Su anda bu yaziyi 1 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 15235 defa okundu.
Bu yazi bugun 23 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

KÜRT ALEVÎ VAR MI?

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=89107,1&tarih=26.08.2007 26 Ağustos 2007 Pazar

Kürt Alevî Yoktur

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu, bir hafta önce Kayseri’de bir konuştu pir konuştu. Prof. Halaçoğlu “bugün Kürt olarak bilinen hâttâ hâttâ söyleyeyim, Alevî Kürt olarak bilinen insanlar maâlesef Ermeni’den dönmedir” demişti. Onun sözleri günümüzün önemli bir sorununun tartışılmasının da önünü açtı.

Şimdi soru şudur: Türkiye’de Kürt Alevî var mıdır? Ermeni’lerin bâzıları 1915 sürgününden sonra Alevî olup Kürt Alevîsi hâline mi gelmişlerdir?

Halacoğlu

RESMÎ TARİH GİZLİYOR

Bugün resmî tarihçi Yusuf Halaçoğlu’nun da PKK çizgisindeki Kürtçülerin de “Alevî Kürt” veya “Kürt Alevîsi” gibi terimlerle anlattığı kesim, özbeöz Türk’tür.

1501 yılında, Anadolu’dan giden Türkmenler, İran’da Safevî Devleti’ni kurdular. Bu devleti daha 15 yaşında kuran Şah İsmail, Hatayi mahlasıyla şiirler yazıp deyişler söylüyordu. O, bugün bile Anadolu Alevîleri için çok kutsal bir kişiliktir. Cem törenlerinde Hatayi’nin üç nefesi okunmazsa tören yürütülemez.

Şah İsmail, İran’daki devleti, Anadolu’da bulunan şu Türkmen boylarının yardımı ile kurmuştur: Ustaclu, Şamlu, Bayat, Afşar, Beğdili, Döğer, Yüreğir, Kınık, Bayındır, Salur, Eymir, Halep Türkmenleri, Rumlu, Çepni, Musullu, Tekelü, Bayburdlu, Karadağlu, Çapanlı, Turgutlu, Karamanlı, Dulkadırlı, İspirli, Hınıslı, Tokaçlı, Varsaklar… Bu aşiretlerin büyük bölümü Alevî idi (bu konudaki ayrıntılar için Bakın: Prof. Faruk Sümer; Safevi Devleti’nin Kuruluşunda Anadolu Türklerinin Rolü, TTK Yayını).

1514 yılında Çaldıran Ovası’nda Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim ile İran’daki Türk Safevi Devleti’nin sultanı Şah İsmail kapıştılar. Savaşı, Osmanlı kesimi kazandı.

Bu çatışmada Anadolu’daki göçebe Türkmenler (Alevî Türkmenler), Şah İsmail’in yanında yer almışlardı.

Kürt aşiretleri ise Osmanlı Devleti’nin tarafında kılıç sallamışlardı. Kürt’lerin bu yardımı yüzünden Yavuz Sultan Selim Doğu Anadolu’yu aşiret reislerine taksim etti. Kürt beyleri artık bulundukları şehrin hâkimi olacaklar; bu mülkiyet hakkı babadan oğula kalacak ve dışarıdan kimse onlara karışamayacaktı.

Fakat Yavuz Sultan Selim’in bir isteği vardı: Kürt aşiretleri Şah İsmail adlı Kızılbaş’a yardım eden bu Türk aşiretlerin hakkından gelecekler; onlara aman vermeyeceklerdi.

ŞU AŞİRETLERE BAKIN

Bugün Alevî Kürt denilen aşiretlerin büyük bölümünü işte bu Osmanlı Devleti ile Kürt aşiretlerinin ezdiği Alevî Türk aşiretleri oluşturmaktadır. Örneğin, Afşarlar’ın Doğu’da kalan kolu zaman içinde Kürtleşmiştir. Afşarlar Türk, Fars ve Arap kaynaklarında geçen ve padişah çıkartan çok büyük bir Türk boyudur. Afşarlar’ın bu özelliğini öğrenmek isteyenler Prof. Faruk Sümer’inOĞUZLAR (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilâtı-Destanlar” isimli kitaba bakabilirler.

Hülya Avşar, eğer âilesi Afşar boyundan ise, kesinlikle Türk’tür. Âilesinde Kürtçe konuşuluyor olması, sözünü ettiğimiz bu tarihî değişimin ürünüdür.

Hülya Avşar Kürt yalanı

Diğer bir örnek de Beğdili (Beydili: Badıllı) aşiretidir. Alevî olan bu aşiret de Oğuz boylarından birisidir. Bu aşiretin Balaban Kolu tarihî kayıtlarda 100 âile olarak yer almaktadır. İşte bu Balabanlı kolundan olan ve DTP’den milletvekili seçilen Sabahat Tuncel de bugün kendisini Kürt sanmaktadır. Kürt Alevîsi denilen bu insanlar aslında Türk Alevisî’dir.

Yalan

Bugün Doğu Anadolu’daki kolları Kürtleşmiş olan Iğdır, Bayat, Eyva (Yıva) gibi boylar da hakiki Türk topluluklarıdır.

Bugün Kürt sayılan Şikak aşireti, Kürt tarihi Şerefnâme’de, Türk aşireti gösterilmiştir. Bu aşiretin sol kolunu oluşturan ve Hakkâri yöresinde bulunan Ertuşîler de Türk’tür. Ertuşlu demek olan bu isim İrtişli anlamına gelir. İrtiş, Türk’lerin anayurdundaki ırmaklardan birisidir.

Günümüzde Tunceli yöresinde yaşayan Alevîler ise Türkler’in Hun kolundandır. Tunceli halkı ile Kürt halkı arasında ne dil, ne kültür ne tarih bağı vardır.

Ünlü Türkmen boylarından Karakeçili aşiretinin Batı’daki kolu Türkçe konuşurken, Urfa bölgesindekiler Kürtçe konuşmaktadırlar. Küresinliler Samsun bölgesinden Van civarına yerleştirilmiş Türkler olmalarına karşın zamanla dillerini yitirmişlerdir. Kürt kökenliler ile sonradan Kürtleşenler arasında bir statü farkı bile oluşmuş idi. Van çevresindeki Kürt aşiret reislerinden Kinyas Kartal Kürtleşmiş Türkler ile ilişki kurmadıklarını, onlara kız vermediklerini dile getirmiştir. (Bakınız: Macit Gürbüz; Kürtleşen Türkler, s. 149).

Örneğin, Türkan adı Türkler anlamına gelen aşiret bile Kürtleşmiş bulunuyor. Kürdili oymağının da Barak Türkmenleri’ne bağlı olduğu biliniyor. Öz Türk boyu olduğu adından bile anlaşılan Döğer aşireti de Urfa bölgesinde Kürtleşmiştir.

Ayrıca Gaziantep ve Kilis dolaylarında Musabeyli, İlbeyli, Okçu İzzeddin boyları; Şanlıurfa’da Torunlar; Sincar Dağı çevresindeki Saçlılar; Sekiz Büklüler, Amik Ovası’ndaki Kırıklar ve hatta Akkoyunlu, Karakoyunlu gibi büyük Türk boyları bugün Kürtleşmiş durumdadır.

Sivas yöresinde Koçgiri diye bilinen büyük aşiret de bâzılarınca Kürt sayılıyor. Gel gör ki dünyâ çapında bir otorite olan Türkiyatçı İrene Melikoff bu bölgede yaptığı araştırmada bunların Türk kimliğini net biçimde tesbit etmiştir.

Yusuf Halacoğlu

MİLLET-İ SÂDIKA: ERMENİLER

Ermeni halkı, milâttan öncesinden beri Kuzeydoğu Anadolu ile Kafkas hattında yaşamaktadır. En eski Hristiyanlardan birisi Ermeni halkıdır ve bunlar dinlerini asla terk etmemişlerdir. Türkler bölgeyi ele geçirdikten sonra Ermeniler’le dost olarak yaşamaya başlamışlardır. Osmanlı Devleti, Türkmenler’i topluca katlederken, Ermeniler’i “Millet-i Sâdıka (Sâdık Millet)” ilan etmiş, devletin yönetim katında bunlara her türlü olanağı tanımıştır. Meşhur 1915 sürgünü, Ermeniler’in devlet içinde olay çıkarmaması için yapılmıştır.

Bu sürgünden kaçanlar, kendilerini gizleyenler, hemen hemen yok denecek kadar azdır. Kalan Ermeniler, devletin ve halkın bilgisi dâhilinde kalan âilelerdir. Bunları Alevîler’in içine gizlenmiş olarak göstermek tarihi çarpıtmaktır.

Kürtler ise tarihte, adı çok az geçen bir kavimdir. Bunlar Doğu Anadolu’nun dağlık kesiminde yaşayan göçebelerdir. Bir devlet kuramamışlardır. Ancak 1514’ten sonra aşiret reisleri güç kazanmışlardır. Kürtler inanç olarak İslâm’ın Şâfii kolundandır. Tarikat olarak da büyük ölçüde Nakşibendîliği seçmişlerdir. Bu yönüyle de Alevîler’le Kürtler arasında derin uçurum bulunmaktadır.

ANADOLU ALEVÎLİĞİ

Anadolu’daki Alevîlik özü itibârıyla Türk kimliklidir. Bu topraklardaki Alevîliğin kendisini anlatma aracı, “bağlamadır“. Bu saz Türk’e özgüdür. Alevîler, bağlamayı kutsamış; ona “Telli Kur’ân” denilmiştir. Kürtler’de bağlama olmadığı gibi, onun kutsanması da yoktur.

Anadolu Alevîleri’nin ibâdeti olan cem töreni de Türkçe ibâdet biçimidir. Bu topraklarda asla Kürtçe cem yapılmamıştır. Bugün Kürt Alevî diye bilinen veya kendilerini öyle sananlar bile cemlerini Türkçe yapmaktadırlar. Sâdece bu olgu bile Kürt Alevî’nin, Türk Alevî olduğunu göstermeye yeter.

Yine Anadolu Alevîliği’nin “Yedi Ulular” diye kutsadığı ozanların tamamı Türk’tür. Seyyit Nesimi, Hatayi (Şah İsmail), Yemini, Virani, Pir Sultan Abdal, Fuzuli, Kul Himmet Türkçe yazan ozanlardır. Günümüzde bile Kürt kökenli bir Alevî ozanı yoktur. Anadolu Alevîleri’nin kutsal kişileri arasında Kürt kökenli kimse bulunmamaktadır. Kürtler’de kadının durumu ile Alevîler’de kadının durumu birbirine hiç benzememektedir. Ayrıca sivil yaşam modeli de birbirine taban tabana zıttır.

Bu yüzden Anadolu’da dikkat çekecek bir kitle olarak Kürt Alevîsi veya Alevi Kürt olmamıştır. Bu terimler, son yirmi yılda ortaya çıkmıştır. Bir taraftan Osmanlı zihniyetindeki resmî tarihçiler, bir taraftan, Alevîler’i de Kürt göstermeye çabalayan PKK’lılar Alevî Kürt terimini icat etmişlerdir.

Bâzı Alevî’nin Ermeni olduğu iddiası da tamamen yanlıştır. Çünkü Ermeni milleti, Hristiyan olarak kalmıştır. Bunlardan İslâm’ı seçenler de çok azdır. Bu gibi Ermeniler’in Alevî nüfus içinde belirleyici olduğunu düşünmek, tarihi tersyüz etmekten başka şey değildir.

***

HAMİDİYE ALAYLARI DARBESİ

1826’da Osmanlı padişahı 2. Mahmut, Yeniçeri Ordusu’nu kaldırdıktan sonra bütün Alevî dergâhlarını yıktırıyor; Bektaşî babalarını astırıyor; dedeleri sürüyor; imparatorluk içinde Alevîler’i yeniden dağlara kaçırıyordu. Dağ başlarına sığınan çâresiz insanlar, meşe ağacının palamutlarını öğütüp yiyerek hayatta kalmaya çalışıyorlardı.

Alevîler’e yönelik yeni bir saldırı dalgası da Hamidiye Alayları ile geliyordu. Padişah 2. Abdülhamit, 1894 yılında Doğu Anadolu’da Kürt aşiret reislerine 26 kadar alay kurdurttu. Bu alaya girenler uzun ve tehlikeli askerlik hizmetinden ve vergi vermekten kurtuluyorlardı. Ayrıca bölgede astığı astık, kestiği kestik hâle geliyorlardı.

Ermeniler’e karşı kurulduğu iddia edilen Hamidiye Alayları, bulundukları yerde direnen son Alevî aşiretlerini de bastırıp yağmaladılar… Çünkü bu aşiretler Şâfii Kürtler’den oluşturulmuştu. Bugün Kürt gösterilen Alevî aşiretlere bu hak verilmemişti. Hamidiye Alayları’na ilişkin ayrıntılı bilgiler, o günleri yaşayan M. Şerif Fırat’ın Doğu İlleri ve Varto Tarihi adlı kitabında bulunmaktadır.

En az 500 sene süren bu ezme politikası sonucunda Alevî Türkmenler dillerini unutup Kürtçe konuşmaya başladılar. Özbeöz Türk olan bu Alevîler zamanla kendilerini Kürt sandılar.

***

“EŞEK TÜRK(!)”

Osmanlı Devleti’ni yönetenler zamanla bu devleti kuran Türk’ün düşmanı hâline gelmişti. İstanbul yönetimi, Türkmenler’i, “Eşek Türk, Akılsız Türk, Kaba Türk” diye aşağılıyordu. Şehirden beslenen Osmanlı şâiri de şöyle söylüyordu Türkmen’e:

“Türk’ün dilberidir gâyetle inat
Şehir dili bilmez lisanı kubat
Lisanından eyler Türklüğün isbat
Hayvan gibi gözün diker samana”

Türkmen ise Osmanlı zorbalarına şöyle cevap veriyordu:

“Şalvarı şaltag Osmanlı
Eyeri kaltag Osmanlı
Ekende yok biçende yok
Yiyende ortag Osmanlı”

Halk kendisini sömüren Osmanlı’ya karşı onun en güçlü olduğu dönemde isyan ediyor; bu isyana da Bozoklu (Yozgatlı) eşkıya Celâl’in adından dolayı “Celalî İsyanları” adı veriliyordu. Bu Celâl dahi Alevî idi. Osmanlı şeyhülislâmları da Türkmenler için “bu Kızılbaş tâifesi Müslüman olmadıklarından, öldürülmeleri dine uygundur” diye fetva veriyorlardı. Bunun belgelerini arşivlerden bulup “Osmanlı’da Karşı Düşünce ve İdam Edilenler” isimli kitabımda vermiş bulunuyorum.

Rıza Zelyut

***

   Bu sefer sâdece nakil yaptım.

      Kürtleştiriliyor muyuz, değil mi?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 26 Ağustos 2007 Pazar

10 Yorum

baranNisan 12th, 2011 20:51

sacma olan sadece türklerde alevi varmış gibi gösteriliyor. arabında , türkünde, romanlarda dahi alevi var. hepsi kendi dilini konuşuyor. asimile olmayanlar tabi ki. dolayısıyla KÜRT halkında da alevi olanlar vardır. zorla türk yapılmaz nede olunur.

MKD: Hiç dokunmadım :D . Cehâletin bu derecesi ancak cehâletle mümkündür!

ErenHaziran 2nd, 2011 19:57

Zamanında Türkmen Alevîler’in Horasan’dan Anadolu’ya göçünde ve gerek Anadolu’da uğradıkları baskılar sonucu gerek Kürt’lerle, gerek Roman’larla kaynaşmış olması olağan karşılanır. Ahmet Yesevî, Hacıbektaş-ı Velî, Pîr Sultan Abdal, Şah İsmail, Timurlenk

Bunlar Alevî’lerin önderleridir ve hepsi de Türk’tür…

MKD: Özbek Türkü bir âileden gelen Timur, Babası “Muhammed Taragay” bir Türk-Moğol aşireti olan Barlas’ların lideriydi; etnik kökeni Moğol olmadığı için “Han” unvânı yerine “Emir” Unvanını kullanırdı.

sıprızTemmuz 31st, 2011 23:56

alevilerin çoğu türkmendir çünkü türkmenlerin sayesinde tanınmış bir inançtır fakat başka etnik kökenden alevilerde vardır bir zencinin çocuğu almanlara benzemiyor sonuçta alevilerdede birbine benzemeyen çeşit çeşit insan var kendini kırmanc diye tanımlayanlar kızırderelileri anımsatırken tahtacı akkoyunlu ve benzeri tabirleri kullanan alevi kesimi gerçekten buğday tenli türkmenleri anımsatır herşey gayet açık farzedin bir rus birde zenci ikiside aleviyim diyor diye ikisininde aynı etnik kökenden olduğunu idda edebilrmiyiz sunni islamıda tek bi halk benimsemiyo en basit örneği

aliAğustos 14th, 2011 18:31

Öncelikle birinci ağızdan bir Alevî olarak yukardaki yazının A’dan Z’ye kadar doğru olduğunu söylüyorum. Ben de Alevîyim, Kırmanca bilen yakınlarım var. Onlar Dersim bölgesinden göç etmişler. Kendilerine Kürtler ve Osmanlı memurlarının yaptığı kıyımı hep anlatırlar (genelde yaşlı olanları), hâttâ bununla ilgili söyledikleri eski bir türkü bile vardır. Kendilerinin TÜRKMEN olduğunu bilirler: araştırın bugün BDP’de üst düzey olan pek çok siyasetçinin babası Dersim’de TÜRKMEN katliamı yapmıştır.

Örnek mi? AHMET TÜRK’ün babası; hâttâ ZİYA GÖKALP’ın şiirinde adı geçer HÂİN KANCO diye. Ayrıca etnik olarak Kızılderililere benziyorlar yorumu duyduğum en aptalca yorum. Yok öle bir şey. Örneğin benim babaannem sarışın mavi gözlüdür; bu noktada yukarıdaki yazı bunlara kanıttır. Teşekkürler…

ahmetAğustos 18th, 2011 21:07

kürtler vardır var olmaya da devam edecektir.. ya bırakın artık bu palavraları, asimilasyon politiklarını kürt yoktur diye diye binlerce insanın katili oldunuz abdest alıp tövbe edin artık yeter……………………………

MKD: Hiç dokunmadan ve yorumsuz…

ibrahim can varlıAğustos 26th, 2011 16:44

arkadaşlar aleviler 2 yere göç etmişlerdir.bazıları anadoluya bazıları tunceliye…
anadoluya göç edenler oğuz türklerindendir..tunceliye göç edenler,hun türkleridir..
bunlar da osmanlı tarafından yağmalanan,baskı ve sömürüden kurtulan alevi türkleridir..
bu aleviler türktür..
( BU TARİHTEN İTİBAREN KÜRTLER ALEVİLERDEN YANİ ASIL TÜRKLERDEN KIZ ALIP VERMİŞLERDİR.BU YÜZDEN BİR KAYNAŞMA VARDIR..AMA BU HİÇBİR ZAMAN ALEVİLERİN BİR KISMININ KÜRT OLABİLECEĞİ ANLAMINA GELMEZ YANİ ETNİK KÖKEN HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞMEZZ……….)

EREN ERZINCANLIAğustos 28th, 2011 03:01

TÜRKİYE’DEKİ ALEVÎLER’İN ANADOLU’YA GELMELERİ HAÇLI SEFERLERİ’NE DAYANMAKTADIR.

HAÇLI SEFERLERI SONUCU ORTA ASYA’DAKİ ALEVÎLER’İN BÂZILARI ANADOLU’YA YÂNI ŞİMDİKİ TUNCELİ, ERZİNCAN, BİNGOL, SIVAS, TOKAT, ÇORUM, AMASYA VS. DİĞER BIR KISMI DA BALKANLAR UZERİNDEN AVRUPA’YA GÖÇ ETMİŞTİR AMA UNUTULMAMALIDIR Kİ ALEVÎLER HER ZAMAN HAKLARINI SAVUNMUŞ, AYDIN VE ÖRGÜTLÜ İNSANLAR OLDUKLARI İÇİN, ÜST DUZEY KAPİTALIST KİŞİLER VEYA TOPLULUKLAR TARAFINDAN YOK SAYILMAYA VEYA YOK EDİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR.

ALEVÎLER ÜZERINE UYGULANAN BİRÇOK YANLIŞ POLİTİKALARAN EN SONUNCUSU KÜRT ALEVÎSİ OYUNUDUR. BU SÂDECE ALEVÎ’LERİN BİRLEŞMEMESİ FİKİR AYRILIĞINA DÜŞMESİ İÇİN OYNANAN BIR OYUNDUR. ALEVÎ’LERİN ETNİK KÖKENİ KESİNLİKLE KÜRT KÖKENİYLE HİÇ BİR YERDE KESİŞMEMEKTEDİR. BURADA KÜRT’LERİ KÜÇÜMSEMEK İÇİN SÖYLEMIYORUM AMA GERCEK OLAN BUNLARDIR. KÜRT ALEVÎSİ KAVRAMI GÜNÜMÜZDE KÜRT’LERIN DE İŞİNE GELİYOR; BOYLESİNE ZORLU SUREÇTE ÇOĞUNLUK SAĞLAMAK İÇİN KÜRT ALEVÎSİ KAVRAMINI BENİMSEMİŞLERDİR AMA BİLİNMESİ GEREKEN TEK ŞEY KÜRTLER KENDİ KİMLİKLERİNİ KAZANDIKLARI ZAMAN, Kİ BU OLMAYACAK AMA OLURSA, KÜRT ALEVÎSİ KAVRAMINI ILK REDDEDECEK OLANLAR DA YİNE KÜRTLER OLACAKTIR…

LatifceAğustos 28th, 2011 15:35

1986 yılında Muş ili Bulanık ilçesinde bulunduğum dönemde, sol Kürtçü hareket içinde bulunan, ismi bende kalsın, bir ortamda “ben Kuştiyan köyündenim. Kuştiyan anlam olarak Ermenice’de ölüler demektir. Siz bizi Kürt bilirsiniz, ama biz Ermeni olduğumuzu biliyoruz” demişti. Kürt hareketinin arkasınsa büyük oranda Kürt kimliğine bürünmüş Ermeniler olduğu bilinmelidir. Aslında Kürd’ün Türk’le, Türk’ün Kürt’le bir sorununun olduğuna inanmıyorum ve arkasının 1915 hıncına dayandığını düşünüyorum.

Atila GÖRAYKasım 29th, 2011 11:31

Bende Kürtlerin Alevî olduğuna inanmıyorum. Ama kişi olarak bir Kürt kökenli “ben Alevîyim” diyorsa da saygı duymak gerekir. Alevî inancı kazanıcı ve kucaklayıcıdır. Bektaşîlik ve Alevîlik Türk’ün Anadolu’ya getirdiği ve yaydığı bir anlayıştı. Alevîlik Türk’ün önceki din anlayışına uygundur. Anadolu Alevîliği de mutlaka Türk örf ve âdetlerinin Anadolu’da yaşayan çeşitli kültürlerindende etkilendiğini de söyleyebiliriz.

ulu hakanAralık 13th, 2011 15:35

geçmişi bi tarafa bırakırsak bugün doğuda kendini kürt olarak lanse eden hangi kesim alevilerle ne tür bir benzerliği ve bağlantısı var acaba tunceli tokat amasya çorum yozgat sivas karadeniz balkan akdeniz ege türkiyenin her köşesinde azerbeycan kazakistan doğu türkistan iran horasan buralardaki şii mezhebe bağlı hangi insanla en ufak benzerlikleri var acaba ve ne kadar ırksal olarak alevileri kendilerine yakın görüyorlar. bırakın artık ya yüzyıllardır alevilerin can düşmanı olanlar bunlardır şimdi ne kürtlüğü ben kürdüm diyen alevi aleviğinin inkarında en uç noktadadır. dede korkut mezarındaki koç başlı mezarla bi bakın anadoludaki mezarlara ve özellikle kürt aleviler deninel tuncelideki mezarlara anadoludaki koç başlı mezarların yüzde 46sı tuncelide… eeee demek ki neymiş her farklı dil konuşan bu ülkede kürt deilmiş. şimdi doğuda bir dolap çevirmeye çalışanların yanına çekmeye çalıştığı alenen ortada alevileri de kendilerine yakın gibi gösterip bişeler yapmaya çalışacaklar. hadi gidin kumla oynayın siz yüzyılların düşmanlığı öyle hemen dostluğa dönüşmez …

Yorum Yapın

Mesajınız