Arsiv : Mart 2008

AYTUNÇ ALTINDAL’IN İLGİNÇ YORUMLARI

Kitaplarını son derecede ihtiyatla ama dikkatle okuduğum bir araştırmacı yazar var: Aytunç Altındal. Akşam Gazetesi’nde bir yazısı çıkmış. Önce onu iktibas edeyim (lisan tashihi var tabii)… Piyasada böyle acayip pek çok araştırmacı yazar ve onların garip kitapları var ama ben Aytunç Altındal’ı okurum. Sebebi yazının sonundaki yorumda!

***

Ab’nin şifreleri

Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, Türkiye’nin AB üyeliği sürecindeki gizli kodları çözüyor. Altındal’a göre “masonik bir örgütlenme” olan AB’nin, Türkiye’yi üyeliğe kabûl etmesi mümkün değil.

Türkiye AB ilişkilerinin yeni bir dönemece gireceği 17 Aralık öncesinde, 40 yıllık geçmişi bulunan sürecin gizli şifreleri açığa çıkıyor. Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, AB’ye şekil verenlerin, “Gül ve Haç Kardeşliği” adlı gizli bir masonik örgüt olduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Türkiye’nin üyeliğine en sert tepkiyi gösteren AB Anayasası’nın mimarı Fransız politikacı Giscard d’Estaing’in de bu örgütle bağlantısı olduğunu söyledi. Altındal, AB’nin perde arkasında kalan kodlarını ve Türkiye’yi bekleyen tehlikeleri şöyle anlattı: Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (17)

VATANDAŞIN HÂTIRA DEFTERİNDEN–2

Sayın Genelkurmay Başkanımız tuzağa düştü ve Sayın Ahmet Çakar’la aynı kefeye konacak fevrîlikte bir cümle sarf ederek, “sistemin” plânına mağlûp oldu. Bir anda AKP’nin savunduğu, diğer herkesin hücum ettiği bir konuma düşürdü kendini. Yok mudur psikolojik danışmanları yâhu? Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (4)

CUMHURİYET GAZETESİ NEREYE KOŞUYOR?

Bu, çok çok kısa bir yazı olacak.

Eskiden sıkı komünistken şimdi “ulusalcı” kesilen, yakın senelere kadar Kürtler’in ezildiğini haykırırken şimdi Türkçüleşen Cumhuriyet Gazetesi’nin amacı nedir?

***

Israrla “Kuranıkerim” diyorlar, daha önce de bunun ne kadar hatalı olduğunu yazdım. Yobazlara karşı çıkalım derken din ve İslâm düşmanlığı yapıyorlar. Hâttâ muhtemelen demansiyel (bunamayla ilgili) emâreleri başlamış emekli paşaların “haydi Şaman olalım” gibi abzürd yazılarını neşrediyorlar.

Hele, ısrarla ve kararlılıkla, Ayrılıkçı Terör Örgütü’nün ağzıyla “PKK’ye” diye yazıyorlar; “PKK’ya” demiyorlar.

***

Umarım ve dilerim ki bunlar sehven, istenmeden oluyordur ve düzeltirler. Yoksa, kredilerini sür’atle tüketmekteler ve mevcut okuyucularını da kaybedecekler.

Ha, öyle olsa ne olur?

Yazık olur!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 01.03.2008

Yorumlar (10)

BÜLENT HANIM SEBEBİYLE HAREKÂT DURDURULDU, BAŞBAKANA DA DEVEDİKENİ SUNULDU!

Bu başlığa bakarak gayrı ciddi, hâttâ lâubalice bir yazı klavyeye alacağımı zannedebilirsiniz. Belki de öyle âddedilebilir ama hakikaten ciddiyim. Önce işi bir psikiyatr olarak ele aldım. Bir transseksüelin (yeni moda ifâdesiyle trans-gender’ın) mevhum (vehmedilen) ve şimdilik ilmen gayrı mümkün olan oğlunu Güneydoğu’daki savaşa (Güneş Harekâtı’na) yollamayacağını söylemesi, gerekçe olarak da eski yiğitçe harplere benzemeyen çirkince bir oyun olduğunu ifâde etmesi neye alâmet olabilir diye düşündüm; aklıma yakınlarda boşandığı kocası-oğlu karışımı çocuğa canlı yayınlarda nasıl davrandığı geldi… Homo sapiens sapiens’in bilhassa son asırlarda yaşadığı ve yaşattığı hiçbir harp asilce ve yiğitçe değildir çünkü strateji, kurnazlık ve işbirliği gibi hileler oyunun kurallarıdır; yiğitler, kahramanlar harp edenler arasından çıkar. Yâni Bülent Hanım burada yanılıyor. Ebru Gündeş de ona tepki verip, oğlu olsa şerefle yollayacağını söylüyor; o da şov, “nereden biliyorsun” demeyin, bilirim. Bir tek Orhan Gencebay mutat beyefendiliğiyle sükût ediyor (susuyor değil, sükût ediyor). Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

3 sayfa : « 1 2 [3]