AVRASYA TELEVİZYONU’NDA NURİYE ATABEY İLE GÜNDEME DÂİR PROGRAMINA KATILDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 963 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Epeydir büyük takdirle takip ettiğim bir televizyon kanalı var: Avrasya TV, kısaca ART. Nasıl oluyor da bunu sansürlemiyorlar diye merak ederdim, meğer KKTC üzerinden yayın yaptıkları için henüz bulaşılamamış. Tamamen çağdaş, Atatürkçü ve oldukça doğru mesajların verildiği, sâdece haber ve kültür programlarına yer aldığı bir kanal: http://www.avrasya.tv/ adresinden ulaşabilirsiniz, Digiturk’te 36. kanalda çıkıyor… Herkese tavsiye ediyorum.

***

Hayatını bilime ve milletine vakfetmiş bir psikiyatri profesöründen terörün mekanizmalarını seyircilerin dinlemesi ve günümüzün hâlini buradan hareketle anlaması sanırım iyi bir fikirdir. Nitekim bunu 15 sene önce kendi hazırlayıp sunduğum TERAPİ programında, NTV’de Celâl Pir’in beni çağırdığı sosyo-politik tahlil canlı yayınlarında da epey yapmıştım (bir ay kadar önce aradım Sayın Celâl Bey’i, yurtdışında olduğunu ve dönünce arayacağını söyledi; gâliba mahşerde buluşacağız). Keza daha 3. bölümünde yayından kaldırılan ve Kanal 1’de yayınlanan MUHABBET programında da Sayın Metin Akpınar ve Sayın Ercan Çitlioğlu ile de aynı hizmeti vermeğe çalışmıştık. Ama Allah bilir, dezenformasyonun ve misenformasyonun muazzam boyutlarda olduğu günümüzde bunları hatırlayan dahi kalmamıştır. Benim gibi Atatürk Milliyetçileri tamamen Hükûmet’in kontrolü altındaki büyük medyadan hâricileştirildi, sesleri kesildi. Her yerde ya suya sabuna dokunmayan, ya da dokunurken bunu orta zekâyla yaptıkları için zâten pek müessir olmayanlar kaldı. Daha orta çaplı medyadaki pek çok kaliteli ve vatanperver gazetecinin ise sesini kaç kişi duyuyor, belli değil. Dün RTE “70 milyonluk ülkede 1.5 milyon satıyorsanız, sizin bir sorununuz var” gibilerinden sözlerle zâten kucağında oturan büyük medyaya hâlâ fırça atıyordu! Belli ki orada çıkan azıcık hoşlanmadığı şeylere dahi muazzam ve meşhur öfkesini artan bir fütursuzlukla aktarıyor. Bu arada ayrılıkçı Kürt terörü ve köktendinci terör her geçen gün ivme kazanıyor.

Memleket için daha ne yapabilirim diye derin düşünceler içerisindeyken, ART’deki NURİYE ATABEY İLE GÜNDEME DÂİR programına davet edildim geçen hafta; çarşambayı perşembeye bağlayan gecelerde 22.30 gibi başlıyor ve canlı olarak yayınlanıyor. Muayenehânemizi kapatıp, sıhhatimi de tehlikeye atıp 150 Kg’lık gövdemle 3 saatlik uykuyu sineye çekerek sevgili karım Dr. Neslim’le atladık gittik; onun uçak parasını da cepten ödedik. Ertesi gün 1 saat seminerim, 2 saat dersim ve muayenehânemizde de hastalarımız vardı; yâni sıhhati çok bozuk bir hekimin asla yapmayacağı bir tıbbî zorlanmayı göze aldık. Şu memlekete hizmet için her şeye değmez mi ki…

Heyecanlanmıştım… Terör nedir, neden bu günlere geldik, bundan sonrası ne olacak gibi üzerinde çok düşündüğüm, yazıp çizdiğim ve konferanslar verdiğim ve epeydir sesimin kısıldığı bir konuda seyircileri nihâyet bilgilendirecektim ve çağırıldığım kanal da çok makbûl ve muteberdi.

Sayın Nuriye Atabey bize güler yüz, güzel kebap ikramı ve TV sâhibeliği sergiledi. Akabinde programa geçildi… Özellikle ilk yarısında sözüm sıklıkla kesildiği için zorlandığım, ama ikinci bölümü bence başarılı seyreden bir program yaptık. Bugüne kadar sayısını hatırlayamadığım kadar çok canlı yayına iştirak ettiğim için, bu işleri gerçekten iyi öğrenmişimdir ama epey zorlandım. Tam bir şeyi izah edeceğim, lâfım kesilip başka yöne çekiliyor; gerginlik olmasın diye elimden geldiğince elâstikî davranıyorum… Neyse, en azından programın ikinci kısmında akış rahatladı ve epey sarih mesaj da verildi. Hoşça kal dilekleriyle 3 saatlik uyku için otele gittik. Ufak tefek aksamalar olsa da, kendimce millî bir görevi yerine getirmiştim.

Daha o geceden itibâren epey kişiden olumlu geri-bildirimler aldım. Hâttâ ağlayarak “neden sizin gibileri artık göremiyoruz, neden ortada yoksunuz” diye arayan bile oldu. Demek ki, en azından hedef kitlede olumlu intiba bırakmıştık da…

***

Sayın Nuriye Atabey’e geçen gün teşekkür eden bir cep mesajı yolladım, mukabele etmedi. Hiç alışık olmadığım bir şeydi bu; asgari görgü kurallarına da uymuyordu. Şahsıma olmasa da, temsil ettiğim mevkie dâima hürmet gösterilmişti bugüne kadar. Belki bir yanlışlık vardır düşüncesiyle birkaç saat önce aradım.

Nasıl olduğunu yazmamayı tercih edeceğim bir tavır içerisinde mesajın geç vakitte geldiğini söyleyip alaycı bir gülüşle “kendinizi kasmazsanız belki bir daha program yaparız. Programın ilk bölümünde Pavlov’un deneylerini filân anlattınız, hâlbuki başbakanın ruh hâlini konuşacaktık. Ben de bıraktım, ne yapayım dedim, ikinci bölüm de işte öyle geçti. Beni tanımadığınız için böyle oldu, artık beni tanımışsanız belki bir şeyler yaparız” dedi! Kelimeler aynı olmayabilir ama oldukça doğru.

Yâni Sayın Nuriye Atabey beni beğenmemiş ve onu tanırsam, kendimi kasmazsam belki çağırırmış… CD’sini de gönderiyormuş, kendim de görecekmişim!

Sustum, teşekkür edip kapattım telefonu. İçim daraldı!

***

Fakirin fikirlerine ve zikirlerine ehemmiyet verip de bu web mekânını takip eden herkesten NURİYE ATABEY İLE GÜNDEME DÂİR programına katıldığım için özür diliyorum. Program içerisinde söyleyebildiklerim içinse -nasıl olsa bir daha fırsat olmaz diye- arkasında durduğumu duyurup, “kafa ütülemeyi” ve “kasmayı” şimdilik kesiyorum.

Heyhat!

Merak edenler bu ilginç sohbetin bir kısmını http://www.youtube.com/watch?v=Im2GKCAUlJE adresinden seyredebilirler (29.11.2007′de fark ettim).

Mehmet Kerem Doksat – İstanbul – 27 Kasım 2007 Salı

8 Yorum »

  1. Oğuz Yıldız

    28 Kasım 2007

    Hocam o programı zevkle ve heyecanla izleme şansına sahip oldum. Nuriye hanımın tavırları beni de çok rahatsız etti.Acemiliğinden veya yetersizliğinden olacak.Görüşlerinize yorumlarınıza ve tecrübelerinize millet olarak çok ihtiyacımız var.Lütfen çapsız programcılar yüzünden bizi bunlardan mahrum etmeyiniz.Sitenizi ilgi ile izliyorum.Hergün iki kez tıklıyorum.Yeni yazılarınızı heyecanla bekliyorum.Selam ve saygı ile….
    Dr.Oğuz Yıldız

  2. evrim devrim

    29 Kasım 2007

    Toplumun öğretmenlere, fikir adamlarına, sanatçılara, doktorlara, erdemli insanlara ne saygısı, ne sevgisi kalmış.

    Toplumun alışkanlıkları değişmiş, görgüsü yetersiz.

    Böyle bir programa çıkacağınızdan haberim olmadığından seyredemedim ama telefon görüşmeniz ile ilgili anlattıklarınızdan söyleyebilirim ki; böyle bir terbiyesizlik görmedim. Ama şaşırmadım da.

    Peki bu insan sizin gibi bir bilim adamının erdemine güvenmeyecek ve aleni bir şekilde sizi yüzünüze karşı yetersiz gördüğünü belirtecek derecede kendine güveni nereden buluyor. Merak ediyorum hocam; bu bir ruh hastalığımıdır? Kendisinin analitik düşünce eksikliğinin bir ürünümüdür? Çünkü aklım almıyor.

    Değer yargısı bu derece bozuk insanlar nasıl televizyon önüne çıkıyor, nasıl medyayı oluşturuyor? Cevabı belli bir soru bu, siz de bol bol bu cevapları veriyorsunuz yazılarınızda. Ama ben bu toplumun haline canimi sıkıyorum.

    Şimdi herkez doktordan daha doktor! Yöneticiler mühendisten daha mühendis! Hobi amaçlı resim yapan ev hanımları ressamdan daha sanatçı! Tüccarlar fikir adamlarından daha bilir kişi!

    Bu değer çarpıklıklarını oluşturan tüccarlar, para sahipleri, sermayedarlar, medya;
    Saygı görüyorlar ya varsın saygısızlık etsinler
    İltifat görüyorlar ya varsın küfretsinler
    Paraları var, varsın yesinler

    Estetik bir ortamda bir akşam yemeği yemek eminim ki, perpektifi değiştirmek, ruhunu beslemek, üç beş sohbet etmek, birşeyler öğretmek, öğrenmek, paylaşmak amacıyla yapılırdı. Şimdi lüks merakı, parayla adam dövmek, erdeme dayalı olmayan bir güç kullanarak saygı görmek amacıyla yapılıyor. Hem de ne estetik ne estetik ortamlarda, paranın akıtıldığı, şakırtılı, zerre orjinal olmayan, kopya mekanlarda. Eh ruhu kopya olanları da kopya mekanlar besler.

    Sanırım her dönemde böyle insanlar olmuştur. Ama toplumda bu kadar güç oluşturmaları, baskın olmaları ve daha önemlisi diğer değerleri yok etmeleri korkunç.

    Bu terbiyesizliği sadece bir program sunucusu bir profesor doktora yapmıyor. Sokaktaki Mehmet Bey benzer bir terbiyesizliği bir öğretmene karşı (gerçek bir öğretmen) yapabiliyor, ayşe hanım bir sanatçının (gerçek bir sanatçı) resmini kör estetik cehaletiyle sanatçının yüzüne karşı cahil cahil eleştirebiliyor.

    Gerçek bir öğretmen, gerçek bir sanatçı, gerçek bir erdem sahibi insan diye yazıyorum çünkü; saygı görmedikçe bu ünvanları taşıyan insanların da yüksek kalite sahibi olanları eşyanın tabiyatı gereği sayıca azalıyor, azalıyor, azaldıkça azalıyor.

    Kalan sağlar bizimdir! Siz gönlünüzü ferah tutun hocam.

  3. SADUN OKYALTIRIK

    6 Aralık 2007

    Sayın Hocam, merhaba!
    Üzülmeyiniz, başından sonuna kadar merak ve beğeniyle izledik.

    Saygılarımla

    Sadun Okyaltırık
    CUMİÇ - Cumhuriyet İçin İletişim Platformu Moderatorü

  4. Kerem Gözener

    10 Ocak 2008

    O programı bende izledim ama Nuriye Hanımın hiçbir kötü,rahatsız edici tavrını görmedim, bilakis sizin bazı tavırlarınızdan rahatsız oldum. Nuriye hanım çok başarılı bir gazetecei bu akşamki programı izledinizmi?
    Saygılarımla .

    Kerem GÖZENER

  5. Erçin ALTAY

    27 Ocak 2008

    Sayın Hocam,
    kalelerin düştüğü bu günlerde bu kadar alıngan olmamak lazım.Sizleri dinlemeye bu insanların ihtiyacı var.Kendinizi bizlerden mahrum etmeyin.
    Şu anda gerek yok bu tür davranışlara.Çıkın her programa çıkmaya çalışın,küskünlük veya alınganlık zamanı değil.
    Saygılarımla

  6. OMER FARUK OZSOYLER

    7 Şubat 2008

    Sevgili Doksat, Inanin bende bir “art” seyircisi olarak bahsettiginiz kisinin dun aksam,06Subat’09, Sn.Sahin Filiz’le yaptigi ayni isimli programini izledim ve midem bulandi. Yine gecenlerde SnYalcin Kucuk’lede ayni sekilde bir programinda Sn.Kucuk den cok guzel bir firca yedi ve hatta, guya okuyucudan bu konuda mail gelmis gibi yapip Sn.Kucuk,u azarlamaya kalkti ama Sn.Kucuk’un sormasi uzerine konuyu gecistirdi.
    Bu zavalli kadin, derinlemesine bilgi sahibi olmadigi bir yigin konuda, maalesef herhalde TVsinin isminden dolayi olsa gerek oldukca degerli insani programa cikarma firsatina kavusmus. Ama maalesef bugune kadar izledigim programlardan hicbirinde KONUK’un ne demek istedigini, halka mesajinin ne oldugunu tam olarak anlama firsatim olmadi. Dediginiz gibi hepsinde de konu tam can alici noktaya gelmisken, ozellikle gelen mailleri okumak suretiyle hemen araya giriyor ve kelimenin tam anlamiyla konuyu “PICH”(klavyemde “c”olmadigi icin boyle yazdim, burada anasi babai belli olmayan demek istedim) ediyor. Butun yaptigi mailleri okuyup, hic alakasi olmayan seyler geveleyip durmak. Acaba “art” de bunun programlarini hic “edit” etmiyorlarmi?
    Bu kadin Turk degerlerini sondurmak icinmi gorevlendirilmis? Vatansever, TV izleyicisi bir vatandas olarak tek sey soylemek itiyorum. Allah cezasini versin.
    Tesadufen bugun kendisine bu konudaki rahatsizligimi bildirmek uzere mail atmak icin adresini bulabilirmiyim umuduyla “art” sitesine girdim ve bu yaziyi gordum Cok memnun oldum.

  7. Necla Ulkat

    10 Mayıs 2008

    Sayın Doksat çok severek izlediğim gazeteci Nuriye Atabay ile yapmış olduğunuz programı ilgiyle izledim ve çok memnun olmuştum.Programda sizin anlattığınız gibi olumsuz bir davranış görmedim.Bukadar alıngan olmanın zamanı değil .Zaman birlik ve beraberlik zamanı .Hatasız olmak Allaha mahsus hani bir atasözümüz var bilirsiniz o kadar kusur kadı kızında da olur diye .Ufak tefek kusurlarımızı görmememiz gerekir. Yorum yapan kişiler de sanki çok kusursuzlarmış gibi nuriye hanımı yerden yere vuruyorlar el insaf bu kadar olmaz ülkemizde onun gibi yürekli ve vatanını düşünen kaçtane gazeteci kaldı . Bilakis destek vermemiz gerekir şimdi sizin ve bizler gibi düşünen insanların bu vatan için biraraya gelip bir ve birlik olma zamanı varsa yanlış davranışlar programdan sonra uygun lisanı_dil ile söylemeniz gerekirdi. İnternet ortamına bu konuyu getirip yazmanızı ve zaten fırsat arayan fırsatçılara koz vermenizi doğrusu size yakıştıramadım. Sizi babanız rahmetli Recep Doksat beyefendiden dolayı tanır ve sevgi duyarım. Sizinde babanız gibi engin ve yüce gönüllü olmanızı beklerdim.

  8. Analiz

    20 Ağustos 2008

    Sayın Nuriye ATABAY’ı eleştiri kapsamına alabimem için dünü-bugünüyle fikir ve eylem ahengini analiz etmem gerekti.
    Ancak hayatı hakkında bir bilgiye rastlamadım.Yani tv alanında yeni bir sima.Asıl mesleği ne, siyasilerle bağlantısı olmuşmu vb.?!!ZAVALLI deyip kalp kırmayalım.Çünkü anlaşılan o ki YENİ YETİŞİYOR.
    Sayın Değerli HOCAM’ın beklenti psikolojisi içinde bulamadığından dolayı incinme psikolojisini de iyi anlıyorum.Önemli olan Atatatürk Türkiyesi…Gerisi teferruat..

  9. Yorumunuz mu var?