BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NİN HÂL-İ PÜR MELÂLİ
Bilgi, Koç, Sabancı gibi özel üniversitelerin ve birtakım dinî vakıfların üniversitelerinin ne vaziyette olduklarını cümle âlem biliyor da, bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin medâr-ı iftiharı olan Boğaziçi Üniversitesi’nin son hâlini işitince tüylerim diken diken oldu.
Bir kere, folklor ekipleri Kürtçe, Ermenice, Rumca… terennüm edip oynuyorlar ama Türkçe es geçiliyormuş. Sohbetlerde kanaât önderleri “siz Türkler aslında bir millet değilsiniz; %30’unuz Kürt, şu kadarınız Çerkez, bu kadarınız Abhaza, o kadarınız Gürcü, en fazla %15 Türk’sünüz, zâten o da sayılmaz” filân diyorlarmış.
Evlerde Öcalan öğretileri bellettiriliyormuş.
Eh, zâten YÖK de Kürt Dili ve Edebiyatı Bilimdalları için karar almadı mı?
Kürtler aralarında sürekli olarak Kürtçe konuşuyorlar ve etrafa da korku saçıyorlarmış çünkü ekserîsi filânca veya falanca aşiretin ileri gelenlerinin evlâdıymış.

Atatürkçülük nâmı altında ve onun adı sûiistimâl edilerek her türlü bölücü, ayrılıkçı hareket teşvik ediliyormuş.
“Kültür Etkinlikleri” diye Türklük hâriç, her kültürün bol bol anılması sağlanıyormuş.
Zâten İngilizce konuşulması alâmet-i fârikası buranın.
Kimden mi duydum?
Orada tahsil ederken, bütün bunlardan bunalan, Atatürk’ü ve misak-ı millîyi şimdiden özlemeye başlamış gencecik bir psikoloji talebesinden. Beni medya ve internetten keşfedip ilişki kurmuş.
Türkiye’nin genel hâl-i pür melâlinden hiç farkı yok değil mi?
Hey gidi hey…
Benim Selma’m ve İklil’im oradaki Klâsik Türk Musıkîsi korosunda tanışıp âşık olmuş ve evlenmişlerdi…
Ey vatan
Gözyaşların dinsin
Yetiştik çünkü biz…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 16 Mart 2009 Pazartesi

