Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1478 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

MÜTHİŞ BİR GİTARİST: XUEFEI YANG

Dün (18 Mart 2009) MKM’de (Mustafa Kemâl Merkezi) gencecik bir klâsik gitar virtüözünü dinledik Neslim’le, Xuefei Yang’ı. 10 yaşında ilk resital ve İspanya Büyükelçisi’nin bir gitar hediye etmesi, 14 yaşında Rodrigo’nun da huzurundaki Madrid konseri. 1995’te John Williams’ın kendisini dinledikten sonra, sâhip olduğu Greg Smallman gitarlarından ikisini Pekin Merkez Konservatuarı’na hediye etmesi… Yüzlerce konser, 2000 senesinde Londra’ya yerleşiş. Aynı sene Ivor Mariants Uluslararası Gitar Yarışması’nı kazanış, 2002’de Royal Academy of Music’ten en yüksek dereceyle mezuniyet, 2005’te aynı akademiye üyelik.

Kariyer kısaca bu.

***

Önce konserin sonundan başlayayım: Attilâ İlhan Sahnesi ismi verilen salon çok serin ve resitalin ikinci kısmına elbisesinin üzerine ek bir şeyler giymek mecburiyetinde kalmış, güzel bir resitali nihâyete erdirmiş güzel bir Çinli dâhi son parçasının akabinde selâm verirken ayağa kalkan bir güruh var! “Oh” diyorum, “herhâlde çılgınlar gibi alkışlayacaklar”. Ama o ne, bu pek süslü beyler ve hâtunlar daha kızcağız sahnedeyken pılıyı pırtıyı toplayıp çıkışa yöneliyorlar

Hatırlatayım, böyle konserlerde ön sıralar VIP’ler ve büyük şirketlerin PR’cıları tarafından hemencecik kapatılır ve davetiye olarak önemli kişilere dağıtılır. Bizim gibi ortalarda veya arkalarda ayağa kalkan yok, alkışlayıp “bis” bekliyoruz, protokoldekiler kapıya gidiyor. Türkiye’de ayakların nasıl baş olduğunun hazin bir numûnesi daha

Kızcağız gene de sahneyi teşrif ediyor ve ünlü Arjantin tangosu La Cumparcita’nın kendisi tarafından yapılmış transkripsiyonunu çalacağını duyuruyor. Ağabeylerim ve ablalarım ayakta kalıyor, bir kısmı öyle dikiliyor, bir kısmı konuşa konuşa bir yerlere oturuyorlar; cep telefonlarından konuşanları bile var. Geç virtüöz pek şirin eseri daha bitirir bitirmez aynı ayıp tekrarlanıyor! Belki de üç kere bis mümkünken, kalkıyoruz.

***

Gelelim konsere…

İki “Çince” eserle altüst oluyoruz. Biri 1958 doğumlu Huiran Wang’ın Yi Dance’ı, öbürü 1964 doğumlu Stephen Goss’un genç virtüöze ithâfen bestelediği The Chineese Garden’ın Türkiye prömiyeri, yâni ilk defa sahnelenişi. Otantik Çin Müziği, müzikten ziyâde tabiat sesleri ve mistik kokulu enstrümanlarla icra edilen atonal veya beş sesli bir şeydir. Batı klâsikleri içine nüfuz etmesi güç; nitekim iki parçada da melodiler aslında çok basit ama fonda sürekli olarak dissonan sesler ve bilhassa sağ eli alev aldıracak teknik güçlük insanı hop oturtup hop kaldırıyor! Hiçbir şey anlamakla beraber, en azından kulağa pek hoş gelen ve olağanüstü teknik ve ses kalitesiyle icra edilen bu eserleri cân-ı yürekten alkışlıyoruz.

Sonra, Isaac Albeniz’in Espana, sesis hojas de Albüm’ü ve Seville’sini kendi transkripsiyonlarından yorumluyor Xuefei Yang. Teknik mükemmel, eşiğe değil de deliğe yönelik sonoreler hârikulâde, apuoyandolar müthiş… Ama Katalan ve İspanyol müziğini daha ziyâde İtalyan tarzında yorumluyor ve tabii ki, pek olmuyor. Ön sıralardaki gürûhun bunların farkında olmadığından eminim ama bu güzel ve genç Çinli dâhinin İspanyol-Katalan ruhunu henüz yeterince keşfedemediği, yeni tâbiriyle “içselleştiremediği” belli oluyor.

İkinci yarıda Franz Joseph Haydn’ın iki minüetini büyük üstâd A. Segovia’nın transkripsiyonundan yorumluyor ve hazdan gözlerim doluyor. Aynı kaliteyi Enrique Granados’un Valses Poetricos’unda da görüyoruz. “E, neden Albeniz’i yorumlarken bu rubatoları, bu hafif ponticelloları, puan d’orgları kullanamadın güzel kızım” diye geçiyor içimden…

Akabinde Giulio Regondi’nin muhteşem Nocturne-Reverie Op. 19’ini tek kelimeyle gene muhteşem şekilde icra ediyor; zâten baştan da söylüyor “bu benim favori parçamdır” diye.

Nihâyette Klâsik Gitar’ın Chopin’i diye tanınan Francisco Tárrega’nın virtüözleri bunaltmak için bestelediğini düşündüğüm çok zor ama iyi icra edilirse de muhteşem olan Carnival of Venice’ini çalıyor ve koltuğa yapışıyorum; sâhip olduğum CD’lerdekiler de dâhil, işittiğim en güzel yorum.

Bütün konser boyunca sâdece üç cızırtı, onlar da çok belli belirsiz. Kaynayan tek nota yok. Her iki el de makine gibi, sanırım meşrebi icâbı çok romantik ve duygusal Xuefei Yang. Bu kızın on sene sonrasını tahayyül edemiyorum.

Daha durun, Cumartesi de Japon viyolonist Midori’nin konserine gideceğiz, onu da yazarım. O da çok güzel ve bir dâhi. Sâdece yorumu ele alabilirim çünkü keman tekniğine vâkıf değilim. Xuefei Yang’ınki ise neredeyse ilâhî düzgünlükte ve güzellikte. CD’lerini EMI’den bulabilirsiniz.

   Bekliyoruz, güruh önce çıkıyor.

      Benim kulaklarımda ise hâlâ Venedik Karnavalı çalıyor…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 19 Mart 2009 Perşembe

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word