Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1084 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

MECZUBÎLER DE SOYLARININ KIRILDIĞINI İDDİA ETTİLER

Irak’taki Yezidîler, ABG Başkanı Barack Obama’ya mektup yollayarak, Türkiye’ye Yezidî soykırımı baskısı yapılmasını istediler. Irak’ın kuzeyindeki Yezidîler’in siyasî ve rûhanî liderleri, mektupta, Osmanlılar döneminde 1 milyon Yezidi’nin kâtledildiğini iddia ettiler.

Irak’ın kuzeyindeki Musul kenti yakınlarındaki Şengal kasabasına bağlı Yezidîler’in kutsal merkezi olan Laleş’de dün bir araya gelen Yezidîler’in siyasî ve rûhanî liderleri, ABG Başkanı Obama’ya gönderilmek üzere bir mektup yazdılar. Grup, mektupta, 1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nun, Ermeniler’e destek verdikleri gerekçesiyle yaklaşık 1 milyon Yezidî’nin öldürüldüğünü iddia ederek, Obama’dan Türkiye’ye Yezidî katliamını “soykırım” olarak tanıması için baskı yapmasını talep ettiler. İnananlarının çoğu Kürt olan Yezidîler bugün, Irak, Suriye, Türkiye, İran, Gürcistan ve Ermenistan’da yaşıyor. Bugünkü toplam nüfuslarının yaklaşık 1 milyon olduğu sanılıyor.

Yezidîlik, tektanrılı bir din, 12. yüzyılın ortalarında ortaya çıktığı sanılıyor. Yezidî adını Hakkârili Şeyh Adi verdi. O zamana kadar Şemsîler (Güneşe Tapanlar), Zerdüştler olarak anılıyordu. Yezidîlik ve Zerdüştlük’te, zaman ve mekânla sınırlı olmayan tek tanrıya, kötülük ve iyilik prensibinin varlığına ve evrenin oluşmasında 7 meleğin rol oynadığına inanılıyor. Bu meleklerin başında Melek-i Tavus geliyor. Hiçbir şey yokken Melek-i Tavus vardı. Ve o, evrenin oluşması için gerekli dört maddeyi yarattı: Ateş (Güneş), hava, toprak, su.

Batman Beşiri’de yaşayan İbrahim Bulut bu iddialara çok kızdı şunları söyledi: “Türkiye’deki Yezidîler, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı Türk vatandaşlarıdır. Yezidîler’in bir dönem çok sıkıntı yaşadıkları doğrudur. Ne yazık ki, Türkiye’de mal mülk sâhibi Yezidîler kalmış, ekonomik zorluklar içinde olanlara yardım eli uzatılmamıştır. Bu nedenle çok sayıda Yezidî Avrupa ülkelerine göç etmişlerdir. Kuzey Irak’taki Yezidîler’in ortaya attığı soykırım iddiası, deli saçması bir şeydir. Biz böyle bir görüşe katılmıyoruz. Kuzey Iraklı bâzı Yezidî liderleri başka türlü hesap içinde olabilirler. Özellikle son dönemde baskı gördüğümüzü söylersek, doğruyu ifâde etmiş olmayız. Biz hiç bir zaman İsrail’in Filistinliler’e yaptıklarını Türkiye’de görmedik. Türkiye’nin Yezidîler’e soykırım yaptığını söylemek, yalandan öte bir şey değildir.”

Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Bülent Özdemir, dört yıldır Türk Tarih Kurumu Süryani Masası’nda çalışıyor. “Süryaniler’in Dünü ve Bugünü, Birinci Dünya Savaşı’nda Yezidîler” isimli kitabı geçtiğimiz yıl yayımlanan Doç. Bülent Özdemir, 1914 rakamlarına göre, toplam Süryani nüfusunun bile 400 bin civarında olduğunu kaydederek, Osmanlı topraklarında Yezidîler’in hiçbir zaman 100 bin rakamına ulaşmadığını söyledi. Doç. Bülent Özdemir, Yezidîler’in en yoğun olarak yaşadığı Kuzey Irak’ta 50-60 bin civarında nüfusa sâhip olduğunu muhtelif kaynaklarda gördüğünü vurguladı.

Bu konuda çok geniş araştırmaları olan Zırvazistan Üniversitesi’nden Ordinaryüs Profesör Mehmed Keremî ise çok sert tepki vererek “bunların hepsi kafayı yemiş” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Osmanlılar ve Türkiye tarihte Amerikan Kızılderilileri’nin ve Afrikalı kölelerin ve Meczubîler’in dışında kimsenin soyunu kırmamıştır. Nitekim ünlü şarkiyatçı Ryhea Muhtarus’un ünlü eseri olan ‘The Rise and Size of the Meczubîs” isimli [bkz. Doğan Yayınları, 1453] kitabında da bu husus bâhusus ve hususiyetle anlatılmıştır. Bir ara Eskimolar’ın soyunu kırmaya niyetlenen Osmanlı’ya da zamanın ünlü Türkoloğu Sir Carlos Marxos mâni olmuştur”.

Bu arada Kuzey Kürdistan’ın Adana kentinde Hizbullahçı ve PKK’cı Yezidîler birbirlerine girdiler ve onlar da ABG Başkanı Barack Obama’ya mektup yollayarak yekdiğerinin soyunun kırıldığını ama kıyanın kim olduğuna henüz karar veremediklerini bildirdiler.

Bu arada, ABG Başkanı Barack Obama’nın ünlü NLP’ci ve Shui Bui Uzmanı Sir Karl Popper tarafından psikanalize tâbi tutulduğu, kendininki de dâhil, kimin soyunu kimin kırdığı hususunda düştüğü bunalımdan dolayı abuklama sabuklama sayrılığına dûçar olduğu da bildirildi. Bilhassa da sürekli olarak tekrarladığı şu sözlerin anlamının diyanetikçiler tarafından da sırrın sırrının en sırrı olarak tetkik edildiği Beyaz Saray Sözcüsü TS (53) tarafından açıklandı: “umbara abdala habda kim, umbara abdala habda kim, umbara abdala habda kim…”

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 03 Şubat 2009 Salı

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word