AH KIRILASI ELİM AH!

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 91 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Seçimlerde büyük ikirciklikten (ambivalence) sonra ellerim tereddüdün son anlarını yaşarken reyimi MHP’ye verdim. CHP’den hiçbir şey olmadığı ve olmayacağı ortadaydı; geriye bir tek MHP kalmıştı, bütün şâibeli mâzisine rağmen… Bakın her yerde olan haberin bir özetine:http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=103170

Bilecik’in Söğüt ilçesinde düzenlenen Ertuğrul Gâzi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri başladı. Söğüt Hükûmet Meydanı’nda Ertuğrul Gâzi’nin büstü önünde toplanan protokol ve Yörükler, Mehter Takımı’nın ardından Ertuğrul Gâzi Türbesi’ne kadar yürüdüler.

Yaklaşık 1 kilometrelik yolu beraber yürüyen kortejin önünde Başbakan, bakanlar ve siyasî parti liderleri yer aldı. Geçtiğimiz yılların aksine, bu yıl Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli birlikte yürüdüler. Erdoğan ve Bahçeli’ye BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da eşlik etti.

Bilindiği gibi, geçtiğimiz yıllarda düzenlenen Söğüt Şenliklerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye birlikte yürümeyi teklif etmiş ancak Bahçeli bu teklifi geri çevirerek resmî protokolün arkasından partililerle birlikte yürümüştü. Bu ayrılık tören alanına taşmış, Başbakan yuhalanmış ve pankart açılarak protesto edilmiş, Başbakan’ın yakın koruması ve yeğeni Ali Erdoğan yumruklanmış, AKP Tekirdağ otobüsünün de yolu kesilerek taşlanmıştı.

Bu yıl ise liderler omuz omuza yürürken, hükûmet de törenlere büyük bir katılım gösterdi.

***

Fazla lâfa gerek yok!

Memleket satışta, Zülfüyâr’ın ifşâsından beri biliyoruz ki RTE’nin başbakanlığının önünü bizzat Baykal açmıştı. Komik mi, trajik mi, bir garip mi, nasıl vasıflandırabileceğimi bilmediğim oyun artık milleti ahmak yerine koyarcasına açıkça oynanıyor.

Eminim ki dünya hukuk literatürüne eşsiz bir tatbikat olarak geçecek şekilde, terör suçundan hapis cezası çekmekteyken hapishânede milletvekili (hangi milletin olduğu belli) seçilen Sebahat Tuncel Bizden kardeşlerimizi terörist ilân etmemizi istiyorlar. Bunu bizden beklemeyin. Kimse bize kardeşlerimiz için terörist dedirtemez” diyor.

Diyarbakır Belediye Başkanı savaştan bahsediyor.

Bebek yüzlü Yellowrose yedek güç olarak Baykal’a saldırıyor.

DTP Başkanı Ahmet Türk, Türk Ordusu’nu kaatil ve bölücü olarak ilân ediyor. Sonra da üzüldüğünü söyleyip dalgasını geçiyor.

Her şey tezgâh, hepsi içerisinde…

Ve… Türk milliyetçiliğinin canına okuma misyonu olan MHP’nin başı Devletli, devletlû RTE’yi de, ondan evvel Ahmet Türk’ü de öpüyor. Urgan, gümüş kordon hâline geçiveriyor (Gümüş Kordon sembolizması için Evanjelizm’i bir inceleyiniz)!

***

Büyük İsrail Kürdistanı için adımlar alenen atılıyor.

Talabani de, Barzani de dalga geçiyorlar memleketle. Soykırımı İnkârla Mücadele Kuruluşu başı Amerikalı Yahudi “Ermeni Soykırımı’nı tanıyoruz” diyor. Dostumuz ve müttefikimiz ABD’nin PKK’ya silâh ve mühimmat yardımı yaptığı artık alenen açıklanıyor. Gül’ümüz gülümseyerek “böyle önemli mevzular uluorta konuşulmaz takdir edersiniz ki” diye Gül’ümsüyor.

Genel Kurmay Başkanı’nın suratı asık, gülümsemeye çalışıyor ve kara kara düşünüyor.

Bahçeli, Yazıcıoğlu ve RTE kucaklaşıyorlar…

***

Müstakbel Büyük İsrail Kürdistanı’nın liman şehri Mersin’de gördüklerim artık beni şaşırtmıyor.

Mütareke medyası da öyle ve şöyle, meselâ 9 Eylül 2007’de Sabah Gazetesi’nin Erdal Şafak’ı haykırıyor:
“Karamsar ve Yapayalnız!

Ulusalcılar, milliyetçiler, kuvva-i milliyeciler, yeniden millî mücadeleciler, millî görüşçüler ve de bilumum vatansever çeteler; hepinizi kutlarız.

Sonunda başardınız. “Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığı”nı resmî görüşümüz olarak tescil ettirdiniz.

Halkımızı daha karamsar, daha öfkeli yaptınız, daha da yalnızlaştırdınız.

Türkiye’yi yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot konumuna getirmeyi başardınız.

Gazânız mübarek olsun.

Alman Marshall Fonu’nun artık gelenekselleşen “Transatlantik Eğilimler” araştırmasının 2007 yılı sonuçları dün açıklandı. Dünyanın en etkin sivil toplum örgütleri arasında gösterilen kuruluşun ABD ile 12 Avrupa ülkesini (Almanya, Bulgaristan, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya ve Türkiye) kapsayan ve her ülkede bin denekle yapılan araştırmanın bizimle ilgili sonuçları bakın nasıl bir tablo sergiledi:
ABD’nin liderliğine karşı çıkanlar yüzde 74. Geçen yıl yüzde 69’du. Başkan Bush’un politikalarına karşıtlık ise yeni bir rekor kırdı: Yüzde 83. Geçen yıl da yüzde 81′le bu alanda açık ara liderdik zâten.

AB’nin liderliğini istemeyenler yüzde 54. Geçen yıl yüzde 47′ydi.

NATO’ya destek verenler yüzde 35. Bu oran 2006’da yüzde 44, 2005’te yüzde 52, 2004’te yüzde 53’ü buluyordu. NATO’ya desteğimiz üç yılda neredeyse yarı yarıya azaldı.

Türkler’in küresel soğuması!

Daha da “İlginç” veriler var. Örneğin Alman Marshall Fonu “Barometre” dediği bir ölçüm yöntemi geliştirdi. Deneklerden ülkelere 100 derece üstünden sıcaklık vermeleri isteniyor. İşte bizimkilerin çeşitli “Dost” ülkelere duydukları sıcaklık:

ABD sâdece 11 derece. 2006’da 20, 2005 ve 2004’te 28 dereceydi. Yâni ABD’ye karşı soğumamız istikrarlı tempoda sürüyor.

AB’ye duyulan sıcaklık 26 derece. O da düşüş ritmini bozmadı: 2006’da 45 derece, 2005’te 52 derece. Bir başka deyişle, daha iki yıl önce yarımızdan çoğu AB’ye sıcaklık duyarken bugün bu oran dört kişiden birine indi.

Çin’e soğuk (28 derece), Rusya’ya soğuk (21 derece)… Hele İsrail’e buz gibi: 5 derece! Geçen yıl bu ülkeye 11 derecelik yakınlık duymuştu deneklerimiz, şimdi donma noktasına geldiler.

Hâttâ son iki yıldaki araştırmanın “Gözdesi” İran bile bizdeki “Küresel soğuma” dalgasından nasibini aldı: Sâdece 30 derecelik yakınlık hissediyoruz. Geçen yıl 43 dereceydi.

Herkese mesâfeliyiz, tüm ülkelere kuşkuyla bakıyoruz. Daha önemlisi gözlüklerimiz iyice karardı: Türkiye’nin bir gün AB’ye üye olacağına inananlarımız yüzde 26’da kalıyor. Her 4 kişiden sâdece biri AB’ye gireceğimiz inancını koruyor. Geçen yıl bu oran yüzde 45’ti, ondan önceki yıl ise yüzde 52! Her geçen yıl bizi AB’den daha da uzaklaştırıyor.

Oysa Avrupalılar, Türkiye’nin bir gün AB’ye gireceğine bizden daha çok inanıyorlar. Örneğin Türkiye karşıtlığının tavan yaptığı Hollanda’da deneklerin yüzde 72’si, Almanya’da ise yüzde 62’si AB’ye katılmamızın engellenemeyeceği görüşünde.

Türkiye cumhuriyetin başından, hâttâ 1856 Paris Antlaşması’ndan bu yana kendini Batı’nın bir parçası olarak ifâde ediyor. Batı ile ortak değerleri paylaşıyor. Güvenliğin, zenginliğin, mutluluğun Batı ile ortak geleceğe bağlı olduğuna inanıyor.

Ne var ki, gâliba bu gidişle fiilleri geçmiş zaman kipiyle kullanmamız, “Ediyordu”, “İnanıyordu” dememiz gerekecek. Verilerin mesajı bu.

Ama unutmayın: Ortak değerlere ve ortak geleceğe inanç önce zayıflar, sonra da koparsa, Türkiye gemisi kim bilir hangi sulara sürüklenir…”

***

Ah benim kırılası sağ elim, bütün bunların kabahatlisi benim gibiler, adam haklı!

Bütün dünya bizi çok seviyor ama bizim paranoyaklığımız yüzünden, her geçen gün zenginleşen ve eğitim-öğretim seviyesi yükselen necip milletimizin morali bozuluyor ama hâlâ RTE’ye “vatan seninle gurur duyuyor” diye tezâhüratta bulunuyor.

Vallahi kendimi affedemiyorum.

Bundan sonra liberal, Batısever ve anti-milliyetçi olmak için hepimiz çok çabalamalıyız. İşte, o zaman memleket selâmete çıkacak ve dertler bitecek.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 09 Eylül 2007 Pazar

3 Yorum »

  1. Kağan Tamtürk

    12 Eylül 2007

    Türk milliyetçiliğini tekellerine aldıklarını zannedenlerden , ve tescilini de washingtonda yaptıranlardan medet ummak kadar acziyet olamaz. Bende aynı hataya düştüm ancak ne gelir elden . Nasrettin Hoca misali ya tutarsa niyetine göle maya çalmak gibi bişey olsa gerek.

  2. mutlu bakış

    20 Eylül 2007

    peki ne yapalım. söğütte kavga gürültü olmasın diye öyle yapmıştır diyorum ama meclisteki pkk lıların elini sıkmamalıydı.

  3. orhan kutalmış

    20 Eylül 2007

    Değerli hocam

    Yazılarınızı okuyor ve görüşlerinizin çoğuna katılıyorum..
    Bu konuda da haklısınız elbette ama uyanmak için niye bu kadar beklediniz..?
    47 yaşındayım. 12 eylül öncesi merhum babanızın senatör seçimleri sırasında adını birçok duvara yazmış ( o zaman pek afiş kullanılmazdı ) biriyim.
    ve cunta yönetime el koyduğunda zindanlara girdim.. işkencelerden geçtim. Ben ve birçok arkadaşımız bir avukat bile bulanazken.. sözde hareketin lideri duruşmalara 30 küsur avukat ile çıkmış.. dahası şu ünlü sözünü söylemişti ” Biz. hapisteyiz ama fikirlerimiz iktidarda..!!?? ”
    Daha öncelerden de şüphelerimiz vardı ama o sözlerden sonra iyice düşünmeye başladık ki bu hareket bizim değil..!!
    Bizleri doğal yatağından alarak başka mecralara sürüklemek isteyen ve tertemiz Türkçü düşüncelerimizi sömürerek tüm enerjimizi ” antikomünist” bir çizgide toplayarak.. aslında milliyetçilik değil.. gizli abd yandaşlığı ve sovyet düşmanlığı içinde ülkemizdeki sol görüşlü kardeşlerimize yönelterek ve ihtilalin olgunlaşmasının sağlam zeminini hazırlamak olduğunu anlamaya başladık..

    Ben şahsen hemen varmadım bu kararlara.. ama süreç içinde ve olgunlaştıkça ama en önemlisi de teşkilattan ayrı bir biçimde Türkçülüğümü sürdürürken ” Özgürleşerek ” vardım bu kanıya..
    Fakat alışkanlık işte yine de seçim zamanı ( homurdanarak ve istemeyerek de olsa ) mhp. ye oy veriyordum.. taa ki 1991 seçimlerinde refah partisi adı altında seçimlere girildiğinde..!!

    İşte o zaman tam bir başkaldırı ile ayrıldım o partiden. Her yer ve zamanda Türkçülük mücadelesi vererek sürdürdüm yaşamımı.

    Zaman geçtikçe haklılığımın rahatlığını yaşadım..
    Evet bu hareket abd laboratuarlarında hazırlanıp bize ilaç diye sunulan bir avu idi. ve tek görevi de antikomünist olmak idi.. ki Milliyetçilik ile ilgisi olmadığı gibi.. onu aynı zamanda denetim altına almak ve gerçek milliyeçilik çizgisinin ortaya çıkareak filizlenmesinin de önünü kesmek idi..
    ” Türk- İslam ” ülküsü..?????? buyrun burdan yakın..!
    osmanlıcılık..??
    ve daha bir sürü abukluklar ile Türk milliyetçiliği hep zarar gördü..
    ve bu son seçimlerde maskeler iyice düştü..
    Ulu Önderimiz ve son Başbuğumuz Atatürk’ümüze dahi ihanet ettiler bunlar..
    karşı devrimci şeriatçılar ve işbirlikçi hainler ile kanka oldular..
    kendilerine verilen tertemiz oylara da ülkeye de büyük Türk milletine de ihanet ettiler..

    mevzu un çuvalı gibi.. vurdukça tozu çıkıyor..
    içimiz dolu.. boşalacak yer arıyoruz..
    ama sözü de fazla uzatmaya gerek yok.
    izninizle..

    saygı ve sevgilerimle..

  4. Yorumunuz mu var?