ATLAR GİBİ AYAKTA UYUTULUYORUZ!

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 391 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.

Bir dostum dertleniyor:

***

Bunlar (yabancılar, Araplar ve Yahudiler) ülkenin her şeyini aldılar. Kapitülasyonları yasa çıkartmadan geri verdiler.

Evvelce hiç olmazsa padişah fermanı vardı, bir yerde bir kurala bağlı idi. Şimdi o da yok.

Memlekette Sudanlı, Cezayirli yobazlar, 25.000 YTL sermayeli yabancı sermaye şirketi kurabiliyorlar. Böyle yabancı sermaye şirketi dolandırıcılıktan başka işe yaramaz.

Bor’u mu bize bırakacaklar? Milleti türbanla, anayasa ile uğraştırırken el altından her şeyi satıyorlar.

Genel Müdür de tehdit edilir; karşı çıkan herkes tehdit edilir. Zâten direnirse bunlar onu görevden alıp itiraz etmeyecek birini getiriverirler.

Zâten Sayın İngiltere Kraliçesi’nin bizimkileri ziyaretinin sebeb-i hikmetinin Bor olduğu ileri sürülüyor. Petrolün yerini almaya aday, kullanılacağı motorlar fiilen üretilmiş, dünyanın en temiz yakıtı ya, ABG’lilere yedirmek istemiyorlar. Belki bu tepişme bizi kurtarır. Yoksa o işi de bitmiş bilmemiz gerekiyor.

***

Bakın, Mehmet Şevket Eygi bile isyan etmiş, neler yazmış:

Bu memlekette on milyon işsiz var… Aşsız vatandaşlar perişan vaziyette… İnanmayacaksanız ama ayda 250 liraya çalışan insanlar, çocuklar var. Beş altı yüz liralık emekli maaşlarıyla sürünenler var… Çocuklarına bir kilo kiraz alıp yediremeyenler var…

Hâl böyle iken birtakım politikacılar, medyacılar, iş adamları Nemrud gibi, Firavun gibi lüks ve sefahat içinde yaşıyor.

Bu politikacıların, medyacıların, iş adamlarının bir kısmı dindar…

Haydi dinsizlere fazla bir şey demeyelim, dindar geçinenlerin israf yapması, lüks bataklığına batması, sefahat pisliğine gömülmesi doğru mudur?

Din kardeşleri aç iken nasıl böyle yaşayabilirler?

Bunlar 5 yıldızlı otelleri beğenmiyor, 7 yıldızlılara iniyor. Normâl odaları beğenmiyor, kral süitlerinde kalıyor.

Bu adamlar 30 bin dolarlık otomobillere binmeyi bir zül addediyor, 150 bin liralık ihtişamlı binitlerde gurur ve kibir içinde dolaşıyor.

Hem Müslüman’ız diyorlar, hem de Peygamber’in “komşusu aç gecelerken, kendisi tok sabahlayan bizden değildir” tehdidinden korkmuyorlar.

Lüks, aşırı konfor, sefahat, haddinden fazla tüketim içinde yaşayanlar örnek Müslümanlar değil, Nemrud ve Firavun tabiatlı münafıklar ve fâsıklardır.

Çinlilerden ibret alalım. Türkiye’de şu anda on binlerce Çinli bulunuyor. Ülkelerine gidip geliyorlar, ticaret yapıyorlar. Zerre kadar israf ve gösteriş sergilemiyorlar. Binlerce çeşit malı tânesi 1 liradan satıyorlar. Kazançlarını kuruş kuruş biriktiriyorlar. Mütevâzı yiyorlar, mütevâzı geceliyorlar. Bir Çinli’nin kazandığı para ile içki içip seks âlemi yapması, lüks otelde yatması, parasını saçıp savurması görülmemiştir.

Bilhassa bâzı Müslüman devlet ve hükümet adamları ve hanımları, on milyonlarca halkın geçim sıkıntısı çektiği bu ülkede biraz daha dikkatli ve ahlâklı hareket etmelidir.

Nedir o korkunç fiyatlara yaptırılan elmaslı, pırlantalı, yâkutlu, zümrütlü, safirli mücevherler…

Nedir o yüz bin liralık lüks saatler (MKD: Swarovski ve Bulgari gözlükler de benden)

Lüks bir mağazadan bir kadın çorabının 400 liraya alındığını duyuyoruz. Müslüman politikacılara ve iş adamlarının hanımlarına böyle alış verişler yakışır mı?

Bâzı Müslüman politikacılar medyacılar, iş adamları Ağa Han gibi debdebe ve ihtişam içinde yaşıyor.

Kendileri, eşleri, oğulları, kızları, torunları, yeğenleri eski Hint Mihrâceleri gibi hayat sürüyor.

Bu memlekette genel bir refah olsa, herkesin tuzu kuru olsa, hiç sefalet ve sıkıntı olmasa yüreğim yanmaz bu kadar.

Kimse bana kızmasın. Yazdıklarım doğru mu değil mi onu düşünsün. Doğruysa herkes kendisine çeki düzen versin.

Bunca vatandaşın sefalet ve sıkıntı içinde yaşadığı bu ülkede 400 liraya kadın çorabı alınmaz.

Kur’ân’ı Korumayan Müslümanlar da Çarpılır!

Bir Amerikan askeri Irak’ta Kur’ân-ı Kerim’i hedef tahtası olarak kullanmış… Kutsal Kitabımız’a böyle iğrenç bir saldırıyı ancak Ebû Cehil gibi azgınlar yapar.

Medenî bir düşman asla böyle bir alçaklık yapmaz. Savaşın da kuralları, etiği vardır.

Amerikalı asker ve ABD idarecileri bunun hesabını Allah’a verecektir. Allah’ın kelâmına kurşun sıkmanın bedeli çok ağırdır.

Şimdi biz Müslümanlar bu konuda öncelikle kendimizi sorgulamalıyız…

Kur’ân’ı, İslâm’ı, Peygamber’i gereği gibi savunmayan Müslümanlar büyük bir sorumluluk altındadır.

Türkiye’yi ele alalım:

Bugün ülkemizde yıllık bütçeleri milyarlarca dolar olan çok zengin, çok güçlü İslâmî cemaatler vardır. Onların temel vazifelerinden biri de, başta Kur’ân-ı Azimüşşan olmak üzere İslâm mukaddesatını korumaktır.

Amerikalılar’ın bu iğrenç saldırısı bir iki cılız inilti ile savuşturulamaz.

Kaatiller Irak’ta bir milyon kardeşimizi öldürdüler.

Müslümanlar’ı birbirine düşürdüler.

O güzel İslâm ülkesini virâneye, cehenneme çevirdiler.

Hâlâ da öldürmeye, yakmaya, yıkmaya, mukaddesatımıza saldırmaya devam ediyorlar.

Bizim bu kötülükleri elimizden geldiği kadar protesto etmemiz, def’ine çalışmamız gerekmez mi?

Bu vazifemizi niçin yerine getirmiyoruz?

Bu hâdiseden sonra ABD elçiliğine milyonlarca protesto ve tel’in mesajı gönderilmesi gerekirdi. Bunlar gitti mi?

Bugün, bunca düşmanlığa, zulme, fâciaya rağmen hâlâ Amerikalı İslâm düşmanları ile işbirliği yapan sözde Müslümanlar var.

Kur’ân’ı gerektiği gibi savunmayan Müslümanlar, biliniz ki Hak bizi de çarpar.

Kur’ân’a saldıranlar ve o saldırıları protesto ve def etmeyenler! Çarpılmaya hazır olunuz.

Hak sillesinin nereden ve nasıl geleceği belli olmaz.

Şehid edilen bir milyon Iraklının kanlarının vebali sadece kaatiller üzerinde değil, bizim de üzerimizdedir.

***

ORDO AB CHAO

Vallahi Muhterem Mehmet Şevket Eygi Bey, Allah çarpacak mı, dürtecek, öpecek mi bilmem ama memleket çoktan Arap’a, ABG’ye ve AB’ye satıldı. Devletlû mağrur, saldırganca kükremeye devam ediyor. 1 Mayıs rezaleti çoktan unutuldu. Gülümüz itidâl için milleti çağırarak mizah yapıyor. İnanılmaz bir müsriflikle her tarafa lâle dikiliyor; bu arada vatandaşın ve şehitlerin anası üzülüyor. Dünyanın en pahalı benzini de, mazotu da bizde, gene de zam geliyor ve yetkililer kem küm ediyor. Saadettin Saran’ın ABG’de iken çıplak dans edip etmediği en mühim mes’elemiz! Tuncay Özkan ekrandan birilerine sövüyor. Sözüm ona sosyolog ve siyaset âlimi Şerif Mardin “Cumhuriyet’in iflâsından” filân bahsedebiliyor.

Türkçe de Türkiye gibi perişan! Hayasız yalan deniyor. Ne olur affedin sevgili okuyucularımız ama çüş! Hayâsızca yalan demek lâzım; yoksa testisi olan bir yalan düşünmeniz icap edecek…

Kur’ân’ın hükümlerini yok sayanları illâ Irak’ta aramaya gerek yok. Bütün Cumhuriyet ilkelerini teker teker târumar eden Arap Kürt Partisi, Ayrılıkçı Kürt Partisi, Milliyetçi(!) Hareket(sizlik) Partisi ve liderinin olağanüstü iticiliğiyle halktan tamamen kopmuş Cumhuriyet Halk(sız) Partisi sürekli bağırıp çağırıyorlar; TBMM’de linç teşebbüsü son anda önlenebiliyor. “Güneydoğu’yu kalkındıracağız” diye diye bu fakir milletin vergileriyle toplanan paralar müstakbel Türkiye Kürdistanı’na akıtılıyor. AKP’nin sözüm ona savunması ile bizi oyalıyorlar. İç harbin patlaması an mes’elesi. Trenler mayınlanıyor. Her gün şehit veriliyor. ABG her an İran’ı vurabilir ve bu da 3. Dünya Harbi’dir.

Artık dünyadan haber almak için BBC WORLD’ü, CNN’i (bizdeki uyduruğunu değil) seyrediyorum. Mars’ta yapılan araştırmalar ileride orada seçkinlerin kolonileşmesi amacıyla Güneş’in kızıl topa dönüşeceği zamanlara (2.5 milyar sene sonra) ziraate yetiştirmek için plânlanıyor. Pek yakında Büyük Patlama taklit edilecek ve muazzam bilgi patlaması olacak.

Yâhu, bunların yaptığını masonların, rotaryenlerin veya LIONS mensuplarının içinde yer aldığı bir kabine yapsaydı deliler gibi haykırırlardı “Siyonistler”, “Yahudi işbirlikçileri”, “İslâm düşmanları” filân diye. Eh, hani, neredesiniz milliyetçi mukaddesatçı geçinen “sağcı” millet? Tıkınız da, gıkınız da yok.

Vatanına ve milletine bağlı, lâikliğe hayat tarzı olarak bakan ama hepsi de inançlı kardeşlerime ise yüklenen yüklenene. Beynelmilel emperyalizme Türkiye’yi masonlar peşkeş çekmiş sanki, utanmadan hâlâ yükleniyorsunuz! El insaf…

İşte, ben de Türkiye Fikir ve Kültür Derneği’nin kullandığı “önce kargaşa, akabinde düzen gelir” anlamındaki Ordo Ab Chao’yu kullandım. Vatan Gazetesi’nden Yiğit Bulut da çekindiğinden bunları kullanmadan aynı şeyleri yazmış geçen gün (vallahi de billâhi de mason mu değil mi bilmiyorum).

Neyse, çok güzel bir tesis olan Dragos Park Otel’de (http://www.dragosparkhotel.com/) Özdemir Erdoğan’dan kısık sesle şarkı dinleyip bir de yüksek sesle fırça yemek isterseniz, son iki hafta, haberiniz olsun…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 27 Mayıs 2008 Salı

11 Yorum »

  1. hüseyin sungur

    27 Mayıs 2008

    Sevgili KEREM DOKSAT HOCA;
    Mason,rotary ve lionslar ile ilgili düşündüklerim mahfuz kalmak kaydıyla,yazınıza katılıyorum…

    Ancak dikkat ederseniz burada hep eleştiri yazıyorsunuz.İyi de artık yavaş yavaş tedaviye sıra gelmiyor mu!
    En azından küçük paragraflar halinde,ağır ağır çözüme doğru bir beyin fırtınası başlatsak artık…

    Ne dersiniz ihvanlar!

  2. Kaan ÖZSAYINER

    27 Mayıs 2008

    Deniz Gökçe’nin bir yazısı. Dünyada 20 yılı aşkın %7 nin üzerinde sürekli büyüyen 13 devleti yayınlamış. Bu ülkelere bakıldığında. Brezilya, Honkong, Tayvan, Güney Kore gibi ülkeler var. Bu 13 ülkenin ortak özelliği ise yabancı sermayenin ülke içinde ki aktifliği.

    Yine bu ülkelerin hiç biri kendini emperyalizme peşkeş çekilmiş gibi hissetmiyor.

    Türkiyede inanılmaz bir algılama değişimi yaşanıyor. Yenilikçi sol ve liberal demokratlar yavaş yavaş içe kapanma politikasını savunurken dışa açılım ve dünya ile entegre olma politikası üretmek ülkenin muhafazakar demokratlarına kalmış. Vah halimize.

    Yazının linki aşağıdadır.

    http://gazeteoku.com/popup.php?id=14&url=http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=119263,10,12

  3. Kaan ÖZSAYINER

    28 Mayıs 2008

    :) Hüseyin Bey Kerem Hoca’nın mason olduğuna dair çok güçlü iddilar dolaşır internette hiç denk gelmediniz mi. Bence o iddialara itafen yazılmış o paragraf.

    Bu iddia sahiplerinin en güçlü kanıtı hocanın görünüşü ve konuşma uslubu. Benim bir kaç rotary bir kaçta lions kulübünden tanıdığım arkadaşım var (daha masonlarla tanışma şerefine ulaşamadık :) ) ortak nokta yakalayamadım.

    Ben masonluğu çok ta muhalif biri değilim nihayetinde onları bu dünyanın derin devleti olarak görüyorum. Onlar olmasa anglo onlarda olmasa frenkler oda olmasa alim allah araplar yönetirdi derin devleti. Ben memnunum nasıl olsa biri olacaktı..

  4. hüseyin sungur

    28 Mayıs 2008

    Tabii ki kendilerini peşkeş çekilmiş hissetmezler.Sen de g.kore dışında,senelerce batının “”odalığını” yap,sömürül,düzül,sonunda bu benzer bir hayatın normal olduğuna kanaat getirirsin.Brezilya,senelerce ispanyanın sömürgesi değil miydi!

    Tayvan,honkkong u örnek vermek,DENİZ GÖKÇE için yazıyorum,aptallıktır,salaklıktır.DG bütün diplomalarını yırtsın,o kadar övündüğü amerikada okuduğu lisanüstü eğitimlerini de çöpe atsın.Bana kalkıp vahşi kapitalizmin insanı yoketme duraklarını,hipotezlerini “”büyük bir bilgi”" gibi vermesin.Vahşetin tellallarıdır DENİZ GÖKÇE gibiler.
    Oturmuşlar para babalarının kucaklarına,alıyorlar dolarları,yazıyorlar makaleleri.

    Tayvan açık bir kerhanedir,utanmadan da turizm bakanı çıkar,TURİZM gelirlerimiz artıyor der:”"gazeteler”" den.

    Honkkong ingiliz emperyalizminin lağımıdır.
    Nerden devlet oluyorlarmış?

    devamını yazacağım,hiç merak etmeyiniz…

  5. hüseyin sungur

    28 Mayıs 2008

    Pardon bir noktayı unuttum TAYVAN için,hemen ekleyeyim…

    Tayvan için kerhane yazmıştım,TAYVAN kerhane değildir,ötesindedir!

    yani çocuk kerhanesidir.

  6. Mehmet Kerem Doksat

    28 Mayıs 2008

    Sevgili Ziyâretçilerim,

    Bu mekânın önceki kısımlarından birinde de ifşa etmiştim, gene edeyim de meraktan kurtulun. 16 sene LIONS’ta çalıştım, iki dönem Kalamış LIONS Derneği Başkanlığı yaptım. Vakitsizlikten ayrıldım.

    6 sene de Galatasaray ROTARY’de çalıştım, gene vakitsizlikten ayrıldım.

    Fırsat buldukça toplantılarına katılıyorum.

    Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın 17 senelik faâl üyesiyim. Türkiye Fikir ve Kültür Derneği’nde de idarî olanlar hâricinde bütün derecelere yükseldim.

    Daha fazla açıklamaya sanırım lüzum kalmamıştır. Fakat, sizlerden ricam o ki, bana masonluk hakkında suâller sormayın çünkü Büyük Üstâd’ın emri olmadan kimse masonluk hakkında yorum yapamaz, bir kardeşinin kimliğini o hayatta olduğu sürece açıklayamaz.

    Şu kadarını söyleyebilirim ki, Türk masonluğu dünyada eşsizdir; tamamen millîdir ve hiç bir gayrı ahlâkî, yasalara ters düşen, vatana ve millete aykırı faâliyette bulunulamaz. Hâttâ böyle şeyler yapmak ihraç sebebidir. Ayrıca, localarda her türlü dinî ve siyasî tartışma kat’iyen yasaktır. Tamamen yasal bir teşkilâttır ve İçişleri Bakanlığı’nda hakkında her türlü bilgi mevcuttur.

    Buraya yazdıklarım benim kanaâtlerimdir ve ne masonluğu ne de diğer teşkilâtları bağlar.

    LIONS ve ROTARY ile ilgili çok kısa bilgi: Denktaş’a tam millî destek bu iki kurumdan gelmiştir. Son zamanlardaki gelişmelere karşı ulusal bir infiâl içindedirler ve Atatürk resmi asılmakta, onu ve ilkelerini anlatan konferansların yanısıra, pek çok hayır işi yapılmaktadır. Masonluktan farklı olarak, herhangi bir LIONS veya ROTARY toplantısına misâfir olabilirsiniz.

    Herkese Sevgi ve Saygılarımı Sunuyorum.

  7. Murat Şaşzade

    28 Mayıs 2008

    Sayın Hocam,

    Analizlerinizi ve yorumlarınızı büyük bir keyifle okuyorum. Dünya üzerinde küresel ekonomi uygulayıcıları ve büyük senaryoyu yazanlar, ulus devletleri açık pazarlar haline getirip, sömürmek istiyorlar. Bu amaca ulaşmak için değişik stratejiler kullanıyorlar. Türkiye dünya paylaşım savaşında çok kritik bir konumdadır. Milli kimliğimiz ve değerlerimiz psikolojik harb kullanılarak aşındırılmaya ve yok edilmeye çalışılmaktadır. Avrasya bölgesi dünyanın kalbi konumundadır. Bu bölge küresel sermaye ve jandarması tarafından etnik ve dini bölücülük ile suni devletçiklere bölünüp sömürülmek istenmektedir. Küresel güçler, yurdumuzdaki uzantıları yardımıyla kargaşayı körüklemektedir. Her kargaşanın arkasından düzen gelir. Dengenin oluşması için ne gerekiyorsa ödenir. Tek kutuplu düzenin ABG’nin karşısında mahşerin 4 atlısı, Rusya, Çin, İran ve Hindistan’ın yeni bir denge oluşturma sürecine girdiklerini görüyorum. Yeni denge kurulunca, Türkiye’deki kargaşanın da bir düzene kavuşacağına inanıyorum. 2000 yıllık bir devlet geleneğimiz var. Bu da stratejik anlamda en büyük kozumuz. Küllerimizden yeniden doğarız. Sevgilerimle

  8. hüseyin sungur

    28 Mayıs 2008

    Sevgili KAAN ÖZSAYINER ;tam da bu sütunu açıp,size KEREM Hoca’nın masonlukla,daha önceki bir tartışmadan dolayı açıkca izah ettiği alakasını aktaracaktım ki, masonluk ilgisini yeniden aktardığını gördüm.Dolayısıyla hoca beni kurtardı,bu birinci notum.Her ne kadar şu anda sohbetimiz,az da olsa lions–rotary–mason eksenine kayıyor olmakla birlikte,bu kadar kusurun kadı kızında da olabileceği umuduyla,üstelik de RUHSAL RİSK ALARAK,devam etmek isteriz sohbete,bu minvai üzere…

    Malum,epistemoloji bilgi felsefesi demek olup,bilginin künhünü,cinsini,cibilliyetini araştıran bir disiplindir.Bugünün dünyasında,SEZGİ yoluyla da bilginin künhüne,çekirdeğine gidilebileceği hüsn-ü kabul görmektedir.Yani illa ki laboratuvar dinamikleri ile bilgiyi pekiştirme durumunda,olamayabiliriz.Bu itibarla,sevgili KEREM DOKSAT Hoca’nın rotary,lions ve masonlukla ilgili,samimi olduğundan hiç şüphe duymadığım izahlarına,YANİ MİLLİ sözcüğüne yaptığı vurguya,üzülerek pek de katılmadığımı beyan etmek isterim.
    ŞÖYLEKİ;
    Peşin hüküm,insan ruhunun paslanmasıdır,adeta kilitlenmesidir.Bu riski göze alarak,yazmak istiyorum…Ancak,üzerinde eyleştiğimiz disiplin, sosyal bilgi alanı olup,müspet bilgi disiplinleri gibi,maddi delillerin kolayca elde edilebileceği sahalar değildir.
    ((Nasıl ki DENİZ GÖKÇE,alıntıladığınız yazısında,TÜRKİYE’ye, emsal gösterdiği ülkeler//ne kadar devletse!!! o ülkeler// üzerinden,rahatlıkla ŞAŞIBEŞ bakabiliyor!!!???))
    Buradan hareketle,KEREM DOKSAT Hoca’nın da benzer bir bulanık göüntü algılaması içinde olabileceğini düşünüyorum,Türkiye masonluğu için,tam millidir derken.

    Sorulur Hüseyin Sungur’a;sen nerden biliyorsun ki masonluğu,mason musun ki böylesine aşırı bir cümleyi kurabiliyorsun!
    Böyle bir olası tenbihi,peşinen kabul ediyorum ve zaten o yüzden,yukarda,”"” risk alıyorum”" dedim…

    Efendim rotary ve lionsluk,masonluğun arka bahçesidir.Her lions ve rotary,bilahare mason olmayabilir ya da olamayabilir.

    Üniversitede iken,İ.İ.T.İ.A. SultanAhmet((Marmara Üni.)),yapı itibariyle,görece masonluğa benzeyen,dışarlıklı bir öğrenci-gençlik derneğinde//örgütünde 4yıl çalışmıştım.Adını da vereyim; AIESEC TÜRKİYE,İst. birleşik komitesi.
    1940ların sonunda isveçte kurulmuş,bilahare dünya merkezi belçikaya taşınmış bir kuruluş.Kısaca,bugünün işletme-iktiad öğrencisi,yarının yöneticisi–işadamı saikiyle,bugünden işhayatına hazırlanalım diyen bir örgütlenme…Türkiye kurucusu,TOGAY BAYATLI!!!

    Sık sık u.arası yönetim kurulundan,teftişe gelirlerdi…
    Habire şu tenbihatta bulunurlardı;”"unutmayın, u.arası bir örgütte çalışıyorsunuz,elinize verdiğimiz temel yönergelerin dışına çıkamazsınız”"..Ufak,tefek hoşgörüler olurdu ama,hepsi o…

    Ayrıntısını hatırlamamakla birlikte,çok yakın bir geçmişte,Türk(!!)) masonlar,fransaya gittilerdi.Ancak,franszı mahfili,ermeni soykırımı için dayatır bir tutumda idi.Bunun üzerine Türk(!) mason üstadı,protesto ederek,altındaki biraderlerini gönderdi bu toplantıya.Kendisi gitmedi.

    Şimdi bir lionsun,rotaryinin,kusura bakmasınlar özellikle Kerem hoca beni bağışlasın ama,DENKTAŞ’ı desteklemesi vs,bana karikatür geliyor.
    Hele kerem hoca’nın “”ulusal infial içindeler,ATATÜRK resmi asıyorlar”" cümlesi garip geldi.Yani cümle içindeki anlamıyla anlarsam,”"eskiden Atatürk resmi asmıyorlardı,artık bakın resim de asıyorlar” gibi bir anlama çıkıyor ortaya.GALİBA…

    Karşı tez olarak,akla Şili devlet başkanı ALLENDE meselesi gelebilir!
    Malumu ilam edelim,bilmeyenlere; efendim allende,20. yyda,seçimle işbaşına gelmiş,ilk marksist devlet başkanıdır.üstelik de derecesini bilmemekle birlikte,ciddi yukarda bir masondu.Peki neden ve nasıl oldu da, amerikalı Int fruit company ve bizde de çok bilinen,çoğumuzun ilk siyah beyaz teve markası olan,ITT SCHAUP LORENZ tarafından,kamyoncular sendikası satın alınarak, düzenlenen bir karşı bir ihtilalle devrilip,katledildi!
    hani allende masondu,mason birader dayanışması vardı,nereye gitti onlar?Diye sorulabilir!!!
    Sorular yerindedir ve doğrudur.
    O zaman karşı soru soralım bu soru demetine!

    Efendiler,kapitalizmin,emperyalist aşamasında ANTAGONİST çelişki diye birşey duymuş olmalısınız…
    1. ve 2, cihan savaşları ne içindir arkadaşlar!!!
    Kore savaşı nedir arkadaşlar!

    Toparlamaya çalışalım aklımız yettiğince…

    mason,lions ve rotary dünyasından,KAAN BEY,sizin aksinize , çok arkadaşım var.En az mason var…
    Evet Kerem Hoca’nın yazdığı gibi konuşmazlar,konuşamazlar…

    Kusura bakılmasın,milli hassasiyet ifadesi pek tatmin etmiyor beni….

    Saygı ve sevgi dileklerimle

  9. Kaan ÖZSAYINER

    28 Mayıs 2008

    Ben istemeyerek konu dışı bir yorum getirmişim yazıya ama internet ortamı da biraz serbest çağrışımlarla oluşan bilgi etkileşimi olarak gördüğüm için çok fazla suçluluk hissetmiyorum.

    Masonluk hakkında bende sizin gibi çok sıcak değilim bu yapılanmaya ama azimli bir düşmanıda değilim. Genel felsefeleri dünyada olduğu gibi yaşadıkları ülkenin yasalarına ve değerlerine saygılı suç işlemeyen insanların oluşturduğu bir gruptur. Son noktada şu vardır ki bulundukları ülkenin yönetiminin gizli ortağıdır.

    Atatürk’ün mason yapılanmalarını yasaklaması ve ancak onun vefatından sonra tekrar açılabilmesi de ayrı bir soru işaretidir benim için. (Bu bilgi kesin bir bilgi değildir benim için araştırmasını yapmadım, başka sebepler ile de kapanmış olabilir zamanında. Yani bu konu ilgi alanım dışında olduğundan sığ bir bilgiye sahibim)

    Çetin Altanın bir yazısı geldi aklıma. “Üç büyük il için valilerinin bu güne kadar hep mason bağlantılı kişiler olduğunu söylemek isterdim ama bunun için elimde yazılı kanıt yok” demiştir.

    Her şeye rağmen şu an yasalara aykırı olmayan ve ülkenin parçası olan olguya söylenebilecek negatif yönde ki yorum dışında bir yaptırım söz konusu olamaz.

  10. Kaan ÖZSAYINER

    28 Mayıs 2008

    Deniz Gökçe için söylediklerinize yorum yapmayacağım çünkü ekonomi benim uzmanlık alanımın çok uzağında bir nokta olmakla birlikte kapitalizm dışında bilinen bir alternatif yol varsa dünyayı yönetmeye talip oturup üzerine düşünürüz..

  11. hüseyin sungur

    29 Mayıs 2008

    Sevgili KAAN ÖZSAYINER ;
    Önce ,benim için sıra dışı olan bir kişiden söz etmek isterim.İstanbul’da ikamet ettiğinizi varsayarak,kitaplarını bulabilme şansınızın yüksek olduğunu düşünüyorum.
    ALİ ERGİN GÜRAN,1940 doğumlu,bana göre matematik alimi bir kişi.Bildiğim kadarıyla ÜSKÜDAR’da yaşıyor.
    BİN YILIN MANİFESTOSU
    ARİSTO FELSEFESİNİN İFLASI
    AKLIN YENİDEN KEŞFİ VE İSTANBUL 1826IN RÖVANŞI gibi,adları da sıradışı çalışmaları var.Maalesef herhangi bir y.evi marifetiyle kitaplarını yayınlamıyor.Dostlarının parasal desteğiyle ve o da 500adetle sınırlı miktarı piyasaya sürüyorlar.Şu anda iletişim tlfları üzeimde yok,meraklı biri olduğunuzu hissetmemden dolayı,ALİ ERGİN HOCA ile kitapları aracılığıyla iritibatlanmanızı çok isterim.
    Bana hhsungur@hotmail.com adresine yazarsanız ayrıntıyı bildiririm…

    Bu manada,gelelim ilm-i iktisada…
    ALİ ERGİN hocadan mülhem olarak,bir bilgi alanının BİLİM mesabesini haketmesi için,DİYOR ALİ ERGİN,”"sabitesinin”" olması gerekir.Ne demek sabite?
    Malum,madem KEREM HOCA’nın mekanındayız,tıp ile örnek verelim: sıhhatli bir insan bedeninin ısısı,kutupda da,ekvatorda da 36.5 derecedir,değil mi KEREM HOCAM…

    Bu itibarla,vasat bir kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu bir ekonomide,örneğin klasik ALFRED MARSHALL iktisad anlayışı uyarınca,YÜZDE ALTIYA kadar enflasyonu ,sıhhatli bulur kap. ekonomi anlayışı.

    Öte yandan,en azından bizim zamanımızda öyleydi,NEGATİF ENFLASYON diye bir kavram vardır ve benim zamanımın ekonomi kitaplarında,”"YARIM SAYFA”" olarak “”geçiştirilirdi”…Peki,o halde nedir NEGATİF ENFLASYON!
    Ben yaşayarak,danimarkadaki bir ortak yatırım projesini yürütmeye çalışırken,fiilen öğrendim…

    Efendim,mevcut milli ekonomi,o kadar sıhhatli ve istikrarlı ki,o hal içinde ücret–fiat politikaları da aynı psikolojik seviyeyi koruyor ve dolayısıyla,TOPLUMDA,giderek bir metafizik tüketim tatmini doğuyor,vatandaşın cebinde ay sonunda,tomarla para kalıyor!!!
    Şimdi bir başka bağlamda bu da yanlış!
    Şimdi olur mu canım,ne güzel işte,yurttaş,farkında olmadan da olsa,tasarruf etmiş olmuyor mu!
    Evet ama,kapitalist mel’un böyle düşünmüyor.İlla ki diyor,dinlenen para kötüdür,mutlaka bir yerlere kanalize edilmesi gerekir.
    Çat yeni bir yaşam sigortası poliçesi uyduruyor.
    Olmadı…Yaz tatili diyor…
    Olmadı…Evini yenile diyor….
    hasılı,adam kararlı,mutlaka cebindeki paranın,yüklü bir kısmını,ZATİ SUNGUR gibi,hokuspokusla cebinden alacak…

    Deniz Gökçe gibileri bunları bilmezler mi!!!
    Feriştahını bilirler.Ama AĞABABALARININ şerrinden dolayı,söyleyemezler, söyletmez sistem…
    KORKUT BORATAV hocayı okursanız,müthiş bir ufuk kazanırsınız.O yüzdendir ki KORKUT BORATAV gibi hocaları da,sistem,holdinglerine vs istihdam etmez…

    Min gayrı haddin,ALEV ALATLI hanımın sitesinde kimi yazılanları takip ederseniz,çok ciddi kazanımlar elde edersiniz bu baabda.

    Ben,kendi gökkubbem altında,net 52 yaşında biri olarak,çağımızın iktisad alternatifinin,rahatlıkla KUR’AN-I KERİM kaynaklı,referanslı olabileceğini düşünüyorum.

    Şayet arzu ederseniz,bu alanda size kaynak önerebilirim.

    Şimdilik sizin ve mekanın izniyle,
    hoşça kalınız…

  12. Yorumunuz mu var?