Arsiv : Ocak 2008

Homo mysticus’un Din, Bilim ve Evrim Macerası

Düşmekte olan bir uçakta ateist bulamazsınız
Sahir Erman: Bir Kâmil Üstâd

ÖZET

Din hem bireysel hem de toplumsal bir kurum ve insanoğlunun evrimsel tarihinden süzülerek gelmiş bir olgu. Ortaçağ karanlığında insanları gerçekten de afyonlamak için kullanılırken, günümüzde de gerek memleketimizde, gerekse dünyada pek çok şey din adına, onu bahane veya gerekçe göstererek yapılıyor.

Bu arada bütün dünyada sekter kutuplaşmalar, köktendincilikle kökten din düşmanlığı serpilmekte. Batı inancını kaybetmenin hazin hüznünü yaşıyor, bilim de dinden ürküyor. Hâlbuki mistisizm, din, dindarlık, mükâşefe ve kendini aşma gibi kavramlarla bu kaos rahatlıkla kozmosa tahvil edilebilir.

Bu, daha ayrıntılı bir monografinin ön çalışmasıdır.

Anahtar Kelimeler: din, dindarlık, mistiklik, sembolizma Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (11)

DİNÎ İNANÇLAR PANİK HASTALIĞI’NA İYİ GELİR Mİ?

Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları Dergisi’nin (Journal of Depression and Anxiety) 2006 senesindeki 23. sayısında ilginç bir araştırma makalesi var. Kanada’dan bir psikiyatr grubu (Bowen R, Baetz M, D’Arcy C) Panik Bozukluğu (PB) olan ve kognitif davranışçı psikoterapi (KDT) uygulanan 56 hastadaki dinî inancın kişisel önemini, idrak edilen stres düzeyini, kendine saygı ve hâkimiyeti ve kişilerarası yabancılaşmayı ölçmüşler. İnancı güçlü olan grubun idrak edilen stres düzeylerinin anlamlı derecede daha düşük olduğunu bulmuşlar ve bunu da şöyle yorumlamışlar: Din, idrak edilen stresi azaltmak sûretiyle, psikiyatrik âraza iyi gelmektedir. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

KOLSUZ AGOP ve TÜRKLÜK

Annemden mütevâris üyesi olduğum Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 100. Yıl Bilim ve San’at Kongresi’nde konuşmacıydım. Kendi sıramı beklerken, bir önceki panelde pek muhterem bir hocanın, adam gibi bir adamın, bir üstâdın sevgi dolu gülümsemesine sarıldım. Cildiye (dermatoloji) paneliydi ve herkes bir havalarda idi. O ise tatlı tatlı gülümseyerek, tevâzu içerisinde konuşmasını yaptı, bitirdi. Kim mi?

***

Prof. Dr. Agop Kotogyan, yâni meşhur “Cildiyeci Kolsuz Agop”.

İnternetten ulaşan bir güzel hayat hikâyesini iktibas ediyorum:

41 yıl hizmet verdiği İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden emekli olmuştu. Emekli olduğu gün itibâriyle konuşursak, Agop Hoca, tam 66 yıl önce Cerrahpaşa’nın doğum kliniğinde dünyaya gelmişti. Hastâne evlerine 15 dakika yürüyüş mesafesindeydi.
Doğduğu Samatya semtini diğer adı Kocamustafapaşa’yla seven Agop Kotogyan, “Doğma büyüme Paşalıyım” diye övünüyor. Agop Hoca, yıllarca hasta baktığı, laboratuarında göz nûru döktüğü, kimileri şimdi namlı birer profesör olan talebeleri, vefâlı hastaları ve mesâi arkadaşlarının katıldığı törenle uğurlandı. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (19)

KURANIKERİM NEDİR!

Cumhuriyet Gazetesi’ndeepeydir bir ilginçlik yaşanmakta: Hemen bütün köşe yazarları din-bilimci (ilâhiyatçı: teolog) kesildiler ve sürekli İslâm, Alevilik ve Sünnilik hakkında yazar, ahkâm keser oldular. Âyet tefsirleri yapıyorlar, üstelik zerre kadar Kur’ân Arapçası filân bilmeden! Belli ki dine düşmanlar. Demokratik bir ülkede bundan doğal bir şey de olamaz. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (15)

MELEKLERİN CİNSİYETİ VE KABA KEREM

Beni Allah var mı, reenkarnasyon gerçek midir, kader ve Karma nedir gibi konularda değil de, memleketin ve dünyanın hâl-ü pür melâli hakkında yazılar klavyeye aldığım için eleştirenlere küçücük, kısacık bir cevap vermek istiyorum.

Malûm, 21 yaşındaki gencecik Sultan Mehmed (ki, sonradan Fâtih diye anılmaya başlanacaktır), Konstantinopolis’i kuşattığında Haghia Sophia’daki (şimdiki Ayasofya) din ulemâsı meleklerin cinsiyeti üzerine kavgaya tutuşmuşlardı. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (12)

3 sayfa : « 1 [2] 3 »