SEBLÂ’DAN MEKTUP VAR
Birkaç gündür ECNP Kongresi için Barselona’dayım. Burası ve İspanya ile ilgili fikirlerimi daha sonra yazacağım.Bugün, genç dostum, Mekteb-i Sultanîli ve psikolojiden felsefeye yelken açan Sevgili Seblâ’nın bir mektubunu mekâna koyuyorum.
***
Oldukça varlıklı, Antalyalı bir iş adamının, elime geçen bu haykırışının içeriği değerli geldi ve paylaşmayı uygun gördüm.
Özellikle ülkenin zenginlerinin sırf para için olan bitene eyvallah deyişini izlerken, keşke her zengin işadamı böyle düşünebilseydi diyorum…
Ve soruyorum: TÜSİAD, MÜSİAD, Koç, Sabancı, öteki ve beriki âile veya kuruluşa mensup, ensesi kalın ve bir ayağı çukurda insanlara: “Katolik Kilise’nin Ortaçağ’da yaptığı gibi, yetkili bir kurum çıkıp da parayla cennetten arsa satmaya başlamadığı takdirde, diğer ayağınızı da çukura sokmak üzere son trene binerken, ömür boyu anlamsız yere ve erdemlerinizden ödün vere vere kapital biriktirip de hâlâ fakir insanlar kadar ölümlü olmanızı ve dahası, ölünce cennete gitme garantinizin bile sağlanmadığı bu, avama özgü finali kendinize nasıl açıklayacaksınız?”
Kefenin cepli modelini muhafazakâr hemcinssel İpekçi’ye sipariş veriniz, belki bir umut…
Sevgi ve saygılarımla…
Seblâ Kutsal
***
Sevgili dostlarımın ZAFER BAYRAMI’NI KUTLUYORUM.
Dilerim kâinat var oldukça bu ülkenin tüm bayramları kutlanır. Ülkesinden, bayrağından, insanından ve varlığını borçlu olduğu MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK’TEN nefret eden mahlûkların bolca göründüğü bugünlerde Atatürkçü aydın insanların sessizliği ve duyarsızlığı beni kahrediyor.
Tıyneti belli olan ve yıllardır bunu saklamayan hâinlerin yanında onlardan medet uman, hâttâ onlara benzemeye çalışan reziller yok mu, işte bu beni delirtiyor.
İkbâl ve para uğruna düştükleri durumu pişkinlikle savunan bu rüzgârgüllerinin sosyal ve ticarî bağlantılarını kesmedikçe adam olmayacaklar. Bugünlerde bir şekilde geldiğiniz mevkiler nedeniyle çekinip sessiz kalıyorsanız veya bu kişilerin yanınızda olmasına müsaade ediyor ve kopmuyorsanız, bilin ki siz de suçlusunuz. İnsan bir kere ölür ve ölümün de bir anlamı olmalıdır ve en şereflisi de ülke için savaşırkenkidir. Çok kötümserim. Çok yakında uğruna çarpışacak hiçbir şeyimiz de kalmayacak.
Herkes bilmeli ki bu adamlar gelince bir daha gitmezler. Karşı çıkanı da kıtır kıtır keserler.
Hiç kimse bana istikrardan, ekonomik gelişmelerden, dövizden, yatırımlardan dünyadaki yerimizden bahsetmesin. Bunların hepsi bir uzun vâdeli senaryonun kilometre taşlarıdır.
Ülkeyi teslim ettikten sonra ne yapayım istikrarı, ne edeyim malı mülkü. Ben Ortaçağ karanlığında Mercedes’e binmek istemiyorum. Seslendiğim dostlarıma nasıl mücadele edileceğini târif etme nezâketsizliğim asla olamaz. Hepimiz, iyi kötü, bir yerlere geldik. Sâhip olduğumuz mevki, güç, para, çevre, dernek, vakıf, siyasî parti vs. kullanmalıyız.
BİZ Atatürk Türkiyesi’nden yana TARAFIZ. TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ONU YOK ETMEK İSTEYENLER ARASINDA TARAFSIZ OLAMAYIZ.
Unutmayın!
İYİ İLE KÖTÜ ARASINDA BÎTARAF OLAN, SONUNDA BERTARAF OLUR.
“Ne mutlu TÜRK’ÜM” diyen vatansever can dostlarıma ve kardeşlerime sevgi ve saygılarımla.
MUSTAFA TALÂT SÖZEN – Antalya – 30 Ağustos 2008

