AKP, Vaat Edilmiş Toprakları İsrail’e Devretmeye Başlıyor!
Bu mesaj şimdi e-postama düştü. “Konu çok önemli, okuyun ve herkesin okumasını sağlayın” deniyordu.
Okudum ve ciddi buldum, mekâna koyuyorum.
Saygılar…
***
Anlatacağım hikâye, masal veya ütopya değil, yürürlükte olan bir projedir. Bizi uyaran da dün sabah telefonda konuştuğum sevgili Vural Savaş’tır.
Hâdise şudur:
Türkiye 1950’lerde sınırda kaçakçılığı önlemek için Güneydoğu hudut boyuna mayın döşedi. 780 kilometre uzunluğu ve 300 ile 1000 metre genişliğinde olan bir alanda, toplam 508 bin dekarlık bir alan mayınlanıyor.
Aradan geçen süre içinde bu mayınlamaya ihtiyaç kalmıyor ve 1992’de hükûmet bir karar alarak bunların temizlenmesi görevini Genelkurmay Başkanlığı’na veriyor. Genelkurmay’a verilen bu iş bâzı bürokratik engeller sebebi ile aksıyor ve ardından iş icra safhasına gelmişken, AKP iktidar oluyor.
Tayyip Erdoğan önce frene basıyor (van münüt!) ve ardından 2005’te çıkardığı şu kararname ile milletin karşısına şöyle çıkıyor:
Bu arazileri özel sektöre temizletip tarıma açacağız. Kim temizlerse araziyi o kullanacak. İhâleyi de Mâliye Bakanlığımız yürütecek (babalara gelesice. Onun için özel dualarım var benim. 3 damarı tıkalıymış ya… İşte o tıkalı damarların sayılarla ilgili dualar).
Teklif, perde gerisi bağlamında dehşet! Zira mayınlı araziyi sen, ben, o, yâni Türkiye’de herhangi birinin temizleyebilmesi, eşyanın tabiatı gereği mümkün değil. Türkiye’de bunu yapabilecek tek kurum Genelkurmay ki, AKP onu devre dışına çıkarıyor ve güya mâsumca bir kılıf ile bu şekilde araziyi birilerine peşkeş çekmek istiyor!
Devam edelim:
AKP’nin bu emrivâkisine Türk Yargısı, yâni Danıştay, 16 Nisan 2007 gün ve 2007–3295 sayılı karar ile “dur” diyor; yâni hükûmet kararnamesinin yürürlüğünü, devlet ihâle yasası ile kamu yararına gerekçeleri ile durduruyor.
Bağımsız ve millî yargımız sayesinde derin bir “oh” çekerken, AKP pes etmiyor. Yeni bir kanun hazırlayarak Danıştay’ı etkisiz kılmak istiyor. İşte hazırlanan yasa tasarısındaki konuya âit hüküm:
—Mayından temizlenecek arazi tarımda kullanılmak üzere yükleniciye bırakılacaktır. Mayın Temizleme İhâlesi ile Danışmanlık Hizmetleri, Devlet İhâle Yasası ile Kamu İhâle Yasası’na tâbi olmaksızın, Mâliye Bakanlığı tarafından yürütülecektir.
Evet, tablo ayniyle budur sevgili okurlar!
AKP belli ki bu arazileri büyük bir pazarlığın karşılığı olarak birilerine vermeyi taahhüt etmiştir ki, bunun Türkler olamayacağı teknik yetersizlik anlamında kesindir. Pardon! Olayı ambalajlamak için belki şekli olarak bir Türk vitrinde olabilir; ama gerçek adres İsrailliler’e satış gibi görünüyor, hâttâ şüphe yok!
İsrail için o toprak niye mi önemli?
1) O bölgenin Vaat Edilmiş Topraklar olması.
2) Kuzey Irak’la Türkiye arasında tampon olması.
Evet, hâdisenin yorumunu size bırakıyoruz efendim. İŞİN sonuna gelindi!
Fransa, Yaşasın Kürdistan diyor!
Fransa, Erbil’de konsolosluk açmış. Açılış törenine Fransa Dışişleri Bakanı da katılmış. Törende ilginç enstantane Fransa Dışişleri Bakanı’nın “Yaşasın Kürdistan” diye bağırmasıydı.
Bu fotoğraf, başlayan Bağımsız Kürdistan’a gidiş sürecinin en önemli vesikasıdır.
Belli ki Fransa bile ABD’nin projesini görmüş ve hâttâ kabullenmiş ve de pozisyon almaktadır. Neden? Sarkozy Yahudi ve o da bizimkiler gibi hileyle seçildi… Sonuçlara bakınca çok net görünmüyor mu?
Vahim olan, Türkiye’nin bütün bunları seyretmesidir. Buna “seyir” denmez… BÖN BÖN BAKMASI denir!
Fransa Dışişleri Bakanı’nın açıklamasına rağmen, hiçbir hükûmet veya dışişleri yetkilisinin bu konu ile ilgili olarak herhangi bir tepki vermemesidir. Tepki “karşılar” için geçerlidir. Bizimkilerin hepsi karşının adamı olduğu için, onlarla yan yanadırlar. Bu tablo Kuzey Irak’ta artık işin sonuna gelindiğini gözler önüne sermektedir.
Sabahattin ÖNKİBAR
***
MKD
Ne dersiniz, paranoya mı bu?
Tam da göstermelik efelenmeler yapılırken!
Ve memleketimizin notasına motasına aldırış edilmezken…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 18 Şubat 2009 Çarşamba

