Arsiv : Aralık 2007

TÜRBAN MÜRBAN DERKEN…

Son aylarda müthiş yükselen bir ivmeyle başörtüsü nedir, türban nedir, nereden gelmiştir ve ne işe yarar muhabbeti sürmekte…

Bir yandan da shubuiçin@yahoogroups.com veya falanca@googlegroups.com gibi Büyük Birâder tarafından eğlenerek takip edilen internet gruplarında akla zarar verici bir malûmat kirliliği yaşanıyor. En hâlisâne niyetle kurulanlarda dahi bir süre sonra herkes birbirine giriyor. Hazin bir şekilde genel cehâletimizi müşahede ediyorum. En son ayrıldığım bu yahooogroups’dan birisi “Sabahattin Ali’nin başına gelenleri unutmayalım ki Atatürkümüz’ün kıymetini bilelim” şâheserini yumurtlayınca tamamen dibe vurdum. Hele bir “baldakiüzüm” grubu var ki, yeme de yanında yat! Grubun rûhânî lideri Muazzez İlmiye Çığ Hanımefendi ve herkese fırçalar atıyor, koca koca adamlar da “hocam, affedin ama işte … şöyle… böyle…” deyip duruyorlar. Bu gruba beni üye “yapmışlar”; biraz araştırdım ve buldum ki bu kişi o kişi olamaz! Ama aralarında pek çok eğitimli insanın da bulunduğu “müritler” çoktan inanmışlar… Vedia Bülent Çorak Hanımefendi Hazretleri ver Hulki Öğretmen bir cevaz verirler de, Atatürk’ün en hakiki reenkarnesinin fakir (MKD) olduğu öğretisiyle birlikte ben de bir enhakikiata@yahoogroups.com veya atanizbenim@googlegroups.com kursam, köşeyi dönerim vallahi! Şaka değil, inanın ki Atatürk’ün reenkarnesi olduğum söylentisini yayıp birkaç meczubu da yanıma alırsam, kısa sürede Guru olurum. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

BAKIN ŞİMDİ NELER OLMAKTA!

Bir uçak düştü, içinde bir bebekle beraber 6 tâne çok önemli bilim insanı şehit oldu! Mütâreke medyası ânında olayı pilotaj hatası olarak ilân etti. Aksini düşünenleri hepsi de paranoyak ilân edildi; Bilmemkaçıncı Cumhuriyetçiler, Maocu dönmeleri filân alay ettiler hâttâ. Bir tek Güler Kömürcü konunun peşini bırakmadı ve ekledi: Prof. Dr. Selim Şeker’e göre de, elektromanyetik silahlarla sâdece uçakları değil, uyduları bile düşürmek son derece kolay. Evet, 6 bilim adamımızın millî projesi hangi güçleri tedirgin etmiş sorusunun cevabını da bu süreçte “kartları karıştırmaya” çalışan taşeronlara bakarak öğrenebiliriz. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (1)

KUZEY KIBRIS KUMAR CUMHURİYETİ (KKKC)

Bu yazımı Akşam Gazetesi yazarı Sayın Nâgehan Alçı’nın bugünkü yazısından iktibasla klavyeye alıyorum (E-adresi: nagehan@nagehanalci.com). İnternette de yayınlandığına göre, mahreç belirterek bunu yapmamda bir mahzur olmadığı kanaatindeyim.

Önce yazıyı paylaşayım:
<

* * *

Artık hepimiz biliyoruz ki Kıbrıs davası “Vatan, Millet, Sakarya” sloganlarının ötesinde boyutlara sâhip. Adanın kuzey kesiminin bağımsızlığının ve uluslararası arenada tanınırlığının davasını verirken, içeride olanları anlamaya çalışmakta fayda var.

* * *

Ada’da Kıbrıslı Türkler’den çok Türkiyeli Türkler var. Bu Türkiyeli Türkler de tek kategori değiller. Aralarında 1974’ten sonra adadaki nüfusu çoğaltmak için özellikle Kilis, Hatay ve Adana’dan göç edenler var. Türkiye’de yasadışı işlere bulaşmış ve bir kimlikle kapağı Kıbrıs’a atmış olanlar var. Öğrenciler var. Bir de yatırımcılar var. Bu yatırımcıların arasında yasadışı işlere bulaşmış olanlar da mevcut.

* * *

Ada’da yaşayan Türkiyeli Türklerin önemli bir kısmı Kıbrıs pasaportuna sâhip. Bir de Kıbrıs’ta yaşamayan ama Kıbrıs pasaportu sâhipleri var. Bunlar da üç gruba ayrılıyor: 1) Yukarıda da bahsettiğimiz yatırımcılar. 2) Denktaş zamanında Kıbrıs davasına emeği geçen ve hâlâ meseleyi uluslararası arenada dile getiren Ulusalcılar 3) Bâzı gazeteci, yazar ve aydınlar (Güney’in üye olması ile oluşan AB vatandaşlığı hayâli).

* * *

Kıbrıs’ta en önemli geçim kaynağı turizm gibi görünse de işin aslı başka. Ada’da salt deniz-güneş turizminden para kazanmak hayâl. Dünyadan izole edilmiş, Türkiye dışında hiçbir yere doğrudan uçuşu bulunmayan bir ada doğa cenneti bile olsa bir turizm merkezi olamaz. Yâni asıl gelir turizmden geliyor gibi görünse de, turizm demek kumar demek Kıbrıs’ta.

* * *

Türkiye’deki kumarhâneler kapanana kadar adada yalnızca 2 kumarhâne vardı. Şimdi ise onlarca var. Türkiye’den giden yatırımcıların kurduğu otellerin hepsinde istisnasız kumarhâne var. Para kumardan geliyor. Kıbrıs’a giden turistlerin (ki bunların neredeyse tamamı Türkiye’den gidiyor) esas amacı kumar. Kazanılan para da işletmeye kalıyor. Yâni adanın geliri söylendiği gibi temiz yatak, güzel kumsal, bir de Hellim peynirinden gelmiyor.

* * *

Mevcut sistemden Kıbrıs’taki bâzı çevreler nemalanıyor. Zâten bu yüzden de yıllardır aynı tas aynı hamam devam ediyor. Ada’nın izolasyonu, kumar, uyuşturucu ve fuhuştan gelen paralar çarkı döndürüyor.

* * *

Tabloya bakınca benim aklıma ilk olarak şu soru geliyor: Türkiye’den gelen “yatırımcıların” kurduğu sisteme Kıbrıslı Türkler’in tavrı ne? Gidişten mevcut olmayanlar kimler? Yoksa yıllardır ağızlarda sakız olan davaya çözüm arayışları hariçten gazel okumakla eşanlamlı mı?

Bu soruların yanıtlarını bulduğumda konuya devam edeceğim.>>

***

Maâlesef doğruları, sâdece ve tamamen doğruları söylemiş Sayın Nâgehan Alçı! Keşke “saçmalamış”, “müfteri” filân diyebilseydim.

20 senem geçti âilevî sebeplerle bu adada ve bu davada… Kızım Ayşe Cânan yarım kan Kıbrıs Türk’ü. Maâlesef artık KKTC bir haydutlar, kumarbazlar ve Mafya cenneti hâline geldi, getirildi ve adı da KKKC oldu!

En son geçen sene gittiğimde için cız etti. Halk iyice yabancılaşmış, bir avuç vatanseverin hâricindekiler Türkiye’ye düşman ve Rum’la paşa paşa beraber yaşayabileceklerini zannediyorlar.

Tıpkı Türkiye gibi manzara ama çok daha beteri… Maşerî hâfıza yitirilmiş. Din, iman, milliyet para olmuş ve her yere onun karası dolmuş.

Bu doğal savaş gemisini tamamen elimizden kaydırıvermek üzereyiz. Var mı aldırış eden?

Fakir ediyor da… Gücü bunları yazmaya yetiyor.

Heyhat!

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 23 Kasım 2007 Cuma

Yorumlar (1)

SİGARA YASAĞI MI? HAYDİ CANIM SİZ DE…

Yeni bir kanunla sigara içmek hemen her yerde yasaklanacakmış, her yerde bunun tartışmaları yapılmakta.

Bu yazıyı klavyeye alıp almamak tereddüdünü sonunda aşıp, oturdum bilgisayarımın başına.

Devletimiz her plânda zayıflamış ve rejimimiz de doku değişimine uğrarken, bir bomba da ben atmayayım dedim.

Ama bunu yapmazsam, esas o zaman devlete ve onun temsil ettiği değerlere zarar vereceğimi nihayet idrak edince, muhbirliğe karar verdim. Biri profesör, diğeri uzman iki psikiyatrın ihbarıdır bu! Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (4)

2 sayfa : « 1 [2]