CÂNAN ARITMAN ERMENİ ASILLI OLABİLİR Mİ?
Nasıl böyle bir millet hâline geldik, anlayamıyorum. Aşağılık kompleksiyle beslenen bu tuhaf ve sınır/koşul tanımaz liberallik aşkının, aslında tek taraflı ve saplantılı bir aşk olduğunu hiç mi gören yok? Daha ne kadar diz çöküp serenada devam edeceğiz?
Herkes Cânan Arıtman’a çakıyor. Evet, onun yerinde olsaydım, böyle bir şey yapmazdım. Tavrının da, üslûbunun da nâhoş olduğunu kabûl ediyorum. Fakat bir Allah’ın kulu da Cânan hanımın yaptığı şeyin eşi benzeri olmayan bir davranış olmadığının farkına varamaz mı!
Siyasî lider değil de, sanki Amerika’yı yeniden keşfedecek bir Mesih gibi coşkuyla göreve getirilen ABD başkanı Barak Obama’yı en çok zorlayan “seçimi kaybederse sâdece bu yüzden kaybeder” dedirten “iftira” neydi acaba? Hatırlamak işinize mi gelmiyor?
En hakiki öz liberalizmin pompacısı ve demokrasi fâtihi Amerika’nın siyahî lideri “Müslüman” olmakla suçlandı!
Bu iddia, rakibi tarafından ortaya atılınca, tribünlerden “oh my God!” sesleri yükseldi. Obama da aynen şimdi Gül’ün yaptığı gibi çıktı ve “hayır ben o dediğiniz şey değilim” dedi. Kim buna bir tepki verdi? Taraf gazetesi, “Obama Müslümanlar’ı rencide etti” diye manşet attı mı? Peki ya Sarkozy’nin dedesinin Osmanlı uyruklu olduğunu bizim GS Üniversitesi’ndeki Mösyö Chartier ortaya çıkarınca, bu durum Sarkozy’nin hoşuna gitti mi? Dahası, sizce Ermenistan kendine Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı seçer mi? Ya Yunanistan? Peki ya Güney Kıbrıs?
Aslında Cânan Arıtman’ın Ermeni olup olmadığı araştırılmalı bence. Tıpkı onlar gibi kendinden emin ve yüzde yüz ben haklıyım edâsıyla ortaya bir iddia attı ve “bu bir iddia değildir, doğrudur, ben doğruluğuna inanıyorsam bu, yeterli bir delildir” dedi. Ermeniler’in, bizim ve diğer ülkelerin tarih arşivlerine bakmaya gerek duymaksızın “siz soykırımcısınız” dedikleri gibi…
Bence bu ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı Ermeni olamaz, olmamalıdır. Belki günün birinde başka ırktan biri bu mertebelere gelebilir, buna itirazım yok. Ancak Ermeni olamaz. Neden mi? Bir komşunuz olduğunu düşünün, evinin yatak odasında sizin eşinizin fotoğrafları duvarları süslüyor. Ve bu komşu ele güne, sizin eşinizin aslında kendisinin olduğunu söylüyor. Geceler boyu eşinizle ilgili fanteziler kuruyor… Siz eşinizi, bu adamın/kadının ellerine teslim eder miydiniz? Peki, ülkenizin bir kısmının hâlâ kendi toprakları olduğunu söyleyen yâni ülkenizin sınırlarını tanımayan, sizin olmadığını söylediği toprakları hiç çekinmeden kendi sınırlarına katan haritalar çizen bir milletin evlâdına teslim edebilir misiniz ülkenizi? Her ne kadar iyi niyetli olsa bile gözü, gönlü kaymaz mı yıllar yılı “Türklerin değil” denen topraklara? Böyle bir durumun gerçekleşmesinden imtina etmek kafatasçılık mıdır!
Cânan Arıtman’a herkes öfke kusuyor. Aslında, bizimkilerin bu kadar şaşırmalarının, kendi suratlarına tokat yemiş gibi olmalarının nedeni yıllar yılı, Türkler’e uygulanan haksız ve arsız davranış şeklinin, bir Türk tarafından sergileniyor, hastalık hâlini alan karşılıksız liberalizm aşklarına gölge düşüyor olması.
Cânan hanımın yaptığını tasvip etmiyorum. Onun ukalâca üslûbunu, karşıt tez tanımayan dayatmacı, karalayıcı tavrını hiç ama hiç sevmiyorum çünkü bana Ermeni Diasporası’nın tutumunu anımsatıyor…
İsminin Açıklanmasını İstemeyen bir Takipçimiz – İstanbul – Aralık 2008

