HASAN ÂLİ YÜCEL’İN OĞLUNDAN…
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif…
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü…
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin…
Yaşadıklarını kâr sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna…
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün…
Gülebildiğin kadar mutlusun,
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin…
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin…
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın…
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer,
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın…
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın…
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak…
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü…
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin…
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın,
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün,
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun…
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…
***
Bir Şiir Daha, Buram Buram Baba Hasretiyle Dolu:
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.
Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! –
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
Bi helâllaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Can Yücel
***
Hasan Âli bu memleketin, bu milletin sevdâlısıydı ve çok çalışkandı.
Eviyle, evlâdıyla pek ilgilenemedi; ne de olsa bir gün 24 saatle, bir yıl da 365 günle sınırlıydı. Yapacak iş ise sonsuzdu.
Eğer daha mazbut olsaydı, ne o Hasan Âli olurdu, ne de Can, Can.
Can ona hem aşkla bağlandı, hem de çok kızdı.
Bu da bütün hayatına yansıdı.
Komünist oldu…
çok içti…
çok sövdü…
sonra da, öldü!
inanmadığı (mı) Allah rahmet eylesin…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 21 Eylül 2008 Pazar


Can Yücel inanır mıydı inanmaz mıydı bilinmez ama günümüzün pek çok insanından
daha erdemli
daha duyarlı
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü…
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
cümleleri Mevlânâ kadar etkileyici
Özetle günümüzdeki
pek çok insandan daha inançlı