AKP SEÇİMİ NEDEN KAZANDI?
Bu yazi toplam 159 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.
Bakın, buradaki ibret videosunu seyredin, sebebini bulacaksınız:
http://www.youtube.com/watch?v=G0IerAOja3w
AKP’den milletvekili adayı olan Özlem Türköne ile CHP’den ulustemsilmeni adayı Berhan Şimşek ve orada var mı yok mu anlaşılmasında zorlanılan birisi daha NTV’de bir türlü tartışamıyorlar. Çünkü Okan Bayülgen o kadar öfkeli ve yırtıcı ki, program şirâzesinden çıkıyor (şimdilerde böyle demek moda) ve “Özlem siyasette yeni” denmesinin normâl olduğunu söylüyor. Özlem Türköne kendisine “Sayın” diye veya “isim soy isimle” hitap edilmesini istediği için muazzam bir öfkeyle “beni üzdünüz, seyircide şüphe bıraktınız” diye şöyle inciler döktürüyor: “Gıcıklaşmaya gideceksen hemen gıcıklaşırım” (âdap ve seviye mütehassısı Okan Bayülgen genç bir milletvekili adayına kenar mahâlle ağzıyla posta koyuyor), “Meksikalı mısınız”, “bana hücum edildi” “ne adap … ne de … değil” (burada Türkçe hatası yapıyor edep ve hitâbet mütehassısı Okan Bayülgen), “nası ya” (bu sık sık tekrarlanıyor ve hep “nası ya”), “bu konuda siz beni uyaramazsınız”, “12 senelik televizyon tarihi boyunca konuklarıyla hiç mesafe problemi yaşamamış bir insana” (bakın bu Okan Bayülgen için muhteşem bir kendini değerlendirme ve içgörü göstergesi), “Sayın Bayülgen’i bırak” (âdâb-ı muaşeret üstâdı Okan Bayülgen milyonların önünde bir milletvekili adayına resmen emrediyor), “ya beni tanımıyorsunuz… Beni tanımıyor musunuz” (Özlem Türköne nasıl olur da Okan Bayülgen’i tanımaz, Okan Bayülgen işi mantık oyununa götürüp tuş etmeye çalışıyor ama akl-ı selîmle hareket ettiği zaman kendisinin dalga geçeceği kadar çocukça bir mantık oyunu yap[am]ıyor) “Ya da televizyona bakmıyorsunuz…”, “hitabet, terbiye, mesafe bunlardan bahsediyoruz”, “kiminle isterseniz sabahlara kadar tartışırım”, “beni üzdünüz”, “kimse bana terbiye öğretemez televizyonda” diye diye şahlandıkça şahlanıyor. Özlem Türköne terbiyesini, hanımefendiliğini ve nezaketini korudukça Okan Bayülgen zıvanadan çıkıyor, kekeliyor, cümle düşürüyor. Program sonunda da “abisi” Berhan Şimşek’ten yağlar ballar geliyor. Okan Bayülgen acaba hitamı müteakip Özlem Türköne’yi dövecek mi diye bizleri meraka gark ederek program sona eriyor…
Şahsen Okan Bayülgen’le hiç karşı karşıya gelmedim. Buna mukabil, kendisi gibi olsun diye yetiştirdiği Saba Tümer isimli bir sunucuyla, şarkıcı ve köşe yazarı Pakize Suda ile beraber sunduğu bir sabah sohbet programında tanışmak bahtsızlığına uğradım! Kendini “medyum” ilân etmiş bir şarlatanla, onunla ekipleşmiş bir kadıncağızın yazdığı şizofrenik hezeyanlar ve hallüsinasyonlarla dolu bir kitabın reklâmını yapmak istediğinde karşı çıktım. Benimle “alternatif tıp vardır – yoktur” itişmesine girip, bir de “demagoji [lâf ebeliği] yapıyorsunuz” deyince canlı yayını terk etmiştim. Tam o sırada önümdeki suyu içmişim, farkında değilim.
Eh, tam da çıkış yapacakken, yetiştirmesi Saba Tümer’in bir psikiyatri profesörüyle bilimsel didişmeye girmeye kalkacak kadar hâddini bilmezlik yapmasını nasıl örtbas edecek ve yumuşatacak Okan Bayülgen? Medya Arkası namlı seviyesizlik rekortmeni programında medyada ve dünyada gördüğü her şeyle aklı sıra dalga geçen bu âdâb-ı muaşeret mütehassısı benim su içmemle “kafa bulmuş” ve herkesi pek mütehassis etmişti. Geçenlerde de bir röportajda anlatıyordu, bâzen konuklarını saatlerce bekletip sahneye çağırmadan geri yolluyormuş bu tevâzu üstâdı!
Aklıma Beyaz’ın (Beyazıt Öztürk) programına iştirak ettiğimde söylediğim şu sözler geliyor: “Şovmenlikle soytarılığı karıştırmayıp, efendiliğini koruyan pek az kişiden biri olduğunuz için Türkiye adına size teşekkür ediyorum”.
Berhan Şimşek’le ise Esra Ceyhan’ın bir “A’dan Z’ye”sinde canlı yayında tanışmıştık. Not: Artık şu son kavga gürültü modasına uyduğu için çıkmıyorum Sevgili Esra’nın programlarına; duyduğuma göre bana küsmüş (kendisine Sevgili Esra diyecek kadar yakinen tanırım). Eskisi gibi efendice program yapsın, başımın üstünde yeri var ama o zaman da reytingi düşecek. Efendiliğe kim prim veriyor ki! Neyse, bir komünist militan, bir muzdarip Nurcu rolü oynayarak “politikusunu” o zamanlardan belli eden bu sıra dışı san’atçımız her şeyi, ama her şeyi biliyordu; kendisiyle sohbet etmek mümkün değildi, sâdece engin birikiminden istifâde etmek için biat edip tevekküle sığınacaktınız ve dinleyecektiniz.
İMDİ (NOT SHIMDY), GELELİM AKP SEÇİMİ NEDEN KAZANDIYA…
Bu aralar herkes seçim tahlil uzmanı ya… Ben de iddia ediyorum ki Okan Bayülgen ve Berhan Şimşek’in megalomanileri, iticilikleri, öfkeleri, narsisistik ve erotik transferleri, bilhassa bu sonuncusu açısından yakalanmışlığının Okan Bayülgen’i iyice saldırganlaşmasına karşılık Özlem Türköne’nin sürekli olarak hanımefendice ve olgunca tavrını koruması, ayrıca gerçekten de güzel bir genç kadın olması bir numûne teşkil etti!
Bunları kasabasında, köyünde, mezrasında, hemşerim gettosunda seyreden necip Türk Milleti de, AKP’ye en fazla %12.57 oy verecekken, sandık başında cezayı kesti!
Bakın, bu güzel mi güzel, terbiyeli mi terbiyeli gencecik milletvekilemiz bütün gazetelerde sürmanşette. Peki, Berhan Şimşek ne mi yapıyor?
Vallahi bilmiyorum ve hiç mi hiç merak etmiyorum.
Sonuç olarak, benim “elekto-analizim” odur ki, Türkiye’yi bu tuzağa Okan Bayülgen düşürmüştür.
Demedi demeyin ve başka izahları zinhar dinlemeyin!
Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye - 30 Temmuz 2007 Pazartesi
Bu yazıyı yorumlamak için aşağıdaki linki takip ediniz.