Arsiv : Şubat 2008

HAZRETİ MUHAMMED ÜMMÎ (OKUMAYAZMA BİLMEZ) MİYDİ?

NTV’de geçen gün katıldığım programdan sonra bana elektronik mesaj yollayan bir hanımefendinin yazdıklarını ve cevabımı paylaşmak isterim (tabii ki kendisinin kimliği bende mahfuz)… Bu arada, mizah programlarında da olsa, verilen mesajların doğru yerlere ulaşabilmesi memnuniyet verici…

***

From: yc

To: doksat@superonline.com

Sent: Sunday, February 17, 2008 1:24 PM

Subject: Hz. Muhammed-ümmi

Saygıdeğer Kerem Doksat, Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (57)

AĞZINIZDAN YEL ALSIN!

Sayın Yavuz Donat bugün çok ilginç bir makale yazmış. Önce iktibas edip, sonra yorumlarımı yazacağım.

***

27 Mayıs İhtilâli’nin üzerinden 48 yıl geçti. Menderes ve iki arkadaşının idamlarının üzerinden de 47 yıl.
Bunca zaman sonra “ihtilâlin, idamın, idam sehpasına gidilirken giydirilen beyaz gömleğin” siyaset malzemesi olarak kullanılması…

“Çocuk korkutur” gibi, “öcü geliyor” der gibi “darağacından, kefenden” bahsedilmesi…

Ne kadar acı. Ne kadar ayıp. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (1)

SERDAR AKİNAN’IN YAZISI

Akşam Gazetesi’nin yazarlarından ve televizyoncu Serdar Akinan bu gün altına imza atacağım bir makale yazmış (çoğu makalesi için de aynı şey geçerli).Aynen iktibas ediyorum (imlâya müdahale ettim); bir tek “ulusalcı değilim, millîyim” kısmını anlayamadım; belki dizi hatası olmuştur. Hani, bunu İngilizce’ye tercüme etsek “I am not nationalist, I am national” oluyor. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (1)

İZMİR’DE İKİ SAKINCALI MEKÂN: HİLTON OTELİ ve ALTINKAPI RESTORAN

Geçen hafta sonu İzmir’e gittik Neslim’le; epeydir hasret giderememiştik âilesiyle. Hilton Oteli’nde kaldık. Niyetimiz hem huzur dolu iki gece geçirmek, kayınvâlideyle kayınpederin ellerini öpüp, 4 senedir hep gittiğimiz Altınkapı Restoran’da da yemeğimizi yemek, hem de bir iki dostu görmekti. Burnumuzdan geldi! Nasıl mı? Hemen anlatayım… Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (22)

NATIONAL SCHIZOPHRENIC TÜRKİYE

Atatürk Türkiyesi’nin daha önceki dönemlerinde geçtiği darboğazlarda hep bir yarılma (splitting) ve kutuplaşma vardı: CHP’liler X Demokrat Partililer; sağcılar X solcular; Sünniler X Aleviler…Yâni, bir psikiyatrik vak’a çalışması gibi bakarsak, Türkiye Cumhuriyeti sürekli olarak sınırda (borderline) bir hâldeydi. Kimlikler ve âidiyetler ak-kara şeklinde ikiye ayrılmıştı ve herkes “öteki” ile kavgalıydı. “Ötekinin”, “kendisinin” de târifi belirsiz olduğu için, alt kimlikler hâlinde kendi içlerinde de çatışırlardı bu kutuplar. Meselâ 12 Eylül öncesinde 60 küsur sol fraksiyon vardı, birbirlerine “tarikat” der ve hepsi de diğerlerine faşist diye kızıp kavga ederlerdi kendi aralarında. Ama iş “hakiki faşolara” karşı çıkmak olduğunda, birleşirlerdi: Ülkücüler. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (4)

4 sayfa : « 1 2 [3] 4 »