ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDA–SON
Mekândan istifade etmek için az ve öz yazacağım ve kendisinden ZL diye bahsedeceğim. D&R mağazasından “Livaneli-Hayata dair” diye VCD’li bir CD’sini, “Livaneli – Efsane Konserler 2cd”’yi ve “Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkıları” başlıklı 2 CD’lik albümünü satın alıp sabırla seyrettim, dinledim.
—Entellektüel yönü: Bir insanın resmî web mekânında ilk yer alması gereken şeylerin başında hayat hikâyesi yer alır. ZL’ninkinde yok. Buna mukabil, kendisi hakkında inanılmaz methiye dolu. http://www.biyografi.info/kisi/zulfu-livaneli mekânında Stockholm’da bir yıl müzik eğitimi gördüğü yazılıyor. Vikipedi’de ise TED Ankara Kolejli olduğu yalanı var. Bunların farkında değil mi, farkındaysa neden düzelttirmez? Artvin Yusufeli’den kalkan psişesi Konya-Ilgın’da vücut bulmuş. İnsan bundan utanır mı? Yoksa işin bilemediğimiz bir etnik yönü mü var? Yoksa sâdece bir “complexe d’infériorité” mi?
Ne kitaplarından, ne de yazılarından haz duyarım çünkü sürekli bir “ben müthiş entellektüelim” havasının yanı sıra, halkı aşağılama vardır. Kitabın adına bakın: “Orta Zekâlılar Cenneti” (â’i ben ekledim). Pohpohçularının hepsi tescilli enteller, komünistler veya Kürtçüler. Hepsi de üstün zekâsını ve insanlık tarihinde rastlanmamış dehâsını, kaabiliyetlerini övüp duruyorlar.
Orhan Pamuk’u epey kıskanıyordur eminim ki; çünkü o da kalıbının adamı değil ama Nişantaşılı ve Beyaz Türk. ZL ne kadar kasım kasım kasılsa da, köy-kasaba kökenli; vejetaryenlik de, Türkân Şoray aşkı da kesmiyor; zâten ağzı da çalıyor. Orhan Pamuk’u allayıp pullayıp Nobel’e taşıyan güçler onun da arkasında ama olmuyor, en azından şimdilik…
Narsisistik öfkesi de müthiş. Kolayca kızıyor, küsüyor ve bozuluyor. Halk adamı olacağım derken ultra-elit takılıyor, yüzme havuzlu villâsından hiç bahsettirmiyor ama yeni açılan bir çok pahalı bilmemne dükkânının kokteylinde âilece gözüküyorlar.
—San’atçı yönü: Epik, lirik, bol Greek (çok kafiyeli oldu, affedin), hafif satirik sözler ve şarkılar + en fazla 1.5–2 oktavlık (eğer çıkarsa), orta derecede davudî ve etkileyici bir ses + hepsi de birbirine fena hâlde benzeyen benzeyen ve benzeyen, hep benzeyen besteler ve saz oyunları… Asla inkâr edilemeyecek tarzı ve bilhassa Nâzım’dan ve diğer komünistlerden, anarşistlerden aldığı sözler üzerinde yazdığı melodilerle hep hatırlanacaktır ZL. Tamam, anlaştık, ama bu onu gerçekten büyük san’atkâr yapar mı?
Bizim HCÖ’nün kendinden sürekli olarak “Fakir Üstâd” diye bahsetmesinden sâdece derece ve kalite farkı var, mâhiyet aynı. İnsan konserlerinin CD’lerine Efsane Konserler diye isim taktırır mı (üstelik Türkçe olarak da hatalı: Efsanevî Konserler denmesi gerekirdi) yâhu!
Zubin, Joan filân kesmiyor. Hâttâ VCD’de Joaz Baez sözleri terk edip melodiyi terennüm etmeye başlıyor; gülümsüyorum. Çünkü çok basit; güzel, ayrı konu, ama basit…
Basit, kolay anlaşılır ve ideolojik türkülerle meydanlara bir milyon kişiyi de toplarsınız; nitelik mi, nicelik mi? Tercih sizin.
Bir gün kendisiyle tanışıp sevebilmeyi çok istiyorum.
Son bir lâkırdı olarak, Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkıları albümü kendisininkilerden çok daha keyifli. Çünkü geniş oktavlı ve gırtlağı zengin yorumcular türkülerin yeknesaklığından çıkarıp renkli ufuklara taşıyor insanı…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 25 Temmuz 2008 Cuma

