Bu yazıyı kıraat etmeden önce, bir zahmet aşağıdakilere bir göz atınız:
http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/kazip-bilimler/ http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/alternatif-tib-mi-tibbi-alternatif-mi/ http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/ulema-ne-zaman-buyurmamali/ http://www.keremdoksat.com/2007/09/04/osman-muftuoglu-yemini-etmeliyiz-hepimiz/
***
Dün Hürriyet Gazetesi’ndeki mümtaz köşesinde neyin profesörü olduğunu hâlâ anlayamadığım Osman Müftüoğlu Beyefendi şöyle buyurdu (düzelterek özetliyorum ve aralara MKD diye yorumlarımı katıyorum):
Modern tıbbın son yıllarda elde ettiği müthiş başarıların farkında mısınız? Yaşam kalitenizin yükselip ortalama yaşam süresinin uzamasında modern tıbbın bulduğu çözümlerin büyük etkisi olduğunu biliyor musunuz? Tıp, son yüzyılda çok büyük adımlar attı. Antibiyotikleri, kemoterapi ilâçlarını, antihipertansifleri, ensülini ve daha pek çok ilâcı keşfederek (MKD: bunların hemen tamamı “keşfedilmedi”, “icat” edildi. Tabii, eğer Sayın Müftüoğlu, Eflâtunî bir derin atıfta bulunmuyorsa) devrim niteliğinde buluşlar yaptı. Peki, modern tıbbın eksikleri yok mu; var tabii ama bunlar modern tıbbın hayatî önemini ve değerini eksiltmiyor. MODERN tıp, yeni ve yüksek teknolojili ameliyatlar geliştirerek, organ naklini artık sıradan bir ameliyat haline getirerek, genetik şifrelerinizi çözüp faydalı bilgilere dönüştürerek müthiş ilerlemeler sağladı. Teşhis alanında ulaştığı başarılar da çok önemli. Yeni cihazlarla, damarlarda oluşan en küçük kolesterol plakaları belirleniyor. Organ, doku ve hücrelerde meydana gelen kimyasal değişimlere dayanarak hastalıklar daha ortaya çıkmadan teşhis konulabiliyor. Kısacası, son elli yıl neredeyse tıbbın altın sayfası gibidir (MKD: Bravo, ama gerisini bekleyin).
Yazının devamını okumak icin tıklayın..