Arsiv : Mart 2008

ÇANAKKALE HAKKINDA ÇOK KISA BİR YAZI

93 sene önce Osmanlı’nın harsının mirasını bugünlere taşıyacak on binlerce kahraman “ben sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyen sarışın, mavi şehlâ gözlü dâhinin emriyle şehâdet makamına kavuştular. Çoğu biliyordu ki bu koskocaman bir harbin içerisinde bir parçaydı. Oradaki kahramanlıkları gidip de oraları dolaşmayan anlayamaz. “Allah’ı özlediler, akşama kavuştular” kitâbesine bakıp da ağlamayan bilemez. Son gâzi de geçen hafta Allah’a kavuştu, çoğu gazete bahis bile etmedi. Onlar yaşasalardı Mustafa Kemâl’in işi çok daha kolay olacaktı. Çünkü hem vatan hem de Allah için şehit oldular. Çoğu ya tabipti, ya mühendis ya da benzeri.

Osmanlı’nın kreması orada gitti. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (6)

SAĞLIK SKANDALI PATLADI!

“…Özellikle IMF ve Dünya Bankası’ndan gelen baskılarla, 80’li yılların sonlarına doğru ve 90’ların başında ülkenin içine girdiği ekonomik krizle başa çıkabilmek ve iç ve dış borçlarını ödeyebilmek için bütçe harcamalarında önemli oranda kısıntıya gidilmişti. Ülkedeki toplum sağlığının çöküş hikâyesi işte böyle başladı ve devlet, sağlık hizmeti verme görevini aşamalı olarak özel sağlık şirketlerine devretmeye başlandı. Halka, sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükseleceği, toplumun daha geniş kesimlerinin sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği söylendi.Hükûmet, kamunun sağlığı ile ilgili aktif rolünden adım adım vazgeçmektedir… Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar

VATANDAŞIN HÂTIRA DEFTERİNDEN–3

“…Özellikle IMF ve Dünya Bankası’ndan gelen baskılarla, 80’li yılların sonlarına doğru ve 90’ların başında ülkenin içine girdiği ekonomik krizle başa çıkabilmek ve iç ve dış borçlarını ödeyebilmek için bütçe harcamalarında önemli oranda kısıntıya gidilmişti. Ülkedeki toplum sağlığının çöküş hikâyesi işte böyle başladı ve devlet, sağlık hizmeti verme görevini aşamalı olarak özel sağlık şirketlerine devretmeye başlandı. Halka, sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükseleceği, toplumun daha geniş kesimlerinin sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği söylendi. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar

İKİ TIBBİYELİ GURU; DAHA NELER GÖRECEĞİZ BAKALIM!

Bu yazıyı kıraat etmeden önce, bir zahmet aşağıdakilere bir göz atınız:

http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/kazip-bilimler/ http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/alternatif-tib-mi-tibbi-alternatif-mi/ http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/ulema-ne-zaman-buyurmamali/ http://www.keremdoksat.com/2007/09/04/osman-muftuoglu-yemini-etmeliyiz-hepimiz/

***

Dün Hürriyet Gazetesi’ndeki mümtaz köşesinde neyin profesörü olduğunu hâlâ anlayamadığım Osman Müftüoğlu Beyefendi şöyle buyurdu (düzelterek özetliyorum ve aralara MKD diye yorumlarımı katıyorum):

Modern tıbbın son yıllarda elde ettiği müthiş başarıların farkında mısınız? Yaşam kalitenizin yükselip ortalama yaşam süresinin uzamasında modern tıbbın bulduğu çözümlerin büyük etkisi olduğunu biliyor musunuz? Tıp, son yüzyılda çok büyük adımlar attı. Antibiyotikleri, kemoterapi ilâçlarını, antihipertansifleri, ensülini ve daha pek çok ilâcı keşfederek (MKD: bunların hemen tamamı “keşfedilmedi”, “icat” edildi. Tabii, eğer Sayın Müftüoğlu, Eflâtunî bir derin atıfta bulunmuyorsa) devrim niteliğinde buluşlar yaptı. Peki, modern tıbbın eksikleri yok mu; var tabii ama bunlar modern tıbbın hayatî önemini ve değerini eksiltmiyor. MODERN tıp, yeni ve yüksek teknolojili ameliyatlar geliştirerek, organ naklini artık sıradan bir ameliyat haline getirerek, genetik şifrelerinizi çözüp faydalı bilgilere dönüştürerek müthiş ilerlemeler sağladı. Teşhis alanında ulaştığı başarılar da çok önemli. Yeni cihazlarla, damarlarda oluşan en küçük kolesterol plakaları belirleniyor. Organ, doku ve hücrelerde meydana gelen kimyasal değişimlere dayanarak hastalıklar daha ortaya çıkmadan teşhis konulabiliyor. Kısacası, son elli yıl neredeyse tıbbın altın sayfası gibidir (MKD: Bravo, ama gerisini bekleyin).

Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (17)

Arap Kardeşliği Uğruna Kendi Halkını İncitmek

Bugünkü AKŞAM’da Sayın Mehmet Kenan Kaya (mehmet.kenan@aksam.com.tr) muhteşem bir yazı klavyeye almış. Altına imzamı atarak web mekânıma koyuyorum.

***

Bir parti, kendi tabanına hoş görünmek için birtakım hamleler yapabilir, yerli yerinde duran taşları oynatabilir, bundan prim sağlayabilir ama… Bir ülkeyi yöneten, bu yüzden de “devlet adamı” sorumluluğu taşıması gereken kişiler, o ülkenin binlerce yılda oluşturduğu “kültürü” yok sayamaz. O kültürü var eden insanları, o kültürle var olan insanları aşağılayamaz.

Jenadriye Festivali hazırlıkları sürdüğünden beri şunu düşünüyorum: Bir devlet, onu yönetenler tarafından neden bu kadar incitilir? Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (1)

3 sayfa : « 1 [2] 3 »