Arsiv : Haziran 2008

NEDEN HAVAYA ATEŞ AÇIYOR BU “MAGANDALAR”?

Hiçbir sosyal davranış örüntüsü tek boyuttan tetkik ve izah edilemez. Bu tür indirgeyicilikler bilimsel olmaktan ziyâde, spektaküler ve ucuz değerlendirmelerdir. Memleketimizde, bilhassa feodal yapılanmanın yoğun olduğu bölgelerde ve onların büyük şehirlerdeki, kentlerdeki izdüşümlerinde anlı şanlı kutlamalarda silâh sıkmak bir gelenektir (an’ane).

—Konunun sosyal psikolojik yönü: Erkeğin, ağanın ve diğer erkeklerin güç ve heybet gösterisidir silâh atmak. Etrafa üstünlük mesajı verilir; kadınlar etkilenir ve sosyal arenadaki varoluş böylelikle “onaylanmış” olur. Bu iş sâdece bireysel anlamda değildir; aynen kollektif davranış içerisindeki topluluk için de geçerlidir. Hemen bütün kültürlerde, özellikle de zafer ve rejim kutlamalarında top atışları yapılması, aynı eğimin simgeleştirilip törenselleştirilmesinden başka bir şey değildir. 40-50 pâre top atılarak, geçmişteki bilinçdışında yerleşmiş travmalar kısmen boşaltılır, âidiyet ve güvenlik hissi pekişir. “Bugünlere” gelmemiz için dökülen kanların travmaları okşanır ve düşmanlara da “biz güçlüyüz” mesajı verilir. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (6)

HÂNEDAN RESTORAN: HESABA DİKKAT!

Herkesin değişik itiyatları vardır. Ben kuaförümün, mutat olarak gittiğim lokantaların kıymetini bilir, iyi de bahşiş bırakırım. Karşılığında da iyi hizmet, itibar ve saygı görmeyi severim. Neslim daha bir “yenilik arayıcıdır”, bendeniz ise daha muhafazakâr. Bilmediğim yerleri çok methedilmediyse keşfetmeye meraklı değilimdir.

Meselâ 30 senedir Bağdat Caddesi’ndeki Han Et Lokantası vazgeçilmez mekânımdır. Ne kaliteden ne de saygıdan tâviz vermişlerdir; ucuz değildir ama kalitesi sâbittir. Florya’daki ve Anadolu yakasındaki şûbesiyle Uludağ Et Lokantası da aynıdır. Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

ÇİN, UYGUR TÜRKLERİNE ÇİP TAKIYOR!

Olimpiyat meşalesinin Doğu Türkistan bölgesinden geçişi sırasında halka uygulanan baskı, bölgedeki sorunları bir kez daha dünya gündemine taşıdı. Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur Türkleri, barış ve kardeşlik için yapılan Olimpiyat oyunlarının sembolü olan Meşale’nin geçişi sırasında “tam bir olağanüstü hâlle” karşılaştılar. Halk, şehirlerinden geçen “barış ve kardeşlik” meşalesinin geçişi sırasında sokağa bile bırakılmadı. Çin güvenlik güçleri, bölgeyi resmen abluka altına alırken, halka da “Meşale’nin geçişini televizyonlardan seyredin” tâlimatı verildi. Doğu Türkistan’daki bu uygulamayı ve son durumu değerlendiren Türkiye’deki Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri Hamit Göktürk, bölgede yaşananları, Çin’in kendisiyle çelişmesi olarak değerlendirdi. Hamit Göktürk, “hem BM Güvenlik Konseyi’nde daimî olarak bulunan hem de Barış ve Kardeşlik Oyunları’na ev sâhipliği yapan Çin’in bu davranışı kendisiyle çelişmektir. Olimpiyat Meşalesi de Çin’in tarafından bir baskı, asimilasyon ve sindirme aracı olarak kullanılıyor” dedi. Çin’in yavaş yavaş liberalizme geçtiğini, ülkenin ekonomisinde Batı’nın etkisinin net bir şekilde hissedildiğini belirterek, “Çin, ekonomik model olarak komünizmi terk ediyor, eski kuralları uygulamıyor. Ancak, iş Doğu Türkistan’a geldiği zaman değişiyor. Doğu Türkistan’ı baskı altında tutmak için, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda eski kuralları dayatıyor. Bu bahaneyle bölge insanına baskı uyguluyor” diye konuştu. Çinliler’in Uygur Türkleri’ne potansiyel “terörist” gözüyle baktıklarını söyleyen Göktürk, bu durumun sebebini de ülkedeki komünist rejimin etkisi altındaki basının bu yönde kamuoyu oluşturması olarak gösteriyor. Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri üzerindeki baskılarının giderek daha da şiddetlendiğini ifâde edip, son olarak Türkiye’den Uygur bölgesine giden bir öğrencinin başına gelen olayı örnek olarak gösterdi. Türkiye’den bölgeye gitmek için yola çıkan bir öğrencinin Hong Kong’da 9 saat alıkonduğunu söyledi. Bunun sâdece örneklerden biri olduğunu vurgulayan Göktürk çok çarpıcı bir açıklamada bulundu: Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

İSRAİL, ABG ve İRAN-2

Çok kısa olacak bu yazı…  

….3

Sevgi, saygı ve bol miktarda kaygıyla!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 21 Haziran 2008 Cumartesi

Yorumlar (1)

BÜYÜK KULÜP: VATAN HÂİNLERİNİN GİZLİ ÜSSÜ(!)

14 Haziran 2008 tarihli “VAKİT” gazetesinde acayip bir yazı çıktı, önce onu aktarayım… Midenizi bozmamak için Türkçe hatalarını tashih ettim.

***

Gerçek Kurtlar Vadisi’inde Sabetaycılar’ın yönetici, mafya konumundaki alttakilerin günah keçisi, sıradan işçi olduğunu pek az insan fark edebiliyor. Soner YalçınEfendi” adlı kitabını boş yere yazmadı. Bu kitap çifte dinle ve kimlikle yaşadıkları için su yüzüne bugüne kadar çıkamayan, hâin, dönek damgası yemekten korkan ülkemizin gerçek yöneticileri Sabetaycılar’ın, Türkiye’nin AB’ne bağlanan umutlarıyla paralel su yüzüne çıkma girişimidir. Bu vitrini hazırlamak Yalçın’ın deyimiyle “dincilere” bırakılamazdı. Artık herkes onlardan saygı ve korku ile bahsetmeliydi; şapka çıkarmalıydı. Yalçın’ın gayretkeşliği bu yüzdendi. “20. yüzyılda Yahudiler iki devlet kurdu biri Türkiye, diğeri İsrail’dir” diyen Sabetaycılar’ın ülkemizde kurduğu gerçek Kurtlar Vadisi’ni okumaya hazır olun… Yazının devamını okumak icin tıklayın..

Yorumlar (3)

4 sayfa : [1] 2 3 4 »