REDUCTIO AD ABSURDUM YÂHUT TANRI’NIN ADALETİ HAKKINDA
İslâm akâidi üzerine iman etmiş bir beşer için her şeyin izahı açık ve nettir: Kader, hayır ve şer, her şey Allah’tandır. Hele tasavvufta terk-i terk mertebesine vâsıl olşan mürşid, hiçbir şeye aksülâmel vermez, sâdece şükreder, çünkü Allah zâten en doğrusunu yapar. Irzına da geçseler, her türlü şeyi de yapsalar, O’nun bir bildiği vardır. İyi de, Hz. Muhammed elinde kılıç harp etmiş. “Ey mü’minler, kısasta sizin için hayat vardır” demiş. Eh, ne yapacağız şimdi? 100 ilâ 1000 misli güçlü ordusuyla Gürcistan’ı dümdüz eden Rusya, benzeri şekilde dünyaya demokrasi getirerek ortalama günde 100 kişinin “telef” olmasının müsebbibi ABG, bu durumda aslında Allah’ın dediklerini yapan makbûl ve iyi güçler mi? Ne de olsa ABG’nin parasının üzerinde “In God We Trust” da yazıyor.
Bütün bunlar arasında Şeytan’ın (İblis, Satan, Devil, Demon vs.) işi ne? Allah’a kafa mı tutmuştu? Ne dedim ben! Nasıl olur da olur?
İslâm kelimesi silm ve selâmdan geliyor ve “barış” anlamını taşıyorsa eğer, “cihat” deyip canlı bombalık yapanlar neden en çok Müslümanlar arasından çıkıyor? Yâni böyle yapınca, en büyük günah olan intihar eylemini değil, en büyük makam olan şehâdeti mi yakalıyorlar? Öyle inanıyorlar; çünkü mürşidleri, mollaları veya her kimse emri veren, onlar öyle diyor!
Yazımın başındaki reductio ad absurdum deyişi Ateistler’in “aksini göstererek saçmalığı ve kaadir-i mutlak bir Tanrı’nın olamayacağını” (ayrı ayrı tanrılar değil) ifâde için kullandıkları tarihî lâflar…
Meselâ sorarlar: “Tanrı 2×2= 5” yapabilir mi, “Tanrı, kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi”, “Allah, başka bir Allah yaratabilir mi”, “Şeytan Allah’a karşı gelebilir mi”? Sıkıysa cevap verin. İyi de, bu tür mantık oyunları olan antinomiler (cevap verilmesi gayrı mümkün olan suâller) sırrı çözmeye yeter mi?
Yoksa eskatolojik (dünyanın sonunun, kıyâmetinin çalışılması) tefsirler yapmanın tam zamanı mı? Hem bina arttı, hem de zina. Tekbir Giyim’in sâhibi ulu kişi de aynı şeyleri dolaylı olarak söylemiyor mu? İbrahimî dinlerden Marx’a, Hegel’den Kant’a kadar pek çok kişi uğraşmış eskatolojiyle. İslâmiyet’teki kıyâmet sahneleri çok ayrıntılı: Deccâl, İsa’nın gelişi, yecüc mecüc, son boru sesi, Yemen’den başlayacak nihaî yangın…
Elbet bir son olacak… Olacak da, nasıl olacak, bütün mes’ele bu: “Olmak veya olmamak, işte bütün mes’ele” (Shakspeare, Hamlet, 1601).
***
Şeytan’ın alâmetleri nedir? Haydi, teodikiyle uğraşalım (theodicy veya théodicée: Kötülüğün ve şerrin kaadir-i mutlak Tanrı’nın varlığıyla nasıl anlaşılabileceğinin ilmi). Hor görmeyin, Leibniz dahi uğraşmış bununla.
İster şucu ister bucu olun, eğer bir “Şey’e”, genellikle de Tanrı’ya veya İslâmî ifâdeyle Allah’a (ki, ilâh da, o da İbranice elohim’den gelir) inanıyorsanız, şu muazzam suâl kabak gibi karşınızdadır:
“Bunca kötülük, haksızlık, şer yâni Şeytanlık varsa, kaadir-i mutlak Tanrı nerede, neden müsaade ediyor bunlara? Yoksa o da işin içinde mi? O zaman, rahman ve rahîm olan Allah’ıma ne oldu”?
Daha da kısaltırsak, “mâdem Allah sevgidir, rahmet ve hüküm sâhibidir, neden bütün bu haksızlıklar”? Yoksa Deistler’in dediği gibi, önce bu âlemi yaratıp birlerlerde öyle oturup da, “iş bitince” günahkârları cezalandıracak, iyileri mükâfatlandıracak bir Sakallı Âciz Dede mi var sâdece?
***
Kalvinistler’e göre bütün olup bitenler Tanrı’nın plânı dâhilindedir ve içlerinde gerçekten de kötülüğü barındırabilirler, bunun sâdece Tanrı tarafından bilinen gâyeleri vardır ve çoğu zaman insanlar bunu bilemez.
Belli bir dine mensup olmayan Teistler’e göre Tanrı’ya inanmayı seçip seçmemek onlara bırakılmıştır; inananlar da her şeyin O’ndan geldiğini peşinen kabûl edecekler demektir.
Düalizm’e göre Tanrı ile Şeytan eşit değildir ama Tanrı öbürünün gücünü nedense tahammülle karşılar.
Devam edelim,
—Tabiî âfetlere bağlı vefatlar temelde şeytanîdir gibi gözükse de, aslında öyle değildirler. Tanrı’nın ilâhî plânı iyilik üzerinedir. Şeytanî olarak gördüğümüz şeyler aslında Tanrı’nın plânı içindedir; tek mes’ele, biz kulların bunu anlayamamasıdır.
—Aslında teodikiyle uğraşmak bile saçmalıktır, çünkü her şeyin doğrusunu O bilir, daha neyi konuşuyorsunuz?
—Monistik felsefelerde ve Panteizm’de, kötücül olan zâten mükemmel Tanrı’nın içinde mündemiçtir.
—Tanrı insanlar irâde-i cüzziyeyi, yâni iyiyi ve kötüyü tercih etme hürriyetini vermiştir. Sonuçlarına insanlar katlanır.
—Kötücüllük veya şeytanîlik Tanrı’nın değil, O’nun buyruklarına uymayanların işidir.
—Şerrin, kötücüllüğün Tanrı’nın rakibiymiş gibi gösterilmesi aslında Şeytan’ın işidir.
—Nefissiz meleklerle, nefisli insanoğlu şerle mücadele ederler; sonuca göre Tanrı mükâfatını veya cezasını tâyin edecektir. Hâttâ şer ve kötücüllük, Tanrı’nın insanı sınamak için yarattığı yanılsamalardır.
—Mutlak şer yoktur, olsa olsa iyiliğin eksikliğinden neş’et eder!
—Gnostisizm ve Manikaeizm gibi dinler Tanrı’nın tamamen kaadir-i mutlak olmadığını söyleyerek, bir nev’î Düalizm yaparlar.
—Disteizm’e göre ise, zâten Tanrı tamamen iyi değildir ve kaadir-i mutlak da değildir.
—Agnostikler “biz zâten bunu bilemeyiz” derler.
***
Bütün bunlara “zırvalıktır” diyenler için sorun yok (tünelin ucu gözüktüğünde ontogenetik psişeyle nasıl uzlaşacaklarını kendileri bilecekler).
İyi de, bir transandantal ve mutlak iyi olduğu için de rücu edilesi, yakınılası bir Şey’e inananlar ne yapacaklar?
Bir kısmı çözümü Karma’da ve reenkarnasyonda bulacaklar (Aleviler’de de yeniden doğma inancı vardır, metempsikoz’u [metempsychosis: tenâsüh] reddederler).
Haydi, Kakodanemoni’ye (Cacodaemony) filân hiç girmeyeyim…
***
Bitip tükenmiş olan PKK’nın bugün şehit ettiği dokuz canın, “orantısız güç” kullanarak binlerce yaşlı ve çocuğu kâtleden Rusya’nın, alenen Filistinli soykırım yapıp dünyayla dalgasını geçen İsrail’in, gelmiş geçmiş bütün şerrin, kötücüllüğün ve Şeytanîliğin izahı nedir?
Anası, babası, evlâdı, sülâlesi, milleti katledilenin sığınabileceği liman neresidir; PTSD, psikotik veya süisidal olmadan?
Bilen var mı?
***
Bana mı soruyorsunuz?
Tabii ki biliyorum.
Ama söylemem.
Düşünün ey kullar.
Düşünün, düşünün, düşünün…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 11 Ağustos 2008 Pazartesi

