Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1782 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

ECONOMIST’IN KAYGISI

Economist: Erdoğan Kaygı Verici

İngiliz Economist dergisi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son seçimlerden bu yana yaşadığı değişimi analiz etti. Makaleye göre “Erdoğan’ın değişimi kaygı verici”.

Derginin makalesinde şu ifâdeler yer alıyor:

Erdoğan’ın partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmaktan kıl payı kurtulduğunda, akıllardaki büyük soru bundan böyle hangi Erdoğan’ın öne çıkacağıydı. İdeolojik davranmayan, pragmatist, cesur reformlarıyla 2005’te Avrupa Birliği ile üyelik görüşmelerini başlatan Erdoğan mı? Yoksa her işe karışan ve AKP’ye İslâmcı kökleri nedeniyle darbe vurmaya can atan askerleri, 2007’deki seçim zaferinin hemen ardından türbanı üniversitelerde serbest bırakmaya çalışarak kışkırtan, dogmacı ve âni tepki gösteren Erdoğan mı?”

OTOKRATİK BAŞBAKAN

Başbakan’ın giderek daha otokratik ve gerçeklerden kopuk hâle geldiğini savunan dergiye göre, parti içinde ve siyasî sistemde Erdoğan’ın karşısında güvenilir bir muhalefet bulunmaması da, Türkiye’nin durağan ve başıboş sürüklenmekte olan bir ülke görüntüsü vermesine neden oluyor. Ülkenin özellikle de AB üyeliğinden uzaklara sürükleniyor görüntüsü verdiği söyleniyor.

ERDOĞAN’IN TUHAF DAVRANIŞLARINDAN ÖRNEKLER

Economist, Erdoğan’ın “tuhaf” olarak nitelediği davranışlarına örnek olarak, son Washington ziyaretinde “nükleer silâhlara sâhip olanların, başkalarına ‘nükleer silâhlara sâhip olmayın’ deme hakkı bulunmadığı” sözlerini ve ülke içinde de daha keskin bir milliyetçi söylem kullanmasını gösteriyor.

Derginin haberinde “Erdoğan ile sertlik yanlısı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ arasında ‘Erdoğan’ın ordunun nüfuzunu zayıflatacak reformları dondurması karşılığında, partisinin yeni bir kapatma davasına hedef olmaması” yolunda bir anlaşma yapıldığı söylentilerinin bulunduğu da aktarılıyor.

YARGISIZ İNFAZLAR VE POLİS İŞKENCESİ ARTTI

Yeni anayasa çalışmalarının askıda olduğunu, yargısız infazlar ve polis işkencesi haberlerinin arttığını ve Erdoğan’ın uzun zamandır ateşli destekçisi olan liberal aydınlar ile Avrupa Komisyonu’nun homurdanmaya başladıklarını kaydeden Economist, “Erdoğan’ın cevabı ise bâzı başbakanlık muhabirlerinin akreditasyonlarını iptâl etmek oldu. Bütün bunlar, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini istemeyenlere cephâne sağlıyor” diyor.

Anadolu Ajansı 29 Kasım 2008

***

Yukarıdaki satırları ben yazmadım, İngiliz emperyalizminin sözcüsü dergi kaleme almış. Tuhaf davranışa örnek olarak gösterdiği sözleri, Bill Clinton vazifeyi bıraktıktan sonraki bir canlı sohbet programında aynen İran için söylemişti.

Reuters Haber Ajansı da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ınson kullanma tarihinin gelip gelmediğinisordu! Ibon Villelabeitia imzalı tahlilde, iktidarının ilk döneminde özellikle AB sürecinde yaptıklarıyla liberal kesimlerin ve iş dünyasının büyük desteğini alan Erdoğan’ın şu anda bu desteği büyük bir hızla kaybettiği belirtiliyor. Bunun en mühim sebepleri olarak ise, üniversitelerde türbanın serbest bırakılması gibi yanlış stratejileri, olsuzluk iddiaları ve Hükûmet’in, AB sürecindeki ayak sürme tavrı gösteriliyor. Erdoğan’ın son dönemde sürekli olarak asabî olduğuna dikkat çekilen tahlilde, yolsuzluk haberleri yapan medyaya saldırdığı ve kendini eleştiren gazetecilere akreditasyon vermediği hatırlatılıyor. Siyasî yorumcuların Erdoğan’ı giderek despotlaşmakla suçladığı ve AKP’nin gittikçe “düzenin partisi” hâline dönüştüğü kaydediliyor.

***

Bakın, adamların derdi Devletlû’nun sıhhati veya başka şeyi değil.

Hazretin artık köşeye fena hâlde sıkıştığı, gerek kendisinin gerekse partisinin pek çok mensubunun bulaştığı dillere düşen yolsuzluklar, temel kişilik yapısına çok uyan bir şekilde gittikçe öfkesinin kabarması, neredeyse kendisini yumruklayacak kadar fevrî ve irritabl olması…

Hiç mi hiç öyle olmamasına rağmen, milliyetçiymiş intıbâı bırakacak kadar kabarışı…

Bunlardan dolayı üzülüyorlar adamlar.

Çünkü misyonunu tamamlayamadan alaşağı gitmesinden endişe ediyorlar.

   Üstelik yeterince hazır bir stepne de yok!

      Yoksa var mı?

         Varsa kim ve neci?

Mehmet Kerem Doksat – Manisa – 29 Kasım 2008 Cumartesi

Yorum Yapın

Mesajınız