Arsiv : Nisan 2008

TURHAN ÇÖMEZ: YENİ BİR LİDER Mİ DOĞUYOR?

Operatör Dr. Turhan Çömez’le birkaç ay önce tanıştık, bir buçuk saat kadar sohbet ettik. Çok açık, net ve düzgün bir adam olduğu intibâını aldım.Aşağıdaki açıklamaları da bunu destekliyor:

***

10 Nisan 2008 Perşembe 18:21

AK Parti’den ihraç edilen Turhan Çömez’den gündemi derinden sarsacak açıklamalar.

AKP Merkez Disiplin Kurulu’nun partiden ihraç ettiği Balıkesir eski Milletvekili Dr. Turhan Çömez, AKP’nin kapatılma davasından büyük üzüntü duyduğunu, ancak hazırlanan iddianamede güçlü deliller olduğunu söyledi. Ergenekon soruşturmasının da bir tiyatro olduğunu öne sürdü. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (4)

KARIKOCALARA KISACIK TAVSİYELER

Ey kocalar, hemen bütün primatlar gibi, Y kromozomunuzun getirdiği bir çok-eşlilik ve her dişiyi dölleyip hareminize katma eğiliminiz var; bunu da destekleyen evrimsel antisosyal davranış portföyünüz: Kavgacılık, öteki üzerindeki mülkiyet hissi ve rekabet… Siz alfa dominantsınız.

İster gözünüz çöplükte kalmış olsun, ister olmasın, fark etmez. Karınızı aldatmayın. Çünkü kadın mutlaka anlar; sezinler, sezer veya bir şeyle… Ama anlar. Anlayınca da gönül kâsesi kırılır. O kâseyi daha ne kadar yapıştırmaya kalksanız da olmaz, eskisi gibi sağlam ve sızdırmaz vasfına kavuşamaz. Doğum gününü, nişanlanma ve evlilik yıldönümlerini, hâttâ ilk kesiştiğiniz ve öpüştüğünüz günleri filân mutlaka hatırlayıp karınca kararınca bir güzellik yapın.

Arada bir ufak hediyeler, sürpriz romanslar onu size iyice bağlayacaktır. Cinsel hayatınızda “önce o, sonra ben” veya “ikimiz” modeline önem verin. Espri için dahi başka güzel kadınlarla mukayese etmeyin. Sabah dişinizi yıkayın, duşunuzu yapın ve en azından kökü kokmayın. Erkeğe yakışır diye, bizde böyle diye karınızın yanında gaz çıkarmayın. Öfkenize dâima hâkim olun, karınız sizin boks torbanız değildir!

Unutmayın ki, kadın, eskittiği erkeği sever…

***

Ey karılar, hemen bütün primatlar gibi, X kromozomunuzun getirdiği bir fırsatını bulursa kaçamak yapma ve her erkeğe mavi boncuk dağıtıp tâlipleriniz arasına katma eğiliminiz var; bunu da destekleyen evrimsel histriyonik davranış portföyünüz: Birbirine düşürücülük, öteki üzerindeki mülkiyet hissi ve rekabet… Siz çaktırmadan alfa dominantsınız ve bu sâdece insan türüne özgü… Akıllı kadın kocasına bir şeyi çaktırmadan yaptırıp sonra da ona hayranlık gösterisi yapandır. Bu riya değil, akıllılıktır ve inanın ki misliyle geri-dönüş alıp sevinirsiniz.

İster gözünüz çöplükte kalmış olsun, ister olmasın, fark etmez. Kocanızı aldatmayın. Çünkü erkek kolay kolay uyanmaz… Ama bir gün gelir, anlar. Anlayınca da gönül kâsesi kırılır. O kâseyi daha ne kadar yapıştırmaya kalksanız da olmaz, eskisi gibi sağlam ve sızdırmaz vasfına kavuşamaz. Ayrıca, kafanızı da kırabilir! Doğum gününü, nişanlanma ve evlilik yıldönümlerini, hâttâ ilk kesiştiğiniz ve öpüştüğünüz günleri filân mutlaka hatırlayıp karınca kararınca bir güzellik yapın ama karşılığını bulamazsanız sâdece hissettirin, yoksa da küsüp bozum olmayın.

Arada bir ufak hediyeler, sürpriz romanslar, “kocasının orospusu olmak” onu size iyice bağlayacaktır. Cinsel hayatınızda “önce o, sonra ben” veya “ikimiz” modeline önem verin. Espri için dahi başka heriflerle mukayese etmeyin; hiçbir erkek buna tahammül edemez. Sabah dişinizi yıkayın, duşunuzu yapın ve güzel kokun. Öfkenize dâima hâkim olun, asla küsüp surat asmayın ve onu herhangi bir şey için cezalandırmak amacıyla “vermemek” yoluna tenezzül etmeyin.

***

Ey karıkocalar, evlilik iyi günde kötü günde beraberliktir ama muhatabınız da asla ağlama duvarı değildir. Bırakın bâzı şeyler sizinle yaşlansın ve mezara gitsin. Ama, ne olursa olsun, saygıyı kaybetmeyin. Birbirlerinizin farklı yönlerine de, benimsemeseniz dahi, tahammül edin; göreceksiniz ki zamanla otomatiğe geçer… Sâdece ikinizin olacağı özel günler veya anlar yaratın, hiç olmazsa birkaç haftada bir… Sevgi pekiştirilmeyi ister; esirgemeyin…

Ebeveynlerinize sevgi ve saygıyı esirgemeyin. Onlara mutlaka iyi ve gönül alıcı davranın. Hele yaşlılarınız ne derlerse desinler, ne yaparlarsa yapsınlar “eyvallah” deyin. Onlar misafirdir, yarın gittiklerinde gözleriniz pişmanlıkla değil, sevgiyle dolsun.

Çocuklarınıza iyi örnek olmaya çalışın. Yanlarında birbirinizi kırmayın ve öfkelerinizin telefonu olarak onları sakın ha kullanmayın. Onlara ne maddî ne de manevî anlamda asla vurmayın. Onlar da misafir, kaçınılmaz olarak kendi yuvalarını kurmak üzere bir gün gidecekler. Öyle izler bırakın ki beyinlerinde, sizi yaşlılık ve düşkünlük günlerinizde cân-ı yürekten, sevgiyle arasınlar, vazifeten değil. Ama bunu onlardan bilhassa beklemeyin. İlgi göstermezlerse de küsmeyin. İyi ebeveyn olmak, fâizi olmayan bir yatırımdır ve her zaman ektiğini biçemeyebilir insan… Onun için, birbirinizin ve dostlarınızın kıymetini iyi bilin.

Son olarak da… Yaşlılık ve düşkünlük zamanlarınız için önceden hazırlık yapın. Yapın ki bu dünyadan göçerken kimseye “ah” da, “minnet” de etmeyin. O günler geldiğinde, yetîm-i akran olduğunuzda, gene siz ikiniz kalacaksınız.

Sevin, sayın, kollayın birbirinizi. Öyle olun ki, gidiverdiğinizde sizi güzellikle yâd edecek en az bir kişi olsun bâki kalan.

Gerisi boş lâf…

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 12 Nisan 2008 Cumartesi

Yorumlar (5)

KÜRT SORUNU–2

Lûtfen bu yazımı okumadan önce http://www.keremdoksat.com/2006/12/01/kurt-sorunu/ yazımı tekrar okuyunuz. Önce son hâdiseleri gazetelerden iktibasla özetleyeceğim…

***

1990’da Diyarbakır’ın Hazro İlçesi’ne bağlı Meşebağlar Köyü’nde oturan ve dünkü saldırıda öldürülen İzzettin İkilik, aynı köyde yaşayan, soyadları da aynı olan ancak akrabalıkları bulunmayan Zozan İkilik’i evlenmek için kaçırmış. Bunun üzerine Zozan İkilik’in babası Yemlihan İkilik, İzzettin İkilik’in ağabeyi Şahabettin İkilik’i öldürmüş. 1990’da Şahabettin İkilik’in öldürülmesinin intikamını almak isteyen Recep İkilik ve İzzettin İkilik, kaçırılan Zozan’ın dayısının oğlu Hüsnü Zeren’i öldürmüş ve iki âile arasında kan davası başlamış. Zozan İkilik’i kaçıran İkilik Âilesi, kan davasının büyümemesi için bu tarihten sonra Mersin’in Tarsus İlçesi’ne göç etmiş. 1992’de ise aynı köyde oturan İnce Âilesi ile Zeren Âilesi arasında 1984’deki bir yaralama olayı nedeniyle güdülen kan davası alevlenmiş. Aynı yıl Abdulkadir Zeren, Ömer İnce’nin kardeşi Kutmir İnce’yi öldürmüş. Bunun üzerine Tarsus’a göç eden İkilik Ailesi, İnce Ailesi’ni yanlarına çağırmış. İnce Âilesi de kan davasından kaçarak Tarsus’a göç etmişler. İkilik Âilesi, İnce Âilesi’nin ev kiralarını ödeyip, iş bulmalarına kadar her konuda yardım edip kol kanat germiş. 17 Aralık 2006’da, 14 yıl kurşunların hedef gözetmediği kan davası nedeniyle yine Diyarbakır’da silâhlar çekilmiş. 1992’de öldürülen Kutmir İnce’nin kardeşi Zeki İnce ile kardeşleri ve yeğenleri, kan davalıları Zeren Âilesi’nden Abdulkadir Zeren’i öldürmüşler. 9 Şubat 2007’de kan davası bu kez Tarsus’a sıçramış. Abdulkadir Zeren’in intikamını almak için yakınları, İnce Âilesi’nin fertlerinin peşine düşmüşler. Tarsus’ta takip edilen Ömer İnce kardeşi Sabri İnce, Tarsus Tren Garı’nda Diyarbakır’dan gezmeye gelen akrabaları 24 yaşındaki Sinem Zoroğlu’nu karşılamaya gitmiş. Zoroğlu’yu otomobillerine alan İnce kardeşler, silâhlı saldırıya uğramış. Ömer İnce ölürken, Sabri İnce ile Zoroğlu yaralı kurtulmuş. Ramazan, Mehmet, Hilmi ve Mahmut Zeren zanlı olarak tutuklanmış. Bu olayla ilgili İkilik Âilesi’nden Mahmut İkilik de olay sırasında Diyarbakır’daki bâzı kişilerle yaptığı telefon konuşması nedeniyle cinayete karıştığı gerekçesiyle tutuklanmış ama geçtiğimiz hafta tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (7)

KOSOVA’NIN SIRRI

Mütareke medyası uygun görüldüğünde uygun haberleri verir. Bakın http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8600959.asp?gid=229&sz=74294 mekânındaki habere:

***

Uzaydan görünen üs (Kamer Özbucak yazıyor)

Kosova’da görev yapan KFOR askerleri “Uzaydan görünen iki şey var. Biri Çin Seddi, diğeri burada” diyorlar.

En büyük Amerikan üssü

İşte Amerika’nın yabancı topraklarda kurduğu gelmiş geçmiş en büyük askeri üs. “21. Yüzyılın silâh deposu” olarak da anılıyor. Bondsteel Camp. Kosova’da

17 Şubat’ta bağımsızlığını ilân ederken, her yere Amerikan bayraklarıyla donatılan ülke. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (4)

NUTUK’UN GİZLİ ŞİFRESİ VARMIŞ!

Aziz dostum Dr. Alper Kaya bana bir mesaj yolladı ki, demeyin gitsin: Mevzûubahis haber şu (doğru mu, asparagas mı bilemem):

Beyin cerrahı Dr. Muammer Yüksel ile biyofizik uzmanı Dr. Erhan Kızıltan, bir
bilimsel araştırma için bir araya gelip çalışmaya başlamış. Bu araştırma için gerekli olan bilgisayar programını Dr. Erhan Kızıltan yazmış. Programın çalışıp çalışmadığını denemek için o sırada bilgisayarda tam metni hazır olarak bulunan Atatürk’ün 15–20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP kongresinde okuduğu Büyük Nutuk’unu programa koymuşlar. Bir süre sonra, program Nutuk’un içinde her kelimenin kaçar kez tekrarlandığını ortaya çıkarır. İki bilim adamı, ilk olarak Nutuk’ta 19’ar kez tekrarlanan kelimeleri ilk kullanım sıralarına göre bir araya getirerek bir metin ortaya çıkarırmışlar. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

3 sayfa : « 1 [2] 3 »