Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2075 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

HAYDİ, YIRTTIK, DEPREM MEPREM YOKMUŞ, NECMETTİN HÜRRİYETİNE KAVUŞTU, APO DA SEBEST BIRAKILACAK!

Benim kadim ve antik arkadaşım Hâlit Kakınç, Akşam’da hârikalar yazmaya devam ediyor; o kadar ki, yetişmek kabil değil!Önce dün muştuladı ki deprem Güney Marmara kıyısında ve üç kadar 5.9’luk olacakmış, hepsi bu! Efendim, 9 sene önceki fecaatten sonra “kerametleri kendi rivâyetleri bilmez-bilirkişiler” (MKD: Bu Türkçe Hâlit Kakınç’ın), uykularından uyanan vampirler gibi, 7.5 ve 7.7’lik, 90 bin kişiyi öldürecek deprem senaryoları yazmışlar; bunları sonradan öyle geliştirmişler ki, muhayyel depremlerinde İstanbul’u da yok etmişler.

Bakın Hâlit Kakınç neler diyor dünkü yazısında:

<<Prof. Dr. Armijo diye bir Fransız uzman 2005’te bir rapor yayınladı. … (buna göre) ne tarihte böyle bir deprem yaşanmıştı, ne de gelecekte olacağına dâir ciddi bir veri söz konusu idi. Tersine … 200 yıllık stres birikimi boşalmıştı. Haklı olarak diyeceksiniz ki, “Be adam, sen de nereden çıktın! Depremden ne anlarsın!…” (MKD: bu ünlemden sonra üç nokta nedir bilmiyorum ve rahmetli peder görse fırçayı basardı ama Hâlitçiğim, vallahi demem; sen her şeyden anlıyorsun). Ben, bu işe 9 yıl önceki felâkette girdim. Çok uzman tanıdım. Birinin söyledikleri hep ama hep doğru çıktı. Nerede olacak dediyse, depremler dâima oralarda oldu (MKD: Sakın ha “hangileri” diye sormayın). Hiçbir şirkette danışmanlığı yoktu. Para pul hesabı bilmezdi. Uzmanlık alanı dışında Dr. Kıvılcımlı ekolünden yetişmiş bir sol teorisyendi de (MKD: Eski Ülkücü ve Şaman, astrolog Hâlit, depremle ne a l â k a s ı olduğu a n l a ş ı l m a z bu özelliği şahdamarından araya tıkıştırıyor; artık “solcu” ya). Çılgın görünümlü bu bilim adamı, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’du (MKD: Hâlit, bu hazreti “Uzun Saçlı Kızılderili” diye tasvir etmiş yazısında).>>

Dostum Prof. Dr. Celâl Şengör aklıma geliyor: Çok zengin, mavi kanlı bir âileden geliyor ve parada pulda gözü ancak harcamak bağlamında var; dünyanın en büyük jeologlarından biri, şeref üyesi olmadığı Bilimler Akademisi yok. Ekip olarak araştırdılar Marmara’yı. “7.4 iyimserlik olur; eğer tek seferde kırılırsa 7.6–ki, bir felâket, birkaç kerede kırılırsa en az 7’nin üzerinde iki veya üç deprem ve artçıları –ki, başka bir felâket” diye ağzından işittim. Hâttâ, Karadeniz’in altında biriken gazın patlaması (yüzeye âniden çıkması) hâlinde, coğrafyanın değişeceğini ve bunun da an mes’elesi olduğunu anlattı. Celâl, Cumhuriyet Bilim ve Teknik’te yazar ama “sol teorisyen” filân değildir; katıksız bir bilim adamıdır; hâttâ “bilimperesttir”. Şimdi telefonla görüştüm (17:11), Hâlit’in yazısını okudum, söylediklerini yazmayayım daha iyi!

Hâlit fakiri perişan eyledi; Şengör mü, Üşümezsoy mu? Vay be!

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’u birkaç kere gördüm. Kış günü incecik “t-shirtle” vücut göstererek dolaşıyordu. Belli ki vücudu üşümüyordu; saçları ortadan epey dökülmüş, Allah kafasını korusun… Hakikaten Uzun Saçlı Kızılderili gibiydi… de… Mekân, İstanbul’da Bağdat Caddesi idi. Psikiyatride bu tiplere klâsik olarak eksantrik filozof denir (kimse teşhis koyduğumu sanmasın, görünüşünün tasviri bu): İçinde yaşadığı kültürden çok farklı, kılığı, görünüşü ve fikirleri ile sıra dışı kişiler… Bilimsel toplantılarda kendi görüşlerine karşı çıkanları dövmek için saldırdığı da dillere destandır (eminim ki bu kadar adaleyi yapınca bir şov icap eder). Bu “sol teorisyen” ve arkadaşları birkaç sene önce Kürtler hakkında ırkçı bir beyannâme yayınladılar, teferruata girmiyorum ama bunu meselâ bendeniz veya bir “sağ” kurum kaleme alsa, yer yerinden oynardı. Neredeyse Kürtler’in hepsinin soyunu kırın demeye getiriyorlardı, isteyen araştırıp görsün.

Hâlit fakiri perişan eyledi; Şengör mü, Üşümezsoy mu? Vay be!

***

Başta kendisi olmak üzere, birkaç kişi Hâlit’e neden bu kadar “taktığımı” suâl eyledi. Daha önce de yazdığım gibi, neredeyse delikanlılık çağımdan beri tanırım ve kendisinin bu derecede yanıp dönmesine havsalam yetmiyor, paradigmalarım sarsılıyor.

Bakın, bugünkü yazısında da ne inciler var:

<< Sâkin olun. Lûtfen hemen tepki vermeyin. Bir yol dinleyin. PKK sempatizanı filân değilim. Olsa olsa sıcağın biraz etkisi vardır. Ama o da olumlu yönde. Hafta sonu, uzun uzadıya düşündüm. PKK denilen örgüt, 24 yıldır dağlarda dolaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silâhlı mücadelede. Başı Abdullah Öcalan da yaklaşık 9 yıldan bu yana, cezaevinde. Örgüt bölünüyor. Tepelerine bomba yağıyor. Ne var ki Öcalan, Kürt kitleler arasında –açıkça itiraf edelim veya etmeyelim– en fazla sempati duyulan lider olma özelliğini arttırarak sürdürüyor. … Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu hınzır fikir takıldı: Bu adam Kevaşe (çürük, küflü ot)… Bu adam Tırşikçi (bundan bir şey olmaz, adam olmaz)! Ve sonunda dedim ki: Ben devlet olsaydım… Abdullah Öcalan’ı serbest bırakırdım… … Türkiye’de Barzani tehlikesi yok. Çünkü Irak’taki Kürtler’le ciddi bir kan uyuşmazlığı var. Türkiye Kürtleri, sol kökenli ve demokrat.>>

Bu yazıdaki mantık ve strateji acâyipliklerini özetlersek:

1) Bölücübaşı’na, Apo diyerek onu sevimlileştiriyor;

2) Sempatik olduğunu söyleyerek eşik üstünden beyin yıkamaya çalışıyor. En basit psikolojik taktiklerden bîhaber ve bu “adamın” nasıl plânlı programlı bir şekilde Kürtler’e sempatik kılındığını bilmiyor.

Ne ilginç tesadüf ki, Bölücübaşı yakalandığında ana haber bültenine çağırmışlardı şimdilerde Akşam grubunun sâhibi olduğu SHOW TV’de, Reha Muhtar uzaktan sunuyordu. Web mekânımı takip edenler bilirler, yazmıştım. Reha Muhtar’ın mikrofonu ârıza yaptı ve rahat rahat, sözüm kesilmeden şunları söylemiştim: “Bu adam buraya bir plânla teslim edildi. Ne asabileceğiz ne de kesebileceğiz. Besleyip büyüteceğiz ve yeni bir Yaser Arafat yaratılıyor”. Keşke yanılsaydım!

3) Hâlit müptedi “solcu” ya, Türkiye Kürtleri, sol kökenli ve demokrat diyerek şirinlik yapıyor. Yâhu, arkaik arkadaşım, PKK da Marksist ve etnik milliyetçi bir örgüt değil mi? Sen hiç Lenin’i, Regis Debray’ı okumadın mı? Terör psikolojisi nedir, hiç merak edip bakmadın mı?

Hâlit, bu yazdıklarına gerçekten inanıyorsan yazıklar olsun bana (bu kadar sene bu derecede yanılır mı insan), birilerine şirinlik olsun diye yazıyorsan da yazıklar olsun sana (bu kadar yanar döner mi insan).

Merak da etme, artık seninle ilgili olarak özellikle bir şey yazmayacağım, gerekirse değineceğim.

Alas!

Welcome to the club Halit!

See, a live bomber attack occurred just now in Mersin, in the seaport of Kurdistan. The leftist democratic Kurds are not involved, I’m sure…

Biji Hâlit, biji!

***

Bu arada, nihâyet bomba patladı ve Gülümüz, Necmettin Erbakan’ı affetti!

Ergenekon hezeyanı ile içeride yatan yetmiş seksen yaşında paşalar, yazarlar, münevverler depresyona giriyor, tansiyonları yükseliyor, kanser olup ölüyor…

Mü’minlerin trilyonlarını tebahhur ettirmekten suçu sâbit olan “esas oğlan” Neco serbest.

***

Dün de Gazi Üniversitesi’nin yeni Rektörü önüne gelene “anlamayan dekana anlatmasını biliriz. Bir sarı zarf gönderir, soruşturma açar, o dekanın burnunu sürteriz. Hani bir söz vardır: Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir” demiş!

***

Neydi?

   Haaa!

      Faşizmin ayak sesleri…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 19 Ağustos 2008 Salı

1 Yorum

[...] Ağustos 2008 Salı günkü makalemi şöyle bitirmiştim (http://www.keremdoksat.com/2008/08/19/haydi-yirttik-deprem-meprem-yokmus-necmettin-hurriyetine-kavus…): Bu arada, nihâyet bomba patladı ve Gülümüz, Necmettin Erbakan’ı [...]

Yorum Yapın

Mesajınız