Gazeteci Yazar Rıza Zelyut’ın “Yabancı Kaynaklara Göre Türk Kimliği” İsimli Yeni Kitabı

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 460 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

— “Türk’ün bilinen en eski tarihinden beri, Türk kadınının durumu, toplum içindeki varlığı, konumu hiç bu kadar kötü olmamıştı” diyor gazeteci yazar Rıza Zelyut. “Bakınız, Göktürk Yazıtları’nda önce anneye saygı sunulur… Oğul, odaya girdiğinde önce annenin elini öper, sonra babanın; bütün kararlarda kadına danışılır. Şenliklerde, şölenlerde, ağıtlarda kadın erkeğin yanındadır, toplumun vazgeçilmez, temel taşıdır. Göktürkler’de, Hazarlar’da, Oğuzlar’da, Büyük Türk Hakanlığı’nda da böyle idi, Osmanlı Devleti ‘Arabist’ düşünceye geçmeden önce de… Sonraki yıllarda yavaş yavaş ne yazık ki bu günkü durumuna geldi.”Rıza Zelyut kadının hayatındaki değişikliğin sebebini, “Arabizm’in eseri olan sahte dinci ideolojilerle kandırılması, aktif hayat biçiminden uzaklaştırılması” olarak gösteriyor ve ekliyor: “Tarihte Türk kadını, erkekle birlikte hayatın içindedir. Hâttâ zaman zaman fetihçi gücün bir parçasıdır da. Çin’e egemen olan Hun Yabgusu’nun 10 bin kişilik kadınlardan kurulu Amazon ordusunu hatırlayalım. Savaşçı kadınlar… Ama bu gün kadınlarımız ne yazık ki gönüllü biçimde kendilerini kapatıp, erkekten ve toplumdan uzak bir dünyaya yöneliyorlar. Toplumun silkelenip çağdaş seviye hedefine yeniden yönelmesi için kadınlarımız hangi milletin kadını olduklarını hatırlamalı, Amazon ruhlarını canlandırmalı, uyandırmalı”…

—“Günümüzde Cumhuriyet değerleri yerine getirilmeye çalışılan İslâmcı değerler nedeniyle son yirmi yılda kadınlarımız toplumdaki yerlerini kaybetmişlerdir”.

—Tarihteki Türk kimliğinden, devlet yapısından farklı bir yapıya, kimliğe yönelişin simgesel ismi midir ‘Yeni Osmanlıcılar’? Kimdir bunlar?

—“59. Hükûmet Dönemi’nde Başbakanlık Müsteşarı koltuğunda oturan Ömer Dinçer, 1995 tarihli bir makalesinde ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin yerini, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesindeyim’ demişti. Yeni Osmanlıcılar işte bu zihniyeti paylaşanlar. Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun değerlerine karşı tavır alanlar, Osmanlıyı yüceltmeye çalışıyor, Osmanlı tipi devlet kurmaya çalışıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı alternatif bir model oluşturmaya çalışıyorlar. ‘Cumhuriyetle savaşmak için bir devlet modeli gerekiyor’ diyorlar; Osmanlı devletini seçiyorlar. Şeriat hukukunu birden dayatamıyorlar. Şeriat hukukunu demokratik ortamda uygulayamayacaklarını bildiklerinden cemaatçiliğe yöneliyorlar. Her yerdeler. Tarikatçı fikirler Türkiye’nin kurtuluşu için çözüm olarak öne çıkarılıyor.”

İktidar yeni Osmanlıcı mıdır sizce?

—Evet. AKP’nin yürüdüğü yol yeni Osmanlıcıdır. Vahdettin’i yüceltirler; Batı işbirlikçiliği bunun kanıtıdır. Ajan İslâm anlayışını uyguluyorlar. Yeni Osmanlıcılar, Osmanlı’nın kurucu kimliği olan Türk kimliğini değil, Osmanlı’nın şeriatçı yanını takip ederler.

Nedir ajan İslâm anlayışı? Amacı nedir sizce?

ABD ile sıkı işbirliği içindeler. Türkiye’deki İslâmcı yapıyı güçlendirmeye çalışıyorlar. Türk halkının samimi Müslüman kesimi arasına diyalog ve hoşgörü kılıfı altına gizlenen bir dinci yapı sızıyor. Şekilci bir din anlayışı harmanlanıyor. Şekil Müslümanlığı’nın açık örneklerinden birisi türbancılıktır. İslâm dinini türbana indirgeyerek özünü çürütmüştür şekilci, ajan dinciler.

—MÖ 2000’lere kadar giden Türk kimliğini incelemiş bir kişisiniz. Müslümanlığı kabûl eden Türk toplulukları içinde türbana rastlıyor muyuz?

Kesinlikle, tereddütsüz söylerim ki tarihte bugünkü gibi türbanlı kadın tipi yok. Kalça açıkta, ayaklar açıkta kafa türbanlı… Yok böyle bir şey! Tarihte, Karahanlı Devleti, 950’lerde İslâm dinini devlet dini olarak benimsemiş ilk Türk devletidir ve Satuk Buğra Han, İslâm dinini geleneksel Türk inanışıyla yoğurmuştur. Bugün Türk İslâmı denilen modelin temeli budur ama işte bu model değiştirilmeye çalışılıyor artık.

ATATÜRK, KUMAN TÜRK’ÜDÜR

—Zaman zaman bazı çevreler Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk olmadığını seslendirirler:

Atatürk, Balkan hattında var olan Sarı Türkler’dendir. Atatürk’ün kimliğine saldıran gerici takımı Atatürk hakkında iftiralar düzenlerken, onu Balkanlı herhangi birisi, bir yabancı yani Türk milletinden olmayan bir tip olarak göstermeye çalışırlar. Atatürk tam bir Kuman (Kıpçak/Sarı Saka) Türk’üdür. Doğduğu bölge Kuman Türkleri’nin at koşturdukları bölgedir. Zâten biyolojik yapısı da Kuman Türkleri ile tam uyuşmaktadır. Ve en büyük milliyetçidir. Kurtuluş Savaşı’nda taktığı kalpak bile asırlar önceki Türk boylarının kuzu derisinden yaptığı, ‘börg’ adı verilen şapkanın neredeyse aynıdır. Tarihini bu kadar ayrıntılı bilir ve sâhip çıkardı. Türk olmakla büyük mutluluk duymuştur”.

—Meraklısı için birkaç satırda Kumanlar’ı anlatalım: Hunlar’dan ve Göktürkler’den sonra başka Türk kavimleri de Avrupa’da yerleştiler. Bunlardan biri Kumanlar’dı. Yaşadıkları bölge bugün Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Güney Rusya ve Gürcistan’dı. Kumanlar ‘beyaz veya sarı insanlar’ olarak tanımlanırdı. Kıpçaklar, Kumanlar’ın devamıdır. Avrupalı’nın gözünde Kıpçaklar, sarı insanlardır. Bu tip, bugün Anadolu’daki Yörükler’de bolca görülür. Mavi gözlüdür, orta boylu, sağlam yapılıdır.

TÜRK TİPİ SARIŞINDIR

1-Türk ismi bugün, dili Türkçe olan halkların genel ismi olarak kullanılıyor. Bu halklar Milât’tan binlerce yıl önce Türkçe konuşan etnik yapılardan oluşuyordu. Türkçe’yi ilk konuşanlar Kırgızlar, Hunlar idi. Asya’nın doğusundan Avrupa’nın ortalarına kadar yayılan Türk halkları, Türk etnik adını kendi tarihsel şekillenmelerinden çok daha önce kullanmışlardır.

2-Türk kelimesi “güçlü, sert” anlamına gelir. Araştırmacı A. N. Kononoff’a göre, bu isim bir kabile birliğini târif etmekte kullanılmıştır. Hunlar, Türk adını kullanan ilk kavimdi. Hunlar’ın bir kolu olan Açinalar/Asena 545 yılında tarih sahnesinde yerini aldı ve Türk adıyla anılan ilk devlet kurulmuş oldu.

3-Prens Açina, 500 çadırlık bir boyun lideriydi. Hunlar’dan ayrılmıştı. Açinalar demircilikte usta olan bir halktı ve bu meslek sırrı kabile içinde saklı tutuluyordu. Açina, Asil Kurt anlamına geliyordu. Demiri işleme becerileri sayesinde Altaylar’a gidebilmişler ve oralarda yurt edinmişlerdi.

4-Kara kaşlı, kara gözlü, yağız delikanlılar, kadınlar… Bugün kime “Türk tipi nedir?”diye soracak olsak büyük çoğunluk böyle tanımlar hiç kuşkusuz. Oysa Rıza Zelyut’un tesbitlerine göre asıl Türk tipi, sarışın, gök gözlü, uzun boylu, kumral. Büyük Okyanus’tan başlayıp, Güney Sibirya’dan Ural Dağları’na, Ukrayna ve Balkanlar’ın kuzeyine kadar olan coğrafyada yaşayan Türkler, akınlarla Asya’ya yönelmeden önce kendi öz genetik yapılarında bugünkü Avrupalı tanımıyla neredeyse aynı idiler. Mongoloid yapıdaki Türk tipi sonradan oluşmuştur ve sayısı azdır.

5-Tarihteki en güçlü Türk devletlerinden biri olan Göktürkler, zaman içinde halkın ihtiyaçlarını, isteklerini karşılayamayınca ‘zengin Çin bizi mutlu etsin’ diyerek Çin’le işbirliğine girişmişti. Ancak bu işbirliği bir süre sonra Türkler’in Çin içinde asimile olmasına yol açtı. Gazeteci Zelyut, “Şimdi de AB hedefimiz var. ‘AB bizi mutlu edecek, kalkındıracak’ deniliyor. Tarihteki Çin hayâli Göktürk İmparatorluğu’nu zora sokmuştu. Tarihten ders almanın tam vaktidir”.

6-Millet olarak ortak davranışlarımız en az 2 bin yıldır aynı durumda. Çinli casus Chang Sun Seng’in 581 yılındaki tesbiti bugün için de geçerli değil mi: “Türkler birbirine karşı kuşkucu ve kıskanç. Onları sinsilikle birbirine düşürmek, şiddet kullanarak yenmekten daha kolaydır”.

***

Gazeteci Yazar Rıza Zelyut yazmış, ben de naklettim. Meraklısına not: Akşam Gazetesi’nde yazıyor kendisi.

Çinliler’in bu tesbiti pek önemli.

Değerli meslekdaşım Erol Göka da Türk kimliğini ve grup davranışlarını tetkik eden güzel kitaplar yazıyor son zamanlarda.

Türk-İslâm sentezcisi veya tevhitçisi olmayan Müslüman bir Türk olarak memnuniyet duyuyorum bu gelişmelerden. Tıpkı Hristiyan, Musevî, hâttâ Bahaî Türkler gibi…

Bir de, nedense, ikide bir Gâzi’nin Selânik dönmesi bir Sabetayist olduğu söylenir.

Buyurun, cevap yukarıda!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 27 Nisan 2008 Pazar

5 Yorum »

  1. hüseyin sungur

    28 Nisan 2008

    Hayatta ise ALLAH uzun ömür versin,uçmağa vardı ise,mekanı cennet olsun…KAZIM MİRŞAN hocadan söz ediyorum.Kütüphanemde torunlarıma aktaracğım bir kitabı var hocanın.LÜTFEN benden başkaca arkadaşlarda da varsa,((yeni basımlarının olmadığını biliyorum ve sanırım üzeri her nedense örtüldü bu kitabın)) elden ele fotokopi vs ile çoğaltarak,gönendirelim çevremizi.

    EVET ARKADAŞLAR,kitabımızın adı :

    PROTÜRK BİLGİNLERİNE GÖRE ASRTO FİZİK..
    1990 YILINDA,Ankara’da Yeni Çığır A.Ş. isimli bir yayıncı tarafından yayınlanmış.
    İzninizle kitabın sonundaki sözlükten birkaç örnek kelime aktarmak istiyorum:

    ATOM : TUYUN
    CALENDER : YIM ((I harfinin üzerinde yanyana iki adet nokta var))

    CONVENTIONAL: KÖNİ
    CONVERGENT : YÜRÜNTEG
    ENERGY : TAP
    KINETIC ENERGY : TAP..
    Kelimeleri ing. vermemin nedeni,KAZIM HOCA o şekilde düzenlemiş.

    MERAKLI OLAN ARKADAŞLARA DUYURULUR.

  2. Özge Süngü

    30 Nisan 2008

    ‘Cumhuriyetle savaşmak için bir devlet modeli gerekiyor’ diyorlar;

    ://www.youtube.com/watch?v=6oSfiOnFvQo

    AKP’nin yürüdüğü yol yeni Osmanlıcıdır. Vahdettin’i yüceltirler; Batı işbirlikçiliği bunun kanıtıdır

  3. sevil tuzuner

    1 Mayıs 2008

    turk tarihine ilgi duyanlar icin tavsiye edebilecegim bir kitap.tarihin basladigi on turk uygarlıgı resmi tarihin cokusu. yazarı haluk tarcan. tore yayın grubu toreyayın@yahoo.com meraklisina sevgi ve saygi ile.

  4. sevil tuzuner

    1 Mayıs 2008

    sn. huseyin sungur kazim mirsan hoca halen hayattadır ve yasına ragmen yazmaya ve uretmeye devam etmektedir. bugun itibariyle 40 adet arastırma ve bilimsel eseri mevcut. internetteki sitesinden siparis verilmektedir.ayrıca diger dillerde de eserleri vardir. ilginize…

  5. hüseyin sungur

    1 Mayıs 2008

    Muhterem SEVİL HANIM ;

    İlgi ve uyarınıza çok teşekkür ederim.

    Bu ülkede,hiç tevazu göstermeden ifade etmek isterim,bizim gibi insanlar,mide krampları,ülser ,gastrit gibi sıkıntılarla boğuşmak zorundadır.Örneğin ben,kronik uykusuzluk çekiyorum!
    Haluk TARCAN hocayı hatırlıyorum,CEVİZOĞLU soruyor,bu çalışmalarınızı “”yukarılara”" ilettiniz mi,diyor.
    Mübarek de,GEN KUR dahil,çalmadığım kapı kalmadı,hepsinden aldığım yanıt,”"bize ne birader,sana mı kaldı bu işler”" gibi,insanı cinnete götürecek tavırlar oldu diyor.
    Bizim gibilerde,tevenin önünde bunları gördüğünde,mide kramplarına duçar oluyoruz.

    Hele KAZIM HOCAnın canlı yayında HALAÇOĞLU ile bir tartışması vardı ki,hüngür hüngür ağlamıştım.Ayrıntıya girmeyelim.

    Hocanın internet sitesini,birkaç gün önce tespit ettim.((ne ayıp bana))…

    seda sayana mı çıkarsak,acuna mı çıkarsak da MEMLEKET haberdar olsa bu MÜBAREK insandan.

    İnsanın UMUDUNUN kaybolması,rüyalarının çalınması,çaresizlik girdabında boğulmaya yüz tutması ne acıdır!
    Ne trajedidir!
    ÖRNEK :
    Tam 30yıl önce,bağlamayı çok sesli çalabilmeyi düşündüm SEVİL HANIMCIĞIM.Komşum,İST DEV. konservatuarında ileri piyano hocasıydı.Evinde,piyanosunun başında,sabahlara kadar beni eğitti GÖNÜLLÜ olarak.
    Sonra elimizde bağlama,aynen KAZIM HOCA gibi,başta İST radyosu olmak üzere,çalmadığımız kapı kalmadı.
    Alay ettiler,tiye aldılar,bir bardak su bile ikram etmedi başvurduklarımız.

    KAZIM HOCAnın yalnızca ASTROFİZİK kitabı,21.yüzyıl dünyasının BİLİM ANLAYIŞINI yerle bir edecek bir şahaserdir,bırakın diğerlerini efendim.

    KİMİN UMURU!

    sizi tanıdığıma çok sevindim.
    Lütfen www.mersinistikbal.net sitesine teşrif ediniz.

    saygılarımla

  6. Yorumunuz mu var?