıdakinin aynı!
11. V. Lobos / Prelude No: 3: Tek bir cümle: Lobos böyle çalınmaz ve bir besteyle bu kadar oynanmaz. Dünyadaki en ucuz klâsik gitar konkurunda bu yorumla jüri birinci dakikada “teşekkürler” der arkadaş!
12. H. V. Lobos / Prelude N: 1: Yukarıdakinden de üzüntü verici!
13. D. Aguado / Andante: Hayret bir şekilde oldukça iyi yorumlanmış…
14. J. De Azpiazu / El Vito: Nisbeten en az kötü yorumlanmış eserlerden biri…
15. J. S. Bach / Prelude For Lute: Zavallı Bach, ne diyeyim… Bach Barok müziğin şâhikasıdır ve Flâmenko çalar gibi icra edilmez…
16. M. Carcassi / Dm Caprice: Gene oldukça başarılı bir yorum.
17. Ernesto Lecuona / Malaguena: Vallahi, bu eserle nasıl oynasan gidiyor; HCÖ’inki de gitmiş işte…
18. F. Tarrega / Capricho Arabe: Bu muhteşem serenadın aynı ihtişamda bir girişi vardır. HCÖ onu yemiş bitirmiş, bir garip şeye çevirmiş. Yâhu, acaba başka bir parça mı diye baktım. Sonra o olduğunu anladım ama gene Tarrega’nın bestelediği eserle bu çalınan şeyin sâdece Âdem’le Havva’dan akrabalığı var. HCÖ uçuyor, daldan dala konuyor, arada cazırtılar…
19. M. Carcassi - Allegro Caprice: Ne diyeyim… Dinleyin!
20. J. C. Bach / Musette: HCÖ, ekipçe bir araştırın bakalım bu eser J. S. Bach’ın mıdır yoksa aynı soyadını taşıyan başka bir hanımefendinin beste albümünden midir? Yorum ise vasat.
21. D. Aguado / Agito: Ajitasyon müthiş!
22. Improvisations / Bularias: Yorumun kerameti HCÖ’in kendinden menkûl fakat, hep yazdığım gibi, Flâmenko tekniği zayıf olduğu için bâzı kısımlar sırıtıyor…
Bak sevgili dostum. Bu albümün hiçbir yerde şansı yok. Hiçbir ciddi müzik adamı da ciddiye almaz. Allah aşkına daha az çal, daha çok çalış, orijinal notaları tekrar tekrar çalış. Önüne partisyonları koy ve aylarca kampa gir; bestekârlara hürmet et.
İrticalen (doğaçlama olarak) çalmana hiç itirazım yok; beğenen dinlesin. Ama klâsik gitar böyle çalınmaz! Dünyanın en büyük klâsik gitaristlerinin hemen hepsinin CD’leri, DVD’leri var evimde; hâttâ bir kısmının eğitim DVD’lerini buldum http://www.amazon.com/ adresinden. Apuoyando, pizzicato, serbest vuruş, el duruşu… Öğretiyorlar. Hele yeni nesil gitaristler var ki, çoğu da 16–25 yaş arası, insanı vecitten ağlatacak kadar muhteşem çalıyorlar. Konkurlar müthiş geçiyor. Sen bu albümündeki icrânla bunların ön elemesinden dahi geçemezsin; bu bir hakaret değil bir tesbittir.
Yâni, bu “muhteşem” albüm dünyayı filân sarsmaz, sarsamaz. Bir de, senelerdir dünyanın her tarafında en büyük müzik mağazalarında saatlerimi geçiririm. Nedense HCÖ’in hiçbir kaydına rastlamadım. Belki ben bulamadım, göremedim; bundan sonra çok daha dikkatle arayacağım.
SONUÇ
Sevgili HCÖ, lûtfen rallentendo et diminuendo, allegro ma non troppo. Bu prestissisimo senin “gitarı” gerçekten parçalayabilir. Çok daha fazla etüt yap, çok daha fazla deşifrasyon yap, çok daha az konuş ve çok daha az CD yayınla. Bak, işte o zaman tarihe geçersin çünkü yeteneklisin, hem de çok.
Son bir husus da, seni arkadaş bilip düğününe çağırmış olan, ısrarla çağırdığın konserinde sahneye çıktığında “o da büyük bir gitarist” filân diyerek kendine pâye çıkardığın birisine ısrarla “yaz yaz” deme, dersen de başta kendin olmak üzere onun geçmişine filân sövecek kadar ilginç olan “mevhum milyonlarca hayranını” üzerine salma (benim vak’amda kadın ismi kullanan bir “bir milyon” sövdü).
Aman dikkat HCÖ, aman dikkat! Çünkü herkes benim kadar mütehammil ve psikiyatr olduğundan dolayı da anlayışlı çıkmayabilir.
Oldu mu “dostum”!
Mehmet Kerem Doksat – Nişantaşı - 07 Temmuz 2007 Cumartesi
Bu mesajı yorumlamak için aşağıdaki linki takip edin.
http://www.keremdoksat.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=2
Hüseyin Barış ÖRTMEZ
8 Temmuz 2007
Aaaaa! Hâlâ komplekslerinden kurtulamamışsın doktooorr! Ağır vak’a olduğun ortaya çıktı.Seni,üstâd gibi dünyâ çapında,O’nun psikiyatr versiyonu birine tedâvî ettirtmek lâzım.Yaşasaydı Bach’ın bile secde edeceği bir san’atçıya sen nasıl böyle saygısızlık edersin bakayım! ŞAKA ŞAKA! Albümü dinlemedim ama,HCÖ’yü önceden bildiğim için bütün söylediklerinize katılıyorum.Bütün yazılarınızı okumadım ama,bu,en keyif aldığım yazınızdı.Bu yazıdaki esprileriniz,size olan sempatimi arttırdı Kerem bey:) Çok yaşayın.
matematik dehasi
8 Temmuz 2007
hasan hocam birinci yazi 06 agustos 06′da yazilmis.seytanin gunu olan 06.06.06′dan 60 gun sonra.seytanin rakkami 666 dir.gordugunuz gibi sayilar hep seytana göre 6,6,6,6 diye ilerliyor.sizin gibi muzigiyle dunyaya terapi yapan bir snatciyi cokertmek icin keremdoksatin ruhuna seytan girip o yaziyi yazmis olabilr.bu yazi da 7 temmuz 07 tarihli.8 haziran 08 de yeni bir yaziya hazirlikli olmaliyiz.bu son iki tarihin anlamini cozemedim ama cozunce size bildirecegim.secdeyle
bomukus
8 Temmuz 2007
bence kerem dokst bu yazıyı elektra kompleksinden ötürü yazdi
Jkidd5
9 Temmuz 2007
Sevgili Kerem Doksat ; yazınızı yine diğer yazılarınızda olduğu gibi zevkle ve ibretle okudum.Tespitleriniz ve yorumlarınız müthiş.Klasik müzikten fazla anlamam fakat Flamenko üzerine çalışmalar yapan ve eğitim almış biri olarak, Hasan Cihat Örter’in flamenco adına pek birşey bilmediğini söyleyebilirim.Çünkü tırnak kesilişinden tutun da,tekniklerine,oturuşlarına,gitar tutuşlarına,baskılara … kadar herşey çok farklı. Bu arada İstiklal Marşımızı bile doğaçlayarak,detone bir şekilde çalan bir müzik adamından bu tür şeyler beklemek normal.Akord olayı ise çok ilginç gerçekten! Flamenco gitaristleri konserlerinde her parçadan sonra gitarlarını akord yaparlar yeniden.Hata parça aralarında bir bozulma olmuşsa , dinleyiciye belli etmeden düzeltirler akorlarını… Hele ki Albüm olayı çok ciddiye alınması gereken öenmli bir olay. Vicente Amigo ( flamenko gitar virtüözü) hemen hemen 2-3 senede bir albüm çıkartır fakat; o çıkarttığı albüm 10 sene 20 sene hiç bıkmadan usanmadan dinlenir. Bastığı her nota insanın içini eritir,her nota tek tek gelir kulaklara ve her eseri bize birşeyler anlatır.Su gibi akar; defalarca usanmadan dinlersiniz.. Herkese tavsiye ederim
VİCENTE AMİGO. 5 albümü vardır şu ana kadar, 39 yaşındadır ve ilk albümü “De mi Corazon Al Aire” de yer alan tarantas formundaki,her dinleyeni büyüleyen,insanı başka diyalara götüren muhteşem şaheseri “Callejon de la Luna” yı henüz 17 yaşında iken bestelemiştir.
Birilerinin Örnek alması gerek…
Saygılarımla
Hüsamettin Küçük
9 Temmuz 2007
Kerem bey,
Narsisizm,san’at ve yaratıcılık hakkında bir yazı klavyeye alacaktınız.Nerede kaldı yazı?Bekliyoruz.
matematik dehasi
9 Temmuz 2007
cozdum hasan hocammmm!!!!!! 6+6=12 7+7=14 8+8=16 14-12=2 16-12=4 4+2=6 gene 6!!!! seytan duzeniyle gidiyor gordugunuz gibi.keremdoksatin ruhuna seytan girdigi,soylediklerinin mantiksizliginden de belli degilmi.kendisine bol bol kabe senfonisi dinleterk seytani cikarmak lazim.secdeler
Jkidd5
9 Temmuz 2007
İşinize gidin ya.Kendisi de,yandaşları da sürekli saçmalıyor. Sadece sen mi müslümansın matematik dehası.Sizin gibiler yüzünden geriliyoruz sürekli. Sen matematik dehası görmemişsin. Ben senin nickinden tut da, ismine,doğduğun şehire kadar , hepsiyle ebced hesabı da dahil öyle bir oynarım ki ; 6 yı değil 666 yı bulurum. HCÖ ve senin gibilerin, çıkarları doğrultusunda müslüman olduğunuzu biliyoruz. İşiniz gücünüz şov yapmak. Herşey var ortada ama MÜZİK YOK!!!! Küfür var,Kibir var,Şov var,Populizm var,Bozuk akord ile çalınmış bir albüm var, özü bozulmuş parçalar var, saçma cümleler var,… olumsuz herşey var ama dinleyicinin istediği 2 olgu yok!! MÜZİK ve SAYGI …
matematik dehasi
10 Temmuz 2007
yapmak istedigim espri fazla zekice olmus anlasilan:) bunu siz bile anlamadiysaniz,hcö nasil anlasin.
evrim devrim
10 Temmuz 2007
Burada birseyler ogrenmek veya paylasmak, ve de basta Kerem Hoca’nin görüşlerine ulaşabilmek icin belli aralikla siteyi ziyaret ettigimi belirtmek isteyip, eklerim. Tip fakültesinde okuyan ve ilgili insanların zevkle takip ettigini dusundugum derslerine her ne kadar katılım şansımız olmasa kendisinin fikirlerini paylasacagı boyle bir ortam yaratması ne kadar guzel. Bazen bir insan size genel olarak itici gelebilir, bazı yorumlarını begenmeyebilirsiniz, aşırı bulabilirsiniz. Yine de bu ona saygı gostermemeniz anlamına gelmez. Daha otesi, ornegin, dört saat belli bir disiplinde uzmanlaşmış bir hocanın veya bir bilim insanının veya bir uzmanın konferansını dinleyebilirsiniz. O dort saatlik konferanstan oyle bir cumle veya paragraf duyabilirsiniz ki iste o sizin belki senelerce düşünüp de bulamayabileceğiniz seydir. (Konferansın geride kalan kısmı belki de oncesinde o kadar ilginizi cekmemistir) Kollektif akil boyle bir sey olmalı. Birbirimizi dinleyeyilim, ve alt etmeye calismayalım. Kim neyi savunuyor ben anliyamiyorum. Herkezin herkezden ogrenecegi seyler olabilir. Ama bazılarımızın daha çok öğretecekleri ve paylaşacakları var, en azından bağzı konularda, bunu kabul edelim. İnsanlar neyi savunduklarını açık olarak söyleyemediklerinden sanirim, dönüp dolaşıp sağdan soldan dolaylı dolaysız iğnelemelere kaçıyorlar.
Jkidd5
10 Temmuz 2007
kusura bakma arkadaşım.HCÖ ve yandaşları o kadar saçmalıyorlar ki.. Anlatmak istediğini anlayamadım. Söylediklerine katılıyorum.. saygılar
evrim devrim
10 Temmuz 2007
Bir klasik gitar virtiyözünün, bir kemanistin veya bir piyanistin iyi bir icracı olması ile iyi bir composer olması arasında bir ayrım var mi?
Konservatuvar eğitimi almış çok iyi bir piyanistin örneğin chopinin bir bestesini kusursuz bir şekilde icra ettiğini hayal ediyorum. Bu ona yaratıcılığını kullanarak çeşitli varyasyonlar katabileceği yetisine sahip olduğu veya benzer kalitede bir beste yaratabileceği anlamına gelmiyor. Yada çok güzel bir bestenin yaratıcısı illa kusursuz bir müzik aleti çalan biri olmayabilir. Bizim elektronik mühendislerinin sık kullandıgı bir oran vardır. Bit error rate (BER). İki piyanist düşünelim. Birinin piyano çalarkenki BER i 0.0001 olsun. Digerininki ise 0.00000001 olsun. İkincisinin müzik eserinin icra edilmesi sırasında hata yapma olasılığı digerinin onbinde biri. Ancak bu ikincisine birincisinden daha iyi bir composer olma yetisi tanımıyor. Belki BERi 0.01 olan biri bu alanda çok daha yaratıcı bir kisiliğe sahip olabilir. Burada BER i etkileyen faktorler olarak yaş, bedensel, zihinsel kronik bazı zayıflıklar veya sonradan oluşabilen refleks kayıpları, ne bileyim iste
..vs birçok şey olabilir, diye düşünüyorum.
yaratıcılık endeksi (YE, ben uydurdum), bence bir müzik insanını deha yapan budur. Tabi kabul ediyorum belli bir BER thresold degerinin üzerinde olması gereklidir. Ama bunun milyonda bir olmasına gerek yoktur. Hatta bağzen hatalı vuruşlar, kaydırmalar.. vs düzenin ve öğretilerin aşılmasına ve yeni keşiflere meydan verebilir diye romantik bir düşünceye de sahibim
sevgiler, saygılar
Hüsamettin Küçük
10 Temmuz 2007
Sevgili Evrim kardeşim,
Saygılı üslûbundan ötürü seni takdir ediyorum.HCÖ’yü savunan diğerleri seni örnek alsın.Düşüncelerinle de zekî biri olduğunu gösteriyorsun.Fakat imlân ilginç.Türkçe’ye çok önem veren biri olarak,artık bu ülkede elektronik mühendisi bir kişinin bile Türkçe’yi bu düzeyde kullanıyor olmasına çok üzülüyorum(Hakaret amacıyla söylemiyorum.Üslûbundaki terbiye ve rahatlık,beni kızmayacağına inandırıyor).
Bana göre;çok iyi bir icracı olmak,iyi besteci olma şansını arttıran bir özelliktir.Ama zorunlu değildir.Bunu sormanın HCÖ’yle ilgisini tam anlayamadım.Sen diyorsun ki:1-Çok iyi bir icracı,çok iyi bir besteci olamayabilir.2-Çok iyi bir besteci,çok iyi bir icracı olamayabilir.Şimdi bu düşünceleri HCÖ’ye uygulayalım:
1-HCÖ’nün çok iyi bir icracı olduğunu,ama bestelerini beğenmeyenlerin,bunu o kadar büyütmemesi gerektiğini mi söylüyorsun?Böyleyse,Kerem bey’in yukarıdaki yazısını yeniden okumalısın.
2-HCÖ’nün çok iyi bir besteci olduğunu,ama çok iyi bir icracı değilse,bunun büyütülmemesi gerektiğini mi söylüyorsun?Böyleyse,öteki yazının yorumlar bölümünde defalarca söylediğim gibi,karşılaşacağın herhangi bir kompozisyon profesörüne(doçent de,hatta doktor da olabilir),HCÖ’nün besteleri hakkında ne düşündüğünü sormalısın.Ya hiç dinlemediğini söyleyecektir,ya da…Noktalı bölümü o söylesin.
Hatalar yeni keşiflere yol açabilir(Hatta son yüzyılın çoksesli müziğinde,rastlantısal müzik teknikleri uygulanmış ve cd’lerle de yayınlanmıştır).O yeni keşiflerden bazılarını,gelecek nesiller kural olarak bile benimseyebilir.Müzisyen bazen hata yapmaktan korkmadan müziğe paldır küldür dalabilir.AMA YALNIZKEN !:) Veya arkadaşlarıyla kendi aralarında eğlenirken falan.Klasik Müzik eserlerinin tek nota değiştirmeden çalınması gerektiği,bütün dünyada,ortalama müzik kültürüne sahip her kişinin ortak bilgi ve kanâatidir.HCÖ Batıda yapmaya kalksaydı bu albümü,Kerem bey’in de söylediği gibi,kimse yayınlamazdı.Dahası,benim yaptığım gibi,onu iyi bir psikoloğa yönlendirirlerdi.
Hasan bey’e not:Hasan bey,lütfen bana küfretmeyin.”Gitarınızın” parçalanmasını istemiyorum.Yıllar önce Sadi Işılay’ın Sultânîyegâh Sirto’su üzerine yaptığınız modernize,ilk dinlediğimde beni duygulandırmıştı.O müziğin yaratıcısı yeteneksiz ve bilgisiz biri sayılamaz! Madem “Kendi seçeceğiniz bir kompozisyon prof’una gidip bestelerinizi değerlendirtin” dememe aldırış etmiyorsunuz,öyleyse Türkiye’de(veya dünyada!) en çok sempati duyup düşüncelerine itibar ettiğiniz psikoloji veya psikiyatri profesörüne kimse,ona gidin,sizin kişiliğiniz ve kendinize dair düşünceleriniz hakkında ne düşündüğünü sorun.Söyledikleri Kerem bey’in sözleriyle örtüşmezse ve sizi aklarsa buraya yazın,”Yuh sana Kerem Doksat! Seni kim profesör yaptı?!” diye hep birlikte ona hücûm edelim.
Kerem bey’e not:Kerem bey,görüyorum ki çok fazla insanın,”dehâ” kavramı konusunda kafa karışıklığı ve yanlış kabûlleri var.Üstüne üstlük tv’de “Güzel ve Dâhî” isimli bir yarışma başladı ve ÖSS’de yüksek puan almış öğrencileri falan halka dâhî diye sundular.Bence,dehânın ne,dâhînin kim olduğu konusunda da iyi bir yazı yazmalısınız bu millete.
Hasan bey ve onu savunanlar dâhil,herkese sevgi ve saygılarımla.
Hüseyin Barış ÖRTMEZ
10 Temmuz 2007
Sayın Hasan Cihat Örter,1-”Dünyadaki milyonlarca hayranınız” tarafından hararetle beklenen son albümünüz neden EMI benzeri dünyaca ünlü bir firmadan değil de,arabeskçi çıkarmasıyla bilinen Unkapanı’nın bir firmasından çıktı?2-Albümünüzün standa konmasını geceden müzikmarket önünde kuyruğa geçerek bekleyen “dünyadaki milyonlarca hayranınız”,şu dakikaya kadar satış sayısını kaça ulaştırdı?3-Dünyanın önemli gazete ve müzik dergilerinden hangilerinde albümünüzün reklamı yayınlandı ve hangi tanınmış müzik eleştirmenleri,köşelerinde,son albümünüz hakkında övgülü yorumlar yazdı?Ayrıca Türkiye’deki klasik müzik dergi ve sitelerinden hangilerinde albümünüze övgü yazıldı? 4-Dünyanın en büyük Klasik tarz gitaristlerinden hangileriyle tanışıklığınız var ve hangisi,sizin son yıllardaki yorumlarınızı beğeniyle dinlediğini söyledi?5-Son albümünüzün canlı performansını gerçekleştirmek için,dünyanın nerelerinden,hangi salonlarda çalmak üzere davetler aldınız?
Cevabınız lütfen,”1-Ananı,avradını s…..keyim,2-Aç karnına b…..kumu ye,3-G…..tünü s…..keyim,4-Ormanda benimle düello yapmaya gel,5-Bu ülkenin sanatta niye geri kaldığı belli değil mi?” şeklinde olmasın.Her soruma doğru dürüst cevaplar bekliyorum.Saygılarımla.
Hüsamettin Küçük
11 Temmuz 2007
Hasan bey,bu siteden etkilenerek intihar etmenizi,cinnet getirip birilerini öldürmenizi veya akıl hastanesine girmenizi istemiyoruz.Hatırlıyor musunuz,size “Eskiden ben de megalomandım” demiştim.O günlerde,kendimi sıradan biri gibi görmem imkânsızdı ve sıradan biri gibi yaşamanın benim için ölümle eşdeğer olduğunu düşünürdüm.Siz de doymak bilmez saygı ve hayranlık beklentinizden vazgeçerek yaşamaktansa,veya “Gerçekten yapmamam gereken şeyleri yapmışım” diye durumun farkına varıp utanç içinde yaşamaktansa,ölmeyi tercih edebilirsiniz.Bir psikolog,”deli doktoru” değildir.Psikologlara akıllı insanlar da gider.Psikoloğa gitmekte utanılacak birşey yoktur.Lütfen en kısa zamanda gidin! (Ve bu iletiyi yazdığım için lütfen bana küfretmeyin)
evrim devrim
11 Temmuz 2007
Hüsamettin Bey,
Doğru haklısınız. İmla kurallara dikkat etmeye çalışmak lazım. Çalakalem bir şekilde, bir taraftan düşünüp bir taraftan da yazmanın, okuyan açısından bakıldığında tahammül sınırını aştığını bilmemek mümkün mü? Ne yazık ki on parmak yazıyorum, türkçe karakterlere çok fazla dikkat edemiyorum. Yazdıklarımı bir kere kontrol edip öyle göndermeye çalışacağım. Yaşadığım bir ironi şu ki paylaşmak isteriyorum. On parmak yazıyorum, F klavye ile. Yani üzülerek söylüyorum çoğu insanın bugün kullandığı, dayatılmış ingilizce tabanlı bir Q klavye veya USA klavye değil kullandığım. F klavye, Türk alfabesinin türkçe kelimelerdeki yer alma ve ard arda gelme olasılıklarına göre tuşların yerleşimi gerçekleştirilmiş bir klavye türü biliyorsunuz. Ama türkçe karakterlere dikkat etmiyorum ve gün içinde çoğu zaman yazışmalarımı zaten ingilizce yapıyorum.
Doğru. Düşünürken varsayımlar üzerinden gittim. Kerem Bey’in yorumları arasında bazı parçaların oldukça iyi yorumlandığı görüşü gözümden kaçmıyor ve ayrıca Hasan Cihat Örter’in dinleyebildiğim parçalarının (rastlantısal olarak, tv de, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda) bende yarattığı seda ve icradaki ifadenin bir sentez yakalamak isteyen deneysel havasının hoşuma gitmiş olması sanki kendisinin iyi bir yorumcu ve besteci olduğu veya potansiyeli taşıdığı inancını uyandırdı.
Sanki Kerem Bey’in Hasan Bey’e olan ve yeteneğinin ön plana çıkaran iltifatlarını da bu yönde algılıyorum.
Yorumlardan anlıyorum ki enstrüman çalarkenki BER’i gerçekten yüksek ve müzik bilimciler acışından belki de dayanılmaz ölçüde kötü! Gerçekten bunu bilmiyorum. Bu konuda yorum yapmak istemiyorum, çünkü bilmiyorum, bu konuda ki yorumlara imtinalı yaklaşıyorum.
Dikkat ederseniz; buraya kadar Hasan Bey’in kişiliğiyle ilgili herhangi bir şey söylemedim. Bu konuya olan ilgisizliğimden kaynaklanmıyor. Aksine psikolojiye, Psikiyatriye, Nörolojiye ilgim ve saygım büyük, dolayısıyla bu yöndeki tartışmalar, fikir alışverişleri çok ilgimi çekiyor. Her kişiliği, vakkayı (hocamızdan öğrendim
yaşıyamıyoruz ki en azından tartışalım.
Keşke herkezin psikiyatriste gidebilecek durumu olabilirse evet. Sadece madden değil manevi olarak da durumu olabilse. İnsanlar iyi bir restorana gidiyorum diye övüneceklerine iyi bir psikatriste gidiyorum diye övünebilseler farklı olurdu heralde.
Yine de bence insanları iyi bir psikiyatriste, doktora, vs. yönlendirme ve davet etmenin yolu belirtiginiz yol degil gürüşündeyim. Sanırım böyle kazanılamaz insanlar. Etkinin yaratacağı istenilen tepki ( tabi olumlu bir tepki amaçlanıyorsa) sanırım olumsuz bir hava ile yakalanamaz. En iyi niyetimle baktığımda karşıdaki insanın hatasını görebilmesi için biraz tatlı sert veya bazen görüyorum ki oldukça sert (çocuk azarlarcasına) çıkışmalar ile bir sonuç elde etmek yerine karışımızdaki insanın kendisinin her zaman insan yerine konduğunun hissedelebileceği bir yaklaşım seçmek daha doğru olmaz mı?
sevgi ve saygılarımla
Hüsamettin Küçük
11 Temmuz 2007
Sevgili Evrim,
Sizin gibi saygılı üslûba sahip biriyle yazışmak ne hoş.Eksik bırakmamaya çalışarak cevaplar vereyim:
HCÖ dünya çapında saygı duyulabilecek bir müzisyenlik potansiyeline sahiptir(Bu saatten sonra o potansiyeli ne kadar ortaya çıkarıp sergileyebilir,bilemem ama…).Kendisinin özgeçmişini başından beri hepimiz biliyoruz.Küçük yaşlarda başlayıp yurtdışında devam eden eğitim hayatı(tamamen doğru naklediliyorsa),oldukça parlak.Biz onun çocukluk ve gençlik yıllarındaki başarılı öğrenciliğini hiçbir zaman reddetmedik ki…Yıllar sonra yaptığı Doğu-Batı sentezi müziklerden bazılarını ben de epey hoş buldum ve dinledim geçmişte.Kendisi,gerçekten dünya çapında saygı duyulacak bir müzisyen adayı olarak yola başlamış,fakat yaşı ilerlerken,belirginleşen psikolojik sorunlarından ötürü,rotası,gerçek sanatsal değerlerinkinden başka yöne kaymıştır.Bu yüzden,”Onun kişiliği üzerinde niye bu kadar duruluyor?Onu niye psikoloğa yönlendiriyorsunuz?” gibi karşı çıkmalar doğru değildir.Onun sanatta şu anki kabul edilemez durumu,yeteneksiz ve bilgisiz olmasından değil,sanatta gerekenlerin “gerekenler” olduğunu kabul etmeyeceği dereceye ulaşmış,önemsizlik sınırlarının kesinlikle dışına çıkmış megalomanlığından ötürüdür.Kendisi 15 sene önce falan,psikolojik sorunların başlangıç döneminde(veya “belirginleşme” döneminde),iyi bir psikologtan yardım almaya başlasaydı,şu anki konumu çok farklı olabilirdi.Kerem bey onun hakkında bir yazı yazacak olduğunda,başlığı,”Hasan Cihat Örter Üstâdı Temâşâ Ederken” olabilirdi.Kerem bey’in o parçalardan azının iyi,çoğunun berbat ve notası değiştirilerek çalındığı yönündeki eleştirisi,herhangi bir Klasik gitariste yöneltilecek türden değildir;”Şu eserde melânkoliyi daha iyi yansıtabilseydi,şurada sforzando’yu daha belirgin yapsaydı,şu kısmı biraz daha hızlıca çalsaydı,dinlemek daha hoşuma giderdi” gibi şeyler söylemek istemiyor.Kerem bey’in yukarıdaki albüm değerlendirmesi,müzik dergilerindeki albüm ve yorum değerlendirmeleri ile aynı düşünce kategorisinde değildir.
Ben öteki yazının yorumlar bölümünde kendisine her zaman saygılı ve mantıklı ifadelerle(aynen size yazdığım üslûpla) durumunu anlatmaya çalıştım.Ama hakaretler,daha sonra da küfürler ederek,ve,”SENİ DÜELLOYA DAVET EDİYORUM SEFİL RUH! NE ZAMAN,NEREDE İSTERSEN BEN BUNA HAZIRIM! GELİN ULAN ÖDLEKLER!” demeye varacak kadar gözü dönmüş,mantıktan kopuk ve benim söylediklerimle ilgisiz cevaplar vererek,psikolojik durumunun CİDDÎ bir eşiğe geldiğini herkese gösterdi.
Sonuç:Kendisinin müzik adına yaptığı şeyleri,onun kişiliğinden,psikolojik durumundan bağımsız ele almak mümkün değildir.Çünkü yaptıkları,ruhsal durumu psikolog yardımı gerektirmeyen sanatçıların kendine özgü yorumları türünden değildir(Klasik Müzik’te yorum,tek notayı dahî değiştirmeden,ancak zamanlama ve vurgulama bakımlarından yapılır.Onları yaparken de partisyondaki nota bölünmeleri ve vurgu terimlerine fazla aykırı düşmezler).Onun yaptıklarına(Yani Kerem bey’in eleştirdiği noktaları kastediyorum),”Ben olsam şu bölümü biraz daha canlı çalardım” diye sanatsal açıklama getirilemez.Yaptıkları,ancak psikolojik,psikiyatrik açıklama getirilebilecek türdendir.Ben Türkiye’de ve dünyada,orijinal partisyonlara sadık kalmadan ve bozuk akortla Klasik Müzik cd’si çıkartan ikinci bir kişi duymadım.Ruh sağlığı yerinde ve mantıklı düşünme yeteneğine sahip kişilere,bu son cümlem herşeyi anlatmaya kâfîdir.
Bana “Yahu senin işin gücün yok mu da HCÖ hakkında uzun uzun yorumlar yazıyorsun?Adam sana bir kötülük mü yaptı?Ya da hayranı olan gençleri kötülüklere mi sevkediyor?Ne istiyorsun adamcağızdan?” diyebilecek kişilere not:Benim bu yorumları yazma sebeplerim;1-Bugünlerdeki biraz boş zamanımı değerlendirmek,2-Kendi kendime düşünce egzersizi yapmış olmak(Kendi yazdıklarımı okurken bazen “Şu düşünceyi şöyle ifade etseydim daha iyi olurdu” diyorum,böylece düşünme yeteneğim gelişiyor),3-Kendimin de mükemmel bilmediğim,öğrenmeye devam ettiğim mantıklı ve etkili düşünme sanatı hakkında okuyanları düşünmeye sevketmek.Aslında benim bu uzun yorumları yazma zahmetine girmem,özünde,HCÖ’nün şahsına yönelik değildir.Benim nâçizâne katkımla HCÖ vak’asını daha iyi anlayabilen kişiler,doğru ile yanlışın,iyi ile kötünün,değerli ile değersizin birbirine karıştığı Türkiye koşullarında,benzer vak’alar gördüklerinde,aynı düşünme tarzını uygulayarak gerçeği kavrama veya ona yaklaşma şansını elde edeceklerdir.Yani ben HCÖ’ye sataşmıyorum.İnsanlara bir düşünme tarzı sunuyorum.Türkiye’nin geleceği için birkaç tohum serpiyorum internet toprağına.Tutmazsa,başkalarının sorunu.
Hüsamettin Küçük
11 Temmuz 2007
Kerem bey,
Yanlışlıkla iki defa oldu.Zahmet olmazsa birinciyi siliverin.
Hüsamettin Küçük
11 Temmuz 2007
Hasan bey,Kerem bey’in “Empati,Sempati,Antipati,Transfer,Kontrtransfer” başlıklı yazısını okudunuz mu? Sizin yerinizde olsam,o yazıyı yazan psikiyatriste givenir ve ondan randevu alırdım.Dostluğunuz da olduğu için,ücret indirimi de yapar belki(”Fakir profesör” değil nasıl olsa).
Yavuz Çetin’in çaresizliğine düşmeyeceğinize,içinizdeki büyük potansiyeli gençlik yıllarınızdaki gibi yeniden ortaya çıkarabileceğinize inanıyorum.Yaşınız fazla ileri değil.Hiçbir şey için geç kalmış değilsiniz.
Bu kez sadece Hasan Cihat Örter’e özel sevgi ve saygılarımla.
Yücel SÖZER
12 Temmuz 2007
BAĞCIYI DÖVMEK YERİNE ÜZÜM YEMEYİ YEĞLERİM
Merhaba,
Sayın Doksat’ın Hasan Cihat Örter ile ilgili yazmış olduğu her iki yazıyı ve yazı ile ilgili olan tüm yorumları dikkatle okudum. Yazılanları ilk gördüğümde sıkılacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım. Özellikle yorumlar oldukça ilgi çekici geldi bana. Yorumları okudukça kafamda
irasyonel düşünce kalıpları belirdi; ya hep-ya hiç, siyah- beyaz, kusurlu-kusursuz,
iyi-kötü, her zaman-hiçbir zaman… Kısacası genellemeler ve etiketlemeler arasına sıkıştırılmış tartışmaları tetikleyici bir dolu kanı. Dolayısıyla da bir dolu laf dalaşı olmuş. Böyle bir platformda da ne kadar gerçekçi ve sağlıklı tepkiler verilir bunu da bu konuda ülkemizdeki yetkin isimlerden biri olan Doksat Hocamızın takdirlerine bırakıyorum. Aslında bir çok sanal platformda geçen diyaloglardan pek de farklı değil bu sayfadaki tartışmalar. Eminim ki burada yazan isimler yüz yüze gelmiş olsalar yada gel(ebil)seler yaklaşımlar bu üslup da olmazdı. Klavyeleri ve ekranları aracı kılarak kendini ifade etmek sosyalleşmek midir yoksa asosyalleşmek midir bunu da değerlendirmek lazım aslında.
Her halde bu şekilde yazışarak insanlar bir anlamda deşarj olup varoluşsal boyutta tatmin yaşamışlardır. Bunun her insanoğlu için bir gereksinim olduğunu da düşünüyorum. Öyle olmasa mesleğinin doruğunda olan bir akademisyen onca yoğunluğu arasında neden Üstat hakkında yazı yazarak bunu farklı insanların yorumuna açsın ki, yada yine sanat hayatının doruğunda olan Hasan Cihat Örter bu yazılanlara değerli zamanını ayırarak neden karşılık versin ki. Her birimiz insanız sonuçta. İster psikiyatrist olalım, ister sanatçı olalım bir takım ortak gereksinimlerimiz vardır. Buraya kadar her şey doğal. Buradan sonrasında ise hassas bir çizgi olmalı diye düşünüyorum. Örneğin, biri hakkında bir yorum yapacak isek nerde durup nerde söz söyleyeceğimizi bilmeliyiz sanki. Ben değerli hocamız sayın Doksat’ın yazdığı ve yayınladığı makalelerini okuyup yorumlayabilirim, eleştirebilirim, bir başkasıyla tartışabilirim. Ama bu asla sayın Doksat’ın kimliği ve kişiliği hakkında söz söyleme yada onu diğer meslektaşlarıyla ve onların kişilikleriyle kıyaslama hakkını bana vermez. Sayın Doksat bunu benden istemiş olsa bile önce oturur düşünürüm; söyleyeceğim yada yazacağım olumsuz şeyler var ise kimseye duyurmadan önce ona iletirim. Eğer bunları başkasıyla paylaşmam gerekiyorsa da sayın Doksat’dan mutlaka izin ister öyle hareket ederim. Buna ister duyarlılık, ister nezaket, ister saygı, ister sorumluluk, ister etik deyin, adını ne koyarsanız koyun, ne olursa olsun ve kim olursak olalım bu çizgiler mutlaka olmalı diye düşünüyorum. Hele ki insan sağlığıyla ilgilenen bir uzman isek, hele ki dost dediğimiz bir insan ise mevzu bahis olan kişi, bunlara çok daha dikkat etmeliyiz. Açıkçası ben hocalarımdan öyle öğrendim. Hem özel yaşamımda, hem de profesyonel yaşamımda bunu uygulamaya çalışıyorum; insanların yaptıkları ve ettikleri kısacası davranışları hakkında söz söyleyebilirim ama kişiliklerini ve kimliklerini asla hedef almamaya dikkat ederim.
Tüm bu yazılanları okurken ve şu an bu yazıyı yazarken mümkün olduğunca objektif olmaya çalıştım. Bir yanda yakından tanıma fırsatı bulamadığım ama mesleki birikimine değer verdiğim ülkemizin önemli akademisyenlerinden Kerem Doksat, bir yanda da yakından tanıdığımı düşündüğüm, müziğini ve sohbetini sevdiğim Üstat Hasan Cihat Örter. Yazımın başında irasyonel düşünce kalıplarından bahsetmiştim, konuyla ilgisi olduğunu düşündüğüm ve önemli bulduğum için yine sözü oraya getirmek istiyorum; herkes hep iyi değil, kimse mükemmel değil, kimse tamamen beyaz değil, ve yine hiç kimse hep hatasız değil.
Şimdi irasyonel düşüncelerden uzaklaşıp rasyonel bakmak gerekirse; insanları ne tanrılaştırmak nede insanların tanrı gibi olmalarını beklemek gerekir. Öyleyse bu durumda biri(leri)ne haksızlık etmiş olmuyor muyuz?
Hayata bakış açım gereği yaşamda üzüm yemek dururken bağcıyı dövmeği faydasız bir uğraş ve zaman kaybı olarak kabul ediyorum. Bu yüzden de Hasan Cihat Örter’in sanat eserleri adına ürettiği müzikten keyif almak birinci tercihimdir doğrusu. Ve benim için o asla bir tanrı da değil, tanrı olmak zorunda da değil. Evet o bir insan, her birimiz gibi günahıyla ve sevabıyla bir insan. Ve yine hayata ve insanlara bakış açım gereği kimsenin -varsada- günahı beni ilgilendirmiyor. Üstelik ben tanıdığım kadarıyla da Hasan Cihat Örter’in herhangi bir günahına da şahit olmadım. Eğer böyle bir şeye şahit olsam da bunu ne orda burada söyler nede sanal ortamda yazardım. Yapacağım sadece bir dost ve dostluğun gereği olarak kendi kulağına söylemek olurdu. Ancak evini herkese açmasıyla gösterdiği misafirperverlik ve hiçbir ücret almadan ve hiçbir şekilde karşılık beklemeksizin kamu yararına verdiği fedakarca konserler şahit olduğum sevaplarından sadece bir kaçı. Bunu söylememin nedeni de belki Hasan Cihat Örter’i örnek alıcak başka birileri olur.
Son sözüm; kötülüklerin dillendirildikçe arttığı gibi tıpkı iyiliklerde dillendirildikçe artar.
Kötülüklerin azalması, iyiliklerin artması dileğiyle herkese saygılar.
Yücel SÖZER
Uzman Psikolog
yucelsozer@hotmail.com
Yücel SÖZER
12 Temmuz 2007
DOKSAT (paradoks)la ÖRTER
Şimdi de birazda ben sanal platformun nimetlerinden yararlanıp eğlenmek istiyorum. Öncelikle objektiflikten uzaklaşıp subjektif olarak şunları söylemeden edemeyeceğim; yorum yazan kişilerden Hüsamettin KÜÇÜK’ün yazıları çok dikkatimi çekti. Evet subjektif olarak devam ediyorum çünkü sezgilerimi ve hayal gücümü devreye sokuyorum şu anda. Bence, Hüsamettin Küçük adıyla yazan kişi Kerem Doksat hoca. -Sayın Doksat’ın günahını alıyor olabilirim, eğer öyleyse de hocamın affına sığınarak devam etmek istiyorum.- Dikkatli bir şekilde okuyunca Kerem Doksat adına yazılan yazılar ile Hüsamettin Küçük adına yazılan yazılar arasında üslup ve içerik açısından oldukça paralellikler var sanki. Ve Hasan Cihat Örter karşıtı yorumlar azalınca ve de özellikle Süha Doğan isimli kişi Hasan Cihat Örter’den özür dilemeye başlayınca devreye birden Hüsamettin Küçük giriyor ve tartışmayı tekrar ateşliyor. Belli ki sayın Doksat yorumların devam etmesini istiyor. Ve ısrarla şunu vurguluyor; “Eskiden ben de megalomandım.Kendimde tam olarak sahip olmadığım yetenekler olduğunu düşünür ve tarihe damgamı vuracağımı zannederdim.Şimdi ise megalomanlıkla hiç ilgim yok ve dünyada eleştiriye en açık insanlardan biriyim.Nasıl değiştim biliyor musunuz?Klasik mantık ve bilim felsefesiyle uğraşarak.İnsanın hayat hakkındaki(dolayısıyla kendisi hakkındaki) bilgi ve düşüncelerinin neye göre güvenilir olabileceği,doğruluk denen şeyin ne olduğu konusunda okuyarak ve çok düşünerek.” Bu arada hatırlatmak isterim, yanılmıyorsam sayın Doksat kendisi ile ilgili verdiği röportajlardan birinde mantık ve bilim felsefesi okumaktan keyif aldığını ifade ediyordu. Yine Hüsamettin Küçük ısrarla Hasan Cihat Örter’in önemli bir yetenek olduğunu kabul ederek bu yeteneğin kaybolmaması için ona önerilerde bulunuyor. Dilerseniz Küçük’ün önerilerine devam edelim; “En kısa zamanda,ben dahil her medeni insanın yapacağı gibi,iyi bir psikologla görüşmeye başlamazsanız,psikolojik durumunuz er geç cinnete varabilir.Sizi kaybetmek istemiyoruz.” Tüm önerilere dikkat ederseniz Hüsamettin Küçük yani sayın Doksat psikiyatrist kimliğinden sıyrılamayarak teşhis ve önerilerde bulunuyor sanki. Doksat bunu kendi direkt söyleyemiyor çünkü, meslek etiği gereği bu ortamda böyle bir şey yapmaya hakkı olmadığını biliyor. Ama Sayın Doksat bir yandan da bunu söylemeden edemeyeceği içinde Hüsamettin Küçük üzerinden yapıyor bunu. Nasıl olsa Hüsamettin Küçük’ün kimliği ve ne iş yaptığı belirsiz. Tekrar hatırlatmak isterim bu yazdıklarımı gerçek olduğu için değil sadece senaryo olarak uydurduğum için dile getiriyorum. Gelelim uydurduğum senaryonun en can alıcı kısmına; Sayın Doksat neden Hasan Cihat Örter ile bu kadar ilgileniyor? Ben bu sorunun cevabını şöyle uydurdum; Kerem Doksat bence Hasan Cihat Örter’de eleştirdiği ve değiştirdiğini düşündüğü eski Kerem Doksat’ı görüyor. Sayın Doksat’ın eski narsist günlerinden kalsa gerek Hasan Cihat Örter’de gördükleri onun müthiş derece de ilgisini çekiyor. Böylece-Kerem Doksat- hem bir yandan Hasan Cihat Örter’i yeteneği ile taltif ediyor, hem de yeni Kerem Doksat Hasan Cihat Örter’de gördüğü eski Kerem Doksat’ı kabullenemediği için de dayanamayarak Hasan Cihat Örter’i eleştiriyor. Aslında sayın Doksat, Hasan Cihat Örter’i eleştirirken bir anlamda kendisini eleştirdiği içinde artık eleştiriye açık olduğunu ifade edemeden ge.emiyor; “Eskiden ben de megalomandım.Kendimde tam olarak sahip olmadığım yetenekler olduğunu düşünür ve tarihe damgamı vuracağımı zannederdim.Şimdi ise megalomanlıkla hiç ilgim yok ve dünyada eleştiriye en açık insanlardan biriyim.”
Sonuç olarak galiba, sanırsam, yanılmıyorsam-yanılıyorsam da beni bağışlasın- sayın Doksat bu tabloda (en çok da Hüsamettin Küçük üzerinden) Hasan Cihat Örter’e yönelik geliştirdiği kont-transfer (karşı aktarım) ile eskiden kalma narsizm kalıntılarının paradoksal yansımalarını farkında olarak yada olmayarak ortaya koyuyor.
Bu durumda ne yapmalı diye sorarsanız da yapacağım şey topu Sayın Doksat’a atmak olur. Neden derseniz de; çünkü, bu durumda ne yapılacağını aramızda mesleği ve konumu gereği en iyi hoca bilirde ondan.
Hem Doksat hocamızda bu potansiyel varken mantık ve bilim felsefesi ile uğraşmak bana mı düşer!
Herkesin –daha çok da Doksat hocamızın- anlayışına sığınarak, saygılarımla.
Yücel SÖZER
Uzman Psikolog
yucelsozer@hotmail.com
Erdem ÖZDEMİR
12 Temmuz 2007
Üstad Hasan Cihat ÖRTER veya bir başkası hiç farketmez. Neticede bir emeğin sonucunda bir albüm çıkarmış. Şimdi bu albümdeki yorumları beğenmeyebilirsin sayın Kerem bey..Buna diyecek yok. Asıl demek istediğim neden bunu internet ortamında ballandırarak yazma gereğini duyuyorsun. Senden böyle bir yorum isteyen mi oldu. Yoksa siz Güneri Civaoğlu gibi bu işten ekmek mi yiyorsunuz… pekala bunu birebir kendine yollayabilirdiniz hatta gider oturur başbaşa konuşurdunuz. O kadar eleştiriye açık olduğunu biliyorum.. Tüm bu yazıları en kısa zamanda sileceğinizi düşünüyorum. Hoş değil..
Saygılarımla..
Erdem ÖZDEMİR
Müzik Eğitimcisi-ANKARA
S.Süha Doğan
12 Temmuz 2007
Öncelikle Sayın Sözer konuyu ilginç bir taraftan ele almış.Yazıdan çok etkilendim gerçekten.Fakat iki yanlışı düzeltmek isterim.Birincisi Hasan Cihat Örter’den özür dilememin nedeni, ” kimse çıkıp senin gibi şebeklik yapmıyor” cümlesini kullanmamdır.Bu cümlenin kendime yakışmadığını farkettim ve özür diledim çok defa.Fakat düşüncelerimin hala arkasındayım.Çok defa bana ve diğerlerine küfür etmesine rağmen, asla ona kin beslemedim aksine düzelmesini bekledim.Davranışlarına kesinlikle karşıyım ve tasvip etmiyorum.
İkinci olarak, Hüsamettin Küçük’ün Kerem Doksat olmadığını kanıtlayacak bir cümle var yukarıda.. ” Kerem bey,
Yanlışlıkla iki defa oldu.Zahmet olmazsa birinciyi siliverin. ” . Bu da benim düşüncem.
Saygılar
sultanTÜRKOĞLU
12 Temmuz 2007
NE YAZIK Kİ NE KADAR ELEŞTİRİ YAĞMURUNA DA TUTSANIZ.. BİR YAĞMUR DAMLACIĞI KADAR GERÇEKÇİ DEĞİL BU ELEŞTİRİ KEREM BEY…
BİR KERE KARŞINIZDAKİ ADAM, USTA… BİLEĞİNİN VE O DAHİCE YORUMLARININ HAKKIYLA BUGÜN VAR!… NEDENİNİ ŞİMDİ DAHA İYİ ANLIYORUM BU SATIRLARA HASAN CİHAT ÖRTER GİBİ BİR ÜSTADI TAŞIMANIZIN; ACIDIR Kİ BUNDA KASIT VARDIR.. KABACA ‘EGO’ diyorum bu yaptıklarınıza kerem dostsatan…pardon keremdoksat
Jkidd5
12 Temmuz 2007
Kerem Doksat’ın düşüncelerini yanlış kabul etsek bile ( ki değil) , uslubu çok saygılı ve güzel.Sizin, benim erkek olarak bile ağzıma alamadığım bazı çirkin lafları ,Kerem Doksata kullanan bir bayan olarak, bu yazıyı yazmaya hakkınız olmadığını düşünüyorum.Bana Hasan Cihat Örter para verse,dese ki beni savun sonuna kadar, bunca edilen küfürden sonra utanır, daha da bu defteri kapatırdım..
Hüsamettin Küçük
12 Temmuz 2007
Sevgili yeni katılımcılar,
Sayın Yücel Sözer’in yazılarını gülerek okudum.Öncelikle;kendisine sorduğum hiçbir soruya gereken mantıklı cevapları vermemekle kalmayıp,Süha Doğan’ı ve beni DÜELLOYA(!) davet edecek ruh halinde bulunan HCÖ’yü yakından tanıdığını söylediği halde onu normal ruh halinde kabul eden YS’nin gerçekten psikolog olduğu konusunda şüphem var.Ama belki haksızımdır,çünkü burası Türkiye.İkincisi,YS,iki yazıyı ve altındaki bütün yorumları okuduğunu söylediği halde,Kerem beyle benim teknik müzik eleştirilerimiz hiç olmamış ve ben “Herhangi bir kompozisyon prof’una HCÖ’yü sorun” cümlesini defalarca tekrar etmemişim ve kendisi de müziği teknik açıdan biliyormuş gibi,HCÖ’nün “sanatının doruğunda” olduğunu söylüyor.Anlayacak insan,söylediklerimin yarısıyla da anlardı.Bundan sonra HCÖ’nün “sanatıyla” ilgili bir cümle sarfetmeyeceğim.Çünkü,yukarıdaki yorumlarımdan birinde söylediğim “boş zamanım” azalıyor ve burada kaybedemeyeceğim kadar değerli.
Ben Kerem Doksat değilim:)) İstanbul dışında yaşayan ve yaşı Kerem beyden küçük biriyim.Kerem beyle karşılaşmışlığım yok.Kendisini arasıra tv’de görür ve sempatiyle izlerim.Üslûplarımızın ve düşüncelerimizin benzerliği;1-İkimizin de Türkçe’yi çok iyi bilmemiz ve onu daha çok eski yazarlardan öğrenmiş olmamızdan,2-İkimizin de bilim felsefesi gibi konularla yakından ilgilenmemizden[dolayısıyla mantıklı düşünebilmemizden;)],3-Benim,sempati duyduğum(veya duymadığım) insanların üslûbunu taklid edebilme yeteneğimden(Ayrıca,Kerem bey’in üslûbunu taklid etmedim.Etseydim,Kerem Doksat olduğuma şüpheniz olmazdı),4-Kerem bey’in inandığı ama benim şüpheyle baktığım “Yaradan”ın yaratırken bazı kişilik benzerlikleri vermesinden ileri geliyor.
Ben de,Kerem bey de,HCÖ’nün “üzümlerinin” hepsini reddetmiyoruz.Keyifle “yediğimiz” bazı tanecikler yok değil.HCÖ’yü siyah veya beyaz değil,grinin tonlarıyla değerlendirebilmek için herşeyi yaptım.Hâlâ anlamamakta ısrar edenler varsa,Kerem bey düzeyinde psikoloji bilmediğim için,ben uğraşamayacağım.
Hasan bey ve onu savunanlar dâhil,herkese sevgi ve saygılarımla.
Not:HCÖ’nün,öteki yazı altına yeni yazdığı bir yorumu okudum.”Siz beni çekiştirirken,ben size cennetten bakıp güleceğim” falan diyor.HCÖ’NÜN YAKINLARINA SESLENİYORUM!(Veya YS gerçekten psikologsa o yardımcı olsun).HCÖ kendisi için kötü birşey yapmadan,bir uzman psikologtan yardım almasını sağlayın!
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
Bu defteri kapatacak olan Hasan Cihat değil, Kerem Doksat’tır. Kerem Doksat bu eleştirileri ; dünyanın dolaştığı bu sanal alemde niçin yayınlıyor acaba hiç düşündünüz mü? Neden kardeşim neden?
Eğer çok dost olsaydı, müziğe sanata saygılı biri olsaydı bu eleştirileri kamuoyunun gözü önünde değil, Hasan Cihat’ın dostu olarak (böyle iddia ediyor ya sayın Doksat) yine Hasan Cihat’ın şahsına yapardı.
Geçin bunları yahu… Müzik eleştirmenleri varken, Kerem doksat’a mı kaldı?
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
A H K E R E M D O K S A T AH…………………………
HASAN CİHAT BU ELEŞTİRİLERİ HAKETMEDİ.. HİÇ HAKETMEDİ… CANLI PERFORMANSLARINA TANIK OLDUM… GİTARINA TANIK OLDUM… NE SÖYLENEBİLİR Kİ… ONLARCA ÖDÜLLÜ ESERİNİ İÇEREN KİTAPLARI DA MEVCUT BENDE…. BİR MÜZİK ELEŞTİRMENİ DEĞİL DE BİR YAZAR VE MÜZİĞİ HAYAT KABUL ETMİŞ, HUKUK’U HAYAT KABUL ETMİŞ BİRİ OLARAK SİZİ KINIYORUM…
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
Atıp tutmuşsunuz hakkımda… burada ben ya da benim ne olduğum, dünya görüşümün ne olduğu çok da önemli değil… Maneviyatım güçlü olmasına rağmen, öyle sandığınız gibi din tutkunu değilim, hümanizmin ne olduğunu da biliyorum. Tanrıya gelince; çocukluğundan beri tanrıyı sorgulamış ve sorgulayan biriyim. Ve Tanrı’yı sorgularken de bilimin ışığında müsbet birşeylerin ardına sığınara, yaşam enerjisinin, çekim yasalarının varlığına inanarak sorgularım… ve hala aklımda bir soru işaretidir tanrı….
Ama ilahi bir adalet olduğuna çok tanıklık ettim. Bunun gerçekleşmesnde etken, Tanrı mıdır? başka bir enerji midir? bilemiyorum.. Yaşamak istediğim dünyada sosyalizmle herşeyim güzel olacağına inanıyorum.
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
HASAN CİHAT ÖRTER’E gelince; HASAN CİHAT USTADIR… KAVGANIN ADAMIDIR HASAN CİHAT… ARKASINDA DURULMASI, AÇTIĞI MÜZİK VE AYDINLANMA MÜCADELESİ YOLUNDA YÜRÜRKEN, YALNIZ BIRAKILMAMASI GEREKEN BİR USTADIR…
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
HASAN CİHAT’IN EVRENSEL BOYUTU VARDIR… MÜZİĞİN EVRENSELLİĞİNİ İLKE EDİNDİĞİ GİBİ, YAPTIĞI MÜZİKDE EVRENSELLİĞİ BENİMSER… DİN, DİL, IRK AYRIMI, MİLLET AYRIMI YOKTUR HASAN CİHAT’IN MÜZİĞİNDE..
yok efendim albümünün üzerine neden türkçe değil de ingilizce yazdı… vay efendim ingilizcede ‘i’ harfi yoktu….
MÜZİK, ALBÜM, BİR MİLLETE ÖZELMİ YAPILIYOR? YOKSA TÜM DÜNYA İÇİN Mİ YAPILIYOR…
HASAN CİHAT TÜRKTÜR.. AMA SANATÇI HASAN CİHAT DÜNYAYA MAL OLMUŞTUR…. MÜZİĞİ EVRENSELDİR. DÜNYA İÇİN VARDIR…
HASAN CİHAT BURDADIR. TÜRK TOPRAKLARINDADIR..
AMA NAZIM HİKMET GİBİ ONUN DA KALBİ; IRAK’TA, ORTA DOĞUDA, AFRİKA’DA ATMAKTIR…
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
YAZMA DOKSAT… YAVAŞ YAVAŞ ÇÜRÜTÜRÜM SENİ…
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
SEN KEREM DOKSAT; HASAN CİHAT’I ELEŞTİRİRKEN, SANATINDAN BAHSEDİYOR ANCAK ONUN DÜNYA GÖRÜŞÜYLE SAVAŞIYOR GİBİSİN. BURDA DA YANILGIYA DÜŞÜYORSUN..
ÇÜNKÜ;
HASAN CİHAT ULAŞ’LARIN TÜRKÜSÜ… TARLADA İŞÇİNİN GÜNEŞTE KAVRULAN BEDENİ… TOROSLARIN YANIK BAĞRI… ER MEYDANINDA ATTİLA’NIN KILICI… YUNUS’UN TAŞIDIĞI YÜREKTİR HASAN CİHAT…
MEMLEKET ÇOCUĞU HASAN CİHAT;
KAVGADIR…
AĞLAYAN YÜREKTİR ORTADOĞUDA…
COŞKUYLA ATAN KALPTİR VATANIN BAĞRINDA…
ÖZGÜRLÜKTÜR…
EMEĞİN ADIDIR…
İNSAN SEVGİSİDİR…
USTADIR…KAVGANIN, EMEĞİN, VE ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKTİĞİNİZ ISRARLA BİR ZÜMREYE HİTAB EDEN SANATÇIYMIŞÇASINA; EVRENSELLİĞİNDEN KOPARMAYA ÇALIŞTIĞINIZ VE ELEŞTİRDİĞİNİZ
HASAN CİHAT HERŞEYDİR…
yeryüzündeki bir tanrıdır bana göre hasan cihat.. Ve o, bir çok eser yaratmıştır… yarattıkları ise hiç yok olmayacaktır… Tanrının yarattığı insanoğlu bile bir gün yok olacakken… Onun yarattıkları tarih boyu, gelecekte de varolacaktır…
sultanTÜRKOĞLU
13 Temmuz 2007
NAZIM HİKMET’İ ÖLÜMÜNDEN SONRA BİLE SAHİPLENEMEYEN BİR ÜLKEDE YAŞIYORSAK; UYANALIM! UYANALIM ARTIK! YETER! DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM… BU GÖREV BİZ İNSANLARIN…DEĞERLER ÇOK ZOR YETİŞİYOR..
HASAN CİHAT ÖRTER GİBİ DEĞERLER YÜZ YILDA BİR GELİYOR YERYÜZÜNE…
SAHİP ÇIKALIM…. O DEĞERLER Kİ , GELECEĞE MİRASIMIZDIR, ÖVÜNCÜMÜZDÜR, HAKLI GURURUMUZDUR..
BOMukus
15 Temmuz 2007
MİLLEEETT!!!!! ÖTEKİ YAZININ ALTINDA KEREMDOKSATIN EKLERİNE BAKIN.BTÜN YORUMLARA GÖZ GEZDİRİN.HINCAL ULUÇ,GANİ MÜJDE,AVUKATLAR,BAŞKA İSİMLER………….HEPSİNİ HCÖ YAZMIŞŞ!!!!KOMEDİ YAA!!!!
Hüsamettin Küçük
16 Temmuz 2007
Kerem bey’in öteki taraftaki ricâsını okudum.Kendisinin gözüne bir nebze girebilmek için,erdemli bir davranışta bulunayım,birşey îtirâf edeyim:”Hüseyin Barış Örtmez,matematik dehasi ve bomukus iletilerini de ben yazdım.Ama benim durumumun HCÖ’den büyük farkı var:Ben hiçbirinde kimseye hakâret veyâ küfür etmedim.Hiçbirinde kendimi avukat,doktor,,müzik eğitimcisi,gazeteci-yazar veyâ tv programı yapımcısı olarak da sunmadım.Bilâkis,HCÖ’yü mantıklı düşünmeye sevkedici bir çaba sarfettim her birinde.Yukarıdaki SultanTÜRKOĞLU iletilerini de kendisinin yazdığını zannediyorum.Veya bazılarını.Megalomanlıkta zirve olarak “tanrılık” kalmıştı.Yukarıda o da telâffuz edildi sonunda.Ne diyor:
“öyle sandığınız gibi din tutkunu değilim, hümanizmin ne olduğunu da biliyorum.
çocukluğundan beri tanrıyı sorgulamış ve sorgulayan biriyim.ve hala aklımda bir soru işaretidir tanrı….
“HASAN CİHAT HERŞEYDİR…yeryüzündeki bir tanrıdır bana göre hasan cihat.. Ve o, bir çok eser yaratmıştır… yarattıkları ise hiç yok olmayacaktır… Tanrının yarattığı insanoğlu bile bir gün yok olacakken… Onun yarattıkları tarih boyu, gelecekte de varolacaktır…”
Bu sözlerin üzerine birşey söylersek,”çarpar” bizi !
harun kara
17 Temmuz 2007
evet takke düştü kel göründü olayın özü şudur arkadaşlar. kerem doksat Hasan Cihat Örter’i karalamak için bir kampanya başlatıp, (muhtemelen inançlı br insan olmasını ve inançlı insanların müziğini dinlemesini çekememektedir) bizzat kendisi tarafından birçok farklı isim kullanmak suretiyle Hasan Bey’i hakaret etmeye zorlamıştır. Burdaki yazılanlar tek taraflıdır ve Hasan Cihat Örter aynı seviyede söz hakkına sahip değildir çünkü moderatör Kerem amcamızın ta kendisidir! Bu yüzden sadece gülüp geçiniz ve Hasan Cihat ustadan helallik dileyip bu adamın bloguna bi daha yazmayınız! Çünkü tek derdi HCO yu karalamak ve iftira atmaktır eminimki müzikten anladığıda yoktur. Son albümü bende dinledim muhteşem olmuş her zamanki gibi bu eserde 22 parça var ve hiçbirini beğenmemiş kerem efendi sizde bu bişey ifade etmiyormu? maksat üzümü yemek değil bağcıyı dövmek! Helal be hasan hocam Allah senden razı olsun kerem efendinin kendi kendine rezil olmasını sağladın!
harun kara
17 Temmuz 2007
ha bu arada eserlerde hasan hocamızın yorumlarını beğenmemiş. eğer hasan hoca klasikleri sadece notalara bağlı kalıp yorumlasaydı bu seferde bu ne ya bunu bende yapardım diye eleştirecekti yani kerem bey siz sadece bir konuda haklısınız bir an önce en yakın psikoloğa görünüp hasan hocaya iftira atmayı bırakınız. yakında internet ortamındaki suçlarla ilgili çok ciddi gelişmeler olacak insanları diğer insanların önüne atmak hakaret amaçlı eleştiri yapmak başınıza büyülk bir dert açabilir! hasan hocam sizden ricam bu yazılanları mutlaka yedeklemeniz (ben yedekledim gerekirse veririm) daha sonra burdan güzel bir tazminat alabilirsiniz
Hüsamettin Küçük
17 Temmuz 2007
Kerem bey’in günâhını almayın.Ben başkasıyım.
1-”Kerem beye katılmıyorsanız,onu psikiyatri profesörü ünvânına lâyık bulmuyorsanız,gidip,kendi seçeceğiniz bir psikiyarti/psikoloji prof’una HCÖ’nün durumunu sorun.HCÖ’yü aklarsa,buraya yazın” diyoruz,gidip kimseye sormuyorsunuz.
2-”Kendi seçeceğiniz bir kompozisyon ve bir gitar profesörüne HCÖ’yü sorun” diyoruz,sormuyorsunuz.
3-”Bir din adamına,HCÖ’nün küfürleri ve böbürlenmeleri hakkında ne düşündüğünü sorun” diyeceğim.Sormayacaksınız.
4-Bari,zeki ve bilgili bir avukata,bu sitedeki yazışmaları okutun.Tanınmış kişilerin isimlerini kullanarak mesajlar yazdığı Kerem bey tarafından gösterilmiş ve mesajlarındaki küfürleri sansürlenmiş HCÖ’ye karşı,saygılı ve mantıklı yorumlar yazan ve teknik açıklamalarını da yaparak onu daha iyi müzik yapmaya,dolayısıyla daha iyi bir hayat yaşamaya sevkeden iyi niyetli mesajları yazan kişilere dâvâ açılırsa,kazanma şansı ne kadar,sorun bakalım.Ben kendisine yazdığım hiçbir mesajda hakâret veyâ küfür etmedim.Hattâ birinde,”Size hakâret ettiğimi düşünüyorsanız,nerede hangi cümleyle ettiğimi bildirin,özür dileyeyim” dedim.Benim bütün mesajlarımı inceleyin ve “Senin HCÖ’ye sarfettiğin şu şu cümleler hakârettir” diye liste yapın,burada yayınlayın.Bekliyorum.Ayrıca ben burada da,başka sayfalarda da,günlük hayatta da,yanıldığı ispatlanırsa kabûl etmeye ve özür dilemeye açık biri olarak tartışırım her zaman.Hangi cümlem hakâretmiş,bildirin de özür dileyeyim.
Hüsamettin Küçük
17 Temmuz 2007
Harun Kaya ismiyle yazan kişi diyor ki:”[Kerem Doksat,HCÖ’nün] (muhtemelen inançlı br insan olmasını ve inançlı insanların müziğini dinlemesini çekememektedir)”
1-KD bunu niye çekemesin?Açıkla.KD “Ben Allâh’a inanıyorum ve müslümanım” diyor.HCÖ’nün ise dinle ve tanrıyla ilgili neler söylediğini,üç yukarıdaki mesajımda kopyalayıp yapıştırdım.
2-KD’nin;inançlı insanların HCÖ’yü dinlemesini çekememesi için,inançlı insanlarla aynı düşünceleri paylaşması ve “Yahu benim gibi inançlı,benimle aynı dünyâ görüşünden insanlar neden şu şu kişileri değil de gidip HCÖ’yü dinliyor?!” diye rahatsız olması gerek.Bu düşüncen,bir öncekiyle çelişiyor.Kısacık bir cümle içinde çelişki.
3-[KD]”birçok farklı isim kullanmak suretiyle Hasan Bey’i hakaret etmeye zorlamıştır.” KD’nin farklı isimler kullandığını nasıl ispatlayacaksın?Ve “hakâret etmeye zorlamak” ne demek?Dünyâ çapında bir san’atçı ve hümanist bir kişi,zorlansa bile terbiyesini korumayı başarabilmeli.
4-”Hasan Cihat Örter aynı seviyede söz hakkına sahip değildir” HCÖ’nün hangi mesajını KD silmiş?Hangi düşüncesini ifâde etmesine imkân tanımamış?
5-”tek derdi HCO yu karalamak ve iftira atmaktır eminimki müzikten anladığıda yoktur.” KD’nin hangi cümlesi iftirâdır?KD’nin müzikten anlamadığını,hangi mûteber müzik adamından öğrendiniz?KD’nin teknik müzik eleştirilerini tek tek ele alan hangi mûteber müzik adamı,ona katılmadığını teknik olarak îzâh etti?
6-”Helal be hasan hocam Allah senden razı olsun kerem efendinin kendi kendine rezil olmasını sağladın!” Üç yukarıdaki mesajımda tanrıyla ilgili neler söylediğini okuduğunuz bir kişiden Allah râzı olur mu?KD’nin rezîl olduğunu neye,hangi olaya,KD’nin hangi tepkisine dayanarak söylüyorsun?
7-”eğer hasan hoca klasikleri sadece notalara bağlı kalıp yorumlasaydı bu seferde bu ne ya bunu bende yapardım diye eleştirecekti” Sen müzik hakkında teknik açıdan ne biliyorsun,dünyâdaki müzik türlerinin kültürüne ve geleneklerine ne kadar vâkıfsın?
8-”yani kerem bey siz sadece bir konuda haklısınız bir an önce en yakın psikoloğa görünüp hasan hocaya iftira atmayı bırakınız.” Benim KD olduğumu nasıl ispatlayacaksın? KD’nin psikoloğa ihtiyâcı olduğunu,hangi uzman psikolog söylüyor?Ve KD’nin hangi cümlesi iftirâ?
9-KD’den tazmînât alabileceğinizi hangi zekî ve bilgili avukat söylüyor?O avukat,HCÖ’nün ettiği bir sürü küfürden ve Hıncal Uluç,Gani Müjde gibi tanınmış kişilerin isimleriyle yazmasından ötürü HCÖ’den tazmînât alınamayacağını,bu konuda bir yaptırım olmadığını söylüyor mu?
Harun Kara
17 Temmuz 2007
hüsamettin küçük bey (bu ismin uyduruk olduğuda belli levent kırcanın küçük hüsamettininden mülhem olduğu besbelli ortada) bi kere benim soyadım kaya değil kara okuyabiliyorsun sanırım dimi r ile y arasındaki farkı?
bir diğer nokta sen (yani KD) değilmisin hasan hocamın konserini yorumlarken orada bulunan insanların başörtüsünden şundan bundan bahisle başlayan ve benim hanım diz üstü miniyle gelmiş deyip kendinin
ne kadar modern (!!!!) oradaki diğer zevatın ne kadar gerici olduğunu
ispatlamaya çalışan! bumu senin inançlılığın KD? inançlı insanlarla dalga geçmek ve mini etekle övünmek mi!
her sözünün sonu nasıl ispatlayacaksınla bitmiş. demekki sen KD nin ta kendisisin ben bunu ispatlamıyacağım çünkü kimsenin IP sinin peşinde değilim. senin yaptığın büyük bir suçtur, net ortamında herkes istediği isimle yazma hakkına sahiptir kimse bunu suç kabul edemez. ikide bir HCO ile dostuz zırvalarını yazıyorsun o zaman dost isen HCO başka bir isimle mesaj attığında yapman gereken şey IP sini buraya yayınlamak değil kendisini arayıp hocam biz dostuz bu şekilde başka isimle yazmayın farkediliyro demek olurdu. ama sen HCO nun dostu falan değilsin KD or HKüçük!
ama bir insanın IP adresini alenen yazmak açık bir suçtur. bu şu demektir, bakın ben HCO nun IP sini biliyorum, sizde kullanmak isterseniz buyrun işte bu! bu özel hayata müdahaledir, bunu savunmak için avukata da ihtiyac yok ben elektronikçiyim ben bile kazanırım böyle bir davada HCO nun yerinde olsam. demogoji yapma KD!
Harun Kara
17 Temmuz 2007
bu arada şunlarıda yazayımda belki okumazsın diğer başlığa eklemiştim bu yorumu:
Birde yukarda bi yerlerde birisi 11 yaşında gitara başlayan birisinin Hasan Hoca’nın son kasetini eleştirmesine bakıp demekki kaset o kadar iyi değilmiş gibi bişeyler sayıklamıştı. Öncelikle isterseniz Hasan Cihat Orter gitara ne zaman başlamış ona bi baksaydı keşke bu saçma yorumu yapan şahıs. Hasan hocamız 5 yaşında gitara başlamış ve 7 yaşında Prof. Antonio Doumesitch’den dersler alıp 12 yaşında bir orkestrada çalabilmiştir! aradaki farkı anlayacak kapasitede olan arkadaşlara duyrulur. yani burdaki hiçkimse hasan cihat orterin müzik kalitesine dil uzatacak kapasitede olamaz bu mümkün dahi değil, ama neden dil uzatıyorlar peki çünkü dedim ya cahillik okumakla zail olmuyor! “cehlin ol mertebesi ancak okumakla (veya ilm ile) mümkündür” diyor ya bir zat aynen öyle!!
Harun Kara
17 Temmuz 2007
neyse zaten görünüşe göre hasan hocam bu bloga yazmayı bırakmış bende yazmayacağım yazdıkça blogunun popularitesini artırmaya çalışıyorsun kd farkındayım bu tuzağa bi daha düşmeyeceğim (söz hakkı düşerse cevapsızda bırakmam buda biline küçük hüsamettincim!)
Harun Kara
17 Temmuz 2007
ya bunu yazmadan geçemicem kd nin psikoloğa ihtiyacı olduğunu bizzat kendi söylüyor küçük hüssamcım
okusaydın blogu görürdün!
Hüsamettin Küçük
17 Temmuz 2007
Harun’cuğum,kaya gibi sert anlayışsızlığın sebebiyle soyadını “kaya” görmüşüm.Kusura bakma.Sen “Kara”sın.
KEREM BEY,ben sıkıldım bu sayfadan.HCÖ’nün yandaşları bizim bütün yazdıklarımızı okumadan veyâ bir kısmını okusalar da doğru dürüst birşey anlamadan katılımda bulunuyorlar.Sorduklarımızın hiçbirine gereken mantıklı cevapları vermemekle kalmayıp,kaç defâ söylediğimiz şeyleri de onuncu kez tekrâr etmeye bizi yönlendiriyorlar.Tekrâr etsek de anlamayacaklar ve yeni biri çıkıp yine benzer komik îtirâzlarda bulunacak.Yeterince düşünce egzersizi yaptım bu konuda.Bu noktadan sonra,mantıklı düşünmeyi öğrenememiş ve okuduğunu anlayamayan kişilerle uğraşmak benim değil,Kerem bey’in alanı.
Kerem bey,siz olmadığıma da inandıramadım muhteremleri.Siz inandırmak istiyorsanız,buyrun.Ama e-posta adresimi ve IP numaramı kendilerine açıklamamanızı ricâ edeceğim.Zâten bu da sağlam bir ispât olmaz.Örneğin,IP numarasının izi sürüldü ve İstanbul dışında bir yer çıktı diyelim.Siz yorumunuzu İstanbul dışındaki bir arkadaşınıza yollarsınız,o da kendi adresinden buraya koyar.Böylece,başkasının IP’si çıkmış olur.Beni kötü durumda bırakmadan bu ispâtı yapmanızı ricâ ediyorum.
Aslında bizim HCÖ’ye ve yandaşlarına daha fazla birşey söylememize gerek yok.Söylediklerimizi anlamaya çalışmamanın sonucuna kendisi ve yakınları katlanacak.
Saygılar ve sevgiler.
pcmemo
17 Temmuz 2007
Bu mesajı yorumlamak için aşağıdaki linki takip edin.
http://www.keremdoksat.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=2
S. Türkoğlu
21 Kasım 2007
Hasan Cihat Örter’le uğraşmak, kötü eteştirmek, albümlerini irdelerken, yoldan çıkmak, aşağılamak kimlerin işine gelmedi ki?.. Bu ülkede prim yapmak çok kolay; sansasyon yarat, bir sanatçıyı eleştir ve çamur at! bukadar kolay işte her an Kerem doksat gibi gündemde kalmayı başarırsın, ve pirim yaparsın. Hatta kamuoyu yaratırsın.meslek hayatımda çok gördüm bu şekilde gündemde kalmayı başaranları. ya da sanatıyla büyüklüğü haketmiş insanların üzerinden pirim yapmayı başaranları çok gördüm.
Yazdıklarım amazon ruhumu ortaya koyuyor ben bunu kabul ediyorum. Kerem Doksat da Hasan Cihat’ın üzerinden prim yaptığını kabul etmelidir. Son albümünü yerden yere vurmaya çalıştı hasan cihat’ın… Ve eleştirdiğini zannetti.Buna eleştiri denemez. Besteleriyle bunca yıl yurtdışında daha fazla olmak üzere ün yapmış, ancak popüler olmaktan imtina etmiş , onlarca belgesel müziğine imza atmış, film müziklerine imza atmış, sayısız bestenin sahibi, sayısız ödülün sahibi bir sanat adamına yapılan eleştiriler, eleştiri boyutunu aşmıştır bu sitede. başka kimse kalmadı da, sıra hasan Cihat’a mı geldi? Bunca soytarı dururken sahnelerde, Hasan Cihat gibi sanat adamlarını kamuoyu önünde haksızca yargılayıp darağacına asmak, ipini çekmeye çalışmak, insan olana yakışmaz arkadaşlar. Burada bunları yazan ne Hasan Cihat, ne de bir başkası; Ben benim! Sultan! Onuruyla bu ülkenin toprağına sahip çıkmayı , sanat adamlarına, yazarına , çizerine, sahip çıkmayı kendine ilke edinmiş, ulusal değerlerine tutunmuş, Bir ülkenin sanat alanında yüksek boyutlarda başarılı ve kalite sahibi olması için “çorbada benim de tuzum olsun. benim de katkım olsun.” diyebilen, doğrular adına mücadele etmeyi başarmaya çalışan, ekmek yediği , suyunu içtiği toprağa ihanet etmemeye çalışan biri; Sultan!
Hüseyin SUNGUR
21 Ocak 2008
Bu sütuna en son yazanım herhalde,şu an itibariyle.Tuhaf bir ülkeyiz vesselam.Türkiye’nin toplumsal tarihini,galiba ikiye ayırmak mümkün:internetten önce ve internetten sonra.Elbette i.net derken ,taşınabilir telefonu da sayıyorum.Şimdi ne görüyoruz ortalıkda :müthiş bir tortu birikmiş bir yerlerde.Birisi,bu amma Doksat hoca olur,amma bir başkası,bir şeye dokunuyor,meteor yağmuru gibi yorum geliyor.Tüm bu yazılanlar,gerçekten mesai saatleri zarfında mı ya da ailemize ayırabileceğimiz zamandan çalarak mı yazılıyor,anlamak gerek.Ya da mümkün değil.Hasan Cihat Örter ;bir müzisyen olabilir,müzisyendir de.Müzisyen sözcüğüne yüklediğin anlam ise,eşya–insan ilişkisi.Gelelim san’at hatta üstad sözcüklerine;kusura bakmayınız ama,irtifası yüksek sözlerdir yani sıfatlardır bunlar.Ülkemizde bol keseden ünvan dağıtılır,kim ,nasıl karar verir HCÖ’in hem fakir hem de üstad olduğuna , bilen varsa anlatsın.
Rahmetli ALİ EKBER ÇİÇEĞİ izliyorum Bursa OLAY tevede.Programcı,rahmetliye, kendisini uzun uzun izleyenlere anlatmasını istedi!ALİ EKBER,kızardı,bozardı itiraz etti…Ayıp dedi,olmaz dedi.Bana,Neş’et’i sor,Muhlis Akarsu’yu sor,Mahzuni Şerif’i sor,anlatayım,DEDİ.Ama “”beni”" anlatamam.
Bir dolu esere imza atabilirsiniz,bir dolu talebe yetiştirebilir,sayısız konser vermişsinizdir de…Bu sizin üstad hem de fakir üstad olmaklığınızı teyid etmez SULTAN TÜRKOĞLU kardeşim.
Bırakın fakir üstadlığınızı “”kamu efkarı” söylesin.
AYRICA HCÖ’in eserini,KEREM HOCA ya da ben eleştiremez miyim!HCÖ’in bir dokunulmazlığı falan mı var!!!Ki dinlemedim son eserini.Ayrıca Kerem Hoca’nın benim savunmanlığıma ihityacı elbette yok ama,kendisinin de HCÖ üzerinden kamu primi yapmaya hiçmi hiç ihtiyacı yok.NEDEN ….Ortada olan bir insandır da ondan.
Biz sade CUMHURİYET yurttaşları,bize çemkirmeyen,aşağılamayan,azarlamayan,kendini sırça kümeste görmeyen,başöğretmenlik taslamayan sanatkar isteriz.Başöğretmenimizi yitireli oldu epeyce zaman.
Yoksa bir gece ansızın gelir birevladı,HCÖ’in de,fazılın da kulağını çeker..
Birazcık itidal ve sağduyu…
Hepsi bu.
peace of yurttaş
22 Ocak 2008
FIKRA
Adamın biri ölmüş cehenneme gitmiş,kapıda zebani kendisini karşılamış “gel bakalım” demiş “sana mekan-ı cehennemi şöyle bir gezdireyim”.Girmişler içeriye başlamışlar gezmeye.Adam karşıda kaynayan kazanları görmüş ve dehşetle irkilmiş,bunlar nedir demiş, zebani cevap vermiş”burda yakıyoruz günahkarları her ülkenin kazanı ayrıdır demiş” “Her kazanın başında bir zebani duruyor içerden çığlıklar geliyormuş her ne zamanki kazandan biri dışarı çıkmaya çalışsa kazanın başındaki zebani kazandan dışarı çıkmaya çalışanın kafasına bir tane vuruyormuş.bu sırada adamın dikkatini birşey çekmiş kazanlardan birinin başında zebani yokmuş adam sormuş bu kazanın başında neden kimse durmuyor demiş.Baş zebani hemen cevap vermiş burası Türkiyenin kazanıdır bu kazanın başında zebani beklemesine gerek yok,ne zamanki içerden biri dışarı kafasını çıkarsa kazandaki diğerleri ayaklarından çekerler demiş.
İşte bu bizim caaanım ülkemizin genel durumudur,hatırlıyorumda Ziya Özel isimli bir doktor zakkum çiçeği ile kansere çare bulmaya kalkmıştı adamı şaklabanlıkla suçlamışlardı dövmedikleri kalmıştı,bu doktor şu anda amerikada çok önemli çalışmalar yapıyor.Fazıl Say’ı ülkeden kovun Hasan Cihat Örter’e saldırın meydan çikita muz ajdarla saray şaklabanı serdar ortaçlara kalsın,ya hiç kimse bu rezillere 2 satır yazı yazmıyorda 2 söz söylemiyorda bu ustalarla uğraşıyorya… Yaşasın Aziz Nesin Türkleri….
hüseyin sungur
24 Ocak 2008
Sevgili YURTTAŞ ;
Mukayese edilenler arasında bir insicam olmalıdır.Yani iç tutarlılık,ne ben ne de bir başkası Hasan Cihat Bey’in müziğine yol yordam tayin edebilecek durumda değiliz.En azından ben.HC Bey,lümpenleşen ve giderek ejderhalaşan bu lümpenliğin”haklı” iç sıkıntısını duyuyor.Bu duyumu,yanlış dışa vuruyor.Ama lütfen el insaf,benim,HAYDAR icrasını beğenmeme özgürlüğüm yok mu!HC Bey’in de bana ve başkalarına “hakaret” edeceği yerde,itidal ve kendine atfettiği “fakir”lik ile “Yahu şu baykuşlar ne diyor,hele biryol döneyim de bakayım,ya doğru söylüyorlarsa” diye bir içtepi duyabilmesi gerekemez mi!Madem Kerem Hoca’ya kendi rızasıyla gönderdiği iletisinde,adının hizasına “besteci-düzenleyici-yazar-uluslararası müzik adamı” gibi bir dolu sıfatı,kendince ekleyebiliyor, o halde bu sıfatların hakkını da vermesi gerekmez mi!Bir defa kendisine …ırtık …ondan çıkar gibi dedik.Hamdolsun “”geri zekalı olduk-okumuş cahil olduk–kompleksli teres olduk–”" sevdalısı bir arkadaş da bizi “”beyni akılsız”" diye takdim etti!!!
Kerem Hoca bu ortamı,birbirimize bir vesile bulup hakaret edip,aşağılayalım diye mi açtı!
Olgun bir şekilde,birbirimizin fikirlerine katılmasak bile,değiş tokuş yaparak,adeta bir fikir üretim merkezi gibi olabileceğini düşünmüştüm ben de amma müthiş bir sukutu hayal içindeyim.
Kötülük çok çabuk yayılır,önlememiz gerekir.
KEREM HOCAM ;
HASAN CİHAT BEY’e meydan okuyorum.
Ben,Tarsus’ta ikamet etmekteyim.İstediği bir televizyonda,benim için de uygun olabilecek bir tarihte,CANLI YAYINDA,isterse hakem ya da hakemler de seçsin,isterse yurttaşlarımız telefonla oylasınlar,”"hayat–aşk–avarelik–müzik–kalite—tasavvuf–hümanizma–edebiyat—şiir—”" oturalım sohbet edelim..
ARACILIĞINIZLA,kamuoyuna saygıyla arzediyorum.
HODRİ MEYDAN….
hüseyin sungur
26 Ocak 2008
Sevgili YURTTAŞ ;ben öbür HCÖ sütunundan çekildim.Bana yazdığınız son iletinizde,”"iyi gitar çalan birini nirvanaya falan mı ulaştı zannediyorsunuz,eğer öyle ise,yanılıyorsunuz”" diye belirtmişsiniz.O halde bu ifadeniz üzerinde,biraz durmak isterim müsaade ederseniz :halihazır dünyamızı,kabaca doğu toplumları-batı toplumları diye ikiye ayırabiliriz.Bu,şirin bir mecazdır(hani bugünlerde habire metafor deyip duruyor ya bazıları,işte onun karşılığı MECAZDIR kültürümüzde.),Prf TEOMAN DURALI,İST. ÜNİ.FELSEFE BÖLÜMÜ,BİYOLOJİ FELSEFESİ BÖLÜM BAŞKANI/20 DÜNYA DİLİNİ FELSEFEİ METİN ÇÖZÜMLEYECEK DÜZEYDE BİLİR/bir çalışmasında,kendisi küre olan bir gök cisminde,yani dünya,DOĞU NERESİ–BATI NERESİ DİYE de tii geçer,iki kültür arasında,toplamda ciddi farklılıklar vardır.Örneğin batılı bir HRİSTİYAN,dinini pazardan pazara yaşar,ORTALAMADA.pazar günü kilise ibadetinden çıktıktan sonra,diniyle irtibatı kesilmiştir.İSTİSNA,amerikadaki,AMİŞLER denilen,uç bir mezhep/tarikat,atalarının 1600lü yıllarda bu iman alanını yazdıkları gibi,BUGÜN DE aynı şekilde 24saat yaşarlar.ÖRNEĞİN,kesinlikle elektrik ve türevi olan aletleri kullanmazlar,askere gitmezler,1600lü yıllardaki gibi giyinirler.(ayrıntı için,ATLAS dergisi çok güzel bir AMİŞ dosyası yapmıştı).OYSA bir doğulu için,YAŞAM bir bütündür.Anadolumuzun,AHİ-EVRAN geleneğinde,bir usta,ister müzisyen ister palancı,isterse de gümüşçü olsun,hem iman hem de işlediği zenaatkarlık alanı,içiçedir.Kalkıp büyük palancı ustasıyım,tanbur üstadıyım diye,çevresini vs küçümsemez ve giderek USTALAŞTIKÇA,Mevlana’nın dediği gibi,İÇİ DOLAR ve boynu,gönlü,İNSANLIĞI bir kozmik alem olarak görüp,yani sonsuzlukla birleştirip,HAK TEALA’ya hizmet ediyor mecazında,EĞİLİR ve hiçliğe doğru yürümek ister.EVET “BEN DOĞU KÜLTÜRÜNÜN İÇİNDEYİM DİYEN BİR İNSANIN hele de musikide,ustayım diyen dahada ustalaşıyorum diyen bir insanın FENAFİLLAHA sizin deyişinizle,NİRVANAYA doğru yolculuğu söz konusu olup,adeta tüm olumsuz siniruçları,birer birer yokolma yolundadır.KIZMAYACAK,ÖFKELENMEYECEK,BAĞIRIP,ÇAĞIRMAYACAKTIR.Aksi halde,alem O’na henüz olmamış,hamsın tavrında bakar.
Bakınız,siz rock müziğini,geniş anlamda,biliyorsunuz.Malum,JETHRO TULL diye,sıra dışı bir ingiliz gurup vardır.Şefi,fülütçü,deli bakışlı(adını anımsayamadım)yıllarca verdikleri konserlerden payına düşeni alır,karnını doyuracak kadar olanı ayırıp,KALANI HAYIR KURUMLARINA,GÖZÜNÜ KIRPMADAN bağışlamıştır.Bunu,ingiliz müzik dergilerinden takip etmiştik zamanında.BUYRUN,anlamaya çalışalım…
Bir sanatkar,ne diye didinir durur!
Kişisel anlamamı yazayım :bilim dahil,biz insanlar,kainatın ve unsurlarının yani insanlığın,YAPTIKLARIMIZ vasıtasıyla,YÜKSEK TAKDİR DUYGULARINI,tezahüratlarını almak için yaparız.BU DİGER BİR DEYİŞLE,ÜRETİCİ BENCİLLİKTİR VE kainatın motoru bu şekilde işlemektedir halihazırda.YANİ ALEME DERİZ Kİ,SİZ DE,BAKIN EY MİLLET,ben senin yapamadığın bir şeyi yapıyorum:gitar çalıyorum,şiir yazıyorum,beste yapıyorum vs vs vs!Sen de yani sizler de bunları zihninizde tüketip,bir anlamda orgazm oluyorsunuz.”"BEN ZATEN ORGAZM OLUYORUM DA”…
Kozmoz anlamasına yakın bir anlamsallıkta bir şiir yazmak,tensel anlamda cinsel haz duymanın da ötesinde,tuhaf,anlatılmaz bir volkanik püskürmedir.Aramızda kalsın,önümüzdeki baharda,istanbuldaki yayınevi(X),sözünü tutar,kitabımı basarsa,sizi haberdar edeceğim ve orda bu şekilde volkanik püskürme diye anlayabileceğimiz şiirler olduğunu şayet anlamayı isterseniz,göreceksiniz.
Mesela bana Özdemir Erdoğan anlatmıştı,YAHYA KEMAL birgün bir mecliste,MÜNİR NUREDDİN Bey’e,”"yeter artık , benim şiirlerimi bestelemeyiniz MÜNİR Bey diye imada bulunmuş”".Siz,benim hangi kozmik boşalmalarla onları yazdığımı hissedemezsiniz,DEMİŞ…
Katılıyorum…
Ama bütün bunlar,sanatkarın saldırganlaşmasını uygun kılmaz.KILMAMALI…Sanatkar da insandır,uyur,acıkır,hatta gaz bile çıkarır YANİ!Niye onun sindirim sistemi yok mu yani.
Onun vazifesi,sanatının içinde devinerek,yükseğe daha da yükseğe çıkarak,sonsuzluğa parmak atmaktır bir filozof gibi.
O yüzden hala LEONARD COHEN dinlerim,Kur’an okurum,çok özel ilahileri dinlerim,ALİ EKBER ÇİÇEK dinlerken kendimden geçerim.
Aksi halde sanatkarın hali,sanayii sitesindeki bir torna tesviyecisinden ne farkı kalacak ki!
sevgiyle selamlıyorum herkesi
peace of yurttaş
26 Ocak 2008
Sayın sungur sizden ricam daha kısa ve öz yazarsanız,bilhassa durum ansiklopedikpolemik hal aldı.Jethro Tull (İan Anderson) kendine herkes kendine.Olaylara daha az çetrefilli daha simple bakmakta fayda var..Sözümün özü Hasan Cihat Örter bir gitaristtir ve Türkiyedeki değerli gitaristlerdendir çok fazla etüd yapar klasik gitara özellikle çok hakimdir sağ elide sol elide oldukça hızlıdır bunu bir gitarist olarak söylüyorum.Tekniği oldukça iyidir sebepse saatlerce etüd yapar çalışır.Klasik gitar tonu kendine hastır müzikte tonlama çok muhimdir Santana’yı Santana yapan unusrlardan biride o meşhur PRS marka gitarı ve eşssiz tonudur.Vurun ama vururken hakkını verin elbetteki eleştireceksiniz ama bunun dozajı çok muhimdir,altı dolu olması muhimdir.
Hüseyin Sungur
28 Ocak 2008
Sevgili YURTTAŞ ;teşekkür ederim.Kısa yazmak,ansiklopedik olamamak;eyvallah da,konu geniş ufuklu bir konu!Kısaca,ben madde ile olan ilişkiden ziyade kişinin kullandığı unsurlara ortaya koyduğu,toplam kişilik yapısıyla ilgilenilmesi taraftarıyım.yanisi,”"dr.jeykıl–mr.hyde”" olma tehlikesi,kişilik bölünmesine götürür insanı.Mutlaka ki ortak paydamız,”"insan soyundan”" olmamız;sinir-ruhiyat-kan dolaşımı ve sindirim sistemi”" vsleri ile,bir varlık toplamıyız.Bir sanat alanının içindeysek,kendimizi ikiye ayırmamız gerekir.O zaman “ne mutlu bize ki” az ya da çok bir müzik aleti çalıyoruz,anlıyoruz,yükselebiliyoruz” ortalamanın dışında.
O halde artık mecburuz “”yükselmeye”".
Nereye kadar: gücün nereye yetiyorsa.
Sevgiyle kalınız…
AKIN OK
1 Şubat 2008
Güzel günleri
Güzel düşleri
Güzel kelamları
Güzel memleketime ve dünya insanlığına katkı ve ışık için
Neyiniz varsa ve ne katmak istiyorsanız
PARADİSO SANAT EVİN DE
Her Salı saat: 20:00 de
“Akın OK ile Şiir Bahçesinde”
Sanatçı dostlarımla müziği ,resimi, tiyatroyu,fotoğrafı,heykeli,felsefeyi
Siz de yaşayabilir ,yaşatabilirsiniz
Yeryüzü selamını çoğaltmak için buluşuyor,keyifleniyor,düşünüyoruz
İçtenliklerimle
AKIN OK
Dünya P.E.N
Mesam,İlesam,Müyobir,Cemal Süreya ,Cemal Reşit Rey üyesi
Detay için www.birakinoksevdasi.net
Paradiso Sanatevi
İstiklal Caddesi-Ayhan Işık sokak.Deniz Apt.No/11/1 Beyoğlu/İstanbul
kudret sanal
5 Şubat 2008
Bu sayfayı yeni okudum ve hayretler içindeyim. İlk sözüm sayın Kerem Doksat’a: Siz psikiyatri eğitimi almış bir insansınız ve kısaca insanların ruh sağlığını düzeltmek olarak tanımlayabileceğimiz bir uğraşı meslek edinmişsiniz. Yazınızda muhatap aldığınız ve sanatçı kimliğinin ötesinde de tanıdığınızı söylediğiniz bu zatın psikolojik olarak normal olup olmadığını hepimizden iyi anlamış olduğunuzdan ve normal olmayan insanlara nasıl yaklaşılması gerektiğini de bildiğinizden şüphem yok. Peki bu arkadaşınıza yaklaşımınızda neden profesyonelliğinizi kaybettiniz? İkinci sözüm HCÖ’ye: Abi ünlü olacan da nolacak? Daha çok insan seni tanıyacak, dolayısıyla evet belki sevenlerin arttığı gibi seni eleştirenler de artacak. E o zaman da daha çok küfür edecen ve daha fazla insan da senden nefret edecek. İyisi mi bu şekilde kal. Ayrıca ünlü olursan da Hakan Aysev tadında bir popüler kültür mantarı olacağından kuşkum yok. You tube daki telefon sahnesi bunu anlatıyo.
Kudret Sanal-Uluslararası Kültür Sanatçısı
klasik gitarist
5 Şubat 2008
Kerem Hoca’nın parçalar hakkindaki yorumlarına katılıyorum bende bir gitaristim 5 yaşından beri klasik gitarla ilgileniyorum şu an 18 yaşındayım ve HCÖ nün youtube da Leyenda yorumlamasını dinledim hakikaten berbattı.Bence bu tarz parçaların orjinali bozulmadan olduğu gibi(doğal haliyle) çalınmalıdır.Anadolu türkülerini gitara uyarlaması ise oldukça güzel ona lafım yok ama dünya klasikleri için aynı lafı sölyiemem.
peace of yurttaş
6 Şubat 2008
18 yaşındaki büyük üstad konuşmuş diyecek birşey yok.Akılda vermiş bu tür parçalar doğal haliyle çalınmalıdır demiş.Leyenda yorumlaması berbattı demiş,ama bir diğer forumda tartışmanın seviyesiz olduğunu söylemiş(işte böyle seviyesiz eleştiriler,tartışmayı seviyesizleştiriyor).Anadolu Türkülerini gitara uyarlamasına lafı yok iyi bari..İşte böyle 5 yaşından beri gitar çalan 1800 yaşındaki üstadlara ihtiyacımız var millet olarak..İyiki Hasan Cihat Örter değilim yoksa beynim kanamıştı sinirden..Ama hayat böyle napacaksın inanın geçen 22 yaşında gitar çalan bir genç Jimi Hendrix için “o gitarist falan değil gitarını bile akord edemiyor” dediğine tanık oldum.Düşünün işte böye arkadaşlar var ve herkesle aynı oksijeni tüketiyor bunlar,hayır giden oksijene yazık.
klasik gitarist
6 Şubat 2008
İyi bir dinleyici olmak için üstad olmaya gerek yok.Ben çoğu gitar virtüözünü paqrçalarını dinledim Segovia,john williams,Julian Bream,Julian Byzantine ve daha bir çoğu ve bunların hiçbiri parçanın orjinalini bozmadan çalıyorlar nese kardeşim sen ben yanlış anlamışsın benim akıl vermek gibi bir niyetim yok ben sadece kendi fikrimi söledim o yüzdende başınca “bence” yazdım.İstersen Leyendayı ilk segovia dan dinle sonra HCÖ den aralarındaki farkı iyi bir dinleyici olan herkes anlayabilir.
klasik gitarist
6 Şubat 2008
düzeltme hiçbiri değil hepsi olacak.
klasik gitarist
6 Şubat 2008
Diğer konu başlığındaki yazdığıma gelince orada açık açık küfür ediliyor yani benim yazdığım bu yorum seviyesiz orada edilen kufurler seviyeli mi?Bu arada ustad olmak için 70-80 yaşına gelmene gerek yok bu iş satrançtada böledir 12 yaşında çocuk Grand Master olabilir.Müziktede böledir 12 yaşında kız çocuğu çoğu virtüözün çalamadığı parçaları kolaylıkla çalabilir yani yaşa değil yeteneğe bakar.
peace of yurttaş
7 Şubat 2008
Satranç ile bir sanat dalını karşılaştırmak ve benzeştirmek ayrıca bir komedi olsa gerek..
Sebep satranç bir oyundur bir sanat dalı değildir 12 yaşında kız çocuğu koca bir adamı yenebilir.Ama müzik yada herhangi bir sanat dalında atıp tutmak için tecrübeye ve bilgiye mutlak ihtiyaç vardır. Bunu bir sanat tarihi uzmanı olarak söylüyorum.Örnekse mimaride ustalık ve çıraklık dönemi vardır,resimde keza öyle,müzikte yine.Satranç bambaşka bir hadise.
Gelelim yeteneğe bakarmı?Elbette bakar bunu inkar edemeyiz.Ama her kim Hasan Cihat Örter için yeteneksiz diyor ise onunda yine beyin fonksiyonlarından kesinlikle şüphe ederim..Hasan Cihat Örter üstün müzik yeteneği olan biridir.Kemanı muhteşem çalar piyanoyuda öyle ve daha bir çok müzik aletini..Goethe ölmeden önce “biraz daha ışık” demiştir bende biraz daha bilgi diyorum .Küçük bir kız çocuğu bir virtüozun çalamadığı parçayı kolaylıkla çalar sözünü hiç anlamadım.O zaman o virtüöz değildir fritöz falandır.Elma ile armutu karıştırmayalım.Satranç başkaaa sanat başka.İkiside S ile başlıyor sadece.Ben matematik problemi çözer gibi gitar çalan adamlardan hep nefret etmişimdir.Müzik özellikle doğaçlama gerektirir diğer sanat dallarında bu o kadarda ön planda ve önemli değildir fakat müziğin ruhunda bu vardır,olmalıdır.Jazz müziğin ise temel esprisi doğaçlamadır ve yine müzikte duygu çok muhimdir.Bilmiyorum satrançta duygu varmı?sen şimdi var dersin.
klasik gitarist
7 Şubat 2008
Sen satrancı sadece bir oyun olarak görüyorsan ben sana bi şey demiyorum ya satrancı hiç bilmiyorsun yada satrançtan anlamıyorsun adamlar satranç için bir ömürlerini adıyolar aynı müzkte olduğu gibi.Bu tavla,dama gibi bir oyun değil yüzyıllardır oynanan ve sanatla iç içe olan bir oyun.Sanat tarihi okudum diyorsun pek hiç mi “Savaş Sanatı” diye bir şey duymadın,satranç bir zeka oyunundan öte bir savaş oyunudur ayrıca satrançta da doğaçlama vardır hemde kralı vardır ama bunu burda sana anlatamam çünkü satranç bilgin hiç yok sanırım.Gelelim müziğe ben Hasan Cihat Örter e yeteneksiz demedim sen benim laflarımı hep çarpıtıyorsun ben iyi bir dinleyici olmaktan bahsettim ve bunun için üstad olmaya veya çok üstün yeteneklere sahip olunmasına gerek yok dedim.Ben öğrenci olmama rağmen günde en az 2 saat klasik müzik dinliyorum ve en az bir saat gitarla uğraşıyorum dinlemediğim gitar virtüözü yok gibi bir şey özellikle Segovia’nın tüm eserlerini tekrar tekrar dinliyorum ve bundan yola çıkarak HCÖ’nün Leyenda yorumunu beğenmediğimi söyledim “Yorum” parçanın orjinalini bozup,oraya bura eklemeler süslemeler yapmak değildir buna “kafana göre takılmak” denir sanat tarihini biliyorsan sanatta yorumun ne demek olduğunu gayet iyi bildiğini sanıyorum.
klasik gitarist
7 Şubat 2008
“Yorum nedir peki yorum virtüözün eserini çalarken müziğine kendi ruhunu,yaşantılarını,üzüntülerini,kederlerini yada sevinçlerini,neşelerini kısacası duygularını yansıtabile yeteneğidir.Mesela bi Lagrima çalarken insanın ağlayısı gelmelidir ben HCÖ nün Lagrimasını dinledim fakat hiç ağlayasım gelmedi burda bir sorun var o zmn değil mi?Alhambra çalarken dinleyenin içinde bir sevgiliye yalvarma duygusu oluşması gerekir Capricho Arabede yine ayın şekilde sevgiliye serenat duygusu oluşması gerekir eğer bunlar olmuyorsa işte o zaman bir sorun vardır.
klasik gitarist
7 Şubat 2008
İşin aslı ise şudur bu zaten Segovia’nın da bir sözüdür mesela bir Tarregayı en iyi şekilde çalabilmek ve yorumlamak için ispanyol olmak ve ispanyol ruhu taşımak gerekir ben bu düşüncesine çok katılıyorum HCÖ ise Türk,Anadolu Türkülerini layıkıyla yorumluyor çünkü bir türk ruhu taşıyor,o yüzden ona hiç bir sözüm olmadığını söyledim işte işin aslı budur taşıdığın ruh çok önemlidir.
klasik gitarist
7 Şubat 2008
3. F. Tarrega / Lagrima: Kelimenin anlamı “gözyaşı” ve Tarrega bu eserde hüzünlü ağlayışı anlatır. Özellikle alttaki si’ler gözyaşı damlalarını remzeder ve pıtır pıtır, tâne tâne düşmeleri icap eder. Bu yorumda ise kaos var. Eserin içerisine sinmiş olması gereken hüzün yok, arada göbek havası formatına dahi büründürüyor gözyaşlarını HCÖ!
Burada Kerem Hocam benim ne demek istediğimi açıklamış.
peace of yurttaş
7 Şubat 2008
İyide neden taksit taksit yazıyorsun?
Arkadaş sen hakikaten değişik bir vakasın. Şimdi bak yazdıklarımı gözlerinle oku..
“Sen satrancı sadece bir oyun olarak görüyorsan ben sana bi şey demiyorum ya satrancı hiç bilmiyorsun yada satrançtan anlamıyorsun”.Demişsin..
Şimdi benim yazdıklarıma bir daha göz at orda satranç sadece bir oyundur cümlesi geçiyormu?????????????????GEÇMİYOR.
satranç bir oyundur bir sanat dalı değildir.Demişim sen bunu alıp başka türlü yorumlamışsın benim yazdığımı bana kendince boyayıp satma.
Tekrar söylüyorum anlamadıysan. Satranç ile bir sanat dalını benzeştiremezsin çok farklı şeyler..Ha sen benzetiyorsan o zaman sen satrançtan anlamıyorsun demektir.Satrançta duygu olmaz anlamamışsın bunuda bir daha söylüyorum..
Gelelim diğerlerine
“Yorum nedir peki yorum virtüözün eserini çalarken müziğine kendi ruhunu,yaşantılarını,üzüntülerini,kederlerini yada sevinçlerini,neşelerini kısacası duygularını yansıtabile yeteneğidir”Demişsin.
Sonrada
“Mesela bi Lagrima çalarken insanın ağlayısı gelmelidir ben HCÖ nün Lagrimasını dinledim fakat hiç ağlayasım gelmedi burda bir sorun var o zmn değil mi”Demişsin
bu kadar birbiriyle çelişen 2 cümle olabilirmi hayret.Hem diyorsunki yorum müzisyenin kendi ruhunu,yaşantılarını,üzüntülerini,kederlerini yada sevinçlerini,neşelerini parçaya yansıtabilmesidir. Hemde lagrima çalarken insanın ağlayası gelmelidir diyorsun o zaman insanın ağlayası gelmesi gibi bir mecburiyet söz konusu ise
ilk söylediğin nereye gitti.
Sanat tarihi okudum diyorsun pek hiç mi “Savaş Sanatı” diye bir şey duymadın.DEMİŞSİN
:):)
Sen her konuyu çok iyi bildiğin gibi Sanat Tarihi konusunda da uzmanmışsın.İstanbul Üniversitesi edebiyat fakültesi Sanat Tarihi bölümünde Savaş Sanatı diye bir ders biz görmedik.Ama seni hoca olarak konferanslara davet edelim gel Savaş Sanatı denilen zırvalığı bize anlat..Sanat Tarihinde mimari,resim,minyatür,vs. gibi sanatların tarihsel geçmişi öğretilir askeri okul değil orası Savaş Sanatı diye bir şey okutulmaz..
klasik gitarist
7 Şubat 2008
Her ders üniversitede gösterilmez yaşamakta bir sanattır ama bunu üniversitede göstermezler onu sen anlayacaksın.
Savaş sanatı diye bir şey tabii ki var bir samuray kılıcını düşmanına sallerken o bilek hareketleri tamamen doğaçlamadır ve ruhtan gelir bak nasıl varmış sanat gördün mü:)Satrançta ise rakibine saldırdığın zaman bazen yeneceğini hissedersin ve hamleler doğaçlama olarak gelir.HİSSETMEK en derin ve yüce duyugulardan biridir daha nasıl duygu olmasın???Sen hala duygu yoktur diyorsun.Satrancı bilmiyorsun bilmediğin konu hakkında yorum yapma lütfen!!
Müzik konusunda fazla konuşmak istemiyorum kerem Hoca eleştirisinde açıkça belirtmiş herşeyi zaten benim bir şey sölememe gerek yok bak o parçalarla ilgili yorumları tekrar tekrar oku belki bir şeyler anlarsın yada ilk önce bir leyendayı yada bir alhambrayı ilk önce Segoviadan dinle klasik müzik nasıl çalınır ve yorum nasıl yapılır öğren!!
klasik gitarist
7 Şubat 2008
Savaş sanatı, Sun Tzu tarafından M.Ö. 6. yüzyılda yazılmış askeri taktikler ve savaş üzerine bir çalışmadır. Her biri savaşın farklı bir yüzünü anlatan 13 bölümden oluşur ve askeri strateji ve taktiğin temel kitabı olduğu kabul edilir.
Savaş sanatı strateji üzerine yazılmış en eski ve en iyi çalışmalardan biridir ve askeri konularda ve ötesinde tarih boyunca çok büyük etkisi olmuştur. 20. yüzyılın sonlarından itibaren ekonomi ve işdünyasında da kullanılmaktadır.
İnsan bi araştırır googldan var mı yok mu diye?Senin o zırvalık dediğin şey bi ülkenin tarihini değiştirebilir(istanbulun fethi,Çanakkale Savunması vs.)
peace of yurttaş
7 Şubat 2008
ben ne anlatıyorum sen ne anlatıyorsun arkadaşım bu kadar olur ya Sanat Tarihinden bahsediyoruz bana boş boş anlatma yok samuray kılıcı yok doğaçlama ben 4 yıl okudum güzel kardeşim sen önce şu okuduğun liseyi bir bitir sonra sanat tarihi dersi ver bana.
Satrancı iyi bilirim keşke bir gün oynayabilsek seninle bakalım acaba sen ne kadar biliyorsun.Satranç ile sanatın ne alakası var bu kadarmı saçma sapan bir sav olur satrançta duygu varmış..
İşte bak sen daha 18 yaşında gitar çalmaya cebelleşen birisin kalkmış hasan cihat örter gibi bir sanatçının çaldığı bir esere berbat olmuş diye ukalaca yorum yapıyorsun.Daha sana ne diyeyim ben,beğenmedim diyebilrsin ama berbat olmuş demek senin boyunu çok aşar,banada sanat tarihi dersi ver biz boşuna okuduk 4 yıl.
Önünde saygı ile eğiliyorum büyük klasik gitar üstadı çok değerli sanat tarihi hocası ve satranç dehası.
Savaş sanatı diye bir kitap yazılmış olması savaşın bir sanat olduğunu göstermez savaş savaştır kötüdür,savaşta insanlar ölür bebekler ölür,kadınlara tecavüz edilir ne konuşuyorsun sen bumudur sanat.
klasik gitarist
8 Şubat 2008
Sen yine benim laflarımı yanlış yerlere çekiyorsun.Savaş Sanatında amaç insan öldürmek değildir nese sana tavsiyem eğer izlemediysen jet lee’nin Hero diye bir filmi var onu izle beğeniceksindir hemde benim ne demek istediğimi anlamış olucaksın.
Bu arada benle satranç oynamak istersen ICC ye beklerim seni burası paralı bir site yalnız.Yahooda falan oynamıyorum çünkü orada herkes program kullanıyor bu sitede öle bi şey yapamıyorsun oraya gelirsen her zaman beklerim.
Nese daha fazla yazmıyacam konu nerden nereye geldi iyi geceler sana..
cooLy
24 Şubat 2008
hcö ve hcö’nün yaLakaLarından nefret ediorum..ayrıca kabe senfoniside ç.. …..ti…!!! kerem doksata’da sonuna kadar katıLıyorum…
Bu mesaj tarafımdan yumuşatılmıştır, MKD.
HÜSEYİN SUNGUR
11 Mart 2008
“”"COOLY”", lütfen tertipli,düzenli bir biçimde düşüncelerinizi ifade ediniz.
Hasan Cihat Bey’i ya da bir başka sanatkarı,beğenmeyebilirsiniz.Bu sizin en doğal hakkınız.Ancak,kamuya açık olan bir sitede,yani burada lütfen ağzınızı bozmayınız.Özgür bir şekilde fikir beyan etmek,aklınıza geleni söylemek şeklinde anlaşılmamalı.
teşekkür ederim…
Hasan Cihat Örter
30 Mart 2008
http://youtube.com/watch?v=n12fR7eOk6A
Yorumunuz mu var?