Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3755 defa okundu.
Bu yazi bugun 3 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

DÜN İŞTİRAK ETTİĞİM “OKAN BAYÜLGEN’LE SÂDE VATANDAŞ” PROGRAMI HAKKINDA KISA BİR YAZI

Yaklaşık 20 senedir 2000’in üzerinde, çoğu da canlı olan televizyon programına iştirak ettim. Okan Bayülgen’in ciddi mevzuları mizahî ama seviyeli olarak ele aldığı NTV’de yayınlanan bu programı için de beni çağırdılar; müsâittim, gittim.

Hayatım boyunca müsbet ilimden ve sınırların iyi çizilmesinden yana oldum, dün de öyle yaptım. Seyredemeyip de bakmak isteyen olursa, aşağıdaki adresten indirilebiliyor:

http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=0&cbVideo=10231&cbQuality=1

Eski bir başbakanın kocasının gayrı ilmî uygulamaları ve bir dişi “koçun” yaptıklarını cesaretle, olabildiğince sükûnetimi koruyarak anlattım. Hâttâ programın sonunda medenîce ellerini sıktım.

Epey arayan, tebrik eden, teşekkür eden oldu. Hele canlı bir âbide olan Prof. Dr. Özcan Köknel’in tıpkı sevgili kardeşim Prof. Dr. Mansur Beyazyürek’inki gibi bizzat telefonla arayışları gönlüme rahatlık verdi.

Elektronik posta yoluyla da benzeri şeyler sürmekte.

Bir dostum “bir süre için korumayla dolaşsan iyi olur” dedi; şaka etmiyordu, güldüm geçtim.

Bir tek, isminin Sema Uysal olduğunu yazan biri aşağıdaki e-mesajı yolladı (Türkçesi’ne hiç dokunmuyorum):

***

“çok bilen çok yanılır diye bir laf vardır kerem hocam

şu anda okan bayülgenin programındaki rezilliğinizi izliyorum

okan bey sizin yanınızda olmasına rağmen ve bu kadar donanımlı olmanıza rağmen ihtiraslarınıza nasıl yenildiğinizi nasıl saldırganlaşıp çirkefleştiğinizi izliyorum.

hele özer beye yaptığınız çok garipti amacınız neydi bir anda konuyu nasıl oraya getirdiniz?

kim nederse desin kim kimin torunuysa torunu size ne?

insanları aşağılarken, küçümserken ve açıklarını yakalarken çok zevk aldığınız görülüyor.

bu anlamda size benziyorum sizin saçmalıklarınızı şu anda yüzünüze vururken bende sizinle aynı şeyi hissediorum

bu kadar bilgili olduğunuz için ve çok iyi olduğunuz düşündüğünüz için ben sizden daha fazla haz alıyorum.

sizi daha öncede izledim tavırlarınız hep bu şekildeydi.

siz daha iyi bilirsiniz size tere satmıyorum ama haklı da olsanız izleyenlerin gözünde, aşağılayan dalga geçen tavırla, haksız yere düşüyorsunuz.

size de bir program yapmalılar iyi reyting alırsınız.

yalnız programda kendi kendinize konuşmanız gerekecek saldırmak için konuk bulabileceğinizi sanmıyorum.

***

“Marifet iltifata tâbidir” derler.

Sema Uysal (bu isim gerçek midir bilemem) belli ki zekâ özürlü değil. Alelacele yazdığı için berbat olsa da, Türkçe’ye ve ne diyeceğine vâkıf belli ki.

Eğer Sayın Özer Uçuran Çiller, Ayşe Arman’la yaptığı röportajında kendisini bir Guru gibi gösterip mekteb-i tıbbiyeyle hiç alâkası olmadığı hâlde “alternatif tıbbı en iyi ben bilirim” demeseydi ve karizmasını güçlendirmek için de Hz. Mevlânâ’nın torunu olduğunu ifâde ederek, alenen yalan söyleyip bunu gazeteci yazar ve tarihçi Murat Bardakçı’nın da doğruladığını iddia etmiş olmasaydı, zürriyeti de sülâlesi de beni hiç ilgilendirmezdi.

Aslında o röportajda babası, özgeçmişi ve bugünlere nasıl geldiğiyle ilgili olarak anlattığı bence çok mahrem kalması gereken şeyleri düşününce “bu ne kadar ağır bir iç huzursuzluğu ki, kılıç kırılsa yen içinde kalması icap eden şeyleri büyük medyada anlatıyor” diye şaşırmıştım. Zât-ı âlileri hakkında başka mahrem malûmatımı ise asla buraya yazamam.

Dün “kendini sevme” konusunda söyledikleri ile ilgili bir psikiyatrik tahlil yapınca… “Bu yaşa gelmiş adam hâlâ kendisini sevebilmek için bu kadar debeleniyorsa, kim bilir hangi suçluluk veya günahkârlık duygularının etkisi altında” diye düşünmemek mümkün değil.

Bir de öfkelenip bana kendimi sevmediğimi söyleyince kahkahaya boğulduk!

Murat Bardakçı benim arkadaşım. Cebine yazıp sordum, aynen şu cevabı verdi:  “Tamamen palavra. Bana da söylemişti, tam tersini yazmıştım. Söylediklerini okudum, gene uydurmuş”. Tamamen birinci dereceden kanıt (delil). Murat’ın ve benim GSM numaralarımız, mesajlarımız kapı gibi duruyor.

İnsanlarımızın vakitlerinin, ümitlerinin ve nakitlerinin sömürülmemesi için mesajlar vererek yaptığım rezillikten dolayı memnuniyet duymaktayım.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 27 Ocak 2009 Salı

50 Yorum

FERİDE KARASUOcak 27th, 2009 20:14

Sayın Kerem Doksat,

Bu ülkede, bilinen koşullarımızda yaşarken yüreğime unutmaya başladığım ülkemin insanına inancı ve ümidi tekrar kazandırdığınız için İYİ Kİ VARSINIZ !

Kitaplarınızı us’um elverdiğince, donanımım yettiğince okuyacağım.

Saygılarımla,

Feride Fidan Karasu

MKD: Çok teşekkürler Sayın Feride Fidan Karasu

mehmet ferahOcak 27th, 2009 21:12

sema uysala kesinlikle katılmıyorum… programı bende seyrettim….. daha öncelerden recep kaplan adında ki şarlatanla beraber bir programı vardı….. krem bey adamın tepesine balyoz gibi indi programın başında o kendinden emin şarlatanda programın sonlarına doğru özgüvendfen eser kalmamıştı… inanın alkışlamıştım….. o kanal kanal gezen kanalların çok matah adammış gibi çıkardığı adamı izmir marşıyla aynen göndermişti…. adam yıllarca kanallara çıkamamıştı…. kendini toplamış herhalde yine sabah kanallarında boy gösteriyor… hadihocam buna bir el at bu şarlatanlarla ancak sen başedebiliyorsun…. bence dünkü programdakilerinde recep kaplanda farkı yok. mevlana torunuyum de karizma yap var mı böyle birşey….. belli menfaatler için yalan söyleyen bir insanın yalanını ortaya çıkarmak niye terbiyesizlik oluyormuş anlamış değilim….diyelim ki torunusun o mesneviyi yazmış mevlana bir banka hortumcusunu torunu olarak kabul edermiydi…. Mevlanaya o kadar hakaret edildi bence en ağırı bu şarlatanın mevlananın torunu olduğunu söylemnesiy di ….bunlara tepesine harbiden balyoz gibi inmek gerekiyor… bunu da en iyi gbaşaran sensin hocam ağzına sağlık………Megolaman yönün yok değil ama bu tip olaylarda bu yönünü çok iyi kullanıyorsun…… hep böyle kal rezillikse bu rezilliklerinin devamını dileriz……

Sevgi KoçdorOcak 27th, 2009 21:41

Sevgili hocam, dün Sade Vatandaş programini büyük bir keyifle izledim…İnsanlarin pastadan pay alabilmek için ( yeterli donanim ve bilgiye sahip olmadan) neler yapabildiğini bir kez daha gördüm.Yaşam koçuna olan bakışım değişti …Ama anlatımınızın daha yumuşak bir dille olmasını beklerdim. Çünkü siz orada benim için sade bir vatandaştan çok, bir doktor, bir psikiyatristiniz….Özellikle “sizin yüzünüzden üşüten hastalar bana geliyor” sözünüzü duyan böyle bir hastanız varsa çok üzülmüştür diye düşünüyorum…Saygılarımla…..

MKD: Sevgili Sevgi Koçdor, tamamen haklısınız…

mehmet öztürkOcak 27th, 2009 21:51

Bizim evde “amele” dizileri pek izlenmez .Geçen anneanne geldi o günden beri tv yi teslim aldı. izleyemiyoruz hiçbir şeyi. Verilen adresteki video ile yetindik. Uçan pardon Uçuran Çillere yakışıklı ve yumuşak ihtiyarlıklar dilerken, Mevlananın çöpe atılmış kopyalarından biri olabileceği on yüz milyon da bir de olsa ihtimal dahili olamaz mı, Mevlana, Uçuranların o günkü memleketine belki bir seyahat yapmış tır. Ne bileyim bu kadar ısrarın altında belki bir şey vardır.

Onur DoğanOcak 27th, 2009 22:52

Ellerinize dillerinize sağlık,
Ben bi fiil dün gece programı eşimle beraber izledim. Açıkça bu şarlatanlara, artık yaptıklarının söylediklerinin birileri tarafından dinlendiğini anlatmak gerekiyordu. Kendi kendilerine anlattıkça coşuyorlar, sel olup taşıyorlar. Bu tip zırtapozları, Okan Bey de sıksık programına konuk ediyor. Geçenlerde de bi aura nakaratı tutturmuş bi hatun kişilik sabahlara kadar konuştu durdu. Yeni kesilmiş koyun ciğerini takım halinde birisi yüzüne çarpıp savursa biye, kumandayı kemire kemire bekledim durdum.
Keşke daha önce yetişseydiniz. :) hele yazdığım 6 tezde ki bunlar doçentlik, profesörlük tezleridir inceler okursunuz diyince yüzleri çok ilginç haller aldı :)
tekrar dilinize sağlık. Allah zeval vermesin

hüseyin sungurOcak 28th, 2009 00:02

Özer nam şahıs,zamanında,İSTANBUL bankasını nasıl ham ederek memleketin ZİRAAT BANKASININ başına tebelleş ederek,kurtarılmasını(!) sağladığını,7/11 miydi, İNGİLİZ büyük bakkalın adı(süpermarket) adı,nasıl Türkiye’ye getirip,pekekeye rant sağlanmasına köprü olduğunu da anlatsaydı ya.programı izlemedim,yalnızca hocanın bugünkü ve malum ropörtaja yazdığı yoruma istinaden yazıyorum.

Dünya alem yazmadı mı 7/11 ın kepazeliklerini bu memlekette!
KİMDEN TIK ÇIKTI?

İstanbul Bankası vakası bilgileri,bizzat zamanın …..şube müdürü tarafından,şahsıma verilmiştir.

Ne yapalım.
Gün gelecek hesaplar sorulacak,çaresiz.
Ancak,şimdilik;
Hacı hacıyı Mekke’de
….t ….i tekkede bulur.

Geçecek bunlar da geçecek…

UMUT SEDA TÖRELİOcak 28th, 2009 07:35

Merhabalar efendim.Tabi bu tarz eğilimler insanların manevi boşluğunda ileri geldiğini düşünüyorum. Bilimin dışında bir şeyler aramak gerçekten büyük bir gaflettir.Yani bunlar belki zırvalık bile olamaz rezillik tek kelime ile. Tabi beyin yapısını inceleyen bilim dalı NÖROLOJİ oluyor değilmi?NLP GURULUK BİR SÜRÜ SAÇMA SAPAN KAVRAMLAR.İnsan başarıyı çalışarak elde eder.Sağ beyin sol beynide tıp inceliyor zaten.Başarı için Pedagoglar yardımcı oluyor dğeilmi?yaşam koçlarını duyardık,Kariyer koçu, oyunculuk koçu gibi pek çok yardımcı alanlar var.Bunun için böyle saçma eylemlere gerek kalmaz. TIP Her zaman doğruları söyler bilim. Dolayısıyla insanlar yaşama sevincini kendi içlerinde aramalıdır birisine ihityacınız yokki zaten. O kadın böyle yazdım özürdiliyorum bir halt bilmiyor bence, öğrenmiş saçma şeyleri öyle ahkam kesiyor bir şey bilmiyor. Artık bir insanını 21.asırda bu tip şeylere inanmasına anlam veremiyorum.Allah bizlere akıl vermiş.Bunu kullanmak için çalışacaksın bitti.Çalışmadan başarı olmaz illa nlp ye gerek yok. Katı madde yok diyor bilmeme ne diyor enerji diyor abc ıngırı zıngırı.SEN KİMSİN KARDEŞİM!Ne cürretle konuşuyorsun.Sınav kazandırıyorlarmış Dershane var okul var kurs var git piskiyatriste sorunun vars.NLP ne?Bilinç Altı yokkmuş bilinç dışılık varmış bunu öğrenmiş olduk. Bende bilinç altı diye biliyordum. Terbiyesizlik resmen bu insanlar tutuklanmalı hapse atılmalı hatun tv sinema eğitimi almış, matematik eğitimi almış.GİT FİLM ÇEK YADA Bu tür insanların tutuklanması lazım.Gerçekten ben bilim dışında bir alternatif bilmiyorum Alalh sizlere kolaylık versin.Ben panik rahatsızlığı yaşıyorum ilk düşündüğüm piskiyatrist oldu.Panik Disorder sanırım böyle bir tehşis kondu raporda yazıyordu yatıştırıcı kullanıp bir müddet terapiye katıldım. Böyle bir terbiyesizlik olabilirmi bu tip oluşumlar varmı?NLP tipi şeyler varsa Dediğiniz gibi TIP Eğitimi almaları lazım gelir.Çok çirkin şeyler bunlar.İnanın ben bu insanları görsem kavga ederim.Samimi söylüyorum bu insanların vatandaşlıktan çıkartılması lazım.Çok öfkeliyim gerçekten sizin gibi değerli araştırmacı ve bilim insanlarına karşı büyük bir saygısızlık yapılıyor. Yani çok özürdiliyorum. Çok şerefsiz insanlar!o kadını görürsem canına okurum!sitesi varsa verip veriştireceğim!Sizin gibi bilgili bir hekim karşısında, bilmiyorum çok özürdiliyorum bende çok isinirlendim çok özürdiliyorum hocam.ÇOK ÜZÜLDÜM YANİ SİZLER YILLARCA İNSAN BİLİMİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORSUNUZ. ALLAH GERÇEKTEN BÜYÜK SABIRLAR VERSİN EFENDİM.Tabi bu tür insanlarada Allah akıl fikir versin.Alalh ıslah etsin!afedersiniz efendim.İyi çalışmalar diliyorum Saygılarımla

UMUT SEDA TÖRELİOcak 28th, 2009 07:38

“HAYATTA EN HAKİKİ MURŞİD İLİMDİR” DİYOR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

ayşın iyicilOcak 28th, 2009 10:04

Sevgili hocam,
Ne iyi yaptınız da geldiniz . Ağzınıza sağlık . Sizinle özdeşleştik o gece program boyunca. O Sema kar….. da boşver gitsin . Vardır bi beklentisi bence. saygılar
Ayşın İyicil

Sevinç TartıcıOcak 28th, 2009 13:00

Sevgili Hocam, ben Sema Hanım’ın tepkisini özellikle de seçtiği sözcükleri onaylamamakla birlikte anlayabildiğimi sanıyorum.

Biz, zaman içinde şifremize yapılan müdahaleler sonucunda genetik olarak yatkınız psikoza. Burada psikoz olarak lanse ettiğim şey psikiyatrik tedaviyi zorunlu kılan günlük hayattan koparan, o parçalanmalar değil. Gerçeğin yalın hâliyle, çıplak gerçekle baş edemiyoruz biz. Yok sayıyor ya da değiştiriyoruz beynimizde. Yüzleşemiyoruz. Çünkü o gerçekle yüzleştiğimizde eyleme geçmemiz, bir şeyler yapmamız gerekecek. Geçmişte böyle değildik belki, en azından toptan bu durumda değildik. Ama bu konuda hadım edildik.

Biz sorunu çözmek değil, sadece “iyi hissetmek” istiyoruz. Hayata katlanabilmek adına bir “savunma mekanizması” olarak “kişisel gelişim” oyuncaklarından mistik açılımlara uzanan geniş bir yelpazeye de açığız bu yüzden.

Bu sistemler diyor ki “sorun sensin. Sorun senin dünyayı algılamanla ilgili. Pozitif bak, çekim yasasını devreye sok, bolluğu bereketi seç. Zâten başımıza gelen her şeyi biz seçiyoruz ve kendimize çekiyoruz! Karar ver ve hadefe kilitlen, kapiş!” bu bakış açısı tüm bu sistemlerin ortak paydası. “Sen neyi seçersen onu çekersin yeterki olumlu ol” vs.

Yani diyelimki benim sorunum “eve et alamamak”, “ev kiramı ödeyememek”, “kredi kartı borcundan kafayı yemek”, “işsizlik” vs. yukarıdaki yöntemlerden birinden meselâ yaşam koçundan ayrdm istedim… Onunla yeni hedefler belirliyorum, nedir bu… et alabilmek, ev kiramı ödeyebilmek, borçlarımı bitirmek.. bunun için de daha çok para kazanmanın köşeyi dönmenin yollarını bulmak!

Bu yöntemler asla ve kat’a, “beni et yiyemez duruma getiren Sistemi sorgulamama” izin vermiyor. Dengesiz gelir dağılımını, vergilerimizi çar çur edenleri, cebimizden çalanları, ülke öz kaynaklarını satanlarla vs ilgilenmiyorum. Onlara karşı kılımı bile kıpırdatmıyorum! Ben kendi küçük hedeflerimie kilitlenmiş durumdayım.

Bize algılarımızı değiştirmenin her şeyi çözeceği söyleniyor. Biz “olmakta olan gerçeği”, “olmasını istediğimiz kendi gerçeğimizle değiştiriyoruz”. Bu kuantum düşünce yöntemlerinden biri. Zâten bunun egzersizleri de var. (Mesela araba almak istiyorsun di mi… işe kendini araba kullanırken hayâl etmekle başlıyorsun ve şu an arabasız olan seni, arabalı senin enerji seviyesine, ditreşimine yükseltiyorsun. Ditreşim yalnız, titreşim değil karışmasın:P) bu yöntemlerle, katlanamadığımız anılar da dahil olmak üzere, gerçeği değiştirerek beynimize format atıyoruz.

Geçmişte soykırıma uğrayan Yahudiler, bugün Irak halkı, Filistinliler filân bu sırrı bilmediklerinden öldüler. 12 Eylül öncesi ve sonrası bizler, şimdi de Engenek-10′cular bilmiyor. Şili’de kayıplara karışan binlerce onbinlerce insanın ve işkencelerle öldürülen, sakat bırakılan milyonların tek hatası “sır”dan haberlerinin olmamasıydı. İran’da recmle ölen kadın da habersiz “sır”dan. Açlıktan ölen Afrika’lı da. Ebeveynlerinin ve tanımadıkları yetişkinlerin sex kölesi olan 0-18 yaş arası çocuklar da! Sır’ra ermiş olsalar bu korkunç şeylerin hiçbiri olmayacaktı.

Benim anlamadığım, madem makinalarla ditreyip kendimize gelebiliyoruz ve madem madde yok enerji var o halde sadece biz değil her şey bu şekilde kendine getirilebilir değil mi. Para tuzağı da değil bir mucize madem… Neden bize bu makinaların marifetini anlatmaya çalışarak vakit ve enerji harcıyorsun ki… Tak bu “kutsal makina”nın mandallarını, elektrotlarını dünyanın böğrüne, ditreşimini BARIŞ HUZUR EŞİTLİK BEREKET frekansına getir, çöz sorunu bilader… Ne durmadan röportaj veriyosunki..

&&&&

Sevgili Hocam, söyleşiyi de Okan’ı da çok beğendim. Elinize dilinize sağlık. Ama itiraf etmeliyim ki ben de bir an için Özer Bey’in, hani siz telefon mesajını okuduğunuzda.. O hâli vardı ya. İçim acıdı. O dağılmış parçalarını toparlamaya çalışması. Çok kötü oldum. Üzüldüm ona, çocuk gibi. Okan’a sizi şikâyet etmesi filân içim ezildi. Sema Hanım’ın da o anda aynı şekilde kötü hissettiğini ve ezileni korumak gibi bir misyon yüklenirken size o kadar kötü şeyler yazdığını sanıyorum. Ezildi Özer Bey. Siz aşırı gerçekçisiniz. Bunu her bünye kaldıramaz.

Onun bambaşka bir dünyası var. O tür büyük puntolu lâflar edip de bunun yalanlanabilir olduğuna, birilerinin de karşıt şeyler söyleyebileceğine nasıl hazırlıksız olur bu kadar anlamak güç. Ne sanıyordu ki herkes önünü ilikleyip saygı duruşuna mı geçecek. Hem anlamadım. Genç göstermek neyle ölçülüyor ki. Bu adamcağız soruları ya duymuyor ya anlamıyordu… Düşünce akışı da çok yavaş. Bâzı sözcüklere takılıp sohbeti takip etmekte zorlandı. Yaşını bilmem ama 49 yaşında donmuş gibi görünmüyor. Kılıçdaroğlu 60 yaşındaymış meselâ, şok geçirdim. Adam fişşek gibi, zekâsı da algıları da çok parlak. Özer Bey’in bu donukluğunun nedeni nedir acaba.

MKD: Sevgili Sevinç Tartıcı, bir bilsem… Belki botox yanlış tatbik edilmiştir:))

İhsan SENANOcak 28th, 2009 13:41

Bir konu ile ilgili en az yirmi yıllık bir çalışması olmayan kişilerin, o konunun uzmanı olan bir akademisyenle münazara etmeleri intihar etmek demektir. Allah Müslümanı Özer Çiller ile o bayan koçun o gece düştüğü durumlara düşürmesin. Acınacak haldeydiler. Bir de insanın bazı din büyüklerinin soyundan gelmesi o kadar önemli değildir. Önemli olan, dünya hayatını bahsedilen kişinin yaşadığı gibi yaşayıp yaşamadığıdır. Mevlana Celaleddin Rumi’nin yaşam biçimi herkesçe malumdur. Onun torunu olmak öyle hafife alınacak bir şey değildir. Bu akrabalığı torunu olduğunu söyleyen kişilerin taşıyabilmeleri lazımdır. Fakat bunu kendilerinde göremiyoruz. “Dini siyasete alet edenlere karşıyız.” diye bağıranların, dini ticarete alet ettiklerini üzülerek görüyoruz. Allah akıllarını başlarına getirsin.

elif duruOcak 28th, 2009 13:47

çok ilginç, hocamız eleştiriye gelemiyor ha! Kendisi başkalarını paldır-küldür, sert ifadelerle eleştirirken -saldırırken- bize sansür uyguluyor! çok şaşırdım! Sadece övgüler ve ince kritikler gösteriliyor! E siz de haklısınız bunca eğitime vs rağmen aslında siz de bizler gibi zavallı birer homo sapiens siniz sonuçta! Bol zaafları olan!
sevgiler

MKD: Hakaretamiz olmayan mesajlara geçit veriyorum. İncelerseniz çok daha ağır eleştiriler de bulacaksınız. Selâmlar…

Erkan ÖZTÜRKOcak 28th, 2009 14:41

Sayın Doksat,
menfaatlerine dokunulduğunda insanların “sema”laşmalarına (aynı ismi taşıyanlardan özür dileyerek) alıştık artık.

Menfaatleri uğruna her şeyi kullanılabilir kabul edenler, aynı zamanda kendilerinin de kullanılmakta oldukları, herkesin bir diğerini aldattığı bir dünyada nasıl mutlu olmayı bekliyorlar anlamıyorum.

Bilime inanıyor, bilim insanlarımıza güveniyor ve inanınız ki bu palavraların hiç birini yemiyoruz.

Saygılarımla…

MKD: Bilmukabele Sayın Erkan Öztürk.

Murat ÖZATAOcak 28th, 2009 15:02

Sayın Hocam Bende proğramınızı çok dikkatli bi şekilde izledim.Konuşmanız tavrınız o kadar çok hoşuma gitti ki daha önce sizi değişik proğramlarda izleyemediğim için üzüntü duydum. Hemen isminizi aldım ve internetten araştırma gereği duydum. Aslında Okan BAYÜNGEN beyin proğramlarını izlemem ama sizin proğramdaki duruşunuzdan dolayı proğrama kilitlendim Yani şu anlaşılıyor bu ülkede adı duyulmuş, desteklenen insanlar hep bir akımı başlatcak sonra uyutulacağız zaten ülkemiz tamamen uyutuluyor televizyonda ki proğramlara bakın nerede konunun uzmanları, ağzı laf yapan çıkıyo bişeyler söylüyo, sonra ne adam be diyoruz aslında içinin boş olduğunu nereden bileceğiz. Yanin Özer beyin hem kitap yazıp hemde kitaptaki aletleri pazarlaması çok ilginç, Herhalde televizyonu bulanda ne mükemmel alet yapılmış alın diye etrafta amma konuşmuşur. Bilmiyorum katılır mısınız televizyondaki çoğu proğram zati bizi uyutuyo. Yok yemek yarışması, yok evlenme, Yok gelin kaynana falan filan tabiri caizse insanlar bizim adımıza beğeniyo, bizim adımıza para kazanıyo, bizim adımıza gülüyo, bizim adımıza düşünüyo nerede düşünen gençlik bende dahil, nerede bir buluş yapan, ve de ömrünü ilme adamış ve bu uğurda yıllarını vermiş insanların bile görüşleri eleştiriliyo Hadi hayırlı Selametle

gülşah şahinOcak 28th, 2009 16:06

merhaba Kerem bey,
Dün gece Okan bey’in programını sayenizde zevkle izledim.Öyleki şiddetli baş ağrımı bile geçirdiniz.

İletişim fakültesi mezunu olarak sayısız kişisel gelişim kitabı okuyup kendisini bu konuda uzman zanneden kişilerin konuşmalarını dinlemişimdir.Üzülerek farkettim ki bana olumlu veya olumsuz hiçbir katkısının olmamasıdır.

Bilgiye kapasitesi olan herkes sahip olabilir.Önemli olan sahip olduğumuz bilgiliyi en iyi şekilde kullanmaktır ve siz bu konuda çok başarılısınz…

Bence insanlarımızın bilgilerini kullanması için sıfatı yaşam koçu olan birilerine ihtiyacı yok.

saygılarımla…

MKD: Sayın Gülşah Şahin, teşekkürler ve sevgiler…

Sadettin KOÇOcak 28th, 2009 17:45

Hocam selamlar,

Okan Bayülgen’le olan proğramın bir bölümünü yakalayabildiğim yerden izleme fırsatım oldu.

Yürekten tebrik ediyorum sizi.Şarlatanları,kendini birşey sananları,sahtekarları,yalan yanlış insanların sırtına binip onları sömürenlere karşı sukunetle vermiş olduğunuz cevaplardan dolayı tebrik ederim.Agzınıza yüreğinize sağlık.

saygılarımla.

MKD: Çok teşekkürler…

murat çalışırOcak 28th, 2009 18:00

Dünyamızı karartmaya çalışanlarla mücadelenizde sizin yanınızdayım. Carl Sagan hayatta olsaydı zevkten dörtköşe olurdu. O nasıl bilimsel vakurluk,nasıl konulara hâkimiyet. Bu arada gözlüğünüzün üstünden bakınca bilimsel karizmanız tavan yapıyor. Devam hocam devam…

MKD: Sevgili Murat Çalışır, çok teşekkürler. O vakarı megalomani olarak görenlere de “eyvallah”…

HALUK ZİYAOcak 28th, 2009 18:24

Editorial olarak önce bir öncekini buraya pasta yapayım..:)

Hocam Merhaba,
Okan’ın programındaydınız seyrettim..27 ocak 2009
Aklıma yıllar önce (8 yıl) okuyup kafayı sıyırmaktan teğet geçtiğim.:) bir oluşum geldi.Oluşum diyorum, bugün programı seyrederken aklıma o amerikalı oluşum geldi,hani şu KRYON saçmalığı,önce saatlere baktık aaaa 11:11…aaaa 12:12..oku oku sonunda baktık..akheneton mısır dan amerika ya uğramış ve taaa ordan buraya bizim kafaları yıkamış..adamlar sonunda alternatif tıp cihazları satan,vitamin satan,bu vitaminleri nasıl kullanacağınız kitapları da satan,heryerde toplantılar yapan..veeee sonunda paraları cukka yapan oluşummuş,bugün programı seyrederken biran..aaa aynı işler değil mi bunlar dedim birden…tavşanın suyunun suyunun suyu diye kitap yazayım ee sonra satayım eee sonra …sonrası kitabı alanları birde makinaya alayım seans ..seans .. sürrölans..:)…yaa acaba akheneton doğrumu al beynini yıka, kurut, tekrar tekrar sat ,,sat kazan, sat kazan..çevir çevir sen kazan..yani auramda bir çember daha oluştu..görüyorum artık,bırakın beni ben deli değilim..farkındayım artık..alternatif tıp var..tavşan var suyu bide suyunun suyu var..ergenekon..var ergen olmadan kon var..uçan var..uçuran var…konan var..:))
ama benim favorim bir Conan birde Akheneton var….
Saygılar

Yorumunuz mu var?

Var…
Varlıktan öncede yorum vardı, biz yorumladık..kim..?…(insan..büyük laf)
En ulu maymun benim..neden..?..kopartabildiğim en büyük gürgen dalı benim elimde, benim sopam daha büyük..ozaman..vurayım kafasına..:)
İçsel güdü,güdü,güdü,fokur,fokur,..:)
Yorum farklı birşey…yorumlamak..daha faklı..sonuç ve ötesi yeme , yanında da yatma çünkü aman noolurr nooolmazz…:)
Toparlayabilirsek gündemi; mesele basit..
Ben çıktım çok büyük ulemayım …hatta ötesi…sen kimsin..hocam..?..
Bana ulaşabilme ihtimalin sorgulanamaz..Neden..?..Satır aralarına bak be ..Guruyum> sen yılllarını verdin bilime sıradansın..Çünkü kim var ?… diye sorduğunda artık…GURU …var ..Sen kimsin de açıklama yapıyorsun..?..Ben Alara Kalama’nın torunuyum….:)..(Buda kim buarada..anyway..)
Sor… Zerdüşt’e …sor ..Bedevi’ye hatta.. sor Ebeme…kii..öğrenesin…yaladın yuttun ilmi boşunaaaaa…
Ben senden önce bitirdiiimmm…:
Buraları geçip yorum yaparsak.; sonuç..tezden önce hipotezden önce başlangıçtı…O neydiii…gürgen sopa kimin elinde…?..:)
İçgüdü..neden en büyük sopayı koparttı..?..
Analiz..: Vardı..önceden vardı..:)..
Problem..Sorun…
Kullanmak..Kullanabilirlik..Uygunluk..Uygulamaya: uygun Ortam..Yaratmak..Sağlamak..
Bilim..?..İktisat..İşletme..vs..Psikoloji..bilimiyle direct..İlgilimi..dir..?..Hayır..
Yanii …Hocam..İnsanı bilmek bir yere kadar..
Aradaki figüranları mat etmek de bir yere..basit…Çünkiiiii…
Özünden kopmadan…Liberalist olunuz…Bırakınız yapsınlar…)..Bırakınız girsinler..Rahat olun..Denenmişlik farklılık değildir..Farklılık denenmez ..yapılır..Vardır..Hep VAR olacaktır…
Paylaşmak ak koyun ile kara koyunu serbest bırakır..Bırakın Gelsinler..:)

Kaan ÖZSAYINEROcak 28th, 2009 20:02

Ben psikiyatri değilim sizin gibi hocam ama kadınların sözlerinin arkasında yatan duygusal ve zihinsel birikim konusunda alaylı bir ihtisasım var. 29 yaşında 6 senedir evli ve eşine sadık biri olarak ben biraz pas tutmuş olsamda bu hatun kişinin sado-mazo diye adlandırılan gruba dahil olduğu konusunda bir düşünce oluştu kafamda.

Saygılar

Diler SönmezOcak 28th, 2009 23:07

Evet dünyamızı sadece siyasetçiler karartmıyor ,izlediğimiz proğramda ki insanlar gibi kendilerini çözüm üreten diye adlandıran kişiler de karartıyor.Sizin gibi konusunda uzman olan bilim adamlarının ekranlarda daha çok görülmesi bu ülkenin yönetimine de çok katkısı olacaktır.
Saygılar.

Diler SönmezOcak 28th, 2009 23:17

Evet dünyamızı sadece siyasetçiler karartmıyor.Proğramda izlediğimiz gibi adlarına çözüm üreten diye adlandıran kişiler de karartıyor.Sizin gibi konusunda uzman olan bilim insanları halka ulaşabileceği yolları daha çok kullanırsa ; ülkenin siyasi seviyesinin de yükselmesine katkısı olacaktır.

Saygılar

nur rambacherOcak 29th, 2009 00:05

okanbayülgen programında sizi izlerken aldığım haz ve duyduğum şeyler dünyada sizin gibi dürüst ve pozitif bilim i insanların önüne sunmak ve insanların realiteden nekadar uzaklaşıp birtakım şarlatanlıkların peşine takılıp medet ummaları aslında bizim toplum olarak ne kadar çaresizlikler içinde olduğumuzu gösteriyor aslında dünya varoldukça her zaman bu tarz insanlar olacaktır mühim olan bu tarz şeylere prim vermemek ve pozitif bilimi hedeflemektir mutluyum sizin gibi insanlar iyiki var

Kaan ÖZSAYINEROcak 29th, 2009 10:06

Sn. Hocam şimdi web sitesinden izledim programı. Sizden bir kez daha Allah razı olsun bizi, toplumu böyle insanların yumuşak yüzlerinin altında yatan vahşi egolarının tahribatına izin vermediğiniz için.

Arkadaşınızın sözlerine katılıyorum belki koruma tutmak değil ama bir süre sağınıza solunuza dikkat etseniz iyi olur. Özer Çillerin derin ilişkilerine vurgu yaptığınız anda ki yüz ifadesi gerçekten korkunçtu. O müzmin mevlana torununun yerine rus mafyasının baronunun ifadesi vardı.

Bu sırada Ferhan Efeçınar hanfendinin astroloji sitelerinde sıkça boy göstermesi ve biografisini yayınlaması da gerçekten ilginç. Aynı bayanın siz konuşurken far görmüş geyik misali bakışları zihninin hangi boyutta meşgul olduğunu bizlere gösterdi.

Ancak bilimin sasrılmaz gerçekliğinin ipine sarılarak programın sonunda konukların konuşurken her cümlelerinin sonunda sizin gözünüz içine bakarak onay beklemesi ve öyle devam etmesi görülmeye ve gülünmeye değerdi.

selçuk selOcak 29th, 2009 10:54

Hocam,
para insanı Hz.Mevlananın torunu yapıyor galiba ne dersiniz.Biz sizi gönülden destekliyoruz.Aslında iyi de oldu bu program sayesinde çaresiz insanların sömürülmesi engellendi.
Saygılarımla.

gediz ünsalanOcak 29th, 2009 12:12

toplumca tuhaf bir dönemdeyiz (ve bitecek gibi de değil sanki…)
pozitif bilimsel yaklaşımdan sözeden birilerini görmek giderek zorlaşıyor.

ne diyeyim ; AĞZINIZA SAĞLIK…!!!

dr gediz

Sevinç TartıcıOcak 29th, 2009 12:53

Meraklısına şu link de ilginç gelebilir:

http://muratbardakci.com/artikel.php?artikel_id=8

MKD: Muhteşem yâhu:))

Okan CopalOcak 29th, 2009 14:28

Hocam içerik tamam desek bile o tavırlar o üslûp lürfen bir oturup tekrar seyredin-tarafsız olarak- kendinizi, bırakın o konukları karşınızda 2*2 4 değil diyen biri dahi olsaydı o üslûp çirkeflik… kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz o üslûbu anlayamıyorum. …

Karşınızdakilerin tümü sizin feyzinizden yararlanmaya ihtiyacı olan insancıklar değiller. Fikirleri size göre -yada tüm bilim çevrelerince- yanlış olabilir, kelime seçimleri kullanımları yanlış olabilir ama bu sizin bu kabalığınızı açıklamaya yeterlimi sizce ?

Neyi savunduğunuzun hiçbir önemi kalmadı maalesef.

MKD: Bu mesajı özellikle koyuyorum. Hani kabalık belki de (bence az bile yaptım), çirkeflik lâfının isabetini sizlere bırakıyorum. Kullandığı kelimelerin anlamından bîhaber veya özellikle böyle yazan Okan Copal’ın buraya tekrar mesaj yollamamasını da rica ediyorum tabiatıyla!

Sevinç TartıcıOcak 29th, 2009 18:03

Okan Copal…
Öncelikle, siz yeniden okusanız o yazdıklarınızı iyi olur.
“Hocam” diyecek kadar saygı duyuyor ama “çirkef” bulacak kadar da nefret ediyorsunuz:)
O program sizin biraz sinirlerinizi bozmuş anlaşılan, bilâder.
Kafanız karışmış sizin.
Zira ambivalans tavan yapmış!
“Hocam”la başlayıp “çirkefle” devam etmek de nesi…
Üslûpdan söz edene de bakın:)))

Hem Konfüçyus’a hem de Mevlânâ’ya mal edilen şu lâfı yazayım da kapak olsun bâri :)

” Ali’nin Veli hakkındaki görüşleri bize Veli hakkında değil, Ali hakkında fikir verir.”

kerem keleşOcak 29th, 2009 18:41

hocam sayın hocam sizi tanımak iyi oldu okan bayürgenin sayesinde oldu bu çok güzel ayrıca başınızı ağrıtan büssürü tang şuiciler var ama herşeye rağmen altından kalkabileceğinizi okan bayürgenin sade vatandaş programında gösterdiniz oradaki performansınız mükemmeldi..

MKD: Teşekkürler sevgili adaşım…

Okan CopalOcak 29th, 2009 19:49

Sevinç Hanım Kerem Bey’e Hocam diyorum çünkü kelimenin tam ve gerçek anlamıyla kendisi Cerrahpaşa’dan Hocamdır. Saygı duyduğumda doğrudur nefret ettiğim ise tabiki yanlıştır. Kendisini severim sırf o yüzdende sitesini zevkle takip ediyorum. Birine saygı duymak onu sevmek demek onun yaptığı her hareketi onaylamak demek değildir sanırım. -sadece amiyane tabiriyle şakşakcılık yapmıyorum -

İnanın “Ellerinize dillerinize sağlık” “size katılıyorum” “ne güzel yaptınız” gibi ifadeleri bende söylemeyi biliyorum, ama en azından bu sitenin sadece bu amaçla kurulan biryer olmadığını düşünüyor(dum)um.

Çirkef kelimesine gelince ben tam olarak o kelimeyi tartışma konusuyla hiç ilgisi olmamasına rağmen Hocamızın konuyu Özer Uçuran Çiller Bey’in dedesine -sülalesine- getirip onun yalanını canlı yayımda yüzüne vurması için kullandım. Kelimenin o durumu karşıladığını düşünmüştüm ama Hocam’dan özür diliyorum asla amacım onu üzmek değildi.

Not: Hocam umarım yorumumu yayınlarsınız ve bundan sonrada beni yazılarınızı yorumlamaktan mahrum etmezsiniz. -Sınırı aşan kelime için sizden tekrar af diliyorum.- Sadece aynı yönde yorumlar olacaksa bu kısımın yorumlar değil teşekkürler kısmı olarak değiştirilmesi gerekmez mi?

MKD: Bu yorumu koyma sebebim benden af dilenmesi değil. Tıbbiyeyi bitirip de, okuduğu yazıda açıkça anlatılan gerekçeyi kavrayamayan ve hâlâ “teşekkürler kısmı” diye sarkazm yapan tıb doktoru yetiştirdiğimizi teşhir için! Malûm kişi Hz. Mevlânâ’nın soyundan geldiğini ve bunu Murat Bardakçı’nın teyit ettiğini iddia ederek kendi guruluğunu perçinlemek için yalan söylemişti ve bu sebeple işin doğrusunu gündeme getirdim. Eminim ki hâlâ OC anlamamıştır… Heyhat!

hüseyin sungurOcak 29th, 2009 20:45

Yahu medet, bu aleni HIRKIZLIK bre !
Hele “talim terbiye”ye ne demeli!
Hocam,çıldırmak istiyorum.Bana bir , nasıl diyor sizin alanınız,TRANKİLİZAN MI,tavsiye edin…

Bunlara nasıl dayanılır yarabbi!

http://muratbardakci.com/artikel.php?artikel_id=8

onur kuralOcak 29th, 2009 22:05

öğrencilik hayatı malum sınav zamanları sıkıntıdan patlarsınız çalışıp çalışmama,uyuyup uyumama arasında zor bir seçim yaparsınız.

Kerem hoca’yı o gece televizyonda görünce önce bir bakalım bildiğimiz tanıdığımız profesör donanımının yanında ne göreceğiz diye düşündüm. Konuşmaya başlamasıyla bitirmesi arasında tahayyül bile edemeyeceğim bir durum vardı karşımda.. doğru sözü doğru yerde ve doğru aktarım tarzıyla kullanırsanız insanları nasıl döversiniz adlı derste hissettim kendimi. Hocanın övülmeye ihtiyacı yok programı bir daha izleyin ve ”dişi koç” un mimiklerine ve özellikle gözlerinin içine bakın göreceğiniz şey mubin bir şekilde ”çaresizlik” …

Ahkam kesmeye bayılanlar biraz bu ülkenin yetiştirdiği bilim insanlarına dikkat edin! onları sadece bilimsel yayın, makale, konferans vs gibi şeylerle değil insani vasıflarıyla, konuşma adap ve usluplarıyla ve de çıkar beklemeksizin yaptığı işlerle örnek alın ve kıyaslayın…

Hocaya saygılar….

Hüsamettin KüçükOcak 29th, 2009 22:34

“Kitaplarınızı us’um elverdiğince, donanımım yettiğince okuyacağım.
Saygılarımla,
Feride Fidan Karasu

Ferîde Hanım, nerede o kitaplar? :) Bulursak biz de okumak istiyoruz.

MKD: Hüsamettin Bey, bilimsel yayın listemde mevcut. Lâ-ilmi veya bî-ilim eserlerim henüz neşredilmedi. Bir kısmı şimdilik bu mekânı doldurmakta…

Hakan ToksözOcak 29th, 2009 22:55

PARAMEDİKAL (TIPDIŞI) TEDAVİ LOBİSİ İLK KEZ KARŞISINDA BİRİNİ BULDU

Uzun zamandır ekranlarda paramedikal tedaviyi savunan kişilerin programlarda atıp tutmasını üzülerek görüyorduk. Bu program yapımcılarının populizm ve reyting uğruna bunları dinlemesi hatta onaylamasına alışmıştık. Ancak ilk kez farklı bir şey oldu. İlk kez bilimin avukatlığı bu programla bu kişilerin karşısına çıktı.

Tıpdışı tedavileri “bilimsel tıp dışındaki tedaviler” olarak tanımlıyoruz. Mistik (üfürükçü, medyum, büyücü), mistik olmayan (fitoterapistler), yerel (ayurvedikler), ithal (reiki, kuantum, NLP vb) olarak sınıflıyoruz. Bu lobiyle nasıl mücadele edileceği konusunda uzun süredir çalışıyoruz ve yakında faaliyete geçeceğiz. O zaman ortalığın boş olmadığı daha iyi anlaşılacak. Mücadele nasıl mı olacak ? Kamuoyu bilgilendirme sadece bir örneği (kerem hocanın yaptığı gibi), hukuksal mücadele ve bazı yasa maddelerine dayanarak girişimler dışında sağlık bakanlığına ve ilgili kurumlara başvurma, bu tedavilerden zarar gören hasta veri tabanları oluşturma, bu yöntemleri kullanan hekimleri uyarma vb gibi çok ayrıntıyı içeriyor.
Pozitif düşünce, enerji, evrenle uyum vb gibi kelimeler çok güzel ama sonuçta konu hastalık tedavisine gelince STOP. Buna izin vermeyeceğiz. Bu güzel kelimelerin ardında tamamen ticari amaçların olduğunu biliyoruz ve kim ne kadar kazanıyor bunu da izliyoruz ve açıklayacağız.
Biz kimmiyiz ?
Bize PARAMEDİKAL TEDAVİLERLE SAVAŞIM GİRİŞİMİ diyebilirsiniz.
Bu yolda devam kerem hocam merak etmeyin ortalık boş değil…

İsmail KelebekOcak 31st, 2009 03:57

kerem hocamı ilk defa dinleme fırsatım oldu, bu programı yakalayamama şansım olduğunu düşününce biraz da irkiliyorum. Pozitif bilimin öncülerinin ekranların reyting rekortmeni şarlatanlarına televizyonda hergün cevap yetiştirmeleri elbette çok saçma, gereksiz ve komik olur fakat meydanın boş olmadığını herkese göstermek de gerekli diye düşünüyorum.

Okan Beye ve Kerem Hocamıza teşekkür ediyor, fang şui, al bunu ver onu cu arkadaşlara da programa renk kattıkları, bize siyah ile beyazı ayırt etme imkanı verdikleri için hayatımın en ilginç teşekkürümü sunuyorum

bu arada Hakan Toksöz isimli arkadaşın bahsettiği mücadeleyi de çok anlamlı buluyorum,

saygılar,

Hüsamettin KüçükOcak 31st, 2009 09:06

Kerem hocam,
“http://www.keremdoksat.com/2008/08/26/yayinlarim-ve-bilimsel-faaliyetlerim/” yazınızı daha önce görmemiş değilim. Ferîde hanıma “Nerede o kitaplar?” derken, sizin verimsiz olduğunuza dâir bir îmâ ve istihzâ aklımın ucundan geçmemiştir. Öyle derken, başka bâzı yazarlar gibi, herhangi iyi bir kitapçıya uğrayıp da, kapağında tek başına sizin isminiz yazan, tamâmı sizin tarafınızdan yazılmış bir kitap bulamayacağımızı kastettim.
Hürmet ve ihvânla.

OLCAY BAHAR AKBAYŞubat 1st, 2009 23:00

Sayın Doksat,
Umarım dehanızı, bilgi birikiminizi danısan ve ögrencileriniz dısında bizlerle paylasabilmek icin daha cok fırsat ve zaman yaratabilirsiniz. Ben psikolojiye duydugum ilgi ve kendimi gelistirmekle ilgili bitmek tükenmek bilmez istegim sebebiyle Yasam Koclugu egitimini yıllar önce aldım dolayısıyla karsınızdaki hanımefendinin – Tedavi etmek amacımız yok, biz sadece soru soruyoruz cevapları cözümleri danısanlar buluyor – tarzındaki yaklasımını anlayabiliyorum fakat ben bu egitim sonrası soru sorma isinin bile, en azından psikoloji bilimine hakimiyet gerektirdigini algıladım. İnsan psikolojisi adına sorulacak her sorunun , ruha dokunacak her eylemin ciddi bir egitim ve profesyonellik gerektirdigine
inandıgım icin sertifikamı kendime yeni birsey daha kattım diyerek kenara koydum, konu kapandı. Sizi izledigim her an duydugum saygı ve hayranlık artıyor, sadece programdaki tarzınızı hassasiyetinize katılmakla beraber gerektiginden fazla sert ve köseli buldugumu paylasmak isterim.
Saygılar

Beste ErsözŞubat 2nd, 2009 00:21

Kerem Hocam,
Ortaokul yıllarımda Montaigne’in Denemeler’ini okurken “benim hissettiklerimi ne güzel kaleme almış” diye hissetmiştim.
Bu duygu bir de siz 26 Ocak’ta Sade Vatandaş programında konuşurken “Kerem Hocam ne güzel söze döktü” diye tekrarladı…
Ağzınıza dilinize, senelerinize emeğinize sağlık…
Tarzınıza gelince elbette siz nerede nasıl konuşacağınızı mesleğiniz gereği de bizden iyi bilirsiniz.. Herkeze anlayacağı dilde konuşmak lazım… Sayın başbakanımızı efelik yapınca ayakta alkışlıyoruz da siz karşınızdakiyle anlayacağı dilde konuşunca neden yakıştıramıyorlar anlayamadım…
Selamlar,
Beste Ersöz

MKD: Sevgiyle sayın Beste Ersöz

Ilgın ÖnerŞubat 2nd, 2009 01:48

Değerli Hocam,

Yer aldığınız her programı büyük zevkle ve ilgi ile izliyorum. Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum fakat psikolojiye de çok ilgi duyuyorum ve seçmeli ders olarak “Introduction to Psychology” almıştım 3.sınıfta. Vakit buldukça psikoloji ile ilgili kitaplar okuyorum … Okan Bayülgen ile olan programınızı her zamanki gibi ilgi ile izledim. Yukarıda bilimsel vakurluğunuz ve karizmanızdan bahsedilmiş ki o zaten tartışılmaz ama ben bunun yanında sizin o güzel Türkçe’nize, diksiyonunuza, ses tonunuza ve kendinizi ifade ediş biçiminize de hayranım! NLP konusunda ise şunu söylemek istiyorum. TOBB Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir dizi konferansa katıldım birkaç sene önce … Son gün Okan Bey’in programındaki bayan gibi NLP uzmanı olduğu söylenen bir hanım yer almıştı, Banu Gökçül idi yanlış hatırlamıyorsam. Hiçbir etkisi olmaması bir yana hiç kayda değer birşey de içermiyordu. Bomboştu! Son olarak şunu da eklemeliyim ki Okan Bey’in programındaki konuşma üslubunuz tam size yakışır şekildeydi. Türkiye’nin sahip olduğu en değerli ve en önemli bilim adamısınız. Allah sizi başımızdan eksik etmesin diyor, saygılar sunuyorum Sayın Hocam …

MKD: Sayın Ilgın Öner,keşke herkes sizin kadar dikkatli ve eleştirel olabilse, pek çok kişinin beynine giriyorlar. Şahsımla ilgili güzel sözleriniz için müteşekkirim.

Hüsamettin KüçükŞubat 2nd, 2009 13:04

Mevzû-i bahis NTV programını sitesinden bugün seyretme fırsatı bulabildim. Kerem hocamın konuşmasını büyük zevkle dinlediğimi ve kendisini çok takdîr ettiğimi söyleyebilirim sâdece. Kendisinin kullandığı üslûbu “çirkeflik” olarak nitelemeyi de ancak “çirkeflik” olarak niteleyebilirim. Kerem hocamın oradaki üslûbunu hiç de sardırgan falan bulmadım. Az bile o üslûp. Böyle şarlatanlar kendilerine yumuşak şekilde karşı konulmasından cesâretlenip işi iyice çığrından çıkarıyor, topluma karşı ahtapota dönüşüyorlar.
Bu arada, programı seyrederken, kendi uçmakla kalmayıp okuyanlarını da “Uçuran” pîrin yüz hatlarının, Hazret-i Tayyîb’i ne kadar andırdığını farkettim :)

MKD: Sevgili Hüsamettin Bey, tabip olmuş ama hekim olamamış “eski öğrenci” bilmiyor ki kelimenin menşei Acemce’den çirkâf ve mânâsı da pis su, pis, edebsiz, terbiyesiz. Böyle bir adam asla olmadım. Selâmlar.

Vikram TelliŞubat 3rd, 2009 01:06

Sevgili Hocam,

sizi büyük bir keyifle izledim. Sema (Uysal) Hanim’in yazdigi konusma tarzinizdaki saldirganliginizi ben de programda gözlemledim. Bu konuda yalniz size sonuna kadar hak vermekteyim. Sizin gibi hayatini bilimin hizmetine vermis bir insanin bu tarz sarlatanliklara sahit olurken gene de kendine hakim olabilmesini gercekten takdir ettim. Hocam, yalniz ne kadar hakli olsaniz da bu insanlari fikirlerini halka sunup, bu tarz etik olmayan yollardan para kazanmaktan alikoyamiyorsunuz. Bu da bu isin büyüsü sanirim. Pozitif bilimlerin üzerindeki lanet maalesef bilim adamiyla halk arasindaki bilgi, deneyim ucurumudur. Enerji, quantum, vs. tarzi komediler insanlara isin kolayindan umut tacirligi yapmaktadir. Ne yazik ki siz ile o kitaplara inananlar arasinda da anormal bir ucurum var. Her ne kadar cikip TV’de bu sarlatanlari ezseniz de sonucun pek degismeyecegine inaniyorum.

PS: Koruma konusunda maalesef dostunuza katilmaktayim.

Özgür DuruŞubat 4th, 2009 15:17

Sevgili Hocam, gecen hafta Okan Bayulgen’in programında sizi seyrettim, harikaydınız. Ayse Arman’ın Özer Çiller’le olan röportajını ben de okumustum, soyum Mevlana’ya dayanıyor gibi bir yalanı 70 yasında bir insanın söylemesini hala aklım hayalim almıyor, hele hele bu kisinin eski bir basbakanın esi olması durumu iyice madara ediyor. Ne pahasına bu sekilde kendisini bu derece kucuk dusurmesini hayretle, agzım acık seyrettim. Bence programın da zirve yaptıgı nokta burasıydı bence. Siz de avına son penceyi vurmayı sabırsızlıkla bekliyen kaplan misali bunu programın sonlarına bırakmıs olmanız beni daha cok etkiledi. Sizin gibi insanlara bu toplumun ihtiyacı var, saygılarımla hocam.

MKD: Çok teşekkürler Sayın Özgür Duru.

Kemal ÖzkanŞubat 6th, 2009 17:36

Özer Çiller 63 yaşında 70 değil,aslında benim asıl ilgimi çeken şu son yazıdaki son cümle oldu.

” Siz de avına son penceyi vurmayı sabırsızlıkla bekliyen kaplan misali bunu programın sonlarına bırakmıs olmanız beni daha cok etkiledi”

İnsanlar nelerden etkileniyorlar yarabbim..

Hatta avını parçalayan bir kaplan gibi adamın ağzını burnunu yemeniz beni size çok yakınlaştırdıda diyebiliriz.Toplumun sizin gibi parçalayıcı doktorlara ihtiyacı var sayın hocam :) :) :) :)

MKD: Vallahi, ne diyeyim…

Taylan Özgür ÇelikŞubat 6th, 2009 23:15

Sayın Kerem Doksat,
O programı izledim, diğer ”kon”ukların sizin karşınızda acz içinde kalışlarını, kıvranışlarını izledim. Bilgi ile iki ”Bi-lim insanını nasıl da lime lime ettiniz, nasıl acz içinde bıraktınız, balonları nasıl da patlattınız, ellerinize, yüreğinize sağlık…
Onların bilmedikleri, BİLMEDİKLERİ… Bunu herkese gösterdiniz…
Sevgi ve saygılarımla

MKD: Bilmukabele Sayın Taylan Özgür Çelik.

Burçin İvrenŞubat 7th, 2009 21:28

Katıldığım Noktalar

1) Kişisel Gelişimin insanların bu yöndeki açlığını kullanarak, belki iyi belki kötü amaçlar ile; bu işin bir pazara dönüşmesi..
- Adı sürekli değişen sertifikalı eğitimler- yayınlanan kitaplar-satın alınan ünvanlar

2) Batının; “doğu” bilgilerini içine kuantumu katarak süsleyerek satması..

Katılmadığım Noktalar

1)Henüz Modern Tıp’ın alanına girmemiş olsa bile; bu cihazların enerji tedavi yöntemleri için kullanılmasının etkili olabileceği ve zamanla çembere alınabileceği

örneğin

- İzimirde2007 Ulusal Tamamlayıcı Tıp Sempozyumunda; katılan bir sürü alanında uzmanlaşmış hekimlere; bu bilimsel cihazlar konuşulmuş ve takdir görmüştür

- Titreşim Tıbbı adı altında; hastalıklar peyda olmadan; insan elektirk- enerjisinden analiz -tespit ini mümkün görüyorum.

Objektif Bakış

- Eğer; tıp camiası içinde (bile), tamamlayıcı tedavi yöntemlerini araştıran uygulayan hekimler var ise; konu bilimsel değildir şeklinde hemen göz ardı edilmemeli

Özer Bey İçin
- Tamamen; iyi niyeti ile röportajlarındaki ifadeleri verdiğini düşünüyorum. Bence; Mevlananın torunuyum derken; Mevlananın bilgelik yanı ile; kendinin şuanki bakış açısı arasında bir benzerlik-baglantı -devamlılık olduğunu ifade etmek için demiştir.
Sırrın Sırrı Kitabı İçin
- Kitabını incelediğimde; gayet akademik bir dil kullanıldığını ve rezonans yasasını bilimsel bir temele oturtmaya dönük yazdığını gördüm. Diğer kitaplar gibi ucu açık; ‘cekim yasası’ pazarlamacığı yapmayan duruşa sahip bir kitaptı..

MKD: Bu hanım kızımız daha önce Evrimsel Psikiyatri e-grubunda da marjınal ve majik düşünceleriyle epey dikkatimizi çekmişti. Tıbbiyeyle alâkası yok. “Bir sürü hekimlere” gibi ifâdelerini gençliğine verin…

emre gençŞubat 11th, 2009 00:10

Hocam gecen sizin katıldığınız programı izledım ve inanın sizi takdir etmemek elde değildi umarım bu çizginizi devam ettirirsiniz çünkü bu millete ilaç diye bonibon satan şarlatanlar var.Hem MEVLANA’nın torunu olmak kolay şey değil hakkını vermek lazım insanları kandırarak kul hakkına giripte MEVLANA torunu olunumuyor.
Saygılarımla….

emıne koçŞubat 11th, 2009 23:25

sayın bakanım 20 00 cıvarı att atama beklerken neden hala 112lerde hemsıreler saglık memurları calısıyor.pekı 112lerden şöförluk yapan hızmetlılerı cekıp yerıne paramedık atayacakmısınz.inanın ruh saglıgımız bozuldu beklemekten

Berk YükselŞubat 15th, 2009 20:27

Sevgili Hocam,

Bu programı kaçırmıştım. Hep size söylediğim gibi annem ve babam asla kaçırmazlar sizi yıllardır. Hemen arayıp haber verdiler ve sonradan internet üzerinden izleyebildim. Harikaydı, ağzınıza sağlık. Herkesin öğretmen, eğitici, usta ve guru olduğu çağımızda öğrenci olmanın önemi unutuldu maalesef. Sizi gönülden tebrik ediyorum.

İçten Saygı ve Sevgilerimle.

MKD: Sağol Sevgili Berk, dostlukla…

Canan ÜLKERHaziran 12th, 2009 14:51

Ferhan isimli kişinin durumu ilginçti. :)

Şiyar BahadırEylül 11th, 2009 05:04

Programı sırf sıkılınca seyredeyim diye kaydetmiştim bilgisayarıma, bugün bir daha seyrettim. Kerem Hocam konuşurken, lunaparkta tehlikeli bir oyuncağa binmeden önce hissedilen o garip mutluluk hissini yaşıyor, ekran karşısında kendisinin muhataplarının bön yüzlerini görerek kendimden geçercesine mutlu oluyordum.

Ben de bir tıbbiyeliyim, bu program da bana “ah Cerrahpaşa” dedirtti.

Ağzınıza sağlık.

Saygılarımla.

MKD: Sayın Şiyar Bahadır, çok teşekkür ediyorum. SSS.

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word