ÜNİVERSİTELER NASIL İNSAN YETİŞTİRİYOR? DİKKAT!
Şu son “keşke İngilizler olsaydı, ben Atatürk’ü sevmiyorum” diyen kara câhil (anlattığı her şey yanlış çünkü) kızdan bahsetmeyeceğim. O zavallı bir bir figür, hâttâ beceriksiz bir figüran… Çoğu kimse bilmez ki, Türkiye’de milliyetçi-mukaddesatçı, Türk-İslâm sentezcisi bütün cenah zâten böyle düşünür. Padişah, Mustafa Kemâl’i pusulası aslında sapasağlam olan Bandırma Gemisi ile ve Osmanlı hazinesinden bol altın vererek millî mücadele başlatsın diye yollamış, iki İngiliz muhribi de aslında korumak için refakat etmişlerdir. Ama Selânik dönmesi, Yahudi ve mason olan İngiliz ajanı Şaşı Mustafa ona ihanet edip, gereksiz yere harbe girerek memleketi satmıştır!
Gülmeyin yâhu, vallahi böyle düşünürler ve hepsi de bal gibi Atatürk düşmanıdır! Milliyetçi Hareketsizlik Partisi’ne, Büyük(!) Birlik Partisi’ne bir bakın, anlarsınız…
***
Esas tehlike créma de la crème kısmının evlâdının okuduğu büyük ve özel (bir kısım devlet üniversiteleri de dâhil) üniversitelerde: Bilgi, Boğaziçi, Koç, Sabancı, Galatasaray, Bahçeşehir ve hemen hepsinin Fethullahçılar’ın elinde bulunduğu vakıf medreseleri!
Bilgi Üniversitesi tam bir entité morbide. Kurulma aşamasındaki “Alo Bilgi” maceraları, inanılmaz yükselişi ve –çok iyi tanıdığım birkaç kişi hâriç, onlar da nasıl dayanıyorlar bilemiyorum.
Meselâ cemaziyülevvelini pek iyi tanıdığım eski Ülkücü, Sultangaliyev için “Türkçü Turancı çizgisi ise, Türkiye’de bilinen Türkçü-Turancı çizgiden çok farklı. Sultangaliyev’in Türkçü- Turancı fikirlerinin Türkiye’deki Turancılık’la hiçbir paralelliği yok. Çünkü Asya’da Turancılık Türkî dilleri konuşan insanların bir araya geldiği, ilerici aydınlık bir yaklaşım. Solcu bir yaklaşım. Türkiye’ye ise Turancılık çok geç geliyor. Osmanlı birer birer kopunca ‘Ya biz neydik’ arayışından çıkıyor. Ziya Gökalp resmî bir devlet statüsüne dönüşmüş bir kavram, Nihal Adsız’la romantik bir söylem, MHP ile de bambaşka bir olay. Yâni Türkçüyüz, Turancıyız diyen adamlarla Sultangaliyev’in Turancılığı çok farklı” gibi irfanımı aşan lâflar eden, Milli [Millî değil] Komünizm diye kitap yazan yeni solcu [öyle olmuyor mu] Hâlit Kakınç neden oradadır; hata edip bir kere sordum, çok sert bir cevapsızlık aldım– alenen Türklük, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı yapıyorlar. Neye koştuğunu, ne dediğini bir anlasam ereceğim Toktamış Ateş hem Cumhuriyet gazetesinde yazıp hem de ne arıyor orada?
TRT’yi soyan mı ararsın, orada ders veriyor.
Zsa Zsa Gabor’dan dolayı Atatürk’e düşmanlığı perçinlenmiş iblis suratlı orada…
Bilmemkaçıncı Cumhuriyetçiler orada…
AB’nin kadrolu ajanları orada… Zaman zaman deplasmandan da destek alıyorlar, Eser Karakaş gibi, Mehmet Altan gibi (“Batılılaşma, İkinci Cumhuriyetçi olmayı gerektirir” vecizesi bu adama[!] âittir)…
Şimdi bunların hepsi STAR oldular!
Bunlar “öğrenci” yetiştiriyorlar! Vatana millete hayırlı olsun…
Ve iktidara muazzam destek veriyorlar; bütün emperyalistler de onlara.
***
Bu kadar muazzam beyin yıkama, devletin koruyucu ve kollayıcı kurumlarına sürekli olarak hücum, bilhassa 1980 felâketinden beri zâten zihinleri boşaltılmış gençlerimizi muazzam derecede etkiliyor.
Bu büyük üniversitelerde okuyan talebelerin büyük çoğunluğu İkinci Cumhuriyetçi ve Atatürk düşmanı olarak yetişiyor; Kürt mes’elesine de onların gözlüğünden bakıyorlar.
Öyle düşünmeyenleri aşağılıyorlar.
Bakın, işte en büyük tehlike burada. Bir kısmı yeni peygamberin(!) müridi olan, diğer kısmı Cumhuriyet’in temel ilke ve düsturlarına tepeden bakan bir gençlik geliyor gümbür gümbür.
Bunlarla mücadele edebilecek büyük milliyetçi potansiyel ise Allah’ın adı kullanılarak aldatılıp afyonlanıyor ve dinî kimliğin millî olanın önüne geçirilmesi manevrası gâyet ustaca tatbik ediliyor. Başörtüsü hikâyesindeki tavrına bakın sentezcilerin, gerisi boş lâf.
Ben önce Türk’üm, sonra Müslüman.
Müslümanlığın paramparça hâline bakınca, hâlis Allah sevgimi Türklük için dua ederek ve buraya yazarak yaşıyorum.
Geçenlerde Güler Kömürcü’nün yazdığı gibi, ülkeler onları kuranların ruhlarıyla yönetilirler. Yoksa yeni bir ruh gelir, rejimin muhafazacıları da buna izin vermez!
Derhâl bir millî mutabakat hükûmeti kurulup, eğitim ve öğretimdeki kepazeliğe bir son verilmezse, kendine ve özüne yabancılaşmış, Batı veya Arap perestişkârı, İslâmî Evanjelist gençler yarının Türkiyesi’nde muktedir olacaklar.
Düşmeyelim bu oyuna.
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 14 Haziran 2008 Cumartesi

