<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>HASTALIKLARI BİZ Mİ YARATIYORUZ? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.keremdoksat.com/2008/11/23/hastaliklari-biz-mi-yaratiyoruz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.keremdoksat.com/2008/11/23/hastaliklari-biz-mi-yaratiyoruz/</link>
	<description>HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNINA HOŞ GELDİNİZ...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 22:30:11 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>MAVİ- AT KAFE tarafından</title>
		<link>http://www.keremdoksat.com/2008/11/23/hastaliklari-biz-mi-yaratiyoruz/comment-page-1/#comment-26611</link>
		<dc:creator>MAVİ- AT KAFE</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2011 21:37:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.keremdoksat.com/2008/11/23/hastaliklari-biz-mi-yaratiyoruz/#comment-26611</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Şizofrenler Kahvesi&lt;/strong&gt;

10 Haziran 2009 / 23:05EVET YANLIŞ OKUMADINIZ. GERÇEKTEN DE ŞİZOFRENLER KAHVESİ VAR! VE BELKİ DE SİZ OARAYA GİDİYORSUNUZ!

&quot;Nee, burası şizofren kafesi mi, ay hemen kalkalım o zaman&quot;. &quot;Durun, korkmayın. Bu öyle bir hastalık değil, onlar sizlerle kaynaşmak için burada çalışıyorlar.&quot; Bu diyalog Ankara Beşevler&#039;de yeni açılan Mavi At Kafe&#039;nin sorumlularından biriyle, iki müşteri arasında geçti.

Şizofreni Dernekleri Federasyonu Türkiye&#039;de bir ilki gerçekleştirerek çalışanları şizofreni hastalarından oluşan bu kafeyi açtı. Federasyon Başkanı &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Doç. Dr. Haldun Soygür&#039;ün&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; yıllardır hayâlini kurduğu bu proje, hastalığı tedavi edilenlerin günlük hayatlarına devam edip çalışabildiklerini kanıtlıyor. Üstelik çalışmak, toplumdan soyutlanmadıkları için daha da iyi olmalarını sağlıyor.

Mavi At Kafe&#039;de tüm yüzler gülüyor. Kiminin hayatlarındaki ilk işi bu. Müşterilerle çok ilgililer, hâttâ işi öylesine sâhiplenmişler ki, yeri geliyor bir masayla 4 servis elemanı birden bakıyor. 

Kafede 18 şizofreni hastası 4&#039;er saatlik 3 vardiyayla çalışıyor. Başlarında bir şizofreni hastası yakını var. 

Kafede çalışanların çoğu, yıllarca evlerine kapanmış. Dünyayı normâlde olduğundan çok daha korkulası bir yer olarak algılıyorlar. Genellikle dikkatleri çabuk dağılıyor veya daha çabuk yorulabiliyorlar. Ama zekâlarından kimsenin şüphesi olmasın. Aralarında üniversite sınavında ilk 200&#039;e giren bile var. Eğitimleri, zekâları çok daha fazlasına izin verse de, önce bir kafe çalışanı olarak yeniden, &quot;herhangi biri&quot; gibi yaşamayı deneyecekler. 

TAM VAKTİNDE İŞBAŞI

Aylardır çalışıp, Biofarma&#039;nın maddi desteğiyle burayı açtılar. İmza günleri, resim ve fotoğraf sergileri, şiir dinletileri de yapılacak. Ayrıca ikinci el kitap satışı da var. Fiyatlar da çok uygun. Espressodan, aromalı kahvelere, İtalyan usülü makarnalardan, cheese cake&#039;e kadar birçok yiyecek ve içecek var. İnternet de mevcut. 

Kafenin sorumlularından olan bir hanım, şizofreni hastası kardeşini henüz bu kadar etkili ilâçlar gelişmeden önce intihar sebebiyle kaybetmiş. Şimdi kafedeki diğer hastalara katkıda bulunuyor: &quot;Bu çocuklar için bir bardak çay servis etmek bile kendine güven mes&#039;elesi. İlâçlar nedeniyle uyanmaları güç oluyor ama o kadar hevesliler ki hepsi tam zamanında burada. Örneğin bâzıları hiç temizlik yapmamışlar. Temizlik yapmak hoşlarına gitti. Bir kızımızı, annesi hiç mutfağa sokmazmış ama burada dolma sardı. Biri bardağı düşürüp kırdı, çok üzüldü, ona bunu herkesin düşürebileceğini söyledik&quot;.

Kafede çalışacaklar arasında &quot;Mavi Çimlerde Nefes Al&quot; isimli bir kitabı olan &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yasemin Şenyurt&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; (28) da var. O hayattan hiç kopmamış, Ankara Üniversetisi Felsefe bölümünde doktora yapıyor. Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği&#039;nin üyesi, güler yüzü ve enerjisi metrelerce öteden belli: &quot;Hastalık ilk çıktığında eyvah hayatım uyuyarak geçecek diyordum ama sonra doktorayı bile bitirdim&quot;. 

MAVİ AT VE ŞİZOFRENİ 

Ankara&#039;daki kafenin ismi İtalya&#039;ya dayanıyor: 1974 yılında Trieste&#039;deki bir akıl hastânesinin kapıları ilk kez açıldı ve hastânedeki 1.200 hastanın diledikleri zaman dışarı çıkmasına izin verildi. Hastalar bu tabunun yıkılmasıyla el ele vererek iki buçuk metre yüksekliğinde, ahşaptan mavi bir at yaptılar. Hastânenin bahçesine yerleştirdikleri bu mavi at toplumla bütünleşmenin sembolü oldu. Çünkü geçmişte, dışarı çıkma izni olan tek canlı çamaşırhâneden kirli çamaşırları taşıyan bir attı. 

BAŞKA KAFELERDE İŞ BULACAKLAR

Mavi At Kafe&#039;nin kurulmasını yıllarca hayal eden &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Doç. Dr. Haldun Soygür&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ise belki de en mutlu olan kişi: &quot;Şizofreni topluma pahalıya mal olan bir hastalık. Önce tedavi masrafları sonra da kişiye ve âilesine yaşattığı iş gücü kaybı söz konusu. Burada çalışanlar belki 1 yıl sonra başka bir kafede de iş bulabilecek. Biz işverenlerin ve toplumun kafasındaki &#039;şizofreni hastaları çalışamaz&#039; önyargısını kırmak istiyoruz&quot;.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şizofrenler Kahvesi</strong></p>
<p>10 Haziran 2009 / 23:05EVET YANLIŞ OKUMADINIZ. GERÇEKTEN DE ŞİZOFRENLER KAHVESİ VAR! VE BELKİ DE SİZ OARAYA GİDİYORSUNUZ!</p>
<p>&#8220;Nee, burası şizofren kafesi mi, ay hemen kalkalım o zaman&#8221;. &#8220;Durun, korkmayın. Bu öyle bir hastalık değil, onlar sizlerle kaynaşmak için burada çalışıyorlar.&#8221; Bu diyalog Ankara Beşevler&#8217;de yeni açılan Mavi At Kafe&#8217;nin sorumlularından biriyle, iki müşteri arasında geçti.</p>
<p>Şizofreni Dernekleri Federasyonu Türkiye&#8217;de bir ilki gerçekleştirerek çalışanları şizofreni hastalarından oluşan bu kafeyi açtı. Federasyon Başkanı <strong><em>Doç. Dr. Haldun Soygür&#8217;ün</em></strong> yıllardır hayâlini kurduğu bu proje, hastalığı tedavi edilenlerin günlük hayatlarına devam edip çalışabildiklerini kanıtlıyor. Üstelik çalışmak, toplumdan soyutlanmadıkları için daha da iyi olmalarını sağlıyor.</p>
<p>Mavi At Kafe&#8217;de tüm yüzler gülüyor. Kiminin hayatlarındaki ilk işi bu. Müşterilerle çok ilgililer, hâttâ işi öylesine sâhiplenmişler ki, yeri geliyor bir masayla 4 servis elemanı birden bakıyor. </p>
<p>Kafede 18 şizofreni hastası 4&#8242;er saatlik 3 vardiyayla çalışıyor. Başlarında bir şizofreni hastası yakını var. </p>
<p>Kafede çalışanların çoğu, yıllarca evlerine kapanmış. Dünyayı normâlde olduğundan çok daha korkulası bir yer olarak algılıyorlar. Genellikle dikkatleri çabuk dağılıyor veya daha çabuk yorulabiliyorlar. Ama zekâlarından kimsenin şüphesi olmasın. Aralarında üniversite sınavında ilk 200&#8242;e giren bile var. Eğitimleri, zekâları çok daha fazlasına izin verse de, önce bir kafe çalışanı olarak yeniden, &#8220;herhangi biri&#8221; gibi yaşamayı deneyecekler. </p>
<p>TAM VAKTİNDE İŞBAŞI</p>
<p>Aylardır çalışıp, Biofarma&#8217;nın maddi desteğiyle burayı açtılar. İmza günleri, resim ve fotoğraf sergileri, şiir dinletileri de yapılacak. Ayrıca ikinci el kitap satışı da var. Fiyatlar da çok uygun. Espressodan, aromalı kahvelere, İtalyan usülü makarnalardan, cheese cake&#8217;e kadar birçok yiyecek ve içecek var. İnternet de mevcut. </p>
<p>Kafenin sorumlularından olan bir hanım, şizofreni hastası kardeşini henüz bu kadar etkili ilâçlar gelişmeden önce intihar sebebiyle kaybetmiş. Şimdi kafedeki diğer hastalara katkıda bulunuyor: &#8220;Bu çocuklar için bir bardak çay servis etmek bile kendine güven mes&#8217;elesi. İlâçlar nedeniyle uyanmaları güç oluyor ama o kadar hevesliler ki hepsi tam zamanında burada. Örneğin bâzıları hiç temizlik yapmamışlar. Temizlik yapmak hoşlarına gitti. Bir kızımızı, annesi hiç mutfağa sokmazmış ama burada dolma sardı. Biri bardağı düşürüp kırdı, çok üzüldü, ona bunu herkesin düşürebileceğini söyledik&#8221;.</p>
<p>Kafede çalışacaklar arasında &#8220;Mavi Çimlerde Nefes Al&#8221; isimli bir kitabı olan <strong><em>Yasemin Şenyurt</em></strong> (28) da var. O hayattan hiç kopmamış, Ankara Üniversetisi Felsefe bölümünde doktora yapıyor. Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği&#8217;nin üyesi, güler yüzü ve enerjisi metrelerce öteden belli: &#8220;Hastalık ilk çıktığında eyvah hayatım uyuyarak geçecek diyordum ama sonra doktorayı bile bitirdim&#8221;. </p>
<p>MAVİ AT VE ŞİZOFRENİ </p>
<p>Ankara&#8217;daki kafenin ismi İtalya&#8217;ya dayanıyor: 1974 yılında Trieste&#8217;deki bir akıl hastânesinin kapıları ilk kez açıldı ve hastânedeki 1.200 hastanın diledikleri zaman dışarı çıkmasına izin verildi. Hastalar bu tabunun yıkılmasıyla el ele vererek iki buçuk metre yüksekliğinde, ahşaptan mavi bir at yaptılar. Hastânenin bahçesine yerleştirdikleri bu mavi at toplumla bütünleşmenin sembolü oldu. Çünkü geçmişte, dışarı çıkma izni olan tek canlı çamaşırhâneden kirli çamaşırları taşıyan bir attı. </p>
<p>BAŞKA KAFELERDE İŞ BULACAKLAR</p>
<p>Mavi At Kafe&#8217;nin kurulmasını yıllarca hayal eden <strong><em>Doç. Dr. Haldun Soygür</em></strong> ise belki de en mutlu olan kişi: &#8220;Şizofreni topluma pahalıya mal olan bir hastalık. Önce tedavi masrafları sonra da kişiye ve âilesine yaşattığı iş gücü kaybı söz konusu. Burada çalışanlar belki 1 yıl sonra başka bir kafede de iş bulabilecek. Biz işverenlerin ve toplumun kafasındaki &#8216;şizofreni hastaları çalışamaz&#8217; önyargısını kırmak istiyoruz&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
</body>
</html>
