TIRMANAN HÂDİSELER…
Bu yazi toplam 276 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.
Epeydir keyfim yok ve bir şeyler de yazmadım ama artık icap etti…
Burası fakirin fildişi kulesi; http://www.falanca.com/ kolaylığı hayatımıza sokulduğundan bu yana fildişi kuleleri de istenenle paylaşılabilir oldu. Burada kendi çapımda tefekkür, tefelsüf, bâzen de sufî meşrebinde mükâşefede bulunuyorum. Gâh politika, gâh strateji, gâh müzik… oradan buradan yazıyorum. Anti-emperyalist ve ırkçılığa muhalif bir Türk milliyetçisi, dinbazlıktan (yobazın dinci olanı) nefret eden bir Müslüman olarak yazıp çiziyorum aklıma esen her konuda. Kaç kişi girip okumuş, kime ne vermişim gibi şeyleri artık merak etmez oldum. Üyesi olduğum ve oldurttuğum pek çok çıldırtıcı mailto:şunubunukurtaralım@yahoo.groups.com veya enhakikiatatükçüler@googlegroups.com ve benzerlerinden de ayrılıyorum.
Sebep birçok ama temelde bir tânesi sarih: Bekir Coşkun, Ahmet Hakan, Emre Kongar, Fazıl Say, Avşar Kızları (bilhassa Helin), Serdar Turgut, Reha Muhtar, Orhan Pamuk gibi büyük Türk mütefekkirlerinin yazıları bu grupların her birinde sürekli olarak dolaşıp duruyor; geçen gün kapı çaldı, baktım ve “Kimsiniz” dedim, “Merhaba, ben Gınâ” cevabını aldım. Şükürler olsun Gınâ gelmişti bana da…
Yâhu (çoğu kimse bilmez, bu bir derviş deyişidir ve Yâ Allah demektir), bu zevâtın muhteşem fikirlerini zâten takip ediyor, gâh tefekkür edip gâh çok gülüyorum. Bıktım aynı yazıları ve nakilleri posta kutumdan boşaltmaktan. Çoğu da maâlesef seviyesizce, Türkçeleri berbat ve herkese tepeden bakarken kendi hatalarını görememelerine artık tahammül edemiyorum.Hasan Cihat kendi istedi diye yazdım, bir zahmet bakılırsa görülür ve gâyet seviyeli “müzikal eleştiri”dir yaptığım. Teşekkür edeceğine sövüp saydı; albümünü de aynı hassasiyetle tenkit ettim, bana “salak lâik” dedi; “ne alâkası var” demeyin, kendi bilir ve artık umurumda da değil!
***
Küfredenler ve tehdit edenler hâricindeki tenkitleri web mekânıma koyuyorum. En son olarak biri benim dalga geçmemle dalga geçen, diğeri de aynı minvaldeki düşüncelerini daha nâzikâne dile getiren iki samimi tenkidi sayfama yerleştirdim.
Peki, tamam, gerçekten ciddi şeyler yazacağım. Öncelikle Kürt mes’elesiyle ilgili olarak hâlen olanlar ve olacaklarla ilgili daha önceki yazılarıma bir bakılması iyi olabilir…
Diyarbakır’da patlayan bomba sâdece bir başlangıç. Bu gayrinizamî harptir.
Hemen kimsenin hatırlamadığı bir vâkıayı hatırlatmak isterim: Öcalan yakalanıp (!) paketlenerek bize teslim edildiğinde büyük medya hemen beyin yıkamaya başladı: “Canavar korkuyor, Türk Bayrağı’nın altında tiril tiril titriyor” filân diye… O gece Reha Muhtar’ın Ana Haber Bülteni’ne çağırdılar, bastım gittim. Hazret İmralı’da idi ve oradan yayını yönetiyordu. Bana Öcalan’ın nasıl korktuğunu anlatmam söylendi. Ben de “korktuğu filân yok, bıyık altından gülüyor. İlk mesajı ‘ben sizlerle değil büyüklerinizle konuşacağım’ oldu. Bu büyük bir oyunun başlangıcıdır. Ne asacağız ne de bir şey yapacağız. Besleyip büyüteceğiz ve yeni bir Yaser Arafat doğduruluyor” dedim. Tam hazretten “Kerem Bey, konjonktürel yorumları o işin uzmanlarına bırakın” diye fırçamı yiyordum ki, yaka telefonu bozuldu. Bir yandan rahat rahat fikirlerimi söyledim, bir yandan da –göz ucuyla– mikrofonun üzerinde tepinişini için için gülerek seyrettim. Bir dönem hemen bütün psikiyatri câmiası bana ya kızdı, ya yüz çevirdi…
Yalancı çıktım mı?
Keşke, keşke çıkabilseydim.
***
Şimdi yazacaklarımda da haklı çıkabilmeyi Cenâb-ı Hakk’tan niyaz ediyorum:
1. Ermenistan Sevr Antlaşması’nı artan ivmeyle dayatacak ve toprak ve tazminat talepleri artacak; ABG de onu destekleyecek. Soykırım Yasası da eninde sonunda kabûl edilecek. Akabinde Pontus ve Süryani mes’eleleri patlayacak;
2. Yunanistan’ın tâcizleri tecâvüz boyutuna çıkacak ve mutlaka kapışacağız; hemzaman (eşzamanlı) olarak da Kıbrıs’ta olaylar patlayacak; ordumuz bunalacak;
3. ABG, PKK’ya karşı istihbarî-askerî işbirliğini askıya alacak;
4. Uçaklarımızdan düşenler, askerlerimizden ölenler muazzam miktarda artacak; ordumuz iyice bunalacak;
5. Araç yakma eylemleri misliyle artarken, bütün merkezlerde bomba terörü daha da şiddetlenecek;
5. AKP’nin dümen suyunda yüzen MHP yönetimi Ülkücü ve radikal Türk Milliyetçisi gençleri, güçleri daha fazla frenleyemeyecek ve sokak çatışmaları başlayacak.
6. Bu hükûmetle hiçbir yere varılamayacağı ve ekonomik açıdan da deniz çoktan bittiği için adı olağanüstü hâl veya sıkıyönetim olan bir şey ilân edilecek.
7. Askerimizin bütün kaynakları kesilecek ve “Kürtler’e işkence yapılıyor, gaddar Türkler herkese saldırıyor” diye dünya üzerimize gelecek.
8. İstanbul depremi de tüy dikerse, ulusal egemenliğimiz tarihe karışacak; Sevgili Celâl Şengör bunu haykırıp duruyor.
9. Bülent Ersoy, Ebru Gündeş’le evlenecek, nikâh şâhitliklerini Gülümüz yapacak!
***
Son bir havâdis: Anti-emperyalist ve ulusalcı-vatanperver duruşlarıyla benimle tanışan, Kanal 1’de üçüncü defasından sonra yayından kaldırılan MUHABBET programında çekinmeden gerçekleri söyleyip yoldaşlık ettiğimiz Sayın Ercan Çitlioğlu ve Sayın Metin Akpınar artık benden uzak duruyorlar. Arıyorum, mukabele etmiyorlar (şimdilerdeki trajikomik ifâde ile “geri dönmüyorlar”). Bir ayıbımız da olmadığına göre…
Vardır bir bildikleri. Âriflerin emelleri suâl edilmez tabii de, ben kavgada arkadaşımı ortada bırakmadım hiç… Demek ki teşhis ve/veya tesbit hatası varmış.
Haydi, hayırlısı (nasıl olacaksa)!
Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 05 Ocak 2008 Cumartesi
Hüsamettin Küçük
6 Ocak 2008
Eleştirimi kaale aldığınız için teşekkürler Kerem bey.Kendimi önemli hissetmemi sağladınız
Sabırlı insanın üzerine gitmek eğlenceli oluyor 
O eleştirimdeki üslûbum saygıdan yana biraz eksik olduğu için özür diliyorum.Sizin dalga geçmenizi eleştirirken benim de dalga geçici bir üslûp kullanmam gerçekten bir çelişkiydi.Fakat internette,yazıların altına yorumlar yazan sıradan insanlar çoğunlukla biraz dalga geçici davranırlar.Göre göre bana da biraz bulaşmış.Bir de karşıdaki insan,küfür ve tehdîd edilmedikçe eleştirileri silmeyen,çok sabırlı biri olunca,insanın o kişiyi “zorlayası” geliyor
Biz sıradan insanlar olduğumuz için,arasıra dalga geçmemiz mâzur görülebilir.Ama siz çoğu yazıda,hem de bâzen memleket mes’elelerini ele alırken dalga geçince,bir bilimadamı olduğunuz için,pek hoş durmuyor.Olayın bir boyutu da şu:Biz sizden ilim almak istiyoruz.Olayların;usta bir psikiyatristin bakış açısından ele alınışını okuyup,düşünme yeteneğimizin gelişmesini istiyoruz.Bizim bu tür isteklerimiz,yazı üslûbunun ciddî olmasıyla tatmîne ulaşabilir.”İlim alayım,anlayışım,ufkum genişlesin” diye düşünerek sitenize girip dalga geçen yazılarla karşılaşınca,insan biraz sukût-ı hayâle uğruyor.Siz o yazılarda,psikiyatrinin,psikolojinin bâzı önemli bilgilerini vermiş,olayı ilgi çekici farklı bir açıdan ele almış olsanız bile,o dalga geçici üslûp,ilim aldığımız hissini umduğumuz şekilde yaşamamızı engelliyor.Ama espri kalitenizin iyiliği konusunda ciddîydim;Arasıra espri yapmayı yine ihmâl etmeyin lûtfen.
Zannederim,niyâzınızı geri alıp düzelterek yeniden Cenâb-ı Hakk’a göndermeniz gerekiyor;Felâketleri sıralamadan önce,”haklı çıkabilmeyi” demişsiniz.”Haksız,yalancı çıkabilmeyi” demeniz gerekmez miydi?
Bir de küçük bir imlâ düzeltmem olacak.Türkçe’yi çok iyi bilen,güzel kullanan ve kelime dağarcığı benden geniş birisiniz.Ama hatâsız kul olmaz.”Maâlesef” yazıyorsunuz.Şapka olmayacak.
O fecî olaylar konusunda haklı çıkarsanız,ben,savaşta ölen Türk gençlerinden biri olabilirim.Haydi,ölmeden önce bize biraz entelektüel zevk yaşatın;San’at,yaratıcılık üzerine yazın,târihteki ve günümüzdeki gerçek dâhîler üzerine yazın,”zaman” kavramı üzerine yazın,aşk acısı konusunda yazın,Allâh’ın varlığı konusunda yazın,Allah sevgisi konusunda yazın,evrim kuramıyla Allah inancının bağdaştırılabilirliği konusunda yazın,bunlara benzer konularda yazın biraz.Ölmeden önce,memleketin bunaltıcı mes’elelerinden biraz uzaklaşıp,varoluşun en heyecan verici konularından bâzılarıyla entelektüel bir gezinti yapalım.Bizi barbekünüze dâvet edemeyeceğinize göre,bize entelektüel zevk ikrâmında bulunun.Savaşta ölmeden önce sizden son isteğimiz bu olamaz mı?
Hüsamettin Küçük
6 Ocak 2008
Pardon,”maâlesef”teki şapkayı,”l”yi inceltmek için koyuyorsunuz gâlibâ.”Hâttâ” yazdığınız gibi.Bu durumda yanlış olmuyor.Ama bence Türkçe’de inceltme için ayrı bir simge olsaydı,böyle yanlış anlamalar olmazdı.Ayrıca,inceltmeyi belirtmeseniz,kimse o l’yi veyâ t’yi kalın okumaz.
Kemal Turan Karael
6 Ocak 2008
Kerem Bey,
Bu metnin yayınlanmamasını rica ediyorum, sadece size hitap etmek istedim. Size yönelik bazı “genel” eleştirilerim olacak. Vakit ayırıp okuyacağınızı umuyorum.
Sizi 1990ların ilk yarısında -yanılmıyorsam- Türkiye Günlüğü dergisinde yayınlanan bir yazınızdan ve o zamanki bazı televizyon programlarından tanıdım. O yıllarda yetişkinliğe yeni girmiş bir üniversite öğrencisiydim. Şimdi, “diplomalar” sahibi işsiz güçsüz bir herifim… Yazınız beni etkilemişti, alışılmış aydınların “olamaz” dediklerine “olabilir” demeniz, “belki” diyebilmenizdi beni etkileyen… Konu önemli değil ama “reenkarnasyon”un bazı istisnai durumlarda “gerçek” olabileceğine dair birşeyler demiştiniz galiba. (Ben şahsen, reenkarnasyonu reddetme eğilimindeyim). Beni etkileyen, alışılmış standart bir tutumu savunmak yerine temellendirilmiş bir başka görüşü, daha önemlisi, bir “olasılığı” savunabilmenizdi… (Detayları yanlış hatırlıyorsam bağışlayın). Uzatmayacağım… Aydınların cahillerden farkının “tereddüt” olması gerektiğine inanan biriyim. Kafanız karışık değildi elbette ama tereddüdü, kafa karışıklığını yücelten bir genci etkilemiştiniz işte! Gelgelelim… Sizi özellikle takip etmesem de bazen “biryerlerde” okuyup görüyorum. Ve artık yalnızca dehşet, şaşkınlık, üzüntü ve bazen hiddet yaşatıyorsunuz bana! Bunları bana yaşatan ne? Kendini pek de sorgulamayan “kibirli” sosyopolitik tavrınız… Alaycı bir üslup kullanmaktan haz almanız veya böyle bir izlenim uyandırmanız… Standart olmadığını sandığınız “standart ulusalcı” konumunuz… Korkarım ki artık mesleğinizden de uzaklaştınız ve insan ruhundan da anlamıyorsunuz çünkü “eğlenceli” bir televizyon programında Acun Ilıcalı adındaki kişiye “programın gerektirdiğinin ötesinde” abartılı şakalarla saldırdınız ve adamın bozulduğunu, canının çok sıkıldığını bile zar zor farkettiniz, muhtemelen doğru dürüst de farkedemediniz… Ne diyeyim ki… Bu gereksiz seslenişle sizin ve kendimin vaktini aldığım için de sıkıldım zaten…. Sadece, eskiden değer verdiğim bir insanı kınamak istedim… Bu arada ben “psikiyatrik bir vakayım”, dediklerimi ciddiye almamak istiyorsanız size malzeme vermiş olayım, doktorum net söylemese de verdiği ipuçları ve yerli-yabancı literatürden “kıt fehmimle” anladıklarım “shy narcissist” veya borderline bozukluğa sahip olduğumu gösteriyor… Yanındaki garnitürleri saymaya gerek yok… Madem mazeret veya bahane olabilecek durumumu da aktardım, özür dilerim peşinen ama bunu da söyleyip rahatlasam iyi olacak hocam: Artık size gıcık oluyorum… Yine de hoşçakalın… Madem “inandığınızı” sanıyorsunuz ve ben de “inandığımı” sanıyorum, Allah’a da emanet olun… Gıcık oluyorum diye sövecek beddua edecek halim yok… Ama umarım sosyopolitik “tereddüde” bir tür sosyopolitik “agnostisizme” ulaşırsınız da .. Neyse işte…. Vakitlerimize yazık oldu…
Canan
6 Ocak 2008
Susun hocam.Ben vaktiyle çok konuştum bir faydasını göremedim.Bana da gına geldi.Ben de ayrılıyorum bu forumdan.Anlayan yok.Anlayan.Yok.Yok.Kökleri mazide bir atiyim.Ayrılıyorum.Gına geldi. Ezici çoğunlukla bertaraf oldum evime gidip sığınacağım.Sevgi ve ışıkla kalın. Belki de intahar ederim.Çünkü nefes alamıyorum bu kıt algılayışlar içinde.Nefessiz kaldım.Yoruldum.
Hüsamettin Küçük
6 Ocak 2008
Daha “intihar” kelimesinin yazılışını bilmiyorsun.Başkalarının algılayışı kıtmış.İyi niyete saygısızlık ve mantıksızlıkla cevap veriyorsun.Son mesajına yazdığım cevâbı oku forum sitesinden.
ayşe çelebir
7 Ocak 2008
Memlekette zaten çok az kişi doğruları konuşuyor onlar da yok efendim alaycı üslûp kullanıyormuş yok kibirliymiş.
Bu gün kaç kişi iktidarı bu kadar net eleştirebiliyor? Kaç kişi bulunduğu rotadan dönmeden fikirlerini sahipleniyor? Hererk kes yalan söylerken, herkes herkesi kandırırken sıra Kerem Bey ve onun gibi aydınların üslûbunu eleştirmeye mi geldi?
!!Standart olmadığını sandığınız standart ulusalcı'’ konumunuz demiş Kemal Bey. Peki siz ulusalcılığı standart bulan ’standart’ kişilerden olmayasınız? Hani ulusalcılığı tukaka etmeyi çok seven standartlardan…
Kimse kusura bakmasın üslûpla, standartlıkla uğraşanlar.
Boş işler bunlar…
Hüsamettin Küçük
8 Ocak 2008
Ayşe hanım,benim ismimi telâffuz etmemişsiniz ama,cevap verme isteği duydum.
O da yanlış yapabilir.Ve Kerem hocamız,kendisinin de yanlış yapabileceğini ve eleştiriye açık olmanın erdemliliğini iyi bilecek olgunlukta bir insandır.Küfür ve tehdîd içermeyen eleştirileri silmeyeceğini kendisi söylemektedir.
İyi psikiyatristler(idealde bütün psikiyatristler ve psikologlar),kendilerine gelenleri din ve ahlâk kurallarıyla değerlendirmezler.Yâni bir psikiyatrist,kendisine mahrem konularını anlatan birine “Sen ne ahlâksız adamsın,bunu yapmaya utanmadın mı?” veyâ “Bu yaptığın büyük günâhtır.Tövbe et!” gibi sözler söylemezler.İdeal bir psikiyatrist,kendisine herşeyin söylenmesine açıktır ve o söylenenleri zihninde değerlendirip bir sonuca bağlayarak kültürüne dâhil eder.
Dahası,Kerem hocamız,felsefeye de yakın ilgi duymaktadır ve felsefe herşeyi sınırsızca sorgulayabilen bir alandır.
Dahası,Kerem hocamızı tanrı olarak kabûl edemeyiz.Buna en başta,”müslümanlığı” îtibâriyle kendisi karşı çıkar
Dolayısıyla,ona yöneltilen eleştirilere doya doya cevap verme hakkınız var.Ama kızıp da “Kerem hocamıza böyle şeyler yazamazsınız!” demeye hakkınız yok.Zâten dememişsiniz de,buna benzer şeyler düşünenlere,sizin şahsınızda genel bir cevap vereyim dedim.
Saygılarımla.
Hüsamettin Küçük
9 Ocak 2008
Gramer hatâsı yapmışım.”Yâni bir psikiyatrist,… söylemezler” demişim.Başka biri düzeltmeden ben düzeltmiş olayım
ayşe çelebir
10 Ocak 2008
Benim demediğim şeyler için bana yönelik bir yorum yapmışsınız Hüsamettin Bey. Siz psikiyatrsınız herâlde ideal psikiyatr tanımından bu kadar emin olduğunuza göre.
Kendiniz de demişsiniz siz demediniz ama diye. Kerem Bey Allah’tır mı dedim? Kerem Bey eleştirilemez mi dedim?
Hayır, bunun siz de farkındasınızdır umarım.
Eleştirilerin uslûpla ilgili olmasına karşıyım. Konunun içeriğiyle ilgili eleştirileri ise her zaman dikkatle takip ediyorum.
Herkesin bir ifade biçimi vardır. Bazı insanların ifade şekli de Kerem Bey gibidir. Bunu eleştirmek de abesle iştigâldir.
‘’Kerem Hocamız'’ demişsiniz. Yâni onu takip edenlerin ona saygı duyanların hepsinin hocası. Kerem Hoca’nın fikirlerinin patenti bana ait değil, Kerem Hoca hiç değil. O yüzden de ona laf ettirip ettirmeme kudreti de bana ait değil.
Fakat buranın yorum alanı olması sebebiyle ben de kendi yorumlarımı ve eleştirlerimi yazma hakkına sahibim.
Amacım sizle tartışmak da değil, önceki yorumlarınızı da okudum. Katıldığım yorumlarınız da var ama burası fikirlerin Kerem Bey’in yazıları ışığında tartışıldığı bir yerse, ben de fikrimi beyan ettim işte. Hepsi bu.
Saygılar
Hüsamettin Küçük
10 Ocak 2008
Alınganlık yapmışsınız Ayşe hanımcığım.Böyle stresli bir cevâba gerek yoktu.Cevâbınız,benim düşüncelerimle paralel.Yâni ortada bir sorun yok.
Yalnız,neyi eleştirmenin abesle iştigâl olduğu konusunda kolay karar verilebileceğini düşünmüyorum;Târih,kendilerinden öncekilerin abesle iştigâl veyâ zararlı olarak gördükleri sorgulamalara girişen insanların düşüncede çığır açma hikâyeleriyle doludur.
İyi bir psikiyatristin nasıl olması gerektiğini bilmek için de psikiyatrist olmak gerektiğini düşünmüyorum.Her meslekte olabildiği gibi,psikiyatristlik ve psikologluk mesleklerini de kirleten insanlar mevcuttur.Bu yüzden bütün sıradan insanlar,onların idealde nasıl olması gerektiğini bilmelidir.Ama söylediklerimde yanılmışsam,Kerem bey’in düzeltmesi beni sevindirir.
Saygılarımla.
Ünal Rodoplu
13 Ocak 2008
Küçük HÜSAMETTİN çekil artık aradan ;Ezileceksin!..
Necmettin Çalışkan
14 Şubat 2008
Türkçeden başka dil konuşulmasını yasaklayan Karamanoğlu Mehmet Bey, keşke günümüzde yaşasa ve şu berbat Türkçemizi görseydi!..
Sağlıcakla kalınız…
Yorumunuz mu var?