HAYSİYETİMİZ NE SEVİYEDE!

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 351 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Gazetelerde, televizyonlarda bir haber patladı: Avrupalı Parlamenterler, Türk Dışişleri Bakanı ile Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı PKK yöneticisini, Avrupa Parlamentosu’nda aynı salonda bir araya getirmeye kalkmışlar.Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı PKK’lı Gülabi Dere’nin Avrupalı Parlamenterler’le birlikte tezgâhladığı tuzak, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Türk diplomatlar tarafından ikaz edilmesiyle ile aşılmış. Olay, Babacan’ın AB toplantıları için gittiği Brüksel’de yaşanmış.

Türkiye ile AB arasında iki toplantı varmış. Bunlardan ilki, Türk Dışişleri Bakanı’nın AB Dışişleri Bakanları ile AB Komisyon binâsında bir araya geldiği, “Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı” imiş. Komisyon binasının biraz ilerisinde, Avrupa Parlamentosu binâsında ise, Türk ve Avrupalı milletvekillerinin katılımıyla, “Türkiye-Avrupa Parlamentosu karma komisyon toplantısı” gerçekleştiriliyormuş. Babacan, Dışişleri Bakanlarıyla toplantısının tamamlanmasının ardından, milletvekillerinin toplantısına da katılıp, bir konuşma yapmak üzere Avrupa Parlamentosu binasına geçmiş. İşte skandal da burada patlamış!

Avrupalı vekiller, Babacan’ın da katılıp bir konuşma yapacağı toplantıya, Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı PKK’nın yurtdışındaki elebaşlarından Gülabi Dere’yi de dâvet etmişler. Brüksel polisi de, kırmızı bültenle aranan Dere’yi değil tutuklamak, normâl insanların bile izinsiz alınmadığı, pek çok arama ve güvenlik soruşturmasından sonra girebildiği Avrupa Parlamentosu’na kabûl etmiş. Amaç, Türkiye Dışişleri Bakanı ile PKK’lı teröristi aynı salonda bir araya getirip, terör örgütüne bir şekilde “tanınma” sağlamaya çalışmakmış.

Babacan daha Avrupa Parlamentosu salonuna girer girmez, Türk diplomatlar tarafından ikaz edilmiş. O da, AP’deki muhataplarına, bu adamla ile aynı salonda bulunmasının mümkün olamayacağını söylemiş. Avrupa Parlamentosu yetkilileri, Babacan’aGülabi Dere, salonda sâdece 15 dakika kalıp çıkacak, n’olcak Jesus aşkına, birazcık anlayışlı olun, ayıp ama” filân demişler. Allah’tan bebek yüzlü ama yüreği vatan ve millet sevgisiyle dopdolu olan Babacan’ın buna karşı tavrı değişmemiş ve “Allah Peygamber aşkına, o şahıs orada olduğu sürece, o salona girmem” diye ısrarını sürdürmüş. Durun, daha bitmedi, bunun üzerine, Avrupa Parlamentosu yetkilileri, salondaki Dere’yi “ikna etmeye” çalışmışlar. Terörist, önce çıkmak istememiş, ancak daha sonra, “bir şekilde” salondan ayrılmaya “ikna edilmiş”.

Gülabi Dere’nin çıkmasının ardında, Avrupa Parlamentosu toplantı salonuna giren Babacan, babalar gibi kükreyerek konuşmasını yapmış ve sert bir ton kullanarak, “senin teröristin, benim teröristim olmaz” mesajını vermiş. Bunları işiten Avrupalı parlamenterler rezil kepaze olmuşlar, nerelere sığacaklarını bilememişler, hâttâ henüz AA tarafından resmen onaylanmayan haberlere göre, toplu hâlde intihar etmişler!

***

İmdi ve dahi şimdi, benim gariban yurdum insanı bu civanmertliği gururla ve sevinçle karşılar eminim ki; sadaka kömüre de dua eder onlar.

Ben ise delirmiş durumdayım.

Sen bu memleketin Dışişleri Bakanı’sın, eski tâbiriyle Hâriciye Vekili! Temsil ettiğin devletin kırmızı bültenle arattığı câniyi seninle ve temsil ettiğin devletle aynı kerteye oturtacak, aynı seviyeye çekecek böyle bir komploya vereceğin, verebileceğin tepki bundan mı ibâret olacak!

Ayıp, utandım, hicap içindeyim…

Derhâl bütün ekibini toplayıp orayı terk eder ve memleketine dönersin. Başbakanın da sokaktaki adamlara, çiftçilere, Kadınlar Toplantısı’ndaki şûlebaşlı hâtunlara eril tavırlarla babalanmayı bırakır, Brüksel’de yaşatılmak istenen bu hâince rezilliği en üst seviyeden babalar gibi tel’in edersiniz, kınarsınız.

Devletlû sürekli bağırıp çağırıyor.

Öfkesi bir beyin tümörü gibi katlanarak tırmanıyor; bâzen kendinden dahi geçiyor.

Ama iş Batı’ya, Sam Amca’ya geldi mi, yumuşacık ve mes’ûd, bahtiyar, hâttâ hayran hayran bakar hâl alıyor.

Yâhu, bu AKP’nin içinde gururlu, bu aşağılamalara karşı çıkan, onuru ve millî hassasiyeti olan hiç kimse yok mu? Eminim ki vardır, neden sükût eylemektesiniz?

Zâten bir işe yaramayan ana muhalefet partisinin (ismi CHP idi gâliba) telefonlarını dinleyecek kadar paranoyaklaşırken, Türkiye’nin rezil edilmesine karşı hiç mi merakınız yok?

Batı, sâdece ve sâdece güçten anlar. Onlara anlayacakları dilden hitap etmezseniz, bu istiskaller ve kepâzelikler artarak sürecektir.

Bir gün gelir sokağa çıkamazsınız beyler. Bu böyle gitmez, o şehitlerin anaları, babaları, kardeşleri, ahmak zannettiğiniz bu halk uyanır, uyandırılır.

Ayrılıkçı Kürt Partisi’nden rey kapmak için Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’ndan Kürtçe neşriyat yaparak da zâten kendinizi âit hissetmediğiniz necip Türk Milleti’ne çok büyük kötülük etmektesiniz. Siz içeride anadilde eğitim ve yayın temellerini târumar ederseniz, onlar da Gülabi Dere’leri burnunuza sokarak dalgalarını geçerler.

Heyhat!

Bakalım daha neler göreceğiz.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 28 Mayıs 2008 Çarşamba

9 Yorum »

  1. Dr.Miray Soydanser

    28 Mayıs 2008

    PKK’lı teröristin orada olması tabii ki çok rahatsız edici ama kürtçe neşriyat konusunu neden bu kadar dert ediyorsunuz?

  2. Muharrem Gül

    29 Mayıs 2008

    Güzel yazı..

    Cesaret,cesaret, daha fazla cesaret,Kurtuluş mutlaka ellerimizde..

  3. Dr. Okan Copal

    29 Mayıs 2008

    Dert ediyor çünkü kokuyor… Birgün tüm özgürlükler ellerinde patlayacak…

    Tizi reftar olanın pâyine damen dolaşır
    Erişir menzili maksuduna aheste giden

  4. Muharrem Gül

    30 Mayıs 2008

    ağır muhabbet dönüyor burda,bende bir dörtlük ile katılayım bari

    Göründü memleketin iç yüzü,çöktüyse temel.
    Simdilik harice karsi yüzümüz olsa dahi
    Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdâdimizin.
    Tükürür zannederim çehremize, vatanin tarihi.

  5. hüseyin sungur

    30 Mayıs 2008

    Muharrem GÜL…

    Merhaba,nerelerdeydin yahu!

    Hakkında yanılmamışım,bravo dörtlüğüne…

    Devamını bekleriz….

  6. hüseyin sungur

    30 Mayıs 2008

    Dr. Okan Copal ;

    Meramınızı,sağı solu patlatmadan anlatmayı deneseniz!

    O menzil-i maksuda giderken, ASİYABIN ÜNÜNE takılıyor gibisiniz!!!

  7. FikirYolu.com » Blog Arşivi » HAYSİYETİMİZ NE SEVİYEDE! /Mehmet Kerem Doksat

    1 Haziran 2008

    […]  Kaynak: http://www.keremdoksat.com/2008/05/28/haysiyetimiz-ne-seviyede/ […]

  8. Dr. Okan Copal

    5 Haziran 2008

    Er yada geç insanlar tüm haklarını alacaklardır. Hiçbir haksız düşünce kendini sonsuza dek sürdüremez.. Bu başörtüsü içinde geçerli kürt sorunu içinde geçerlidir. Ayrıca Hüseyin ben Karadenizli yim…(siz anladınız onu…)

  9. hüseyin sungur

    10 Haziran 2008

    Burası özgür bir ülkedir DR OKAN COPAL.Ben ya da sizin için HÜSEYİN her kimse,kinaye ve ima çözmek için burada değiliz.En azından ben değilim.Bir sıkıntınız,bir derdiniz her ne ise var ise,çok açık bir şekilde beyan etmekden çekinmeyin.
    Böyle özgürlükler di,ellerinde patlayacaktı vs gibi lümpen sayılabilecek ifadeleri bırakınız lütfen.Açıkca beyan ediniz kalbinizden,aklınızdan geçenleri.Karadenizli olarak,karadenizi mi istiyorsunuz,KÜRTLERİMİZİN kürdistan kurmasını mı istiyorsunuz!!
    Beyan ediniz lütfen,korkmayın,çekinmeyin.
    Zaten TÜRKLERDEN başka herkes yazılı ve sözlü özgürlükleri kullanıyor bu ülkede.

    saygılarımla

  10. Yorumunuz mu var?