BAKIN ŞİMDİ NELER OLMAKTA!

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 150 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Bir uçak düştü, içinde bir bebekle beraber 6 tâne çok önemli bilim insanı şehit oldu! Mütâreke medyası ânında olayı pilotaj hatası olarak ilân etti. Aksini düşünenleri hepsi de paranoyak ilân edildi; Bilmemkaçıncı Cumhuriyetçiler, Maocu dönmeleri filân alay ettiler hâttâ. Bir tek Güler Kömürcü konunun peşini bırakmadı ve ekledi: Prof. Dr. Selim Şeker’e göre de, elektromanyetik silahlarla sâdece uçakları değil, uyduları bile düşürmek son derece kolay. Evet, 6 bilim adamımızın millî projesi hangi güçleri tedirgin etmiş sorusunun cevabını da bu süreçte “kartları karıştırmaya” çalışan taşeronlara bakarak öğrenebiliriz.

Bir de web adresi verdi: http://www.angelfire.com/or/mctrl/nonlethal.html. Bakın ve görün nasıl silâhlar ve güçler var adamların ellerinde. Bırakın uçağı, uyduyu düşürürler lâfının doğruluğunu görün. Zâten bu tip deneyler daha önce de yapılmıştı “başarıyla”!

Vefat edenlerden 59 yaşındaki Prof. Dr. Engin Arık geçtiğimiz yıllarda meme kanseri ile mücadele etmiş, hastalığı yenmeyi başarmış ve kansere karşı mücadelesi ve akademik alandaki çabaları nedeniyle çok sevilen bir öğretim üyesiydi. Aynı üniversitede ve aynı bölümde görev yapan Prof. Dr. Metin Arık’la evliydi ve iki çocuk annesiydi. İki de torunu olan Prof. Dr. Engin Arık’ın oğlu ABK’de, kızı ise İngiltere’de yaşıyorlar.

Prof. Dr. Engin Arık, 110 elementten biri olan ve saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde olan toryumun geleceğin nükleer santrallerinde yakıt olarak kullanılabileceğini açıklamıştı. Dünya toryum rezervlerinin yarıdan fazlasının Türkiye’de olduğunu söylemiş ve “toryum kullanıma sokulabilirse Türkiye elektrik üretmek için petrol veya doğalgaz satın almak zorunda kalmayacak. Toryum, enerji bağımsızlığımızı sağlayacak. Nükleer Enerji Santralleri’nde uranyumun yerine kullanılabilecek olan toryum, 21. yüzyılın en stratejik maddesi olacak” demişti. Türkiye’nin sâhip olduğu toryumun toplam değerinin yaklaşık 70 trilyon 400 milyar Dolar olduğunu savunuyor ve şunları söylüyordu: “Bu rakam Türkiye’nin iç ve dış borçlarının toplamı olan yaklaşık 200 milyar doları 350 kez ödeyebiliyor. Türkiye âcilen bu konuda bilim adamı yetiştirmeli”. Prof. Dr. Engin Arık bir paranoyaktı, beraberce çalıştığı bütün ulemâ da…

Yâhu, Batı’da orta çaptaki bir şirketin dahi ileri gelenleri bir toplantıya giderken ayrı uçaklarla giderler; birine bir şey olursa diğerleri durumu idâre etsin diye. Bu kadar mı gâfiliz? Yarın sırada BOR var!

Aynı günlerde CIA’nın özel bir “vahşice sorgulama tekniği tatbikatının” videosunun devlet emriyle imha edildiği açıklandı, ayıp olurdu yâni el âlem seyretse idi; aynı zamanlarda Irak Harbi’ne muhalefet eden iki Amerikan askeri trafik kazasında ölüverdiler, eminim ki Yıldızlarla Süslü Bayrak marşını okuyarak kendilerini mutlu mutlu arabaların altlarına atmışlardır.

Daha önce de Uğur Mumcu kendi arabasını infilâk ettirerek şov yapmıştı, paranoyağın teki olduğu için. Orgeneral Eşref Bitlis de 17 Ocak 1993’de kendi bindiği uçağın düşmesini sağlayarak ölürken delice kahkahalar atmaktaydı, şizofrendi zavallı…

ASELSAN’dan Hüseyin Başbilen (Makine Mühendisi) 7 Ağustos 2006’da Ankara’da otomobilinin içinde bileği ve boğazı kesilmiş olarak bulundu. İşin gırgır tarafı, intihar mektubunu öldükten sonra yazdığı da ispatlandı! Bırrrrr, ruhlar ve sırlar âlemi hizmetimizde… Bunu kendi kendine yaparken zevkten dört köşe olduğu rivâyet ediliyor! Keza Halim Ünsem Ünal (Elektrik Mühendisi) 17 Ocak 2007’de Eymür Gölü kenarında kafasından aldığı tek kurşunla ölü bulundu; intihar ederken “Oy Eminem” diye bağırdığı dedikodusu var. Evrim Yançeken de (Elektrik Mühendisi) 26 Ocak 2007’de, altıncı kattan atlayarak intihar ederken Egzistansiyalist arayışlarda idi ve meczuptu!

***

Bunlar olurken, İstanbul’da düne de sarkan hâdiselerde 3 ayrı semtte birden Kürt kalkışması provası yapıldı ve polisler “Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez” diye göstericilere “saldırdılar”. Ayrılıkçı Kürt Partisi’nin (AKüP) hatibi, millî idol hâlini alan Fatih Terim’e sataştı, orta zekâlı bâzı CHP’liler sazanladı ve bağırıp çağırdılar; o da hemen kendini mağdur, muzdarip durumuna düşürdü sinsice sırıtarak…

ABG’nin CIA’li Büyükelçisi “Kürtler’le kahvaltı” nev’inden hayırlı işler yaptı, paranoyaklar bunu vatanın aleyhine sandılar.

Ve bugün bir polis otomobilinin arka camında Türk Bayrağı film kaplamasını gördüm!

***

Pazar gecesi bir televizyon kanalında güzellik ve zarafet numûnesi şeyler seyrettik fal taşı gibi açılmış gözlerimizle. Müzik olduğu rivâyet edilen bir şeyler söyleniyor, yaşı hafif ileri transsekseksüel hanımefendi, yaşı hafif genç Adanalı delikanlıyı kaşı gözüyle idâre edip, akabinde de âşıkane vecitle dans ediyordu. Necip yuldumun insanı da delikanlıya “enişte, enişte” diye tempo tutuyordu. Adanalı delikanlının gözlerinin derinliklerindeki hicabı görebilen gördü.

O sırada Şırnak’ta bir Mehmet daha toprağa düşüyordu.

***

Artık delirdim, paranoyam iyice alenileşti. Sanıyorum ki memleketim Kürtçüler’in ve destekçilerinin istilâsı altında, arkalarında ABG ve Batı var; Sevr’den beter şartlar hazırlanıyor. Hallüsinasyonlarım da var: Her tarafta pıtır pıtır artan türbanlı hâttâ kapkara çarşaflı kadınlar, aydede sakallı ve şalvarlı adamlar görmeye başladım. Hâttâ devletin, devletlûnun damadının idârecisi olduğu kuruluşa tek iştirakli açık arttırmada “n’oolur, bir 10 milyoncuk daha attırıverin de, fasulye falınıza bakalım” diye yalvardığını bile gördüm. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin Kürtler’e yapılan işkencelerin tartışılacağı muazzam bilimsel bir toplantı düzenlediğini dahi görüp e-postayla itiraz ettim. Allahtan deliyim de, bana cevap bile vermediler.

Çok hızlandılar dostlar, çok. Bu dananın kuyruğunun kopması birkaç seneyi filân bulmayacak. Bu delice fikirlerimi arz ediyorum.

Deliliğimden bahsedince aklıma geldi, beynelmilel ve eşsiz san’atçı Hasan Cihat Örter tekrar mekânımızı teşrif edip kendisinin henüz rastlayamadığımız Paris’te, Londra’da ve New York’ta Sony Music tarafından satılan best-seller’larına bizi hazırlamak için “yutube” videoları yollamaya başladı. Madonna, Zubin Mehta ve niceleri kutluyorlar kendisini Carnegie Hall’da.

Şükürler olsun Rabbime ki zırdeliyim!

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye - 11 Aralık 2007 Salı

1 Yorum »

  1. guler komurcu

    12 Aralık 2007

    Kanadalı uzman: pilot hatası yok-ucak teknik sorun nedeniyle dustu.

    Nasıl bir teknik sorun dediniz?! elektromanyetik silahlarla cihazlara mudahale gibi mi?

    carsamba gunku son habere bakalım:
    Isparta-İstanbul seferini yaparken düşen World Focus Havayollarından kiralanan uçağın enkazında incelemelerde bulunan Kanadalı Uzman Max Vermij, düşme nedeniyle ilgili bazı soru işaretleri bulunduğunu öne sürdü.

    Daha önce bu tür kazaların araştırmalarını yapan Kanadalı Uzman Dr. Max Vermij, Rıbbeck Hukuk Şirketi yetkilileriyle birlikte geldiği Isparta’da kaza alanında yaptığı incelemelerin ardından basın toplantısı düzenledi.

    Enkaz alanında yaklaşık üç saat inceleme yaptığını belirten Vermij, daha önce aynı tip 14 uçak kazasının araştırmasında da bulunduğunu söyledi. 32 yıldır uçak kazalarının sebepleri üzerinde çalıştığını belirten Vermij, şu iddialarda bulundu:

    ‘’Düşme nedeniyle ilgili bazı soru işaretleri var. Uçak güney yönünde hareket ediyordu. İzlediği yol normal iniş yolu değildi. Anladığım kadarıyla iniş takımları açılmıştı ve yere yakınlığına baktığımda bu yakınlıkta iniş takımlarının açılmamış olması gerektiğini söyleyebilirim. Burada çelişkili bir durum söz konusu. İniş takımlarının inmesi için uçağın piste doğru ilerliyor olması gerekir. Öncelikle bu uçak havaalanı pistine doğru ilerlemiyordu. Yaklaşık 2 bin metre yükseklikte uçuyordu. Bu duruma bakıldığında iniş takımlarının açık olmaması gerektiğini anlıyoruz.

    Bu durumun arkasındaki mantık henüz çözümlenmiş değil.

    Ancak bakıldığında pilotaj hatası bana pek mantıklı gelmiyor.

    Kanımca uçak ile ilgili bir teknik durum söz konusu. ‘

  2. Yorumunuz mu var?