LİDERLERİMİZ BAĞIRIYOR, BALIKÇILARIMIZ ÖLDÜRÜLÜYOR, MEHMETÇİK ŞEHİT DÜŞÜYOR, DEVLETLÛ YAHUDİLER’LE ARAPLAR’I BARIŞTIRIYOR!

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 466 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.

Şu anda CHP’nin başkanı bağırıyor; nerede mi, kendi partisinin kurultayında. Kendi soruyor, sonra kendisi cevaplıyor ve müthiş bir öfke içerisinde. Öyle böyle değil…

İktidar Partisi’nin başkanı da kendi partisinin toplantılarında kükrüyor. Bâzen o kadar öfkeleniyor ki, “hah, işte şimdi ya kendi kendini dövecek ya da birisini pataklayacak” diye asabımız bozuluyor. Aslında kadrolu şamar oğlanları tutsalar bu partiye, ne iyi olur. Çünkü bir hitabet üslûbu olan öfkesi yüzünden Devletlû’nun bâzen kan şekeri düşüp “nöbet”(!) filân geçiriyor; hiç olmazsa din iman aşkına zâten vurduğu yerde gül biteceğini bekleyen şamar oğlanını biraz pataklayıp stres atar. Partililer de hep bir ağızdan tekbir getirirler ve rahatlarlar. Benden teklif ve tavsiye etmesi…

Sanırım Baykal, Devletlû’dan bilerek veya bilmeyerek kopya çekiyor. Onun gibi bağırıp çağırıyor. Ama olmuyor, beceremiyor. Çünkü Devletlû’nun hitabet eğitimi var. Senelerce bu konuda tâlim etmiş. Eğer konuşmalarının prozodisini takip ederseniz, ne zaman crescendo ne zaman decrescendo, ne zaman agitato ne zaman rallentendo yapacağını çözebiliyorsunuz (sevgili HCÖ bu terimleri bilir). Baykal ise bir Beyaz Türk(!); kabadayılığı beceremiyor.

Zâten amacı iktidara gelmek filân da değil Baykal’ın. Buna gerçekten inanan bir aklı başında kişi olduğunu sanmıyorum. İnanılmaz derecede ahmakça bir çıkışla Genel Kurmay’ı karşısına alıp AKP’nin yanına iten, normâl konuştuğunda da “ıgggh, eegghhh” filân deyip ikide bir gırtlak temizleyen Baykal’dan ne köy olur, ne de kasaba. Partisinin de hiçbir ciddi atılımı, açılımı, plânı, programı yok. Bu sebeple de ikide bir Devletlû’nun istihzalarına mâruz kalıyor, “bize adam gibi muhalefet lâzım” diye dalgasını geçiyor… Bakın, şu anda (13:38) Baykal partisinin mütevâzi olduğunu söylüyor. Yâni CHP, paralel (koşut) imiş; Türkiye’yi idare etme adayı Türkçe bilmiyor! Mütevâzı yâni alçakgönüllü demeyi öğrenememiş.

MHP’nin spiker Genel Başkanı da gözünü yazılı metinden kaldırdığı anda hiddet saçıyor.

Bir tek Ayrılıkçı Kürtçü Parti’nin başkanı Türk çok mazlum ve mazmun üslûpla hitap ediyor. Bu da ona puan toplatıyor, prim yapıyor.

30 ilâ 50 kadar Arap Kürt Partisi mensubu, bahçe sulayıcısı Tamer Genç’i linç etmeye kalkıyorlar, ellerinden CHP’liler kurtarıyor; yoksa paramparça edecekler adamı. Devletlû’ya soruyorlar, en ufak bir üzüntü veya pişmanlık ifâdesi göstermediği gibi, “terörist bizzat o kişinin kendisidir” filân diyebiliyor! Bir psikiyatr olarak dehşete düşüyorum; imam gaz çıkarırsa cemaat ne yapar? Bu tavır TBMM’de “tamamlanmış linçe” yol açar pek yakında. Nitekim, “ayaktakımı” diye aşağıladığı işçiler galeyana geliyorlar ve iktidar işçisiyle de kavgalı hâle geliyor. Bu liderin ve partisinin kavgalı olmadığı tek bir kurum veya kişi kaldı mı? Kalmadı. Bu kadar güçlüsün, bütün medya senin elinde, daha niye herkesle kavga edersin?

Bunun cevabı çok değerli genç bir meklekdaşımın, Psikiyatri Uzmanı Cemal Dindar’ın Devletlû’nun ruhî tahlilini yaptığı Bi’at ve Öfke kitabında var. Bir solukta okudum ve herkese tavsiye ederim. Nedense bu satış rekorları kırması icap eden kitaba D&R’larda ve diğer kitapçılarda rastlayamıyorsunuz. “Listeye alalım, gelince haber veririz” filân diyorlar ama o haber Godot gibi… Ben nereden mi buldum? Sağ olsun, tam bir tevâzu numûnesi olarak kendisi fakülteye getirdi; bir daldık ki sohbete, üç buçuk saat tefekkür ettik. Demokratik Türkiye’de sansür mü var acep, yok canım, hiç öyle şey olur mu!

Dün milliyetçi kökenli eski devlet adamı Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem nihayet sâkince ve müeddep bir üslûpla bu gidişatı eleştiriyor, yâni Süperegoluk yapıyor: “Merkez sağ parti olma şansını kaçırdık, türban Türkiye’nin en öncelikli mes’elesi miydi ki… Keşke %47 rey almasaydık, daha ihtiyatlı hareket ederdik; kalan %53’ü çok rahatsız ediyoruz” diyor. Ama bu parti kocaman bir İd olduğu için, bakarsınız onu da döverler. Ego zâten nâmevcut!

Bulgarlar balıkçılarımıza “yanlışlıkla” ateş açıp öldürüyorlar; Ayrılıkçı Kürtçü Parti’nin “kardeşlerimiz” dediği militanlar Mehmetçikler’i tuzağa düşürüp bir binbaşıyla bir eri şehit ediyorlar gene. Şehit Binbaşı Ercümet Türkmen’in İskenderun’da yaşayan babası, yetkililerin “oğlunuz çatışmada yaralandı” telefonu ile durumu anlıyor. Ardından bir telefon daha geliyor, “efendim sizi ziyaret etmek istiyoruz” diye. Baba Rasim Türkmen, oğlunun şehit olduğunu bu ikinci haberle yüreğinde yaşıyor, “tabii buyurun, bekliyorum” diyor. Ardından gidip takım elbisesini giyiyor, kravatını özenle takıyor. Kendisine oğlunun şehit düştüğü haberini verecek asker ve sivil görevlileri bekliyor: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8792694.asp?gid=229&sz=81425. Niğdeli şehit er İdris Polat’ın da terhisine 15 gün kalmış. Babası Muammer Polat “vatan sağ olsun. Söylenecek ne var? Bugün beni de alsınlar ben de giderim” demiş. Annesi Mukaddes Polat’ın ise bitkin olduğu görülmüş. Karısı Sahre Polat’ın “Ben onunla daha vedâlaşmadım. Onu nereye götürüyorsunuz” diyerek ağıt yakması, tâziyeye gelenleri duygulandırmış. 3 yaşındaki kızı Yağmur ise dedesi Muammer Polat’ın kucağında çevresinde olup, bitenleri seyretmiş. Boğazımda bir yumruk…

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç şiddetle ve önemle “tek Türkiye var, hepimiz aynı geminin içindeyiz” diye ikaz ediyor herkesi…

Bütün bunlar olurken devlet ortada yok. Her tarafta kadrolaşıyorlar ve “Peygamber” diye bahsedilen Fethullah’ın ışığa kavuşmuş talebeleri her yere yerleşiyorlar.

Büyük bir mizah şâheseri olarak da, Devletlû, İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yapmak için Şam’a gidiyor! Yâhu, bu zât-ı muhterem orada bir ağzını açarsa, ancak savaş çıkarır; arabuluculuk itina, sevecenlik, kurnazlık, zekâ, kıvraklık, sükûnet ve suhulet gerektirir. Belki de CIA özellikle ayarlamıştır bu buluşmayı.

Ergenekon rezâleti iyice gemi azıya almış vaziyette. Geçen gün cinnet geçiren bir emekli asker bombalarla, Kaleşnikoflarla çoluğunu çocuğunu öldürdü. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e de gün doğdu. Eminim bu adamın da çeteyle alâkası vardır ve Veli Küçük ve Alparslan Arslan’ın birlikte göründüğü fotoğrafın da ilhamıyla, 15–20 kişi daha sabaha karşı karakola götürülür! Yâhu, Türkiye’de en asttan en üste kadar hemen bütün emekli askerin hâtıra veya “gerekirse” diye sakladığı tabancaları, tüfekleri, bombaları vardır. Zekeriya Öz isterse TSK mensubu veya askerlik yapmış herkesi gözaltına aldırabilir.

Bu arada Çalık Grubu diye birileri Sabah-ATV’yi yok fiyatına kapatıyor ve finansal kaynağı çok şâibeli. Gülümüz’ün 16 yaşındaki oğlu ticarete atlıyor.

Devletlû ise dünyanın en zengin 10 liderinden biri olarak anılıyor.

Tesettür defilesi diye bir rezillikle dinin de, imanın da, ahlâkın da canına okunuyor… Midem kalkıyor güzelim İslâm’ın emperyalizmin hizmetine bu kadar iğrenç şekilde sunulmasından dolayı. Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem çok haklı… Aslında Devletlû da çok haklı!

Ayaklar baş oldu.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 26 Nisan 2008 Cumartesi

6 Yorum »

  1. Hasan Demir

    26 Nisan 2008

    Bu yazınızın herhalde ilk ben okumuşum. Onbeşgündür sitenizde dolaşıyorum. Yorumlar dahil okumadığm az yazı kalmıştır. Özellikle din , tanrı , peygamber(ler) le ilgili yazdıklarınız beni yalnızlıktan kurtardı. Sağolun.

    Dün akşam size birşeyler yazıp teşekkür etmek istiyordum.
    Bide Cemal Dindar’ların açtığı siteden ‘’www.akildefteri-turkiye.com'’ dan bahsedecektim. Size ve bu siteyle ilgilenen arkadaşlara. Güzel bir dünya dileğiyle….Herkese MERHABA.

  2. Nevzat Dağlı

    30 Nisan 2008

    Öfkeli nutuk

    Öfke bir sanattır nutuk atmakta,
    Konuşur, haykırır kızarım ulan!
    Dilimin altında jilet yatmakta,
    Keyfimi kıranı çizerim ulan!

    Demokrasi varsa önce bana var,
    Sürüyü bozmasın üç asi davar.
    Bir küfür ederim tenkidi savar,
    Bir sözle fiyaka bozarım ulan!

    Gastede, dergide kadın soymayın,
    Sonra yolunuza döşerim mayın.
    Halk beni seviyor karşı koymayın,
    Muhalif olanı ezerim ulan!

    Rahleyi tedriste yapmışım ilim,
    Sözümü tutmalı her tür eğilim.
    Mürekkep yaladım cahil değilim,
    Adımı alnına yazarım ulan!

    Beğenmeyen gider, beğenen kalır,
    Dik başlı olanlar dersini alır.
    Haklıymış, haksızmış bana vız gelir,
    Getirtir karşıma dizerim ulan!

    Kemalmiş, nevzatmış bana ne yahu,
    Biat etmiyorsa asidir ruhu.
    Taciz eden varsa bizim güruhu,
    Acımam kabrini kazarım ulan!

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat

  3. Erdem Maraboğlu

    7 Mayıs 2008

    Yazılarınız iyi güzelde %50sinde iddia ettiğiniz konuların kanıtı yok… ülkemizde zaten kanıtsız konuşma yapan ortaya iddia sürenlerin sayısı çok fazlaki artık bu tür şeylerden midem bulanıyor…

    Mesele Din Olunca Kutuplaşma çok daha fazla oluyor.. kaybeden kazanana çok daha fazla saldırıyor çok daha fazla ayrı kollardan saldırıyor.. malzememi ? hiç önemli değil kesin bişeyler bulunuyor…

    Türkiye’deki aydın kesimine kalırsa her parti darbe yemeledir
    Her Parti ölümcül hatalar yapmaktadır
    Hiç Bir Parti Amacına Hizmet Etmemektedir

    10 yıl önce AVRUPA BİRLİĞİ diye afedersiniz biyerlerini yırtanlar şimdi her ne hikmetse avurapa birliğinden nefret eder oldular ? önceden avrupa birliğine girmek iyi bişeydide şimdimi kötü bişey oldu ? yada aklınız başınıza şimdimi geldi ? dedimya “hiç önemli değil kesin bişeyler bulunuyor… ” diye mevzu o mevzu…

    kanıt yok …
    gülünün çocuğunu imzaları atarken mi görüntüledin ?

    tesettür denen şey neden rezillik oluyor ve neden dinin de, imanın da, ahlâkın da canına okuyor ?

    Sizin Gibi Milliyetçiler okadar canımı sıkıyorki anlatamam

    AKP canımı 10 sıkıyor siz 20 sıkıyorsunuz

    SUÇLANANDA SUÇLAYANDA SUÇLU
    ALLAH’A ÇOK ŞÜKÜR İNANIYORUMKİ BU ÜLKE NE SİZE NEDE ONLARA KALACAK

    BİZ ATATÜRKÇÜ GENÇLERE KALACAK !!!!!

    Yazınızda bişeye daha dikkat ettim…
    Size Göre Şuan Türkiye’yi Yönetse Yönetse “siz” yönetirsiniz.. Şuna Baksanıza Konu Kim Olursa Olsun Sürekli Bi Dalga Havası ??

    Feytullaha kimler peygamber diyomuş merak ettim ? lütfen videolarını yollarmısınız ? Türkiyede herhangi biri, değil feytullah başka biri için peygamber dese o kişiye deli muamelesi yapılır.. Hepimiz müslümanız gerçeği biliyoruz … DEĞİL Mİ ?

    alın ellerinize kalemleri
    hiç bişey üretmeyin
    sadece karalayın
    kağıtta hiç bir şey olmasada karalayın
    bir şeyler olsada
    o profösörü
    o doktoru
    isminizin önüne o yüzden eklediniz DEĞİL Mİ ?

    ALLAH’IM SEN BU ÜLKENİN GERİZEKALI MİLLİYETÇİLERİNEDE GERİZEKALI DİNCİLERİNEDE AKIL FİKİR VER YARABBİM !!!

  4. Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

    7 Mayıs 2008

    Sevgili Ziyâretçilerim,

    Yukarıdaki “yorumu” hiç dokunmadan buraya koydum. Yazar kızgın, eleştiriyor ama neye, niçin belli değil.

    FG’den yabancı basında “prophet” diye bahsedildiğinden bîhaber. Bu konuda yerli büyük medyada çıkan röportajları okumamış. Gülümüz’ün oğlunun marifetleri için de aynı şey geçerli.

    Ama öfkeli…

    İşte, bilgisiz ama fikir sâhibi yurdum insanlarından biri!

    Herkese sevgiler Washington DC’den, ABG’nin merkezinden, Pentagon’un dibinden…

  5. Nevzat Dağlı

    8 Mayıs 2008

    Dangalakların şifresi

    Bilgi edinmeden fikir açıklar
    Boşa ahkam kesen yozdur dangalak
    Suçsuza yüklenir, suçluyu aklar
    Kendisi yolunan kazdır dangalak

    Yavaşça konuşmaz, her an bağırır
    Kornayla evinden çocuk çağırır
    Göbeğini kaşır, sıkça geğirir
    Tepeden tırnağa pozdur dangalak

    İstenmediğini anlamaz, gelir
    Kendini önemser, değerli bilir
    Güçsüze hükmeder, güce eğilir
    Zorbanın elinde kozdur dangalak

    Sözcük dağarcığı üçyüzü geçmez
    Gözü dışardadır, yerliyi seçmez
    Okumak, izlemek onları açmaz
    Çalmadan oynayan kızdır dangalak

    Demokrat geçinir, böler parçalar
    Ağzına geleni tutmayıp salar
    Saygı, sevgi hariç, her telden çalar
    Düzeni bozulmuş sazdır dangalak

    Nevzat’a saldırır, kusurlar bulur
    Sanır ki sövgüsü yanıtsız kalır
    Her türlü sohbete maydanoz olur
    Tatlıya dökülen tuzdur dangalak

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat

  6. Mehmet öztürk

    8 Mayıs 2008

    Olli Rehn ‘e açık mektup (Lütfen ne ilgisi var demeyin)

    Olli Rehn abey, Ben eski dolmuşun tavanından boru çıkarttım, içinde kokoreç pişirip satıyordum. Yeni gelen belediye zabıtası, bana mahallede kokoreç sattırmıyor. Dolmuşun tavanındaki burudan çıkan duman çevreyi kirletiyormuş, temiz değilmiş, açıkta gıda pişirilmezmiş. Beni, iyi temizlenmemiş bağırsakları insanlara yediriyorsuuun, burası Afganistan mıııı, Arabistan mıııı, diyerek kovalıyor. Kokoreç tezgahına el koyup ticaret özgürlüğümü engelliyor. Şu işe de bir el atıver abey. Demokratik ticaretten yanayız de, AB ilişkilerini demokratik ticarette göstereceğiniz performans belirleyecektir de, vatandaşın damak tadına demokrasilerde karışılmaz de, çoğunluk kokoreç yemek istiyorsa, ister iyi temizlenmemiş olsun, ister eski dolmuşun içinde, ister el arabasında pişirilsin, bu demokratik bir tercihtir de.
    Aramızda kalsın abey, bu zabıta hem aşırı laik, hem de Ergenekon cu. Babasını camide görmüşler yakasında kalpaklı Atatürk rozeti takılıymış. Balkonuna da bayrak asıyor. Bir de sümüklü sömürgeciler demokrasiden ne anlar, onların demokrasilerini Irak ta gördük diyormuş. Sana sümüklü diyor abey, Bir el at şu işe . Ben otobüs paranı vereyim, gel şu zabıtaya 4 şaplak atıver.
    Gönderdiğim Tariş zeytin yağı ile Ayder balını yenge sevdi mi, afiyet olsun. Sizin oralar soğukmuş, anam sana yün çorap örüyor. Allah seni üstümüzden eksik etmesin. Hayırlı günler abey.

    Kokoreççi Ramazan
    Alsancak-_İZMİR

  7. Yorumunuz mu var?