VATANDAŞIN HÂTIRA DEFTERİNDEN–2

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 364 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Sayın Genelkurmay Başkanımız tuzağa düştü ve Sayın Ahmet Çakar’la aynı kefeye konacak fevrîlikte bir cümle sarf ederek, “sistemin” plânına mağlûp oldu. Bir anda AKP’nin savunduğu, diğer herkesin hücum ettiği bir konuma düşürdü kendini. Yok mudur psikolojik danışmanları yâhu?Bire on zâyiatla ve olağanüstü zor şartlarda gerçekleştirilen operasyonun ne kadar başarılı olduğu dünyaya duyurulup PR (Public Relations: Halkla İlişkiler) açısından bir itibar zaferi olarak sunulacakken, dâhilî ve hâricî bedhahlarca bir hezimet olarak ilân edildi. Daha önceki bir yazımda AKP + MHP + DTP (aslında bir de BBP var) ne yaparsa, onlara bakın demiştim. Sırf kişisel ihtirası ve beceriksizliği yüzünden bu kervana Baykal’ın güruhu (CHP) da katıldı.

Genelkurmay Başkanımız ikinci hatayı yaparak onları “vatan hâinlerinden beter” diye vasıflandırdı! Kaosa kaos ekledi. Bu arada Kürt ayaklanmaları artmaya devam etti; ne polis ne de asker müdahale edebiliyor. “Kontrollü” bir şekilde adam dövüyor, dükkân yakıyorlar.

Eğer Genelkurmay Başkanımız önceki bilgece tavrını sürdürüp de “harekât bu, bir gün de sürer bir ay da, gerektikçe de gene yapılır” diyerek mütebessim ama kararlı çehresiyle susmayı başarabilse ne iyi olurdu… Her hata ibret alınmak içindir, dilerim bundan sonra daha doğru strateji takip edilir.

Zâten fukaralık, misenfornasyon ve dezenformasyon içerisinde kafası karmakarışık hâle getirilmiş, sadaka kültürüne sürüklenen ve saldırganlıkla dolu programlarla iyice zıvanadan çıkarılan halk iyice bunaldı! Sözüm ona sosyal düzenlemeler ve sağlık reformları ile iyice sâhipsizliğe ve yoksulluğa sürüklendiğinin farkında milletimiz. Emekli olduğunda aç kalacak, maaşları ile ancak 1 hafta yaşayabilecekler ama farkında değiller!

Recep İvedik diye kusturucu bir karakter yeni özdeşleşme-benimseme nesnesi olarak zâten yokuş aşağı giden halkımıza “sunuldu”, doğal olarak da seyredilme rekorları kırıyor. Sözüm ona 13 yaş altına yasakken, ebeveyninin elinde sinemaları çocuklar doldurmakta! Ne tesadüf, değil mi?

Haa, halkın bilmediği, bilgilendirmediği Anayasa taslağı için bütün bu hercümerç içerisinde alelacele ABG’den icâzet alındı. Rezillik mi, kepazelik mi yoksa ne? Eh, TC ve onu temsil eden Hükûmet olarak itibârımız böyle olunca, Almanya’daki binanın da kendiliğinden alev aldığını söyleyecek kadar bizi ahmak yerine koyan başsavcılar türedi.

***

AB’nin maaşlı elemanı, Türkçe özürlüsü ama memleketin gidişatından duyduğu memnuniyetten dolayı neredeyse orgazm olacak hâldeki, değişik lâkaplarla anılan Mehmet Ali Birand namlı ankorman ve benzerleri, Erzurum Aşkale’deki şehitleri anma ve mezalimi unutturmama törenlerini aşağıladılar. “Her Ermeni düşmanmış gibi göstertiliyor, bu devirde böyle bayağılık olmaz” filân dediler. Bunun senelerdir sürdürülen bir şey olmadığı, gökten zembille indiği zannettirildi. Bu arada Ermenistan’daki ve bütün dünyadaki Türk düşmanlığı sanki yokmuş, çocuklara aşılanmıyormuş gibi yapıldı. Bizim memlekette duyurulmaksızın, pek çok Batı ülkesinin ders kitaplarında yapmadığımız hâttâ uğradığımız soykırımın okutulmaya başlandığı bypass edildi.

Siz Yahudiler’in çocuklarına Holocaust ve soykırım travmasını nasıl işlediklerini bilir misiniz? İlk olarak BBC World’de haber olarak seyrettikten sonra epey de araştırmıştım. Yazacaklarım kesin olarak doğrudur; bizzat dürüst Yahudi arkadaşlarım da teyit ettiler:

4 ilâ 6 yaşlarındaki çocuklara animasyonlar ve filmlerin yanı sıra, dehşetengiz masallar hâlinde Holocaust ve soykırım anlatılır; çocuklar da hüngür hüngür ağlarlar. Bu yaş diliminin tercih edilmesi hiç de boşuna değildir. Fizyolojik “hatırla(ma)ma sınırındaki” çocuklara sanal olarak yaşantılandırılan bu travmalar hâfızalarında gerçekmiş gibi kalır. Bu sâyede de asla yaşamamış oldukları vahşetten ömürleri boyunca nefret ederler ve aksini söyleyeni her anlamda yok ederler, çünkü saldırganla özdeşleşip onu benimseme mekanizması amigdala denen kalıcı hâfıza deposunda mıhlanır. İsrailli bakanın ağzından Filistinliler için “bizi soykırım yapmaya zorluyorlar” diye çıkıvermedi mi? Yapıyorlar da zâten!

Biz de mi yapalım? Tabii ki hayır ama bunun ortası yok mu? Var ve olmalı. Hemen akabinde de 19 Mayıs Törenleri’ndeki hareketlerin tabiata ve spora aykırı, saçma sapan şeyler olduğu yorumları “pırtladı”.

***

Beş tâne 15 ilâ 20 yaş arası çocuk/genç hayvan pornosu pazarlamaktan dolayı enselendiler ve gözaltına alındılar. Bir bu eksikti. Biçârelikten dolayı cinnet geçirip çocuğunu çoluğunu katledip son kurşunu kendine sıkanlar çok arttı. Yedikleri dayaktan bıkıp erkeklerini öldüren kadınlar türedi.

Hâlâ Demirel’in doktoru olduğu yalanını hicap duymaksızın sürdüren her şeyin profesörü de (bkz. Müftüoğlu Yemini Etmeliyiz yazım) hatalı tavsiyelerinden dolayı Bush’un doktoruna çok kızmış bugünkü Hürriyet’te; çok yaşa e mi Müftüoğlu!

Taha Akyol “Ama Hangi Atatürk” diye bir kitap yazdı. Tarihi de tahrif etmeye başladılar. Karışık kafalı Serdar Akinan da hararetle tavsiye etti; peki, Nihat Genç ona kızmayacak mı, vallahi döver bile veya Recep İvedik hakkından gelir… Buyurun buradan yakın!

***

Bir de, iyice kavramlar karıştırıldı: Milliyetçilik, ulusalcılık, ırkçılık, şovenizm, faşizm, millilik, millîlik, ulusçuluk, millîcilik

Bunları ayrıca kısa ve öz olarak yazacağım.

Şu anda NTV’de entellektüel kızlar memleketi ve dünyayı tartışıyorlar da (22:30)…

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 06 Mart 2008 Perşembe

4 Yorum »

  1. AKIN OK

    7 Mart 2008

    Değerli Kerem Doksat
    Yazınızı okuduktan sonra aklıma
    Picasso’nun evine giren hırsız hikayesi geldi
    Olay şöyle geçiyor:
    Usta’nın Evindeki en değerli eşyaları toplayan hırsız
    Sessiz sedasız pencereden atlarken
    Picasso görür ve hemen eline eskiz defterini alır hırsızın eşğalini çizer
    Ertesi gün mahalledeki karakola gider ve komisere teslim eder
    Aradan kısa zaman geçer henüz bir cevap yoktur
    Bunun üzerine karakolu ziyarete gider Picasso
    Karşısında komiser oturur ve sorar, efendim hırsızı yakalayamadınız mı?
    Komiser Picasso’ya bakar ve o arada sağ eliyle aşağıya doğru eğilir
    Picasso’nun çizdiği eskizi çıkararır ve bakarak cevap verir:
    Efendim çizdiğiniz eşğal üzerine üç at, iki keçi, bir saat tutuklanmıştır
    Der ve eskizi ustaya uzatır!

    Şimdi gel de mutluluğun resmini arama…

    Yeryüzü selamıyla

  2. HÜSEYİN SUNGUR

    7 Mart 2008

    Hocam ; “”ntvli kızlar”" kızlar sözünüze bayıldım.Gerçekten çok yetkin yazınıza,ben de, haddimce katkıda bulunmak istiyorum.Bu yazımı da MEHMETALİ BİRANT–KOMODO EJDERİ PRF(!) ESER KARAKAŞ–PRF(!) MEHMET ALTANGİLLERE,VS, ithaf ediyorum.
    Merkezi İST. Beyoğlu,Tünel cıvarında olan, A I E S E C,adlı,uluslararası talebe değişim teşkilatı vardır.İktisadi ve ticari bilgiler talebeleri,genellikle,yaz aylarında ortalama sekiz haftalık staj değişimine tabii tutulurlar.Ben,bu kurumda,dört yıl çalıştım.Özünde,çok ciddi bir dünya bilgisi birikimim oldu.O vakitler,65 ülke üyeydi.Ağırlıklı olarak,kıta avrupasından çocuklar gelirdi bize.Az da olsa abede,kanada ve avustralyadan da gelenler vardı elbette.iki anımı paylaşmak istiyorum,izninizle :

    1–1978 yaz arefesi,İstanbul’a gelecek olan stajyerlere,nasıl gelebilecekleri hakkında,çoğunluk telgrafla bilgi veriyoruz,yol-yolak tarif ediyoruz.Vaka,abedeli bir kızla aramda geçti.
    Ben, o yıl, stajyer karşılama kurulundayım ve çoğunluk havaalanına,ben gidiyorum.Bizim mübarek(!),mektup yazarak,bize şu soruyu SORDU!
    Zorunlu olarak,ingilizcesini yazmalıyım ;
    “”where is TURKEY and how can I get to TURKEY?”"
    İMDİ, böyle bir soruya,1978 yaz arefesinde muhattap olduğunuzu varsayarak,hayalgücünüzü,nasıl yanıtlayacağınız hususunda,çalıştırınız…

    YANITIM ŞU ŞEKİLDE OLDU :
    “” look it up on the map please”", hüseyin sungur,reception comm.

    derken,bize göndermesi gereken “”varış notunu” göndermediğinden dolayı,kendi olanakları ile TÜNEL’deki merkezimizi buldu.(bravo dedik).
    İçeri bir kız girdi birgün,çantalarını oflaya puflaya yere bırakarak,kargacık burgacık bir ingilizce ile,hiiii,I am ….,who is hüseyin sungur “” diye ünledi!Hoş geldin bacım,geç otur dedik tabbi ki zavallıya..

    2–1980 yazı, fail bu kez belçıkalı,lokalde 7 iklimden çocuklarla muhabbet halindeyiz.Bizim kelp (the dog) masadan bacaklarını sarkıtıp,sallayarak benim sözümü dinliyor,diğerleri gibi!
    derken,her ne hikmetse söze girmesi gerektiğini düşünerek,benden izin istemesi gerekirken,PABUÇLARININ UCUYLA,DİZLERİME DİZLERİME VURMAYA BAŞLAYIP, “”just a moment huseyin”" diyor!!!!

    Öyle ya,memleket “”belçika kongosu”",ben de KUNTA KİNTE!!!
    O esnada diger çocukların,muhtemel vücud ısısı,hızla,36.5 dan aşağıya düşmeye başlamış olmalı.
    Ne mi yaptım,hiç abartmadan söylüyorum,kontrolumu yitirme eşiğinde,ayağa kalktım ve parmaklarımla gırtlağına yapıştım,hafifçe sıktım kelpi!

    Burası belçika kongosu değil, “” son of a bitch”" dedim.

    Saygıyla arzederim….

  3. ali aydın

    8 Mart 2008

    Hocam gerçekten sizinde kafanız karışmış herkes gibi…. Birde şu Milli, Millici, Milliyetçi, Ulusçu, Ulusalcı, Şoven, Irkçı, Faşist kimdir ? Bu kavramlar arasında ne gibi büyük farklılıklar vardır üzerine yazınızı kısa zamanda yazmanızı temenni ediyorum.
    Hala t.v. kanallarında bu akımları savunun değişik kesimler, söz konusu kelimeler üzerinde bile anlaşamıyorlar ideolojik şartlanmalarından dolayı. Sizde bu konuda bir iki kelam edersiniz umarım.

  4. fikriye.1919

    8 Mart 2008

    değerli hocam,akıl tutulması yaşıyoruz. . . akıl sizin uzmanlık alanlarınızdan biri sanırım.sizlererin tezlerine ,eylemlerine çok ihtiyacımız var…miting alanlarında ,mitinge gidenler ile kürsüdekiler ayrı şeyler söylüyorlar,
    o kürsülerde neden sizler yoksunuz. kavram kargaşası yaşadığımız gündemler oluşturuluyor ve arkasından mitingler yapıyoruz.mitingi düzenleyenlerin aklına hiç mi sizler gibi uzamanlık alanları olan kişileri davat etmek akıllarına gelmez…televizyon programları ve medya akılın tutlmasını izlerken.üstüne benzin dökerek dahada alevlendirirken.
    medyada ve gündemde sizlerinde yer alması gerekiyor.
    çok şey istemiyoruz,toplumda ayık kalabilen her meslek grubundan insanın sadece görevini yerine getirebilmesi için rahat bırakılmasını istiyoruz.

    yorumum yazdıklarınızla ilgisiz gibi durabilir.fakat yazınızı okuduktan sonra sanki travma geçirdiğimizi hissettim…ve tedavilik olduğumuzu tekrar anladım.

  5. Yorumunuz mu var?