KİM NEREYE GİRECEK?

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 145 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Öncelikle söyleyeyim; bu asla milliyetçi muhtevalı bir yazı değildir.Türkiyemiz seçim sathı mailine ve seçim e-mailine girdi ve biraz önce çıktı. Bu kafiyeli espriyi son derece bilerek yaptım çünkü e-posta kutularımız ne kadar absürt parti veya aday reklâmı varsa, hepsinin tâciziyle mağdur oldu! Biz de mahzun ve mahsun öylece “delete” etmekle uğraştık bunları…

Herkes müthiş heyecanlı, kim kazanacak, memleket ampûl karanlığına mı sürüklenecek, muasır medeniyet seviyesinin üzerine mi çıkacak diye. Yemin billâh ediyorum ki ben değilim, her ne kadar biraz da Neslim’in ısrarıyla oyumu kullandıysam, hiçbir şey fark etmeyeceğini düşünüyorum.

Neden mi? Arz edeyim.

Bir yandan aslında olmayan ve olamayacak bir Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye her şeyimizi alt üst ettik. Alkol veya kokain alıp trafik kazasında adam öldürene eskiden “içmeseydin” diye ceza ağırlaştırması varken, şimdi “uygar” olup indirimi getirdik. Yâni kafayı çekip kalabalığa dalıp on on beş kişiyi “telef” ederden “alkollüydüm abi, n’aptığımı bilmiyodum, vüjjj” deyip yırtacak!

Nüfusun en fazla %5’i iyice zenginleşti, ülkenin mahremiyeti yabancılara satıldı, dünyanın en pahalı mazotunu, benzinini kullanıyoruz ama aynı akaryakıt Kürtlere dörtte birine satılıyor! Din istismarıyla ve ekmek, kömür filân vererek afyonlanan câhil halkımız oylarını birilerine verdi ama aslında ne kadar fakirleştiğinin, açlığa itildiğinin, köylülüğün tamamen öldürüldüğünün, tamamen Batı’ya bağımlı hâle getirildiğimizin farkında değil. Türklüğün Kürtlükle ve diğer birçok etnisiteyle aynı kefeye konduğu bir zihniyet gâyet plânlı bir şekilde akıllara yerleştirildi, beyinler yıkandı. Kıbrıs hediye edildi, bir milyar Amerikan Doları uğruna Güneydoğumuzdaki rezilliklere müdahale etmeme garantisi verildi, Türk askerinin başına çuval geçirildi, Kürt kültürü usul usul ve artan ivmeyle enjekte edildi, reflekslerimiz söndürüldü, ABD’nin alenen Peşmergeler’e para ve silâh verdiği artık gizlenmez oldu, Yunanistan’ın tahrikleri çok arttı ve Kürdistan haritasını üst seviye askerî toplantıda açıverdiler ve sâire… Bunlar nesnel tespitler, afakî değil yâni!

Bu arada çok önemli paralel gelişmeler de oldu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa ordu ile iktidar bu kadar ters düştü ama darbe olmadı. Devlet paramparça hâle getirildi, iktidar partisinin ileri gelenleri bile çelişen beyanlar verir oldu.

Veeeeeee… Genelkurmay Başkanlığı web mekânında bombayı patlattı: Milleti bütünlüğe ve kendisine sâhip çıkmaya çağırdı, akabinde açık ve sarih olarak da “Kuzey Irak’ girmemiz iyi olur (yâni gerekir)” dendi; hem de Genelkurmay Başkanı tarafından, bizzat!

Vatan millet düşmanları hemen “faşist ordu, halkı tahrik ediyor” diye yaygarayı bastı; entellerimiz müstevlilerle tevhit içerisindeki büyük medyada çarşaf çarşaf Türklerin ve Osmanlı’nın ayıplarını anlatıp bu operasyonun da zararlarından dem vurur oldular.

Vatan millet düşkünleri ise bu konuda birkaç gruba bölündüler ve kafaları karıştı.

Hâlbuki Genelkurmay’ın mesajı o kadar basitti ki: Vatan elden gitmeyecek, izin vermeyeceğiz, iktidardakiler ne yaparsa yapsın milletimiz bize güvensin ve dayanışmasını bozmasın!

NEDEN “KİM NEREYE GİRECEK”

2027’de filân girilecek Avrupa kalmayacağına göre oraya giremeyeceğimiz kesin.

Öte yandan, biz Kuzey Irak’a girmezsek, bu arada da bütün vatanda savaş hâli veya olağanüstü hâl ilân edilip hem sınır ötesinde hem de içerisinde gereken ne varsa o yapılmazsa, Kuzey Irak bize girecek! Leylâ Zana boşuna mı tam stratejik zaman ve zeminde “eyaletimizi verin” diye haykırdı!

Barzani fütursuzca ve hâttâ Türkiye devletini aşağılayarak “canınıza okuruz” dedi, PKK’lıları asker olarak işe koydu ve iktidar partisinin “gireriz girmeyiz”, “gerekince tabii ki gireriz ama girmiyoruz” uyutmaları, uzatmaları sâyesinde müdahale ettiğimizde perişan olmamız için alabileceği bütün askerî tedbirleri aldı.

İşin bir başka cephesi de şu: Eğer bir an önce bu iş yapılmazsa, görünmez (?) parmak düğmeye bastığı anda bütün Türkiye’de iç harp başlayacak. O zaman bu işi hâlletmek çok daha güçleşecek. Çünkü ânında bütün Batı Kürt Soykırımı yaptığımız iddiasıyla üzerimize çullanacak. Irak’a girersek de aynı şey olacak ama ilk yumruğu atan dâima avantajlıdır.

Türkiye gözünü karartıp Kuzey Irak’a girmek zorundadır, yoksa bölünecektir. Provalar başlamıştır. Ordu da bunu gördüğü için, Atatürk’ün emanetini korumak için gereğini her ne ise yapacaktır.

Seçim ister tek başına AKP iktidarı, ister koalisyon hükûmeti doğursun, Türk Ordusu bunu yapacak. Meclise Kürtçü bir partinin girmesi globalizasyonun (pardon, neo-emperyalizmin) işine gelir ama Türkiye’nin gelmez. Kim ne derse desin, 17 devlet kurmuş bir milletin güçlü bir ordu geleneği sükût etmez, edemez.

Hepimizi, herkesi çok zor günler bekliyor.

Üstelik susuzluktan kavrulurken ve daha da kötü kavrulacakken…

Allah sonumuzu hayretsin.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat - 22 Temmuz 2007 Pazar - İstinye

Bu yazıya yorum yapmak için aşağıdaki liki takip ediniz.

http://www.keremdoksat.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=27

Yorumunuz mu var?