OSMAN MÜFTÜOĞLU YEMİNİ ETMELİYİZ HEPİMİZ!
Bir fenomen adam var ki, her yerde, her şeyi biliyor ve hem Hipokrat’ın, hem Galenius’un, hem de İbn-i Sînâ’nın kesin ortaklaşa reenkarnesi. Önce biraz tahkikatta bulundum bu allâme-i cihan, sultân-ül ulemânın, hâkim-i hakîmin mâzisi nedir diye. Medimagazin’de aşağıdaki haber ilgimi çekti:http://www.medimagazin.com.tr/haber_31171.html
16–09–2001
Osman Müftüoğlu Ne Profesörü?
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in doktoru olarak ünlenen Ankara Numûne Eğitim ve Araştırma Hastânesi Başhekimi Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun profesörlük unvanını kullanması yasal değil.
Profesörlük unvanı Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kazaları Araştırma Enstitüsü’nden alan Müftüoğlu’nun yasalara göre bu unvanı kullanmaması gerekirken, muayenehânesi de dâhil her yerde kullanması dikkat çekiyor.
2 Yıl Görev Yapmadı
Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin 22. Maddesi’ndeki, “Profesörlük, doçentlik veya yardımcı doçentlik unvanlarını kazananlar, her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde, yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar” ifâdesine rağmen, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kazaları Araştırma Enstitüsü’nde 1.5 yıl çalışan Müftüoğlu, bu çalışma süresini de, 38. Madde ile yapılan görevlendirmeyle, Ankara Numûne Eğitim ve Araştırma Hastânesi Başhekimliği yaparak geçirdi.
Endokrinoloji Kliniğini Kapattırdı
Edinilen bilgilere göre, iç hastalıkları uzmanı olan Osman Müftüoğlu, Numûne Hastânesi’ne açılan endokrinoloji kliniğini de endokrinoloji uzmanlığı olmadığı hâlde kendisi şef olabilmek için Sağlık Bakanlığı’na baskı yaparak kapattırdı. Endokrinoloji uzmanlığını da Bakü Üniversitesi’nden kısa bir süre önce alan Müftüoğlu, endokrin belgesini denk saydırmak için Sağlık Bakanı Osman Durmuş’a baskı yaptı.
“Ben Basını Sustururum”
Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un, önünde imza için bekleyen uzmanlık belgesini imzalamak istemediği ve “bu aralar basın fazla üstüme geliyor, şimdi imzalayamam” dediği, Müftüoğlu’nun da, Bakan Durmuş’a, “Ben basını sustururum” güvencesi verdiği iddia edildi.
Soruşturması Var
Başhekim Müftüoğlu hakkında bir de soruşturma olduğu ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, bir işadamının işlerini takip etmek üzere idarî âmirlerinden izin almadan yurtdışına çıkan Başhekim Müftüoğlu hakkında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü bir soruşturma açtı. Muhakkik raporunun tamamlanmasının ardından Müftüoğlu’nun ceza alması bekleniyor.
Tabelâsı da Yanıltıcı
Ankara Tabip Odası’nın muayenehâne tabelâ standardına göre, Müftüoğlu’nun muayenehânesinde kullandığı tabelâ da yanıltıcı unsurlar içeriyor. Muayenehânesindeki tabelâya göre Osman Müftüoğlu iç hastalıkları profesörü olarak tanıtılıyor. Profesörlük unvanını muayenehânesinde kullanması da yasak olmasına rağmen tabelâsına “Prof. Dr. Osman Müftüoğlu İç Hastalıkları Uzmanı” yazarak, kendisini iç hastalıkları profesörü gibi tanıtması yasal değil. Tabelâda akademik unvan yazılması hâlinde unvanın nereden alındığının da yazılması gerekiyor. Ayrıca, tabelâ ATO’nun belirlediği içerik, boyut, renk ve ışıklandırma başta olmak üzere standartlarının hiçbirisine uymamasıyla da dikkati çekiyor.
***
BAKALIM BİR DE KENDİ WEB MEKÂNINA…
http://www.osmanmuftuoglu.net/
Osman Müftüoğlu, kendi kendisini şöyle anlatıyor (Türkçe ve imlâ hatalarını düzelttim):
Osman Müftüoğlu 1955’te Anamur’da doğdu. 1972’de Anamur Lisesi’ni, 1978’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1984’de iç hastalıkları uzmanı, 1989’da endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları klinik şef yardımcısı, 1989’da doçenti, 1990’da iç hastalıkları klinik şefi, 1997’de profesör oldu. 1993–2001 arasında Ankara Numûne Hastânesi Başhekimliği ve Cumhurbaşkanı sağlık başdanışmanlığı görevlerinde bulundu.
1991’den beri 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in özel hekimliğini yapmaktadır.

Mütefekkir Müftüoğlu
Farkındaysanız, Osman Müftüoğlu Bakü’den hiç bahsetmemiş, ayrıca şuralara üyeymiş:
- Amerika Mikrobiyoloji Derneği(1991),
- Amerika Anti-Aging Akademisi (1997) (bundan bir de belgesi var, iftiharla mekânına koymuş),
- Amerika Tirod Birliği (1998),
- Avrupa Aterosklerozis Derneği (1997),
- Avrupa Akdeniz Diyabet Çalışma Grubu (1999),
- Lozan Tıp Birliği (1986),
- Türkiye Diyabet Derneği,
- Ankara Diyabet Derneği,
- Türk Hipertansiyon,
- Nefroloji derneği,
- Türk iç hastalıkları derneği,
- Osteoporoz Çalışma grubu üyesi…
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, ayrıca, Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şûrası, Etik kurul ve ilâç ruhsatlandırma komisyonu üyeliklerinde bulunmuş. Müftüoğlu’nun ilk kitabı “Yaşasın Hayat” da Doğan Kitapçılık tarafından Ocak 2003’te yayımlanmış ve Allah “yürü yâ kulum” demiş…
Osman Müftüoğlu bu mekânda iki ayrı adres veriyor:
| İSTANBUL | ANKARA |
| Süleyman Seba Caddesi No: 39 Akaretler 34357 Beşiktaş Tel: 0 212 236 73 00 Faks: 0 212 236 57 75 |
Reşat Nuri sok. No:52 Çankaya Tel: 0 312 468 76 76 – 77 Faks: 0 312 46 59 78 |
***
NEDEN OSMAN MÜFTÜOĞLU YEMİNİ ETMELİYİZ?
Şimdi, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu refikimizin neyin profesörü olduğu biraz karışmış, Ankara Tabip Odası hakkında işlem yapmış ama pîrimiz voliyi bir zamanların Çoban Sülüsü Ölümsüz Ombdusman’ın hekimliğini yakalayarak vurmuş. Artık, karada havada dert tasa yok.

Ölümsüz Ombdusman
Medya mı, o hâlleder! Etmiş de… Benim de arkamda Baba olsa neleri hâlletmem!

İmajlı Müftüoğlu
Bakü Üniversitesi’nden endokrinolog olmuş! Biz bu üniversitelerden alınan uzmanlıkları çok iyi biliriz… Bizim buralarda da var. Çok ilginç, bilgiç ve çekiç gibi sağlam bilgili oluyorlar. Belli ki çok zeki ve Ölümsüz Ombdusman’ı arkasına aldıktan sonra da derhâl Doğan Grubu’na katılmış, kapılmış. Onlar da kendisinin değerini çok iyi bilip, kıymetini arttırmak için seferber olmuşlar.
Müftüoğlu’nun Zarâfeti
Hareket Kontrolü Genç Yaşam Kongresi diye üçüncüsü geçen aylarda yapılan bir kongre var. Ben de konuşmacı olarak iştirak ederim. Kongrenin düzenleyicileri olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden değerli ve uluslararası alanda kendilerini ispatlamış Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Fikret Tüzün ve yaşlılık psikiyatrisini memleketimizde kuran Prof. Dr. Engin Eker’in yanı sıra, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu da var! Üçüncü senedir gidiyoruz, hazret ortada yok!
Nihâyet Prof. Dr. Fikret Tüzün esbâbı mûcibeyi ifşâ eyliyor: “’Sizi aramızda göremiyoruz, biraz iştirak edin’ dedim, ‘benim ismim yeter’ buyurdu”! Tabii ki Fikret Hoca nezâket dâhilinde gereken cevabı vermiş, ağzına sağlık!
***
Kendisiyle bir kere müşerref oldum, o da şöyle: Bir hastam depresyonu için verdiğim hapı alıyor, iyiye de gitmekte. Bu arada genel bir “check-up” için Osman Müftüoğlu’na gidiyorlar. Kola takılan banttan okunan ücretler ve sürekli olarak TV ekranında zâtın programları seyredilirken Üstâd-ı Tababet buyuruyor “bu ilâcı kesin, hem gereksiz hem de karaciğerinizi yorar”! Ne bana bir danışmak, ne bir “bir sorun” demek, Kâzip Hipokrat buyuruyor ve bir alay acayip isâbetli(!) ilâç ve suplementi dayıyor. Eh, fakir de fena şöhretli sayılmaz, kafası karışan hasta tekrar geliyor. Telefonla arıyorum, üstâdımız meşgûl mü meşgûl. Haber bırakıyorum, tenezzül buyurmuyor ve aramıyor. Bunun üzerine lâyıkıyla bir e-posta yolluyorum, tık yok!
Aradan epey zaman geçiyor, bir VIP için görüşmek icap ediyor, ânında arıyor beni. Yumuşacık ve müşfik sesiyle fikir teâtisinde bulunuyoruz. Öbür işi sorduğumda aldığım cevabı takdirlere sunuyorum: “Ah, ben o maillere pek bakmam da…”. Sonra da bu VIP’yi başka bir psikiyatra yönlendirdiğini öğreniyorum. Ne deontoloji, ne saygı, ne şûbeye hürmet; maşallah ve maazallah!
Niye böyle mi yaptı? Çünkü o, her, şeyi, biliyor! İspatı mı? Çok da, yeni bir hârikası beni fethetti…
Geçen gün TV’de canlı yayında bermutat… “Hocam, hocam, deprasyondayııız, yardım edin bizeeee” diye çığıran hanımefendi bir oyuncu san’atçı ile aralarında genç güzel bir kız da var (böyle programlarda şarttır). Anlıyorum ki depresyonu anlatacak. “Vay be” deyip, işi gücü bırakıp oturup seyrediyorum. Dâhiliyeden Bakü’de endokrinolojiye zıplamış Türk büyüğümüz belli ki psikiyatriyi de hatmetmiş!
Pembe gömleği, modifiye Anamurlu şivesi, olağanüstü zarifçe jest ve mimikleriyle dersimizi vermeye başlıyor.

Bu gömlek pembe değil, olsun!
“Depresyon uzamış bir keder hâlidir” diyor. Ümitle bekliyorum nasıl açacağını ama sunucuyla geyik muhabbeti başlıyor ve mahrum kalıyoruz malûmattan!
Uzatmayayım, program boyunca verilen bilgiler eksik, yanlış ve avam ağzıyla anlatılıyor. İstatistiklerin çoğu ya yanlış, ya da bipolar depresyonla ilgili. Belli ki dersini iyi çalışmamış. Zâten psikiyatri, uzmanı da olmadan, diyet listesi vermeye de benzemez mübârek!Fakat hedef büyük, depresyon tedavisinde iyi para var ve en son psikiyatra geliyorlar çünkü ağır vak’alar hâricinde farkında değiller… Müftüoğlu oraya soyunuyor!Migreniniz mi var? Müftüoğlu bilir!
Multipl sklerozlu musunuz? Müftüoğlu bilir!
Fazla kilolu musunuz? Müftüoğlu bilir!
Ülseriniz mi var? Müftüoğlu bilir!
Kanserden korunmak mı istiyorsunuz? Müftüoğlu bilir!
Alzheimer misiniz? Unutmayın, Müftüoğlu bilir!
Stresiniz mi yüksek? Müftüoğlu bilir!
Beyin tümörü müsünüz? Müftüoğlu bilir!
Seks hayatınız yolunda değil mi? Müftüoğlu bilir!
…… …… … …. yolunda değil mi? Müftüoğlu bilir!
Anamur’dan Türkiye âlî sosyetesinin vazgeçilmez doktorluğuna terfi eden, uzmanlığı, profesörlüğü ve her şeyi sıra dışı olan ve üstelik de her şeyi bilen Prof. Dr. Osman Müftüoğlumuz var!
Ta MÖ 460 ilâ 377 arasında yaşamış elin gâvuru (kusura bakmayın) adına yemin edip duruyoruz. Millî manevî değerlerimizin kıymetini asla bilemedik, bilemeyeceğiz! Hem nerede Osman Müftüoğlu’nun karizması, nerede bu çirkin suratlı adam!

Sözüm ona tıbbın babası!
Demem o ki, tam da Ilımlı İslâm şeklindeki rejim istihâlesi gündemde iken, bütün tıbbiyede yeminin adını Osman Müftüoğlu Andı olarak değiştirelim.
Hem müftü oğlu olma tedâisi de (çağrışımı) cuk oturur, andın muhtevasını da iktidar tâyin edip referanduma sunar! Ilımlı İslâm’la da tam mütecânis…
Benden teklif etmesi…
***
- Güncelleme (22 Eylül 2007, 13:47)
Müftüoğlu, İpek Tuzcuoğlu, Uğur Dündar ile beraber bizleri bermutat irşat ediyorlar; İpek Hanım, Uğur Bey’in soluna, yâni Müftüoğlu’nun yanına geçince, diyetisyen konuk en kısa kalıyor ve boy sırası Dalton Birâderler’i çağrıştırıyor. İpek Hanım da derin diyet bilgilerini bize lûtfederek re-Rönesans sağlıyor, diyetisyenlere hâcet bırakmıyor. Bu mübârek Ramazan gününde Allah (cc) râzı olsun.
Şaka bir yana, eğlenmek için ATV’deki bu YAŞAM KOÇU programını (isme bakın isme, bir bilim adamı bu başlıkta program yapıyor) mutlaka seyredin, müptelâsı olmamak mümkün değil. Ciddi bir adam olarak tanıdığım Uğur Dündar herhâlde bu programa mizah olsun diye iştirak etmiştir…
- Son GÜncelleme (23 Eylül 2007; 11:23)
Aldığım çok sarih istihbarata göre web mekânında 1991′den beri Demirel’in doktoru olduğunu yazıyor ama, Ombdusman’ın son senelerdeki hekimi Dr. Aylin Cesur imiş! Müftüoğlu’nun Uyguladığı tedavilerin ve tavsiyelerinin yanlış olduğunu yurt dışındaki otoriteler de anlatınca, yolları çoktan ayrılmış. Hâttâ Ankara’daki birkaç meslekdaşın ortaklaşa esprisi şuymuş: “Demirel’in bünyesi o kadar sağlamdır ki, onu Osman bile öldüremedi”!
Haydi bunlar dedikodu diyelim…
Ama, ciddi bir akademisyen olarak, yazacak birkaç lâfım var:
Bir tabibin ünlü bir kişinin doktoru olduğunu reklâm amacıyla kullanması etik değildir, ayıptır!
Hele bu bilgi artık doğru da değilse ve hâlâ kullanılıyorsa, buna yalan söylemek denir, ayıptır!
Bir doktorun iki ayrı şehirde iki ayrı muayenehâne işletmesi yasal olarak suçtur!
Bir doktorun, arada sırada uzmanlara yer verse de, her konuda, hele hele 5 (beş) senelik ihtisas gerektiren psikiyatri ve diğer her tıbbî konuda ahkâm kesmesi etik değildir! Ben kalkıp endokrinolojiyle ilgili uçuş yapıyor muyum! Artık tarihe karışmış olan Kent TV’de 2.5 sene süreyle her hafta kendim yapıp sunduğum TERAPİ programında asla bunlara tenezzül etmedim. Katıldığım yüzlerce medya programında da…
Doğan Medya Grubu’nun başka işlerine bir şey demiyorum ama, hangi akla hizmetle profesörlük unvanını kullanmasının doğru olup olmadığı dahi açıklığa kavuşmamış olan, kavuşmuşsa da nasıl olduğunu öğrenemediğim, alenen yalan beyanda bulunan ve tıbbî deontolojiyi hiçe sayan bir müftü oğluna bu kadar yatırım yapmaları bir gün başlarını ağrıtmaz mı?
Benden alenen açıklaması…
Gerisi onlara kalmış.
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 04 Eylül 2007 Salı


Evet Sevgili Meslekdaşım,
Şu anda biz mesleğimizi icra etmeye çalışan hekimlerin dışında bir de ”Sağlık MÜFTÜleri” var ki bunlar fetva verdiğinde akan sular duruyor. Şöyle ki, ben dermatoloğum,25 yıldır bu konuda hizmet veriyorum. İsmimi ve san’atımı birçok kişi bilir. Bunca yıldır tedavi tmeye çalıştığım, bu uğurda uzmanlık eğitimi alıp, yurt içi ve dışında onlarca bilimsel toplantılara katılıp dirsek çürüttüğüm branşımda bu müftüler devamlı gazete fetvaları veriyorlar. Bunlara göre bizi bukadar uğraştıran, 25 yıldır hâlâ yeniikler peşinde koştuğumuz tedavi yöntemleri HİKÂYE, SAFSATA. Bir avuç ceviz, badem, balık yemek, selenyum veya koenzim vs bunlarn tedavisine yeterliymiş.
Biz boşuna dirsek çürütmüşüz diyeceğim ama onu da diyemiyorum çünkü bu ünlü sağlık müftüsü dermatolojik problemleri için bana geliyor.
Sevgi ve saygılarımla
MKD: Sayın AG, çok çok haklısınız. Bilmukabele sevgi ve saygılar…
Hocam, buradaki behsettiğiniz kişi gene tıp mensubu. Ahmet Maranki’yi ne yapacağız? Sağlık Bakanlığı ne zaman cezalandıracak diye bekliyorum kendi adıma ama bu zât bilakis en çok da Trt’de çıkıyor. Şeker ilâçlarını bırakın, antidepresanları bırakın dediğini bizzat duydum televizyonda. Sitesine bakarsanız herşey var: Kozmik güçler, fizikötesi evren, bağırsaklara tuzlu suyla lavaj yapılması, kozmik masaj, tânesi 30 tlden içi boş kitaplar, tabii ki tabletler, kremler herşey… http://www.maranki.com/
MKD: Bu şarlatanın ” aşağılık bir şarlatan” olduğunu kaç TV programında haykırdım ama hiç karşıma çık(a)madı. Dava etsin diye bekledim, edemedi.
Bunlar bir rezâlet de…
Prof. Dr. Erkan Topuz’u hem de Kanal 7′de teşhir ettim, tık çıkamadı! Yazısını da Mekân’da bulabilirsiniz. Onun da gıkı çık(a)madı.
Tıb profesörü unvanlılar maâlesef çok daha hazin…
Ha, bu devirde onlar makbûl ve muteber adamlar, bizzat iktidar tarafından korunup kollanıyorlar!