ZÜLFÜ LİVANELİ HAKKINDA–SON

Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 424 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.

Mekândan istifade etmek için az ve öz yazacağım ve kendisinden ZL diye bahsedeceğim. D&R mağazasından “Livaneli-Hayata dair” diye VCD’li bir CD’sini, “Livaneli – Efsane Konserler 2cd”’yi ve “Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkıları” başlıklı 2 CD’lik albümünü satın alıp sabırla seyrettim, dinledim.

—Entellektüel yönü: Bir insanın resmî web mekânında ilk yer alması gereken şeylerin başında hayat hikâyesi yer alır. ZL’ninkinde yok. Buna mukabil, kendisi hakkında inanılmaz methiye dolu. http://www.biyografi.info/kisi/zulfu-livaneli mekânında Stockholm’da bir yıl müzik eğitimi gördüğü yazılıyor. Vikipedi’de ise TED Ankara Kolejli olduğu yalanı var. Bunların farkında değil mi, farkındaysa neden düzelttirmez? Artvin Yusufeli’den kalkan psişesi Konya-Ilgın’da vücut bulmuş. İnsan bundan utanır mı? Yoksa işin bilemediğimiz bir etnik yönü mü var? Yoksa sâdece bir “complexe d’infériorité” mi?

Ne kitaplarından, ne de yazılarından haz duyarım çünkü sürekli bir “ben müthiş entellektüelim” havasının yanı sıra, halkı aşağılama vardır. Kitabın adına bakın: “Orta Zekâlılar Cenneti” (â’i ben ekledim). Pohpohçularının hepsi tescilli enteller, komünistler veya Kürtçüler. Hepsi de üstün zekâsını ve insanlık tarihinde rastlanmamış dehâsını, kaabiliyetlerini övüp duruyorlar.

Orhan Pamuk’u epey kıskanıyordur eminim ki; çünkü o da kalıbının adamı değil ama Nişantaşılı ve Beyaz Türk. ZL ne kadar kasım kasım kasılsa da, köy-kasaba kökenli; vejetaryenlik de, Türkân Şoray aşkı da kesmiyor; zâten ağzı da çalıyor. Orhan Pamuk’u allayıp pullayıp Nobel’e taşıyan güçler onun da arkasında ama olmuyor, en azından şimdilik…

Narsisistik öfkesi de müthiş. Kolayca kızıyor, küsüyor ve bozuluyor. Halk adamı olacağım derken ultra-elit takılıyor, yüzme havuzlu villâsından hiç bahsettirmiyor ama yeni açılan bir çok pahalı bilmemne dükkânının kokteylinde âilece gözüküyorlar.

San’atçı yönü: Epik, lirik, bol Greek (çok kafiyeli oldu, affedin), hafif satirik sözler ve şarkılar + en fazla 1.5–2 oktavlık (eğer çıkarsa), orta derecede davudî ve etkileyici bir ses + hepsi de birbirine fena hâlde benzeyen benzeyen ve benzeyen, hep benzeyen besteler ve saz oyunları… Asla inkâr edilemeyecek tarzı ve bilhassa Nâzım’dan ve diğer komünistlerden, anarşistlerden aldığı sözler üzerinde yazdığı melodilerle hep hatırlanacaktır ZL. Tamam, anlaştık, ama bu onu gerçekten büyük san’atkâr yapar mı?

Bizim HCÖ’nün kendinden sürekli olarak “Fakir Üstâd” diye bahsetmesinden sâdece derece ve kalite farkı var, mâhiyet aynı. İnsan konserlerinin CD’lerine Efsane Konserler diye isim taktırır mı (üstelik Türkçe olarak da hatalı: Efsanevî Konserler denmesi gerekirdi) yâhu!

Zubin, Joan filân kesmiyor. Hâttâ VCD’de Joaz Baez sözleri terk edip melodiyi terennüm etmeye başlıyor; gülümsüyorum. Çünkü çok basit; güzel, ayrı konu, ama basit…

Basit, kolay anlaşılır ve ideolojik türkülerle meydanlara bir milyon kişiyi de toplarsınız; nitelik mi, nicelik mi? Tercih sizin.

Bir gün kendisiyle tanışıp sevebilmeyi çok istiyorum.

Son bir lâkırdı olarak, Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkıları albümü kendisininkilerden çok daha keyifli. Çünkü geniş oktavlı ve gırtlağı zengin yorumcular türkülerin yeknesaklığından çıkarıp renkli ufuklara taşıyor insanı

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 25 Temmuz 2008 Cuma

7 Yorum »

  1. dr asım burhanoğlu

    25 Temmuz 2008

    Yorgun ve son derece terli bir ÇUKUROVA haftasını geride bıraktık.Bir de baktım,ZL ile alakalı dört adet yazı!Hocaya aşk olsun,gerçekten aşk olsun…
    Birden aklıma TİMUR SELÇUK geldi!Yine aklıma(( eşşek sıpalığı parayla değil ya,))TİMUR SELÇUK ve ZLnin MEHMETÇİK MEHMET albümü geldi.Ya da NAZIM TÜRKÜSÜ olmalı,söz konusu albümün adı ve andığım şarkı da,albümü satışta patlatanı…
    1978 yılı olmalı ve TİMUR SELÇUK,TRT denetleme kurulu üyesi.ZL albümü TRT’ye göndermiş ve TİMUR SELÇUK müthiş muhalefet etmiş albüme…Sonuç: albüm,denetimi geçememiş!

    Sonra, köprünün altından, binlerce metre mikap su akmış.

    90ların ikinci yarısı olmalı ki zaman,özel teve kanalizasyonları,pıtrak gibi çoğalmadalar.

    Belki kanal D idi,tam çıkartamıyorum.
    Ama oldukça net hatırladığımı sandığım bir ortam var;
    Konu,çağdaş TÜRK müziği ve kıyasıya tartışıyor ekranda konuklar!
    ORHAN GENCEBAY,TİMUR SELÇUK ve galiba ZL de var tartışaların içinde.
    TİMUR SELÇUK,boranlar gibi patlıyor digerlerinin yüzüne yüzüne…

    ORHAN GENCEBAY’a,son derece asude bir ses tonuyla,zamanın “çağdaş” TÜRK müziğinin “”kendisinin” yapmakta olduğu müzik olamayacağını,yüzüne dik dik bakarak söylüyor.ORHAN BABA,gerçekten büyük bir hürmetle TİMUR SELÇUĞU dinliyor ve ağzını açmıyor ya da açamıyor!

    Derken NAZIM TÜRKÜSÜ bahsi açılıyor,demekki ZL biriktirmiş yıllar öncesinin kendince “haklı” öfkesini…

    Kestirip atıyor TİMUR SELÇUK;
    ZL sen bestekar değilsin,KOCA NAZIM böyle ilkmektep MELODİSİ gibi bestelenmez ve üstelik müzik bilgin de, yok diyor yüzüne.

    Şimdi elbette ZL severler bu sütunda, KEREM HOCA’ya,bana 100 derecelik ısıdaki oklarını yazacaklar…

    Ülkemiz/yurdum insanı bir tuhaftır…
    Örneğin solcu ve demokrat iseniz,ATAOL BEHTAMOĞLU,büyük hem de çok büyük şairdir.Elleyemezsiniz ATAOL’u…
    Ne yazarsa keramet kokar ve o kadardır işte…

    Yıllarca bekledim NAZIM ‘ın :
    trum trak trum trak
    makineleşmek istiyorum
    makineleşmek istiyorum….

    Şiirini bir aklı başında “”sosyalist” estetik bilen,PLEHANOV estetiği bilen,LUKAC okumuş biri ÇIKACAK,”"hayır ,durun,bir sosyalist makineleşmeyi övemez,övmemeli”" diye buyursun…

    Sekiz on yıl önce,ÜTOPYA idi adı galiba,kürtçü bir edebiyat dergisi,kapaktan yılmaz odabaşı adlı bir zatın resmini kapağına koyarak,”" AHMED ARİF’den sonraki sesimiz”" diye manşet attı…
    Kudurdum,evet kudurdum…….

    Ahmed Arif…………………..yılmaz odabaşı……
    Deli gibi dolandım ve FİLİNTA Arif’in telefonunu falan aradım kepazeliği paylaşmak için…Bulamadım….
    Çevreyi taradım,bir lakırdı eden yok mu diye bu cehalete!!!!!!
    Tııııııııs….terkos……………..
    ((Bu sesi KABATAŞ ERKEK LİSESİNDE 70LERDE yatılı okuyanlar çok iyi bilirler))…..

    Kerem Hoca hatırlar mı bilmem ama hatırlayanlar olacaktır mekanın izleyicileri arasında….
    Alamanya seferi başladığında,lümpen bir herif vardı ;
    ALİ AVAZ….Bu sefaletin iğrenç plaklarla RANTINI YERDİ….
    ayşe ile hansın aşkı gibi yüksek hacimli eserler vermişti TÜRK MUSIKİSİNE!!!

    Yıllar yıllar geçti aradan….
    Birgün Mersin’de ÇOK DİNDAR bir kitapevinde muhabbet ediyoruz.Kaset ,sidi vsler de var elbette…Tabii ki hep din içerikli!!!

    derken tesettürlü bir hanım girdi içeri…
    sorduğu soru;

    ALİ AVAZIN ilahili kasedi var mı abi!!!!!!!
    Cümledeki TÜRKÇE ifade hatasını geçiyoruz….
    Dükkan sahibi arkadaşım,”"yok abla”" dedi…..

    Merak ettim ve çıka çıka “”o zamanın alamanya rantını yiyen”" ali avaz çıktı gene karşıma!!!!!!!
    Aklıma yıldırım gibi REŞAT NURİ’nin YEŞİL GECE’si geldi…..

    ZL nin tek başarısızlığı(!!!)) kızı Aylin’i tüm uğraşlarına rağmen “”ORIENTAL GIRL”" kasedi ve niyeyse “”mucize isveç diyeti”" kitaplarından öteye taşıyamamış olması…

    Bu arada bravo Neco’ya ki((!!)) kızı ayşe özyılmazel,necip TÜRK basın dünyasına bir girdi ki o hızla cüri üyesi bile yaptılar “”yeni ayşeciği”" en güzel balcan((bizim buralarda patlıcana balcan denir de,o bakımdan şeey ettim)) hangi bostanda yetişir yarışmasına,GALİBA…..

    Hocam,terli terli bu kadar oluyor ancak…

    gevezelik ettik,kusura kalmayınız…

    saygı ve sevgilerimle

  2. Alper Kaya

    27 Temmuz 2008

    ZL “nin herşey bir yana detone bir şarkıcı! olduğunu düşünüyorum. Küba’da, Bolivya”da, Jamaika “da sol müzik hem içerik hem de müzikal estetik açısından mucizeler yaratırken, bizim solumuza da ZL denk geldi:) Belki de sırf bundan dolayı sol kulağımız hala bozuk:))
    Saygılarımla

  3. dr asım burhanoğlu

    28 Temmuz 2008

    Alper Kaya ;

    Teşekkürler,elinize sağlık…

  4. webya

    20 Ağustos 2008

    mutlaka siz kelli felli beyler, siz müthiş insanlar (adlarının başına heryerde dr. yazacak kadar müthiş hem de) herşeyin en iyisini bilirsiniz. bir yandan halkı aşağılıyor diyerek Livaneli yi suçlarken bir yandan Livaneli yi sevdiği için siz de halkı aşağılarsınız…
    Livaneli bu ülkenin aydınlık kalan son yüzlerinden biridir. yalana ve iğrençliğe bulunmadan kalabilmiş bu yüzden sizin gibi bir çok kişi tarafından yerin dibine sokulmuştur. sizlere aslında çok şey yazmalı.. ama faydası yok biliyorum. zaten tepki toplamak için yazdınız bu yazıyı. prim yapmak için muhakkak.. sizler sıcak ve güzel koltuklarınızda kafanızı kuma gömüp yaşamaya devam edin.. sizin gibilere rağmen bu halk içinde hala aydın insanlar var.. ama siz onları göremeyecek kadar karanlıktasınız

  5. che

    20 Ağustos 2008

    yook size hiç birşey yazmayacağız. çünkü sizi hiç önemsemiyoruz bile. sadece acıyoruz. zülfü livaneli gibi bir sanatçıya sahipken… doğru meyve veren ağaç taşlanır. üretmenin ne anlama geldiğini öğrenin önce. gülüp geçiyoruz sizlere

  6. çiğdem

    25 Ağustos 2008

    Yazıyı görünce hayretler içinde kaldım,
    Yok yook! Hayretler içinde kalmadım, çünkü bu tür yazılara kolaylıkla rastlanabiliyor internet üzerinde…

    İnternet ne muhteşem bir araç değil mi? İstediğiniz kişiye istediğiniz şekilde içinizden geçenleri saydırabiliyorsunuz, içinizdeki zehiri akıtabiliyorsunuz. Oldukça rahatlatıcı bir araç internet.

    Gerçi siz daha iyi bilirsiniz. Koskocca profesör, Üstelik!.. Ahh evet evet… Doğru ya! Siizzz…
    Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden birinde psikiyatri uzmanı bir profesör olarak görev yaptığınızı görünce de hayretler içinde kaldım.
    Yok yook! Hayretler içinde kalmadım.

    Siz içinizdeki bu nefretle nasıl psikiyatristlik yapabiliyorsunuz?
    Hayretler içinde kaldım… Yok yoookk! Hayretler içinde kalmadım!
    Burası Türkiye! Her şey mümkün!

    Psikiyatrist olmak zor iş olsa gerek… Yok yokk çok kolay da olabilir.
    Bazen şöyle düşündüğüm oluyor, neden psikiyatrist olmadım ki, çok çeşitli psikiyatrik vakalar mevcut…

    Mesela ben, çok kararsız kalıyorum. Bir türlü karar veremiyorum.
    Acaba hayretler içinde kalmalı mıyım? Kalmamalı mıyım?
    Bu güzelim ülkede, içi nefretle bir sürü insan var. Yüreği hümanizmle çarpan değerli aydınlık insanlarımız yerden yere vuruluyor. Ve tam tersi hümanizmden, insani değerlerden uzak, çalıp çırpan, halkı gerçekten de aşağılayan insanlar başımıza geliyor.

    Kararsızım, Livaneli’nin kendi hayat hikayesini neden web sitesine aktarmadığı konusuna bile bu kadar takılan bir insanın acaba Türkiye’nin en köklü üniversitelerinde profesör psikiyatrist olarak bulunmasına hayret etmeli miyim etmemeli miyim?

    Üstelik, biraz yardımcı olayım, Livaneli’nin hayat hikayesi, web sitesine sığmaz roman olur ancak. Siz bundan habersizsiniz anladığım kadarıyla.

    Ve şu konuda da yardımcı olabilirim: Konser albümüne “Efsane konserler” adını koyması, Livaneli’nin biz seyircilerine olan büyük saygısından kaynaklanıyor sadece. O şöyle der: “Bu konseri konser yapan sizlersiniz!” Evet, o konseri konser yapan bizleriz. Bizim öylesine Efsanevi konserler (isteğe bağlı olarak i’nin üzerinde şapka koyabilirsiniz, domates sosu da olur, sıcak servis yapınız), ne diyordum parantez uzadı, diyorum ki, efsaneviii konserler yapabilecek gücü veren Livaneli’nin içindeki insan sevgisidir.

    Livaneli halkı aşağılıyor olsa, ancak sizin yazdığınız gibi yazılarla gününü gün ederdi. Ona buna çamur atardı. Sizin yaptığınız tarzda aynen.

    Hayret etmekle hayret etmemek arasında gidip geliyorum doktor bey!
    İyisi mi ben, hiç düşünmeyeyim bu konuları. Burası Türkiye… Hastanelik olurum maazallah (şapkalı ya da şapkasız) Sonra en iyi hastanelere gidiyorum sanıp, en iyi doktorlara görüneyim diye, profesör olsun benim doktor deyip… Neysee… Çok uzattım.

    Sizi alfabemizdeki A harfinin komik şapkasıyla selamlıyorum! Ama onu ben ekledim. Aslında öyle yazmıyordu.

  7. Ş.Korkut

    26 Ağustos 2008

    Yazdıklarınız tutarsızlıklarla dolu. Yaklaşımınız objektif olmaktan çok uzak. Aşağılayarak egonuzu tatmin etmeye çalıştığınız tüm solcularmı yoksa Livanelimi? Yıllar içinde ünvanlarla süslediğiniz bu egoyu tatmin etmenin yolu bu şekildemi olmalı? İlginç yorumlarınızı okuyan kişiler uzmanlığınızın psikiyatri değil de müzik konusunda olduğunu düşünmezlermi? Henüz kendi kendi içinizdeki çelişkileri çözümlememişken hastalarınızın sorunlarına nasıl yardımcı olabiliyorsunuz? Web sayfanız bu şekilde yalnız Türkiye’de değil dünyanın pek çok ülkesinde sanatını ve kişiliğini söylediklerinden çok yaptıklarıyla kanıtlamış bir insanı karalama yerimi olmalı? Değerli mesleki bilgilerinizi kullanmanın yolu böyle yazılar yazmaktanmı geçiyor? Livaneli ile tanışma isteğinizin belirtmenin daha anlamlı ve saygın bir yolu olamazmı? Yazdıklarınızı okuyunca aklıma gelen sorular bunlar. Yanıtlarını da çok merak ediyorum doğrusu.

  8. Yorumunuz mu var?