Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2851 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

DÜNYANIN KRALLARI, DEVLETLÛ ve TIRMANAN ANTİSEMİTİZM

Bu makalem http://www.keremdoksat.com/2009/01/25/nabucco-projesi-kazigi/ Nabucco Projesi Kazığı yazımın devamı mahiyetindedir. Orada Dünyayı parmağının ucunda oynatan Yahudiler’in müsaadesi olmaksızın, bu muazzam projeye nasıl olup da bu isim verilmiş, yoksa işin aslı öyle değil mi” demiştim nihayetinde ve sormuştum: “Bir de araştırın, İsrail’in alternatif teklifleri, projeleri var mı” diye…

Önce aşağıdaki web mekânından elde ettiğim bilgileri paylaşacağım.

http://www.ajansspor.com/futbol/dunyadanfutbol/h/20090129/yahudi_kulup_patronlariyildizlar.html

Futbolun Yahudi Patronları

Haber Analiz: Koray Düşova / www.ajansspor.com
koraydusova@turksportal.net
29 Ocak 2009 14:43
Yazarın notu:

Sayın okuyucularımız,

Bu makale sadece bilgi paylaşımı amacıyla yazılmıştır. Hazırlanırken tüm inançlar kutsal sayılmış, hiçbir inanca övgü ya da hakaret içermemektedir.

Söz konusu inanca mensup isimlere yönelik en ufak bir tenkit veya övgü yöneltilmemektedir.

Okumadan önce lûtfen dikkate alınız.

Saygılarımla

Tartışma yeniden alevlendi…

Efsanevî aktör Marlon Brando, geçmişte “Hollywood’a Yahudiler hâkim” demiş ve ciddi bir tartışma başlatmıştı. Bu konu şu sıralar ABG’de tekrar çok gündemde. Tartışmayı Los Angeles Times’ın Yahudi asıllı köşe yazarı Joel SteinTV ve film sektörü hâlâ Yahudiler’in hâkimiyeti altında” diyerek tekrar alevlendirdi.

Stein’in de söz ettiği gibi Hollywood’un ünlü stüdyolarının başkanları ve üst düzey yöneticileri New Corp. Başkanı Peter Chernin, Paramount Pictures başkanı Brad Grey, Walt Disney CEO’su Robert Iger, Sony Pictures CEO’su Michael Lynton, Warner Bros başkanı Barry Meyer, CBS Corp CEO’su Leslie Moonves büyük amcası İsrail’in eski başbakanlarından ve NBC Universal’ın CEO’su Jeff Zucker’le beraber Hollywood’u yöneten Yahudi patronlar. Bu durum elbette kimseyi korkutmuyor çünkü Yahudi asıllı iş adamları sâdece sinema sektöründe değil futbol ve basketbol gibi popüler spor dallarında da söz sâhibi…

İngiltere Premier Ligi’nde Yabancıların Satın Aldıkları Kulüp Sayısı 10

Ligin şampiyonluk adaylarından Manchester United, Aston Villa ve Liverpool’u Amerikan, Chelsea ve Portsmouth’u Rus, Birmingham’ı Çin, Manchester City’i Tayland, Fulham’ı Mısır, West Ham’ı ise İzlandalı yabancı iş adamları satın aldı. Bu iş adamlarından Manchester United’ın sâhibi Glazer kardeşler, Tottenham’un sâhibi Daniel Levy, Chelsea’nin sâhibi Abramovich, Aston Villa’nin sâhibi Randy Lerner, Liverpool’un sâhibi ortaklar Hicks ve Gillette ile Arsenal’in yüzde 12.2’lik hissesini elinde bulunduran ABG’li milyarder Stan Kroenke’nin Yahudi asıllı oldukları net bir şekilde biliniyor.

Koenke, Arsenal hisselerinin tamamını kontrolü altına almak istediğini açıklasa da karşısında çok ciddi bir Yahudi asıllı rakibi var, Formula 1’in patronu Bernie Ecclestone da Arsenal’i satın almak istiyor.

Yahudi Asıllı Kulüp Patronları

Chelsea / Roman Abramovich

Rus Yahudi’si olan Abramovich, zenginler listesinde İngiltere’nin en zengin adamı olduğu kabûl görüyor. Yaklaşık 23.5 milyar Dolar servetin sâhibi olduğu bilinmekte. Forbes tarafından 2007 Dünya’nın en zengin 16.’sı ve Rusya’nın 1. zengini konumunda. Aynı zamanda Chelsea ve CSKA Moskova kulüplerinin sâhibi olmasıyla beraber açtığı futbol akademileri sâyesinde Rus Millî Takımı’nın kalkınmasına büyük emek ve para harcadı. Diğer yandan Hollanda’nın en büyük kulüplerinden ve önemli altyapılarından birine sahip olan PSV Eindhoven’ı, sağladığı maddî destek sâyesinde Chelsea’nin pilot takımı konumuna soktu.

Daha önce de İsrail kulübü Hapoel Tel Aviv’i tıpkı Chelsea gibi satın almak istemişti fakat kulübün ilkeleri ve duruşu bu satış gerçekleşmedi. Fakat yine de Abramovich yakın dostu Lev Avnerovich’i devreye sokarak bu kulübün %75 hissesini satın aldı. Hapeol şimdi Chelsea için genç yeteneklerini hazırlıyor. Son hediyesi 18 yaşındaki İsrail’li golcü Ben Sahar oldu. Bir Yahudi şirketi olan Amerika devi AEG şirketi ile sportif anlaşma yaptı. Bu şirket Amerika’da LA Galaxy, Chicago Fire, DC United ve Houston 1836 kulüplerinin aynı zamanda sâhibi, dolayısıyla yapılan anlaşma gereği her yıl Chelsea Amerika’ya kampa gidiyor ve bu kulüplerle dostluk maçı yapıyor. Bu maçlardan maddî anlamda büyük bir pasta elde ediliyor. Bununla beraber kulüpler arasında, sağlık ve personel yâni futbolcu alışverişleri işbirliği sağlanıyor.

Livepool / Tom Hicks – George Gillett Ortaklar

18 şampiyonlukla rekoru elinde bulunduran Liverpool, Ada’nın en popüler takımı. Liverpool, Tayland’ın eski Başbakanı Shinawata dâhil olmak üzere toplam 5 kez satın alınmak için kapısı çalındı. Özelikle 2005’te yaşadığı Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, tâliplerinin artmasında en önemli etken. Amerika’nın zengin işadamlarından Thomas Hicks ve George Gillett’in 479 milyon Pound’a aldıkları İngiliz ekibinde yeni patronların amaçları eski başarıları tekrarlamak.

Paranın 215 milyon Pound’u yeni yapılacak olan 61 bin kişilik Stanley Park Stadyumu’na, 44.8’i milyon Pound’u borçlara harcanacak. 220 milyon Pound ise hissedarlara verilecek.

George Gillett Liverpool’a ortak olmasıyla beraber Amerikan buz hokeyi takımı Montreal Canadiens’ın da sâhibi olmasıyla biliniyor. NASCAR otomobil yarışları ve Gillett Motor Sportları yarışlarını düzenleyen de kendisi… Diğer ortak Hicks ise Bush âilesine yakınlığı ile tanınıyor. Daha çok spor medyasına hâkimler ve Hicks Holdings LLC, Hicks Sports Group, beyzbol kulübü Texas Rangers, hokey kulübü Dallas Stars’ın sâhibi olmasıyla beraber geleneksel Mesquite Rodeo turnuvasını düzenliyorlar.

Manchester United / Baba Malcolm Glazer ve Oğulları

Manchester United’ın yüzde 28.1′lik hissesinin sâhibi olan ABG’li ünlü işadamı Malcolm Glazer, hisselerin yüzde 75’inden fazlasını da satın alarak kulübü tamamen ele geçirmişti. Bu operasyon için 1.5 milyar dolar harcayan Glazer böylelikle İngiltere’nin en görkemli kulüp alışverişini gerçekleştirdi. Yönetimde başkan olarak görev yapan Roy Gardner ve üyelerden Ian Much ile Jim O’Neill’in istifalarıyla boşalan koltuğa oğulları Joel, Bryan ve Avram Glazer’i oturttu. Amerikan futbolu takımlarından Tampa Bay Buccaneers’in de sâhibi olan Glazer’ın 2 oğlu Joel ve Bryan Glazer, bu kulüpte başkan yardımcılığı yaparken, diğer oğlu Avram Glazer, âile şirketlerinin yönetimini yürütüyordu. Manchester’ı alma aşamasında birçok tepkiyle de karşılaştı. Anti-Glazer’cı gruplar oluştu ve bâzı taraftarlar FC United adında alternatif bir takım kurmalarının yanı sıra, bir maça “Manchester’ı para için sevmiyoruz” yazılı pankartla çıktılar. Litvanyalı ve 7 çocuklu Yahudi bir âilenin Amerika’ya göç etmesinden sonra dünyaya gelen 79 yaşındaki işadamı baba Malcolm Glazer’in 5 oğlu ve 1 kızı bulunuyor. 2.3 milyar Dolarlık servetiyle Glazer Âilesi Amerika’nın en zengin 200 âilesinin arasında yer alıyor. Kulübün eski sâhibi ve medya imparatoru olan Rupert Murdoch da tıpkı yeni sâhibi Glazer gibi Yahudi asıllıydı.

Aston Villa / Randy Lerner

İngiltere’nin köklü kulüplerinden Aston Villa’nın Doug Ellis’ın başkanlığında ligi 16. bitirmesi taraftarları çileden çıkarttı. Bu kötü sonuçtan ötürü 45 yaşındaki Randy Lerner kendi kararlarını uygulamak için 62.6 milyon Pound’a Aston Villa’nın yüzde 90’nın sâhibi oldu. Taraftarların birçoğu başarısızlık yüzünden bu olaya fazla tepki göstermezken, sevinenler bile oldu. Lerner, hedeflerini açıklarken en çok 10 yıl içerisinde başarılı bir takım yaratıp kupalar kazanmak istediğinin altını çizerken, en sevmediği şeyin maçı yönetici localarında izlemek olduğunu açıkladı. Onun bu yaklaşımını kendilerine yakın gören taraftarlar tıpkı kendileri gibi kazanmayı isteyen ve taraftar gibi düşünen Lerner’ı oldukça sevdi. Aston Villa ile beraber Amerikan futbol takımı Cleveland Browns’ın da sâhibi olan Larner’ın kişisel serveti 1.5 milyar dolar civarında yer alıyor.

Portsmouth / Baba – oğul Gaydamak’lar

Tıpkı Abramovich gibi Rus Yahudi’si olan milyarder Arcadi Gaydamak’ın oğlu Alexandre Gaydamak, Portsmouth kulübünü 2006 yılında kulübün tüm hisseleri için 62 milyon Sterlin ödeyerek satın aldı ve İngiliz futbolunda kulüp sâhibi olan ikinci Rus oldu. Baba Arcadi de tıpkı oğlu gibi bir futbol tutkunu olmasına rağmen büyük oynamıyor ve İsrail’de sâhip olduğu Beitar Jerusalem takımıyla yetiniyor. İsrail ve Rusya’da medya sektöründe çok ciddi bir konumda yer alan Gaydamak’lar, politikanın yanı sıra İsrail ve Yahudilik adına büyük yaptıkları ciddi çalışmalarla büyük saygı görüyorlar.

Tottenham / Daniel Levy

Tottenham’ın İngiliz Yahudi’si patronu Levy zor günler geçiriyor. Amerika’da küresel kriz nedeniyle arka arkaya batan yatırım bankalarının mağdurlarından biri olmasıyla beraber, sezonun ilk yarısı tamamlanan Premier Lig’de Tottenham’a transfer için 105 milyon Euro harcadı. Sonuç olarak şampiyonluk beklenen takım bugün 16. sırada yer alıyor. ABG’nin en büyük bankalarından biri olan Bear Stearns’in batmasıyla beraber tam 400 milyon Sterlin’i uçan Levy, şimdi kendini kurtarmak için Tottenham’ı satmak zorunda…

Ve diğerleri…

Dünyaca ünlü para spekülatörü Macar asıllı Amerikalı Yahudi işadamı George Soros, Serie A takımlarından AS Roma’yı almak için bir dönem girişimde bulunmuş ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçmişti…

Bazı NBA takımları da Yahudi işadamlarının bünyesinde yer alıyor. Miami Heat’ın Micky Arison, Cleveland Cavaliers’in Dan Gilbert, Philadelphia Warriors’ın Chris Cohan, Milwaukee Bucks’ın Senatör Herb Kohl, Chicago Bulls’un Jerry Reinsdorf ve Seattle Supersonics’in sâhibi Howard Schultz NBA içindeki takımların patronları konumundalar.

Yahudi Futbolcular

Yahudilik’ten gelenler sadece patron koltuğunda değil futbol sahalarında da boy gösteriyor. Bâzı isimler inançlarını gizlerken bâzı isimlerde dinlerini rahatça yaşıyor. Yahudi olduklarını rahatça dile getiren en dikkat çekici isimlerin başında futbol sahalarının moda ikonu süper yıldız David Beckham.

Beckham, annesi Sandra ve dedesi Joseph West tarafından Yahudi dinine mensuptur. Bununla beraber İngiltere’de Yahudiler’in en çok yaşadığı yer olan Essex bölgesinde doğdu. Eşi Victoria’nın da aynı dine mensup olmasından dolayı boynunun arka kısmında İbranice “I am my beloved’s, and my beloved is mine” yazılı bir dövmesi var. Aynı dövme Beckham’ın da sol kolunda bulunuyor.

Bir başka Yahudi yıldız da İtalyan Gennaro Gattuso. Milan orta sahasının dinamosu ve kaptanı olan Gattuso’nun doğum yeri olan Kalabriya bölgesinde birçok göçmen Yahudi yaşıyor. Gattuso’nun annesinin âilesi 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altından kaçıp İtalya’ya göç eden Yahudiler’den. Gattuso kendisi ile aynı dinin mensubu olan Beckham’ın gelişine sevinmek yerine önceleri biraz bozulurken, “bana göre garip bir transfer. Eğer bütün sezon takımda kalacak olsa mantıklı ve iyi bir transfer olabilirdi. Fakat 2 ay oynasın diye bir futbolcu getirmek bana göre çok garip” diyerek Beckham transferini sorguladı.

Fakat Beckham geldikten ve tıpkı kendisi gibi Yahudi olduğunu öğrendikten sonra Beckham’ın profesyonelliğinden ve iş etiğinden oldukça etkilendiğini söyledi; “beni pozitif yönde oldukça şaşırttı. O hârika bir profesyonel. Antrenmanlara iki üç saat önceden geliyor. O Kaka değil ancak hârika bir oyuncu. Şu an benim mevkiimde oynuyor, çünkü ben sakatım yoksa biz tamamen farklı tarzlarda oyuncularız. Muhtemelen benim yarattığımdan daha fazla pozisyon yaratacaktır ancak ben daha fazla top kazanıyorum” dedi.

Hollanda futbolu denince akla gelen ilk kulüp Ajax’tır. Hollanda’da ki rakip kulüp taraftarlarına göre Ajax bir Yahudi kulübüdür. Büyük kısmı Hollanda’da da geçen 2. Dünya Savaşı’nda sayıları çok olan Yahudiler’in Ajax’ın stadına giden bölgede yer alan pazarları en büyük sebep oldu. Ajax deplasmanına gelen rakip taraftarlar, Ajax’lılara; “Jooden joooden” (Yahudiler, Yahudiler) diye bağırırdı. Ancak Ajax taraftarları bunu bir övgüye çevirip sâhiplendiler ve tribünlerine İsrail bayrağının üzerinde de yer alan “Davut Peygamber yıldızı’” içeren bayrakları taşıdılar. Kısacası Ajaxlılar onlara Yahudiler diye seslenilmesinden oldukça memnun. Hâttâ Yahudiliği iyice sâhiplendiler ve İsrail kulübü Maccabi Tel Aviv’in taraftarları ile de dost oldular. Diğer sebep ise Ajax’ın geçmişten bugüne birçok Yahudi yönetici, tribün grubu ve futbolcu barındırmasıdır. Kulübe 1989-2002 yıllarında başkanlık yapan Michael van Praag, şu an da başkanlık yapan Uri Coronel ve tribün grubu Vak 410’un lideri olan Capo da birer Yahudi. Üstelik maçlarda sıkça Maccabi Tel Aviv forması ile boy gösteriyor.

Yahudi dinine mensup bâzı yıldızlar

Walter Samuel – İnter
Wesley Sneijder – Real Madrid (Eski Ajax’lı)
Juan Pablo Sorin – Cruzeiro
Andrei Voronin – Hertha Berlin
David Jemmali – Bordeaux
Edgar Davids – Ajax
Darío Cvitanich – Ajax
Tomas Galasek – Borussia Mönchengladbach
Cedric Carrasso – Toulouse
Markus Rosenberg – Werder Bremen (Eski Ajax’lı)
David Rozehnal – Lazio
Daniel De Ridder – Wigan Athletic (Eski Ajax’lı)
Lothar Matthaus (Teknik Direktör) – Maccabi Netanya
Johann Cruyff (Efsanevî Hollandalı Futbol adamı)
Jose Pekerman – Arjantin Millî takımı eski teknik direktörü

Onomastik nedir?

Dinî inançlarını gizleyen futbolcuların hangi dine mensup oldukları merak konusu oluyor. Özel adlar ve özellikle kişi adları bilimi, özellikle kişi adları üzerinde duran ve onları köken bilgisi, tarihsel gelişme, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen bilim dalı olan Onomastik’ten yardım alınıyor. Onomastik, dilbiliminin özel isimleri inceleyen bir dalı… Onomastikçiler arasında, lisanın tüm kelimelerinin özel isimlerden türediğini iddia edenler dahi var. Yunanca onomastikos’tan geliyor (onoma = ad) ve adla (isimle) ilgili demek, adların menşei ve anlamları ile uğraşan dilbilim dalı. İngilizce’deki “name” takısı “Onoma” kelimesinden geliyor.

Onomastik bâzı yıldız futbolcuların inançları konusunda da ipuçları verebiliyor.

Onomastik bilim dalına göre Yahudi kökenli futbolcular

Lukas Podolski

Polonya asıllı Alman yıldız Lukas Podolski de Polonya’da tanınan Yahudi futbolculardan. Podolski veya Podolsky yâni Ukrayna’nın Podolia kenti geçmişte Rus Yahudileri’nin yaşadığı bir yer. Podolski, Podolyalı manasına geliyor ki Lukas Podolski’nin kökleri buralara kadar dayanıyor. Rus Yahudilerinden olan Podolski’nin annesi eski bir voleybol oyuncusu, babası Waldemar Podolski ise eski Almanya’lı eski bir futbolcu.

Arjen Robben

1933’te Almanya’da Nazi rüzgârları esmeye başladığında, Hollandalı Arjen Robben’in babasının âilesi Almanya’da yaşayan sâkin Yahudi âilelerinden biriydi. Ancak Nazi baskısı yüzünden Hollanda’ya göç etmek zorunda kaldılar. Arjen Robben’in babası Hans Robben aslen Hollanda doğumlu bir Alman vatandaşı. Robben’in annesi Marjo, Hans Robben ile olan evliliğinden oğulları Arjen ve kızları Vivian doğdu. Eski bir futbolcu olan baba Hans Robben oğlu Arjen’in futbolcu olmasındaki en büyük destekçisi olurken, yıllardır onun menajerliğini de üstlenmiş durumda. Doğduğu şehrin takımı Groningen’de futbola başlayan yetenekli Robben’e, PSV’ye transfer olduktan sonra Chelsea ve Bayern Münih’ten teklif geldi. Ancak babası Hans Robben şiddetle Bayern Münih’e transfer olmasını istiyordu.

Hâttâ bir defasında Hollanda basınına “Arjen Chelsea’ye asla gitmeyecek, benim cesedim çiğnenmeden bu transfer olmayacak” şeklinde iddialı bir demeç verdi. Ancak bu transfer için devreye bizzat Roman Abramovich girdi ve kendisi gibi Yahudi olan babası Hans Robben’i ettiği büyük lâfa rağmen ikna etti. Sonuç olarak Arjen Robben 18 Milyon Euro’ya Chelsea’ye geçti. Fakat yine de baba Hans Robben oğlunu Almanya’ya transfer etmekten vazgeçmiş değil.

Robben’in, Chelsea’de geçirdiği ağır sakatlıklar yüzünden fazla forma giyememiş olması Chelsea’den ayrılması ihtimâlini kuvvetlendirmişti. Bayern daha önce Chelsea’ye kaptırdığı yıldızı tekrar gündemine aldı. Baba Robben de Almanya’da yayın yapan Kicker Dergisi’ne yaptığı açıklamada, “Robben’in Münih’e gelmesi ihtimâl dâhilindedir demişti. Ancak Robben’in sık sık sakatlanmasından çekinen Bayern Münih Fransız Ribery’yi transfer etmeyi seçti ve Robben’i Schuster’in isteği üzerine Real Madrid transfer etti.

Hans ve Robben isimleri Alman tabanlı isimler. Asur kralı Büyük Şarrukin, ordusuyla güneye yürüyüp Suriye’den geçti ve İsrail Krallığı’na saldırdı. Başkent Samiriye’yi yerle bir etti, milletin liderlerini âileleriyle birlikte çiftçiler, zanaatkârlar ve tüccarlar olarak yeni bir hayata başlamaları için Suriye’nin kuzeyine sürgüne gönderdi. İsrail milleti o zaman 10 kabileden oluşuyordu ve sürgünler bu nüfusun yalnızca bir azınlığını oluşturmakla birlikte, popüler folklora İsrail’in Kayıp On Kabilesi olarak geçtiler. Bu “Kayıp On Kabile” Tevrat’ta ve bu kabilelerden birinin adı “Reuben” (Reuven) olarak yer alırken aynı zamanda İbranice bir erkek ismidir. Robben, Robyn, Robin, Robbin, Roban ve Robbyn gibi isimler bu kabilenin isminden türediği için Arjen Robben’in ciddi şekilde Yahudi kökenli olduğunu işaret eder.

Diğer yandan, Robben’in doğduğu Groningen’de çok sayıda Yahudi aile yaşamaktadır.

Michael Ballack

İsrailoğulları’nın kutsal kitap Tevrat’ta adı geçen ilk kralı olan Saul’ın kızı olan MIYKAL’den (מִיכַל) türemiş olan Michael ismi, İbranice bir isim olmasıyla anlamı “Tanrı gibi kimse” mânâsına geliyor. Bu isim günümüzde birçok Yahudi tarafından kullanılıyor. Ballack ise yine kutsal kitap Tevrat’ta geçen Yahudi Kralı Balak’tan türeyen bir soy isim, zâten Almanlar’ın yıllardır millî takım maçlarında ki tezahüratlarında “Der König ist Ballack” yâni “King Ballack” demesinin esas sebebi de buna dayanıyor. Ballack’ın eşi Simone Lambe de Yahudi kökenli bir kadın…

Fernando José da Silva Freitas Meira

Galatasaray’ın bu sezonki en önemli transferlerinden biri de Meira.

Meira isminin Portekizce’de hiçbir anlamı yok. Sâdece İbrani isimler arasında yer alıyor, “Işık” mânâsına geliyor ve kadın ismi olarak kullanılıyor. Jose ismi ise İbranice bir isim olan Yoseph’ten türüyor. Fernando Meira’nın âilesindeki isimlerde İbrani isimlerinden türeyen isimler. Eşi Daniela İbranice Daniyel’den, kızı Mafalda’nın ismi ise Magdala’dan dönme bir isim; yâni Tevrat’ta bahsi geçen, İsrail sınırları içindeki bu şehrin günümüzdeki adıyla Migdal.

Lionel (Aslan) Andres (Savaşçı) Messi (Mesih)

Arjantin medyasının hangi dine inandığı şeklindeki bir soruya “benim dinî inancım futbol” şeklinde cevap veren Messi de Onomastik’e takılan yıldız futbolculardan. Kutsal kitaplar Tevrat ve İncil’de Hz. Davut soyundan kurtarıcı bir Mesih’in geleceği bildirilmektedir.

Musevi metinlerinde yeniden dünyaya inerek Yahudi milletinin kralı ve kurtarıcısı olacağı müjdelenen Mesih, İbranice’de Messiah şeklinde yer alır. Messi soyadının da Messiah’tan (mashiyach) kısaltılarak kullanıldığı net olarak düşünülür. Birçok Messi hayranı da ona “El MESSIah” veya “El Messias” yâni Mesih diyor. Messi’nin diğer ismi Lionel de İbranice’deki Lion’dan türeyen bir isim, diğer ismi olan Andres ise İspanyolca bir isim.

Andriy Shevchenko

Shevchenko hem Milan’a ilk geldiği dönemde hem de Chelsea’ye transfer olduğunda hep 7 numaralı formayı tercih etmiştir. Dinamo Kiev günlerinde 10 numaralı formayı giyerken taraftarlar ona “Sheva” lâkabını takmıştı. Sheva, Shevchenko’nun kısalması gibi görünse de, İbranice’de “yedi–7” mânâsına gelir ve “Sheba’dan” türeyen bir kadın ismidir.

***

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım.

Neden, nasıl ve niçin öyle oldukları ayrı bir araştırma konusu ama nüfusu en düşük ama nüfuzu ve gücü en büyük millet Yahudiler’dir. En azından şu dünya konjonktüründe, Yahudiler’i karşınıza alarak hiçbir konuda muvaffak olamazsınız.

Dünyanın medya, finans, moda, mücevherat ve spor köşe taşlarının mutlak hâkimidirler; ABG ve AB onlardan sorulur. Çoğu kişiye göre muharref olan Tevrat’ta da kendilerine ayrıcalılık ve üstünlük tanınmıştır, topraklar vaat edilmiştir. 2000 sene önceki travmalarını Henoteizmleri sâyesinde koruyup dünyanın dört bir yanına yayılmış ve Hitler sapkını vesilesiyle ikinci büyük travmalarını yaşantılamışlar, iyice tesanüt içine girmişlerdir.

Devletlû’nun tamamen kontrol dışına çıkan asabiyeti ve fevrîliği yüzünden önce İsrail’e postalar koyup toplantıyı terk etmesi, sonra da “ben Yahudiler’i çok severim, protestom moderatöre karşıydı” gibi davranışları, her ne kadar İsrail Başbakan’ı Peres’in telefonla özür dilemesiyle nihayet bulduysa da, klâsik politik tuzaklardır. Davranış örüntüsünü çok iyi bildikleri için provoke ederek, kenar mahâlle kabadayılığıyla olaylara çözüm bulmama üstâdı Başbakanımız’ı, Karagöz gibi oynatıyorlar. O kendisini kahraman gibi hissediyor ve kükrüyor, bunu yaparken arkasına İslâm Âlemi’ni aldığını sanıyor. Bütün bunlar alenî tezgâh ve Devletlûmuz içine cup diye atlıyor.

Hâlbuki Yahudiler’i mazlum durumuna düşürerek onlara arayıp da bulamayacakları sempatiyi kazandırıyor ve Türkiye’de ise tam aksine anti-Semitizme bal gibi vasat hazırlıyor. Onun anlayacağı kültür seviyesinden bir hatırlatma yapalım: İmam osurursa cemaât sıçar (Türk atasözü). İtibar kaybediyor ve Batılı dostlarımızın(!) olabilecek asgarî sempatisini de yerin dibine batırmakta. Kendi batsa dert değil ama memleketi batırıyor! Yel değirmenlerine saldırıyor. Bu arada, Türkiye’nin varını yoğunu o dostlara ve Araplar’a sattığını, İsrail’e pek çok yönden bağlı ve bağımlı olduğunu filân unutuyor. Bir yandan da İran’ın ekmeğine bal sürüyor, muhtemel bir liderliğin koltuğunu oradan kalkarken boşaltıyor! Türkiye’deki “kahrolsun” diye yürüyenlere ise eminim ki pek şirin geliyordur…

Siyonizm’le mücadele edeceksen soğukkanlı olacaksın, güçler dengesini iyi tartıp hesaplayarak, hamleni ona göre yapacaksın. Arı fili soksa ne olur ki? Akıllı arı olup çok organize bir şekilde diğer arıları da yanına çekip filolar kurup, olabildiğince sıcak temâsa girmeden mücadele edeceksin…

Devletlû, ama devlet adamı değil!

   Ah Gâzi ah

      seni nasıl özlemeyiz

         bunların yaptıkları memleketi

            hâricî ve dâhilî âlemde yapayalnızlığa sürüklüyor!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 29 Ocak 2009 Perşembe

Yorum Yapın

Mesajınız