C. GUSTAV JUNG ve MÂNİDAR TESADÜFLER

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 252 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Sigmund Freud’un önce talebesi, sonra “veliahdı”, sonra da sıkı muhalifi olan büyük psikiyatr ve filozof Carl Gustav Jung, Heisenberg’in belirsizlik ilkesinden de ilhamla, mânidar tesadüflerden (significant coincidences) bahseder.Öyle hâdiseler, olaylar veya fenomenler vardır ki, hemzaman (senkron) olarak ortaya çıkmaları basit bir tesadüften öte bir anlam taşır ona göre. Bâzı parapsikolojik fenomenlerin, sıra dışı rastlantıların esasında anlamları olduğu, birer mesaj taşıdıkları kanaâtindedir. Hâttâ Jungien terapide rûyalar, yaşananlar bu perspektifle yorumlanır. Freud’dan çok farklı olarak, psikiyatrik hastalıkların da, yaşananların da illâki bir determinizm sonucunda ortaya çıkmadığını (yâni illiyet: nedensellik gerekmediğini), bilakis bunların birer gâiyetinin (sonuçsallık: finalite) taşıdıklarını, hâttâ çok özel bâzı şeylerin ise arketipal simgeler taşıyarak ortaklaşa bilinçdışından “geldiğini” iddia eder.

Hangi tesadüfün banal, hangisinin mânidar, hangisinin ise arketipal yâni kozmik olduğunu şartlara, olayların zeminine, zamanına ve tarzına bakarak karar verebiliriz…

Gazeteci Yazar Fatih Altaylı geçenlerde öyle tesadüfler yakalayıp anlattı ki, donduk kaldık!

Özetleyeyim; şöyle diyor:

Amiral Özden Örnek’in ilginç bağlantıları Darbe Günlükleri’nin yazarı Oramiral Özden Örnek’in oğullarının Çalık Grubu ile ilişkisi ne? Başbakan’ın oğlu Burak Erdoğan ile Örnek ve oğullarının yolları nerelerde kesişti?

Ergenekon soruşturması, hepimizin artık öğrendiği üzere Oramiral Özden Örnek’in Nokta dergisinde yayınlanan günlüklerindeki iddialar temel alınarak yürütülüyor. Özellikle işin “Generallerle” ilgili kısmında Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinin rolü büyük…

Soruşturma kapsamlı bir şekilde yürütülüp, ilgi alanı sürekli genişlerken, günlüklerin sâhibi Özden Örnek’in şimdiye kadar, en azından bilindiği kadarıyla savcılığa çağrılmamış ve günlüklerle ilgili ifâdesine başvurulmamış olması, aralarında benim de bulunduğum pek çok kişi tarafından “ilginç” bulundu.

Bu gibi olaylarda tesadüflere çok da inanmadığım için, küçük çaplı bir soruşturma yaptım. Ve Oramiral Özden Örnek’le ilgili çok ilginç bâzı bulgulara ulaştım.

Biliyorsunuz, Oramiral Özden Örnek’in kamuoyunca tanınan bir oğlu var: Yönetmen-yapımcı Tolga Örnek.

Tolga Örnek bir dönem çektiği film-belgesellerle halkın önüne çıkmıştı. Tolga Örnek’in çektiği en bilinen iki film-belgesel 2003 yılında gösterime giren Hititler ve 2005 yılında gösterime giren Gelibolu’ydu.

Oramiral Özden Örnek’in oğlu Tolga’nın çektiği Hititler filminin sponsorları arasında İMKB, Çalık Holding, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, THY, İstikbâl ve Nur İnşaat gibi kuruluşlar yer alıyordu. Amiral’in oğlu Tolga Örnek’in diğer filmi Gelibolu’nun sponsorları arasında dikkat çekenler ise şöyleydi: Çalık Holding ve İstikbâl.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Ne var canım bunda. O filmlerin başka sponsorları da vardı.

Doğru.

Bu yüzden soruşturmamı biraz daha derinleştirdim.

Ve çok ilginç başka bir bulguya daha ulaştım.

Çalık Holding yâni kamu bankalarının parasıyla Sabah ve ATV’yi alıp iktidarın emrine tahsis eden grup, 2004 yılının Mayıs ayında Çalgaz Doğalgaz Dağıtım Pazarlama Taşımacılık Sanayi ve Ticaret A. Ş. adında bir şirket kurmuştu.

Şirketin ortakları Çalık Enerji, Ahmet Çalık, yine Çalık’a âit Altındağ Yatırım, Aksel Goldenberg, Ruben Goldenberg ve Aşer Goldenberg yer alıyordu.

Büyük bölümü ve yönetimi Çalık Grubuna âit Çalgaz A. Ş., 20 Haziran 2005’te adını değiştirdi ve Naturelgaz Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanını aldı.

Ve sıkı durun, şirketin yönetim kurulu üyeliğine Çalık Enerji’yi temsilen Oramiral Özden Örnek’in diğer oğlu, Burak Örnek getirildi. İlginç bir buluşma değil mi?

İlginçlik bu kadarla da sınırlı değil.

Aynı şirkette Başbakan’ın damadı Berat Albayrak 1. derece imza yetkisiyle danışmanlık yapıyor.

Nokta Dergisi’nin eline nasıl geçtiği hâlâ anlaşılamayan “Darbe günlükleri”nin yazarı Oramiral Özden Örnek’in oğulları, iktidar tarafından medya sâhibi yapılan ve bu dönemde rafineri lisansı almayı başaran Çalık Grubu’nun şirketleriyle son derece içli dışlı.

Doğrusunu isterseniz ilginç bir “tesadüf”!

Tabii başka tesadüfler de var ama bence bunlar kadar önemli değil.

Meselâ Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan Kasımpaşa Deniz Hastânesi’nden “askerliğe elverişli değildir” raporu aldığı sırada Oramiral Özden Örnek bu Hastane’nin bağlı olduğu Donanma Komutanı.

Ve yine Başbakan’ın oğlu Tolga Örnek’in Kalender Orduevi’nde yapılan düğününün davetlileri arasında (bu bilgi o dönem basına da yansımıştı).

Değerli okurlar, Türkiye’de çok garip şeyler oluyor.

Hem de çok garip!

***

Bu konu hakkında bir yorum yapmadan önce özellikle üç gün bekledim.

Umdum, diledim ki bunlar tekzip edilsin, “Fatih zırvalıyor” densin…

Ama olmadı. Sükut hâkim yönlerde…

Sterilitesini muhafaza ettiğini sandığımız, o yüzden de dört bir yandan saldırıldığını düşündüğümüz TSK da mı enfekte olmuş?

Dilerim ki bunlar banal tesadüflerdir; arketipal olmadıkları kesin de…

Ya mânidarsa ve bu “anlamlılık” bir amaca yönelik olarak kul işi şeklinde sürüp gidiyorsa

Demek ki müstevlî tümör çoktaaan metastazını her yöne yapmış!

Zâten, “cemaât” Kürt mes’elesini masaya yatırdı tam bu dönemde; yöneticisi malûm. Banal bir tesadüf mü, mânidar mı, ne dersiniz?

Çıkan mesajlar, iştirakçilerden belliydi zâten.

Bir kişi hâriç!

Ona olan sevgim ve saygım hasebiyle bu toplantı hakkında yorum yapmayacağım; zâten her şey kabak gibi ortada.

Kim mi?

Söylemem, söyleyemem.

Allah bizi koruyacaktır, inanıyorum.

Olmazsa, hep beraber Adıyaman’dakimenzile” gider, aklanıp paklanıp geliriz.

2008 senesinde TBMM’ye verilen alkolizm tedavisi teklifi rezaletini ayrıca ele alacağım.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 07 Temmuz 2008 Pazartesi

3 Yorum »

  1. hüseyin sungur

    7 Temmuz 2008

    Sevgili KEREM DOKSAT HOCA ;
    Bir akademisyenin, memleketinin açmazlarına karşı,giderek geliştirdiği konumlanmasını,kendince eski bir 12 EYLÜL öncesi tüfek olarak,hassasiyet ve o denli de romantik olarak izliyorum.
    Biliyorum ki,uhdemdeki romantizim,içi boş bir “”hulyalılık” değil.Rahmetli pederinizin,kürsüde ders verirken,gövdesine sıkılan kurşuna karşı,kılını bile kıpırdatmadığını,kozmozun iltifatınca,o kör kurşunun,RECEP HOCA’NIN boynunu sıyırarak,”"hedefi”" şaşırdığını hatırlatıyor bana,konumunuz..Yanlış mı hatırlıyorum,lütfen ikaz ediniz yanlışsam…

    Türkiye akademisi,herhalde son yıllarda böyle bir levendane “”huruc-u ales sultan”" durumu görmemiştir.
    ((korkmuyorum,bir baykuş çıkacak,hocaya yağdanlık olmuş adama bakın,diyecek…EH MARİFET,İLTİFATA TABİDİR))

    Ne demiş KARACAOĞLAN ;

    ÇIKALIM MEYDAN YERİNE
    ÇIKALIM DOSTUN SEYRİNE
    CANI BAŞI HAK YOLUNA
    KOYMAZSIN DEMEDİM Mİ!

    KOMAYANLAR KALIR NAÇAR
    GÖZLERİNDEN KANLAR SAÇAR
    BU BİR DEMDİR GELİR GEÇER
    UYAMAZSIN DEMEDİM Mİ……

    Menzile falan gerek yok…..

    Ben tıbbiyeli Dr. Asım’ın yeğeniyim
    Evini,fıransız işgalinde şehrin orta yerinde,cephanelik yapabilmiş,sülalesinin bütün NİSA taifesini,eve getirip,kamuflaj yaptırmış,o NİSA taifesine, apışlarının arasında,patlatma fitilleri saklatmış ve çetecilere kazasız belasız yetiştirmiş,adamın torunuyum,
    HacıTalip muharebesinde,makineli tüfek yuvasının başında,eli tetikdeki arkadaşının kulağına,bıkmadan,usanmadan sabaha kadar KURAN kıraat etmiş adamın yeğeninin oğluyum,
    YEMEN ‘den geldiğinde potini derisine yapışmış,günlerce ılık tuzlu suyla yumuşatılıp,falçata ile ağır ağır potini ancak kesilerek çıkartılmış GAZİnin dizinin dibinde çocukluğunu yaşamış,bir 12eylül enkazıyım…

    ONLAR YILANLARDIR ÇIYANLARDIR
    EKMEĞİMİZE,SUYUMUZA,AŞIMIZA GÖZ KOYANLARDIR…

    MERİ KEKLİĞİM
    “”ÇEKİP GİTMEM”…

    orjinalinde,”"çekip giderim”" yazar ENVER GÖKÇE USTA.

    SELAM İLE
    SEVDA İLE

  2. Sebla Kutsal

    7 Temmuz 2008

    Sayın Doksat’ın sözünü ettiği toplantıdan inciler:

    “Bütün Türkiye Kürdistan’dır, başkent İstanbul’dur” (Mustafa Akyol)

    “Kürtçe ana dilde eğitimin önünün açılması, isteyenlere ilkokuldan itibaren Kürtçenin seçmeli dil olarak okutulması, Kürt enstitüleri kurulması, Kürtçe olarak radyo ve televizyonlarda sınırsız ve süresiz yayın hakkı tanınması, Kürtçe olduğu için değiştirilen yer, şehir, köy isimlerinin iadesi gerekir.” (Ahmet Tan)

    “Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde Kürtçe resmi dil kabul edilmeli, trafik levhalarındaki uyarılar da Kürtçe yazılmalı. Kürt sorunun en önemli tanımı, bir devlet sorunu olmasıdır. Kürtler’in devleti yok. 19’uncu yüzyıldan itibaren milliyetçiliğin tarih kulvarına girdiği dönemi yaşıyoruz. Ama Kürtler’in yok. Bu bölgenin otokton halkı olan Kürtler’in yok. Kürtler bir devlete kavuşamadığı sürece Ortadoğu’da sorun bitmez.” (Cengiz Çandar)

    Saygı ve kaygılarımla,

    Sebla Kutsal

  3. Kaan ÖZSAYINER

    7 Temmuz 2008

    Ben neyin savunulduğunu anlamıyorum yazılarınızda. Taraf Gazetesi her gün gazete eki olarak günlükleri yayınlıyo ki bu günlüklerin paşanın bilgisayarından çıktığı makine dili kodlamasının çözülmesi ile çokn basit şekilde ortaya çıktı. Oluşturduğunuz her dosya bilgisayarınızın bilgilerini içeri hapseder hatta çektiğiniz fotoğraflar dahi çekilen makinenin mac adresine kadar (ki bu mac adresi her makinede dünyada bir tanedir) içine kodlar.

    Yani bu günlükler gerçek ve bu günleri okuyan herkes görecektir ki, örülen ağ TSK yıda içine alan bir örgütlenme. Jitem’in yıllarıdır çalışmalarının TSK ve Polis teşkilatından bağımsız yürütüldüğünü biliyorduk ama bu derece planlı bir Baas beklentisi olduğunu yeni öğrendik. Ayrıca Yaşar Büyükanıt’ın bu kadroları nasıl tasviye ettiğini biliyoruz. TSK da bunu farkında. Şimdi hukuk yolu ile TSK içinde ki ve dışındaki tüm bağlantıları çözülerek ceza alacaklar.

    Bir kural vardır. Resmi değildir ama doğrudur. Darbe yapmaya kalktığınızda başarılı olursanız birilerini idam etmeyi göze almışsınızdır ama daha büyük bir risk alırsınız ki o da darbede başarılı olmazsanız kendinizi idam etmiş olursunuz. (İdam kelimesi tamamen mecazi anlamda kullanılmıştır.)

    Ergenekon operasyonunun uzantıları Eski Cumhurbaşkanını dahi içine alan planları ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Büyükanıt ve Başbuğ paşaların statü ve bireysel menfaatleri için (genel kurmay başkanlığından bahsediyor) ülkenin menfaatlerini yok saydığı (darbeye destek vermediği) söylenmektedir yine bu günlüklerde. Hatta Özkök paşayı şeriatçı olarak göstererek açıkça tavır alındığı yazmaktadır.

    Lütfen bu ülkenin aydın, demokrat, entellektüel zihinleri tamam kimse belli siyasi hareketlere destek olmanızı beklemiyor ama biraz insaflı olun, tek taraflı, yanlı enformasyon ile kanaat geliştirmeyin, lütfen..

  4. Yorumunuz mu var?